13 research outputs found
Emanation thermal analysis study of a sol-gel precursor for silica-titania waveguides
Emanation Thermal Analysis (ETA) was demonstrated as a tool for the characterization of microstructure
changes of a sol–gel precursor for silica–titania layers deposited on the glass plate to be
used as planar waveguides. Temperature ranges of 280–330 and 380–500°C, respectively, in which
the densification of the layers took place, were determined by ETA under in situ conditions of the
sample heating. Results of thermogravimetry were compared with the ETA data
BARDAKÇI KÖYÜ ÇÖMLEKÇİLİĞİNİN GELİŞİM SÜRECİ
Bardakçı köyü Van Bölgesi söz konusu olduğunda özellikle bir çömlek üretim merkezi olarak akla gelmektedir. Neredeyse Urartulardan günümüze kadar uzanan seramik serüveninin bir parçası haline geldiği kabul edilir. 1970 yıllara kadar kesintisiz devam eden çömlekçilik üretimi o yıllardan sonra plastiğin yaygın kullanım alanı bulmasıyla, Bardakçı köyünde çömlekçilik zanaatı kesintiye uğramış ve atölyeler kapanmıştır. Bu bildiride Bardakçı Köyü arazisi satın alınarak üzerine inşa edilen Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinin Bardakçı da yok olan çömlekçiliğin yeniden hayat bulması konusundaki önemli rolünden bahsedilecektir. Ayrıca Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümünün Bardakçı Köyü Çömlekçiliğinin gelişimine olan katkısı anlatılacaktır.</p
Charakterystyka mlek fermentowanych po procesie pasażowania kultur starterowych®
The aim of this study presented in the article was an investiga- tion the influence of the passaging process of starter cultures on selected properties of fermented milks. The study involved fermentation of cow’s milk with three starter cultures containing bacteria from the genera Lactobacillus, Streptococcus, and Bifidobacterium. The obtained fermented milk samples were used as starters to perform another round of fermentation and fermentation after 3 days of refrigerated storage of the samples. The pH, number of bacterial cells, and sugar pro file of the fermented milk were then determined. The results showed that passage is an important factor determining the dynamics of the lactic acid fermentation process. The passage process significantly influenced the number of bacterial cells in milk. It was also observed that after the first and second passages, the fermented milk samples showed lower lactose content. The present study provides useful references on the metabolism of lactic acid bacteria and bifidobacteria in fermented milks.Celem pracy zaprezentowanej w artykule było zbadanie wpływu procesu pasażowania kultur starterowych na wybrane właściwości mlek fermentowanych. Badania obejmowały fermentację mleka krowiego trzema kulturami starterowymi zawierającymi bakterie z rodzajów Lactobacillus, Streptococcus i Bifidobacterium. Otrzymane próbki mleka fermentowanego posłużyły jako startery do przeprowadzenia kolejnej rundy fermentacji i fermentacji po 3 dniach przechowywania próbek w warunkach chłodniczych. Następnie określono pH, liczbę komórek bakteryjnych i profil cukru w próbkach mleka fermentowanego. Wyniki wykazały, że pasaż jest ważnym czynnikiem determinującym dynamikę procesu fermentacji kwasu mlekowego. Proces pasażowania istotnie wpłynął na liczbę komórek bakteryjnych w mleku. Zaobserwowano również, że po pierwszym i drugim pasażu próbki mleka fermentowanego wykazywały niższą zawartość laktozy. Niniejsze badanie dostarcza użytecznych informacji na temat metabolizmu bakterii kwasu mlekowego i bifidobakterii w mleku fermentowanym
Research and Investigation of Application Samples of Fenstration (Hemstitch) Method of Avanos Region Ceramics
