54 research outputs found

    Bir İstanbul semtinin tarihsel panoraması: ondokuzuncu yüzyıl sonundan 2000'lere Cihangir

    No full text
    This study can be seen as a contribution to the history of a cosmopolitan Istanbul neighborhood, Cihangir, where Greeks, Armenians, Jews, Levantines, Turks, and other Muslim and non-Muslim inhabitants lived in harmony for centuries. Based on oral history narratives by older and new inhabitants of the neighborhood as well as primary sources identified by the author, the present study aims to shed light on its cosmopolitan fabric and the changes it has undergone throughout the republican history of Turkey. It reflects its author’s perspective which situates the story of Cihangir within the framework of the story of the decline of cosmopolitan Istanbul due to the Turkification policies of the nationalist state. After a series of regrettable events like the notorious Wealth Tax of 1942, the 6-7 September riots in 1955, and the 1964 decree for the deportation of Greek nationals, Cihangir lost its original human fabric with the gradual departure of its non-Muslim inhabitants, specifically the Greeks, who were the main population in the neighborhood. It also presents the cosmopolitan mahalle life in Cihangir, especially in the 1950s and the 1960s. After a period of déclassement, however, Cihangir was reinvented in a globalizing metropolis, Istanbul. This study also discusses the process of gentrification in Cihangir and its effects on the neighborhood and the daily mahalle life there. Present day Cihangir is a culturally heterogeneous but ethnically less mixed neighborhood embracing the few remaining Greeks, Armenians, Jews and Levantines. However, it is a neighborhood still living together with its past.Bu çalışma yüzyıllardır Rum, Ermeni, Musevi, Levanten, Türk ve diğer Müslüman ve gayrimüslim unsurların bir arada uyum içinde yaşadıkları kozmopolit bir İstanbul semti olan Cihangir'in tarihine bir katkı olarak görülebilir. Eski ve yeni Cihangirlilere ait sözlü tarih anlatıları ve yazar tarafından ortaya çıkarılan birincil kaynaklara dayanan bu çalışma semtin kozmopolit dokusuna ve onun Cumhuriyet tarihi boyunca geçirdiği dönüşümlere bir ışık tutmayı hedeflemektedir. Bu çalışma Cihangir'in hikayesini milliyetçi devletin Türkleştirme politikaları ile ilintili olarak kozmopolit stanbul'un düşüş hikayesi içerisine yerleştiren yazarının perspektifini yansıtmaktadır. 1942 Varlık Vergisi, 6-7 Eylül 1955 olayları, 1964'te Yunan tebaalıların sınır dışı edilmesine yol açan kararname gibi bir dizi üzücü olay sonrasında Cihangir gayrimüslim, özellikle de semtin ağırlıklı nüfusu olan Rum sakinlerinin zaman içerisinde ayrılması sonucunda orijinal insan dokusunu kaybetmiştir. Çalışma aynı zamanda özellikle 1950'ler ve 1960'ların Cihangirindeki kozmopolit mahalle hayatını da yansıtmaktadır. Bununla birlikte Cihangir bir dönem geçirdiği sınıfsal düşüşün ardından küreselleşen bir metropol olan İstanbul'da yeninden keşfedilmiştir. Bu çalışma aynı zamanda Cihangir'de mutenalaşma sürecini ve onun semt ve oradaki mahalle hayatı üzerindeki etkilerini tartışmaktadır. Günümüzde Cihangir kültürel anlamda heterojen ama etnik olarak daha az karışık fakat hala az sayıdaki Rum, Ermeni, Musevi ve Levanten sakinlerini kucaklayan ve her şeye rağmen bugünü dünü ile birlikte yaşayan bir semttir

    Examination of the Proof Schemes of 8th Grade Students Regarding the Concept of Equality in Equations in Terms of Mathematical Knowledge

