1,720,963 research outputs found
Integrated urban water management and land use planning relationship: The case of Edremit bay
Su döngüsü, suyun atmosferdeki hareketini ifade eden farklı süreçleri içeren bir sistemdir. Bu süreçler, suyun buharlaşarak su buharına dönüşmesi, yoğunlaşarak bulutları oluşturması, yağışlarla tekrar yeryüzüne dönmesi şeklinde gerçekleşmektedir. Döngü boyunca su, yüzeysel akışlar ile toprağa sızarak yeraltı sularını beslemektedir. Yeraltı suları yağış değişkenliğine karşı tampon rolü üstlenirken, sulak alanları ve biyolojik çeşitliliği desteklemekte, nehirlere su temini ve taban akışı sağlamakta, rekreasyonel hizmetler sunmakta ve taşkınların kontrolüne yardımcı olmaktadır. Sabit yağış miktarı, toprak, biyoçeşitlilik ve yeraltı sularına fayda sağlamakatdır. Ancak kısa süre içinde oluşan ani ve aşırı yağışlar yerel su baskınlarına ve yoğun yüzey akışlarına neden olmaktadır. Bu tür akışlar, özellikle yüksek geçirimsiz alanlara sahip kentlerde toprak emilimin düşük olması nedeniyle kuraklığı artırmaktadır. 1950'lerden itibaren aşırı sıcaklar daha sık ve daha yoğun hale gelirken, aşırı soğuklar daha az sıklıkta ve daha az şiddetli hale gelmiştir. Bu durumun ana sebebi, insan kaynaklı iklim değişikliğidir. İnsan faaliyetleri kaynaklı iklim değişikliği, sıcak hava dalgaları, yoğun yağışlar, kuraklıklar gibi birçok aşırı hava ve iklim olaylarına sebep olmaktadır. Bu faaliyetlerden en önemlisi arazi kullanım kararlarıdır. Günümüzde, toprak yapısı ve arazi kullanım arasındaki ilişki neredeyse tamamen yok olmuştur. Geçirimsiz yüzeylerdeki artış nedeniyle toprağın infiltrasyon oranının düşmesi kentsel su döngüsünü olumsuz şekilde etkilemekle birlikte, enerji ihtiyaç ve kullanım alışkanlıklarını değiştirmekte, aynı zamanda çevredeki geçirimli alanlarda da baskı oluşturarak biyoçeşitliliği de etkilemektedir. Su ve toprak yapısından bağımsız arazi kullanım kararlarının getirilmesi, kentsel havzalarda suyun korunması ve yeniden kullanılması yerine yalnızca su arzını artırmaya yönelik alınan başka havzalardan veya kaynaklardan boru hatlarıyla su taşınması gibi kısa vadeli önlemler geleneksel su yönetimi yaklaşımlarının sonucudur. Dünyayı çevreleyen en önemli bölümler arasında yer alan kıyı alanları, yerel çapta ekonomik, sosyal, politik, iklim ve çevre faktörlerinin birbiriyle etkileşimlerinden kaynaklı sebeplerle değişime uğramaktadır. Bu durum, kıyının hassasiyetini artırmaktadır. Deniz seviyesindeki yükselme, kıyı erozyonu, tuzlu su baskınları ve deniz suyunun içme suyu kaynaklarına karışması gibi sorunlar, kıyı bölgelerinde yaşayan insanlar için ciddi tehlikeler oluşturmaktadır. Kıyı hassasiyetinin yanı sıra, küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle yaşanan hava olayları ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi faktörler, kıyı hattı boyunca sedimentlerin oluşmasına neden olan, akarsuların akışını etkileyen birçok birbirine bağlı değişkene sebep olmaktadır. Entegre Kentsel Su Yönetimi (EKSY), havza temelli planlama yaklaşımları üretmek öncelikli hedefi ile, özellikle kıyılar gibi kentsel alanlarda bu tür olumsuz etkileri azaltmak amacıyla arazi kullanım kararları ile kentsel su sistemini entegre ederek, yeraltı ve yer üstü sularının ilişkisinin ve yağış rejiminin anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Ayrıca, EKSY, su ve sanitasyon altyapısı ve hizmetlerine erişimi sağlamak, yağmur suyu, atık su, yağmur suyu drenajı ve yüzeysel akış kirliliğini yönetmek, su kaynaklı hastalıkları ve salgınları kontrol etmek ve taşkın, kuraklık ve toprak kayması gibi suyla ilgili tehlikelerin riskini azaltmaktadır. x EKSY araçlarından biri olan ve kontrolsüz kentsel yayılma eğilimi ile ortaya çıkan yeşil altyapı kavramı, "yerli türleri destekleyen, doğal ekolojik süreçleri sürdüren, hava ve su kaynaklarını koruyan, sağlık ve yaşam kalitesine katkıda bulunan" her türlü yeşil alanın birbirine bağlı ağlarını ifade etmektedir. Yeşil altyapının amacı, temiz su sağlamak, yüzeysel akışlara müdahale etmek, su kalitesini iyileştirmek ve erozyonu kontrol etmektir. Yeşil altyapı stratejilerinden biri olan Düşük Etkili Gelişim (DEG) ise, su kalitesini ve su habitatını korumak için doğanın taklidini esas alan sistem ve uygulamaları ifade etmektedir. Hidroloji ve su kalitesi üzerindeki kentleşme etkilerini telafi etmek için kirlilik önleme ve azaltma tedbirleri içeren hidrolojik ve alternatif bir arazi kullanım yaklaşımı ve tasarımıdır. Bu çalışmada, öncelikle Edremit Havzası'nda yer alan ilçelerin demografik özellikleri, doğal yapısı, teknik altyapısı, çevresel sorunları ve riskli