1,721,163 research outputs found

    Uygulamada pozitif psikoloji

    Full text link
    Psikoloji bilimi, genç bir disiplin olmasına rağmen bu bilimin gelişimi çok hızlı olmuştur. Geçen yüzyılda daha çok insan doğasının olumsuzluklarına, içgüdülere, erken dönem çocukluk yaşantılarına ve daha çok travmatik ve yıkıcı yaşam deneyimlerine odaklanırken son yıllarda insanın ve insancıl duyguların önemi ve değeri artmıştır..

    Manevi danışmanlık ve rehberlik: Maneviyat psikolojisi VI

    Full text link
    Psikoloji alanında son yıllarda yüzlerce teknik ortaya çıkmış ve psikoterapide önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Psikiyatrist, psikolog ve psikolojik danışmanların sayısı her geçen gün artmasına rağmen psikolojik kökenli rahatsızlıklarda büyük artışlar görülmüş ve Amerika'da olduğu gibi Türkiye'de de yığınlar, prozac toplumuna dönüşmeye başlamıştır. Her türlü maddi imkâna ulaşılmasına rağmen mutsuzluk, huzursuzluk ve intiharların artışı önlenememiştir. Victor Frankl'ın ifade ettiği nöojenik (varoluşsal) depresyon, gençler arasında iyice yaygınlaşmıştır. Uzun yıllar -tabiri caizse- maneviyata kendini kapatan psikoloji alanında narrativ terapi ve kabul-kararlılık terapisi gibi kültüre dayalı psikoloji yaklaşımları ortaya çıkmıştır. 2014 yılından beri düzenlenen Maneviyat Psikolojisi sempozyumları ve bilimsel yayın çalışmaları ile birlikte psikoloji ile ilgili tüm alanlarda maneviyat ve aşkınlığın önemi vurgulanmıştır. Bu çalışmada manevi danışmanlık ve rehberlik; psikiyatri, psikoloji, rehberlik ve psikolojik danışmanlık, din psikolojisi, din eğitimi ve tasavvuf gibi alanlardan çok kıymetli akademisyen ve uzmanların katkılarıyla, disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alınmıştır

    Türkiye'de ergenlerde sigara içme davranışını yordayan risk faktörlerinin incelenmesi

    No full text
    Sigara içen yetişkinlerin çoğu ergenlik döneminde başlamıştır, bu yaşta başlayanlar ise sigarayı bırakmakta daha fazla sorun yaşamaya eğilimlidir. Çocukluk ve ergenlik yıllarında sigara içmek, solunum ve akciğer sorunları gibi ciddi sağlık sorunlarının yanı sıra fiziksel uygunluk kaybı ile ilişkilidir. Küresel olarak, 15 ve üzeri yaştaki 1,3 milyar kişi sigara içmekte olup, sigaraya bağlı hastalıklarla ilgili küresel ve yerel harcamalar sırasıyla 467 milyar dolar ve 25 milyar dolar bulmuştur. Bu bağlamda bu tez çalışması, Türkiye'de ergenlerin sigara içme davranışlarını yordayan aile, kişisel ve sosyal risk faktörlerini araştırmaya hedeflemiştir. Çalışma özellikle, çocuk-ebeveyn ilişkileri, ebeveynlerin eğitim düzeyi, akademik başarı algısı, akran ilişki baskıları, öğretmen-öğrenci ilişkileri, cinsiyet ve bunların ergen içiciliği ile ilişkisini incelemek için, Bağcılar'da Anadolu lisesi, İmam Hatip lisesi ve Meslek Lisesi'nden 751 lise öğrencisi arasından 2019 yılında toplanan bir arşiv kullanılmıştır. İlgi değişkenleri analiz etmek için Spearman korelasyon katsayısı ve ki-kare bağımsızlık testi kullanıldı. Tüm değişkenler arasında, sonuçlar çocuk-ebeveyn ilişkileri, akademik başarı, öğretmen-öğrenci ilişkileri, akran ilişkileri, cinsiyet ve ergen sigara içmesi arasında bir ilişki buldu. Daha belirgin olarak, çocuk-anne ilişkileri ve akademik başarı algısı, meslek lisesinde ergen sigara içme ile ilişkili bulunurken, İmam Hatip lisesinde öğretmen-öğrenci ilişkileri ve cinsiyet ergen sigara içme ile ilişkili bulunmuştur. Anadolu lisesinde ergen sigara içimi ile ilişkili bulunan tek değişken akran ilişkileri baskıları olduğu anlaşılmıştır.Most adult smokers started smoking during adolescence and those who started at that age are more prone to have trouble quitting. Smoking during childhood and teenage years is associated with serious health problems, such as respiratory and lung issues, as well as a loss of physical fitness. Globally, 1.3 billion aged 15 and above are smokers, and the global and local expenditure associated with smoking-related illness amount to 467billionand467 billion and 25 billion respectively. Against this background, the thesis is concerned with investigating family, personal and social risk factors that predict adolescent smoking behaviors in Turkey. Specifically, to investigated child-parent relationships, educational level of parents, perception of academic success, peer relationships pressures, teacher-student relationships, gender, and their association with adolescent smoking using an archive that was collected in 2019 among 751 high school students from Anadolu high school, Imam Hatip high school and Vocational high school in Bağcılar. The Spearman correlation coefficient and the chi-square test of independence were conducted to analyze the variables of interest. Of all the variables of interest, the results found an association between child-parent relationships, academic success, teacher-student relationships, peer relationships, gender, and adolescent smoking. More specifically, child-mother relationships and perception of academic success were found to be associated with adolescent smoking in vocational high school, whereas teacher-student relationships, and gender were found to be associated with adolescent smoking in Imam Hatip high school. In Anadolu high school, the only variable that was found to be associated with adolescent smoking was peer relationships pressures