ÖZAnadolu geleneksel çömlekçiliğinin önemli merkezlerinden biri olan Avanos, geçmişten günümüze kadar gelen sürede üretim mantığını kullanım eşyasından, dekoratif ürünlere çevirmiştir. Küp, yağdan, gebece, teş, ıbrık, künk, testi, abdest’lik, çömlek, güveç, çıralık, süzgü, züla, üzlük gibi isimlere sahip geleneksel üretim, günümüzde yerini bu formların mekânlarda kullanılan dekoratif öğe olarak stilize edilmiş örneklerine bırakmıştır. Bölge turizminin de gelişmesi ile üretim çeşitliliği artmış ve farklı arayışlara girilmiştir. Bölgede yaşamış uygarlıkların kullandığı biçimlerin farklı örneklemeleri üretilmeye başlanmıştır. Bunların yanı sıra, Anadolu’daki diğer seramik merkezlerinde yapılan geleneksel formlar da üretim çeşitliliğine eklenmiştir. Bu formların sadece biçimsel özellikleri değil, dekor çeşitleri ve uygulama yöntemleri de başarıyla uygulanmaktadır. Bu dekor tekniklerinin başında ajur yöntemi (delikişi) gelmektedir. Anahtar Kelimeler: Geleneksel seramik, Avanos, Ajur yöntemiABSTRACT Avanos, where is one of the important centers of the traditional pottery in Anatolia, turned its method of production process from using staff to ornaments and souvenir till from the past to present-day. Some of traditional products such as küp, yağdan, gebece, ibrik, künk, testi, abdestlik, çömlek, güveç, çıralık known with names, has left place to stylized examples of those decorative items for today. With the development of tourism in the region has increased the variety of production and researches. Started to produce samples that forms used by different civilizations who lived in the region. In addition, the traditional form of the other ceramic centers in Anatolia has been added to the diversity of today’s production. Not only had the formal properties successfully applied of these forms, but also decor types and application methods. Fenstration method located at the begining of these decoration techniques. Keywords: Traditional Ceramic, Avanos, Fenestration (hemstitch) method</p
AVANOS ÇÖMLEKÇİLİĞİNDE AJUR TEKNİĞİ
Anadolu geleneksel çömlekçiliğinin önemli merkezlerinden biri olan Avanos, günümüzde hala üretime devam etmekte olan sayılı seramik merkezlerdendir. Yerel çömlekçilerle yapılan görüşmeler sonucu görüldüğü üzere küp, yağdan, gebece, ibrik, künk, testi, abdestlik, çömlek, güveç, çıralık gibi isimlere sahip, günlük ihtiyaçlara yönelik kullanım eşyası üretimlerinin, 1990’lı yıllardan itibaren yerini turistik ve ekonomik gerekçelerle daha albenili kılınmaya çalışılan popüler üretimlere bırakmaya başladığı anlaşılmıştır. Bu doğrultuda, farklı dekor tekniklerine yönelmeler başlamış, geleneksel formlar üzerine süsleme anlayışına dayalı bezemeler işlenmiştir. Yüzünü turizme dönen seramik üretimi, Kapadokya bölgesi turizm hareketliliğinde değişmelere sebep olurken; bu hareketin de üretimde biçim ve yüzey anlayışını değiştirdiği görülmektedir. İlk örnekleri genellikle sırsız veya zift kaplı olduğu görülen seramikler, bu yönelimle renkli sırlarla, sıraltı dekorlarla kaplanmaya ve rapido adı verilen kalemler ile boyanmaya. Bu yenilenmeci hareketlerden biri de Ajur (delik işi) yöntemi ile üretimlere geçilmesidir. Bölgede yaşamış uygarlıkların kullandığı biçimler stilize edilmiş, bunların yanı sıra, Anadolu’daki diğer seramik merkezlerinde yapılan geleneksel formlar da üretim çeşitliliğine eklenmiştir. Bu arayışların içinde ham çamuru dantel gibi işleme yöntemi olan ajur tekniği, günümüz Avanos çömlekçiliğinde incelikle uygulanan bir eğilim olarak karşımıza çıkmaktadır. Anahtar Sözcükler: Geleneksel seramik, Avanos, Ajur yöntemi, Delik işi tekniğiAvanos, one of the important centers of Anatolian traditional pottery, is one of the few ceramic centers that is still continuing production today. It is understood according to observations as the result of interviews done with local ceramists, their production of everyday use items like jar, oiler, pot with two handles, pitcher, water pipe, crock, ablution cup, crockey, stew pan, have been replaced with production towards touristic items, popular items with decorations. In this respect, they began to lean towards different décor techniques, ornaments based on decoration concept on traditional forms were applied. While ceramics production, turning towards tourism have caused changes in tourism activity in Cappadocia region, it is seen that this activity has changed form and surface concept in production. Ceramics with first examples without glaze or coated with tar, began to be covered with colorful glazes, decorations under the glaze and painted with pens named rapido. One of these innovative moves was also to start production with Ajur (perforations) method. Forms used by the civilizations that lived in the region have been stylized and also traditional forms done in other ceramics centers in Anatolia were added to production variety. Ajur technique, working on clay like a lace, comes forth among other methods as a tendency applied finely in Avanos pottery. Keywords: Traditional Ceramic, Avanos, Hemstitch (Ajour) method, Piercing Technique</p
