1,720,968 research outputs found

    The healing role of art activities in adults after eartquakes

    No full text
    Deprem gibi travmatik olaylara yol açabilecek doğal felaketler sonrasında afetzedeler sosyal hayatta karşılaştıkları zorluklarla baş edebilmede birtakım çözümlere gereksinim duyabilmektedirler. Sanat, yaşanılan bu travmatize edici olaylara çözüm araçlarından biri olarak düşünülebilir. Bu bağlamda sanatsal faaliyetler, travmatik olguların dışa vurulmasında etkili ve tıbbi tedavilere ek bir destek olarak görülebilir. Dolayısıyla sanatın travmayla başa çıkmadaki etkisini araştırmak oldukça önem arz etmektedir. Bu çalışmada, deprem sonrasında yetişkinler özelinde sanatsal faaliyetlerin iyileştirici rolünün araştırılması amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın çalışma grubunu depremi/artçıları yaşamış 40 yetişkin oluşturmaktadır. Çalışmada, içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu analizde katılımcılara yarı yapılandırılmış bireysel sorular sorulmuştur. Araştırma sürecinde katılımcıların verdiği cevapların derlenmesi ve analiz edilmesi sonucu, "Duygusal Deneyim", "Zihinsel Deneyim", "Sosyal Etkiler" olmak üzere 3 ana tema ve "Rahatlama Huzur", "Duygusal Değişim", "Kişisel Tatmin ve Mutluluk", "Kişisel Tatmin ve Gelişim", "Zihinsel Rahatlama ve Odaklanma", "Toplumsal Uyum ve Bağlılık" ve "Sosyal Destek ve İlişkiler" olmak üzere 7 farklı alt tema ortaya çıkmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular, deprem sonrasında sanatsal faaliyetlerle uğraşmanın yetişkinlerde stres seviyelerinin azalmasına, rahatlamalarına, huzur bulmalarına ve sosyal bağlarının güçlenmesine katkı sağladığını göstermektedir. Sonuç olarak, sanatsal faaliyetlerin kaotik ve kriz dönemlerinde yetişkinlerin psiko-sosyal olarak rahatlaması için eğitim programlarına dahil edilmesi gerektiği çıkarımı yapılabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Sanat, yetişkin, deprem, travma, iyileşme.After natural disasters that may cause traumatic events

    Examining digital art in the context of art and technology relations

    No full text
    Teknolojinin yaşamın tüm alanlarında dönüştürücü bir güç haline gelmesi, sanat pratiğini de derinden etkilemiş; bu bağlamda dijital sanat, çağın estetik, kavramsal ve toplumsal dönüşümünü yansıtan bir ifade alanı olarak öne çıkmıştır. Sanat-teknoloji ilişkisini yeniden tanımlayan dijital sistemler, geleneksel sanat anlayışlarının ötesine geçen süreçsel, çok katmanlı ve etkileşimli üretim biçimlerinin gelişmesini sağlamıştır. Bu tez, dijital sanatın tarihsel gelişimini Sanayi Devrimi'nden itibaren ortaya çıkan teknolojik kırılmalar üzerinden incelemekte; 20. yüzyıl başındaki deneysel sanat pratiklerinden bilgisayar teknolojileriyle kurulan ilk etkileşimlere kadar olan süreci analiz etmektedir. AR, VR ve AI gibi güncel teknolojilerin etkisiyle sanat eserlerinin kullanıcı katılımına açık, dinamik yapılara dönüştüğü ve sanatçı-izleyici ilişkisinin yeniden şekillendiği vurgulanmaktadır. Nitel yöntemle yürütülen çalışmada literatür taraması yapılmış ve seçili dijital sanat projeleri değerlendirilmiştir. Türkiye'de 2000'li yıllardan itibaren gelişmeye başlayan dijital sanat ortamı, sınırlı altyapı ve kurumsal desteklere rağmen bireysel ve kolektif çabalarla önemli bir ivme kazanmıştır. Elde edilen bulgular, dijital sanatın yalnızca teknik bir ifade değil, aynı zamanda kültürel üretim, toplumsal eleştiri ve katılımcı sanat anlayışları için yeni olanaklar sunduğunu göstermektedir. Ayrıca dijital sanatın etkileşimli yapısıyla geleneksel sanat tanımlarını dönüştürdüğü ve sürdürülebilir biçimde arşivlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.The transformative powe