    Examination of the relationship between high school students' compassionate love levels and peer bullying behaviors in terms of various variables

    No full text
    Bu çalışmanın amacı lise seviyesindeki öğrencilerin duyarlı sevgi düzeyleri ile akran zorbalığı davranışları arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini 2020-2021 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Kağıthane ilçesinde bulunan Anadolu Lisesi ve Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 9, 10 ve 11 sınıflarına devam eden toplam 560 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında 'Kişisel Bilgi Formu', 'Duyarlı Sevgi Ölçeği' ve 'Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği Ergen Formu' kullanılmıştır. Bu araştırmada betimsel araştırma türlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veriler analiz edilirken iki ilişkisiz grup ortalamaları arasındaki farkın anlamlılığını test etmek için bağımsız gruplar t testi, ikiden fazla grup ortalamaları arasındaki farkın anlamlılığını test etmek için çok yönlü varyans analizi (ANOVA), iki değişken arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı, bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisini test etmek için de regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda kız öğrencilerde gözlenen Duyarlı Sevgi Ölçeği puanlarının, erkek öğrencilerde gözlenen Duyarlı Sevgi Ölçeği puanlarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Erkek öğrencilerin akran zorbalığı yapma ve akran zorbalığı kurbanı olma toplam puanlarının ise kız öğrencilerin akran zorbalığı yapma ve akran zorbalığı kurbanı olma toplam puanlarından anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir. Lise öğrencilerinin duyarlı sevgi düzeyleri ile akran zorbalığı kurbanı olmaları arasında negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı zayıf bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.The aim of this study is to examine the relationship between high school students' compassionate love levels and their peer bullying behaviors in terms of various variables. The sample of the research consists of 560 high school students attending 9th, 10th and 11th grades of Anatolian High School and Vocational and Technical Anatolian High School in Kağıthane district of Istanbul in the 2020-2021 academic year. "Personal Information Form", "Compassionate Love Scale" and "Peer Bullying Scale Adolescent Form" were used to collect data. In this study, the relational survey model, which is one of the descriptive research types, was used. While analyzing the data, independent groups t-test to test the significance of the difference between the means of two unrelated groups, multidirectional analysis of variance (ANOVA) to test the significance of the difference between the means of more than two groups, Pearson product-moment correlation coefficient to reveal the relationship between two variables, independent regression analysis was also used to test the effect of the variable on the dependent variable. As a result of the research, it was seen that the Compassionate Love Scale scores observed in female students were statistically significantly higher than the Compassionate Love Scale scores observed in male students. It was determined that the total scores of male students for bullying and being a victim of peer bullying were significantly higher than the total scores of female students for bullying and being a victim of peer bullying. It has been determined that there is a weak and negative statistically significant relationship between high school students' levels of compassionate love and being victims of peer bullying

