492 research outputs found
İLHAM VERİCİ LİDERLİK VE ATATÜRK'ÜN İLHAM VERİCİ LİDERLİK ÖZELLİKLERI
Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün liderlik yetenekleri ve özellikleri hakkında çok sayıda araştırma, makale ve yayın bulunmaktadır. Atatürk’ün liderlik özelliklerini günümüzde tanımlanan liderlik stilleri açısından değerlendiren çalışmalar da bulunmaktadır. Kısa kısa yapılan bu değerlendirme çalışmalarından farklı olarak bu çalışmada Atatürk’ün liderlik özellikleri incelenerek İlham verici liderlik açısından değerlendirilmesi daha detaylı bir şekilde yapılmıştır.
Filozofların gelmez olduğu söylentilerinin yaygınlaştığı ve her yüzyılda bir de büyük liderlerin geldiği gibi ifadelerin sık kullanıldığı günümüzde atatürkün liderliği ve büyüklüğü şüphesiz ki tartışılmaz. Liderlik literatürünün disipline olarak araştırılıp kategorize edilmesi nedeni ile Atatürk’ün liderliğinin ilham verici liderlik özellikleri açısından değerlendirilmesinin yararlı olacağını düşünmekteyim. Şüphesiz Atatürk’ün liderlik karakteri ve özellikleri sadece bir çeşit liderlik stili ile sınırlandırılamaz. Liderlik stili olarak birçok liderlik tarzına uyan özelliklerinin yanında standartlarını ve sınırlarını da belirleyen derecede önemli liderlik özelliklerine sahiptir.
Bu çalışmada ilham verici liderlik ana hatları ile incelenerek Atatürk’ün liderliği ile ilişkileri ve uyumlu alanları tespit edilmeye çalışılmış, diğer liderlik stillerinin tanımı kısaca yapılmış ancak Atatürk’ün lider özellikleri ile uyumu araştırmaya dahil edilmemiştir
Ilham Arief Sirajuddin : Perjalanan Masih Panjang
Klalau dalam perjalanan politiknya, ada persentuhan antara saya dengan Ilham itu bukan apa-apa. Bisa saja berseberangan pandangan , tapi iya sosok mengedepankan kebersmaan
Hafız Mustafa confectionery
Ankara : İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi, Tarih Bölümü, 2020.This work is a student project of the Department of History, Faculty of Economics, Administrative and Social Sciences, İhsan Doğramacı Bilkent University.The History of Turkey course (HIST209) is a requirement for all Bilkent undergraduates. It is designed to encourage students to work in groups on projects concerning any topic of their choice that relates to the history of Turkey. It is designed as an interactive course with an emphasis on research and the objective of investigating events, chronologically short historical periods, as well as historic representations. Students from all departments prepare and present final projects for examination by a committee, with 10 projects chosen to receive awards.Includes bibliographical references (pages 30-31).This research paper focuses on the Hafiz Mustafa Confectionery and argues that the confectionery was influential and inspirational in different ways. It argues that the success and popularity that the confectionery achieved are ways which show it is influential. It also shows other ways in which the confectionery has inspired people.Bu araştırma makalesi Hafız Mustafa Şekerleme üzerinde yoğunlaşmakta ve şekerlemenin farklı şekillerde etkili ve ilham verici olduğunu savunmaktadır. Şekerlemenin elde ettiği başarı ve nüfusun, etkili olduğunu gösteren yollardır. Ayrıca şekerlemenin insanlara ilham verdiği diğer yolları da gösterir.by Burcu Feyzullahoğlu