    No full text
    Yüksek Lisans Tezi''İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin denklemlerde eşitlik kavramına ilişkin sahip oldukları kanıt şemaları matematiksel bilginin türünden nasıl etkilenir?'' sorusuna cevap aranan bu çalışmada; sekizinci sınıf öğrencilerinin kanıt şemalarının matematiksel bilginin türü açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın modeli nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması olarak belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 yılında Afyonkarahisar merkez ilçesinde bulunan iki okulda öğrenim gören 36 sekizinci sınıf öğrencisi arasından ölçüt örneklemesi yöntemiyle seçilen 6 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin matematiksel bilgilerini sınıflandırmak için Kavramsal ve İşlemsel Bilgi Belirleme Soruları kullanılırken, kanıt şemaları Yarı Yapılandırılmış Mülakatlar yoluyla belirlenmiştir. Elde edilen verilerin analizinde betimsel yöntem kullanılmıştır. Kavramsal ve İşlemsel Bilgi Belirleme Sorularından edilen verilere göre, öğrencilerin işlemsel düzeyde dahi denklem çözümü yapmakta zorlandığı, kavramsal bilgiye sahip öğrencilerin denklem çözme performanslarının daha yüksek olduğu ve öğrencilerin çoğunun kavramsal bilgiye sahip olamadıkları belirlenmiştir. Yarı Yapılandırılmış Mülakatlar sonucunda öğrencilerin denklemler çözümlerinden elde ettikleri sonuçların ve yaptıkları işlemlerin doğruluğunu kanıtlamakta yetersiz kaldıkları ve gerekçe olarak daha çok otoriter kanıt şemalarını kullandıkları görülmüştür. Nihai olarak öğrencilerin denklemlerde eşitlik bilgisine kavramsal olarak sahip olsalar da bu bilgilerini kanıtlama yaparken kullanamadıkları belirlenmiştir. Öğrencilerin hem kavramsal bilgilerini geliştirmek hem de matematiksel olarak geçerli kanıt yapabilmelerini sağlamak için kendi zihinsel yapılarını oluşturabilecekleri öğretim ortamları düzenlenmeli ve problem çözümünde buldukları sonuçların ve yaptıkları işlemlerin nedenleri üzerine tartışmaları sağlanmalıdır.In this study, the answer to the question "How are the proof schemes of the eighth grade primary school students regarding the concept of equality in equations affected by the type of mathematical knowledge?" It is aimed to examine the proof schemes of eighth grade students in terms of the type of mathematical knowledge. The model of the research was determined as a case study, one of the qualitative research methods. The study group of the research consists of 6 students selected by criterion sampling method among 36 eighth grade students studying in two schools in Afyonkarahisar central district in 2020-2021. Conceptual and Operational Knowledge Determination Questions were used to classify students' mathematical knowledge, while proof schemes were determined through Semi-Structured Interviews. Descriptive method was used in the analysis of the obtained data. According to the data obtained from the Conceptual and Operational Knowledge Determination Questions, it was determined that the students had difficulty in solving equations even at the operational level, the equation solving performance of the students with conceptual knowledge was higher and most of the students did not have conceptual knowledge. As a result of the Semi-Structured Interviews, it was observed that the students were insufficient to prove the accuracy of the results obtained from the solutions of the equations and the operations they performed, and they mostly used authoritative proof schemes as a justification. Finally, it was determined that although the students had the knowledge of equality in equations conceptually, they could not use this knowledge while proving. In order to improve both their conceptual knowledge and provide mathematically valid proof, teaching environments should be organized in which students can create their own mental structures, and they should be provided with discussions on the results they find in problem solving and the reasons for the actions they take

    The Other Side of Poverty: Social Exclusion in Children

    No full text
    Social exclusion is a multidimensional concept defined as being removed from social resources and opportunities, being incapable of participating in society, and being socially disadvantaged in society. Children are among the population groups most affected by social exclusion. Social exclusion not only negatively affects children’s health and physical, emotional, mental, and social development but also causes negative long-term effects on children. Among these are issues such as insufficient social and cultural capital, impaired social functionality, low social participation, difficulty in participating in employment, lack of social security, social pathologies, and inability to participate in the decision-making mechanism. Poverty is intertwined with social exclusion in that it prevents children from accessing the social welfare, living conditions, goods and services, social resources, and opportunities society generally has access to and deprives children of social participation and social integration due to the deprivations it creates. This study aims to analyze the relationship between poverty and social exclusion in children. The study examines views on the relationship between poverty and social exclusion, the short- and long-term effects of poverty-induced social exclusion on children, and the steps taken to combat social exclusion regarding children in Türkiye

