1,256 research outputs found
Bulut motifinin arkaik temelleri ve Hz. Peygamber’i gölgeleyen bulut rivayetleri
Tarih sürecinin akışı çağların yanı sıra kültürlerin, toplumların, insanların ve bakış açılarının değişimini de beraberinde getirir. Buna binaen insanların, içinde bulundukları çağın, kültürün etkisiyle oluşturdukları anlam dünyası da süreç aktıkça değişime uğrar ve bu değişim anlam dünyasının aynalarından biri olan dilde kendini gösterir. Anlam dünyasının değişimi bazen kelimelerin bazen ise kelimelere yüklenen anlamların değişimi şeklinde ortaya çıkar. İşte dil ve anlamın bu kaygan yapısı sebebiyle belli bir döneme ait bir metnin, motifin, deyimin… anlaşılabilmesi için öncelikle o dönemin dil ve anlam dünyasının çözümlenmesi gerekir. İşbu makale, söz konusu hususları dikkate alarak, İslamî literatürün erken kaynaklarında yer alan bulut ve gölge metaforunu o günün anlam dünyası içerisinden görmeye çalışmakta ve bu doğrultuda nakledilmiş rivayetlere bir de o açıdan bakmayı teklif etmektedi
An embedded Markov chain approach to stock rationing under batch orders
We provide an extension to the embedded Markov chain approach of Fadiloglu and Bulut (2010) for the analysis of lot-per-lot inventory systems with backorders under rationing. This extension generalizes the method so that it can be used for the analysis unDepartment of Industrial Engineering, American University of the Middle East, Kuwait; Department of Industrial Engineering, Yaşar University, Izmir, Turke
Dağıtık Bulut Hizmetleri İçin Kaynak Eşlemenin İyileştirilmesi
Tez (Doktora) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2016Thesis (Ph.D.) -- İstanbul Technical University, Institute of Science and Technology, 2016Bulut sistemlerinde saklanan ve işlenen verinin boyutu büyük bir hızla artmaktadır. Bunun başlıca nedeni Büyük veri, Nesnelerin İnternet’i ve mobil kod aktarımı gibi Bulut bilişime dayalı alanlardaki gelişmelerdir. Aynı zamanda, bulut tabanlı hizmetler de hızla daha küresel ve coğrafi olarak dağıtık hale gelmektedir. Kullanım senaryosundaki bu değişiklikler ayak uydurabilmek için Bulut Bilişim geçmişte İnternet’in yaşadığı değişime benzer şekilde tamamen özeksiz, birleştirilmiş ve yaygın bir ortama dönüşmektedir. Bu değişimi sağlayacak araştırma alanları hâlihazırda ortaya çıkmaya başlamıştır. Bulut Federasyonları, Çoklu-Bulutlar, Sis Bilişim, Uç Bilişim, Bulutçuklar ve Nano Veri Merkezleri bunların sadece bir kısmıdır. Dağıtık Bulut adı verilen bu yeni yapıya geçişte en önemli sorunlar olarak farklı Bulut sağlayıcı ve altyapıları için standartlaşma ve kaynak yönetimi olarak ortaya çıkmaktadır. Bu tezin odak noktası bunlardan ikincisidir: Sınırlı hesaplama ve ağ kaynaklarının özeksizleşmeye uyum sağlamak için verimli şekilde yönetilmesi. Kaynak yönetimi kaynakların belirlenmesi, atanması, izlenmesi ve gelen isteklerin kaynaklarla eşleştirilmesi gibi adımları içermektedir. Bu adımların tümüyle ilgili çalışmalar yapılmış olmakla birlikte asıl katkı kaynak eşleme alanında verilmiştir. Kısaca; sanal makineler, ağ bağlantıları ve veri tabanlarından oluşan Bulut hizmetlerinin çok sağlayıcılı, coğrafi olarak dağıtık ve dinamik bir Bulut altyapısı üzerindeki birimler ile eşleşmesi iyileştirilmiştir. İyileştirmenin amacı hizmet kalitesini düşük maliyet ile artırmak olarak belirlenmiş, ağ gecikmeleri ve bant genişliği ile depolama ve hesaplama maliyetleri çok amaçlı bir iyileştirmeye tabi tutulmuştur. Kaynak eşlemenin iyileştirilmesi iki aşamalı olarak yapılmaktadır. İlk aşamada sanal makineler ve bunlar arasındaki ağ bağlantıları kaynaklar ile eştirilmekte (topoloji eşleme), ikinci aşamada ise veri tabanındaki nesneler kopyalanıp kaynaklara dağıtılmaktadır (kopyalama yönetimi). İki aşama Bulut hizmetlerinin saklama ve işleme maliyetlerini düşürme ve hizmet kalitesini