Mimar Sinan Fine Arts University Institutional Repository
Not a member yet
9810 research outputs found
Sort by
Ecologica. Urban Regeneration of Buildings of Worship. Cultural and Associative Dynamics in Northern and Southern Europe
In its etymological meaning, ecology proposes and argues the theme of home and habitat as an interactive situation of living species. The distinctive features of the urban landscape refer here to the cultural and material heritage and use codes to interpret and assess the characteristics of the cities: historic, suburb or sprawling cities. This analysis does not focus on individual architectural objects, but looks at urban spaces and their relationships between them. The urban regeneration of squares with buildings of worship of this article requires a multidisciplinary approach: to integrate architectural, urbanistic and sociological skills; to understand the cultural and associative dynamics of different communities and the stratification of places. The interactions and flows between the different components of community life are intended for urban textures of public spaces and buildings. Computer science can aid the design process. They are used in computer programs for electronic design and augmented or virtual reality, but their contribution to the analysis of datas in the urban project is still to be developed and implemented. Cases studio are largo Spartaco at Tuscolano in Rome, the Great Mosque of Rome, the Church of SS. Cipriano Cornelio in Calcata, the Catholic Church of SS. Patrizio Giacomo and the Lukiškės square in Vilnius and, Şakirin Mosque and Courtyard in Istanbul. © The Author(s), under exclusive license to Springer Nature Switzerland AG 2026
Still more on Wahlquist metric
We begin by reviewing the current status of the Wahlquist metric and providing references to relevant literature. Then, while analyzing the scattering properties of a scalar particle originating from infinity and reaching the center, we present three methods for obtaining finite scattering coefficients. © 2025 TUBITAK. All rights reserved
Kentsel Tarım Ekosistemine Uyarlanabilir Tasarım Aracı: Eyüpsultan Yeşil Dönüşüm Rehberi
İstanbul’un gıdaya erişim açısından kendi kendine yeterliliği, şehrin hızlı nüfus artışıyla ters orantılı olarak tarım arazilerinin kaybı nedeniyle önemli ölçüde azaldı. 2000’li yılların başından itibaren kentsel genişleme Kuzey Ormanları’nın sınır çizgisini belirgin şekilde değiştirmeye başladı ve İstanbul’un kırsal alana sahip diğer ilçelerinde olduğu gibi Eyüpsultan’da da kırsal kimliğin aşınmasına yol açtı. Ormanlık alanlar, meralar ve tarım arazileri önemli ölçüde bozulma yaşarken, bölgeyi ekolojik açıdan kırılganlığa doğru itti. Eyüpsultan İlçesi’nde yer alan, kendine özgü doğal eşikleriyle ve topoğrafyasıyla karakterize edilen Alibey Havzası ise sürdürülebilirliğini tehdit eden büyük zorluklarla karşılaştı. Bu zorluklar, İstanbul Havalimanı, Üçüncü Boğaz Köprüsü ve Kuzey Marmara Otoyolu gibi büyük ulaşım ve altyapı yatırımlarının etkisiyle daha da çoğaldı ve Eyüpsultan kırsalı, artan kentsel yayılmanın baskısı altında kaldı. Bu bağlamda, kırsal alanlarda sürdürülebilir tarımsal üretimin, bütüncül bir çevre yönetimiyle entegre edilmesi, kentleşmenin olumsuz etkilerini azaltmak için her zamankinden daha büyük bir önem taşımaktadır.
