2,491 research outputs found
Sevim Çelikbozan ile sözlü tarih görüşmesi
Bu görüşme, Onur Ulutaş koordinatörlüğünde Nilüfer Belediyesi bünyesindeki Sözlü Tarih ve Araştırma Projesi 1 başlığı altında gerçekleştirilmiştir. Bu proje kapsamında yapılan görüşmelerin sayısı 161’dir.Sevim Çelikbozan, 1975 yılında doğar. Yaşadıkları köye Mustafa Kemal Atatürk zamanında yerleşir. Çelikbozan, köydeki günlük yaşamdan, gelenek ve göreneklerden bahseder. Son olarak köyün çözüm bekleyen problemlerine değinir.Nilüfer BelediyesiNilüfer’in Hikayesi. editör Onur Ulutaş. Bursa, 2014
Tekillik sorunsalı bağlamında Sevim Burak’ın metinleri üzerine bir inceleme
Tez (Doktora) -- Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2014.Kaynakça var."Tekillik Sorunsalı Bağlamında Sevim Burak'ın Metinleri Üzerine Bir İnceleme" başlığını taşıyan bu tez çalışması, metnin, okurun ve yazarın tekilliğini postyapısalcı kuram açısından açıklamaya çalışacaktır. İlk olarak, postyapısalcı kuramın temel kavramsal sorunsalları üzerine bir tartışma gerçekleştirilecektir. Bu kavramsal sorunsalların edebiyat kuramıyla nasıl bir ilişki içerisinde olduğu gösterilecektir. Daha sonrasında ise tekillik kavramı üzerine genel bir incelemede bulunulacaktır. Tekillik kavramını oluşturan özelliklerin üzerinde durularak, bu özelliklerin postyapısalcı edebiyat kuramında metin, okur ve yazar kavramlarına dair nasıl farklı bir düşünme biçimine olanak tanıyabileceği vurgulanmaya çalışılacaktır. Son bölümde ise tekillik sorunsalı bağlamında ortaya konulan kavramların Türk edebiyatının en önemli yazarlarından biri olarak görülebilecek Sevim Burak'ın metinleri üzerinden incelenmesi gerçekleştirilecektir. Metnin, okurun ve yazarın tekilliğini aynı düzeyde düşünebilmenin imkânları Burak'ın metinlerinden hareketle irdelenmeye çalışılacaktır. Böylelikle tez, edebiyat sosyolojisi literatürüne ve Türk edebiyatına dair kuramsal bir katkı sunabilmeyi amaçlamaktadır
ÜSTÜNLÜK TEORİSİ BAĞLAMINDA BEKRİ MUSTAFA FIKRALARI
Toplumları bir arada tutan ve onlara millet olma vasfı kazandıran ortak bellekleri, kültürleridir. Fıkralar ait olduğu toplumun örf, adet, gelenek, göreneklerini, inançlarını, zekâsını, olaylar karşısındaki duruşunu başka bir deyişle dünyayı algılayış şeklini yansıttığı için Türk halk edebiyatının daha genel anlamda ise Türk edebiyatının ve kültürümüzün önemli yapı taşlarından biridir. Sözlü kültür ürünlerimizden değişen zamana ayak uydurarak her dönemde sevilip yaşatılan fıkralar mizah ögelerinden biridir. Kültürümüzde oldukça zengin bir varlık gösteren fıkralar genel olarak belirli tipler etrafında oluşmuştur. İçinde bulunduğu toplumun aynası olan bu tiplerin bazısı dünyaca bilinen bir üne kavuşup kabul görmüş bazıları da belirli bir bölge ile sınırlı kalmışlardır. Bekri Mustafa; tarihe mal olmuş bir şahsiyet, her bölgede tanınan ünlü bir fıkra tipidir. Üzerinde fazla bir çalışma yapılmayan Bekri Mustafa fıkralarının oldukça zengin bir yapıya sahip olduğunu ve Bekri Mutafa fıkralarında gülmeyi ortaya çıkaran sebepleri ortaya koymayı amaçlayan bu çalışmada fıkra öncelikle kavram ve tür olarak açıklandıktan sonra Bekri Mustafa fıkralarının çeşitli fıkra tasnifleri içindeki yeri belirlenmiştir. Şöhreti günümüze kadar gelen Bekri Mustafa tanıtıldıktan sonra mizah kavramı ve üstünlük teorisi hakkında kısa bir bilgi verilip Bekri Mustafa fıkraları “Üstünlük Teorisi” bağlamında değerlendirilmiştir. İncelemeye esas aldığımız 117 fıkra okunmuş bu fıkralar içerisinden 48 tanesi mizah teorileri açısından incelemeye esas alınmıştır. İnceleme sonunda 48 fıkradan yirmi iki tanesinin üstünlük teorisi bağlamında açıklanmaya uygun görüldüğü tespit edilmiştir
The life-works and art of Mustafa Balel
