1,720,959 research outputs found
The foundation of Nizamiyya madrasas and their importance
Url: http://usad.selcuk.edu.tr/usad/article/view/1341055 tarihinde Büyük Selçukluların veziri olan Amîdülmülk Kündürî’nin uygulamış olduğu mezhep politikaları, Selçuklu coğrafyasında Sünnî düşüncenin zayıflamasına neden oldu. Bu durumu değerlendiren Şiî Fatımîler, propaganda faaliyetlerini daha da arttırmışlardı. Bununla birlikte Alp Arslan’ın sultan olmasından sonra durum değişti. Nitekim Alp Arslan’ın vezir tayin ettiği Nizâmülmülk, bir önceki vezirin takibata uğrattığı Şâfiî-Eş‘arî mezhebine mensuptu. Nizâmülmülk, Nîşâbûr şehrinde Şâfiî kaidelere göre eğitim veren bir medrese inşa etmek için Alp Arslan’dan izin almış, ancak Alp Arslan bu faaliyetin bütün ülkeye yayılmasını istemişti. Böylece Nizâmiye Medreseleri’nin inşa süreci başlamış oldu. Nîşâbûr’dan sonra da Bağdad, Belh, Herat, Isfahan, Basra, Merv, Amül, Musul, Bûşenc, Hârgird ve Rey gibi önemli şehirlerde medreseler inşa edildi. Nizamiyeler, İslâm dünyasında inşa edilen ilk sistemli medreseler oldu. Kurulan vakıflarla desteklenen bu medreselerde ders veren müderrisler ve öğrencilerin tüm ihtiyaçları karşılanmıştı. Nizamiyeler, model olarak İslâm coğrafyasında, hatta Avrupa’da kurulan pek çok üniversiteye de örnek teşkil etmiştir. Ayrıca bu medreseler, kuruluş amaçlarına uygun olarak pek çok öğrencinin yetişmesine ve devlet hizmetinde görev almasını da sağlamışlardı.The sectarian policies of Amid al-Molk Kondori, who became the Vizier of the Great Seljukid State in 1055, brought a weakening of Sunni teachings in the Seljukid territories. Seeing this as an opportunity, Shiite Fatimids increased their propaganda activities to an upper level. All of these would change with the ascendance of Alp Arslan to the Seljukid throne. Indeed, the new vizier appointed by Alp Arslan, Nizam al-Molk, belonged to the Shafi’i-Ashari school. When Nizam al-Molk got Sultan Alp Arslan’s permission to build a madrasa in Nishapur where the education was going to be conducted according to Shafi’i school, the sultan asked him to expand the Shafi’i education to the whole country. Thus, the process of building the Nizamiyya madrasas began. After Nishapur, new madrasas were built in Baghdad, Balkh, Herat, Esfahan, Basra, Merv, Amul, Mosul, Bushanj, Kargerd and Rayy. Nizamiyyas were the first systematic madrasas founded in the Islamic world. As the madrasas were financially supported by endowments, all the needs of professors and students were provided within the madrasa system. The Nizamiyyas constituted a model would be imitated not only in the Islamic world but in many universities founded in Europe. In accordance with their founders’ vision, the Nizamiyya madrasas produced graduates who were employed in the Seljukid State
Gazneliler ve Büyük Selçuklular'da bayramlar ve bayram kutlamaları
Gazneliler ve Büyük Selçuklular döneminde dini bayramlar haricinde üç önemli kutlamanın yapıldığı görülmektedir. Baharın başlangıcı olan Nevruz, Sonbahar’ın başlangıcı olan Mihrigân ve Sede bayramları. Bu üç bayram kutlaması her iki devletin hâkimiyet sahasında aksatılmadan devam ettirilmiştir. Bu metin bayramlar ve kutlamaları hakkında bilgiler içermektedir
Büyük Selçuklular dünyasında yas tutma âdetleri ve taziye merasimleri
