1,720,976 research outputs found
The intermediate role of experiential marketing in the relationship between service iınnovation and repurchasing intention
Turizm sektörünün temel yapı taşı olan otel işletmeleri, sürdürülebilir rekabet gücü
motivasyonu ile giderek artan bir şekilde deneyimsel hizmet sunan inovasyonlara
yönelmektedir. Bu inovasyonlar turistlerin hizmet deneyimini ve aynı deneyimi tekrar yaşama
isteğini etkileyebilmektedir. Mevcut çalışma, otel işletmelerinde hizmet inovasyonunun ve
deneyimsel pazarlamanın misafir perspektifli etkilerini ve bunların yeniden satın alma niyeti ile
olan ilişkisini araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma verileri, tripadvisor.com sitesinin
Kapadokya bölgesindeki lüks oteller kategorisinde ‘en iyi değeri sunan’ kriterine göre
belirlediği sıralamadaki ilk 10 otelin misafirlerine dağıtılacak yapılandırılmış anket aracılığıyla
toplanacaktır. Amaçsal örnekleme yöntemi referans alınarak belirlenen bu sıralamadaki
otellerin tamamı, deneyimsel hizmet sağlayıcısı olarak nitelendirilmektedir. Nihai olarak en az
400 anket elde edilmesi hedeflenmektedir. Analiz aşamasında hizmet inovasyonu ve
deneyimsel pazarlama ifadelerine ilişkin ayrı ayrı açıklayıcı faktör analizi yapılacaktır.
Değişkenlerin literatürle tutarlılığı değerlendirildikten sonra ilgili örneklemdeki geçerliliğini
test etmek için doğrulayıcı faktör analizi uygulanacaktır. Kabul edilebilir uyum sağlayan
araştırma modelinde deneyimsel pazarlamanın aracı rolü, Baron ve Kenny (1986) ve Hayes ve
Preacher (2010)’in yaklaşımları doğrultusunda değerlendirilecektir. Araştırma sonucunda,
hizmet inovasyonunun, otel misafirlerinin yeniden satın alma niyetleri ve deneyimsel
pazarlamaya ilişkin algıları üzerinde doğrudan olumlu etkisi olabileceği; deneyimsel
pazarlamanın da hizmet inovasyonu ve yeniden satın alma niyeti arasındaki ilişkide aracı (tam
ve kısmi) role sahip olabileceği tahmin edilmektedir. Bu araştırma gerçek müşteri deneyim
değerlendirmelerini içerdiğinden sektör yöneticilerine; müşteri deneyim yönetimi teorisini
genişlettiğinden akademisyenlere katkı sağlamaktadır
The role of environmental concern and perceived marketplace ınfluence in green product purchasing behavior
Bu çalışma çevresel kaygının ve
algılanan pazar etkisinin yeşil ürün satın alma
davranışı üzerindeki etkisini incelemeyi
amaçlamaktadır. Ek olarak, çevresel sürdürülebilirlik
bilincinin ve çevresel kaygının yeşil ürün satın alma
davranışı üzerindeki etkisini tutum-niyet ilişkisinde
incelemektedir. Araştırmada kartopu örnekleme
metodu tercih edilmiş ve çevrimiçi anket yardımıyla
veriler toplanmıştır. Geliştirilen modelin
değerlendirme aşamasında, öncelikle açıklayıcı ve
doğrulayıcı faktör analizi yapılmış sonrasında ise
modeldeki ilişkilerin gücünü ve etki düzeyini
belirleyebilmek için path analizi yapılmıştır. Analizler
sonucunda sınanan modelin, kabul edilebilir uyum
sağladığı tespit edilmiştir. Araştırma bulguları,