Mustafa Balel (1945- ) 1972'de Yeni Ortam'da başlayıp günümüze uzanan yazarlık hayatında toplumsal gerçekleri konu etmesi ve ayrıntıları sivriltmesi ile döneminin yazarlarından ayrılır. Sanat hayatı boyunca başta öykü olmak üzere roman, anlatı, gezi yazısı ve çocuk edebiyatı alanlarında eserler vermiştir. Balel, toplumdaki yapıyı eserlerinde okura sunmuştur. Bu bağlamda yazar, Türk toplumunun sanıldığı gibi ataerkil değil anaerkil bir yapıda olduğu görüşünü savunmaktadır. Bu durum eserlerinde baskın kadın tiplerini de beraberinde getirmiştir. Yazarlık hayatı boyunca hiçbir zaman realizmden kopmayan Balel, yaşamın kendisini eserlerine taşımıştır. Bunu yaparken de gerçekleri olduğu gibi söyleyen çocuk anlatıcılardan yararlanmıştır. Toplumdaki sosyoekonomik yapıya dayanan sınıf ayrımını eserlerinde vurgulayan yazar, toplumsal gerçekçi bir çizgiye sahiptir. Daha çok aile, şiddet, kadın hâkimiyeti, yalnızlık ve göç temalarını konu etmiştir. Ele aldığı toplumsal konulara paralel olarak dilde de halktan kopuk bir tutum izlemeyen Balel, daha çok halkın yöresel söyleminde yer edinen deyim ve atasözlerinden faydalanmıştır. Bu karakteristik özellikleri farklı edebî türlerde kaleme aldığı eserlerinin tamamında görülür.Mustafa Balel (1945- ) whose career as a novelist started with Yeni Ortam (New Circumstances) in 1972 and pursued up to now is distinguished from his contemporaries as depicted social realities and sharpened details. During his art career, he produced novels, stories, narration, itineraries and works in children?s literature. Balel has presented the social structure to readers. In this context, the author argues that Turkish society is not a patriarchal as supposed but matriarchal. This case has lead to dominant women characters in his works. Balel, who have always stuck to realism, reflected his own life in his works. While doing this, he made use of children narrators who tell the truth as it is. The author who emphasizes social stratification in his works which is based on socioeconomic structure follows a social realistic line. In his works, he mostly treated family, violence, women dominancy, loneliness and immigration. In parallel with social issues he handled, Balel used idioms and proverbs established in people?s local language and thus did not have a language style different from people. This characteristic is seen in all his works in different literature genres
The use of interactional metadiscourse : a comparison of articles on Turkish education and literature
This study aims to determine the use of interactional metadiscourse in articles from the domains of Turkish language and literature. The study employed a descriptive research model to examine 20 articles from the Mustafa Kemal University Journal of Social Sciences Institute (all articles were published between 2010 and 2015 and each has only a single author). Of these randomly selected articles, 10 were on Turkish language education and 10 were concerned with Turkish literature. Hyland and Tse's metadiscourse model was adopted to examine markers of interactional metadiscourse in all fundamental parts of these articles. For the evaluation of the obtained data, the content analysis technique and the Mann-Whitney U test were used to determine whether the interactional metadiscourse demonstrates any significant differences regarding the domains of Turkish language education and literature. Experts were consulted to ensure the reliability of the research. As a result, this study revealed that there is more use of interactional metadiscourse markers in the field of Turkish language education than in the field of literature, and this difference is significant, according to the Mann-Whitney U test. Further, it was found that hedges and boosters demonstrate a significant difference in studies on Turkish language education and literature; however, no significant difference in the uses of attitude markers, engagement markers, and self-mentions was observed.This study aims to determine the use of interactional metadiscourse in articles from the domains of Turkish language and literature. The study employed a descriptive research model to examine 20 articles from the Mustafa Kemal University Journal of Social Sciences Institute (all articles were published between 2010 and 2015 and each has only a single author). Of these randomly selected articles, 10 were on Turkish language education and 10 were concerned with Turkish literature. Hyland and Tse's metadiscourse model was adopted to examine markers of interactional metadiscourse in all fundamental parts of these articles. For the evaluation of the obtained data, the content analysis technique and the Mann-Whitney U test were used to determine whether the interactional metadiscourse demonstrates any significant differences regarding the domains of Turkish language education and literature. Experts were consulted to ensure the reliability of the research. As a result, this study revealed that there is more use of interactional metadiscourse markers in the field of Turkish language education than in the field of literature, and this difference is significant, according to the Mann-Whitney U test. Further, it was found that hedges and boosters demonstrate a significant difference in studies on Turkish language education and literature; however, no significant difference in the uses of attitude markers, engagement markers, and self-mentions was observed
