Journals.gen.tr
Not a member yet
    1660 research outputs found

    Mutfaktaki Altın Baharat Zerdeçalın Farklı Disiplin Alanlarında Kullanımı

    No full text
    Turmeric is used in the kitchen for its properties as a spice, colorant, and flavor enhancer. Due to these characteristics, it is also added as an ingredient to various products in the food industry. Studies have shown that turmeric is not only used as an additive in the food sector but also as a natural packaging method and to extend shelf life. The main component of turmeric, curcumin, contributes to natural color formation in foods due to its coloring properties. Because of this, it is used as a colorant in cheeses, brined products, and various sauces. In addition, thanks to the curcumin it contains, turmeric has antimicrobial and anti-inflammatory effects. These properties have led to its association with various disciplines beyond its use as a spice in the kitchen. Turmeric has been used in traditional Chinese and Indian medicine for centuries, and today, it is still frequently preferred as a complementary treatment method. Furthermore, due to its antimicrobial properties, it is utilized in medical textile products, dermo-cosmetic products, and dental treatments. Studies in the healthcare field indicate that turmeric is used as a complementary treatment method for serious diseases such as diabetes, cancer, Alzheimer’s, and Parkinson’s.Mutfakta zerdeçal; baharat, renk verici ve lezzet arttırıcı gibi özellikleri ile kullanılmaktadır. Bu özellikleri sayesinde gıda endüstrisinde de çeşitli ürünlere katkı maddesi olarak ilave edilmektedir. Gıda sektöründe sadece katkı maddesi olarak değil aynı zamanda raf ömrünü arttırma ve doğal ambalajlama yöntemi olarak kullanıldığı yapılan çalışmalarla desteklenmiştir. Zerdeçalın içerisinde bulunan ve ana bileşeni olan kurkumin renk verme özelliği sayesinde, gıdalarda doğal renk oluşumunu sağlamaktadır. Bu haliyle peynirlerde, salamuralarda ve çeşitli soslarda renk verici madde olarak kullanılmaktadır. Bunların yanı sıra zerdeçal içerisinde bulunan kurkumin sayesinde antimikrobiyel ve anti-inflamatuvar etkiye sahiptir. Bu etkileri sayesinde sadece mutfakta baharat olarak değil diğer disiplin alanları ile de ilişkilendirilmiştir. Yüzyıllar öncesinde Çin ve Hint tıbbında geleneksel tedavi yöntemi olarak kullanılan zerdeçal günümüzde de tamamlayıcı tedavi yöntemi olarak sıklıkla tercih edilmektedir. Bunların yanı sıra antimikrobiyel özellikleri sayesinde medikal tekstil ürünlerinde, derma-kozmetik ürünlerde diş tedavilerinde kullanılmaktadır. Sağlık alanında yapılan çalışmalarla diyabet, kanser, Alzheimer ve Parkinson gibi ciddi hastalık durumlarında tamamlayıcı tedavi yöntemi olarak kullanıldığı ifade edilmektedir

    Gaziantep Mutfağının Ekolojik Yüzü ile Karbon Ayak İzi ve Dünya Mutfakları ile Kıyaslanması

