87504 research outputs found
Sort by
Yazılarda şizofreni dili şiir ve yazıların analizi
YAZILARDA ŞİZOFRENİ DİLİ ŞİİR VE YAZILARIN ANALİZİ Problem: Şizofreni hastalığının ortaya çıkışı semptomlar ile belirginleşir ve dil kullanımında ortaya çıkar. Dil bozuklukları düşünce bozuklukları ile bağlantılıdır. Ama bu eksiklikler nasıl ortaya çıkmakta ve bu hatalar bir sisteme göre mi yapılmaktadır? Amaç: Bu hedefi şu soruları cevaplamaktır: Şizofrenide dil ve iletişim bozuklukları nelerdir? Bu hatalar belirli bir sisteme dayalı mıdır? Hataları tespit etmek üzere kesin ve tek bir yöntem var mıdır? Yöntem: Aşağıdaki tez psikoloji ve dil alanlarının birleşmesi ile ilgili yapılmış çalışmaların özetini göstermektedir ve şizofrenide dil analizi ile ilgili bilimsel bilgilerle belirtmektedir. Alman şizofreni hastalarının örnekleri ile bu dilin karakteristik hataları irdelenmektedir. Bu alanda Türkçe de yeterli çalışma bulunmadığı için, Türk şizofreni hastalarının dil kullanımında karakteristik hataları Kindt ve Schecker’e göre psikolinguistik alanından bir metod ile belgelenmektedir. Bulgular: Türk şizofreni hastlarında Kindt ve Schecker’e göre en sık görülen karakteristik dil hataları saptanmıştır. Ancak bu hatalar belirli bir sisteme göre yapılmamaktadır. Hatalar rastgele cümlelerde ortaya çıkmaktadır ve tespit edilip kategorize edilmektedirler. Hataların nasıl ortaya çıktığı ve nasıl engellenebildiği henüz saptanmamıştır. Öneriler: Bu yüksek lisans tezinde konuyu kısıtlamak amacı ile şizofreni hastalarını grublarına ayırarak çalışılmamıştır. Alt grublara göre bulgular edinmek adına şizofreni alt grublarına ayırarak karşılaştırmalı bir çalışmada aynı yöntem kullanılabilir. zofreni, Psikolinguistik, Türkçede Dil Bozuklukları, Dil Bozuklukları, Düşünce Bozuklukları, Dil Tanılama ALLGEMEINE INFORMATIONEZUSAMMENFASSUNG SCHIZOPHRENE SPRACHE IN SCHRIFTLICHKEIT Eine Analyse von Gedichten und Texten Problem: Das Hervortreten einer Schizophrenie wird durch Symptome geprägt, die in der Sprache auffällig sind. Diese Spracheigentümlichkeiten werden in Zusammenhang mit Denkstörungen erklärt. Wie äußern sich aber diese Defizite in der schizophrenen Sprache und gibt es ein bestimmtes System wonach diese Fehler gemacht werden? Ziel der Magisterarbeit: Diese Magisterarbeit hat das Ziel, folgende Fragen zu beantworten: „Wie sehen die sprachlichen und kommunikativen Fehlleistungen bei einer Schizophrenie aus? Werden diese Fehler nach einem bestimmten System gemacht? Gibt es eine konkrete Methode, die besagt, dass schizophrene Sprachfehlleistungen nach einer bestimmten Methode analysiert werden sollten? Methode: Die folgende Magisterarbeit zeigt zunächst eine geschichtliche Übersicht über das Zusammenfinden der Disziplinen Sprache und Psychologie und führt wissenschaftliche Erkenntnisse auf, wie die Sprache schizophren Erkrankter analysiert wird. Da es im Bereich des Türkischen keine ausreichenden Arbeiten existieren, wurde exemplarisch am Beispiel von Daten türkischer Patienten charakteristische Eigenschaften dieser Fehlleistungen nach einer psycholinguistischen Methode von Kindt und Schecker für das Türkische herausgearbeitet und erläutert. Befunde: In den Analysen der türkischen Beispieltexte, wurde festgestellt, dass die Fehler nicht regelmäßig in einem System vorkommen, sondern willkürlich in jedem Satz an einer anderen Stelle vorkommen können. Die sprachlichen und kommunikativen Fehlleistungen sind zu erkennen, zu beschreiben und zu benennen, doch gibt es keine Regeln, die angeben wie der Fehler auftritt oder vermieden wird. Außerdem gibt es keine konkrete Methode die besagt, dass schizophrene Spracheigentümlichkeiten nach einer bestimmten Methode analysiert werden sollten. Anregung: In den vorgestellten Beispielen über sprachliche und kommunikative Fehlleistungen bei Schizophrenie wurde ohne die Unterteilung der Schizophrenien in ihre Untergruppen analysiert. Auf eine ausführliche Analyse der Schizophrenietypen wurde im Rahmen dieser Magisterarbeit verzichtet. Eine erweiterte Studie könnte diese Lücke füllen, in der durch die Unterteilung der Schizophrenien in ihre Symptome, Gruppen miteinander verglichen werden könnten. Schlüsselwörter : Schizophrenie, Psycholinguistik, Sprachstörung im Türkischen, Denkstörung, Sprachdiagnostik, Schriftdiagnostik, sprachliche Fehlleistunge