Phosphorus-containing sulfonated polyimides for proton exchange membranes
Synthesis and characterization of the novel sulfonated BAPPO monomer and its use in the synthesis of a new phosphine oxide-based sulfonated polyimide are described. BTDA, 6FDA, and DDS were used as monomers in the polyimide synthesis. Sulfonated polyimide membranes were obtained by a solution thermal imidization method. The thermal behavior of the polymers was investigated by DSC and TGA. The morphological structure of the membranes was investigated by tapping-mode AFM. The proton conductivities of the sulfonated polyimide increased regularly as a function of sulfonated diamine content. The conductivities are good compared to typical proton exchange membranes
Heft Meclis Mustafa Âli of Gallipolli
XVI yy. Osmanlı aydın ve tarihçilerinden olan Gelibolulu Mustafa Âlî’nin tarihi konuda verdiği eserlerinden birisi olan Heft Meclis Kânûnî Sultan Süleyman’ın son seferi olan Sigetvar’ı ve II. Selim’in cülûsunu anlatmaktadır. Tarih bakımından ehemmiyeti olan bu eserin, edebi yönden de büyük kıymet iktiza ettiğini söylemek gerekir. Çünkü eseri incelerken olaylardan fazla olayların aktarılışının ön planda olduğunu görmek mümkün. Bilinen birçok şeyin edebi bir dille, özen ve itina ile anlatıldığı hem edebi hem de tarihi yönden birçok kıymete haiz bu eser, H.980 (14 Mayıs 1572-2 Mayıs 1573) tarihinde Mustafa Âlî tarafından kaleme alınmış ve Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa’ya sunulmuştur.
Müellifin bu eseri adından (Heft) da anlaşılacağı üzere yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci Meclis; Besmele, hamdele salvele, gazaların önemi, övgüler ve dualar ile başlamış; İkinci Meclis; Padişahın sefere hareketi ve ilk mola yeri hakkında; Üçüncü Meclis; Vezirlerin alayları ve savaşın başındaki görüşleri hakkında; Dördüncü Meclis; Savaşın başlaması, kızışması düşmanların mağlup edilmesi hakkında; Beşinci Meclis; Padişahın vefat etmesi ve Sigetvar’ın fethi vezir-i ‘âzamın padişahın vefatını saklamsı; Altıncı Meclis; II.Selim’in saltanata geçmesi, askerin Sigetvardan geri dönüşte padişahla buluşması hakkında; Yedinci Meclis; Eserin yazılma sebebi ve müellifin arz u hali hakkındadır.In XVI century. one of the writings as an Ottoman intellectual and historian Mustafa Âlî of Gallipolli left is Heft Meclisi tells Sigetvar the last campaign of Kanuni Sultan Süleyman (Lawmaker Solomon) and accession of Selim II. We should say that this writing which has historical importance has also literary value. That is why it is possible to recognize the style is in the foreground than the events while examining the writing. This book which told lots of known things in a strong literary language with a big care was written in, 980 H. (14 May 1572-2 May 1573) by Mehmed Âlî and in the same year was presented to Grand Vizier Sokullu Mehmed Pasha.
Author’s book named as (Seven) is consisted of seven sections. First Assembly: is started with the name of God, thanksgiving, praising Muhammad and prayer; Second Assembly: is about the march of the sultan and first stop point; Third Assembly: is about regiments of viziers and their views about the campaign; Fourth Assembly: is about the start of campaign, proceeding and defeating of enemy; Fifth Assembly: is about death of Sultan, conquest of Sigetvar and hidden death news by grand vizier; Sixth Assembly: is about ascension of Selim II. to throne and meeting of soldiers and sultan during the return from Sigetvar; Seventh Assembly: is about the reason of this work and request of author
Reforms of Mustafa Kemal Ataturk
Šā darba saturs ir veltīts biogrāfijai, personiskai dzīvei, kara karjerai un reformām Turcijā Mustafa Kemala Ataturka valdes laikā.
