1,339 research outputs found

    Tuz buharının Döğer (İhsaniye-Afyonkarahisar) tüfüne etkisinin incelenmesi

    No full text
    Doğal yapı taşlarında meydana gelen ayrışmaların birçoğu atmosfer kaynaklıdır. Genellikle su içeriğine bağlı olarak kılcal su emme, ıslanma-kuruma ve donma-çözülme gibi olayların yanı sıra çeşitli gazlar ve buharlar da doğal yapı taşlarını etkilemektedir. Doğal yapı taşlarını etkileyen tuzlu atmosferik bileşiklerden birisi de tuz buharıdır. Döğer tüfleri, Afyonkarahisar yöresinde Selçuklu ve Osmanlı döneminden beri yapı taşı olarak kullanılmaktadır. Yüksek gözenekli bir yapısı olan bu tüflerin atmosfer kaynaklı sıvı ve gazları absorbe etmesi nispeten daha kolay olmaktadır. Bu çalışmada, tuz buharı etkisine dayanım testleri için Döğer tüfleri kullanılmıştır. Bu tüflerin bazı fiziksel özellikleri belirlendikten sonra TS EN 14147 standardına uygun olarak tuz buharı etkisine dayanım testleri uygulanmıştır. Testler aynı zamanda silan esaslı yüzey koruyucu kimyasal madde sürülen örneklerde de gerçekleştirilmiştir. 60 döngü tuz buharı testi uygulandıktan sonra normal ve yüzey koruyucu sürülmüş örneklerin kütle kaybı, ultrases geçiş hızı ve basınç dayanımı değerleri belirlenerek deney programı tamamlanmıştır. Sonuçlar, Döğer tüflerinin fiziksel bütünlüğünün bozulmaması nedeniyle tuz buharına karşı dayanıklı olduğunu ortaya koymuştur. Normal ve koruyucu madde sürülmüş örneklerde kütle artışı sırasıyla %0.2740 ve %0.1294 olarak gerçekleşmiştir. Ultra ses geçiş hızı, normal örneklerde %11.39 koruyuculu örneklerde ise %7.32 oranında azalmıştır.Many of the deterioration of natural building stones are atmospheric effects. Generally, depending on the water content, capillary water absorption, wetting-drying and freezing-thawing as well as various gases and vapors also affect the natural building stones. One of the atmospheric compounds affecting the natural building stones is the salt mist. Döğer tuff is used as a building stone in the Afyonkarahisar region since the Seljuk and Ottoman period. These tuffs with high porosity are relatively easy to absorb atmospheric liquids and gases. In this study, Döğer tuffs were used for the resistance to ageing by salt mist. After determining some physical properties of these tuffs, resistance tests to ageing by salt mist have been applied in accordance with TS EN 14147 standard. Tests were also carried out in silane-based surface protective chemicals. After the 60-cycle salt mist test was applied, the test program was completed by determining the mass loss, ultrasound transition rate and compressive strength values of untreated and treated samples. The results showed that, due to the physical integrity of the Döğer tuffs, they were resistant to salt mist. The mass increase in untreated and treated samples was 0.2740% and 0.1294%, respectively. The ultra-sound transition rate decreased by 7.32% in the treated samples with 11.39% untreated sample

    Investigation of effect of surface protection chemical on water vapor transmission of Döğer tuff (İhsaniye-Afyonkarahisar) used as building stone

    No full text
    Bu çalışmada Afyonkarahisar’da üretilen Döğer tüfünün su itici kimyasal madde ile kaplanması sonucunda su buharı aktarım özelliklerindeki değişimler incelenmiştir. Bu doğrultuda ilk olarak döğer tüfünün mineralojik – petrografik (polarizan mikroskop, XRD), kimyasal analiz (XRF), gözenek çapı dağılımı ve bazı fiziko-mekanik özellikleri belirlenmiştir. İkinci aşamada ise Döğer tüfünün su buharı aktarım özellikleri belirlenmiş ve aynı deney su itici ve koruyucu kimyasal maddelerin uygulandığı Döğer tüfü üzerinde de tekrarlanmıştır. Döğer tüfü örneklerinin su buharı aktarım deneyinde kütle ağırlık kaybı normal tüflerde %0,59 iken koruyuculu tüflerde bu oran %0,25 olarak belirlenmiştir.In this study, the changes in water vapour transmission properties as a result of coating of Doger tuffs produced in Afyonkarahisar with water repellent chemicals were investigated. Firstly, mineralogical - petrographic (polarizing microscope, XRD), chemical analysis (XRF), pore diameter distribution and some physico - mechanical properties of the other tuff were determined. In the second stage, the water vapour transmission properties of Doger tuffs were determined and the same experiment was repeated on Döğer tuffs where water repellent and protective chemicals were applied. In the water vapour transmission test of the other tuff samples, the mass weight loss was found to be 0.59% in normal tuffs and 0.25% in protective tuffs