MSGSÜ Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi desteğiyle yürütülen bir araştırma kapsamında hazırlanan bu kitap, Eyüpsultan’ın sürdürülebilir arazi kullanım uygulamalarını teşvik etmeyi, gıda güvenliğindeki rolünü artırmayı ve ekolojik olarak uygulanabilir bir kentsel çevre için yönetişim modeli geliştirmeyi amaçlayan stratejik müdahaleleri ele almaktadır. Bu doğrultuda, yeşil üretim kuşağının kurulmasına dayalı yapılandırılmış bir mekânsal çerçevenin uygulanmasını önermektedir. Eyüpsultan Yeşil Dönüşüm Rehberi, yapılandırılmış bir eylem matrisi aracılığıyla kentsel ve kırsal dinamikleri sistematik olarak bütünleştiren bir mekânsal planlama çerçevesi sunarken, gelişmiş kent merkezlerinden tarım alanlarına kalkınma zorunluluklarını ekolojik sürdürülebilirlik üzerinden değerlendirmektedir
Osmanlı İmparatorluğu’na kadar Kubbetü’l-İslam: Ahlat şehri
Tez (Yüksek Lisans) -- Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018.Ortaçağ'ın en önemli şehirlerinden biri olan Ahlat, Van Gölü'nün Kuzeybatı kıyısında bulunan eski ve önemli bir yerleşim yeridir. Tarihî kaynaklardan ve arkeolojik verilerden anlaşılacağı üzere Ahlat şehri, büyük küçük birçok devlet ya da beyliklerin idaresi altında kalmıştır. Coğrafî konumu, sosyoekonomik yapısı, bir ilim ve kültür merkezi olması nedeniyle sürekli başka devletlerin hedefi hâline gelmiştir. Çeşitli değerleri içinde barındıran Ahlat kimi zaman en görkemli, güçlü zamanlarını yaşarken kimi zaman ise en zayıf zamanlarını yaşamıştır. Kaynaklarda Ahlat'a "İslam'ın Kubbesi" anlamına gelen "Kubbetü'l-İslam" unvanı verilmiştir. Bu unvan Ahlat'ın birçok kadı, ilim adamı, din adamı ve sanatkâr yetiştiren bir ilim ve kültür merkezi olduğunun kanıtıdır. Tarihte söz konusu unvanla özdeşleştirilen üç büyük şehir vardır: Özbekistan da Buhara, Afganistan'da Belh ve Anadolu'da; günümüzde Bitlis iline bağlı bir ilçe olan Ahlat'tır. Ortaçağ döneminde "Kubbetü'l-İslam" unvanı verilen Ahlat; ilim, kültür, ticaret vb. gibi pek çok özellik açısından Selçuklu Döneminde, İslam dünyasının en büyük şehirlerinden biri hâline gelmiş ve en parlak dönemini yaşamıştır. Bu çalışmanın amacı, Ortaçağ döneminde Eski Ahlat şehrinin fizikî yapısını, mahallelerini, nüfusunu, sosyal yapısını, iktisadî ve ticarî hayatını, buradaki yapıları yani, kent tarihini dönemin kaynakları ve arkeolojik verilere dayanarak ortaya çıkarmaktır. Böylece şehirdeki geçmiş yaşamın izlerine ışık tutulmaya çalışılacaktır
Women in the closet in Peyami Safa: homonationalism as an analytical category to read early republican Turkish literature
The novel Havva’nın Üvey Kızları [The Stepdaughters of Eve] (1928), written by Peyami Safa under the pseudonym Servet Bedi, was serialised during Turkey’s early Republican period. The novel narrates the complex relationship between four lesbian women and the husband of one of these women. Through the husband’s ostensibly tolerant attitude toward his wife and her female companions, the text suggests, according to the author, that the women ultimately come to view their homosexuality as a pathology, subsequently adopting more traditionally feminine roles. This article explores the husband’s tolerance in the novel in relation to Jasbir K. Puar’s concept of homonationalism. Finally, it employs Eve Kosofsky Sedgwick’s paranoid reading as a technique to close-read queer texts
Galata’yı Dinlemek: İstanbul’da bir Kültür, Sanat ve İnanç Merkezi’nin Ses Haritası
Günümüzde yapılan sosyal bilim araştırmalarında çoğunlukla çalışmanın nesnelliği ve etikliği tartışılmaktadır. Özellikle video gibi bir medya aracında tek bir kadrajdan anın gösterilmesi, kaçınılmaz olarak belirli bir bakışı yansıtmaktadır. Gelişen teknolojik imkanlar sayesinde çevreyi 360 derece olarak filme alma imkânı doğmuştur. Bu imkân dahilindeki çoklu ekran seçeneği sayesinde kullanıcılar istedikleri sahneyi seçmekte özgürdürler. Bu da olaya belirli bir bakış açısından bakma zorunluluğunu ortadan kaldırarak kaydedilen verinin nesnelliğini artırmaktadır.