Ölüm olgusu, yaşayan her canlının mutlaka karşılaştığı bir durumdur. İnsanlığın başlangıcından bu yana ölü yakınları, ölüm karşısında farklı davranış biçimleri sergilemişlerdir. Bu davranış biçimleri kuşkusuz Büyük Selçuklular döneminde de varlığını devam ettirmiştir. Hangi statüde olursa olsun ölen herkes için taziye merasimleri düzenlenirken, yas tutma âdetlerinde ise sosyal statüye uygun olarak farklı davranışlar sergilenebilmektedir. Büyük Selçuklular’ın farklı etnik ve dînî unsuru bir arada barındırmış olması bu farklılığın temel sebebi olarak göze çarpmaktadır. Makalemizde Bütük Selçuklularda yas tutma âdetleri ve taziye merasimleri hakkında örnekleriyle birlikte değerlendirmede bulunulacaktır.Death is a part of life. From time immemorial, humans have expressed sadness for the loss of their loved ones. As societies evolved in different parts of the World, they developed different attitudes and traditions to death. Rites of mourning of course were held for everyone in the Great Seljukid State but they differed according to the status of the deceased. Since Great Seljukid State extended from Central Asia to Asia Minor and Syria, it comprised large numbers of ethnic and religious groups and hence it had different rites of mourning and condolence ceremonies. In this paper the societal attitudes towards death in the Great Seljukid State are dealt with
Horasan'ın Doğu bölgesi: Kubbetü'l-İslam Belh ( Büyük Selçuklular dönemi)
Belh, Horasan'ın en doğusunda yer alır ve Horasan'ın dört kısmından birini teşkil eder. Tarihi çok eskilere dayanan şehir, Çağrı Bey tarafından Selçuklu topraklarına katılmıştır. Taşıdığı büyük önem sebebiyle de daima Selçuklu hanedanından birisinin hâkimiyeti altında kalmasına özen gösterilmiştir. Coğrafî konumu itibariyle Hindistan ile yapılan ticaret için büyük önem taşıyan bölge, aynı zamanda askerî üs olarak da işlev görmüştür. Şehirde, her alanda olduğu gibi eğitim hayatı da büyük canlılık göstermiş, Nizâmiye Medreseleri'nden biri burada inşa edilmiştir. Belh, Büyük Selçuklular döneminde Ortaçağ'ın en önemli şehirlerinden biri haline getirilmiştir
An assessment of the argument that The Sultan Sanjar supposedly ordered the establishment of a province called Kurdistan
Url: http://usad.selcuk.edu.tr/usad/article/view/98Büyük Selçuklular Devleti’nin son hükümdarı olan Sencer, 513/1119 tarihinde yeğeni Mahmûd’u mağlup ederek tahtı ele geçirmişti. Ancak o, devletin mevcut başkenti Isfahân’a gelmemiş, ülkenin batısında yeni bir idarî bölge teşkil ederek yeğeni Mahmûd’u buraya hükümdar tayin etmişti. Böylece Irak Selçuklu Devleti kurulmuş oldu. Sencer ise Selçuklu ülkesinin tamamının tek hükümdarı olarak Merv’i devletin yeni başkenti yaptı. Irak Selçuklu Sultanı Mahmûd, daha sonra başkentini Isfahân’dan Hemedân’a nakletmiş ve burası devletin yıkılmasına kadar başkent olarak kalmıştı. Herkesin bildiği bu olaydan farklı olarak bazı müsteşrikler, Büyük Selçuklu Sultanı Sencer’in Kürdistân eyaletini de kurdurmuş olduğunu iddia etmişlerdir. İddiaya göre Sencer, başkenti Bahâr olan bu eyaleti yeğeni Süleymanşâh’ın idaresine vermiştir. Bununla birlikte iddiayı dile getirenler konuyla ilgili olarak herhangi bir kaynak göstermemişlerdir. Kaynak gösterilmemiş olması, konuyu tartışmalı bir hale getirmekte ve bazı sorulara neden olmaktadır. Dolayısıyla iddiada belirtilen tarih, şahıs ve yer isimleri, diğer bazı kaynaklarda nasıl yer almaktadır? Süleymanşâh Ebûh olarak verilen kişi, gerçekte Süleymanşâh ile aynı kişi midir? Verilen tarih, olayların kronolojisine uygun mudur? Makalemizde, diğer kaynaklardaki bilgiler