26 research outputs found
Özel Eğitim Uygulama Merkezi (Okulu) Hayat Bilgisi I ders kitabının görsel iletişim tasarımı açısından incelenmesi
Yeni medya sanatında “kavramsallık” üzerine bir inceleme
The subject of this study is conceptual art and its relationship with new media. In the study, the characteristics of contemporary conceptual art and the conceptual foundations of new media art are discussed. Today, when the notion of post-concept is in question, artists benefit from new media and opportunities for their conceptual production. This situation brought the idea of dematerialization of art to a different dimension. A literature search was conducted on the subjects of conceptual art, work of art and dematerialization of art, and the artist selected as an example and his chosen work were examined.Bu çalışmanın konusu kavramsal sanat ve yeni medya ile olan ilişkisidir. Çalışmada, çağdaş kavramsal sanatın özellikleri ve yeni medya sanatının kavramsal temelleri ele alınmaktadır. Post-kavramsal mefhumunun söz konusu olduğu günümüzde, sanatçılar kavramsal üretimleri için yeni medyadan ve olanaklarıdan yararlanmaktadır. Bu durum, sanatın maddesizleştirilmesi görüşünü farklı bir boyuta taşımıştır. Kavramsal sanat, sanat eseri ve sanatın maddesizleştirilmesi konuları odağında literatür araştırması yapılmış, örnek olarak belirlenen sanatçı ve seçilen eseri incelenmiştir
Uluslararası Çevrimiçi Sergi: “Kalabalık Yalnızlık”
This catalogue belongs to the international online exhibition titled "Crowded Loneliness," organized within the scope of the 5th International Media and Society Symposium with the main theme of "Algorithmic Culture" by İstinye University Faculty of Communication. The exhibition focuses on one of the most prominent paradoxes of the digital age: the profound sense of isolation and loneliness felt by individuals despite being constantly online and connected. Through the concept of "Crowded Loneliness," the alienation of the individual from oneself and society within the virtual crowds created by social media and digital platforms is questioned through an artistic language. The catalogue features works by numerous national and international artists and designers such as Aysun Cançat, Ayşe Nur Fidan, Barış Dervent, and Beste Budan. These works visualize how technology transforms human relationships, the impact of algorithms on social interactions, and the emotional void behind digital screens. The exhibition invites viewers to rethink the state of being "connected yet lonely" created by modern communication tools and the reflections of algorithmic culture on individual psychology.Kullanıcı tarafından sağlanan "Kalabalık Yalnızlık: Uluslararası Çevrimiçi Sergi Kataloğu" başlıklı esere dayalı özet ve anahtar kelimeler aşağıda sunulmuştur:
Özet
Bu katalog, İstinye Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından "Algoritmik Kültür" ana temasıyla düzenlenen 5. Uluslararası Medya ve Toplum Sempozyumu kapsamında gerçekleştirilen "Kalabalık Yalnızlık" (Crowded Loneliness) adlı uluslararası çevrimiçi sergiye aittir. Sergi, dijital çağın getirdiği en belirgin paradokslardan biri olan; sürekli çevrimiçi ve bağlı olma haline rağmen bireylerin hissettiği derin izolasyon ve yalnızlık duygusunu merkeze almaktadır. "Kalabalık Yalnızlık" kavramı üzerinden, sosyal medya ve dijital platformların yarattığı sanal kalabalıklar içinde bireyin kendine ve topluma yabancılaşması sanatsal bir dille sorgulanmaktadır. Katalogda, Aysun Cançat, Ayşe Nur Fidan, Barış Dervent ve Beste Budan gibi ulusal ve uluslararası birçok sanatçı ve tasarımcının eserlerine yer verilmiştir. Bu eserler, teknolojinin insan ilişkilerini nasıl dönüştürdüğünü, algoritmaların sosyal etkileşimler üzerindeki etkisini ve dijital ekranlar ardındaki duygusal boşluğu görselleştirmektedir. Sergi, izleyicileri modern iletişim araçlarının yarattığı "bağlı ama yalnız" olma durumunu ve algoritmik kültürün bireysel psikoloji üzerindeki yansımalarını yeniden düşünmeye davet etmektedir
Anaokulu Bilgilendirme ve Yönlendirme Tasarımlarının Görsel İletişim Tasarımı Açısından İncelenmesi: Sadıka Sabancı Kreşi Örneği