    College satisfaction and the fear of COVID-19 as predictive variables of life satisfaction

    No full text
    Bu çalışmanın amacı yükseköğrenim yaşam doyumunun ve COVID-19 korkusunun yaşam doyumunu ne düzeyde yordadığının incelenmesidir. Araştırmanın evrenini 2020-2021 Bahar döneminde İstanbul ilinde devlet ve vakıf üniversitelerinde eğitim görmekte olan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi uygun örneklem yöntemi ile oluşturulmuştur. Araştırmaya 510 kadın, 108 erkek öğrenci katılım göstermiştir. Araştırmanın amacına uygun olarak betimsel ve ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Yaşam Doyumu Ölçeği, Yükseköğrenim Yaşam Doyumu Ölçeği, KOVİD-19 Korkusu Ölçeği ve Sosyodemografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Üniversite öğrencilerinin yaşam doyumunu yükseköğrenim yaşam doyumu ve COVID-19 korkusunun ne düzeyde yordadığını sınamak için öncelikle korelasyon analizleri yapılmış ve ardından basit doğrusal regresyon analizi uygulanmıştır. Üniversite öğrencilerinin yaşam doyumu, yükseköğrenim yaşam doyumu ve COVID-19 korkusu puanlarının yaş, cinsiyet, sosyoekonomik düzey, genel not ortalaması ve üniversite türüne göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini değerlendirmek için bağımsız örneklemler t testi analizi ve ANOVA testi gerçekleştirilmiştir. Verilerin istatistiksel açıdan çözümlenme sürecinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır...Social media addiction is a type of addiction that has become widespread in recent years and can have negative effects on individuals. The aim of this study is to determine the mediating roles of character strengths in the relationship between social media addiction and life satisfaction. Within the scope of the research, 248 people were reached via the snowball sampling method. Social Media Addiction Scale (SMAS), Life Satisfaction Scale (LSS) and VIA Character Strengths Scale (VIA-120) were administered to the participants. As a result of the correlation analysis, while social media addiction levels are increasing, life satisfaction levels are decreasing. In addition, while individuals' levels of curiosity, zest, love, gratitude, hope, creativity, judgment, love of learning, perspective, bravery, honesty, perseverance, kindness, social intelligence, leadership, prudence, self-regulation, appreciation of beauty and excellence and spirituality character strengths are increasing, life satisfaction levels are also increasing. Participants' levels of fairness, teamwork, forgiveness, humility and humor character strengths were not related with their life satisfaction levels. As a result of the correlation analysis, it was also found that as individuals' levels of bravery, honesty, perseverance and zest character strengths are decreasing, social media addiction levels are increasing. As a result of the regression analysis, having a high economic status, being married, not having a psychiatric diagnosis history, not having an Instagram account, and having high levels of love and hope character strengths predicted their life satisfaction. As a result of the mediation analysis, it was found that the character strengths of judgment, perspective, courage, honesty, perseverance, enthusiasm for life, love, caution, self-management and hope mediated the relationship between social media addiction and life satisfaction..

    The role of cognitive flexibility and spirituality in predicting the psychological resilience of university