    Palyatif Bakım Hastalarına Bakım Verenlerde Yaşam Kalitesinin Değerlendirilmesi: Karabük Örneği

    No full text
    The aim of this study is to evaluate the quality of life of caregivers(family members) of palliative care patients and to determine the factors affecting the quality of life of caregivers. Quantitative research design was used in the study. The research population of the study consisted of 124 caregivers in Karabuk University Training and Research Hospital Palliative Care Service over 18 years of age who did not have psychiatric problems and who volunteered to participate in the study.Interview Form for revealing socio-demographic characteristics and patient characteristics of palliative caregivers, Patient Identification Form for revealing socio-demographic characteristics and disease characteristics of palliative care patients andThe MOS 36 Item Short Form Health Survey for revealing quality of life of palliative care patients was used as data collecting tool in this study. The scores of the caregivers of palliative care patients according to their socio-demographic characteristics were examined, it was found that the quality of life levels of those with high age, those with low education level, those with low income, and those with children were lower.When the scores of caregivers of palliative care patients according to their characteristics of the caregiving process were examined, it was found thatquality of life levels of those who have more affinity to the patient, those who lack other caregivers in the family, who neglect themselves during the caregiving process, those whose health is negatively affected, those whose social life is negatively affected, those whose working life is negatively affected, those who had sleep problems and those who needed psychosocial support were lower.Bu araştırmanın amacı palyatif bakım hastalarına bakım verenlerin(aile üyelerinin) yaşam kalitesinin değerlendirilmesi ve bakım verenlerin yaşam kalitesini etkileyen faktörlerin belirlenmesidir. Araştırmada nicel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanüfusunu Karabük Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Palyatif Bakım Servisinde hastaya primer bakım veren 18 yaşından büyük, psikiyatrik sorunu olmayan ve çalışmaya katılmaya gönüllü 124 bakım veren oluşturmuştur.Palyatif bakım hastalarına bakım verenlerin sosyo-demografik özelliklerini ve hastaya ait özelliklerini ortaya koymak için Görüşme Formu, palyatif bakım hastalarının sosyo-demografik özelliklerini ve hastalığa ait özelliklerini ortaya koymak için Hasta Tanılama Formu ve palyatif bakım hastalarına bakım verenlerin yaşam kalitesini ortaya koymak için SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Palyatif bakım hastalarına bakım verenlerin sosyo-demografik özelliklerine göre yaşam kalitesinden aldıkları puanlar incelendiğinde yaşı yüksek olanların, eğitim seviyesi düşük olanların, geliri seviyesi düşük olanların, çocuk sahibi olanların yaşam kalitesi düzeylerinin daha düşük olduğu tespit edilmiştir.Palyatif bakım hastalarına bakım verenlerin bakım verme sürecine ilişkin özelliklerine göre yaşam kalitesinden aldıkları puanlar incelendiğinde hastaya yakınlığı fazla olanların, ailede başka bakım veren olmayanların, bakım verme sürecinde kendini ihmal edenlerin, sağlığı olumsuz etkilenenlerin, sosyal hayatı olumsuz etkilenenlerin, çalışma hayatı olumsuz etkilenenlerin, aile ilişkileri olumsuz etkilenenlerin, uyku problemi yaşayanların, psikososyal desteğe ihtiyaç duyanların yaşam kalitesi düzeylerinin daha düşük olduğu tespit edilmiştir

    YAŞLI BİREYLERİN SOSYAL DIŞLANMA DURUMLARININ VE SOSYAL PROBLEM ÇÖZME BECERİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

