1,121 research outputs found

    Family Perspective in Migration: A Qualitative Analysis on Turkish Families in Italy

    No full text
    The main purpose of this research is to understand the migration phenomenon from a family perspective because family, as a relational social unit, can be a lens which reflects the transnational and intergenerational impacts of migration both on receiving and sending society. For the main purposes of this study I will refer to a relational definition of the family. Donati (2007) argues that family, different theoretical sociological approaches have framed/ considered the family as a structure of roles created by external factors like the social division of labour, the level of economic development, the type of political regime or communicative technologies. This vision caused the exclusion of the relational character of the family from its definition. Family is thus seen as a unit which is driven by the external forces that are not directly related to human experience “while it should be observed instead as a morphogenetic network of relations, or rather as a primordial and original network emerging from the mediations that the family, as a sui generis social relation, act between nature and culture, between public and private, between individual and society (Donati, 2007: 10)

    Zr ve Mg esaslı ince film metalik cam biyomalzemelerin özelliklerinin araştırılması

    No full text
    DOKTORA TEZİZr ve Mg ESASLI İNCE FİLM METALİK CAM BİYOMALZEMELERİN ÖZELLİKLERİNİN ARAŞTIRILMASI Murat AKBULUTDanışman: Prof. Dr. Mehmet KARAKANAmaç: Ticari saf Ti taban malzeme üzerinde üretilen tek ve çok katlı ince filmlerin performanslarının araştırılması.Yöntem: Ticari saf Ti taban üzerine magnetron sıçratma yöntemiyle Zr ve Mg esaslı tek ve çok katlı filmler kaplanmış, numunelerin mikroyapı, pürüzlülük, ıslanabilirlik, mikrosertlik, adezyon, PBS ortamında aşınma ve korozyon davranışları araştırılmıştır. Mikroyapısal karakterizasyonlar; XRD, XPS, SEM, AFM, 3D profilometreyle, ıslanabilirlik; su ve PBS kullanılarak durağan damla yöntemiyle, adezyon; çizik testiyle, sertlik; vickers mikrosertlik yöntemiyle, aşınma; PBS ortamında ileri-geri aşınma yöntemiyle ve korozyon; PBS ortamında açık devre potansiyeli, potansiyodinamik polarizasyon, elektrokimyasal empedans spektroskopisi yöntemleriyle gerçekleştirilmiştir.Bulgular: Ticari saf Ti üzerine yapılan filmler genelde pürüzlülüğü düşürmüş ve temas açısınıyükselterek hidrofobikliği geliştirmiştir. Mg-Al(M) haricindeki çok katlı yapıların mikrosertliği tabandan daha yüksek ve tek katlıların hepsi tabandan daha düşüktür. Mg esaslı olanların film adezyonlarının, Zr esaslı olanlara göre üstün oldukları gözlenmiştir. Aşınma verileri, en düşük aşınma miktarının Ti’a ve sürtünme katsayısının ise Mg-Al(M)’a ait olduğunugöstermiştir. Korozyon davranışına göre Ti’un kaplamalardan daha üstün olduğu tespit edilmiştir. Ancak kaplamalar arasında, çok katlıların akım yoğunluğu üzerinde, tek katlıların ise potansiyel üzerinde olumlu etkisi görülmüştür. Korozyon özellikleri üzerinde pürüzlülük ve Mg ilavesinin olumsuz, Zr, Al ve Zn elementlerinin ilavesinin ise olumlu etkiye sahip olduğu saptanmıştır.Sonuç: Ticari saf Ti taban malzemenin mikrosertliği ve hidrofobikliği, üretilen ince film kaplamalarla artırılmıştır. Aşınma miktarında filmler taban malzemenin gerisinde kalmıştır,ancak en düşük sürtünme katsayısının Mg-Al(M)’a ait olduğu tespit edilmiştir. Korozyondataban malzemenin filmlere göre üstün olduğu görülmüştür. Film adezyonunda ise Mg esaslıların Zr esaslılara göre daha iyi olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: ince film metalik cam, magnetron sıçratma, triboloji, adezyon, korozyon, hidrofobiklik, mikrosertlikTemmuz 2022, 129 sayfa</p