    No full text
    Aim: Gaziantep cuisine, located in the heart of Southeast Anatolia, is known not only for its palate-pleasing qualities but also as a gastronomic resource that supports ecological awareness. The aim of this study is to examine the carbon footprint of Gaziantep cuisine within the context of ecological sustainability and to compare it with other world cuisines. Additionally, it aims to enhance social awareness of sustainable nutrition and to provide tools that help consumers understand the environmental impacts of their own consumption habits. Material and Methods: n the study, the researcher-developed "Dietary Habits Questionnaire" served as the data collection instrument. Frequently prepared and consumed dishes in Gaziantep cuisine today were identified, and the carbon footprints of these dishes were calculated. The data were analyzed using a one-sample t-test in the JASP (0.18.1.0) program, and the resulting findings were compared with national averages. Results: In the study, the results indicate that the carbon footprint of Gaziantep cuisine is lower when compared with other world cuisines, such as those from Canada, Brazil, the United States, Denmark, and Italy. In particular, vegetarian-dominated dishes exhibit a notably low carbon footprint, which is a significant finding for sustainable nutrition. Furthermore, thanks to the internet site developed for Turkish dishes for the first time, it is anticipated that consumers will gain a better understanding of the environmental impacts of their own eating habits. This platform is expected to contribute to individuals making more conscious choices. Conclusion: Gaziantep cuisine presents advantages in ecological sustainability when compared with other world cuisines, notably with a low carbon footprint for vegetarian-dominated dishes. This finding suggests that Gaziantep cuisine could play an important role in promoting sustainable nutrition and environmental awareness. Additionally, with the developed internet site, individuals will be encouraged to learn about the environmental impacts of their own eating habits and to adopt more conscious consumption.Amaç: Güneydoğu Anadolu’nun kalbinde yer alan Gaziantep mutfağı, sadece damakları değil, ekolojik bilinci de destekleyen bir gastronomi kaynağı olarak bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı, Gaziantep mutfağının ekolojik sürdürülebilirlik bağlamında karbon ayak izini incelemek ve diğer dünya mutfaklarıyla karşılaştırmaktır. Ayrıca, sürdürülebilir beslenme konusunda toplumsal farkındalığı artırmak ve tüketicilerin kendi alışkanlıklarının çevresel etkilerini anlamalarına yardımcı olacak araçlar sunmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmada, araştırmacı tarafından geliştirilen “Beslenme Alışkanlıkları Anketi” veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Günümüzde Gaziantep mutfağında sıkça pişirilen ve tüketilen yemekler belirlenmiş, bu yemeklerin karbon ayak izleri hesaplanmıştır. Veriler, JASP (0.18.1.0) programı ile tek örneklem t-testi kullanılarak analiz edilmiş, elde edilen sonuçlar ülke ortalamalarıyla karşılaştırılmıştır. Bulgular: Çalışma sonuçları, Gaziantep mutfağının karbon ayak izinin, Kanada, Brezilya, Amerika, Danimarka ve İtalya gibi diğer dünya mutfaklarıyla kıyaslandığında daha düşük çıktığını ortaya koymuştur. Özellikle vejetaryen ağırlıklı yemeklerin karbon ayak izinin oldukça düşük olması, sürdürülebilir beslenme açısından önemli bir bulgudur. Ayrıca, Türk yemekleri için ilk kez geliştirilen internet sitesi sayesinde, tüketicilerin kendi beslenme alışkanlıklarının çevresel etkilerini daha iyi kavrayabilecekleri düşünülmektedir. Bu platformun, bireylerin bilinçli tercihler yapmasına katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Sonuç: Gaziantep mutfağı, ekolojik sürdürülebilirlik açısından diğer dünya mutfaklarına kıyasla avantajlara sahip olup, özellikle vejetaryen ağırlıklı yemeklerin düşük karbon iziyle dikkat çekmektedir. Bu durum, sürdürülebilir beslenme ve çevresel farkındalığın artırılmasında önemli bir rol oynayabilir. Ayrıca, geliştirilen internet sitesi ile bireylerin kendi alışkanlıklarının çevresel etkilerini öğrenerek daha bilinçli tüketim yapmaları teşvik edilecektir