    No full text
    Yaşlı bireylerin sosyal dışlanma durumlarını ve sosyal problem çözme becerilerini incelenmeyi amaçlayan bu çalışmada yaşlı bireylerin sosyal dışlanmaya maruz kalma durumları ve sosyal problem çözme becerileri çeşitli sosyodemografik değişkenler açısından değerlendirilmiştir. Araştırma grubunu bir ilçe merkezinde ikamet eden ve evde yaşayan 306 yaşlı birey oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama araçları olarak; araştırmacılar tarafından hazırlanan ‘Sosyo-Demografik Bilgi Formu’, ‘Yaşlılarda Sosyal Dışlanma Ölçeği’ ve ‘Sosyal Problem Çözme Envanteri-Kısa Form’ kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre yaşı yüksek olan, eğitim düzeyi düşük olan, gelir seviyesi düşük olan, eşi vefat etmiş/boşanmış olan, yalnız yaşayan, kirada oturan, sağlık durumu kötü olan, günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirmekte güçlük çeken, kamusal hizmetlere erişimde güçlük çeken ve yaşlı dostu bir çevrede yaşadığını düşünmeyen yaşlıların sosyal dışlanma puanları daha yüksek iken sosyal problem çözme beceri puanları daha düşüktür. Çalışmada ayrıca sosyal problem çözme becerileri düşük olan yaşlıların sosyal dışlanmaya maruz kalma risklerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular; politika yapıcılar, karar vericiler, yerel yönetimler ve başta sosyal hizmet uzmanları olmak üzere yaşlılık alanında çalışan profesyoneller tarafından gerçekleştirilecek koruyucu ve sosyal içerici politikaların, uygulamaların ve hizmetlerin gerekliliğini ortaya koymaktadır.In this study, which aims to examine the social exclusion and social problem-solving skills of the elderly, the social exclusion and social problem-solving skills of the elderly individuals were evaluated in terms of various sociodemographic variables. The research group consists of 306 elderly individuals residing in a district center and living at home. As data collection tools in the study; 'Socio-Demographic Information Form' which prepared by the researchers , 'Social Exclusion Scale for the Elderly' and 'Social Problem Solving Inventory-Short Form' were used. According to the findings obtained in the research, those who are old, have a low education level, have a low income level, widowed/divorced, living alone, living in rent, having poor health status, having difficulty in performing daily life activities, having difficulty in accessing public services and who do not think they live in an age-friendly environment have higher social exclusion scores. According to the findings obtained in the research, the elderly those who are old, have a low education level, have a low income level, widowed/divorced, living alone, living in rent, having poor health status, having difficulty in performing daily life activities, having difficulty in accessing public services and who do not think that they live in an age-friendly environment while the social exclusion scores of the older people are higher, their social problem-solving skills are lower. In the study, it was also determined that the elderly with low social problem-solving skills were at higher risk of being exposed to social exclusion. The findings obtained in the study; It reveals the necessity of protective and socially inclusive policies, practices and services to be carried out by policy makers, decision makers, local governments and professionals working in the field of old age, especially social workers