MUSTAFA ŞEKİP’İN [TUNÇ] KANT HAKKINDA YAYIMLANAN MAKALELERİ
Modern psikolojinin felsefenin Türkiye’de inşa edilmesinde aktif rol alan bilginlerimizden biri olan Mustafa Şekip [Tunç] daha çok Bergson hakkında yaptığı yayınlarla Türkiye’de tanınmıştır. Mustafa Şekip’in ölümünden sonra hakkında çok fazla akademik çalışma yapılmıştır. Mustafa Şekip Kant felsefesi hakkında iki makalesini Osmanlı Türkçesi ile yayımlamıştır. Bunlardan ilki 1925 yılında Milli Mecmua’da yayımlanan “Kant ve Felsefesi” isimli makalesi; diğeri 1927 yılında Hayat Mecmuası’nda yayımlanan “Kant Hiç Kabahatsiz mi?” isimli makalesidir. Bu çalışma kapsamında söz konusu iki makalenin Latin harflerine tam transliterasyonu ve felsefi analizi yapılmıştır. Mustafa Şekip “Kant ve Felsefesi” isimli makalesinde, Kant felsefesinin en belirgin taraflarına değinmiş ve gerekli gördüğü yerlerde konu ile ilgili şahsî fikirlerini paylaşmıştır. Mustafa Şekip bu makalesinde öncelikle Kant’ın Copernicus’tan ilham alarak kurguladığı “özne merkezli” bilgi modelini genel hatları ile açıklamıştır. Makalesinin devamında ise Kant felsefesinde aklın teorik olarak neyi bilip neyi bilemeyeceğini tartışıp Tanrı, ruh, özgürlük gibi metafizik unsurların konumunu izah etmiştir. Mustafa Şekip “Kant Hiç Kabahatsiz mi?” isimli makalesini, Hayat Mecmuası’nın 49. sayısında yayımladığı “Terakki Fikrinin Menşeʾi ve Tekâmülü” başlıklı makalesinde Kant’a yönelik beyan ettiği görüşlerine dair yakın dostu Azad Bey’in yönelttiği eleştirilere cevaben yazmıştır. Mustafa Şekip bu makalesinde Kant’ın siyasi baskılara boyun eğerek kral II. Frederik’e koşulsuz tabi olmasını eleştirmiştir. Mustafa Şekip, Kant felsefesine dair kaleme aldığı bu makalelerinde yeni bir yaklaşım ortaya koymamıştır fakat Kant felsefesinin erken Cumhuriyet dönemi bilim dünyasında tanınmasına ve ilgi görmesine katkıda bulunmuştur.https://doi.org/10.33171/10.33171/dtcfjournal.2025.65.1.
METODOLOGI PEMAHAMAN HADIS MENURUT KH. ALI MUSTAFA YAQUB DAN ANALISIS APLIKASINYA
Ali Mustafa Yaqub merupakan guru besar bidang ilmu hadis di IIQ Jakarta dan pengasuh sekaligus pendiri Institut Darus Sunnah Jakarta. Selain berkontribusi dibidang akademik ia juga pernah menjabat diberbagai Lembaga pemerintahan di Indonesia bahkan luar negeri. Ali Mustafa Yaqub banyak menyoroti masyarakat muslim di Indonesia yang masih awam tentang kajian ilmu hadis sebab kurangnya minat dan sedikitnya kajian hadis di Indonesia.
Penelitian ini terfokus pada kritik hadis terhadap sanad maupun matan, kritik sanad hadis tersebut berkaitan dengan kritik Ali Mustafa Yaqub terhadap kaum pengingkar hadis dari kalangan internal (orientalis barat) maupun eksternal (cendikiawan muslim). Sedangkan kritik matan hadis berkaitan terhadap bagaimana metodologi pemahaman hadis Ali Mustafa Yaqub dan bagaimana analisis terhadap metodologi tersebut. Jenis penelitian ini merupakan penelitian studi kepustakaan (library research). Teknik pengumpulan data dengan cara baca catat yang disajikan secara deskriptif-analitis dengan menarik kesimpulan secara interpretatif. Selain itu, penulis juga menggunakan teori ma’anil hadis sebagai alat untuk memaknai hadis nabi.