    Termal şok işleminin yapı taşı olarak kullanılan İscehisar andezitinin fiziksel ve mekanik özelliklerine etkisinin incelenmesi

    No full text
    Günümüzde yapı taşı olarak kullanılan doğal taşlar, geleneksel yapı malzemelerine göre daha uzun ömürlü oldukları için, geçmişte de değişik uygarlıklar tarafından sıklıkla kullanılmıştır. Günümüze kadar gelebilen kültürel tarihi varlıkların da büyük bir çoğunluğunun doğal taşlardan yapıldığı görülmektedir. Bu doğal taşların birisi de andezittir. Andezitler, yapılarda yapı taşı, iç ve dış mekanlarda döşeme, kaplama ve dekoratif kullanımın yanı sıra çevre düzenlemeleri, yaya yolu ve kaldırımlarda da kullanılmaktadır. Andezitler, diyoritlerin yüzey kayaçları olup plajiyoklas (andezin) ve amfibol (hornblend) grubu mineraller bileşimlerinde çoğunluğu oluşturmaktadır. Az olarak kuvars, piroksen grubu, olivin, biyotit gibi minerallerde bulunabilmektedir. Volkanik kayaçlar arasında çok bulunan bir kayaç türüdür. Ülkemizde yaygın bir şekilde yüzeylenen andezitler nötr kökenli bir magmadan oluşmaktadır

    Investigation of the effect of protective chemicals on the deterioration of Andesite used as building stone due to salt mist

    No full text
    Doğal taşlar kullanım yerlerine göre, uzun süreli atmosferik etkilere maruz kalmaktadır. Tuz kristallenmesi, donma-çözülme ve sıcaklık gibi etkilerin yanı sıra hava kirliliği, çeşitli gazlar ve buharlar da atmosferik kirlilikler olarak doğal taşları etkilemektedir. Bu etkiler doğal taşların hem fiziko-mekanik özelliklerinde hem de dış görünümlerinde olumsuz değişimler meydana getirmektedir. Bu çalışmada Afyonkarahisar yöresinde yapı taşı olarak kullanılan andezitler üzerinde tuz buharının meydana getirdiği değişiklikler, deneysel laboratuvar çalışmaları ile incelenmiştir. Bu deneyler normal andezitlerin yanı sıra su itici ve koruyucu özelliğe sahip olan silan esaslı kimyasal madde sürülen örneklerle de yapılmıştır. Tuz buharının etkisiyle andezit örneklerinde meydana gelen değişiklikler, bazı fiziksel ve mekanik parametreler yardımıyla incelenmiştir. Deney sonrası andezitlerde kütle ağırlık değişimi normal örneklerde ortalama %0,488, koruyucu sürülmüş örneklerde %0,285 olarak gerçekleşmiştir. Deneysel çalışmalar sonucunda andezitlerin tuz buharı etkisine karşı dayanıklı olduğu belirlenmiştir.Natural stones are exposed to long-term atmospheric effects according to their location. In addition to effects such as salt crystallization, freezing-thawing and temperature, air pollution, various gases and vapours also affect natural stones as atmospheric impurities. These effects cause negative changes in both the physico-mechanical properties of the natural stones and their external appearance. In this study, changes in salt mist on andesites which are used as building stone in Afyonkarahisar region were investigated by experimental laboratory studies. In addition to normal andesites, these experiments were carried out with silane-based chemicals which have water repellent and protective properties. The changes in andesite samples were investigated with the help of some physical and mechanical parameters. After the experiment, the mass weight change in the andesites was 0.488% in untreated and 0.285% in treated samples. As a result of experimental studies, andesites were found to be resistant to deterioration by salt mist

    Zeminlerde kaplama olarak kullanılan andezitin kayma direncine su itici kimyasal madde etkisinin incelenmesi