artırma konusunda birbirini tamamlamaktadır. Hizmet kalitesi artışı; erişim gecikmelerin azaltılması ve hesaplama süresinin kısaltılması gibi iyileştirmelerle mümkün olmaktadır. Topoloji eşleme aşamasında sanal makineler ve bağımlılıklarından oluşan sanal topoloji, Bulut altyapısı sağlayıcıları ve ağ bağlantılarından oluşan fiziksel topoloji ile eşleştirilmektedir. Bunun için fiziksel topolojinin, sanal topoloji ile izomorfik olan alt çizgeleri belirlenmekte, bunlardan kullanıcıya ortalama gecikmesi en düşük olanı ile eşleme yapılmaktadır. Böylece hem kullanıcıya olan gecikme hem de bağımlı sanal makineler komşu sağlayıcılarda bulunduğundan sanal makineler arasındaki gecikmeler azaltılmış olmaktadır. Ek olarak, bant genişliği de verimli şekilde kullanılmaktadır. Yeterli kaynaklara sahip bir alt çizge bulunmadığı durumda ise sanal makineleri birbirine olabildiğince yakın sağlayıcılara yerleştiren sezgisel bir yöntem kullanılmaktadır. Ayrıca bir veri merkezi içindeki kaynak atama problemi de ele alınmıştır. Fiziksel makinelerdeki farklı kaynak türlerinin kullanım oranlarının yaklaşık olarak eşit tutulmasının en verimli kaynak kullanımını sağladığı gösterilmiştir. Bu aşamadaki hipotez, topoloji eşleştirerek yapılan yerleştirmenin, açgözlü algoritmalardan daha iyi sonuçlar vereceğidir. Hipotezin değerlendirilmesi amacıyla yaygın olarak kullanılan Bulut benzetim yazılımı CloudSim geliştirilerek bir deney ortamı kurulmuştur. Yapılan deneyler önerilen algoritmanın diğer yöntemlerde daha düşük gecikmeye yol açtığını göstermektedir. Bu sayede gelen isteklerin yerleşim ve çalışma süreleri kısalmakta ve sistemin toplam iş hacmi artmaktadır. Dolayısıyla, önerilen yöntem hem kullanıcıya hem de sağlayıcıya yarar sağlamaktadır. Üstelik hizmet başına ödenen ücret azalırken, sağlayıcının toplam gelirinde bir değişim olmamaktadır. Kopyalama yönetimi aşamasının amacı ise veriye erişim süreleri ile veri saklama ve taşıma maliyetlerini düşürmektir. Bulut hizmetlerinin veri tabanları analizlerin ve tutarlılık kontrolünün kolaylığı gibi nedenlerle genellikle merkezi konumlarda tutulmaktadır. Bu nedenle, sanal makinelerin coğrafi olarak farklı konumlarda yürütülüp erişim sürelerinin kısalması sağlansa da, veri ihtiyacı yüksek olan hizmetlerde beklenen yarar görülmeyebilir. Geleneksel olarak veri erişim sürelerinin kısaltılması önbellek kullanımı ile sağlanmaktadır. Ancak dağıtık Bulut sistemlerinde önbellek yönteminin iki önemli sakıncası bulunmaktadır. İlk olarak, çok sayıda ve büyük boyutlu veri nesnelerini tüm uç birimlerde saklamak maliyeti artırmaktadır. İkinci olarak, önbellekteki veri ancak bulunduğu konumda kullanılabilmekte, kullanım oranı düşük olmaktadır. Kopyalama yöntemlerinde ise, her bir kopya çevresindeki birden çok konumdan gelecek isteklere cevap verebildiğinden daha düşük maliyetli bir çözümdür. Önerilen yöntem, yöneylem araştırma alanından alınmış olan tesis konumu problemini temel almaktadır. Tesis konumu problemi coğrafi olarak dağıtık müşteri taleplerini en düşük maliyetle karşılayacak tesislerin sayısı ve yerlerini belirlemek ile ilgilenir. Kopya yönetimi için uyarlandığında müşteri talepleri veri isteklerine, tesisler ise kopyalara karşılık gelecektir. Böylece hem gecikmeleri hem de maliyeti azaltmayı sağlayan bir amaç fonksiyonu tanımlanmıştır. Her bir depolama birimi yerel bir eniyileyici olarak çalışmakta ve bu amaç fonksiyonunu küçültecek kopyalama, kopya taşıma ve kopya silme kararları almaktadır. İyileştirme algoritması tekrarlı olarak belirli zaman dilimlerinde çalışmaktadır. Böylece kopyalar merkezden uç birimlere doğru adım adım ilerlememektedir. Önbellek kullanımında önbellekte tutulan verilerin sadece bulundukları birim tarafından bilinmeleri yeterlidir. Ancak, kopyalama yönteminin etkinliği diğer yakın birimlerin de kopyadan haberdar