    Full text link
    Araştırmanın temel amacı, pozitif psikoloji için önemli kavramlardan olan ve bireylerin güçlü yanlarının varlığına işaret eden bilişsel esneklik, maneviyat ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmanın yaklaşımı nicel yöntemlerden olan betimsel ilişkisel tarama modelidir. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin bazı demografik özellikleri ile birlikte bilişsel esneklik, maneviyat ve psikolojik sağlamlık düzeyleri belirlenerek bu değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma 250 kadın, 199 erkek olmak üzere toplam 449 kişiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi Sakarya Üniversitesi'nde çeşitli fakültelerde lisans okuyan öğrencilerden oluşmaktadır. Örneklem uygun örnekleme yöntemiyle ve gönüllülük esasına dayanılarak seçilmiştir. Öğrencilere çevrimiçi kanallar vasıtasıyla ulaşılmıştır. Veriler katılımcıların bazı demografik değişkenlerini tespit edebilmek adına araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ve nicel değişkenlerin ölçümlerini yapabilmek için geçerli ve güvenilir ölçekler olan Bilişsel Esneklik Ölçeği (BEÖ), Manevi Yönelim Ölçeği (MYÖ), Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (KPSÖ) ile toplanmıştır…The primary purpose of the research is to examine the relationship between cognitive flexibility, spirituality, and resilience of university students. The study's approach is a descriptive relational screening model, one of the quantitative methods. This study first determined and then examined some demographic characteristics of university students, cognitive flexibility, spirituality, and resilience levels, and the relationships between these variables. The research was conducted with 449 people, 250 women and 199 men. The sample consists of undergraduate students studying at various faculties at Sakarya University. The participants were selected by a convenient sampling method voluntarily. The data were collected through The Personal Information Form prepared by the researcher to determine some demographic variables, The Cognitive Flexibility Scale, The Spiritual Orientation Scale, and The Brief Resilience Scale, which are valid and reliable scales to measure the quantitative variables

    Üniversite öğrencilerinin mental iyi oluş düzeylerinde yordayıcı değişkenler olarak doğa ile ilişkide olma, doğada geçirilen zaman ve yeşil kampüs alanının kullanımı

    No full text
    YÖK Tez No: 649752Bu çalışmanın amacı mental iyi oluş ve doğa ile ilişkide olma puanlarının demografik değişkenler açısından nasıl farklılaştığını araştırmak ve doğa ile ilişkide olmanın, doğada vakit geçirmenin ve sosyoekonomik seviyenin Türk üniversite öğrencilerinin mental iyi oluş düzeyleri üzerindeki yordayıcı rolünü araştırmaktır. Bu çalışma aynı zamanda kampüs yeşil alanında geçirilen zamanı, yeşil alanının kullanım şekillerini ve karşılaşılan engelleri irdeleyerek kampüs yeşil alanının üniversite öğrencilerinin iyi oluşuna etkisini incelemektedir. Çalışmaya 404 (103 erkek, 301 kadın) üniversite öğrencisi katılım göstermiştir. Çalışmada Doğa ile İlişki ölçeği (DİO-21), WarwickEdinburgh Mental İyi Oluş Ölçeği (WEMİOÖ), araştırmacı tarafından hazırlanan sosyo-demografik form ve kampüs yeşil alan kullanım formu kullanılmıştır. Araştırmada bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson korelasyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Bulgular, mental iyi oluş puanlarının demografik değişkenlere göre farklılaştığını, doğayla ilişkide olma puanlarının ise cinsiyet değişkenine göre farklılaştığını göstermiştir. Ayrıca, oldukça yüksek bir grup öğrencinin kampüslerinde yeşil alan bulunmadığı ve yeşil alanı olan öğrencilerden bekar olanların evli olanlara göre yeşil alanı daha çok kullandıkları tespit edilmiştir. Kampüs yeşil alanında en sık yapılan aktivitelerin sosyalleşme ve dinlenme ile alakalı olduğu ve kullanımda en sık karşılaşılan engellerin ise olumsuz hava koşulları, yetersiz yeşil alan ve yoğun olma durumları olduğu tespit edilmiştir. Korelasyon analizi, doğayla ilişkide olma, doğada zaman geçirme ve mental iyi oluş puanları arasında istatiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğunu göstermiştir. Regresyon analizi ise doğayla ilişkide olma, doğada vakit geçirme ve cinsiyet faktörünün toplam mental iyi oluş puanlarındaki varyansın %14’ünü anlamlı düzeyde yordadığını göstermektedir. Doğanın, mental iyi oluşa etkisinin gösterilmiş olduğu bu bulguların, alanda oluşturulacak projelere, psikolojik danışmanlara ve üniversite yönetimlerine katkısı olacağı düşünülmektedir.The purpose of this thesis is to investigate the differences on mental well-being and nature relatedness in terms of demographic characteristics and to examine the predictive role of nature relatedness, time spent in nature and SES on mental well- being of Turkish college students. This study also aims to examine the effects of campus green spaces on college students' well-being by questioning spent time within campus greenery, usage patterns and obstacles. Convenience sampling method was used, 442 participants were achieved. After excluding outliers and missing values the final sample composed of 404 participants (103 males, 301 females). Turkish versions of Nature Relatedness Scale (NR-21), Warwick-Edinburgh Mental Well-Being Scale (WEMWBS), sociodemographic form and campus green space form which were specifically designed by the researcher were used for data collection. Independent t- test, one-way ANOVA, Pearson correlation and regression analysis were conducted. The results indicated that mental well-being scores were statistically different with respect to gender, employment and marital status. There was also a statistically significant difference within nature relatedness scores in terms of gender. It was also found that a considerable number of students did not have any greenery at their campus area. Single students used campus green spaces more than married students. The most common activities which were held in campus greenery were the activities about socialization and relaxation. The most common obstacles about campus greenery were limited green areas, being busy and unfavorable weather conditions. Correlation analysis indicated that there is a statistically significant and positive relationship between nature relatedness, time spent in nature and mental well-being. The regression analysis indicated that nature relatedness, time spent in nature and gender differences explained 14% variances of mental well-being and their contribution to well-being scores was significant. In the light of these findings, there will be some practical implications for counselors, university administers and future research projects to consider the positive effects of nature on students' mental well-being