çevresel sürdürülebilirlik bilincinin, çevresel kaygıyı
güçlü bir şekilde (0,87) doğrudan etkilediği buna
karşın yeşil ürünlere karşı tutum üzerinde doğrudan
bir etkisinin olmadığını göstermektedir. Ayrıca
çevresel kaygının, yeşil ürün satın alma davranışında
algılanan pazar etkisi üzerinden dolaylı (0,49)
etkisinin, doğrudan (0,33) etkisinden yüksek olduğu
gözlenmiştir. Bu sonuçlar, çevresel kaygı duyan
tüketicilerin yeşil ürün satın alma davranışını
sergilemelerinde algılanan pazar etkisinin doğrudan
ve dolaylı etkisini ortaya koymaktadır. Bu araştırma
yeşil ürün satın alma davranışının belirleyicileri
hakkında ipuçları sunduğundan uygulayıcılara
literatürde sınırlı şekilde çalışılan algılanan pazar
etkisinin yeşil ürün satın alma davranışındaki rolünü
ortaya koyduğundan teorisyenlere katkı
sağlamaktadı
The importance of storage atmosphere in consumer preference
Modern pazarlama anlayışı paralelinde işletmeler rakiplerine fark atabilmek ve tüketicilerini
etkileyebilmek için çeşitli uygulamalar yapmaktadır. Mal ve hizmetlerin tüketicilere sunulduğu
ortamların, onları etkileyip satın almaya yönlendirecek şekilde dizayn edilmesi bu
uygulamalardan biridir. Tüketiciler mağazaya girdikleri andan itibaren algılamalarını
etkileyebilecek birçok uyarana maruz kalmaktadırlar. Mağaza içindeki görsel, işitsel, dokunma
ve hissetme, koku, tat gibi beş duyu organı aracılığıyla algılanan uyaranlar tüketicilerin mağaza
tercihinde ve satın alma karar sürecinde rol oynamaktadır. Bu kapsamda çalışmada beş duyu
organı dikkate alınarak sınıflandırılmış mağaza atmosferini oluşturan faktörler ele alınarak
incelenmiştir.In line with modern marketing understanding, firms perform various applications to slam to the competitors and to influence the consumers. Design of environment in which goods and services are presented to consumers through a way influencing them to buy those products is one of these applications. Consumers are exposed to many exhorters that can affect their perception from the moment they enter the store. Perceived stimulus through five sense organs such as visual, auditory, touch and feel, smell, taste in the store play a role in consumers' store choice and purchasing decision process. Within this framework in this study, by considering the five sense organs the factors that constitute the classified store atmosphere were investigated
Hizmet pazarlamasına sosyolojik bir bakış
Tüketim toplumunu ve kültürünü yönlendiren pazarlama sadece ekonomik
bir faaliyet değildir. Pazarlama, zevklerin, hayallerin, isteklerin, ihtiyaçların,
kimliklerin, arzuların, ahlakın ve hedonizmin yaratılması, sürdürülmesi ve
çoğaltılması gibi birçok toplumsal konuda önemli bir rol oynadığı için çoğu
çağdaş yorumcu tarafından günümüzün önemli kültür mimarlarından biri olarak
görülmektedir (Saren, 2007: 11). Bu süreçte pazarlama, tüketim olgusunun ve
tüketici davranışlarının altında yatan nedenler gibi konuları araştırırken sosyoloji
ve psikoloji bilimlerinden sıklıkla yararlanmaktadır.