    Going Beyond Counting First Authors in Author Co-citation Analysis

    Get PDF
    The present study examines one of the fundamental aspects of author co-citation analysis (ACA) - the way co-citation counts are defined. Co-citation counting provides the data on which all subsequent statistical analyses and mappings are based, and we compare ACA results based on two different types of co-citation counting - the traditional type that only counts the first one among a cited work's authors on the one hand and a non-traditional type that takes into account the first 5 authors of a cited work on the other hand. Results indicate that the picture produced through this non-traditional author co-citation counting contains more coherent author groups and is therefore considerably clearer. However, this picture represents fewer specialties in the research field being studied than that produced through the traditional first-author co-citation counting when the same number of top-ranked authors is selected and analyzed. Reasons for these effects are discussed

    Variations on the Author

    Get PDF
    “Variations on the Author” discusses two of Eduardo Coutinho’s recent films (Um Dia na Vida, from 2010, and Últimas Conversas, posthumously released in 2015) and their contribution to the general question of documentary authorship. The director’s filmography is characterized by a consistent yet self-effacing form of authorial self-inscription: Coutinho often features as an interviewer that rather than express opinions propels discourses; an interviewer that is good at listening. This mode of self-inscription characterizes him as an author who is not expressive but who is nonetheless markedly present on the screen. In Um Dia na Vida, however, Coutinho is completely absent form the image, while Últimas Conversas, on the contrary, includes a confessional prologue that moves the director from the margins to the center of his films. This article examines the ways in which these works stand out in the filmography of a director who offers new insights into the notion of cinematic authorship

    Appropriate Similarity Measures for Author Cocitation Analysis

    Get PDF
    We provide a number of new insights into the methodological discussion about author cocitation analysis. We first argue that the use of the Pearson correlation for measuring the similarity between authors’ cocitation profiles is not very satisfactory. We then discuss what kind of similarity measures may be used as an alternative to the Pearson correlation. We consider three similarity measures in particular. One is the well-known cosine. The other two similarity measures have not been used before in the bibliometric literature. Finally, we show by means of an example that our findings have a high practical relevance.information science;Pearson correlation;cosine;similarity measure;author cocitation analysis

    ÇAĞDAŞ SANATTA GÖÇ VE YERİNDEN EDİLME TEMASININ TEMSİLİ OLARAK BAVUL, VALİZ VE ÇANTA

    No full text
    Göç, hareketlilik ve yerinden edilme konuları, sanatçılar tarafından farklı şekillerde ele alınabilir. Çağdaş sanatçılar, yerinden edilme ve yer değiştirme kavramlarını görsel olarak ifade etmek istediklerinde genellikle harita, bavul, valiz ve çanta gibi öğelere başvururlar. Bu çalışmada, bavul, valiz ve çanta gibi nesnelerin çağdaş sanatta göç ve yerinden edilme temalarının temsili olarak nasıl kullanıldığını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Bu çalışma, konuyla ilgili literatür taraması yöntemine dayanmaktadır. Çalışma göç ve yerinden edilme temasının temsili olarak bavul, valiz ve çantaları kullanan: Vlassis Caniaris, Barthélémy Toguo, Dan Halter, Zoe Leonard, Mohamad Hafez, Mona Hatoum ve Handan Börüteçene’nin eserleri ile sınırlandırılmıştır. İncelenen eserler ışığında, bavulların, valizlerin ve çantaların genellikle modernlik ve ilerleme ile ilişkilendirilen hareketlilik ve göçmenlik deneyimi hakkında yeni sorular sormak için kullanıldığı görülmüştür. Bu nesneler, sınır ötesine geçiş ve yabancılaşmanın ifadesi olarak kabul edilir. Hareket halindeki bireyin istediği varış noktasına ulaşamaması, yeni bir dünya kurma çabası, aidiyet arayışı, nostalji, bellek ve dışlanma gibi kavramların bir metaforu olarak görülür. Ayrıca bu nesneler, göçmenlerin ve mültecilerin yaşadığı duygusal ve fiziksel deneyimi derinlemesine anlamak ve ifade etmek için güçlü birer araç olarak hizmet eder