    Lokal Streptomyces türlerinin sekonder metabolitlerinin izolasyonu, yapılarının aydınlatılması ve biyolojik aktivitelerinin araştırılması

    No full text
    Son yıllarda yeni hastalıkların gelişmesi ve mevcut antibiyotiklere karşı dirençli mikroorganizma türlerinin ortaya çıkması nedeniyle, bakteriyel ve fungal enfeksiyonlar insan sağlığını küresel ölçekte tehdit etmektedir. Bu durum yeni biyolojik aktif metabolitlerin keşfini zorunlu kılmaktadır. Mikrobiyal sekonder metabolitler, potansiyel olarak sahip oldukları özel yapıları ve biyolojik aktiviteleri ile doğal bileşiklerin zengin kaynaklarından birini teşkil ederler. Actinomycetales ordusuna dahil olan Streptomyces türleri, çoğu biyolojik olarak aktif olan sekonder metabolitleri üretebilme özelliğine sahip yetenekli mikroorganizmalardır. Bu mikroorganizmalardan izole edilen ve ticari öneme sahip sekonder metabolitlerden başlıcaları antibakteriyel, antifungal ve antitümör ajanlardır. Yeni biyoaktif metabolitlerin keşfi için Streptomyces gibi iyi bilinen ve yetenekli mikroorganizmalarda yeni bileşiklerin taranması temel stratejilerden biridir. Bu amaçlar doğrultusunda, endemik bitkilerin kök çevresi topraklarından izole edilip 16S rRNA genleri kullanılarak teşhisleri yapılmış olan 67 Streptomyces ve 1 Nocardiopsis türünün ham ve farklı organik çözücülerdeki ekstraktlarının Gram-pozitif, Gram-negatif bakterilerin ve Candida albicans mayasının üremesi üzerine etkisi in vitro olarak test edildi. Biyolojik aktivite temelli ön-tarama işlemleri sırasında denenen bu 68 türden 25 kadarının test mikroorganizmalarının üremeleri üzerinde engelleyici etkiye sahip olduğu belirlendi. Biyolojik olarak aktif olan bu türlerin ham ekstraktlarının, İTK kromatogramlarının çeşitli renklendirici reaktiflerden yararlanılarak belirlendiği kimyasal taramalar sonucunda ilgi çekici türler belirlendi. Optimum üretim koşullarında yeteri miktarda sekonder metabolit elde etmek için biyolojik ve kimyasal taramalar sonucu tespit edilen Streptomyces sp. BA2, Streptomyces sp. AA50, Streptomyces sp. BS40 ve Streptomyces sp. AS42 kodlu ilgi çekici türlerden büyük ölçekte üretildi. Elde edilen metabolit ekstraktlara, kolon kromatografisi, İTK, PİTK, moleküler elek kromatografisi ve HPLC gibi çeşitli kromatografik teknikler uygulanarak saf bileşikler izole edildi. 1H NMR ve 13C NMR teknikleri başta olmak üzere 2D NMR (COSY, HSQC, HMBC gibi) ile UV, IR ve MS gibi spektroskopik tekniklerin yanında AntiBase, Doğal Ürünler Sözlüğü ve Chemical Abstract gibi veri bankaları kullanılarak saflaştırılan sekonder metabolitlerin yapıları aydınlatıldı. Streptomyces sp. BA2'den bilinen bileşikler olan, aktinomisin D (170), monensin B (171) ve monensin A (172) karışımı ile bis(2-etilhegzil)ftalat (173) saflaştırılıp yapıları aydınlatıldı. Klinik olarak bazı kanser türlerinin tedavisinde kullanılan aktinomisin D (170) ile doğal polieter iyonofor antibiyotikler olduğu bilinen monensin B (171) ve A (172) karışımının test mikroorganizmalarının üremesi üzerine antimikrobiyal aktivitesi test edildi. Aktinomisin D (170) ve monensin B (171) ve A (172) karışımının yüksek antimikrobiyal aktivite sergilediği belirlendi. Streptomyces sp. AA50'den, daha önce bazı Streptomyces türlerinden izole edildiği rapor edilmiş olan chrysophanol (175) ile 2-acetylchrysophanol (178) ve daha önce çeşitli bitkilerden izole edilmiş olan fakat ilk kez bu çalışmada bir