1,720,965 research outputs found

    Nüktedan Hisam Kurban

    No full text

    Çağatayca Yazılmış Yusuf Beg-Ahmed Beg Destanı’nda Köroğlu

    Get PDF
    Türk boyları arasında destancılık geleneği ve destan metinlerinin zenginliği açısından dikkat çeken Uygur Türkleri, bu köklü geleneği sözlü ve yazılı olarak yüzyıllardır devam ettirmektedir. Son yıllarda sözlü destancılık geleneği siyasi baskılar ve sosyal yaşamdaki değişime bağlı olarak zayıflamıştır. Diğer yandan Çağatay Türkçesiyle yazıya geçirilen ve misyoner, seyyah ya da araştırıcılar tarafından dünyanın farklı ülkelerdeki kütüphanelere götürülen destan metinlerinin de henüz yeterince incelenmediği aşikârdır. Bu noktada özellikle İsveç’te bulunan Gunnar Jarring Koleksiyonu başta olmak üzere Almanya, Rusya, Japonya ve Çin’deki çeşitli kütüphanelerde ve şahısların elinde bulunan destan metinlerinin tespiti, temini ve incelenmesi Türkoloji çalışmaları açısından büyük önem taşımaktadır. Lund Üniversitesi Gunnar Jarring Koleksiyonu’nda bulunan ve Prov. 280 numara ile kayıtlı olan Yusuf Beg-Ahmed Beg Destanı, başta Uygurlar olmak üzere farklı Türk boyları arasında anlatılan önemli destanlardan biridir. Nüsha, Yarkent’te Gunnar Jarring tarafından bulunmuş, 1982 yılında Gunnar Jarring tarafından Lund Üniversitesi kütüphanesine bağışlanmıştır. Mevcut nüsha, üzerinde çalışma yapılan nüshalara göre daha hacimli ve farklı bir anlatıma sahiptir. Ayrıca destanın şahıs kadrosunda Köroğlu’nun bulunması dikkat çekicidir. Günümüze kadar yapılan çalışmalarda Yusuf Beg-Ahmed Beg Destanı Köroğlu’nun “devamı” olarak nitelendirilmiştir. Destanın diğer nüshalarında Köroğlu’nun ölmüş olduğu ve Köroğlu’na göndermeler yapıldığı ifade edilmiştir. Söz konusu nüsha ise Köroğlu’nun hayatta olması ve destanın şahıs kadrosunda aktif yer alması bakımından önem arz etmektedir. Çalışmada, Yusuf Beg-Ahmed Beg Destanı’ndan kısaca bahsedilmiş, Köroğlu’nun destandaki kimliği ve olaylara etkisi üzerinde durulmuştur

    ÇAĞATAYCA YAZILMIŞ YUSUF BEG-AHMED BEG DESTANI’NDA KÖROĞLU

    No full text
    Türk boyları arasında destancılık geleneği ve destan metinlerinin zenginliği açısından dikkat çeken Uygur Türkleri, bu köklü geleneği sözlü ve yazılı olarak yüzyıllardır devam ettirmektedir. Son yıllarda sözlü destancılık geleneği siyasi baskılar ve sosyal yaşamdaki değişime bağlı olarak zayıflamıştır. Diğer yandan Çağatay Türkçesiyle yazıya geçirilen ve misyoner, seyyah ya da araştırıcılar tarafından dünyanın farklı kütüphanelerine götürülen destan metinlerinin de henüz yeterince incelenmediği aşikârdır. Bu noktada özellikle İsveç’te bulunan Gunnar Jarring Koleksiyonu başta olmak üzere Almanya, Rusya, Japonya ve Çin’de çeşitli kütüphane ve şahısların elinde bulunan destan metinlerinin tespiti, temini ve incelenmesi Türkoloji çalışmaları açısından büyük önem taşımaktadır. Lund Üniversitesi Gunnar Jarring Koleksiyonu’nda bulunan ve Prov. 280 numara ile kayıtlı olan Yusuf Beg-Ahmed Beg Destanı, başta Uygurlar olmak üzere farklı Türk boyları arasında anlatılan önemli destanlardan biridir. Söz konusu nüsha, Yarkent’te Gunnar Jarring tarafından bulunmuş olup, 1982 yılında Lund Üniversite’si kütüphanesine bağışlanmıştır. Mevcut nüsha, üzerinde çalışma yapılan nüshalara göre daha hacimli ve farklı bir anlatıma sahiptir. Ayrıca destanın şahıs kadrosunda Köroğlu’nun bulunması dikkat çekicidir. Günümüze kadar yapılan çalışmalarda Yusuf Beg-Ahmed Beg Destanı Köroğlu’nun “devamı” olarak nitelendirilmiş, destan metni içinde Köroğlu’nun ölmüş olduğu ve Köroğlu’na göndermeler yapıldığı ifade edilmiştir. Söz konusu nüsha, Köroğlu’nun yaşaması ve destanın şahıs kadrosunda aktif yer alması bakımından önem arz eder. Çalışmada, Yusuf Beg-Ahmed Beg Destanı’ndan kısaca bahsedilmiş, Köroğlu’nun destandaki kimliği ve olaylara etkisi üzerinde durulmuştur