    Görünenin Ötesi: Sanatta X-ışını Estetiği

    No full text
    X-ışınları, beden ve nesnelerin içyapısını görüntüleme kabiliyetleriyle geniş bir kullanım alanına sahiptir. Kemikler, iç organlar ve dişler gibi birçok tıbbi durumun teşhisinin yanı sıra endüstriyel alanda, kalite kontrolü ve malzemenin test edilmesinde; havaalanı, alışveriş merkezi gibi yerlerde ise güvenlik kontrolü amacıyla kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra sanat alanında bazı sanatçılar estetik ifade için X-ışınları gibi teknoloji tercihleri ile yenilikçi yaklaşımlar sunmaktadırlar. X-ışınlarının sanat alanındaki kullanımı iki şekilde gerçekleşir. Birincisi, sanat eserlerinin alt katmanlarına inerek tarihlendirme, kökenlerin, orijinalliğin ve eserdeki olası hasarların belirlenmesi ve kullanılan malzemelerin tespiti gibi amaçlarla kullanılır. İkincisi ise X-ışınları görsel ifade amacıyla doğrudan kullanılır ve nihai görüntünün ortaya çıkmasına olanak tanır. Bu araştırma, X-ışınlarının sanat alanında kullanımı üzerine odaklanmış olup, konuyla ilgili literatür taraması yöntemine dayanmaktadır. Araştırmanın amacı, X-ışınlarının sanat alanındaki rolünü ve etkilerini incelemek ve sanat-teknoloji ilişkisi bağlamında bu alandaki yenilikleri çözümlemektir. X-ışınları ve dolayısıyla görünenin ardındakine duyulan merak, farklı disiplinlerde çalışan radyologlar ve sanatçılar arasında etkileşimi sağlar. Araştırma sonuçları, radyologlar arasında X-ışınlarını yalnızca tıbbi teşhis ve tedavi için değil, aynı zamanda sanatsal fotoğraflar çekmek gibi farklı amaçlarla kullananların da mevcut olduğunu göstermektedir. Diğer yandan, bazı sanatçılar, X-ışınlarının teknik özelliklerini kullanarak, radyolojik görüntülerin estetik nitelikleri, kompozisyon ve ton değerleriyle birlikte sembolik, kavramsal veya duygusal anlamlara da odaklanırlar

    Repetitions in art: Campbell’s Soup Cans: Sanatta tekrarlar: Campbell’s Çorba Kutuları