mikrorganizmadan izole edilen chrysophanol-10,10'-bianthron (174) bileşikleri saflaştırıldı. Ayrıca endotelin reseptör antagonisti oldukları bilinen siklik pentapeptit A (179) ve siklik pentapeptit B (180) bileşikleri karışım halinde izole edildi. İzole edilen bu bileşiklerden chrysophanol-10,10'-bianthron (174) ve chrysophanol (175)'un DPPH radikal söndürme aktivitesi, indirgeme gücü gibi antioksidan özelliklerinin yanında ayrıca agaroz jel elektroforezi kullanılarak bu bileşiklerin DNA'yı OH radikaline karşı koruma aktivitesi ile DNA'yı prooksidan olarak kesim aktivitesi araştırıldı. Streptomyces sp. BS40'tan ise carbazomycin G (182) ile bilinen bileşik olan teleocidin B2 (183) ve izomer (184) karışımı ile iki yeni teleocidin türevi olan 14-O-acetylteleocidin B2 (195) ve 14-O-acetylteleocidin B2 izomer (196) karışımı izole edildi. Çalışmalar esnasında, ciltte güçlü iritasyona ve vezikül oluşumuna neden olduğu görülen 14-O-acetylteleocidin B2 (195) ve izomer (196) karışımının Artemia salina L. larvaları üzerine 0,1-10 µg/mL konsantarasyon aralığında % 100 sitotoksik aktivite sergilediği tespit edildi. Streptomyces sp. AS42'den ise, endotelin reseptör antagonisti oldukları bilinen ve bu çalışmada ayrıca AA50 suşundan da izole edilmiş olan siklik pentapeptit A (179) (siklo(-D-Glu-L-Ala-D-Val-L-Leu-D-Trp-) ve siklik pentapeptit B (180) (siklo(-D-Glu-L-Ala-allo-D-Ile-L-Leu-D-Trp-) bileşikleri izole edilerek yapıları 1D ve 2D NMR tekniklerinin yanında HPLC-ESI-MS2/MS3 tekniği kullanılarak aydınlatıldı. Anahtar Kelimeler : Streptomyces, Doğal ürünler, Sekonder metabolit izolasyonu, Yapı aydınlatması, Antimikrobiyal aktivite, Antioksidant aktivite.In recent years, bacterial and fungal infections threat human health worldwide, due to the development of new diseases and evidence of microorganisms resistant against to the presently used antibiotics. This situation requires discovery of new biologically active metabolites. Microbial secondary metabolites, having special structures and biological activities represent one of the productive sources of natural compounds. Streptomyces species, which is included in Actinomycetales order, are talented microorganisms having property of producing secondary metabolites most of which are biologically active. The main secondary metabolites isolated from these microorganisms which have commercial value are antibacterial, antifungal and antitumor agents. Screening of new compounds from well known and talented microorganisms such as Streptomyces, is one of the basic strategies for discovery of novel biologically active metabolites. For this purpose, effects of crude and different organic extracts which were obtained previously from 67 Streptomyces and one Nocardiopsis species that isolated from soil around root of endemic plants and identified by using 16S rRNA genes were tested in vitro on growth of Gram-positive and Gram-negative bacteria and that of Candida albicans yeast. It was determined that 25 of the 68 species tested during pre-screening processes based on biological activity have a preventive effect on the growth of test microorganisms. The interesting species were selected from these biologically active species according to the results obtained from chemical screening in which crude extracts of species were estimated by using TLC stained with different staining reagents. In order to obtain sufficient amount of pure