    Geleneksel Tortum Bağbaşı (Haho) dut pekmezinin besin profili

    No full text
    Objective: This research was conducted to reveal the nutritional profile of traditional Bağbaşı (Haho) mulberry pekmez(molasses).  Material and Method: In this study, some physical and chemical properties of mulberry pekmez produced in the Bağbaşı (Haho) region were investigated. In this context, parameters such as mineral content, pH value, total ash content, hydroxymethylfurfural (HMF) level and the water-soluble dry matter (WSDM) ratio of the product were analyzed. Results: In mulberry pekmez, the water-soluble dry matter (WSDM) content was determined to be 76.5%, the total ash content 2.02% and the pH value 4.71. The hydroxymethylfurfural (HMF) content was found to be 30.00 mg/kg, indicating that the product can be classified as Type 1 molasses according to the criteria specified in the TSE 12001 standard. As a result of the mineral profile analysis of the pekmez sample, the concentrations of Fe, Zn, Mg, K, Ca, P and Se were determined as 7.52 mg/kg, 5.42 mg/kg, 166.90 mg/kg, 2497.44 mg/kg, 52.13 mg/kg, 199.50 mg/kg and 0.01 mg/kg, respectively. This mineral profile demonstrates that Bağbaşı (Haho) mulberry pekmez is a highly nutritious food capable of contributing to the daily intake of essential minerals. Conclusion: The low hydroxymethylfurfural (HMF) content determined in traditional Bağbaşı (Haho) mulberry pekmez indicates that the product was processed under appropriate production conditions and represents a favorable quality characteristic. On the other hand, the iron (Fe) content may contribute to dietary iron intake, particularly in populations where iron deficiency is prevalent. Furthermore, the findings obtained in this study may further enhance the potential for the traditional Bağbaşı (Haho) mulberry pekmez to be commercialized as a functional food, in conjunction with the future development of controlled production techniques and a more comprehensive evaluation of its biological effects.Amaç: Bu araştırma, geleneksel Bağbaşı (Haho) dut pekmezinin besin profilini ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır.    Gereç ve Yöntem: Araştırmada, Bağbaşı (Haho) yöresine ait dut pekmezinin bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri incelenmiştir. Bu kapsamda, ürünün mineral madde içeriği, pH değeri, toplam kül miktarı, hidroksimetilfurfural (HMF) düzeyi ve suda çözünür kuru madde (SÇKM) oranı gibi parametreler analiz edilmiştir.    Bulgular: Dut pekmezinde suda çözünür kuru madde (SÇKM) %76,5, toplam kül %2,02 ve pH değeri 4,71 olarak belirlenmiştir. Hidroksimetilfurfural (HMF) içeriği ise 30,00 mg/kg olarak tespit edilmiş olup, bu değer TSE 12001 standardında belirtilen kriterler doğrultusunda ürünün Tip 1 pekmez sınıfında değerlendirilebileceğini göstermektedir. Pekmez örneğinin mineral profiline ilişkin analizler sonucunda Fe (7,52 mg/kg), Zn (5,42 mg/kg), Mg (166,90 mg/kg), K (2497,44 mg/kg), Ca (52,13 mg/kg), P (199,50 mg/kg) ve Se (0,01 mg/kg) düzeylerinde belirlenmiştir. Elde edilen bu mineral profili, Bağbaşı (Haho) dut pekmezinin günlük temel mineral gereksinimlerinin karşılanmasına katkı sağlayabilecek besleyici değeri yüksek bir gıda olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç: Geleneksel Bağbaşı (Haho) dut pekmezinde hidroksimetilfurfural (HMF) içeriğinin düşük düzeyde belirlenmiş olması, ürünün uygun üretim koşulları altında işlendiğine ve kalite açısından olumlu bir özellik taşıdığına işaret etmektedir. Öte yandan demir (Fe) içeriği, özellikle demir eksikliğinin yaygın olduğu toplumlarda diyetle alınan demir alımına katkıda bulunabilir. Ayrıca, bu araştırmada elde edilen bulgular ileride kontrollü üretim tekniklerinin geliştirilmesi ve biyolojik etkilerinin daha kapsamlı çalışmalarla değerlendirilmesiyle birlikte, geleneksel Bağbaşı (Haho) dut pekmezinin fonksiyonel gıda olarak ticarileştirilme potansiyelini daha da artırabilir

    Mutfak Çalışanları Arasında Pişirme Dumanına Bağlı Polisiklik Aromatik Hidrokarbon Maruziyeti: Bir Derleme