    Examining proof schemes of 8th grade in terms of mathematical knowledge

    No full text
    Sekizinci sınıf öğrencilerinin kanıt şemalarının matematiksel bilginin türü açısından incelendiği bu araştırmanın modeli durum çalışması olarak belirlenmiştir. Çalışma grubunu, 2020-2021 yılında Afyonkarahisar merkez ilçesinde bulunan iki okulda öğrenim gören 36 sekizinci sınıf öğrencisi arasından ölçüt örneklemesi yöntemiyle seçilen 6 öğrenci oluşturmaktadır. Elde edilen verilerin analizinde, betimsel yöntem kullanılmıştır. KİBS' ten edilen verilere göre; kavramsal bilgiye sahip öğrencilerin denklem çözme performanslarının daha yüksek olduğu ve öğrencilerin çoğunun kavramsal bilgiye sahip olamadıkları belirlenmiştir. Yarı Yapılandırılmış Mülakatlar sonucunda öğrencilerin denklemler çözümlerini kanıtlamakta yetersiz kaldıkları ve gerekçe olarak otoriter kanıt şemalarını kullandıkları görülmüştür. Sonuç olarak öğrencilerin denklemlerde eşitlik bilgisine kavramsal olarak sahip olsalar da bu bilgilerini ispat yaparken kullanamadıkları belirlenmiştir. Öğrencilerin kavramsal bilgilerini geliştirmek ve matematiksel olarak geçerli kanıt yapabilmelerini sağlamak için problem çözümünde buldukları sonuçların ve yaptıkları işlemlerin nedenleri üzerine tartışmaları sağlanabilir.The model of this research, in which the proof schemes of eighth grade students were examined in terms of the type of mathematical knowledge, was determined as a case study. The study group consists of 6 students selected by criterion sampling method among 36 eighth grade students studying in two schools in Afyonkarahisar central district in 2020-2021. In the analysis of the obtained data, descriptive method was used. According to the data obtained from KİBS; It has been determined that the equation solving performance of students with conceptual knowledge is higher and most of the students do not have conceptual knowledge. As a result of the Semi-Structured Interviews, it was seen that the students were insufficient in proving the solutions of the equations and they used authoritative proof schemes as a justification. As a result, it was determined that although the students had the knowledge of equality in equations conceptually, they could not use this knowledge while making proofs. In order to improve the conceptual knowledge of the students and to enable them to make mathematically valid proofs, it can be ensured that they discuss the results they found in problem solving and the reasons for the operations they performed

    Ergenlerin İletişim Becerilerinin ve Öfke İfade Tarzlarının Değerlendirilmesi

    No full text
    Amaç: Fiziksel, ruhsal, sosyal, bilişsel ve davranışsal gelişim noktasında son derece kritik bir evre olan ergenlik döneminde bireyin yaşantısında önemli değişimler meydana gelmektedir. Bu dönemde iletişim becerileri gelişmekte, ergenlik dönemine özgü sosyal koşullar öfke duygusuna yönelik hassasiyet gelişmesine yol açabilmektedir. Bu çalışma ergenlerin iletişim becerileri, sürekli öfke ve öfke ifade tarzı arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırmada nicel araştırma tasarımından yararlanılmış olup araştırmanın örneklemini bir lisede öğrenim görmekte olan 136 ergen oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak sosyodemografik bilgi formu, İletişim Becerilerini Değerlendirme Ölçeği ve Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarz Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma ergenlerin iletişim becerilerinin öfke ifade tarzlarına etkisine dair önemli bulgular barındırmaktadır. Çalışmada ergenlerin iletişim becerileri ve öfke ifade tarzları ile not ortalamaları arasında ilişki olduğu ortaya konmuştur. Kalınan yer ve kendine ait odası olma durumuna göre duygusal iletişim becerileri arasında anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Not ortalaması ile zihinsel, davranışsal iletişim becerileri alt boyutları ve iletişim becerileri toplam puanı arasında pozitif yönlü, not ortalaması ile öfke içe vurumu ve öfke dışa vurumu alt boyutları arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. İletişim becerileri toplam puanı ile öfke dışa vurumu arasında negatif yönlü, iletişim becerileri toplam puanı ile öfke kontrolü arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Öneriler: Araştırma bulguları etkili ve kanıta dayalı okul sosyal hizmeti uygulamalarının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Ayrıca okul ruh sağlığı hizmetleri kapsamında ergenlerin iletişim becerilerini artırmaya yönelik çalışmalar yapılmalıdır.</jats:p

    Akhism culture and shopping tourısm: A pratıce on tourists’ perception visiting konya covered bazaar