secondary metabolites under optimum culture conditions, the interesting species encoded Streptomyces sp. BA2, Streptomyces sp. AA50, Streptomyces sp. BS40 and Streptomyces sp. AS42 that determined by biological and chemical screening, were cultured on a large-scale. Different chromatographic methods such as column chromatography, TLC, PTLC, molecular exclusion chromatography and HPLC were applied to purify these extracts. The structures of pure secondary metabolites were elucidated by 1H NMR and 13C NMR spectroscopic method and 2D NMR (COSY, HSQC, HMBC) and UV, IR and MS as well as several database such as AntiBase, Dictionary of Natural Products and Chemical Abstract. From the terrestrial Streptomyces sp. BA2, mixture of known compounds monensin B (171) and monensin A (172) and actinomycin D (170) and bis(2-ethylhexyl)phthalate (173) were isolated and their structure were elucidated. Antimicrobial activity of actinomycin D (170), which is used clinically for the treatment of some cancer types, and monensin B (171) and monensin A (172) mixture, which is a well-known representative of naturally polyether ionophore antibiotics, were investigated for their antimicrobial activity on proliferation of test microorganisms. It was shown that actinomycin D (170) and the mixture of monensin B (171) and monensin A (172) exhibited high antimicrobial activity. Chrysophanol (175) and 2-acetylchrysophanol (178) which were previously isolated from some Streptomyces species, and chrysophanol-10,10'-bianthron (174) which was formerly isolated from several plants but firstly isolated from microorganisms in this study are purified. Moreover, cyclic pentapeptide A (179) and cyclic pentapeptide B (180), which are known as endothelin-binding inhibitors, were isolated as a mixture. DNA cleavage protection activity of the chrysophanol-10,10'-bianthron (174) and chrysophanol (175) and DNA cleavage activity against OH radicals were studied by using Agarose Gel Electrophoresis. The antioxidant properties such as DPPH radical scavenging activity and reducing power of these compounds were also studied. Carbazomycin G (182) and mixture of teleocidin B2 (183) and isomer of teleocidin B2 (184) and mixture of novel teleocidin derivatives 14-O-acetylteleocidin B2 (195) and 14-O-acetylteleocidin B2 isomer (196) were also isolated from Streptomyces sp. BS40. Mixture of 14-O-acetylteleocidin B2 (195) and 14-O-acetylteleocidin B2 isomer (196) showed 100 % cytotoxic activity in the concentration range of 0.1 to 10 µg/mL on brine shrimp (Artemia salina L.). It was observed that this mixture cause strong skin irritation and vesication. Cyclic pentapeptide A (siklo(-D-Glu-L-Ala-D-Val-L-Leu-D-Trp-) (179) and cyclic pentapeptide B (siklo(-D-Glu-L-Ala-allo-D-Ile-L-Leu-D-Trp-) (180), which are endothelin receptor antagonists, were isolated as a mixture from the terrestrial Streptomyces sp. AS42 and characterized by 1D NMR and 2D NMR and HPLC-ESI-MS2/MS3 techniques. This mixture of cyclic pentapeptide A and B were also isolated from Streptomyces sp. AA50 in the beginning. Keywords : Streptomyces, Natural products, Isolation of secondary metabolite, Structure elucidation, Antimicrobial activity, Antioxidant activity.Bu çalışma maddi olarak Dicle Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonu (DÜBAP–05–FF–63) ve TÜBİTAK Temel Bilimler Araştırma Grubu (107T502) tarafından desteklenmiştir