    No full text
    In food service systems, improper cooking processes create substances containing significant amounts of fine and ultra-fine particles. These substances contain organic substances such as polycyclic aromatic hydrocarbons and heterocyclic amines adsorbed on their surfaces. Polycyclic aromatic hydrocarbons consist of two or more fused aromatic rings of carbon and hydrogen atoms. These are harmful compounds that threaten human health due to their genotoxic and carcinogenic properties. Personnel working in commercial kitchens are at significant risk in terms of exposure to polycyclic aromatic hydrocarbons caused by high-temperature cooking methods and smoke. Benzo[a]pyrene is often used as an important indicator to assess the level of exposure to these compounds. The formation of polycyclic aromatic hydrocarbons increases especially during cooking methods such as barbecuing, frying and grilling. This situation increases the risk of employees experiencing serious health problems with long-term exposure. In order to reduce exposure, effective ventilation systems should be established in commercial kitchens, appropriate cooking methods should be applied, and employees should be made aware of the risks of polycyclic aromatic hydrocarbons by increasing the use of personal protective equipment.Yiyecek hizmetleri yapılan kurumlarda uygun olmayan pişirme işlemleri önemli miktarda ince ve ultra ince partikülleri içeren maddeler oluşturmaktadır. Bu maddeler, yüzeylerine adsorplanmış polisiklik aromatik hidrokarbonlar ve heterosiklik aminler gibi organik maddeler içermektedir. Polisiklik aromatik hidrokarbonlar; karbon ve hidrojen atomlarının iki ya da daha fazla kaynaşmış aromatik halkasından oluşmaktadır. Bunlar, genotoksik ve kanserojen özellikleri nedeniyle insan sağlığını tehdit eden zararlı bileşiklerdir. Ticari mutfaklarda çalışan personel, yüksek sıcaklıkta pişirme yöntemleri ve dumanın neden olduğu polisiklik aromatik hidrokarbon maruziyeti açısından önemli bir risk altındadır. Bu bileşiklerin maruziyet seviyesini değerlendirmek amacıyla Benzo[a]piren sıklıkla önemli gösterge olarak kullanılmaktadır. Özellikle mangal, kızartma ve ızgara gibi pişirme yöntemleri sırasında polisiklik aromatik hidrokarbonların oluşumu artmaktadır. Bu durum, çalışanların uzun süreli maruziyetle ciddi sağlık sorunları yaşama riskini artırmaktadır. Maruziyeti azaltmak için ticari mutfaklarda etkin havalandırma sistemlerinin kurulması, uygun pişirme yöntemlerinin uygulanması ve çalışanların kişisel koruyucu ekipman kullanımı arttırılarak polisiklik aromatik hidrokarbon riskleri konusunda farkındalık kazanmaları sağlanmalıdır

    Çin Siyasetinde Kadınlar –Tarihsel Süreçte Bir Değerlendirme–

    No full text
    Çin, kapalı toplumsal yapıya sahip olan birçok konuda olduğu gibi, kadın ve siyaset konusunda da merak edilen nadir ülkelerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Çin açısından, toplumsal cinsiyeti özellikle siyasal iktidarla ilişkisi ile ele almak konuyu tarihsel ve ideolojik bir bakış açısı ile değerlendirmeyi beraberinde getirebilecektir. Ülkedeki değişik inanç sistemleri incelendiğinde bunlardan Yin Yang, Konfüçyüsçülük, Budizm gibi inanışların özellikle de Konfüçyüsçülük’ün, ataerkil yapı üzerinde yarattığı etki, kadınların siyasal temsil alanındaki görünürlüklerini ve ulaşabilecekleri pozisyonları sınırlayan temel unsurlardan biri olarak gözlemlenmektedir. Çalışma, Çin tarihinde hükümdar unvanını elde eden tek kadın olan Wu Zetian ile günümüzde önemli siyasi görevlerde bulunan ancak en yüksek yürütme makamı olan ülke başkanlığına erişemeyen üç kadın siyasetçinin -Shen Yiqin, Hua Chunying, Wu Yi- siyasi başarıları üzerinden değerlendirilecektir. Çalışmanın amacı, geleneksel inanışların kadın üzerine olabilecek olumsuz etkilerini sorgulamak ve kadınların toplumsal yaşamdaki rolü ile siyasal yaşam arasındaki karmaşık yapıyı vurgulamaktır

    Dijital Muhasebe Uygulamalarının Hata ve Hilelerin Önlenmesine Etkisi: İzmir İlinde Odak Grup Çalışması