olmasına ve yararlanmasına bağlıdır. Bu nedenle, ikincil katkı olarak, bir kopya bulma yöntemi geliştirilmiştir. Birimlerin tüm Bulut altyapısındaki kopyaların yerlerini bilmeleri önerilen yöntemin özeksiz yapısına aykırıdır. Bu nedenle yeni bir kopya oluşturulduğunda ya da bir kopya silindiğinde sadece gelecekte o veriye istekte bulunacağı tahmin edilen birimlerin haberdar edilmesini sağlayacak bir mesajlaşma yöntemi önerilmiştir. İkinci aşamadaki hipotez, önerilen kopyalama, kopya yerleştirme ve kopya bulma yönteminin önbellek kullanımına göre hem daha düşük maliyetli hem de daha düşük gecikmeli çözümler üretebileceğidir. Hipotez hem gerçek dünyadan alınmış İnternet erişim izleri hem de yapay olarak üretilmiş veriler ile değerlendirilmiştir. Sonuçlar hipotezi doğrulamaktadır. Ayrıca yapay veriler ile yürütülen deneyler, yöntemin faydasının üretilen istek konumları dağılımının varyansı ile orantılı olarak arttığını göstermektedir. Varyans arttıkça, istekler belirli bölgelerde toplanmakta ve buralara yerleştirilecek kopyaların etkinliği daha yüksek olmaktadır. Bu tezde, önerilen kaynak eşleme yönteminin her iki aşamasının da başarımının geleneksel yöntemlerden önemli derecede üstün olduğu gösterilmiştir. Dağıtık ve birleştirilmiş Bulut sistemlerinin gerçekleşmesinde kaynakların verimli ve etkin kullanımı önemli rol oynayacaktır. Bu tezde sunulan deneysel sonuçlar dağıtık Bulut sistemlerinin gerçekleşmesi ve geleceği konusunda umut vericidir.The magnitude of data being stored and processed in the Cloud is quickly increasing due to advancements in areas that rely on cloud computing, e.g. Big Data, Internet of Things and mobile code offloading. Concurrently, cloud services are getting more global and geographically distributed. To handle such changes in its usage scenario, the Cloud needs to transform into a completely decentralized, federated and ubiquitous environment similar to the historical transformation of the Internet. Indeed, research ideas for the transformation has already started to emerge including but not limited to Cloud Federations, Multi-Clouds, Fog Computing, Edge Computing, Cloudlets, Nano data centers, etc. Standardization and resource management come up as the most significant issues for the realization of the distributed cloud paradigm. The focus in this thesis is the latter: efficient management of limited computing and network resources to adapt to the decentralization. Specifically, cloud services that consist of several virtual machines, dedicated network connections and databases are mapped to a multi-provider, geographically distributed and dynamic cloud infrastructure. The objective of the mapping is to improve quality of service in a cost-effective way. To that end; network latency and bandwidth as well as the cost of storage and computation are subjected to a multi-objective optimization. The first phase of the resource mapping optimization is the topology mapping. In this phase, the virtual machines and network connections (i.e. the virtual cluster) of the cloud service are mapped to the physical cloud infrastructure. The hypothesis is that mapping the virtual cluster to a group of data centers with a similar topology would be the optimal solution. Replication management is the second phase where the focus is on the data storage. Data objects that constitute the database are replicated and mapped to the storage as a service providers and end devices. The hypothesis for this phase is that an objective function adapted from the facility location problem optimizes the replica placement. Detailed experiments under real-world as well as synthetic workloads prove that the hypotheses of the both phases are true.DoktoraPh.D
That Uncertain Voice:Voice-as-Skin