    Divânü Lugâti’t-Türk ve Uygur Türklerinde Çocuk Oyunları

    No full text
    Oyunlar, geçmişten günümüze eğlence kültürü içinde önemli bir yeri olan, hem çocuklar hem de yetişkinlerin eğlenmelerini ve hoş vakit geçirmelerini sağlayan unsurlar arasındadır. Çocuk oyunları eğlenmenin yanında, çocukların ödül ve cezayı, iletişim kurmayı, birlik ve beraberliği öğrenmesi bakımından da önemli işlevlere sahiptir. Bu nedenle çocuklar, oyunlarla birlikte hayata dair bazı olguları da öğrenmiş olurlar. Ayrıca oyunlar, geçmişin izlerini günümüze aktarması bakımından da önem arz eder. Köklü bir birikime sahip olan Türk kültürü, geçmişten günümüze süre gelen ve Türk dünyasında ortaklık teşkil eden çocuk oyunlarına sahiptir. Günümüz Türk dünyasının farklı coğrafyalarında oynanan oyunların büyük bir kısmını 11. yüzyılda kaleme alınan Divânü Lugâti’t-Türk’te bulabilmekteyiz. Bu durum, Türk çocuk oyunlarında yüzyıllardır sürekliliğin olduğunu ve kültürel aktarımın başarıyla gerçekleştiğini göstermektedir. Çalışmada, ilk olarak Divânü Lugâti’t-Türk’te yer alan oyun, oyuncak ve çocuk oyunları ile ilgili kavram ve bilgiler değerlendirilmiştir. Ardından Uygur çocuk oyunlarından Divânü Lugâti’t-Türk’te yer alanlar tespit edilmiş ve bunlar mukayeseli olarak incelenmiştir. Sonuçta 11. yüzyılda oynanan çocuk oyunlarının bir kısmının 21. yüzyılda Uygur çocukları tarafından oynanmaya devam ettiği görülmüştür

    Going Beyond Counting First Authors in Author Co-citation Analysis

    Get PDF
    The present study examines one of the fundamental aspects of author co-citation analysis (ACA) - the way co-citation counts are defined. Co-citation counting provides the data on which all subsequent statistical analyses and mappings are based, and we compare ACA results based on two different types of co-citation counting - the traditional type that only counts the first one among a cited work's authors on the one hand and a non-traditional type that takes into account the first 5 authors of a cited work on the other hand. Results indicate that the picture produced through this non-traditional author co-citation counting contains more coherent author groups and is therefore considerably clearer. However, this picture represents fewer specialties in the research field being studied than that produced through the traditional first-author co-citation counting when the same number of top-ranked authors is selected and analyzed. Reasons for these effects are discussed

    Çağatay Türkçesiyle yazılan ve geleneksel meslekleri konu alan risaleler üzerine

    Get PDF
    Yerleşik hayata geçen ilk Türk toplumu olan Uygur Türkleri, yerleşik hayat ve bölgede kurulan düzen neticesinde edebiyat, sanat, tababet, geleneksel meslekler vb. alanlarda gelişme göstermiştir. İpek Yolu gibi önemli ticaret yolunun Uygur Türklerinin yaşadığı bölgeyi kapsaması ve çeşitli ülkelerle etkileşim hâlinde olunması nedeniyle kültür aktarımında önemli bir role sahip olmuştur. Kültür aktarımında farkı ülkeler, coğrafyalar arasındaki etkileşimin yanı sıra “dil” de önemli bir yere sahiptir. 13. yüzyılda Moğol baskısı dolayısıyla farklı bölgelere kitlesel göçler yaşanmış, bu açıdan 13. yüzyıl kitlesel göçler ile Türk kültürünün yanı sıra Türk dilinin de geniş coğrafyalara yayıldığı bir yüzyıl olmuş hatta bu göçler sonucunda Türk dili yeni dillerin meydana gelmesinde etkili olmuştur. Yine bu süreçte Doğu Türkçesi olarak da bilinen “Çağatay Türkçesi” şekillenmeye başlamış, 15. ve 20. yüzyıllar arasında ise Orta Asya’daki Türk topluluklarının ortak yazı dili olmuştur. Uygur Türkleri de 13. yüzyıldan 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar olan süreçte Çağatay Türkçesiyle divan, mesnevi, tezkire ve risale gibi türlerde çok sayıda eser vermiştir. Bu eserler arasında geleneksel meslekleri konu alan ve “risale” olarak anılan birçok fütüvvetnâme kaleme alınmıştır. Daha çok Kaşgar, Hoten, Yarkent, Kumul ve Turfan gibi şehirlerde kaleme alınan bu eserler, 19. ve 20. yüzyıllarda Doğu Türkistan’a giden araştırmacı, seyyah ve misyonerler tarafından toplanarak çeşitli ülkelere götürülmüştür. Prof. Dr. Adem Öger yürütücülüğünde gerçekleştirilen “Çağatay Türkçesiyle Yazılan ve Geleneksel Meslekleri Konu Alan Risalelerin Araştırılması, İncelenmesi ve Yayımlanması” başlığını taşıyan proje kapsamında da İsveç Lund Üniversitesi Jarring Koleksiyonu, St. Petersburg’da bulunan Rusya Bilimler Akademisi Doğu Bilimi Enstitüsü Kütüphanesi, Çin Milletler Üniversitesi Uygur Dili ve Edebiyatı Bölümü, Minzu Üniversitesi’nden orijinal metinleri temin edilen sekiz eser yayımlanmıştır