ışığında bu soruların cevabı aranacaktır.The last ruler of the Great Seljukid State, Sultan Sanjar took the Seljukid throne after defeating his nephew Mahmud in H. 513/1119 C.E. However, he did not come to Isfahan, the capital of the Sultanate and establishing a new administrative region in the west of the state, he appointed his nephew Mahmoud as its ruler. Thus, the Seljukid Sultanate of Iraq was founded. As the sole ruler of the state, Sanjar made Merv the new capital of the Sultanate. Later, Mahmoud, the Sultan of the Seljukid Sultanate of Iraq, transferred the capital from Isfahan to Hemedan and it stayed as the capital of the state until it collapsed. In addition to the above mentioned narrative, some orientalists argued that Sultan Sanjar established another administrative unit called Kurdistan during his reign. This argument depends on the information that Sanjar gave the administration of this province with its capital Bahâr to his niece Suleimanshah even though no source whatsoever was given to support it. Since the reliability of such information is debatable, its content (the names of persons and locations as well as the date) should be tested in the light of extant sources. This article aims to examine the content of the above mentioned information by asking questions such as whether or not Suleimanshah Abûh was the same person with Sultan Suleimanshah or was the date of the event in accordance with the known chronology of the Seljukid Empire. In this paper, these questions will be answered in the light of information in the other sources
1. Kitap: Kuruluş Dönemi - Cihan Piyadeoğlu
KitapTarih ve tarih metodolojisine dair bilinen en eski tanımlamayı yapan Muhammed b. Süleyman el-Kafiyeci: ‘‘Tarih, saygın, önemli ve büyük şeylerden oluşur. Tarih, insanlar nezdinde makbuldür, fikirlere ve ibretlere şamildir. Tarih, muteber bir şekilde maslahatlarla, güzelliklerle ilintilidir ve onların kaynağıdır. Şayet tarih olmasaydı, bize ne bir haber ne de bir eser ulaşırdı. O ruhların ve bedenlerin gıdasıdır. O, insanların ve toplumların haberlerinin kaynağıdır. O, acayipliklerin garipliklerin, rivayetlerin ve mesellerin madenidir. Tarih, edibin süsü, akıl sahibinin dayanağı, devlet adamının yardımcısı ve destekçisi, zeki kişinin hazinesidir” demektedir. Gerçekten de tarih, insanlığın bilgi birikimlerini, yaşadıklarını, tecrübelerini yeniden insanlığın hizmetine sunan bir hafızadır. Bugününü şekillendirmek, geleceği için tedbirler ve planlar yapmak isteyen herkes ona müracaat etmek zorundadır. Bu haliyle tarih, her bir insan, toplum ve devlet için vazgeçilmez bir kaynaktır. Toplumu ayakta tutan değerlerin en önemlilerinden birisi kuşkusuz tarihtir. Bir millet, varlığını devam ettirmek ve sağlam adımlarla geleceğe yürümek için nesillerine tarih bilinci vermeli, örnek alabilecekleri tarihi büyük şahsiyetlerini onlara öğretmelidir. Bu amaçla üniversitemiz, tarihe yön vermiş önemli ve büyük sultanlarımızın hayatlarını halkımıza ve özellikle gençlerimize doğru bir şekilde, alanında uzman bilim insanlarımızın sunumuyla ulaştırmayı hedeflemiştir. İşe, dünya ve İslam tarihinde mümtaz bir konuma sahip olan Büyük Selçuklu Devleti hükümdarlarını bir seri halinde yayımlayarak başladık. Çünkü Büyük Selçuklu Devleti, Türk-İslam ve Dünya kültür ve medeniyet tarihinde kendine ait özel ve büyük bir konuma ulaşmıştır. Böylesine önemli bir konuma ulaşmasında ise hükümdarlarının büyük katkıları olmuştur.