Phoenix or Sisyphus: curriculum studies after Schwab
Schwab 1969 yılında yayımladığı bir çalışmasında eğitim programları alanının o dönemdeki mevcut ilke ve yöntemleriyle program işini yapamaz durumda olduğunu tartışmış ve alanın can çekiştiğini öne sürmüştür. Ayrıca alanın işlevsel duruma gelebilmesi için alandaki uğraşların kuramsaldan kılgısala döndürülmesi gerektiği iddiasında da bulunmuştur. Schwab’ın bu savları, alanda birçok cevap makalesine neden olmuş ve özellikle yurt dışı alanyazında birçok çalışmanın konusu olmuştur. Bu çalışmalar arasında yeniden kavramlaştırma olarak bilinen bir program akımı alanda gözle görülür bir ilgi çekmiştir. Bu makalede ise yazar, özellikle Amerika Birleşik Devletleri alanyazınını temel alarak Schwab’ın iddialarının günümüz eğitim programı alanı için geçerliğini incelemeyi amaçlamıştır. Yazarın temel iddiası, belirtilen bağlam içinde alanın can çekişir durumda olmadığı, ancak alanda bir bunalım (kriz) söyleminin hâlâ var olduğu yönündedir. Yazar ayrıca bu bunalım söylemlerini aşmanın, alanın tarihi çerçevesini kavrayarak Schwab’ın da dile getirdiği üzere program alanının okullara ve okullaşmaya olan bağı temelinde kılgısal bir yaklaşımla olanaklı olduğunu öne sürmüştür.In an essay published in 1969, Schwab argued that the field of curriculum was in a moribund state in that it was unable by its back-then present principles and methods to do curriculum work. Schwab also discussed that curricular energies had to be turned to practical rather than theoretical so that the field could do its function. Schwab’s arguments have met numerous infavor and counter arguments in the field since they were subject of studies of various scholars. Especially reconceptualists, opponents of a curricular movement, have occupied a significant space in the curriculum scholarship. In the present article, the author aimed at examining the significance of Schwab’s arguments in the present age of curriculum studies especially within the American context. The primary argument of the author was that the field was not moribund, yet there were talks of a crisis in the field. The author, moreover, discussed that it was essential to revitalize the relation of the field to schools and schooling as Schwab formulated it by emphasizing a practical conception of the field in order to overcome the crisis talks in the field
Emîr es-San’ânî’de hadis usûlü ve rivâyet tahlili
Emîr es-San’ânî’de Hadis Usûlü ve Rivâyet Tahlili isimli tez, 1099/ 1688–1182/ 1769 yılları arasında yaşamış, İslâmi ilimlerin hemen her sahasında yazdığı iriliufaklı 200’e yakın eseri olan ve bilhassa da Sübülü’s-selâm müellifi olarak tanınan,Yemen’li, Muhammed b. İsmail Emir es-San’ânî’yi tanıtmak ve hadisle ilgilifikirlerini tesbit ve tahlil etmek amacı ile hazırlanmıştır.Giriş ve üç bölümden oluşan tezin giriş bölümünde konu, yöntem vekaynaklar hakkında bilgi verilmiştir.İç karışıklıkların çok olduğu Yemen'de yaşayan Emîr es-San’ânî’nin dönemisosyal, siyasî ve ilmî açıdan incelenmiştir. Ardından San’ânî’nin hayatı, karşılaştığızorluklar, mücadelesi, ilmi kişiliği, bid'atler karşısındaki tavrı ve eserleri elealınmıştır.Hadis Usulü’ne Dair Görüşleri ile dikkat çeken San’ani’nin, râvininvasıfları, sahabe tanımı, ravi tenkidi, rivâyetlerin sıhhat açısından durumları ve rivâyeteserleri hakkındaki görüşleri ile kendinden önceki bazı âlimlere itirazları ortayakonulmuştur.Emir San’ânî’nin ''Hadis Tahlil Yöntemi, hadis ve sünnet kavramları, şerhmetodu, hadisleri delil olarak göstermesi, sened ve metin tenkidi ve hadisler arasındaihtilafları çözme metotları incelenmiştir.Değerlendirme ve konuyla ilgili tesbit ve tekliflerle araştırma son bulmuştur.The dissertation titled “Usool al-Hadeeth (Science of Hadith) and the Analysis ofChain of Narrators according to Emir al-San’ani” is prepared to introduce Yamani savantMuhammad ibn Ismael Emir al-San’ani, and to identify and to analyze his views on hadith.Muhammad ibn Ismael Emir al-San’ani, who lived between 1099/ 1688-1182/ 1796, wroteabout 200 books and mainly known as the author of Subul as-Salaam.The dissertation is divided into an introduction and three parts. The introduction, isdedicated to provide