136 research outputs found
Strategic groups in the European airline industry and their competitive position
Author Gamze Ilbeyi, BScMasterarbeit Universität Linz 202
Toplumsal bellek çerçevesinde Bomonti Bira Fabrikası
Bu tezde, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan, endüstriyel ve kültürel miras değeri taşıyan Bomonti Bira Fabrikası toplumsal bellek çerçevesinden inceleniyor. Geçmişte var olan bir üretim mekânı olan fabrika ile tüketim fonksiyonu içeren bir kültür merkezine dönüştürülen Bomontiada arasındaki anlamsal farklılaşma ve ayrışma toplumsal tarih, çalışma kültürü ve gündelik hayat kavramlarıyla ele alınıyor. Araştırmada, emeğin özneleri olan fabrika çalışanları ve fabrikanın varlığına tanıklık edenlerin hafızalarına başvurarak sermaye eliyle yeniden inşa edilme süreçlerinde yer almayan yaşanmışlıklar mekânsal, kültürel, tarihsel ve politik boyutlarıyla yeniden tartışmaya açılıyor. Toplumsal belleğin içsel dinamikleri ve doğasını kavramsallaştıran kuramsal arka plana yaslanarak fabrika odağında bugüne kadar sesine kulak verilmemiş, varlığı duyumsanmamış olan emeğin kendine özgü belleğinin ortaya çıkarılması hedefleniyor. Çalışma kapsamında yaratıcı ve yenilikçi bir okuma ve kavrayış sağlayan sözlü tarih ve etnografik gözlem ve inceleme yöntemleri kullanılıyor. Fabrikanın varlığı sözlü tarih yöntemiyle fabrika çalışanlarının hayat hikâyesi anlatıları aracılığıyla ortaya çıkıyor. Bomontiada'nın işleyişi ve yeni çalışma kültürü, etnografik gözlem ve incelemeyle, güncel işletmelerde çalışanlarla yapılan görüşmeler sayesinde inceleniyor. Sosyal medya diyalogları, geziler, cenazeler, kutlamalar yoluyla topluluğun buluşmasını sağlayan iletişim ortamları da araştırma alanına dahil ediliyor. Ayrıca arşivler, bit pazarları, mezatlar, koleksiyonerler de başvuru kaynakları arasında yer alıyor. Geçmişte kooperatif çalışmaları, sendikal mücadele, sosyal hak ve güvence mekanizmaları, spor faaliyetleri gibi fabrika çatısı altında gerçekleşen deneyimler bugünün çalışma kültüründe var olmayan, mirasın kayıp değerleri olarak belirginleşiyor. Fabrikanın sermaye ve emek, varsıllık ve yoksulluk, haysiyet ve suistimal arasında eleştirelliğe olanak tanıyan zamansallığı ile yeni mekânsallığı arasındaki bağlantılar keşfediliyor. Öznelerin ve özneler sayesinde yaşam bulan üretim mekânlarının görünmez kılındığı süreçler, Tekel bünyesindeki başka fabrikalarda da yaşanmakta. Kendine özgü bir deneyim olmasına rağmen Bomonti Bira Fabrikası'nın kaderi makro politikalarla çizildiğinden, emeğin belleğini taşıyan bu fabrikalar da araştırma kapsamında yer buluyor. Bugün Bira Fabrikası çalışanları topluluk bilinciyle bir arada hareket edebilme becerisini gösteren bir hafıza topluluğudur. Bu araştırmada yer alan anlatılar vesilesiyle topluluğun kolektif neşe, örgütlenme ve dayanışma pratikleri, direniş ve mücadele dinamikleri, yaratıcı çalışma taktikleri konusundaki deneyimleri, geçmişte ve bireysel hafızalarda gizli kalmaktan kurtuluyor. Açığa çıkan bu mirasın, müşterekler, kent ve bellek hakkı, haysiyet, cinsiyet, nostalji gibi kavramlarla da yolu kesişiyor ve bu kavramlar, kuşaklararası aktarımın ve kültürel akışkanlığın malzemesi olarak geçmiş ile şimdiyi birbirine tutturuyor. Bu araştırma, toplumsal belleğin doğası itibariyle trajedi/travma odaklı çalışmaların daha yaygın olduğu sosyal bilimler alanına, gündelik hayatın neşeli üretkenliğini, emek eksenli yaratıcı olasılıkları, boş zaman kültürünü, bir çalışma mekânını yuvaya dönüştüren mekânsal potansiyelleri değerlendiren bir içerikle bellek çalışmaları alanına katkı sunuyor. Aynı zamanda öznelliği araştırma sürecinin dışında tutmayarak aktivist bir araştırmacının hayali bir bira işçisine dönüşmesinin serüvenini anlatıyor