    Get PDF
    Repetition or interpretation in art is based on very old times. Much earlier repetition than mechanical copying was often done for master-apprentice teaching or for eye-training purposes. Copying in the mechanical way allows the production of similarities, while copying in digital mode allowed more circulation and access of similarities. From the 20th century, the work of art has become more accessible. The artworks exhibited in various parts of the world, in museums and galleries, reach other artisans or art buyers who are miles away from them, or they are welcomed in their living spaces. The original was now in distribution with copies. A similar situation is both faster and more common today in the Internet age. A similar situation is both faster and more common today in the Internet age. Warhol, on the other hand, puts a consumption object in the art world, which does not deny mechanic reproduction, but already has a graphic design and copies with it. A soup box with thousands of copies is exhibited alone or with copies of it. It shows that art and life are intertwined or that he don’t reject the popular culture-consumption conception in their society in the age of living. The graphic design of soup boxes with thousands of copies has been repeated by Warhol and won the original with his signature in the art. These paintings are reproduced both by his contemporaries and by artists today. An artwork that is actually a copy, can it give the same effect when it is repeated? How do original, unique, copy, reappear in Campbell's Soup Cans? Why and how has Campbell's Soup Cans been repeated in art? In this research, these questions were tried to be answered through the works of the artists who recreated Campbell's Soup Boxes. ​Extended English summary is in the end of Full Text PDF (TURKISH) file. Özet Sanatta tekrar etme ya da yorumlama çok eskilere dayanmaktadır. Mekanik yolla kopyalamadan çok daha önce tekrarlama çoğunlukla usta-çırak öğretisi ya da gözü eğitme amacıyla gerçekleştirilirken; mekanik yolla kopyalama benzerlerin üretilmesine, dijital yolla kopyalama ise benzerlerin daha fazla dolaşımına ve erişimine olanak sağladı. 20. yüzyıldan itibaren sanat yapıtı daha kolay ulaşılır hale geldi. Dünyanın çeşitli yerlerinde, müze ve galerilerde sergilenen sanat yapıtları, onlardan kilometrelerce ötede olan başka sanatçılara ya da sanat alıcılarına ulaşabildi ya da yaşam alanlarında karşılarına çıktı. Orijinal, artık kopyaları ile birlikte dağılımdaydı. Benzer durum, internet çağındaki günümüzde hem daha hızlı hem de daha yaygındır. Ancak Warhol tüm bunların ötesinde, mekanik kopyalamayı yadsımadan, hali hazırda bir grafik tasarıma sahip ve kopyaları ile birlikte dolaşımda olan bir tüketim nesnesini, sanat dünyasına sokar. Binlerce kopyası olan bir çorba kutusunu tek başına ya da onun kopyaları ile birlikte sergiler. Sanat ve yaşamı iç içe geçirir ya da yaşadığı çağda, kendi toplumundaki popüler kültür-tüketim anlayışını reddetmediğini gösterir. Binlerce kopyaya sahip olan çorba kutularının grafik tasarımı, Warhol tarafından tekrarlanarak, onun imzası ile orijinalik kazanmıştır. Onun çorba kutuları resimleri ise hem çağdaşları hem de günümüzdeki sanatçılarca tekrarlanmaktadır. Zaten kopya olan bir asıl, tekrarlandığında aynı etkiyi verebilir mi? Orijinallik, özgünlük, kopya, tekrar Campbell’s Çorba Kutuları’nda ne şekilde ortaya çıkar? Campbell’s Çorba Kutuları sanatta niçin ve ne şekilde tekrarlanmıştır? sorularına Warhol’un Campbell’s Çorba Kutuları adlı resmi ve bu resmi tekrarlayan sanatçıların yapıtları üzerinden cevap aranmaya çalışılmıştır

    Sanatta ışıkla çizim

    No full text
    Fotoğraf makinesinin icadı resim sanatını genel olarak üç şekilde etkiledi. Birincisi; onun 19.yy ortalarından günümüze değin, kompozisyona bir aracı olma durumudur. Yani, ressamların modellerini ya da çizmek istedikleri öğeleri önceden pozlandırıp daha sonra resme aktarma sürecinde kullanmalarıdır. İkincisi; fotoğrafın, resmi gerçeklikten ya da benzerlikten uzaklaştırması üzerinedir. Ya da gerçeğin, kolajlarda ve hazır nesnede olduğu gibi salt sunumu ile sonuçlanmasındaki etkisidir. Üçüncüsü; onun belgeleyici tarafıdır. Sanata bu yönü ile katılımı Performans, Beden, Arazi Sanatı gibi taşınabilirliği ya da saklanabilirliği olmayan ya da yinelenmesi zor olan sanatsal yaratıların farklı mekân ve farklı nesillere o anın dondurularak aktarılması ile sonuçlanır. Bir de tüm bunların dışında, fotoğraf makinesinin olmazsa olmaz olduğu bir çizim ya da resmetme yöntemi söz konusudur: Işıkla çizmek ya da ışıkla resmetmek. Bu türden çalışmalarda fırçanın ya da kalemin yerini herhangi bir ışık kaynağı alır. Bu, parlak ışıklar, fener ya da ışık kalemleri olabilir. Yine farklı renkteki ışıklar, çizimin renk değerine katkı sağlarlar. Betimsel tarama modelli olan bu araştırmada; 20. yüzyıl başından günümüze kadar bazı sanatçıların yapıtlarından örneklere yer verilmiştir. “Işıkla nasıl çizim yapılır ya da resmedilir?” sorusuna incelenen bu yapıtlar üzerinden cevap aranmaya çalışılmıştır
    corecore