Selçuklu hareketinin temellerini atan Selçuk Bey’den ilk sultanı Tuğrul Bey’e Malazgirt zaferinin mimarı Alp Arslan’dan cihan hükümdarı Melikşah’a, onların çizdiği yolda ilerlemeye çalışan Berkyaruk, Muhammed Tapar ve Sencer’e, devletin önemli ve büyük sultanlarını tanıtmak adına "Türk Sultanları Serisi/Büyük Selçuklu Ar-Ge Projesi” olarak geliştirilmiştir. Ortaya çıkan eserlerin halkımıza ve özellikle gençliğimize faydalı olması temennisiyle...
1. Kitap: Kuruluş Dönemi - Prof. Dr. Cihan PİYADEOĞLU
2. Kitap: Sultan Tuğrul - Prof. Dr. Ergin AYAN
3. Kitap: Sultan Alp Arslan - Doç. Dr. Mehmet ŞİMŞİR
4. Kitap: Sultan Melikşah - Doç. Dr. Mehmet Ali KAPAR
5. Kitap: Sultan Berkyaruk - Prof. Dr. Erkan GÖKSU
6. Kitap: Sultan Muhammed Tapar - Prof. Dr. Abdülkerim ÖZAYDIN
7. Kitap: Sultan Sencer - Doç. Dr. Sefer SOLMA
Going Beyond Counting First Authors in Author Co-citation Analysis
The present study examines one of the fundamental aspects of author co-citation analysis (ACA) - the way co-citation
counts are defined. Co-citation counting provides the data on which all subsequent statistical analyses and mappings
are based, and we compare ACA results based on two different types of co-citation counting - the traditional type that
only counts the first one among a cited work's authors on the one hand and a non-traditional type that takes into
account the first 5 authors of a cited work on the other hand. Results indicate that the picture produced through this non-traditional author co-citation counting contains more coherent author groups and is therefore considerably clearer. However, this picture represents fewer specialties in the research field being studied than that produced through the traditional first-author co-citation counting when the same number of top-ranked authors is selected and analyzed. Reasons for these effects are discussed
Variations on the Author
“Variations on the Author” discusses two of Eduardo Coutinho’s recent films (Um Dia na Vida, from 2010, and Últimas Conversas, posthumously released in 2015) and their contribution to the general question of documentary authorship. The director’s filmography is characterized by a consistent yet self-effacing form of authorial self-inscription: Coutinho often features as an interviewer that rather than express opinions propels discourses; an interviewer that is good at listening. This mode of self-inscription characterizes him as an author who is not expressive but who is nonetheless markedly present on the screen. In Um Dia na Vida, however, Coutinho is completely absent form the image, while Últimas Conversas, on the contrary, includes a confessional prologue that moves the director from the margins to the center of his films. This article examines the ways in which these works stand out in the filmography of a director who offers new insights into the notion of cinematic authorship
Appropriate Similarity Measures for Author Cocitation Analysis
We provide a number of new insights into the methodological discussion about author cocitation analysis. We first argue that the use of the Pearson correlation for measuring the similarity between authors’ cocitation profiles is not very satisfactory. We then discuss what kind of similarity measures may be used as an alternative to the Pearson correlation. We consider three similarity measures in particular. One is the well-known cosine. The other two similarity measures have not been used before in the bibliometric literature. Finally, we show by means of an example that our findings have a high practical relevance.information science;Pearson correlation;cosine;similarity measure;author cocitation analysis
- …