Hasil dari penelitian ini, berkaitan bahwa metodologi pemahaman hadis dibagi menjadi tiga macam, yakni: pertama, metode pemahaman hadis secara lafal (tekstul dan makna (kontekstual) yang dibagi menjadi lima bahasan, yaitu: majaz dalam hadis, takwil dalam hadis, hadis secara geografis, hadis dalam berbudaya dan hadis dalam kondisi sosial. Kedua, metode pemahaman hadis secara tematik, ketiga, hadis kontradiksi yang meliputi tiga bahasan, yaitu: kontradiksi hadis dengan al-Qur’an, kontradiksi hadis dengan hadis lain dan kontadiksi hadis dengan akal. Terkait dengan analisis penerapan terhadap metodologi pemahaman hadis, Ali Mustafa Yaqub banyak mengutip dari sumber primer dan sekunder, yang mana sumber primer tersebut dari kutub tis’ah, sedangkan sumber sekundernya dari kitab syarah hadis dan fatwa-fatwa ulama. Setelah merujuk kedua sumber Ali Mustafa Yaqub menganalisis aplikasi hadis menggunakan beberapa pendekatan yang terkait dengan kontekstual hadis. Analisis terhadap aplikasi metodologi pemahaman hadis Ali Mustafa Yaqub dibahas dengan sederhana melalui sumber-sumber yang teruji validitasnya yang dibantu oleh pendekatan-pendekatan dalam memahami hadis
With a novel and a lament Armenian incidents in Haçin
Makale, giriş, ağıt kavramı, Çukurova ağıtları, romanın tahlili, romanla ilgili değerlendirmeler sonuç kaynakça kısımlarından oluşmuştur. Ağıt kavramı ve Çukurova ağıtları kısmında ağıtların dünden bugüne gelişimi ve Çukurova'da yaşayan ağıt söyleme geleneğinden söz edilmiştir. Romanın tahlili yapılırken on sekiz bölümden oluşan romanın aslına sadık kalınarak ele alınan özet kısmı da aynı şekilde on sekiz bölüm halinde verilmiştir. Romanla ilgili değerlendirmeler kısmında roman üzerinde incelemeler yapılırken, araştırmayı daha gerçekçi bir hale getirmek ve anlatımı desteklemek için romandan alıntılar kullanılmıştır. Yine bu bölümde romanın ortaya çıkmasının ilham kaynağı olan Haçin Ağıdı da değerlendirmeye dahil edilmiş; çalışmanın çıkış noktası olarak Haçin Romanı ve Haçin Ağıdı'nın merkez alındığı ifade edilerek, muharebe yıllarında Ermenilerin Fransız desteği ile devlet kurma çabaları, bu esnada Ermenilerin bölge halkına yaptıkları eziyet ve işkenceler; milli mücadelenin bölge halkı arasında nasıl oluşup geliştiği ile çete hareketleri üzerinde durulmuştur. Sonuç kısmında ise bir ağıt ve romanla değerlendirilip incelenen söz konusu çalışmanın bu alanda araştırma yapacaklara yol göstereceği ifade edilmiş; bu bölgede yaşanan olayların insanlığa ibret dersi olması ve benzer olayların bir örneğinin tekrar yaşanmaması dileğiyle makale tamamlanmıştırThis article is consisting of introduction, the concept of lament; the laments in Çukurova; the analysis of the novel “Haçin” evaluations related to the novel; a conclusion and references. In the part related to the concept of lament and the laments in Çukurova, the tradition of lamenting in Çukurova and the development of laments in time are mentioned. While the novel is analysed, the summary part is given in 18 chapters as well as novel itself. In the part dealing with the evaluations related to the novel, while the novel is analysed, quotations from the novel are given to make the research more realistic and to support the narration. Again in this part, Haçin Lament, which was the source of inspiration for the novel, is included in the evaluation. As it is pointed out the novel Haçin and Haçin Lament were taken as the starting points of the research and together the efforts of the Armenians with French to establish a government during the Turkish war of independence; how they tortured the local people and how national struggle was established among local people and the movements of gangs were underlined. In the Conclusion part, it was concluded that this study, which was carried out as a result of the evaluation of a lament and a novel, will help those who will make further researchers in the area; that the events experienced in Çukurova should be a lesson learned through a misfortune for people in the world and the article was concluded wishing that no such events will ever occur in the worl