    No full text
    Doğal taşlar, bilinen en eski inşaat malzemelerinden birisi olması nedeniyle binlerce yıldır insanlar tarafından kullanılmaktadır. Yapılarda genellikle yüzeyleri düzeltilerek parlatılmış doğal taş ürünleri kullanılmaktadır (mermer, granit, kireçtaşı, traverten, bazalt gibi). Yapıların düşey yüzeylerinde (iç ve dış), taban döşemesinde, merdiven basamaklarında ve dekoratif amaçlı gerçekleştirilen her türlü kaplamalarda kullanılan taşlara da ticari alanda "mermer" denilmektedir. Özel işlemlerle yüzeyi pürüzlü hale getirilmiş ve parlatılmadan kullanılan cephe kaplaması ve döşeme uygulamaları da son zamanlarda yaygınlaşmıştır. Yol ve kaldırım döşemesi, bordur taşı, duvar, çatı örtüsü, kıyı tahkimatı, dalgakıran ve baraj inşaatı, agrega üretimi gibi geniş bir alanda kullanılan doğal taşlar için de "yapı taşı" terimi kullanılmaktadır (Çelik, 2015). Yapı taşı olarak kullanılan doğal taşlardan birisi de andezittir. Andezitler, mermer sektöründe cilasız, honlu veya değişik yüzey şekillendirme işlemleri uygulanmış olarak kullanılır. Andezitler belirli ebatlarda kesilerek dekoratif amaçlı olarak yapılarda kaplama ve döşemelerde, merdivenlerde sıklıkla kullanılmaktadır. Andezitler kışın buzda kaymaz özellik göstermeleri, aşınma ve atmosfer etkilerine dayanıklı oluşları, diğer magmatik kayaçlara göre (granit, bazalt vs) daha ucuz ve kolay üretilmeleri nedeniyle yaya yolları ve kaldırımlar için ideal bir kaplama malzemesidir. Bunun yanı sıra silinmiş, cilasız yüzey şekilleri ile son yıllarda kullanıcıların, özellikle kent içi düzenlemelerde Belediyelerin tercihi olmaktadır. Andezitler; parlatılmadan parke, bordür, kaplama, blokaj, kaldırım ve inşaat taşı olarak kullanılmaktadı

    Yapı taşı olarak kullanılan andezitin su buharı geçirgenliğinin incelenmesi

    No full text
    Andezitler, koyu renkli mineral miktarı ve tane büyüklüğüne bağlı olarak açık gri-gri arasında değişen renkler gösterirler. İnce taneli ve volkan camı içeriği yüksek olan andezitlerin koyu gri-siyah renklere sahip olduğu gözlenir. Bozunma sonucu kahverengi, morumsu veya kırmızımsı renkler, kloritleşmeye bağlı olarak yeşilimsi-gri renklerde gösterebilirler (Erkan, 2006). Volkanik kökenli olan andezitlerin renk, doku ve sertlik açısından uygun olan bazı türleri, yapılarda kullanılmaktadır. Su emmeyen, suda dağılmayan özelliği, sıkı dokulu ve koyu kırmızı renkli olmasının yanı sıra kırıldığında ve disk kesicilerde kesildiğinde düzgün yüzey veren andezitler, daha çok tercih edilebilir özelliktedirler. İç Anadolu bölgesinde (Ankara, Çankırı, Afyon) andezit üretimi son yıllarda büyük artış göstermiştir (DPT, 2001).Binalarda kaplama malzemesi olarak kullanılan andezitler, gözenekli bir doğal yapı taşıdır. Bu özelliğinden dolayı su emme kapasitesi de yüksektir. Özellikle tarihi yapılarda, su emme özelliğini sınırlamak için su itici kimyasal maddeler kullanılmaktadır. Özellikle duvar kaplaması olarak kullanılan doğal taşların, yoğuşma hesabının yapılabilmesi için su buharı difüzyon ve su buharı geçirgenliği özelliklerinin bilinmesi gereklidir. Bu çalışmada, yapı ve kaplama taşı olarak kullanılan andezitlerin su buharı geçirgenliği için normal ve su itici kimyasal madde ile kaplanmış örnekleri kullanılmıştır

    Investigation of the effect of SO2 on the deterioration of Döğer (İhsaniye-Afyonkarahisar) tuff used as building stone