Based on Zeynep Bulut’s book, Building a Voice: Sound, Surface, Skin (Goldsmiths Press, 2025), this presentation and discussion will explore how voice can be imagined as skin and what such a conception offers in times of crisis and uncertainties. Drawing on the notions and practices of embodied voice in experimental music and participatory media art, the event will revisit individual, collective, and multi-sensory processes of voice-making in everyday life. In so doing, it will consider the conception of a voice, one that is both individual and anonymous, and one that functions like a skin, a multi-sensory interface and surface that both connects and differentiates bodies of all kinds without being limited to discursive labels of language. Through the notion of voice-as-skin, this book presentation and discussion will reflect on the ethical implications and significance of voice-making processes for global issues like environmental crisis and artificial intelligence, while also questioning rushed forms of communication and presumed understandings of empathy. Zeynep Bulut is a voice and sound theorist. She is a lecturer in Music at SARC, Centre for Interdisciplinary Research in Sound and Music, at Queen’s University Belfast. Her work theorises the emergence, embodiment and mediation of voice as skin. She is the author of Building a Voice: Sound, Surface, Skin (Goldsmiths Press, 2025). Her articles have appeared in various volumes and journals including The Oxford Handbook of Sound Art, Perspectives of New Music, Postmodern Culture, and Music and Politics. She is project lead for the research platform Music, Arts, Health, and Environment, supported by the Economic and Social Research Council’s Impact Acceleration Account at QUB. Alongside her scholarly work, she has also exhibited sound works, composed and performed vocal pieces for concert, video, and theater, and released two singles. Her composer profile has been featured by British Music Collection. She is a certified practitioner of Deep Listening. Brandon LaBelle is an artist, writer, theorist, and artistic director of The Listening Biennial. His work focuses on questions of agency, community, pirate culture, and poetics, which results in a range of collaborative and extra-institutional initiatives, including: Communities in Movement (2019-23), The Living School (with South London Gallery, 2014-16), Oficina de Autonomia (2017–), The Imaginary Republic (2014–19), Dirty Ear Forum (2013-22), Surface Tension (2003-08), and Beyond Music Sound Festival (1998-2002). In 1995, he founded Errant Bodies Press, an independent publishing project supporting work in sound art and studies, performance and poetics, artistic research and contemporary political thought. His publications include: Poetics of Listening (2025), Acoustic Justice (2021), The Other Citizen (2020), Sonic Agency (2018), Lexicon of the Mouth (2014), Acoustic Territories (2010, 2019), and Background Noise (2006, 2015). Holger Schulze is a full professor of musicology at the University of Copenhagen and the principal investigator at the Sound Studies Lab. His sonic anthropology explores how sounds and listening in the 21st century stabilise, disrupt, and permeate everyday life. Artistic practices and everyday objects are both of equal concern to his sonic critique. He is currently writing a book on meme music and working on The Bloomsbury Encyclopedia of Sound Studies in three volumes (as one of three editors-in-chief with Jennifer Stoever and Michael Bull), as well as The Bloomsbury Handbook of Sound in Museums (with Alcina Cortez, Gabriele Rossi Rognoni, and Eric de Visscher). His publications include: The Bloomsbury Handbook of the Anthropology of Sound (2021, ed.), Sonic Fiction (2020), The Sonic Persona (2018) and Sound as Popular Culture. A Research Companion (2016, co-ed. with Jens Gerrit Papenburg).00:00 Introduction by Christoph F. E. Holzhey04:36 Talk by Zeynep Bulut36:00 Discussio