Galvenā uzmanība ir pievērsta viņa reformām Turcijā.
Teorētiskā daļā autors apraksta Mustafa Kemala Ataturka īsu biogrāfiju, viņa personisko dzīvi, kara karjeru, piedalīšanos pirmā pasaules kara gados, politiskas karjeras sākumu un viņa dzīves beigas. Analītiskā darba daļa ir veltīta viņa reformu aprakstam.
Pētījuma rezultātā autors atnāk pie secinājuma, ka Mustafa Kemala Ataturka uzdevums tika noslēgts izmaiņās un iekšējas valsts uzlabojumā.
Uz izdarīto secinājumu bāzes autors var apgalvot, ka šis cilvēks pie dzīves bija dižens reformators.
Šo darbu var izmantot Mustafa Kemala Ataturka dzīves ceļa un valsts darbības studēšanā.The content of this work is devoted to the biography, a private life, military career and reforms in Turkey during board Mustafy Kemalja Atatjurka.
The main attention is given to its reforms in Turkey.
In a theoretical part the author describes brief biography of Mustafa Kemal Atatjurk , its private life, military career, participation within the first world war, the beginning of political career and the end of its life. The analytical part of work is devoted to the description of its reforms.
As a result of research the author comes to conclusion, that problem Mustafa Kemal Atatjurk has been concluded in variation and improvement of internal state schedules.
This work can be used in studying a vital way and state activity Mustafa Kemal Atatjurk
Mustafa Sabri'nin hakikat ve akıl kavramları bağlamında Tanrı'nın varlığı sorununa dair Kant'a eleştirileri
This thesis explores Mustafa Sabri Efendi's criticism of Kant's assertion that theoretical reason cannot prove the existence of God. The thesis aims to investigate three key questions: the motives behind Sabri Efendi's critique of Kant, the validity and effectiveness of his arguments, and the extent to which his interpretation of Kant's ideas is accurate. The thesis provides an introduction to Kant's influential project and its impact on Western thought. It examines Sabri Efendi's book Mawqif al-‘Aql, summarizing his critiques of Egyptian thinkers and Kant. The second chapter explores the scientific and intellectual context of both Kant and Sabri Efendi, identifying reasons for Sabri Efendi's critique and investigating his sources of knowledge on Kant. The third chapter of the thesis thoroughly examines Kant's perspective on epistemology, particularly his argument that metaphysics cannot be considered a science. It also analyzes Sabri Efendi's thoughts on this subject and his criticisms of Kant's stance. The fourth chapter focuses on the question of whether metaphysics can solely exist as a scientific discipline within the domain of morality, as proposed by Kant. Additionally, the thesis explores Sabri Efendi's critique, which argues that relying solely on the moral argument is insufficient for proving the existence of God. In conclusion, this thesis highlights Sabri Efendi's significant criticisms of Kant, revealing the profound influence of Kant on philosophical and religious thought in the Islamic world. While Sabri Efendi presents consistent counter-arguments and significant critiques of Kant, the research indicates a potential misunderstanding of Kant's primary objective due to reliance on secondary sources rather than engaging directly with his original texts, and due to lack of a holistic understanding of Kant's project. The intellectual milieu of the time is also crucial in comprehending the reasons behind Mustafa Sabri Efendi's critique of Kant.Osmanlı Devleti’nin son şeyhülislamı olan Mustafa Sabri Efendi (1869-1954) Mısır’da Mevḳıfü’l-ʿaḳl kitabını kaleme