    No full text
    İnsanlığı doğuşundan günümüze değin, tüketicilerin ihtiyaçlara bağlı satın alma alışkanlıkları ve tüketim sitilleri bir birinden farklılık gösterebilmektedir. Dolaysıyla tüketiciler ihtiyaçlarına uygun gereksinimlere sahip olabilmek için üreticiler ile ilişkisel boyutlar kurmalıdır, Bir başka değişle sistemsel bir teşkilatlanma ile bir bütünlük sergilenerek yardımlaşma ve dayanışma içerisinde olunmalıdır. Tüketime dayalı üretimi şekillendiren esnaf ve zanaatkârların birlik ve beraberlik ruhunu teşkil edebilecek sistemsel bir teşkilatlanma yapısı da ancak, 13. YY’da Ahi Evran tarafından Ahilik Kültürü çatısı altında faaliyete geçirilebilmiştir. Alışveriş olgusuna dayalı öğretinin aynası niteliğindeki bu kültürel oluşum, alım gücündeki artış ve boş zaman kavramlarına dayalı turizm faaliyetleriyle daha belirgin hale gelmiştir. Böylece alternatif bir kazanç ve turizm çeşidi olarak “mal satın alma amacıyla seyahat etme” anlamına gelen “Alışveriş Turizmi” doğmuştur. Aslında bu durum tüketimin sürdürülebilir kaynağı alışverişin, turistik bir faaliyet olarak sergilenmesini beraberinde getirmiştir. Özellikle gezilen yerlerin kanıtlayıcısı ve hatırası olarak alınan objeler/hediyelik eşyalar alışveriş turizminin başyapıtı niteliğindeki ürünlerdir. Bu açıdan üreticiler, esnaflar ve zanaatkarlar için önemli bir gelir kaynağı olan alışveriş turizmi, kompleks bir yapıda yer almalıdır. Bu alanlar ise genellikle tarihi ve kültürel değerleriyle turistik faaliyetlere imkân tanıyan yapılar şeklinde dizayn edilmelidir. Bu bağlamda çalışmanın uygulama alanı, tarihi-kültürel yapısı ve asırlara meydan okuyan heybetiyle Konya İli ve turizmi açısından önemli bir eser olan “Tarihi Bedesten Çarşısı”dır. Çalışmanın amacı ise, 800 yıllık geçmişe sahip ahililik kültürüyle yoğrulan esnafın, tutum ve davranışlarının ziyaretçiler tarafından algısal ölçümü ve alış veriş turizmi kapsamında değerlendirilmesidir. 253 ziyaretçiye yönelik uygulanan anket çalışmasıyla çarşı esnafının “Ahilik Kültürü” gelenek ve göreneklerine uygun hareket edip etmedikleri ve bu kültürün etkisinin alışveriş turizmine yansımalarının ziyaretçiler tarafından ne düzeyde algılandığı tesit edilmeye çalışılmıştır. Elde edilen veriler ışığında ahilik kültürüne özgü yaklaşımla hareket eden esnafın ziyaretçiler tarafından kabul gördüğü ve benimsendiği sonucuna ulaşılmıştır.From the first mankind’s history till today, the purchasing habits and consuming ways of consumers related to the needings of them may differ from each other. So, the consumers need to establish relations with manufacturers in order to get exact activities suitable for their demands. In other words, they should be in contribution and solidarity by showing unity with systemic constitution. A systemic constitution, representing the unity and solidarity soul of craftsmen and artisans guiding production based on consumption, was launched in 13th century by Ahi Evran via Akhism Culture. Thanks to this cultural formation which based on the doctrine of shopping phenomenon, tourism activities became much more distinctive by virtue of increased purchasing power and leisure time. Thus, “Shopping Tourism” meant “travel to buy” emerged as a kind of tourism and alternative income. Actually, this case also entailed shopping, the source of sustainable consumption, displayed as a touristic activity. Especially the thang and gifts which are the proves and memoirs of visited places are seem like masterpiece of Shopping Tourism. In this respect, Shopping Tourism which is one of the major source of income for manufacturers, craftmen adn artisans should be taken part in a complex structure. These structures should be designed as constructions aiding touristic activities with historical and cultural values. In this sense, the application scope of study is “Historical Covered Bazaar” which is very important monument with its historical & cultural structure and challenging grandeur to the centuries regarding the tourism potential of Konya City. The purpose of study is to put forth and measure relationship of craftmen and artisans, dating 800 years back, to the visitors as a part of shopping case. It is established with surveys practiced on 253 visitors that whether the bazaar artisans are acting regarding the Akhism Culture or not and how the effects of this culture on shopping tourism is sensed by visitors. Via the data obtained so far, it has been through that craftmen acting with a kind of approach peculiar to Akhism Culture have been gained acceptance and absorbed
    corecore