Türkiye’de yaratıcı halk kütüphanesi hizmetlerinde öncü bir isim: Eşekli kütüphaneci Mustafa Güzelgöz
У овом раду биће представљен живот и рад библиотекара Мустафе Гузелгоза (Mustafa
Güzelgöz, 1921-2005) који је педесетих година прошлог века у непроходна планинска села у
Турској допремао књиге на магарцу. Он се, у исто време, бавио и развојем услуга у области
библиотекарства. Данас се име Мустафе Гузелгоза везује за причу о „библиотекару са
магарцем”. Сем допремања књига по планинским селима округа Ургуп, остао је упамћен и по
свом квалитетном раду и иновативним услугама које је посветио како Ургупу, тако и турском
библиотекарству уопште. У обављању свог посла, Гузелгоз се сусретао са многим тешкоћама и
невољама, трудећи се да побољша и унапреди услове библиотекарског позива. Он је прави
пример библиотекара искрено посвећеног свом послу. Са оваквим одликама, постао је
инспирација не само библиотекарима у Турској, већ и иностраним колегама. Овај рад има за
циљ да библиотекарима из Србије представи драгоцени допринос Мустафе Гузелгоза у
библиотекарству Турске и услугама које је у овој области развио.Bu çalışmada 1950’li yıllarda Türkiye’de eşek sırtında yolu olmayan dağ köylerine
kitap taşıyan bir kütüphanecinin, Mustafa Güzelgöz’ün hayatı ve kütüphanecilik mesleğine
yaptığı hizmetler anlatılacaktır. Günümüzde “Eşekli Kütüphaneci” olarak da anılan Mustafa
Güzelgöz Ürgüp İlçesinin dağ köylerine eşek sırtında kitap taşımanın ötesinde, yaptığı etkili
çalışmalar ve yaratıcı hizmetlerle hem Ürgüp hem de Türk Kütüphaneciliği için unutulmaz
birisi olmuştur. Güzelgöz mesleğini yapmak için birçok sıkıntılara, zorluklara göğüs germiş,
her koşulda mesleğinin gelişmesi ve ilerlemesi için üstün çaba sarf etmiştir. O, kendini
mesleğine adamış örnek bir kütüphanecidir. Bu özellikleriyle Eşekli Kütüphaneci sadece Türk
Kütüphanecileri için değil, Dünyadaki pek çok farklı ülkedeki kütüphaneciler için de ilham
alınması gereken bir meslek öncüsüdür. Bu çalışma ile Türkiye’deki kütüphanecilik
mesleğine değerli katkıları olan “Eşekli Kütüphaneci” Mustafa Güzelgöz’ün ve hizmetlerinin
Sırbistan’daki kütüphaneciler tarafından da tanınması amaçlanmaktadır. Mustafa Güzelgöz’ün
hayatı ve hizmetleri Sırbistan’daki kütüphaneci meslektaşlar için bir ilham ve motivasyon
kaynağı olabilirse, çalışma hedefine ulaşmış olacaktır
Azerbaijan-Iran relations in the period of Ilham Aliyev
Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Ana Bilim DalıAzerbaycan-İran arasında tarihi, dini ve kültürel bakımdan büyük oranda benzerlik olsa da iki ülke ilişkileri daha çok çatışma eksenli devam etmektedir. Soğuk Savaş sonrasında bağımsızlığını kazanan Azerbaycan'ın uluslararası sistemin değişen yapısı içerisinde İran ile ilişkilerinde sorunlar görülmektedir. Bu nedenle iki ülke ilişkilerinin arkasındaki motivasyon merak edilmektedir. Dış politika analizi çalışmalarında dikkate alınan üç yaklaşım vardır: Bunlar; liderlerin kişilik özellikleri ve dünyayı algılama biçimleri, devletlerin iç yapılarına ve toplumsal özelliklerine yönelik ve uluslararası sistemin yapısına yönelik yaklaşımdır. Çalışmada Azerbaycan-İran ilişkilerinin arkasındaki temel motivasyonun anlaşılmasında neorealist teorinin argümanlarının açıklayıcılık düzeyinin yüksek olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle çalışmanın bütününde analiz seviyesi olarak uluslararası sistemin yapısına odaklanılmış, analiz birimi olarak da Azerbaycan'ın İran ile ilişkileri incelenmiştir. Karabağ sorunu, ülkenin bekası ile ilgili olması nedeniyle Azerbaycan dış politikasının en temel parametresidir. Bu sorun Azerbaycan'ın oluşturduğu ittifakların yönünü belirlemektedir. Moskova ve Tahran'ın Ermenistan ile gelişen ilişkileri ve Karabağ sorununda Erivan'dan yana tutumlarını Azerbaycan bölge ve bölge dışı güçler ile geliştirdiği ilişkiler vasıtasıyla dengelemeye çalışmaktadır. Soğuk Savaş sonrası her iki ülkenin uluslararası sistemde aldıkları konum, bu ülkeleri farklı ittifaklara itmektedir. Uluslararsı sisteme hakim olan anarşi, Azerbaycan-İran arasındaki bir çok alanın güvenlik sorununa dönüşmesine neden olmaktadır. Çalışma, İlham Aliyev dönemi Azerbaycan-İran ilişkileri olarak belirlenmesine rağmen, ilişkilerde