almıştır. Bu tezin amacı ise, Sabri Efendi’nin bu eserinde Tanrı’nın varlığının akılla bilinemeyeceğini iddia eden Kant’a bu bağlamda yönelttiği eleştirileri incelemektir. Tezin cevaplamaya çalıştığı temel sorular şunlardır: Sabri Efendi’yi Kant’ı sert bir dille eleştirmeye sevk eden sebepler nelerdir? Kant’ı eleştirmek için tutarlı ve başarılı argümanlar geliştirebilmiş midir? Kant’ı doğru anlamış mıdır? Tezin ortaya attığı bu soruları cevaplayabilmek için önce Kant’ın felsefesini ve Batı düşüncesini nasıl etkilediğini, daha sonra Sabri Efendi’nin Mevḳıfü’l-ʿaḳl kitabını inceledik. Dönemin Mısırlı düşünürlerine ve Kant’a yönelttiği eleştirilerini ele aldık. İkinci bölümde Kant’ın ve Sabri Efendi’nin nasıl bir bilim ve düşünce ortamı içerisinde yetiştiklerini inceledik. Sabri Efendi’yi Kant’ı eleştirmeye sevk eden faktörleri tespit edip Kant’ı hangi kaynaklardan okumuş olabileceğini değerlendirdik. Üçüncü bölümde, Kant’ı, metafiziğin epistemoloji bağlamında bir bilim olarak temellendirilemeyeceği yönündeki iddiası bağlamında inceledik. Bu konuda Mustafa Sabri’nin düşüncelerini ve Kant’a yönelttiği eleştirileri aktardık. Daha sonra Sabri Efendi'nin Tanrı'nın varlığını kanıtlamak için geliştirilmiş geleneksel deliller bağlamındaki Kant'a yönelttiği eleştirilerini, Kant'ın, Tanrı'nın varlığının akıl yoluyla bilinemeyeceği yönündeki iddiası çerçevesinde değerlendirdik. Dördüncü bölümde, Kant'ın metafiziğin ancak ahlâk bağlamında bir bilim olarak inşa edilebileceği iddiasını inceledik ve Mustafa Sabri Efendi'nin, bu ahlâk argümanının Tanrı'nın varlığını ispatlamaya yetmediği yönündeki eleştirilerini değerlendirdik. Sonuç bölümünde Mustafa Sabri'nin Kant'a yönelik eleştirilerinin önemli ve anlamlı olduğu kanısına vardık. Özellikle yaşadığı dönemde Kant felsefesinin İslam dünyasında felsefi ve dini düşünceyi nasıl etkilediğine dikkat çekmesi açısından önemlidir. Kant'a yönelttiği eleştirilerde kendi içerisinde tutarlı olduğunu ve Kant'a yönelik bazı önemli eleştiriler sunduğunu ileri sunduk. Ancak, Kant'ı ikincil kaynaklardan ve bütüncül okumaması nedeniyle Kant’ın ana projesini tam olarak anlamadığı sonucuna vardık. Bu sebeple Sabri Efendi'nin Kant'ın felsefesindeki bazı noktaları yanlış anladığı, ayrıca dönemin Mısırlı düşünürlerinin tartıştığı meselelerin onu Kant'ı sert bir şekilde eleştirmeye sevk eden bir faktör olarak görülebileceği sonucuna ulaştık
Mustafa Kutlu Life-Art-Works
Mustafa Kutlu Türk Edebiyatının yaşayan önemli kalemlerinden birisidir. Yazdıklarıyla Türk hikâyeciliğine yeni bir soluk getirmiş, insanımızın sesi olmuş, yazın dünyasına önemli katkılarda bulunmuştur. Yarım asırdır eserler veren Kutlu, eserleriyle adeta yaşadığı toplumun panoramasını çizmiştir. Eserlerinin bir ayağı geçmişte, bir ayağı günümüzdedir. Mustafa Kutlu, geçmişi hâl diliyle günümüze taşımış bir yazardır. Eserlerinde seçtiği konular; bu konuları bize sunarken kullandığı dil tamamıyla yerli ve millidir. Her eserinde bizi anlatır, her eseri bizdendir. Bizim insanımızı, bizim türkülerimizi, bizim geleneklerimizi, bizim mimarimizi, bizim kültürümüzü sunar bizlere, kitaplarında hep kendimizi buluruz. Kutlu’nun her cümlesi buram buram Anadolu kokar. Kutlu, bu topraklarda ondan bu kadar çok sevilmiş, bu kadar çok okunmaktadır.
Mustafa Kutlu nevi şahsına münhasır bir şahıstır. Hâlâ hikâye yazıyor, hâlâ kendisinin de “uzun hikâye”si devam ediyor. Onun bu kadar verimli bir yazı hayatı nasıl oluyor, nelerden besleniyor, kimlerden etkilendi, eserlerini verirken amacı ne, neyi düşünerek yazıyor bu metinleri? Bu ve daha birçok soruya cevap bulacağız bu çalışmamızda.