Geç 16 ve erken 17. yy’da Osmanlı Devleti’ndeki Patronaj ilişkilerinin Gazanfer Ağa örneği üzerinden Venedik Belgelerine göre incelenmesi
Geç 16 ve erken 17. yy’da Osmanlı Devleti’ndeki Patronaj ilişkilerinin Gazanfer Ağa örneği üzerinden Venedik Belgelerine göre incelenmesi başlığını taşıyan bu çalışma, Osmanlı Devleti’nin bu süreçte yaşadığı sosyal ve politik değişimleri, hizip mücadelelerini ve patronaj ilişkilerini, Gazanfer Ağa’yı merkeze alarak açıklamaya çalışıyor. Hanedanın geç 16. yy’de değişen sosyal ve ekonomik şartlara göre kendisini yeniden konumlaması, merkezi hükümetin gücünün kırılıp, enderun ve haremin gücünün artmasıyla sonuçlandı. Bu durum eski ve yeni zümrelerin iktidar mücadelelerinin daha da keskinleşmesine sebep oldu. Başta vüzera ve ulema hizipleşerek Sultan’ın gözdeler aracılığı ile oluşturmaya çalıştığı ağları hedef aldılar. Enderunun temsilcisi olan Gazanfer Ağa ve haremin en önemli ismi olan Safiye Sultan, bu dönemde ortaya çıkan sipahi ayaklanmalarının da hedefi haline geldiler. Bu çalışmanın amacı 16. yy’nin sonlarına doğru değişen güç dengelerinin yarattığı hizipleşmelerin genel yapısını ve hami-mahmi ilişkilerini açıklamak. Çalışma başta Venedik Arşiv kaynakları olmak üzere birçok başka kaynağa dayanıyor ve hizipleşmelerin dayandığı temelleri, sosyo-politik gelişim ile beraber açıklamayı hedefliyor. Gazanfer Ağa, Safiye Sultan, Merkez, Patronaj, HiziThis study, which is titled The Observation of the Ottoman Patronage Networks in the Case of Gazanfer Agha, aims to shed light on the political and economic changes, faction struggles, and patronage relations in the late 16th and early 17th centuries, focusing on Gazanfer Agha’s networks, using Venetian archival sources. In the late 16th century, the Ottoman Empire attempted to adjust to social and economic changes, which resulted in the central government’s loss of power while the sultan’s court and the Imperial Harem emerged as the new centers of power. This new situation sharpened the faction struggles of the old and new power elites. Ulema and Vüzera separated into factions and targeted the networks that the sultan tried to establish through his favourites. Gazanfer Agha, who was the representative of the Imperial Court, and Safiye Sultan, who was the representative of the Imperial Harem, were targeted by cavalry soldiers who rebelled continuously against their domination in the court. The main target of this study is to explain the structure of the changing dynamics of the faction struggles and patronage relations in the late 16th century. Another goal of this study is to analyze the basis of the factionalism within the social and political changes at the end of the 16th century, benefiting from the hitherto unexamined Venetian documents and the Ottoman chronicles. the changing dynamics of the faction struggles and patronage relations in the late 16th century. Another goal of this study is to analyze the basis of the factionalism within the social and political changes at the end of the 16th century, benefiting from the hitherto unexamined Venetian documents and the Ottoman chronicles
XVII. YÜZYIL OSMANLI MERKEZ VE TAŞRASINDA FETVA KİTABU'S-SİYER ÖRNEĞİ
Fetva, ilk defa Osmanlı Devleti’nde bir müessese haline gelmiştir. Fetva müessesesinin en önemli ürünleri olan ve ortaya çıktığı çağın dini, hukuki, siyasi ve sosyal hayatına dair önemli malumatlar ihtiva eden fetva mecmualarının birçoğu günümüze ulaşmıştır. Bu çalışma, Osmanlı Devleti’nin merkez ve taşrasında iki meşhur müftünün Kitâbu’s-Siyer fetvalarını kaynak, muhteva ve şekil açısından mukayese ederek bir yandan İslam uluslararası hukukuna dair meselelerin Osmanlı merkez ve taşrasında nasıl değiştiğini gösterirken diğer yandan merkez ve taşrada verilen fetvaların hukuki referanslarını, şekilsel özelliklerini, muhtevalarını