AVANOS BÖLGESİNDE GELENEKSEL SERAMİK ÜRETİMİ YAPAN KÜÇÜK İŞLETMELERDE ÜRETİM SORUNLARI
ÖZETİnsanoğlu, yerleşik hayata geçmesiyle birlikte ihtiyacına yönelik çanak-çömleği kullanmaya ve üretmeye ağırlık vermiştir. Neolitik dönemde kilin biçimlendirilip ateşte pişirilmesiyle başlayan seramik üretim süreci, günümüze dek süregelmiştir. Geleneksel üretimin geçmişten günümüze kadar devam ettiği en önemli merkezlerinden birisi Anadolu’dur. Tarih sürecine bakıldığı zaman neredeyse tüm Hitit dünyasında çömlek üretimi yaygınken, zaman içinde bu çömlek üretimi yavaş yavaş diğer bölgelerde yok olup gitmiş, sadece birkaç çömlek üretim merkezi (Avanos- Kınık- Mihallıçık - Menemen) yok olmadan günümüze kadar gelmiştir. Hem tarihsel hem de kültürel mirasın yarına taşınmasında önemli bir görev üstlenmiş olan bölgelerde, üretim sürecinde ve sonrasında ortaya çıkan sorunlar bu mirası bitirme noktasına getirmiştir. Araştırma kapsamında; Anadolu seramik üretiminde köklü bir geçmişi bulunan ve önemli bir merkez olan Avanos, pilot bölge olarak ele alınacaktır. Bu bölgede üretim öncesinde, sürecinde ve sonrasında karşılaşılan üretim sorunları tespit edilerek çözüm önerileri geliştirilecektir. Araştırma kapsamında günümüz küçük ölçekli seramik işletmelerinin karşılaştığı genel üretim sorunları sıralanacak, öncelikli çözüm getirilmesi gereken konularda bilgi ve çözüm önerileri sunulacaktır. Araştırma sonuçları, benzer üretim sorunlarıyla karşı karşıya kalan diğer bölgeler için de örnek teşkil ederek, sunulacak iyileştirme ve geliştirme çalışmalarının entegrasyonu sağlanabilecektir. Anahtar Kelimeler: Geleneksel seramik, Avanos, seramik üretim sorunlarıABSTRACTThe humankind focused on to use and to produce the pots and pans that are directed on the requirements with passing the settled life. The ceramic production process that began with shaping and cooking the clay in the Neolithic Age is obtained to this day. One of most important centers that the traditional production continues form the past to present-day is Anatolia. When we look at the history process, we see that the pot production was common in the entire Hittite world; this pot production passed to other regions, and disappeared in time; and only some pot production centers (Avanos- Kinik- Mihalliçci - Menemen) came to this day, by no disappearing. The matters that appear in both of on and after production process brought this heritage to terminate point in these regions that have an important duty for to carry both of historical and cultural heritage to tomorrows. Avanos that has a rooted history for Anatolia ceramic production and is an important center will be evaluated as a pilot region in this research. The solution suggestions will be developed by finding the production matters that are exposed on beginning, during and after the process. General production matters that effect present-day’s ceramic workings will be arranged, and the knowledge and solve suggestions that are about preferred solve required subjects will be presented in this research content. The research results will be presented by sampling of other regions that struggles similar production matters, and integration of presented amendment and development works will be supplied. Keywords: Traditional Ceramic, Avanos, Ceramic productions matters</p
Afyonkarahisar Yüzey Araştırmaları ve Küçük Çataltepe, Ablak Höyük’ten Anadolu Hiyeroglif Yazılı Mühür Baskıları / Afyonkarahisar Surveys and Anatolian Hieroglyphic Seal Impressions from Küçük Çataltepe, Ablak Höyük
Afyonkarahisar yüzey araştırmaları 2014 ve 2018 yıllarında Dinar-Çölovası ve İl Merkezi ile İhsaniye çevresinde yürütülmüştür. Çölovası kesiminde yoğun MÖ 2. binyıl yerleşmelerine rastlanmıştır. Afyonkarahisar İl merkezi ve İhsaniye arasındaki bölgede de yine söz konusu dönemi temsil eden höyükler görülür. Bu makalede, Küçük Çataltepe ve Ablak Höyük yerleşmelerinin MÖ 2. binyıl iskânıyla ilişkili seramik buluntular, hilal biçimli ağırlıklar, Anadolu Hiyeroglif Yazılı mühür baskılı bir küp parçası ve en önemlisi Anadolu hiyeroglif yazılı baskılı bir bullanın tanıtımı yapılacaktır.