    No full text
    Çalışmanın amacı, muhasebe hata ve hilelerinin önlenmesinde dijital muhasebe uygulamalarının kullanımına dair muhasebe meslek mensuplarının görüşlerini ortaya koymaktır. Bu amaçla İzmir ilinde faaliyet gösteren meslek mensupları ile odak grup görüşme tekniği kullanılarak görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Dijital muhasebe uygulamalarının kullanımı sayesinde özellikle manuel veri girişi nedeniyle oluşan hatalar, rakamsal hataların önlendiği ve sistemlerden yapılan veri aktarımları sayesinde hata ve hile riskinin minimuma indirildiği ifade edilmiştir. Yine bu uygulamaların hatalı veri girişlerine ve mükerrer kayıtlara izin vermemesinin bu süreçte meslek mensuplarına yardımcı olduğu belirtilmiştir. Dijital uygulamalardaki etkinliğin arttırılması hususunda ise meslek mensuplarının öncelikle, mükelleflere ait farklı sistemlerde yer alan bilgi ve belgelerin tek bir sistemde yer almasını bekledikleri bu sayede mükerrer kayıt ve eksik beyanın önüne geçileceği ifade edilmiştir. Yine bu uygulamaların sürekli değişen ve güncellenen mevzuatlar doğrultusunda güncellenmesinin sağlanmasının gerektiği de meslek mensuplarınca ileri sürülen öneriler arasında yer almaktadır

    Gastronomide Mikrobiyal Devrim: Endüstriyel Mikrobiyolojinin Fermente ve Fonksiyonel Gıdalardaki Rolü

    No full text
    Objective: This study aims to elucidate the pivotal role of industrial microbiology in advancing fermented and functional foods within gastronomy. It focuses on identifying key microorganisms, their metabolites, and fermentation conditions, alongside assessing nutritional enhancements, shelf-life extension, functional bioactive compounds, and economic impacts of fermentation processes. Material and Method: A comprehensive analysis was conducted on major fermentative microorganisms including Lactobacillus plantarum, Saccharomyces cerevisiae, and Aspergillus oryzae, among others. Nutritional and functional properties were evaluated pre- and post-fermentation across diverse food matrices. Industrial enzyme activities and microbial contamination risks were assessed. Statistical methods including Pearson correlations, multiple regression, ANOVA, and chi-square tests analyzed fermentation efficiency, health benefits, pathogen reduction, and consumer preferences. Results: Fermentation significantly enhanced protein content (e.g., soybeans 36→39 g/100g), probiotics (up to 10⁹ CFU/g), vitamins (B12 increased notably), antioxidants, and extended shelf life by up to 1800% (soybeans to miso). Key bioactives such as probiotics and polyphenols conferred gut, cardiovascular, and immune benefits. The fermented foods market showed robust growth globally (CAGR 7.9–9.5%). Enzymes like amylase and protease dominated industrial applications. Strong positive correlations were observed between probiotic count and protein increase (r = 0.82, p = 0.0005), fermentation time and antioxidant increase (r = 0.75, p = 0.001), and temperature with lactic acid production (r = 0.68, p = 0.005). A significant negative correlation was found between pH and pathogen reduction (r = –0.72, p = 0.002). Pathogen reduction was statistically significant (ANOVA F = 14.6, p = 0.0008). Consumer surveys showed high preference for fermented foods, particularly in Asia (88%) and Europe (75%). Conclusion: Industrial microbiology is transformative in gastronomy by optimizing fermentation to produce nutrient-rich, functional foods with extended shelf life and significant health benefits, driving robust market expansion. This microbial revolution underscores fermentation’s role in sustainable food innovation and global consumer acceptance.Amaç: Bu çalışma, endüstriyel mikrobiyolojinin gastronomide fermente ve fonksiyonel gıdaların gelişimindeki kritik rolünü açıklamayı amaçlamaktadır. Ana mikroorganizmalar, metabolitleri ve fermantasyon koşullarının belirlenmesinin yanı sıra, besinsel iyileşmeler, raf ömrü uzatımı, fonksiyonel biyoaktif bileşikler ve fermantasyon süreçlerinin ekonomik etkileri değerlendirilmektedir. Materyal ve Yöntem: Lactobacillus plantarum, Saccharomyces cerevisiae ve Aspergillus oryzae gibi başlıca fermente mikroorganizmalar üzerinde kapsamlı analizler yapılmıştır. Farklı gıda matrikslerinde fermantasyon öncesi ve sonrası besinsel ve fonksiyonel özellikler değerlendirilmiştir. Endüstriyel enzim aktiviteleri ve mikrobiyal kontaminasyon riskleri incelenmiştir. Fermantasyon verimliliği, sağlık faydaları, patojen azaltımı ve tüketici tercihleri Pearson korelasyonları, çoklu regresyon, ANOVA ve ki-kare testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Fermantasyon, protein içeriğini (örneğin soya fasulyesi 36→39 g/100g), probiyotik sayısını (10⁹ CFU/g’ye kadar), vitamin B12’yi, antioksidanları önemli ölçüde artırmış ve raf ömrünü %1800’e kadar (soya fasulyesinden misoya) uzatmıştır. Probiyotikler ve polifenoller gibi ana biyoaktif bileşikler bağırsak, kardiyovasküler ve bağışıklık faydaları sağlamıştır. Fermente gıda pazarı küresel olarak güçlü bir büyüme göstermiştir (%7,9–9,5 CAGR). Amilaz ve proteaz gibi enzimler endüstriyel uygulamalarda baskındır. Probiyotik sayısı ile protein artışı arasında güçlü pozitif korelasyon (r = 0.82, p = 0.0005), fermantasyon süresi ile antioksidan artışı arasında pozitif korelasyon (r = 0.75, p = 0.001), sıcaklık ile laktik asit üretimi arasında orta derecede pozitif korelasyon (r = 0.68, p = 0.005) gözlenmiştir. pH ile patojen azaltımı arasında anlamlı negatif korelasyon (r = –0.72, p = 0.002) bulunmuştur. Patojen azaltımı istatistiksel olarak anlamlıdır (ANOVA F = 14.6, p = 0.0008). Tüketici anketleri, özellikle Asya (%88) ve Avrupa (%75) bölgelerinde fermente gıdalara yüksek tercih göstermektedir. Sonuç: Endüstriyel mikrobiyoloji, fermantasyonu optimize ederek besin değeri yüksek, fonksiyonel ve uzun raf ömürlü gıdaların üretimini sağlayarak gastronomide dönüşüm yaratmaktadır. Bu mikrobiyal devrim, sürdürülebilir gıda inovasyonunda ve küresel tüketici kabulünde fermantasyonun önemini vurgulamaktadır

    Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları Kapsamında Yurt Dışı Müteahhitlik İşlemleri Ve Teknik Hizmetlerin Değerlendirilmesi-II

    No full text
    Bültenimizin 2025 yılında yayınlanan 2 sayısında belirttiğim üzere; ÇVÖA’ larının temel kuralı “Vergileme hakkının paylaşımıdır. Vergilendirmede temel prensiplerden biri, aynı kazancın bir defadan fazla, aynı türden bir başka vergiye tabi olmamasıdır. Aksi takdirde, kazanç çifte vergilendirilmiş olur. Egemenliğin en belirgin ifadelerinden biri olan ülkelerin münhasır vergilendirme yetkileri, birbirleriyle çelişebilmektedir. Söz konusu çelişkileri gidermek ve uluslararası işlemlerde çifte vergilendirmeyi önlemek adına devletler kendi aralarında, Ekonomik Kalkınma ve İş birliği Örgütü (Organisation for Economic Cooperation and Development - OECD) tarafından hazırlanan Model Anlaşma ışığında ikili uluslararası anlaşma mahiyetinde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları (“ÇVÖA”) imzalamaktadı

    Sermaye Azaltımının Vergisel Boyutları

    No full text
    Sermayenin azaltılması, bilançodaki sermaye kaleminin itibari değerinin tutar olarak küçülmesidir. Sermayenin azaltılması hukuki niteliği itibarıyla bir esas sözleşme değişikliğidir. Sermayenin azaltılması için gerekli şartlar ve gerçekleştirilmesi hususları TTK m. 473-475 hükümleri ile düzenlenmiştir. Şirketler faaliyetlerini sürdürmek için faaliyet konuları ile orantılı miktarda sermayeye ihtiyaç duymaktadırlar