alanları incelenmiştir. Bölgenin mevcut durumu belirlendikten sonra, arazi kullanım değişimleri ve eğilimi geçmişten günümüze incelenmiştir. Analitik Hiyerarşi Proses (AHP) yöntemi kullanılarak Corine arazi kullanım sınıflandırmasına göre yapılaşmış alanlar, tarımsal alanlar ve orman alanları için EKSY'ye yönelik seçilen parametrelere göre uygun alanlar belirlenmiştir. Bu yönteme göre belirlenen arazi kullanım ile kentsel su döngüsünü doğal su döngüsüne yakınsayan bir arazi kullanım modeli oluşturulması hedeflenmiştir. Bu çalışma, iklim değişikliğinin kentsel su döngüsü üzerindeki etkilerini azaltmaya ve arazi kullanım planlaması ile su yönetimi planlarının entegre edilmesine yönelik yapılacak çalışmalara katkıda bulunmayı amaçlamaktadır
Kamu mülkiyetindeki kent topraklarının dönüşümü: İstanbul’da askeri alanların dönüşümü üzerine bir inceleme
Tez (Yüksek Lisans) -- Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2019.Küreselleşme sürecinde kentler, ulusal sınırların ötesine geçerek sosyoekonomik sistem içerisinde güçlü aktörler olarak yer almış ve artık değerin yatırıma dönüştüğü merkezler haline gelmiştir. Yırtıcı küreselleşme ve deregülasyon şemsiyesi altında aşırı rekabetin dayatmasıyla oluşan eşitsiz mekansal gelişim sonucunda kısıtlı olan kentsel kaynakların tükenmesi ile, daha önce erişilemeyen kaynakların erişilebilir hale getirilmesi gerekmiştir. Kentsel mekan, toplumsal ihtiyaçlar, sosyal değişim ve ekonomik büyüme gereksinimi ile başa çıkmayı hedefleyen siyasetin yönetim ve yönlendirmesiyle sürekli olarak yeniden inşa edilmektedir. Türkiye'de kentsel mekanın yeniden üretilmesi sürecinde yerel idarelerin yetki alanlarına merkezden yapılan müdahaleler etkili olmuş ve devlet yapılanması bağlamında yeniden ölçekleme tartışmalarını da beraberinde getirmiştir. 2002 yılından sonra yapılan reform hareketleri, merkez/yerel ilişkilerinin düzenlenmesi ve kurumsal yeniden yapılanmalar sonucunda, geniş yetkilerle donatılan özel kanunla kurulmuş aracı kurumlar tarafından kamu mülkiyetlerinin kentsel mekanın üretimi sürecinde etkin kullanıldıkları görülmüştür. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de çoğunlukla sermayenin müdahalesine kapalı alanlar olarak görülen ve kendi içerisinde sağladığı imkanlarla kentsel mekanla bütünleşmeden var olan askeri alanlarda, küresel çapta değişen dengeler uyarınca yaşanan dönüşümü ele almaktır. İstanbul özelinde incelenen askeri alanların kentin gerek merkezinde gerekse çeperlerinde yoğun bir şekilde mevcut bulunduğu, çoğunlukla etrafı yapılaşmış olan bu alanların dönüşmeleri ile birlikte kentsel dengeleri bütünüyle yeniden tanımlayabilecek nitelikte oldukları görülmüştür. Askeri alanların yasal statüleri, askeri alan dönüşümünü sağlayacak yasal ve yapısal düzenlemelerle birlikte 1980 ve 1995 tarihli İstanbul Nazım Planları ile 2009 tarihli İstanbul Çevre Düzeni Planında askeri alanlara yönelik geliştirilen plan kararlarının okuması yapılmış, geçmişten günümüze askeri alanlarda ve kamu mülkiyetlerinde yürütülen politikalar ele alınmıştır. 2010 yılından itibaren dönüşen 21 örnek alan üzerinden yapılan inceleme sonucunda, dönüşümlerin çoğunlukla merkezden yürütülen, üst ölçek plan kararlarına aykırı içerikte ve katılımcı olmayan süreçlerle geliştirilen projeler olduğu tespit edilmiştir. Örnek alanlar içerisinden planlama ve yapılaşma sürecinin tamamlandığı "Köy" projesinin ayrıntılı okuması yapılarak Türkiye'de yaşanan kentsel mekanın üretimi süreciyle ilişkisi kurulmuştur
Going Beyond Counting First Authors in Author Co-citation Analysis
The present study examines one of the fundamental aspects of author co-citation analysis (ACA) - the way co-citation
counts are defined. Co-citation counting provides the data on which all subsequent statistical analyses and mappings
are based, and we compare ACA results based on two different types of co-citation counting - the traditional type that
only counts the first one among a cited work's authors on the one hand and a non-traditional type that takes into
account the first 5 authors of a cited work on the other hand. Results indicate that the picture produced through this non-traditional author co-citation counting contains more coherent author groups and is therefore considerably clearer. However, this picture represents fewer specialties in the research field being studied than that produced through the traditional first-author co-citation counting when the same number of top-ranked authors is selected and analyzed. Reasons for these effects are discussed
Ekoloji ve kent planlama ilişkisi