İstanbul'un Galata semtinin tarihi dokusunu ve günümüzde barındırdığı ses manzaralarını 8 boyutlu teknolojisi ile kayıt altına alıp, projenin planlanan çıktısı olan web sitesine yüklemiş bulunmaktayız.
Web sitesi aracılığıyla elde edilen verileri ziyaretçilerle paylaşmakta ve bölgenin tarihi ile ilgili görsel ve metinlerle destekli bilgiler sunmaktayız.
Üniversitemiz konservatuvarına bağlı Müzikoloji Bölümü’nün Etnomüzikoloji Anabilim Dalı bünyesinde bir araya gelen proje ekibi olarak branşımızın günümüz teknolojik imkanlarıyla yapılacak olan araştırmalar sonucu çıktılarını almak öncelikli motivasyon kaynağımızdı. Projenin çalışma aşamasında şehrimizin en kadim semtlerinden birinin tarihine ve bu tarihte "müzik" ve "ses" olgularının varlığına dikkat çekmiş olmak bizim için çok büyük bir kazanımdı
Music analysis from theory, performance, and style perspectives
Bu çalışma Klasik Batı Müziği kapsamında müzik analizi, müzik teorisi ve müzik performansı arasındaki ilişki ve etkileşimi değerlendirmek amacıyla oluşturulmuştur. Müzik analizi ile müzik teorisi, özellikle müziği performans yönünü öne çıkaran bir perspektiften yaklaşıldığında, çoğu zaman birbirinin yerine geçen kavramlar şeklinde ele alınır. Aynı perspektiften bakıldığında müzik analizinin performans ile ilişkisi ve analizin sanatsal üretime ne şekilde yansıdığı da tartışmalıdır. Bu şüphe, analizin müzik parçasının teorik yanıyla, performansın ise sanatsal tarafıyla ilişkili olarak ele alınmasından doğar. Teorik alanın akademik yayınları ile müzikal performansın konser ve resitalleri arasındaki kategorik fark, iki alanı kimi zaman birbirinin karşıtıymış gibi gösterir. Oysaki analiz, teorisyenin da icracının da kullandığı bir gereçtir; gerek müzik teorisi ve müzik analizi gerekse müzik performansı, müzik yapıtını bir sanat ürünü olarak ele alır ve eserin sanatsal nitelikleri üzerine temellenir. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında analiz ve performans alanları arasındaki etkileşim üzerine yeni yaklaşımlar geliştirilmiş ve bu konu birçok müzik yazarının çalışmasında ele alınmıştır. Müzik, nesnel yönleri belirgin olan bir partisyonun hem farklı performanslar yoluyla farklı yorumlara dönüşmesine hem de öznel düşünsel çıkarımlara nesnel yöntem ve ilkeler yoluyla ulaşılmasına imkân tanıyan bir sanattır. İki alan, ‘nesnel’ yönleri belirgin olan bir metnin ‘yorum’ yoluyla gerçekleştirilmesi ortak paydasında birleşir.