    Sol-Gel Döndürerek Kaplama Tekniği ile Saydam İletken ZnO İnce Filmlerin Üretilmesi ve Karakterizasyonu

    No full text
    Sürekli gelişen optoelektronik teknolojisi alternatif saydam iletken oksit (SİO) malzemelere ihtiyaç duymaktadır. Optik geçirgenliklerinin yüksek olmasından ve iletken olmalarından dolayı SİO malzemelerin birçok uygulama alanı vardır. Çinko oksit (ZnO) ince filmler de, SİO malzemelerin en önemlilerinden biri olup optoelektronik teknolojisinde sıklıkla kullanılır. Bu çalışmada, ZnO ince filmler basit ve düşük maliyetli bir ince film kaplama tekniği olan sol-gel döndürerek kaplama tekniği ile cam taban üzerine üretilmiş ve üretilen ince filmler farklı sıcaklıklarda hava ortamında tavlanmıştır. Döndürerek kaplama tekniğinin parametreleri değiştirilerek üretilen ince filmlerde en iyi kristalleşmeyi gösteren filmlerin oluşacağı şartlar XIşını Kırınımı (XRD) ile belirlenmiştir. Ayrıca üretilen filmlerin yüzeysel ve optiksel özellikleri sırasıyla, Alan Emisyonu Taramalı Elektron Mikroskobu (FESEM) ve UV-Visible Spektroskopisi kullanılarak karakterize edilmiştir. Yapılan bu incelemeler sonucunda, elde edilen ince filmlerin kristal yapıları ayrıntılı olarak incelenerek deney parametrelerinin ve tavlama sıcaklığının ince filmlerin kristalleşmesine etkisi belirlenmiştir

    Effects of tree species and topography on root decomposition in Artvin, Northeast Turkey

    No full text
    Kılcal ve ince kökler karasal ekosistemlerdeki karbon döngüsünde önemli rol oynamaktadır. Çünkü bu kökler yıllık net birincil üretimin önemli bir bölümünü oluşturması yanında, oldukça kısa bir zaman dilimi içinde toprağa katılabilen kısa ömürlü dokulardır. Burada sunduğumuz çalışmada kılcal ve ince köklerin ayrışması üzerinde ağaç türlerinin, topografyanın ve toprak derinliğinin etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla önemli asli ağaç türlerimizden olan Sarıçam (Pinus sylvestris L.) ve Doğu ladini (Picea orientalis L.) ile köklerinde azot bağlayan bakteriler bulundurması ile önem taşıyan Kızılağaç (Alnus glutinosa L.) türlerinin kılcal (<2mm) ve ince kökleri (2-5 mm) kuzey ve güney bakıya, her bir bakının farklı iki yükseltisine (alt yükselti-900 m ve üst yükselt-1260 m) ve her bir deneme alanında iki farklı toprak derinlik kademesine (0-10 cm ve 10-20 cm) bırakılarak ayrışma süreçleri iki yıl süreyle incelenmiştir. Ek olarak, standart kök örnekleri (kimyasal bileşimi aynı) kullanılarak, topografyaya bağlı olarak meydana gelen mikroiklim özelliklerinin kök ayrışmasına olan etkileri ayrıca incelenmiştir. Ayrışma süresi boyunca, kızılağaç kılcal ve ince kökleri en hızlı ayrışmayı gösterirken, bunu sarıçam ve doğu ladini kılcal ve ince kökleri izlemiştir. Güney bakılardaki kök örnekleri kuzey bakılardaki köklere göre daha hızlı ayrışmıştır. Her bir bakının alt yükseltisindeki kökler üst yükseltisindeki köklere göre daha hızlı bir ayrışma göstermiştir. Toprak derinlik kademesi ve kök çap kalınlığının artmasıyla ayrışmanın hızının azaldığı belirlenmiştir. Türler arasındaki ayrışma farklılıklarında türlerin başlangıçta içerdiği kimyasal yapı etkili olurken, kimyasal özellikler sabit tutulduğunda topografyaya bağlı olarak mikroiklim özelliklerinde, özellikle sıcaklıkta (bu çalışmada hava ve meşcere altı sıcaklık) meydana gelen değişikliklerin kök ayrışmasını etkilediği belirlenmiştir. N oranı en fazla olan kızılağaç köklerinin ayrışması en hızlı iken, N oranı en az olan doğu ladininde ayrışma en yavaş gerçekleşmiştir. Bu çalışmada sunulan bilgiler çalışmanın sınırları dikkate alınmak kaydıyla, topografya ve ölü örtü arasındaki ilişkileri araştıran ormancılar, orman ekolojistleri ve diğer araştırmacılarca güvenle kullanılabilecektir.Fine and small roots of trees are an important part of the terrestrial carbon (C) cycle because they comprise a large fraction of annual net primary production that asephemeral tissues, are returned to the soil on relatively short time scales. Main aim of this study was to investigate the effects of tree species, topography and soil depth on fine and small roots of Alder (Alnus glutinosa L.), Oriental spruce (Picea orientalis L.) and Pine (Pinus sylvestris L.). The root samples collected from two aspects (north and south) and two altitudes (900 m and 1260) on each aspect and were placed into 0-10 cm and 10-20 cm of soil depth. Root decomposition was studied in the field using the litterbag technique for two years. In addition, standard root samples were also placed on two aspects and two altitudes in order to only evaluate the effects of microclimate on the root decomposition. The fine root samples were analyzed for initial nitrogen, phosphorus and potassium concentrations and their concentrations in the root samples were followed after 9 and 15 months decomposition time. Alder root samples showed the highest decomposition rates, followed by pine and Oriental spruce roots. The root samples on south aspect and lower altitudes on each aspect decayed faster than those on north aspect and higher altitudes. The root decomposition rates decreased with increasing root thickness and soil depth. Among the tree species, initial root litter quality seemed to control their decomposition rates. In this study, we found that the alder roots with the highest N concentration decomposed much faster than the Oriental spruce roots with the lowest N concentration. Decomposition rates of the standard root samples were well correlated with temperature either in open area or under the stands. This result illustrates the important point that litter quality may define the potential rates of microbial decomposition but these are significantly influenced by the biotic and abiotic environment in which decomposition takes place