    Examining adults' well-being, gratitude and meaning in life during COVID-19 process

    Full text link
    COVID-19 pandemisi ile birlikte Türkiye de olağanüstü bir durumla karşı karşıya kaldı. Uygulanan tedbirler ve olağanüstü ölüm sayılarıyla anormal bir yaşantı gözlendi. Bu bağlamda pandemi sürecinde bireyler incelenmiş ve literatürde patoloji temelli bakış açısı dışında yapılmış araştırmaların azlığı sebebiyle pozitif psikoloji çerçevesinde bir inceleme yapma gereği görülmüştür. Bu bağlamda Türkiye genelinde farklı illerden 1652 kişiye PERMA Ölçeği (Demirci vd., 2017), Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (Telef, 2013), Minnettarlık Ölçeği (Yüksel ve Oğuz Duran, 2012) ve Yaşamın Anlamı Ölçeği (Demirdağ ve Kalafat, 2018) uygulanmış ve bahsi geçen unsurlar ölçülmüştür. Bu unsurların hem birbirleriyle ilişkileri hem de farklı demografik değişkenlere göre gösterdikleri farklılaşmalar incelenmiştir. Sonuç olarak literatürle uyumlu şekilde iyi oluş, yaşamın anlamı ve minnetarlığın birbirleriyle pozitif ilişkileri olduğu; evlilik, çocuk sahibi olma, iyi bir gelire sahip olma gibi durumlarda hem PERMA modeli ve psikolojik iyi oluş hem de var olan anlamın yüksek olduğu gözlenmiştir. Gelir sahibi olmamak, bekâr olma, çocuk sahibi olmama gibi durumlarda ise bulunmaya çalışılan anlamın yüksek olduğu gözlenmiştir. Ayrıca kadınların iyi oluş ve minnettarlık konularında daha yüksek ortalamayla anlamlı bir farklılık ortaya koydukları görülmüştür.In 2019, Turkey faced an extraordinary situation with the COVID-19 pandemic. In that process, an abnormal life was observed with the implementation measures and the number of deaths. In this context, individuals were examined during the pandemic process, but it was deemed necessary to conduct an examination within the framework of positive psychology due to the scarcity of research conducted outside of the pathology-based perspective. In this context, the PERMA Scale (Demirci et al., 2017), the Psychological Well-Being Scale (Telef, 2013), the Gratitude Scale (Yüksel & Oğuz Duran, 2012), and the Meaning of Life Scale (Demirdağ & Kalafat, 2018) were applied to 1652 people from different provinces across Turkey. As a result, in line with the literature, it was observed that well-being, gratitude, and meaning of life have positive relationships with each other. In cases such as marriage, having children, having a good income, both the PERMA model, psychological well-being and the existing meaning were high. In cases such as not having an income, being single or not having children, the meaning that was tried to be found was high. In addition, it was observed that women showed a significant difference with higher averages than men in terms of well-being and gratitude

    he effect of online psycho-education program on the psychological well-being and perceived social support levels of university students during the Covid-19 / pandemic process