The representation of loss and mourning on the face
Yüz'ün Temsilinde Kayıp ve Yas adını taşıyan bu tezde "Yüzün fotoğrafik temsilinde yaşamın idrak edilebileceği, yaşanmış yaşam yani yası tutulabilir yaşam olarak duyumsanabileceği bir olanak var mı?" sorusu cevaplanmaya çalışılmıştır. 19. yüzyılda "hakikat"in temsili olarak tarih sahnesine çıkan fotoğraf, modernleşme pratikleri ve bununla birlikte gelişen hakim görme rejimi ile birlikte sosyolojik bir olgu olarak ele alınabilmektedir. Sosyolojik bakışla fotoğrafın, modernitenin özneyi ve öteki'yi tanımlama ve kategorize etme pratiklerine içkin işleve sahip olduğu görülmektedir. Bu bağlamda hakim temsil biçimi haline gelen fotoğraf, 20. yüzyılın ilk yarısından itibaren şiddet karşıtı bir çağrı yapma işlevini yerine getirmeye çalışmıştır. Ancak, şiddeti siyaseten belirlenen çerçeveler içinde temsil eden bu fotoğraflar; yası, kırılganlıkları ve kayıpları duyumsanabilir kılamamaktadırlar. Elinizdeki çalışmada, bu sorunu aşabilecek alternatif fotoğrafik temsil ihtimali, yüzün fotoğrafik temsiline farklı noktalardan yaklaşan üç iş üzerinden sorgulanmıştır. Eva Haule, Alfredo Jaar ve Simon Norfolk'un işlerini inceleyen bu tezde Judith Butler'ın yaşamı kavrayabileceğimiz bir alan olarak önermiş olduğu toplumsal ontoloji, kırılganlık, yas tutabilirlik, temsil ve çerçeve kavramları, Jacques Ranciere'in önermiş olduğu dissensus (uzlaşmazlık) ve duyulur olanın paylaşımı kavramları aracılığıyla yeniden tartışmaya açılmış ve bu kavramlar aracılığıyla yüzün fotoğrafik temsilinde yası tutulabilir bir yaşamın duyumsanabilme potansiyeli araştırılmıştır
Sesin yolculuğunda gürültünün yeri ve toplumsallığı
Tez (Yüksek Lisans) -- Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2019.[Abstract Not Available
Misogyny on social media: The case of "Kezban"
Bu çalışma sosyal medyada bir mizah tiplemesi olarak ortaya çıkan, günümüzde kadınlara genel bir hakaret sözcüğü olarak kullanıma girmiş “Kezban” karakterini Kezban metinleri ve capsleri üzerinden incelemektedir. Çalışmanın amacı Kezban karakteri yoluyla kadınlara uygulanan damgalama pratiğine ve sembolik şiddete dikkat çekmektir. Mizah maskesi altında sürekli aşağılama ve hakaretlere maruz bırakılan, yargılayıcı eril bakışı hep üzerlerinde hisseden kadınların kendilerinden utanmaları sağlanarak özsaygıları tahrip edilmekte, tahakküm altına alınıp, sessizleştirilmektedirler.
Dijital mizahın en popüler formlarından biri olan capslerin hem üretim hem dolaşım kolaylığı, tekrarın çok fazla olması demektir, bu da toplumsal algı ve anlam inşasında capslere etkin bir rol verir. Kapsayıcı ve eşitlikçi bir yer olduğu düşünülen sosyal medyanın gittikçe kadınları dışlayan bir mekâna dönüşmesinde capslerin katkısı çoktur. Capsler yoluyla üretilen ve çok hızlı bir şekilde pek çok kişiye ulaşabilen kadınlara yönelik nefret söylemleri, toplumdaki ataerkil hiyerarşinin sürdürülebilirliğini sağlarken, kadına yönelik şiddet için de uygun zemini hazırlar.