Bu çalışma, müzik analizinin teori ve performans ile ilişkisini ve yorum olgusunun müzik analizi ile müzik performansı arasındaki bağlantı kurma işlevini araştırmayı amaçlar. Çalışmanın ilk adımında müzik teorisi ve müzik analizi arasındaki ilişki tanımlanmış, ardından müzik analizinin öznel yanlarına değinilmiş ve bu öznellik ilişkisi, müzik yapıtının özünü oluşturan ‘yoruma açıklık’ olgusu üzerinden değerlendirilmiştir. Çalışmanın son adımında üslubun bu alanlara etkisi araştırılmış ve performans kadar müzik analizi sürecinde de üslubun belirleyici bir etken olduğu gösterilmiştir.This study was designed to evaluate the relationship and interaction between music analysis, music theory and music performance within the scope of Classical Western Music. Music analysis and music theory, especially when approached from a perspective that emphasizes the performative aspect of music, are often treated as interchangeable concepts. From the same perspective, the relationship between music analysis and performance, as well as how analysis reflects artistic production, is also a matter of debate. This skepticism arises from the tendency to associate analysis with the theoretical aspects of a musical piece and performance with its artistic aspects. The categorical difference between the academic publications of the theoretical field and the concerts and recitals of musical performance sometimes portrays the two areas as opposites. However, analysis is a tool used by both theorists and performers; both music theory and analysis, as well as musical performance, treat the musical work as an artistic product and are grounded in the artistic qualities of the work. Particularly in the second half of the 20th century, new approaches to the interaction between analysis and performance have been developed, and this topic has been addressed in the works of many music scholars. Music is an art that allows a score with clear objective aspects to transform into different interpretations through various performances, while also enabling subjective intellectual inferences through objective methods and principles. The two fields converge on the common ground of realizing a text with clear ‘objective’ aspects through ‘interpretation.’ This study aims to explore the relationship between music analysis, theory, and performance, as well as the role of interpretation in connecting music analysis and musical performance. In the first step of the study, the relationship between music theory and analysis is defined, followed by a discussion of the subjective aspects of music analysis, which is evaluated through the concept of ‘openness to interpretation,’ which constitutes the essence of the musical work. In the final step of the study, the influence of style on these areas is investigated, and it is demonstrated that style is a determining factor not only in performance but also in the process of music analysis. © 2025 The Author(s)
Recognition of Brauer indecomposability for a Scott module
We give a handy way to have a situation that the kG-Scott module with vertex P remains indecomposable under taking the Brauer construction for any subgroup Q of P as k[QCG(Q)]-module, where k is a field of characteristic p > 0. The motivation is that the Brauer indecomposability of a p-permutation bimodule is one of the key steps in order to obtain a splendid stable equivalence of Morita type by making use of the gluing method, that then can possibly lift to a splendid derived equivalence. Further our result explains a hidden reason why the Brauer indecomposability of the Scott module fails in Ishioka's recent examples
On Gödel’s Incompleteness Theorem
Godel's Incompleteness Theorem is about the logic of mathematics. It is that a certain mathematical structure is so rich that its theory cannot be completely axiomatized. This means there will always be true statements about the structure that cannot be proved as theorems from previously given axioms. To give meaning to this conclusion, we review some examples of mathematical theorems, and their proofs, in geometry, algebra, and logic; we also give an example of a structure that is so simple (while still being interesting) that its theory can be completely axiomatized. First we look at a couple of popular descriptions of Godel's Theorem; these can be misleading. We pass to Raymond Smullyan's interpretation of Godel's Theorem as a puzzle; then to an analogy with the incompleteness of an English guide to English style. Godel's argument relies on converting statements about numbers into numbers themselves; we note how to argue similarly by understanding geometrical statements as geometrical diagrams. Geometry is thus somehow incomplete; likewise, physics
Reformulation of the urban narrative of the public domain of Al Quds Jerusalem as a city of conflict
This chapter explores how Jerusalem’s urban narrative reflects political and sociocultural shifts over time, shaped by changes in authority, regime, and historical context. Focusing on the transformation of public spaces like Damascus Gate (Bab Al-Amud), it highlights the tension between local and imposed narratives. Jerusalem, a city with deep religious and political significance, has experienced ongoing transitions from Christian to Islamic dominance and now Israeli control, with each era reshaping the city’s identity. The chapter explores how contemporary governance mechanisms exert control through rituals and legislation, shaping public spaces to reflect authority and order. At the same time, local inhabitants reclaim these spaces as platforms for self-expression and cultural preservation, asserting their identity and resisting external influence. This dynamic underscores the inherent tension between centralized, top-down governance and the empowering agency of grassroots movements within contested urban landscapes. Damascus Gate stands as a central point in the ongoing narrative conflict, where governing authorities assert sovereignty, while local communities utilize the space to express belonging and solidarity. This study examines this urban contest through an analysis of documents, legal frameworks, and spatial mappings, shedding light on how public spaces in Jerusalem transform into arenas for competing narratives of identity, authority, and ownership. These dynamics highlight the complex interplay between spatial governance and community agency in contested urban environments