information about subject, methodology and sources.The first part examines the time of Emir al-San’ani, who lived in the times of turmoilin Yaman, socially, politically, and from Islamic studies point of view. Then San’ani’s life,his struggles, his scholarship, his opinions on bidahs and his work are detailed.San’ani’s views Usool al-Hadith” received attention. The second part in thisdissertation includes San’ani’s views on narrator’s traits, his definition of sahabah, hiscriticism of narrators and their trustworthiness, his views on other books on narration, and hiscriticisms to earlier scholars.The third part is dedicated to investigation of Emir as-San’ani’s “Hadith AnalysisMethod”. His definition of hadith and Sunnah, his methodologies on sharh, and on presentinghadith as evidence, and on criticism of sanad and text, and on resolution of contradictionsamong hadiths are presented.The research is finalized with identifications and proposals on the subject
ALİ NİHÂNÎ YOZGADÎ’NİN MENÂKIB-I MURTAZAVİYYE ADLI ESERİNDE, HZ. ALİ HAKKINDA RİVAYET EDİLEN BAZI HADİSLER VE BU HADİSLERİN İŞLENİŞİ
Hadith, which is among fundamental resources of İslam after the Holy Koran, has a superior value as the statement of the Prophet whom the Koran, enlightening the people on the issues which was fallen into disagrement and so is the source of the right way and God’s mercy, was delivered.The Prophet Hz. Muhammad’s duty is composed of invitation for people to believe in only Allah in general sense and within the framework of the rules İslam established. Almost ali of divine orders and prohibitions, vvhich the Prophet Hz. Muhammed verbalized and showed to practice by his actions, is not in Koran. They were clarified with hadiths. Many issues of Islamic law were solved by the information given in the hadiths.Besides The Prophet Hz. Mohammad’s hadiths about divine orders, prohibitions and virtues of his companions, he has hadiths about virtues of his companions both as group, especially about four great calips and as one by one. Ali is both son of The Prophet Hz. Muhammed’s uncle Ebû Tâlib and husband of his daughter Fâtıma who lead his generation to maintain. Thus, The Prophet Hz. Muhammed said many things describing Ali’s superior merits, ethic and courage ete. about him whom he called “the gate of the city of knowledge” and his utterance was put into written form by reporting of explicator and they could reach the present day.In this article, in the work of member of Bektashi tariqa and author Ali Nihânî Yozgadî , vvhich is called Menâkıb-ı Murtazaviyye, some hadiths vvhich The Prophet Hz. Muhammad said about Hz. Ali will discussed and the information about discussing hadiths will be givenKur’an-ı Kerîm’den sonra İslâm dininin temel kaynaklan arasında gelen hadis, ihtilâfadüşülen konularda insanları aydınlatan, böylece hidâyet ve rahmet kaynağı olanKur ’ an-ı Kerîm ’ in kendisine indirildiği Peygamber ’ in sözü olarak üstün bir değer taşır.Hazret-i Peygamber’in vazifesi, genel manâda ve İslâm’ın koyduğu prensiplerçerçevesi içinde, insanları tek Allah inancına davetten ibarettir. Hz. Peygamber’ininsanlara sözleriyle açıkladığı, fiilleriyle uygulanışını gösterdiği İlâhi emir vehususların hemen hepsi Kur’an’da yer almayıp hadislerle açıklık kazanmış, İslâmhukûkunun birçok meselesi hadislerde verilen bilgilerle çözüme kavuşturulmuştur.Hz. Peygamber’in, İlâhi emir ve yasakların yanında, sahabelerin faziletleriyle ilgilihadisleri olduğu gibi, başta dört halife olmak üzere gerek gruplar halinde gereksetek tek sahabelerin fazileti hakkında hadisleri de vardır. Bilindiği üzere Hz. Ali,Peygamber’in amcası Ebû Tâlib’in oğlu ve aynı zamanda neslinin devamına davesile olan kızı Fâtıma’nın kocasıdır. Dolayısıyla Hz. Peygamber, kendisini “ilimşehrinin kapısı” diye vasıflandırdığı Hz. Ali hakkında; onun üstün meziyetlerini,ahlâkını, şecâatini vs. tasvir eden sözler söylemiş veya söylediği sözler râvilertarafından nakl edilerek, yazıya geçirilmiş ve günümüze kadar gelebilmiştir.Bu makalede, Bektaşî tarikatına mensup Ali Nihânî Yozgadî (1835 1906)’nin,Menâkıb-ı Murtazaviyye adlı eserinde; Hz. Peygamber’in, Hz. Ali hakkında rivâyetettiği bazı hadisler ele alınacak, hadislerin işlenişi hakkında bilgi verilecektir