temel anlaşmazlık konularının tarihsel köklerinin olması nedeniyle, konu tarihsel süreçle birlikte ele alınmıştır. Soğuk Savaş öncesi ve sonrası uluslararası sistemin yapısı içerisinde Azerbaycan'nın durumu ve İran ile ilişkilerinin seyrine bakıldığında "Azerbaycan-İran ilişkileri uluslararası sistemde meydana gelen yapısal değişimler ve güç dengeleri değişimlerine bağımlı olarak devam etmektedir" olarak belirlenen temel hipotez doğrulanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Azerbaycan, İran, Neorealizm, Uluslararası Sistem, Yapı, Dış PolitikaAlthough there is a great deal of historical, religious and cultural similarities between Azerbaijan and Iran, relations between the two countries continue to be more conflicted. Azerbaijan, which gained its independence after the Cold War, has problems in its relations with Iran within the changing structure of the international system. Therefore, the motivation behind the relations between the two countries is curious. There are three approaches considered in foreign policy analysis studies: the personality traits of leaders and the way they perceive the world, the approach to the internal structures and social characteristics of states and the structure of the international system. In the study, it is thought that the level of explainability of the arguments of neorealist theory is high in understanding the main motivation behind Azerbaijan-Iran relations. For this reason, the structure of the international system as the level of analysis was focused in the whole study and the relations of Azerbaijan with Iran as the unit of analysis were examined. The Karabakh conflict is the most fundamental parameter of Azerbaijan's foreign policy since it is related to the country's survival. This problem determines the direction of alliances formed by Azerbaijan. It seeks to balance Mockow and Tehran's developing relations with Armenia and Yerevan positions in the Karabakh conflict through the relations Azerbaijan has developed with regional and non-regional Powers. The position taken by both countries in the international system after the Cold War pushes them into different alliances. The anarchy that dominates the system causes many areas between Azerbaijan and Iran to turn into security problems. Although the work is identified as the Azerbaijan-Iran relations of the Ilham Aliyev era, it has been dealt with in conjunction with the historical process, due to the fact that the main issues of disagreement in relations have historical roots. Looking at the status of Azerbaijan and its relations with Iran within the structure of the international system before and after the Cold War, the basic hypothesis that "Azerbaijan-Iran relations continue to be dependent on the structural changes and changes in the balance of power in the international system" is confirmed. Keywords: Azerbaijan, Iran, Neorealism, International System, Structure, Foreign Polic
MUSTAFA ŞEKİP TUNÇ'TA PLÜRALİZM VE ŞAHSİYETÇİLİK
Mustafa Şekip Tunç’un düşünce sistematiğinde felsefe, psikolojive pedagoji ilişki ve etkileşim halindedir. Çünkü düşüncesinin merkezindeinsan gerçeği bulunmaktadır. Bu yüzden psikolojik denilebilecek bir felsefesive felsefi denilebilecek bir psikoloji ve pedagoji görüşüne sahiptir.Ona göre varlık, çoklu bir yapı içerisinde kendisini açar. H. Bergson veW. James’den ilham alarak varlığı, plüralist bir tarzda ele alır. Böylecemaddi ve fizik gerçekliği inkâr etmeden ama bütün gerçekliği de bunlaraindirgemeden madde, hayat ve mana katmanlarını birlikte ve dayanışmaiçerisinde ele alır. Varlığa bütünlüklü bir bakışla yönelmesi, onun bilgisisöz konusu olduğunda da aynı tavrı sürdürmeyi gerekli kılmıştır. Bununsonucu olarak epistemoloji alanında da indirgemeciliğe sapmadan, varlıkkatmanları ile insanın bilme yetileri arasında karşılıklı ilişkiler kurarak,madde ve fizik gerçekliğin bilgisini akıl ve zekâdan, hayat ve mananın bilgisiniise içgüdü ve sezgiden elde etmek yolunu seçmiştir. Varlık ve bilgialanlarında sergilenen plüralist tavır alışın yansımaları pedagoji alanındada görülür. Ona göre insan tek tip olmadığı gibi toplumun ihtiyaç duyduğuinsan da tek tip değildir. Öyleyse eğitim yoluyla yetiştirilmesi düşünüleninsan da tek tip olamaz ve olmamalıdır. Çalışmamızda Mustafa ŞekipTunç’un Cumhuriyet dönemi Türk düşüncesindeki öncü ve özgün yanlarıvurgulanarak onun plüralist felsefesinin varlık, bilgi, değer ve eğitim alanlarındakiyansımalarının izi sürülmeye çalışılmaktadır