    No full text
    Doğal yapı taşları bulunduğu ortamda uzun yıllar boyunca çevresel etkilerin yanı sıra atmosfer etkilerine de maruz kalmaktadır. Hava kirliliğini oluşturan çeşitli gazlar, atmosferik kirlilik olarak doğal taşları etkilemektedir. Bu etkiler nedeniyle yüzeysel renk değişimlerinin yanı sıra, fiziksel ve mekanik özelliklerde de olumsuzlar ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, atmosferde bulunabilen kükürtlü gazların (SO2) yapı taşı olarak kullanılan tüfler üzerinde meydana getirdiği değişiklikler, deneysel laboratuvar çalışmaları ile incelenmiştir. Nemli ortamda SO2 yıpratmasına karşı direncin tayini deneyleri TS EN 13919 standardına göre yürütülmüştür. SO2 yıpratma etkisinin azaltılmasına yönelik olarak normal örneklerin yanı sıra yüzey koruyucu silan esaslı kimyasal maddeler sürülmüş örnekler de kullanılmıştır. Deney sonrası örneklerde kütle ağırlık değişimi ortalama olarak, normal örneklerde %1,961, koruyucu sürülmüş örneklerde %0,557 azalmıştır. Deneylerde kullanılan tüf örneklerinde meydana gelen SO2 etkisi SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu) ile de incelenmiş ve yüzeyde oluşan sülfat mineralleri belirlenmiştir. Deneysel çalışmalar sonucunda Döğer tüflerinin SO2 yıpratmasına karşı kütle kaybının düşük olmasından dolayı bu etkiye karşı dayanıklı olduğu söylenebilir.Natural building stones are exposed to environmental impacts as well as atmospheric effects for many years. The various gases forming the air pollution affect the natural stones as atmospheric pollution. Due to these effects, negative changes occur in physical and mechanical properties as well as surface color changes. In this study, the changes of the sulfur gases (SO2) which can be found in the atmosphere on the tuffs used as building stone were investigated by experimental laboratory studies. Determination of resistance to SO2 action in the presence of humidity was carried out according to TS EN 13919 standard. In addition to normal specimens, surface protective silane-based chemicals were used for reducing the SO2 degradation effect. In the post-experiment samples, the weight change in the samples decreased by 1,61% in untreated samples and by 0,557% in treated samples. The effect of SO2 in the tuff samples used in the experiments was investigated by SEM (Scanning Electron Microscope) and sulphate minerals formed on the surface were determined. As a result of experimental studies, it can be said that Döğer tuffs are resistant to SO2 deterioration due to low mass loss

    Donma-çözülmenin farklı boyutlardaki İscehisar andezitinin fiziksel ve mekanik özelliklerine etkisinin incelenmesi

    No full text
    Doğal yapı taşları, farklı iklim şartlarına göre ıslanma-kuruma, su emme, tuz kristalleşmesi ve donma-çözülme gibi olaylardan etkilenmektedir. Bu şartlara göre de az veya çok ayrışmaktadır. Bu ayrışmaları benzetmek amacıyla laboratuvarlarda yaşlandırma deneyleri yapılmaktadır. Bu çalışmada ilk aşamada karakterizasyon deneyleri (kimyasal, mineralojikpetrografik, fiziko-mekanik) yapılmıştır. Daha sonra iki farklı boyuttaki (50x50x50 ve 300x50x50 mm) andezit örnekleri TS EN 12371 standartlarına göre 56 döngü donma ve çözülme deneyi uygulanmıştır. Son aşamada andezitlerin yoğunluk, gözeneklilik, kütle kaybı, ultrases geçiş hızı, basınç ve eğilme dayanımı gibi fiziksel ve mekanik parametrelerde meydana gelen değişiklikler incelenmiştir. Deneysel verilere göre andezitlerin donma-çözülme etkilerine dayanıklı olduğu belirlenmiştir.Natural building stones have been affected by different conditions such as wetting-drying, salt crystallization and freezing-thawing. According to these conditions, it is subject to deterioration. To simulate these deteriorations, aging tests are carried out in laboratories. In this study, characterization experiments (chemical, mineralogical-petrographic, physico-mechanical) were carried out in the first stage. Then, two different sizes (50x50x50 and 300x50x50 mm) samples according to TS EN 12371 standards 56 cycles of freezing and thawing test was applied. In the final stage, changes in physical and mechanical parameters such as density, porosity, mass loss, ultrasound velocity speed, compressive and flexural strength of andesites were investigated. According to463 experimental data, andesites were found to be resistant to freeze-thawing effects

    Yoğurt ve kaymak üretiminden pastaneler zincirine : Özsüt

    No full text
    Ankara : İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi, Tarih Bölümü, 2014.This work is a student project of the The Department of History, Faculty of Economics, Administrative and Social Sciences, İhsan Doğramacı Bilkent University.by Aslan, Mustafa Çağatay