ve konu farklılıklarını incelemektedir.Fatwā had taken the form of an institution for the first time in the Ottoman Empire, and Fatwa collections are its most significant product. Fatwa collections which contain important information regarding religious, legal, political and social life of a given period are still extant. This study compares the Kitāb al-Siyar fatwās of two famous muftīs from the Ottoman center and periphery in terms of source, content and form. In this way, we aim to show both how matters of Islamic International Law evolved in the Ottoman center and periphery, and to also examine the fatwās in terms of their legal references, modal characteristics, and differences in content and substance
Çocuk televizyon kanallarında tüketimci kimliğin inşası (Gaziantep örnekleminde bir yetiştirme çözümlemesi)
George Gerbner ‘in yetiştirme(ekme) kuramının ve kitle iletişim araçları yoluyla kimliğin inşa edildiğine ilişkin literatürün temel alındığı bu çalışmada, günümüzde sayıları giderek artan çocuk televizyon kanalları ile tüketimci kimlik arasındaki ilişki konu edilmektedir. Yürüttükleri yayın formatı ve içerikleri aracılığıyla, tüketimciliğin bir ideoloji olarak sunulduğu çocuk televizyon kanalları tarafından, çocukların bilinçlerinde gerçekte var olandan daha farklı bir kültürel yaşam biçiminin ve anlayışının yetiştirildiği savunulmaktadır. Özellikle, televizyonun “ağır izleyicileri” üzerinde neden olduğu değişime vurgu yapan yetiştirme kuramı, bu çalışmada yer alan araştırmanın yöntemine ışık tutarken, tüketimciliğin yaygınlaştırıldığı bir toplum yaratılması yolunda, çocuk televizyonları tarafından tüketimci kimliğin parametrelerinin nasıl inşa edildiği tartışılmaktadır. Araştırma kapsamında, 2015 reyting raporlarına göre en çok tercih edilen 3 çocuk televizyon kanalına kurumsal süreç ve ileti sistem çözümlemeleri uygulanmış; kanalların kurumsal yapıları, yayın politikaları, tüketimcilik bağlamında kültürel göstergelerin yoğunluğu ortaya konulmuştur. Yetiştirme çözümlemesi adımında ise, Gaziantep örnekleminden “alandan rastlantısal” yöntemiyle “kolayda” belirlenen 9-11 yaş grubundaki, 385 çocuk ve ebeveynlerine anket uygulanmış, tüketim bağlamında ilişkin gözlem, görüş ve tutumlar alınmıştır. Veriler üzerinde yapılan testler ve destekleyen literatür tartışmaları, çocuk televizyonlarının ağır izleyici çocukların dünya görüşü ve tutumları üzerinde yetiştirme farkı oluşturarak tüketimci kimliğin inşasında rol oynadıklarını göstermektedir.In this study, based on George Gerbner’s Cultivation Theory and the literature on construction of identity through mass media, mentioning the relationship between currently a growing number of children’s television channels and consumerist identity. It is argued that children's television channels, via execution of broadcasting forms and contents in which consumerism is presented as an ideology, cultivate a different cultural life style and apprehension in children's consciousness than reality. Especially, while Cultivation Theory by which emphasizes on changes on television’s “heavy viewers”, sheds to research methodology, is discussed how construct parameters of identity towards the creation of a society where consumerism has been expanded. Within the scope of the research, institutional process and message system analyzes were applied to the 3 most preferred children's television channel according to the 2015 rating reports; institutional structures of channels, publishing policies, cultural indicators in the context of consumerism has been revealed. On the Cultivation analysis step, 385 children and their parents were questioned in Gaziantep province of Turkey, and observations of parents, children’s views and attitudes has been taken with random sampling from area and “convenience sampling” methods. Statistical tests performed on datas and supporting literature discussions show that “cultivation differential” which becomes on heavy viewers of children’s television channels on their worldview and attitudes playing a role in building the consumerist identity