Çalışmada “Kezban” tiplemesini ilk yaratan ve yayan sosyal medya kullanıcılarının kaleme aldıkları Kezban yazıları incelenerek karakterin vurgu yapılan temel özellikleri belirlenmiş, ardından Kezban Capsleri belirlenen beş büyük tema altında gruplandırılarak, bu temel özelliklerin de ışığında analiz edilmiştir. Yapılan bu analizler sonrası Kezban’a dair mizahi içeriklerin kadınlar hakkında nasıl bir algı oluşturdukları, ne gibi bir sosyal gerçeklik inşa ettikleri, toplumsal cinsiyet normlarını nasıl yeniden ürettikleri ve bu şekilde kadına karşı nefret söylemlerini nasıl beslediklerini ortaya koymak amaçlanmıştır
Madness at a glance: Mazhar Osman's photo archive and the construction of madness
"İlk Bakışta Delilik: Mazhar Osman'ın Fotoğraf Arşivi ve Deliliğin İnşası" başlıklı bu tez çalışmasında, 19. yüzyılın modernleşme pratikleri, fotoğrafın icadı ve ardından buna bağlı olarak şekillenen hâkim görme rejiminin oluşum sürecine dikkatler yöneltilerek incelenmektedir. Bu süreç, bilginin kurumsallaşma pratikleri ile iç içe geçmiştir ve fotoğraf modern bilimin kurumsallaşma sürecinde çeşitli disiplinler için sınıflandırıcı ve tespit edici bir araç olarak işlevseldir. Benzer şekilde, psikiyatrinin tıbbın ayrı bir disiplini olarak konumlandığı süreçte de fotoğrafın önemli bir rolü olmuştur. Bu çalışma deliliğin tıbbileşmesi ve buna bağlı olarak toplumsal dönüşümü sürecinde psikiyatri alanında çekilen fotoğrafların anlam ve değerlerine odaklanmaktadır. Çalışmanın bir bölümü fotoğrafın kısa tarihine ve fotoğrafa addedilen anlamlar üzerine ayrılmıştır. Toplumsal alanda fotoğrafın öneminin yanı sıra bilimsel alandaki kullanımına dikkat çekilmiş, "bilimsel gözlemcilik" ile fotoğraf ilişkisine değinilerek fotoğrafın zamanla bilimsel gözlemin ikame aracına nasıl dönüştüğü anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Fotoğrafın kanıt ve belge aracı olarak görülmesiyle birlikte kurumsal değerinin nasıl arttığına ve bu bağlamda akıl hastanelerindeki işlevsel kullanımına değinilmiştir. Ardından, "deli" öznenin kim olduğu ve tarihsel olarak aldığı rol mercek altına alınmıştır. Deli kavramıyla, toplumsal alandan dışlanan, damgalanan ve akli dengesi yerinde bulunmadığı iddia edilen kişiye dair toplumda yerleşikleşen algıya işaret edilmiştir. Araştırmada psikiyatrinin, bakışın nesnesi olarak deli fotoğraflarının çekilmesinin belge niteliğine ve pedagojik amaca ne doğrultuda hizmet ettiği üzerine tartışılmıştır. Araştırmanın odak noktası ise Dr. Mazhar Osman Uzman'ın hastalık teşhisi koyduğu kişilerin fotoğraflarıdır. "Mazhar Osman ve Dönemi: Mecnunları, Mekanları, Dostları" başlıklı kitaptan alınan 92 fotoğraf, belirli hastalık teşhisleriyle kuruma konulmuş kişilere aittir. Bu fotoğraflar tıpkı bir albüm gibi bütünlüklü olarak ele alınmıştır. Fotoğraflar, sosyolojik bakışın aracı olarak konumlandırılmış ve psikiyatri tarihi içerisinde hastalık tanımlarının imgeselleştirilmesinde fotoğrafın aldığı rol değerlendirilmiştir. Fotoğraflar incelenirken özellikle mekân, poz, mizansen, cinsiyet, hastalıkla özdeşleşim, kıyafet ve yüz ifadeleri gibi ayrıntılara dikkatler yöneltilmiştir. İncelenen fotoğraflar üzerinden, fotoğrafların Türkiye'de yeni şekillenmekte olan psikiyatri bilimi içerisinde işlevlerinin ne olduğu sorgulanmış ve toplumda deliliğin görsel imgesinin yerleşikleşmesinde rolünün ne olduğu anlaşılmaya çalışılmıştır
Türkiye’dekitle iletişim araçlarında romantik milliyetçiliğin temsili: Atlas Dergisi örneği
Tez (Yüksek Lisans) -- Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2016.[Abstract Not Available
Terbiye edilen bedenler, tecrübe edilen erkeklik: sünnet ritüeli
Tez (Yüksek Lisans) -- Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2013.Kaynakça var.[Abstract Not Available
Belgesel fotoğraf estetiğinde bir alt tür olarak kişisel anlatılar