    İnce barsak gastrointestinal stromal tümörlerinde acil cerrahi

    No full text
    Amaç: Gastrointestinal stromal tümörler GİST gastrointestinal traktın en yaygın mezenkimal tümörleridir. En sık görülen lokalizasyonlar mide ve ince barsak dır. Bu çalışmada ince barsak lokalizasyonlu acil GİST vakalarında kliniğimizin cerrahi yaklaşımını, tümörlerin özelliklerini ve klinik prezentasyonlarını ortaya koymayı amaçladık. Gereç yöntem: Ocak 2006- Aralık 2011 yılları arasında Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesinde acil şartlarda opere edilen 8 ince barsak GIST vakası retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Kliniğimizde tanısı konmuş 84 GİST vakası mevcuttu. Bunlardan 21’inde ince barsak GİST’İ saptandı. Bu vakalarında 8’i acil olarak başvuran ve opere edilen hastalardı. Bu hastaların 4’ü %50 kadın, 4’ü erkek %50 olup, ortalama yaşları 65 idi. Tüm hastalar acil başvurmuş ve tüm olgulara acil cerrahi uygulanmıştır. Postoperatif erken dönemde 1 %14 hastada mortalite görüldü. Ortalama 30 aylık takiplerinde rekürrens görülmedi. Sonuç: Deneyimimiz gösterdi ki GIST’lere acil cerrahi müdahale gerekebilmektedir. Tümör boyutu ile tümörün semptomatik olması arasında ilişki olabileceği düşünülmüştür. Nadiren lenf nodlarına metastaz yaptıkları ve negatif cerrahi sınır elde etmek zor olmadığından laparoskopik rezeksiyon genelde mümkündür. Uygun vakalarda laparoskopik yöntemler tercih edilmelidi