Artan rekabet, gelişen teknoloji ve bilgi toplumuna doğru yönelim,
işletmeleri hizmet odaklı hareket etmeye zorlamaktadır. Sosyolojik açıdan
bakıldığında gerek teknolojinin gelişmesi gerekse tüketicilerin bilinçlenmesi,
nüfusun karakteristik özelliklerini de içinde barındıran toplumsal yapının
değişmesine neden olmaktadır. Nüfusun yaşlanması ve ortalama ömrün uzaması,
insanların iş dışındaki zamanlarının artması, kişi başına düşen gelirin artması,
kadınların iş hayatına atılması ve sosyo-kültürel değerlerin değişmesi gibi birçok
toplumsal aktör hizmet sektörünün fark edilebilir bir şekilde gelişmesini
sağlamıştır (Nakip vd., 2012: 305)
Finansal ürünlerde ortak markalama: Ortak markalı kredi kartları üzerine bir çalışma
Bu çalışma, ortak markalı kredi kartlarında algılanan faydanın ve güvenin, ortak markalı bir kredi kartı kullanma niyetini nasıl etkilediğini ve bu unsurların ortak marka sadakatindeki dolaylı ve doğrudan etkilerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla oluşturulan kavramsal modeli test etmek için en az bir ortak markalı kredi kartına sahip banka müşterilerine çevrimiçi anket uygulanmıştır. Öncelikle katılımcı yanıtları, açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizine tabi tutulmuştur. Sonrasında modeldeki yapılar arasındaki ilişkilerin etki yönlerini belirleyebilmek için yol (path) analizi yapılmıştır. Sonuçlara göre ortak markalı kredi kartı kullanma niyeti, ortak marka sadakatinin temel belirleyicisidir (β=0,97 p<0,01). Ortak markalı kredi kartı kullanma niyeti ise bu kartların algılanan faydasından (β=0,47 p<0,01) ve ortak markaya olan güvenden (β=0,50 p<0,01) doğrudan pozitif bir şekilde etkilenmektedir. Dolaylı etkiler incelendiğinde; ortak marka sadakatinin, ortak markaya olan güvene göre (β=0,49 p<0,01) ortak markalı bir kredi kartının algılanan faydasından (β=0,87 p<0,01) daha fazla etkilendiği görülmüştür. Bu araştırma bankalar arası marka ortaklıklarında başarının kilit noktalarını tanımladığından finansal ürünlerde ortak markalama literatürünü geliştirmektedir. Finansal ürün sağlayıcılarına ise pratikte kullanabilecekleri birtakım ipuçları sunmaktadır
Sosyal medya bağlamında destinasyon marka bilinirliğinin e-wom üzerindeki etkisinde destinasyon bilişsel imajı ve müşteri değerinin rolü: Kapadokya’da bir araştırma
Artan internet kullanımı ve buna bağlı olarak popülerleşen sosyal medya
kullanıcılığı, destinasyonun markalaşmasına katkı sağlamak isteyen
paydaşlara fırsatlar sunmaktadır. Sosyal medya, destinasyon bilinirliği,
imajı ve bunlarla doğru orantılı bir şekilde gelişen müşteri değeri ile ewom üzerinde önemli bir yere sahiptir. Bu çalışma destinasyon marka
bilinirliğinde destinasyonun sosyal medya içeriklerinde paylaşılmasının
etkisini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Kapadokya özelinde yapılan
çalışmada aynı zamanda destinasyon marka bilinirliği, bilişsel imaj ve
müşteri değerinin, sosyal medya platformlarında destinasyon için ewom’da bulunma niyeti üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Araştırma
verileri bölgeyi en az bir kez ziyaret eden yerli turistlere online anket
yapılarak toplanmıştır. Araştırma hipotezleri Yapısal Eşitlik
Modellemesi yapılarak sınanmıştır. Araştırma sonuçları, destinasyon
marka bilinirliği üzerinde, sosyal medya içeriklerinde yer almanın
pozitif yönde anlamlı bir etkisinin olduğunu göstermiştir. Destinasyonun
bilişsel imajı ile müşteri değerinin, marka bilinirliğinden pozitif yönde
etkilendiği tespit edilmiştir. Yerli turistlerin Kapadokya ile ilgili sosyal
medya üzerinden wom'da bulunma niyetlerinde destinasyonun bilişsel
imajı ile müşteri değerinin anlamlı bir etkiye sahip olmadığı
görülmüştür. Destinasyon pazarlamasının gelişmesine katkıda bulunan
araştırma bulguları aynı zamanda sektörel aktörlere de yol
göstermektedi
The role of perceived risk and trust in the effect of artificial intelligence marketing technology on online purchase intention