Küçük Çataltepe Mühür Baskısı: 2014 yılında Afyonkarahisar Yüzey Araştırması sırasında Küçük Çataltepe’de ‘ofis mührü’ baskılı bir çömlek parçası bulunmuştur. Bu mühür baskısının üç farklı yorumu şu şeklide önerilmiştir: 1) MAGNUS.DOMUS.PITHOS, ‘sarayın deposu’, 2) MAGNUS.DOMUS PITHOS, ‘Sarayın Pithosu’ 3) MAGNUS.
DOMUS PITHOS, ‘Sarayın Pithos (Adamı)’. Mühür MÖ 13. yüzyıla tarihlendirilebilir.
Ablak Höyük Bulla: 2018 yılında Afyonkarahisar Yüzey Araştırması sırasında Ablak Höyük’te mühür baskılı konik bir bir bulla bulunmuştur. Orta alandaki hiyeroglif işaretler URBS-tà-na ya da URBS.TÀ-na, REX.FILIA, okunuşu ‘URBS-tana / Happirada(n)na ya da TA/DA…-na, prenses’. Mühür MÖ 14. yüzyıl sonu - MÖ 13. yüzyılın başı
arasına tarihlendirilebilir.
Bu çalışmadaki amacımız bu iki höyüğün, bulundukları bölgelerde MÖ 2. binyıldaki statülerini elde edilen bu bulgular, harita çalışmaları ve coğrafi verilerle birlikte değerlendirmektir
Arkeolojik Sahalarda Ölçülen Cisimlerin Hücresel Yapay Sinir Ağları Kullanılarak Görüntülenmesi
Arkeolojik alanlarda ilgilenilen yapılar, genel jeofizik aramalarda karşılaşılan yapılara oranla çok sığ ve küçük boyutludur. Dolayısıyla bu alanlardan toplanan verilerde gürültü oranı daha fazla olmaktadır. Alanda yer alan bozucu etki yapabilecek cok küçük boyutlu cisimler büyük anomaliler oluşturabilmektedir. Bu şekildeki çok küçük boyutlu cisimlerin iyi yorumlanabilmesi için çok iyi bir şekilde süzülerek, gürültülerden arındırılması gerekmektedir. İstediğimiz derinlikteki cisimlerin yapılarını bozmadan en iyi şekilde gürültülerden arındırmak esas hedefimizdir. Bu ayrımı yapabilmek için görüntü işlemede oldukça geniş kulanım alanları olan ve ilk kez jeofizik verilerine uygulanarak çok iyi neticeler elde edilen Hücresel Yapay Sinir Ağları (HYSA) kullanılmıştır. Bu metod sayesinde yüzeye yakın istediğimiz derinlikteki cisimleri gürültülerden arındırılmış bir şekilde görüntülememiz mümkündür. Arkeojeofizik çalışmalara temel oluşturabilecek toprağın manyetik özellikleri bizim ölçülerimizi etkilemekte ve bir çeşit gürültü oluşturarak görmek istediğimiz cisimleri örtmektedir. Toprağın manyetik özellikleri konusunda 1950'li yıllardan beri çalışıla gelmektedir. Pişmiş killerin kalıntı mıknatıslanması geçen yüzyılın sonlarından beri bilinmektedir. Çanak çömlek fırınlarının manyetik özellikleri ve yer manyetik alanının geçmiş tarihi ile ilgili çalışmalar Scollar ve diğ.(1990) da değinmişlerdir. Matias ve Almeida (1992) Arkeolojik alanı saptamak için kare elektrod dizilimi ile manyetik yöntemlerden yararlanmışlardır. Pınar ve Akcığ (1991) Köemtuğ Tümülüsünde Wenner yöntemi ile elde edilen sonuçlara göre Düşey Elektrik Sondaj yöntemiyle mezar odası ve dramosu bulmuşlardır. Sayın(1995) Tekirdağ (Menekşe) bölgesinde arkeolojik yerleşim yerlerinin jeofizik yöntemlerle belirlenmesi için manyetik gradiometre ve Self Potansiyel ölçümleri kullanmıştır.Bu gibi çalışmalar Arkeolojik yapıların bulunmasında Jeofizik yöntemlerinin büyük katkılarını saptamaktadır
MILK QUANTITY, COMPOSITION AND HYGIENE TRAITS OF ROUTINELY MACHINE MILKED LIPIZZAN MARES