    Monte carlo metodu ile ince filmlerde kristal yapının oluşmasının incelenmesi

    No full text
    MONTE CARLO METODU İLE İNCE FİLMLERDE KRİSTAL YAPININ OLUŞMASININ İNCELENMESİ İnce film oluşması Monte Carlo simülasyon tekniği kullanılarak incelenmiştir. İlk aşamada gaz halindeki örneğin yüzeye yapışması ve film oluşumu için gerekli fiziksel model ve sayısal parametreler deneme – yanılma yöntemi ile belirlenerek sayısal simülasyon için (en iyi bilgisayar zamanı) en ideal koşullar elde edilmiştir. Gaz halindeki örneğin film oluşturması üç temel modelde incelendi. Bunlar; a) parçacıklar gaz halindeyken düşey doğrultuda rastgele hareket ederler (dışsal etki yok), b) dışsal etki (taşıyıcı gaz kullanımı, manyetik alan, elektrik alan) sayesinde aşağı yönlendirme altında film oluşumu, c) gaz halinde kalan parçacıkların kaba düzgün dağılmasını sağlayacak olan modellemedir. Her üç modelde de yüzeye yapışan parçacıklar için sıcaklığa bağlı aktivasyon enerjisi, parçacığın yüzeyden kopma ihtimali “PA” ile temsil edilmiştir. Bu sayede film oluşumunun sıcaklığa bağımlılığı PA ile doğrudan ilişkilendirilmiştir. Simülasyon çalışmaları sonucunda, ince film yapımı isteniyorsa üçüncü modelin daha başarılı olacağı görülmüştür. Ancak daha kaliteli fakat daha kalın film isteniyorsa ikinci modelin daha başarılı olduğu belirlenmiştir.THE STUDY OF THIN FILM GROWTH BY USING MONTE CARLO METHOD Thin film growth was studied by using Monte Carlo simulation method. In order to construct the simulational model, the physical model with required parameters were determined after some trial and error runs. This was necessary in order to obtain the optimum simulation conditions with a PC model computer. Three basic models were used in this study. Model a, the gas particles used for the formation of film were under no external effects, thus free to move in three dimension until they stick on the surface or to another particle which already sticked on the surface to form film. Model b, gases were drifted towards the surface by an external agent. Model c, where the gas particles in the closed container were always distributed uniformly for all levels while they are in gas state. In all three models, the activation energy was represented by a temperature dependent parameter “PA” which represents the escape probability from the surface. Thus temperature dependence of the film growth was directly represented by PA. The simulations revealed the fact that for an ideal thin film growth model c gave the best result to prepare a thin film while a thicker but a better quality could be obtained by model b

    Nano ölçekli Vanadyum Oksit ince filmlerde elektriksel özelliklerinin ve 1/f gürültüsünün karakterizasyonu

    Full text link
    Tez (yüksek lisans) - Anadolu ÜniversitesiAnadolu Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, İleri Teknolojiler Anabilim DalıKayıt no: 384761Vanadyum Oksit (VOx), sıcaklıkla yarı iletken fazdan iletken faza geçiş göstermektedir ve mikroelektromekanik (MEMS) aygıtlarda kullanılmaktadır. Yüksek TCR (direncin sıcaklık sabiti) değeri, düşük elektriksel gürültüsü ve düşük elektriksel direnç (R) değerlerine sahip olması nedeniyle Vanadyum Oksit bu alanda ön plana çıkmaktadır. Endüstriyel uygulamalardaki Vanadyum Oksit ince filmlerle yapılan çalışmalarda filmlerin elektriksel gürültüsü minimize edilmek istenmektedir. Bu yüksek lisans tezi kapsamında, endüstriyel uygulamalar için istenilen elektriksel direnç ve TCR değerine sahip Vanadyum Oksit ince filmleri elde etmek amacıyla üretim parametrelerinin etkisi incelenmiş, uygun elektriksel direnç ve TCR değerleri için üretim parametreleri optimize edilmiştir ve üretilen filmlerin yapısal özellikleri X-Işını Yansıması ve Kırınımı teknikleri ile incelenmiştir. En uygun elektriksel direnç ve TCR değeri elde edilen üretim parametreleri ile filmler parmak yapıda şekillendirilen elektrotlar üzerine kaplanarak, elektriksel ve 1/f elektronik gürültü özellikleri incelenmiştir
    corecore