Exact analysis of production lines with Coxian-2-distributed processing times and parallel machines
his study considers production lines where each station has parallel machines with 2-phase Coxian processing times. The setting in this paper is designed specifically for scrutiny of the replenishment of raw materials and finished goods inventories with intermediate buffers in-between stations. Each buffer has a limit of capacity. Raw material supply and demand for finished goods are generated according to independent stationary Poisson processes. Coxian-2 processing times can be utilized to model failure-prone machines with exponential service times, times to failure, and repair times. The second phase of Coxian-2 can also be considered as a rework operation visited with a predefined probability. We model the line as a continuous-time Markov chain and propose recursive algorithms to generate the transition rate matrix. Although the general recursive form is specific to 3-station 4-buffer lines, routines for calculating the number of states and generating the states work for any M-station (M + 1)-buffer systems. The developed model allows obtaining steady-state distribution and performance metrics such as throughput, the average number of items in the buffers, and average system cost consisting of production, holding, and shortage costs. Furthermore, we enrich our study with numerical experiments and analyze the impacts of buffer capacities, processing rates of the machines and the number of parallel machines on the system performance. Moreover, the exact analysis provided in this paper can also be used as the decomposition block for the performance analysis of longer lines
Türkiye’de Yazılım Geliştirme Takımlarının Bulut Kullanımı, Kullanım İsteği ve Uygunluk Algısı
Yeni teknolojik gelişmelerin kullanıcılar tarafından benimsenip mevcut alternatiflerin yerine kullanılması sürecini etkileyen içsel ve dışsal faktörler bulunmaktadır. Yeni bir teknolojinin kullanıma uygunluğu, o teknolojiyi kullanma isteği ve o teknolojinin hâlihazırda kullanılıyor olması farklılıklar gösterebilmektedir. Bu çalışmada, Türkiye’de yazılım geliştirme projelerinde bulut bilişim servislerinin kullanım durumu incelenmiştir. Yapılan anket çalışması sonuçları istatistiksel yöntemlerle karşılaştırılmış ve yazılım projelerindeki aktivitelerde bulut teknolojilerinin mevcut kullanımı, yazılım geliştiricilerin bulutu işlerine uygun bulma derecesi ve yazılım geliştiricilerin bulut kullanım isteği arasındaki ilişkilerçıkarılmıştır. There are several internal and external factors that affect the adoption and use of a new technology instead of the existing alternatives. The suitability of a new technology, the intention to use it and actually using it may show differences. In this study, the state of cloud use in software development projects in Turkey is investigated. To this end, a questionnaire is administered and the results are analyzed statistically to derive the relationships between the actual use, use intention and perceived suitability of cloud services by software developers regarding development activities in software projects. </p
BUKET UZUNER'İN UZUN BEYAZ BULUT-GELİBOLU ADLI ROMANINDA MEKÂN UNSURU