Tez (Yüksek Lisans) -- Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2011.Kaynakça var.Bu tezin temel amacı belgesel fotoğrafa eleştirel bir gözle bakmak, onun içindeki belirli bir alt tür/tarz üzerinden belgesel fotoğrafın, değişim halindeki içerik, biçim ve toplumsal işlevine dair tartışmalara yer vermek ve dönemin toplumsal, politik, ekonomik ve teknolojik yapısından nasıl etkilendiğini araştırmaktır. Bu bağlam içinde tezin ağırlık noktasını kişisel hikayeler üreten belgesel fotoğrafçılar oluşturmaktadır.Birinci bölümü belgesel fotoğrafın doğuşu, türünün ilk örnekleri ve dönemin toplumsal, siyasal ve kültürel atmosferinin yansımaları oluşturmaktadır. Bu bağlamda 19. yüzyıl sonu Amerika'sının belgesel fotoğrafın çıkışı açısından kritik bir önemi vardır. Belgesel fotoğrafın bu dönemde üstlendiği işlevler onun kimliğini oluşturmak anlamında gelecek dönemler için de referans olmuştur. İkinci bölümde 20. yüzyılın ilk yarısında dünyanın içinden geçtiği çatışmalı ve çalkantılı ortamda belgesel fotoğrafın tanıklığı ve belgesel fotoğrafı etkileyen bir tür olarak foto-jurnalizmin gelişimi incelenmiştir. Ortaya çıkan yeni tekniklerin, mecraların ve toplumsal ihtiyaçların sonucu olarak tabanı genişlemiş ve etkinliğini arttırmıştır. Ayrıca belgesel fotoğraf büyük trajedilerde insanlığın ortak vicdanı olarak tarihe kayıtlar düşmüş ve bu eğilimleri içeren hümanist bir yaklaşım hakim olmuştur. Genişleyen işlevleri, yaygınlığı ve kamusal alandaki görünürlüğü sonucu belgesel fotoğraf eleştirmenlerin incelemelerine konu olmuştur. Bu eleştiriler tarihsel ve güncel örnekleriyle birlikte incelenmiştir. Batı merkezlerinde, 20.yüzyılın ikinci yarısından itibaren değişen toplumsal ve kültürel yapının, belgesel fotoğrafçılar üzerine yansımaları ve ortaya çıkan yeni yönelimler üçüncü bölümde incelenmiştir. Fotoğrafçının tavrında yaşanan farklılıklar alışılagelmiş belgesel fotoğraf uygulamalarında köklü değişimlere sebep olmuştur. Büyük anlatılar oluşturma ve insanlığın vicdanını yansıtma misyonlarının yerini dünyayı öznel bir perspektiften görüntüleme, alt kültür hikayeleri veya kişisel deneyimler aktarma gibi eğilimler almıştır. Ağırlık kazanarak devam eden bu eğilim belgesel fotoğrafın içerik, biçim ve kamuya sunulduğu ortam bağlamında değişiklikler barındırmaktadır
Biyopolitik ve nekropolitik süreçlerde beden : COVİD-19 pandemi döneminde yaşlı bireylere yönelik nefret söylemi ve eylemi
Bu araştırma, Mart 2020 ile Haziran 2020 döneminde Türkiye'de ve Dünya'da yaşanan Covid-19 salgını sürecinde yaşlı bireylerin maruz kaldığı nefret söylemlerini ve eylemlerini incelemeyi konu almaktadır. Covid-19 süreci, pandeminin insan bedeninde ve çevresinde yarattığı fiziksel tahribatın yanı sıra toplumsal eşitsizliklerin farklı boyutlarıyla açığa çıktığı bir süreç olmuştur. Bu tezde, yaşlı bireylerin Covid-19 sürecinde maruz kaldıkları uygulamalara işaret edilmekte ve bu uygulamalar ile bedene yönelik politikalar arasında ilişki kurulmaktadır. Zira, yaşlı bireylerin pandemi döneminde yaşadıkları engeller ve zorlukların analizini beden politikalarından bağımsız düşünmek mümkün değildir. Toplumların genel karakteri ve kültürel özellikleri hakkında önemli bilgilere ulaşmamızı sağlayan bir kavram olarak beden, güncel sosyolojik çalışmalarda farklı boyutlarıyla tartışılan, araştırılan temel bir mesele haline gelmiştir. Bu araştırmanın merkezinde ise, insan biyolojisine yönelik düzenlemeleri ifade eden biyopolitika kavramı ile hangi bedenin ölüme bırakılabileceği ve öldürülebileceği tartışmasını dile getiren nekropolitika kavramı yer almaktadır. Çalışmanın arka planındaki esas soru kimin bedeni değerlidir sorusudur. Bu bağlamda araştırmada, biyopolitika ve nekropolitika kavramlarının işaret ettiği düşünsel izlekten faydalanarak Covid-19 pandemi sürecinde yaşlı bireylere yönelik müdahalelerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, yaşlı bireylerin yaşam ve ölüm haklarını medyada ve sosyal medyada yer alan haber içerikleri, resmi duyurular ve söylemler bağlamında ele almaktadır. Araştırma sahasından elde edilen veriler içerisinde örnek vaka kümeleri oluşturularak ve bu vakaların medyada ve sosyal medyada yer alış biçimleri söylem ve görsel analize tabi tutularak, yaşçılığın Covid-19 pandemisindeki görünümleri incelenmiştir
- …