    Mülteci Gastronomisi ve Sürdürülebilir Kalkınma: Gaziantep Örneği

    No full text
    The number of refugees worldwide has reached 120 million due to increasing wars, population growth, famine and economic problems. The number of refugees has increased by 8.8% in the last year, and it is estimated that the actual number exceeds official figures. It is also predicted that many societies will face refugee and/or migration situations in the future, making the integration of refugees with settled communities a significant issue. Approximately 80% of refugees are unable to return to their home countries, making integration with the host communities almost mandatory. Throughout history, successful and developed societies have used the human and cultural resources of refugees to achieve rapid development.Gastronomy plays a strategic role in this integration process, acting as a powerful tool that transcends cultural barriers and builds bridges between refugees and local communities. Refugees, by introducing the rich cultural heritage they bring with them to new societies, not only preserve their own identities but also ensure the sustainability of this heritage. In this context, gastronomy not only supports cultural sustainability but also functions as a means of social integration.This study discusses how food and gastronomy, as tools that facilitate the integration of refugees with local populations, contribute to the construction of a sustainable future and sustainable culture. By sharing their culinary cultures, refugees add economic and social value to the new communities they join while securing both local and their own cultural sustainability by passing their heritage on to future generations. They bring the effective power of cultural richness and diversity to the societies in which they are integrated. These processes strengthen social cohesion, cultural diversity and economic resilience, which are essential foundations of sustainable development.The aim of this study is to reveal how this process of integration contributes to the Sustainable Development Goals (SDGs), and to identify which specific goals are supported through the use of food and gastronomy as tools for refugee integration.Amaç: Bu çalışma, mülteci gastronomisi ile sürdürülebilir kalkınma arasındaki ilişkiyi araştırmakta ve özellikle Gaziantep’teki Suriyeli mültecilere ait gıda işletmelerine odaklanmaktadır. Araştırmanın amacı, mülteci öncülüğünde yürütülen mutfak pratiklerinin ev sahibi toplumlarda ekonomik katılım, kültürel sürdürülebilirlik, sosyal kapsayıcılık ve kentsel dayanıklılığa nasıl katkı sağladığını anlamaktır. Yöntem: Araştırma, Bourdieu’nün kültürel sermaye, Bhabha’nın melezlik ve Appadurai’nin gastro-politika kavramları gibi temel sosyolojik yaklaşımlardan yararlanarak kavramsal bir çerçeve geliştirmiştir. Gaziantep’te 975 Suriyeli mülteciye ait işletmeye ilişkin nicel veriler toplanmış, bunlardan 203’ünün restoran, pastane ve kafe gibi gıda sektörlerinde faaliyet gösterdiği belirlenmiştir. Bulgular: Elde edilen bulgular, mülteci öncülüğündeki gastronomi girişimlerinin kültürlerarası etkileşimi teşvik ettiğini, istihdam yarattığını ve toplumsal bağları güçlendirdiğini göstermektedir. Bu işletmeler, toplumsal cinsiyete duyarlı girişimciliği desteklemekte ve kültürel olarak köklü gıda pratiklerinin korunmasına katkıda bulunmaktadır. Mülteci mutfaklarının yerel gastronomiyle bütünleşmesi, karşılıklı anlayışı artırmakta ve toplumsal uyumu pekiştirmektedir. Sonuç: Bu çalışma, gastronominin yalnızca kültürel bir ifade biçimi değil, aynı zamanda toplumsal uyum ve sürdürülebilirlik için stratejik bir araç olduğunu ortaya koymaktadır. Bu uygulamaların Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları olan  (İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme 8), (Eşitsizliklerin Azaltılması 10), (Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar 11) ve (Sorumlu Tüketim ve Üretim 12) ile örtüştüğü görülmektedir. Gaziantep örneği, mülteci gastronomisinin hem yerel ekonomiyi hem de toplumsal dokuyu zenginleştirme potansiyeline sahip olduğunu ve bu modelin diğer kentsel bağlamlarda da uygulanabilir olduğunu göstermektedir

    1,170

    full texts

    1,660

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Journals.gen.tr
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