Yapay zekâ pazarlama teknolojisi, çevrimiçi alışveriş yapan tüketicilere kişiselleştirilmiş satın alma deneyimi, işletmelere ise müşteri ihtiyaçlarını etkin bir şekilde karşılama imkânı tanımaktadır. Bu çalışma, yapay zekâ pazarlama teknolojisi deneyiminin, çevrimiçi satın alma niyeti üzerindeki etkisinde ilgili teknolojiye olan güvenin ve algılanan riskin rolünü ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda yapay zekâ pazarlama teknolojisinin deneyimsel unsurları doğruluk, içgörü ve etkileşim olmak üzere üç boyutta ele alınmış; güven, algılanan risk ve satın alma niyetinin de dahil olduğu SOR modeline dayanan kavramsal bir model geliştirilmiştir. Ardından çevrimiçi alışveriş geçmişi bulunan kişilere çevrimiçi anket yöntemi ile 480 örnek hacimli nicel bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Kartopu örnekleme yöntemi ile toplanan veriler, SmartPLS 4 programı kullanılarak Kısmi En Küçük Kareler Varyans Temelli Yapısal Eşitlik Modellemesi (PLS-SEM) ile analiz edilmiştir. Sonuçlar, içgörü ve etkileşim deneyiminin teknolojiye olan güveni pozitif bir şekilde etkilediğini, doğruluk deneyiminin ise güven üzerinde herhangi bir etkisi olmadığını göstermiştir. Tüketicilerin risk algılarının azalmasında yapay zekâ pazarlama teknolojisinin deneyimsel unsurlarının tamamının pozitif bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Güven ve deneyimsel unsurlar dolayısıyla azalan algılanan risk, çevrimiçi satın alma niyetini pozitif ve anlamlı bir şekilde etkilemektedir. Ayıca yapay zekâ pazarlama teknolojisi deneyim unsurları ile çevrimiçi satın alma niyeti arasındaki ilişkide güven ve algılanan risk değişkenlerinin seri aracı etkisi olduğu bulunmuştur.Artificial intelligence marketing technology provides online consumers with a personalized purchasing experience and businesses the opportunity to effectively meet customer needs. This study was conducted to reveal the role of trust in the relevant technology and perceived risk in the effect of artificial intelligence marketing technology experience on online purchasing intention. In this context, the experiential elements of artificial intelligence marketing technology are discussed in three dimensions: accuracy, insight, and interaction. A conceptual model based on the SOR model was developed, including trust, perceived risk, and purchase intention. Then, a quantitative study was conducted with a sample size of 480 people using an online survey method for people with online shopping history. Data collected by snowball sampling method were analyzed by Partial Least Squares Variance Based Structural Equation Modeling (PLS-SEM) using the SmartPLS 4 program. The results showed that the experience of insight and interaction positively affected trust in technology, while the experience of accuracy had no effect on trust. It has been determined that all the experiential elements of artificial intelligence marketing technology have a positive effect on reducing consumers' risk perceptions. Reduced perceived risk due to trust and experiential factors positively and significantly affects online purchase intention. In addition, it was found that trust and perceived risk variables had a serial mediating effect on the relationship between artificial intelligence marketing technology experiential elements and online purchasing intention
Going Beyond Counting First Authors in Author Co-citation Analysis
The present study examines one of the fundamental aspects of author co-citation analysis (ACA) - the way co-citation
counts are defined. Co-citation counting provides the data on which all subsequent statistical analyses and mappings
are based, and we compare ACA results based on two different types of co-citation counting - the traditional type that
only counts the first one among a cited work's authors on the one hand and a non-traditional type that takes into
account the first 5 authors of a cited work on the other hand. Results indicate that the picture produced through this non-traditional author co-citation counting contains more coherent author groups and is therefore considerably clearer. However, this picture represents fewer specialties in the research field being studied than that produced through the traditional first-author co-citation counting when the same number of top-ranked authors is selected and analyzed. Reasons for these effects are discussed
- …