    Anbetname: Yahut Mustafa Kara’nın Doğduğu Yere Dair…

    No full text
    Mustafa Kara Kitabı / Editors:İsmail Kara, Abdurrezzak Tek, Betül Kara -- Dergâh Yayınları -- ISBN 978-625-6839-98-4 -- 2024.Belki hâlâ o besteler çalınır Gemiler geçmeyen bir ummanda … Çayırın gülmesi/gülümsemesi nedir bilir misiniz? Annem gözelerden suları verilmiş eğimli otluklara, ışıldayan damlalara karşı yakadan veya yandan bakıp “çayir culeyi” der, otların iki üç merhale sonraki gümrah ve yemyeşil halini görür gibi keyiflenirdi1 . Tabiatla haşir neşir olmanın zevk ve bereketlerinden sadece biridir bu… Yağmurun çokça yağdığı bir memlekette sulu çayır-kuru çayır ayırımı olur mu demeyin. Arklarla (mahalli dilde harkla) sulanmayan otluk çayırlarda ot (çimen) hem kısa ve seyrek hem de az olur. Çünkü dipleri kabarmaz ve güçlenmez. Bu sebeple kuru çayırda yüksek ve sapı kalın olanlar (karanes, pamboğoti meselâ) başta olmak üzere her ot yetişmez. Hayvanlar ve geçimleri büyük ölçüde onlara, süt ürünlerine (sut kısmine) bağlı olan ev halkı kışı nasıl geçirip bahara erişecek?! Mart ayında küçük derelerin, ırmakların bile suyu bol olur. Dağlardan, tepelerden kar suyu iner, ırmaklar, dereler giderek gürleşip çağıldar, taşıdığı toz toprak ve tabiî gübre yerine geçen kuru yaprak oranı artar. Soğuk ve berraktır… Yüksek yerlerin kuzey kısımlarında ve sık, gümrah ormanların yapraklarla, çalı çırpı ile örtülü alt kısımlarında hâlâ kar parçaları vardır. Onlar bir müddet daha dereleri, ırmakları serin ve bereketli sularıyla besleyecektir. Bir de kuzey ve kuytu yerlerde buz kesip iyice sertleşen kar adacıkları olur… Derelerin güneş görmez derin kısımlarında bazen köprü vazifesi bile görürler. Bunlara mahalli tabirle zam denir ve derelerin üstünde olanlar aynı zamanda geçerken çökme tehlikesi taşır. Dikkat ister. Rahmetli annem Anbet deresinde, hamile olan genç bir kadının, Hala Çıngana’nın gelininin (babamın teyzesinin torunu oluyor) sırtındaki yaş ve ağır karamiş (taze inek yiyeceği olarak dağlık yerlerden yapılan bir tür yabani taflan yaprağı) yüküyle zama düştüğünü ve çıkamayarak orada derenin, suyun içinde boğularak vefat ettiğini anla tırdı…. Haber vermişler, dedem gitmiş çıkarmış onu. Mart ayı sulu çayırı olanlar için hark açma zamanıdır. Çoğunlukla erkeklerin yaptığı bir iştir bu. Kazma, kürek, vara (büyük çekiç)… omuzda erkenden yola çıkılır ve bir, birbuçuk saatlik mesafedeki çayıra, harkın başına, derenin, ırmağın ağızına varılır. Su soğuktur ama temiz ve boldur. Karın-kışın ve bollaşan suyun sürükleyip getirdikleri harkın başını bozmuş, suyu harka doğru çeviren taşları yerinden etmiş, duvarımsı yerleri yıkmıştır. Harkın içi de toprakla, çalıçırpı ile, kuru yapraklarla dolmuş, birbuçuk-iki metre aralıklı ve suyu harktan çayıra dağıtan gözeler tıkanmıştır. İlk iş olarak dere ağzından suyu tekrar harka bağlamak için irili ufaklı taşları düzmek, duvarımsı kısımları yapmak, suyun sızarak akıp gitmemesi için taşların arasını sert toprakla, ot dipleri/kökleriyle (poççalarla), geniş ve sert yapraklarla doldurmak lazım. Bir değirmen çevirecek kadar su bazen 150-200 metre uzunluğundaki harka girdi mi onu takip etmek yeter; hem ağzı geniş kazma (çağan kazması) ile onun önünü açacak hem de soğuğa aldırmadan ellerinizi de kullanarak onlarca gözeye bir bir paylaştıracaksınız… Hayli eğilimli arazide gözelerden henüz yeni yeni yeşillenmeye başlayan ot köklerinin (kulçılerin) diplerine doğru yürüyen su ve damlalar güneşin altında gümüşi ışıltılar sa çarak akmaya, damlamaya başlamıştır. Karşıdan yahut yan taraftan bakan için çayırın gülmesi işte tam da budur
    corecore