Bu çalışma Mustafa Kutlu’nun hayatını, sanatını, eserlerini detaylı olarak incelediğimiz monografik bir çalışmadır. Mustafa Kutlu ile ilgili olarak bugüne kadar yapılan çalışmalarda genellikle yazarın sadece belirli yönleri ele alınarak, onlar üzerinde durulmuştur. Bunlar da onun eserlerinden yola çıkılarak yapılmış olan analizlerdir. Mustafa Kutlu hakkında, toplu olarak, onun her yönünü kapsayan bütüncül bir çalışma yapılmamıştır. Biz burada Mustafa Kutlu’yu tüm hayatından hikâyeciliğine, denemeciliğinden dergiciliğine kadar tüm yönleriyle bir bütün olarak ele aldık. Türk edebiyatının son yarım asırdır içerisinde hep var olan, hemen hemen her yıl bir eseriyle yayın dünyasına katkıda bulunan bu kutlu insanın önce hayatını kaleme alıp, sonrasında bu hayat içerisinde ortaya koyduğu sanatı, fikirleri ve eserlerinden yola çıkarak tezimizi şekillendirdik. Yazar ile görüşüp birinci kaynaktan yani kendinden hayat hikâyesini dinleyip, eserleri ve sanatı ile de bilgi aldıktan sonra tezimizde de bunları değerlendirdik.
Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Mustafa Kutlu’nun hayatı, ikinci bölümde yazarın bütün eserlerinin incelenmesi ve genel bir değerlendirmesi yer alır. Üçüncü bölüm Kutlu’nun sanat ve edebiyat görüşlerini kapsamaktadır. Ekler bölümünde ise Mustafa Kutlu ile yaptığımız görüşme “Kendi Anlatımı İle Mustafa Kutlu’nun Hayatı” ve “Arkadaşlarının Gözünden Mustafa Kutlu” başlıkları altında yer almaktadır.
Türk Edebiyatı ve sanatının son elli yılında eserleriyle mühim bir yeri olduğunu düşündüğümüz Mustafa Kutlu üzerine hazırlanan bu çalışmanın yazarla ilgili bir boşluğu dolduracağını umuyoruz.Mustafa Kutlu is one of the most prominent living author in Turkish literature. With his writings, he has brought a new breath to Turkish storytelling, becoming the voice of our people and making significant contributions to the literary world. Kutlu, who has been producing works for half a century, has drawn a panorama of the society he lives in with his works. His works have one foot in the past and one foot in the present. Mustafa Kutlu is a writer who has carried the past to the present with the language of the state. The subjects he chooses in his works, and the language he uses to present these subjects to us, are entirely local and national. In each of his works, he reflects us; each work belongs to us. He presents our people, our folk songs, our traditions, our architecture, and our culture, and we always find ourselves in his books. Every sentence of Kutlu smells of Anatolia. That is why Kutlu is so beloved and widely read in these lands. Mustafa Kutlu is a unique character. He is still writing stories; his “long story” continues. How does he lead such a productive writing life? What nourishes him? Who has influenced him? What is his aim in writing these texts? What does he consider while writing them? We will find answers to these and many more questions in this study.
This study is a monographic study covering Mustafa Kutlu's life, art, and works. In the studies conducted about him so far, only certain aspects of the author have been discussed and emphasized. These are analyses based on his works. There has not been a holistic study on Mustafa Kutlu covering all aspects of him. Here, we have dealt with Mustafa Kutlu as a whole, with all his aspects from his life to his storytelling, from his essay writing to his magazine publishing. We first penned down the life of this blessed person who has always existed in Turkish literature for the last half century and contributed to the publishing world with a work almost every year. Then we shaped our thesis based on his art, ideas, and works that he put forward in this life. After interviewing the author and listening to his life story first-hand, and gathering information about his works and art, we evaluated them in our thesis.
Our study consists of three parts. The first part is the life of the author; the second part is the examination and general evaluation of all of Mustafa Kutlu's works. The third part covers the author's views on art and literature. In the appendices section, the interview we conducted with Mustafa Kutlu is presented under the titles "Mustafa Kutlu's Life with His Own Words" and "Mustafa Kutlu through the Eyes of His Friends. "
We hope that this study, prepared on Mustafa Kutlu, whom we consider to have an important place in Turkish literature and art over the past fifty years, will fill a gap regarding the author
- …