    Zulhayat Ötkür, Seyyahlar İzinden, İstanbul Uygur Araştırma Enstitüsü, 2021. 733 s.

    Get PDF
    9. yüzyılda Sanayi İnkılabı ile birlikte Türkistan’a olan merak artmış; İsveçli, Rus, Alman, Japon, İtalyan, İngiliz vb. birçok araştırmacı, seyyah, haritacı, arkeolog, antropolog, misyoner, casus Doğu Türkistan başta olmak üzere Türk Dünyası’nda faaliyetlerini arttırmıştır. Zulhayat Ötkür tarafından Uygurca olarak kaleme alınan “Seyyahlar İzinden” adlı eser, 19. ve 20. yüzyıllarda İsveçli seyyah ve misyonerlerin Doğu Türkistan’da gerçekleştirdikleri saha çalışmalarını ve bölgedeki faaliyetlerini konu almaktadır

    Uygurların Somut Olmayan Kültürel Mirası: Kazakistan Örneği Projesi ve Çıktıları Üzerine

    Get PDF
    1972 yılında, kültürel somut yapıları ve doğal çevreyi korumayı amaçlayan Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması Sözleşmesi’nin kabul edilmesi ile birlikte (Türkiye 1983 yılında taraf olmuştur), yapılan çalışmalardan hareketle geçmişten günümüze aktarılan ancak çeşitli etkenler sebebiyle değişime uğrayan, “dille aktarılan, kuşaktan kuşağa usta çırak ilişkisi içinde ve okul dışı koşullarda yani geleneksel ortamlarda görerek öğrenilen” (Oğuz, 2009: 53, 54) yaşayan miras ya da somut olmayan kültürel mirasın da korunması gerektiği fark edilmiştir. Böylelikle “Somut olmayan kültürel miras” teriminin, “somut kültürel miras” çalışmalarının doğal bir sonucu olarak UNESCO’nun “kültür varlıklarının korunması” için yürüttüğü programlar sırasında (Oğuz 2009: 53) doğduğunu söylemek mümkündür. Bu amaçla, “bir toplumun kendi kültürel kimliğinin bir parçası olarak gördüğü ve kuşaktan kuşağa aktarmak suretiyle günümüze kadar getirdiği somut olmayan kültürel miraslarını korumasına ve gelecek kuşaklara aktarmasına katkı sağlayacak yol, yöntem ve imkânları” (Oğuz, 2009: 8) tanımlayan Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi, 17 Ekim 2003 32. Genel Konferansında UNESCO tarafından kabul edilmiştir. Türkiye ise bu sözleşmeye 27 Mart 2006 yılında taraf olmuştur (URL-1). Türkiye’de bu bağlamda halkbilimi, turizm gibi bölümlerde dersler verilmekte, yüksek lisans ve doktora programları açılmakta, bunun yanı sıra belirli bölgelerin SOKÜM ürünlerine yer veren çalışmalar yapılmaktadır. Bu konudaki bazı çalışmalar ülkemiz sınırlarını da aşmış olup Türk dünyasının farklı coğrafya ve boylarına uzanmıştır. Bu çalışmalardan biri “Uygurların Somut Olmayan Kültürel Mirası: Kazakistan Örneği” adlı projedir. Söz konusu çalışma, genelde Türk dünyası, özelde Uygur Türkleri üzerine yapılan ilk çalışma olması bakımından dikkate değerdir
    corecore