Fetava-yı Tatarhaniyye’nin fıkıh tarihindeki yeri : (aile hukuku örneği)
FETÂVÂ-YI TATARHÂNİYYE’NİN FIKIH TARİHİNDEKİ YERİ (Aile Hukuku Örneği) Fetâvâ-yı Tatarhâniyye hicri VIII. yüzyılda Hindistan’da yazılmıştır. Delhi Türk Sultanlığı’nda önemli bir devlet adamı olan emir Tatarhân’ın talimat vermesi üzerine Âlim b. Alâ (v. 786/ 1384) tarafından geçmiş Hanefî fürû-i fıkıh literatürünü bir araya getirmek üzere derlenmiştir. Tasnif ve şekil açısından el-Hidâye’yi örnek alan eserin içerik bakımından birincil kaynağı el-Muhîtu'l-burhânî’dir. Hicri II-VIII. yüzyıllar arasında kaleme alınmış 57 kaynaktan yararlanan müellif Muhammed b. Hasen eş-Şeybânî’nin eserlerine özel bir önem vermiş, çoğunlukla İmam Ebû Hanîfe, Muhammed ve Ebû Yusuf arasındaki ihtilafları zikretmiş, bazen bunlara İmam Şafiî ve İmam Mâlik’in görüşlerini ilave etmiştir. Fetva kitabı olarak isimlendirilmekle beraber klasik fıkıh kitabı sistematiğinde yazılmış bir eserdir. Müellifin bilgileri kaynak eserlerin adlarını belirterek ve aslına riayet ederek nakletmeye özen gösterdiği görülmektedir. Birden çok kaynakta aynen bulduğu bilgiyi kaynakların birinin adını zikrederek, bir eserde mutlak diğer birinde mukayyed olarak bulduğu bilgileri ise her ikisini zikrederek nakletmiştir. Tezimiz bir giriş ve üç esas bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde fetva kavramı, fetva literatürü hakkında verdikten sonra Âlim b. Alâ’yı tanıtmaya çalıştık. Birinci bölümde Tatarhâniyye’yi metod ve muhteva açısından inceledikten sonra eserin yazma nüshaları ve hakkında yapılmış çalışmalarla ilgili bilgi verdik. İkinci bölümde Tatarhâniyye’nin nikâh bölümünü lgesel farklılıklar açısından incelemeye çalıştık. Üçüncü bölümde ise Tatarhâniyye’nin kendisinden sonraki fetva kitaplarına etkisini incelemeyi hedefledik. Bilhassa Osmanlı coğrafyasında yazılmış fetva kitaplarının çoğuna ve kanunnamelere kaynaklık teşkil eden Fetâvâ-yı Tatarhâniyye’nin bu önemini ve değerini ilmi açıdan güvenilir bir derleme olmasından aldığını söyleyebiliriz.THE PLACE OF EL-FETÂWÂ ET-TATARHÂNİYYE IN THE HISTORY OF FIKH (Exemplary of Law of Domestic Relations) el-Fetâwa et-Tatarhâniyye was written in India in VIII. century of the Hegira. It was compiled according to the direction of Emir Tatarkhân, one of the outstanding statesmen of Delhi Turkish Sultanate, to Âlim b. Alâ (786/ 1384) with the aim of collecting the andecedent literature of the Hanafi school of law. Primary source of the book is el-Muhît el-Burhânî, while it has mostly adopted the classification and form of el-Hidâya. The author, as well as referring to fifty-seven different sources that were written between II. and VIII. centuries, paid special attention to the works of Mohammad b. Hasen es-Sheybânî. He mentioned the controversies between Abu Hanife, Abu Yusuf and Mohammad and in some occasions he added the views of Shafii and Malik. Although named as ‘fatwa book’, it was written in the systematic of a fıkh book. It seems the author carefully gives the information mentioning the names of the sources and observing autenticity. If he finds an information in more than one source, he mentions the name of one of the sources; but if he finds it unlimited (mutlak) in one and limited (mukayyed) in another, he mentions the names of both of the sources. The study consists of one introductory and three main chapters. The introduction gives an overview of the concept and literature of fatwa and introduces Âlim b. Alâ. The first chapter, after examining the method and the content of Tatarhâniyye, gives information about the manuscripts of the book and the studies made on it. The second chapter analyses the chapter of marriage (nikah) form Tatarhâniyye by giving general information and treating regional variations. The third chapter aims to view the affects of Tatarhâniyye on the subsequent fatwa books. It may be assumed that el-Fetâwa et-Tatarhaniyye, which is a source for most of the fatwa collections and juridical codes (kanunname) written in the Otoman region, derives its importance and value from its reliability academically