The aim of the study was to research milk yield, composition and hygienic quality of routinely produced milk from Lipizzan mares. It was the first known case of adapting mares of this breed to the routine machine milking procedure. Three Lipizzan mares included in the routine machine milking produced commercial quantities of mare’s milk. Milk from Lipizzan horse breed was for the first time obtained and analysed in such quantity. The mares were milked consecutively three times per day during five days in a week, and during weekends, they were joined with their foals. The average values were as follows: daily milk yield (MY) was 8.24 kg, fat content (FC) was 4.027 g/kg, protein content (PC) was 15.064 g/kg, lactose content (LC) was 63.218 g/kg, somatic cell count (SCC) was 6.556 x 10³/ml, total bacteria count (TBC) was 114.689 x 10³/ml, and average freezing point (FP) was -0.505 °C. Consecutive milking significantly influenced PC, LC, SCC, and TBC. FC tended to increase with days in milk, whereas PC, SCC, and TBC decreased during the lactation stage. Significant differences between mares were found in PC, LC, SSC and TBC. Interaction between consecutive milking and mare was significant only for FC. The study confirmed that warmblooded horse breed can be used for commercial milk production along with coldblooded breeds. Routine machine milk production with use of Lipizzan mares could add an economic value to the indigenous breed and serve as an additional reason for its preservation.Key words: milk composition; milk yield; days in milk; consecutive milking; hygienic quality KOLIČINA, SESTAVA IN HIGIENSKA KAKOVOST MLEKA PRIDOBLJENEGA Z RUTINSKO STROJNO MOLŽO LIPICANSKIH KOBILPovzetek: Pridobili in raziskali smo komercialno količino namolženega mleka kobil lipicanske pasme. Rutinska mehanska molža treh kobil je potekala na raziskovalni ustavnovi, registrirani za prirejo kobiljega mleka. Rezultati so pokazali, da je bila povprečna dnevna količina mleka (KM) 8,24 kg, mleko pa je v povprečju vsebovalo 4,027 g maščobe/kg, 15,064 g beljakovin/kg in 63,218 g laktoze/kg. Povprečno število somatskih celic v mleku je bilo 6,556 x 10³/ml, povprečno skupno število mikroorganizmov 114,689 x 10³/ml, povprečna zmrziščna točka (ZT) mleka pa -0,505 °C. Rezultati analize variance so pokazali, da se količina beljakovin in laktoze ter število somatskih celic in skupno število mikroorganizmov statistično značilno razlikujejo glede na zaporedno molžo ter med posameznimi kobilami ter da se količina beljakovin, število somatskih celic in skupno število mikroorganizmov v mleku zmanjšuje z napredovanjem laktacije, medtem ko se vsebnost maščob povečuje. Interakcija med zaporedno molžo in kobilo je statistično značilno vplivala le na vsebnost maščob. Gre za prvo raziskavo mleka kobil lipicanske pasme, kar omogoča nadaljno primerjavo med pasmami. Uporaba kobil te slovenske avtohtone pasme konj za komercialno rutinsko prirejo mleka bi predstavljala njeno dodatno gospodarsko vrednost in s tem razlog za ohranitev.Ključne besede: sestava mleka; količina mleka; stadij laktacije; zaporedna molža; higienska kakovost mlek