Edebi eserlere baktığımızda olayların belli unsurlar çerçevesinde ele alındığını görürüz. Bir araya getirilen bu unsurlar edebiyat eserini ortaya çıkarmak için önem teşkil eder. Bu unsurlardan biri de mekândır. Roman kişilerini, olayların gerçekleştiği mekânlardan ayrı düşünmek mümkün değildir. Çoğu zaman bireylerin en ufak hareketlerinin bile bu bağlamda ortaya çıktığı görülmektedir. Söz konusu insan olduğu zaman toplum da olayın bir parçası hâline gelmiş demektir. Böylece en basit yaklaşım ile birlikte mekân unsurunun psikolojik ve sosyolojik açıdan da ele alınabileceğini görmüş oluruz. Tarihi romanlarda ise mekân daha çok fiziksel çevre olarak kullanılmaktadır. Bu sebeple tarihi romanlarda insan-mekân ilişkisi bağlamında psikolojik tahlillere pek yer verilmediği bilinmektedir. Çalışmamızda, yazar tarihin ele alınışı ne kadar gerçekçi anlayışla ele alınırsa alınsın yine de tarihin gerçeklerinin o an içerisindeki gibi yansıtılamayacak olmasına da dikkat çekmektedir. Buket Uzuner' in Uzun Beyaz Bulut- Gelibolu adlı romanı bir Çanakkale romanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Çanakkale'nin mekân olarak seçilmesi ekseninde romanda yer alan mekân- insan ilişkisi, mekân-zaman etkileşimi önem arz etmektedir. Bu çalışmada, Buket Uzuner'in Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu (2001) adlı romanında kullanılan mekânlar ele alınacaktır
Synthesis and characterization of advanced high capacity cathode active nanomaterials with three integrated spinel-layered phases for Li-ion batteries
Mesoporous cathode active materials that included undoped and separated Cu2+ and Co3+ doped spinels were prepared. The "doped spinel-Layered-Li-rich spinel" composite nanoparticles within the three integrated phased (LiM(0,02)Mn(1,98)O(4)eLi(2)MnO(3)-Li1,27Mn1,73O4; where M is Cu2+ and Co3+) were synthesized by a microwave assisted hydrothermal synthesis. These materials were investigated with X-Ray powder Diffraction spectroscopy (XRD), Scanning Electron Microscopy (SEM and FE-SEM), High Resolution Transmission Electron Microscopy (HR-TEM), galvanostatic cycling at 0.1C and 0.5C rates, Cyclic Voltammetry (CV), and Electrochemical Impedance Spectroscopy (EIS). The effects of the calcination temperature and the partial substitution of Mn3+ in the spinel by Cu2+ and Co3+, and onto the spinel structure were investigated with XRD. The lattice parameters of the spinel structured compounds were calculated from the XRD data using the Williamson-Hall equation. However, the morphological changes, which depended on the calcination temperature, were examined by SEM, FE-SEM and HRTEM. Furthermore, the two other phases which were different from LiM0,02Mn1,98O4 had a great impact on the electrochemical performance over the potential range of the 3-5 V. At the 0.1C rate, the first discharge capacities of undoped and Cu2+, Co3+ doped materials were 577, 285, 560 mAh/g respectively. After 50 cycles at 0.5C rate, we achieved 96.2%; 52.5%; 95.4% capacity retention for the undoped and Cu2+, Co3+ doped materials respectively. (C) 2016 Elsevier B.V. All rights reserved
Third body effects in the period changes of two Algol binaries: V342 Aql and TW Lac
32nd International Physics Congress of Turkish-Physical-Society (TPS) -- SEP 06-09, 2016 -- Bodrum, TURKEYThe O - C diagrams of two Algol-type eclipsing binaries V342 Aql and TW Lac have been analyzed with the least-squares method by using all available minima times. The period changes in their O - C diagrams have been discussed with respect to the Light-Time Effect (LITE) that originates from gravitational influence of a third body. New LITE elements, orbital periods and possible minimum masses of third bodies are given.Turkish Phys So
Apsidal motion of two eclipsing binaries: V796 Cyg and V2783 Ori
32nd International Physics Congress of Turkish-Physical-Society (TPS) -- SEP 06-09, 2016 -- Bodrum, TURKEYIn this study, the orbital period variations of two eclipsing binary systems showing apsidal motion were studied. Their O - C diagrams were analysed using all reliable eclipse timings and the elements of apsidal motion of two systems were improved. We found periods of apsidal motion of V796 Cyg and V2783 Ori to be 32.7 +/- 0.2 years and 415 +/- 50 years, respectively.Turkish Phys So
- …