    No full text
    Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin psikolojik iyi oluş ve algılanan sosyal destek düzeylerine, çevrimiçi psikoeğitim programının etkisinin incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın örneklemini; 2019-2020 eğitim öğretim yılında, İbn Haldun Üniversitesi’nde öğrenimlerine devam eden, 7’si (%70) kadın, 3’ü (%30) erkek, toplam 10 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin 7’si yerli, 3’ü yabancı uyrukludur. Öğrenciler, okulun mail sistemi üzerinden yayımlanan araştırma duyurusuna müracaatta bulunanlar arasından seçilmiştir. Öğrenciler, dokuz hafta boyunca, haftada bir gün, 60 dakika boyunca; çeşitli konuları içeren çevrim içi psikoeğitim programına dahil edilmiştir. Araştırmada, Diener ve ark (2009) tarafından geliştirilen ve Telef (2013) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Psikolojik İyi Oluş Ölçeği; Zimet, Dahlem, Zimet ve Farley (1988) tarafından geliştirilen ve Eker, Arkar ve Yaldız (2001) tarafından Türkçeye uyarlanan Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Ölçekler, psikoeğitim programı; başlamadan önce, bittikten hemen sonra ön test-son test olarak ve bittikten üç ay sonra ise izleme testi olarak katılımcılar tarafından cevaplandırılmıştır. Araştırmada; frekans analizi, betimleyici istatistik, Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmıştır. Bulgular, psikolojik iyi oluş puanının, program öncesi ve sonrası karşılaştırmalarda demografik değişkenlere göre farklılaştığını; ÇBASDÖ’den elde edilen aile alt boyutundaki ön ve son test puanının ise, eğitim alınan bölüme ve katılımcıların kendilerini ilişkisel olarak tanımlamalarına göre farklılaştığını göstermektedir. Son test ve izleme testi arasındaki karşılaştırmalarda, anlamlı bir farklılık olmadığı dolayısıyla programın etkisinin devam etmediği anlaşılmaktadır. Genel olarak bakıldığında, katılımcıların ön, son ve izleme testinden elde ettikleri algılanan sosyal destek ve psikolojik iyi oluş puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı anlaşılmıştır bu alanda yapılacak çalışmalarda kullanılacak ölçeklerin konuyla daha yakından ilişkili olması veya programın daha uzun vadede uygulanması tavsiye edilmektedir. Ölçek sonuçlarına ek olarak uygulanan, araştırmacının, katılımcılardan araştırmacıyı ve programı değerlendirmelerini istediği ek formda, katılımcıların bu programa katılmış olmaktan memnun olduğu, arkadaşlarına tavsiye edeceği özellikle iletişim ve hedef belirleme gibi konularda, içeriklerden çok faydalandıkları bilgisine ulaşılmıştır.This study aimed to examine the effects of the online psycho-education program on the psychological well-being and perceived social support levels of university students. The sample of the study; is composed of, 7 (70%) female, and 3 (30%) male, 7 local and 3 foreign nationals students of Ibn Haldun University, in the 2019-2020 academic year. Students were selected from those who applied to the research. The students for 9 weeks, once a week, for 60 minutes; were included in the online psychoeducation program covering a variety of topics. The Psychological Well-Being Scale was developed by Diener et al (2009) and adapted by Telef (2013); The Multidimensional Scale of Perceived Social Support (MSPSS), was developed by Zimet et al (1988) and adapted by Eker, Arkar, and Yaldız (2001) and Personal Information Form prepared by the researcher were used as scales. Pretest-posttest were applied before the program and immediately after the program was over; the follow-up test was answered, three months after the program. Frequency analysis, descriptive statistics, and Wilcoxon signed-rank tests were used in the research. The findings showed that the score for psychological well-being differed according to demographic variables in the comparisons before and after the program; the pretestposttest scores in the family subscales obtained from MSPSS, vary according to the department where the participants studied and the relational self-definition of the participants. There is no significant difference between the post-test and the follow-up test. It is recommended the scales be more closely related to the subject or the program be implemented in a longer term. In the supplementary form which the researcher asked the participants to evaluate the program, the participants stated that they were pleased to participating the program, they would recommend it to friends, and that they benefited from the communication and goal setting subjects
    corecore