Examination and interpretation of the ornamentation of the Qur'an with inventory number 264 in the Konya Manuscripts Regional Directorate
Geleneksel Türk sanatları içerisinde önemli bir yere sahip olan Türk tezhip sanatı ve cilt sanatı, en güzel örneklerini 16. yüzyılda vermiştir. Mushaflar başta olmak üzere pek çok yazma eser tezyin edilmiştir. En kıymetli örnekler Mushaf tezyinatında görülmektedir. Lala Mustafa Paşa'nın vakfiyesini taşıyan, Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü'nde muhafaza edilen 264 envanter numaralı Kur'ân-ı Kerîm, bu araştırma ile analiz edilmiş ve dönemin sanat anlayışının idrak edilmesi amaçlanarak güncel eserlere dönüşmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde; konunun tanımına, amacına ve önemine değinilerek, materyal ve yöntem detaylıca ele alınmıştır. Literatür özetleri de bu bölümde yer almaktadır. İkinci bölümde Lala Mustafa Paşa'nın hayatından, askeri başarılarından ve Mushaf'ın bulunduğu Lala Mustafa Paşa Külliyesinden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde ise tezhip ve cilt sanatı ayrı başlıklar altında ele alınmış, 16. yüzyılda tezhip ve cilt sanatının gelişim süreci hakkında bilgiler verilmiştir. Dördüncü bölümde "Mushaf Tezyinatı" başlığı altında; Mushafların tarihçesi, Mushafların tezyinattaki yeri ve Mushafların tezyinî alanlarından detaylıca bahsedilmiştir. Beşinci bölümde ise, incelenen Kur'ân-ı Kerîm'in analizi farklı başlıklar altında sınıflandırılarak, detaylı bir şekilde incelenmiş ve çizimleri yapılmıştır. Altıncı bölümde; elde edilen verilerden ilhamla beş farklı tasarım yapılmıştır. Tasarımların, tezyinatta hangi alandan ilhamla tasarlandığı da şekil olarak sunulmuştur. Son bölüm olan yedinci bölümde; bütün bölümlerin değerlendirilmesi yapılmış, Mushaf'ta bulunan farklı noktalara değinilmiştir. İlk olarak kendi içerisinde, daha sonra dönem tezyinatı ile mukayese edilmiş ve sonuca varılmıştır.The traditional Turkish arts of tezhip (illumination) and bookbinding (cilt) hold an important place in Turkish cultural heritage, with their most exquisite examples produced in the 16th century. Many manuscripts, especially copies of the Qur'an (Mushaf), were ornately decorated. The most valuable examples can be seen in Mushaf decoration. This study analyzes a Qur'an manuscript registered under inventory number 264 at the Konya Manuscript Library, which carries the foundation inscription of Lala Mustafa Pasha. The aim of the study is to analyze this manuscript, understand the art style of the period, and transform it into modern works. In the first section of the study, the definition, purpose, and significance of the subject are discussed, and the materials and methods are explained in detail. Literature reviews are also included in this section. The second section provides information about Lala Mustafa Pasha's life, his military achievements, and the Lala Mustafa Pasha Complex where the Mushaf is located. The third section discusses tezhip and bookbinding as separate subjects, providing details on the development of these arts in the 16th century. The fourth section, under the title "Mushaf Decoration," delves into the history of Mushafs, their role in decoration, and the areas of Mushaf ornamentation. In the fifth section, the analyzed Qur'an is examined in detail under various headings, with detailed analysis and drawings provided. In the sixth section, five different designs inspired by the obtained data are presented. The sources of inspiration for each design within the context of decoration are also visually depicted. In the final section, the seventh section, all the chapters are evaluated, and various aspects of the Mushaf are addressed. It is first compared internally and then contrasted with the decoration style of the period, leading to a conclusion
- …