Tez (Yüksek Lisans) -- Mimar Sinan Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 1994.Ekoloji ve kent planlama ilişkis
Variations on the Author
“Variations on the Author” discusses two of Eduardo Coutinho’s recent films (Um Dia na Vida, from 2010, and Últimas Conversas, posthumously released in 2015) and their contribution to the general question of documentary authorship. The director’s filmography is characterized by a consistent yet self-effacing form of authorial self-inscription: Coutinho often features as an interviewer that rather than express opinions propels discourses; an interviewer that is good at listening. This mode of self-inscription characterizes him as an author who is not expressive but who is nonetheless markedly present on the screen. In Um Dia na Vida, however, Coutinho is completely absent form the image, while Últimas Conversas, on the contrary, includes a confessional prologue that moves the director from the margins to the center of his films. This article examines the ways in which these works stand out in the filmography of a director who offers new insights into the notion of cinematic authorship
Appropriate Similarity Measures for Author Cocitation Analysis
We provide a number of new insights into the methodological discussion about author cocitation analysis. We first argue that the use of the Pearson correlation for measuring the similarity between authors’ cocitation profiles is not very satisfactory. We then discuss what kind of similarity measures may be used as an alternative to the Pearson correlation. We consider three similarity measures in particular. One is the well-known cosine. The other two similarity measures have not been used before in the bibliometric literature. Finally, we show by means of an example that our findings have a high practical relevance.information science;Pearson correlation;cosine;similarity measure;author cocitation analysis
Unveiling the role of the state in Istanbul’s urban transformation: Insights from Galataport redevelopment
In recent decades, the redevelopment of waterfronts in global cities has become a focal point for large-scale real estate investments, often driven by neoliberal policies. These projects, characterized by the increasing involvement of state agencies, aim to transform obsolete industrial areas into lucrative spaces for tourism, commerce, and luxury living. This article scrutinizes the intricate dynamics of state-led waterfront re-development, through the lens of Istanbul’s Galataport project. It analyzes the multifaceted dimensions of the transformation process, shedding light on the historical backdrop, socio-political underpinnings, and economic imperatives that have shaped the development of Galataport from 2002 to 2022. Through a comprehensive analysis of primary sources, including governmental reports, policy documents, and scholarly literature, the article accentuates the pivotal role of the state and state actors in orchestrating the transformation of Istanbul’s urban landscape. Furthermore, it examines the implications of the Galataport project on urban governance and socio-cultural and spatial dynamics. It concludes that the central government pursued a speculative entrepreneurial approach in the Galataport project, clearing various legal obstacles while neglecting public interest. This case study takes the first step towards a comprehensive critical re-evaluation of the recent urban development/governance model to contribute to a nuanced understanding of contemporary urban/waterfront development paradigms in Türkiye and similar geographies. © 2024 by author(s)
Dispelling the Myths Behind First-author Citation Counts
We conducted a full-scale evaluative citation analysis study of scholars in the XML research field to explore just how different from each other author rankings resulting from different citation counting methods actually are, and to demonstrate the capability of emerging data and tools on the Web in supporting more realistic citation counting methods. Our results contest some common arguments for the continued
use of first-author citation counts in the evaluation of scholars, such as high correlations between author rankings by first-author citation counts and other citation
counting methods, and high costs of using more realistic citation counting methods that are not well-supported by the ISI databases. It is argued that increasingly available digital full text research papers make it possible for citation analysis studies to go beyond what the ISI databases have directly supported and to employ more
sophisticated methods
- …
