1,729,650 research outputs found
Aydın Ayan: Sır ve Büyülü Gerçek = Mystery and Magical Reality
Post Modernist sanatın genel akışından farklı olarak Aydın Ayan'ın sanatı dolaysız olarak insanı ve onun sosyal konumunu anlatır. Bu sanat meydan okurcasına içinde bulunduğu somut durumu ve tarihsel saptamalarıyla insanın önceliğini onaylar. Ayan'ın etkileyici deyişiyle, "yaşamın tanığı" olmak ister; kendi memleketinde yaşanan yaşamın tanığı. O, sanatı bir "toplumsal bilinç biçimi" olarak kavrayan anlayışında gayet rahat bir şekilde açıktır. Ayan'a göre sanatçı toplumun üstünde veya dışında yalıtılmış olarak sanatını sürdüren ve böylelikle, belki de istemeyerek, varolan sosyal statüleri devamlı kılan kayıtsız bir izleyici değildir. Sahip olduğu özel yeteneklerden ötürü borçludur topluma ve çevresindeki dünyaya; insanlar kadar doğayı ve vahşi hayvanları da kapsayan o dünyaya ...
Ayan'ın sanatını anlatmanın en iyi yolu sanatçının yaratıcı eyleme katkısı olmayan ama onun "niçin", "ne", "nereden", "nasıl" ve "neden dolayı" kavramlarını sorgulayan kendine özgü toplumsal sorumluluğundan geçer. Bu bakışla, resmin "nasıl"ı biçem, teknik, sanatın kendine özgü gerekleri kadar neyin resmedildiği ve kimin için yapıldığı ile de belirlenmektedir. Ayan'ın ulaşmak istediği "kime" ise kendi ilerici eleştirel çağdaşları ve bunların ötesinde, ülkesinin kendilerine modern dünya içinde sömürü yerine umut vadeden ayak izlerini didinerek arayan yoksul insanlarıdır.Bu kitap sanatçının 07 Nisan - 10 Mayıs 2017 tarihleri arasında MSGSÜ Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi “Beş Kubbe Salonu”nda gerçekleştirdiği “AYDIN AYAN ‘Sır ve Büyülü Gerçek” 45. Sanat Yılı Sergisi nedeniyle hazırlanmıştır
Molla fenari’nin aynu’l-ayan adlı tefsirinin mukaddimesi: (tahlil ve değerlendirme)
Tez Özeti: Molla Fenari’nin Aynu'l-Ayan Adlı Tefsirinin Mukaddimesi (Tahlil ve Değerlendirme) Molla Fenari’nin Aynu'l-Ayan isimli Fatiha Tefsiri Mukaddimesi’nin tahlil edildiği bu tezin ilk bölümünde, Fenari’nin hayatı, eserleri, islam düşünce geleneğindeki yeri ele alınmış ve daha sonra Fenari öncesi tefsir literatürüne kısaca yer verilerek, Aynu'l-Ayan Mukaddimesi’nin bu tefsir çalışmaları içerisinde nerede durduğu sorusuna cevap aranmıştır. Tezin aslını oluşturan ikinci bölümün ilk kısmında ise, Aynu'l-Ayan tefsiri ve Mukaddimesi ana hatları ile tanıtılmış ve Mukaddime’nin sistematiği ve teorik arka planı ortaya konulmuştur. Bu bölümün son kısmında, Aynu'l-Ayan Mukaddimesi merkeze alınarak, Fenari’nin tefsir ilminin mahiyetine yönelik görüşleri tahlil edilmiştir. Burada Fenari’nin tefsir ilmine ilişkin görüşleri tartışılırken, Fenari’nin diğer eserleri ve beslendiği düşünce gelenekleri içerisinde verilen eserlere başvurmak suretiyle farklı konulara temas edilmiş ve böylelikle onun yorum anlayışı açığa çıkartılmaya çalışılmıştır. Sonuç itibariyle bu tezde, Fenari’nin varlık, düşünce ve dil anlayışı çerçevesinde şekillenen yorum anlayışı soruşturulmuş ve onun tefsir ilminin mahiyeti nedir sorusuna verdiği cevap bir kompozisyon içerisinde ifade edilmeye çalışılmıştır.Preface for Molla Fanari’s Commentary “Aynu’l-Ayan” (Analyze and Review) This first section of the thesis in which Molla Fanari’s Preface for Fatiha Commentary, named as Aynu’l-Ayan, is analyzed focuses on the life of Fanari, his works and books, his place and importance for the tradition of Islamic thought. Additionally, commentary literature before Fanari is reviwed and the question of where the place of Preface for Aynu’l-Ayan is in this commentary works is to be answered. The beginning part of the second section of the thesis, which is the most important one, manifests Molla Fanari’s Commentary Aynu’l-Ayan and its Preface, and also its systematic and theoretical background. The ending part of this section analyzes Fanari’s thoughts for the character/ nature of the commentary science (ilm at-tafsîr) on the ground of Preface for Aynu’l-Ayan. At this point, having included other works of Fanari, his understanding of interpretation is exsposed by referring his other books and pointing at the works which belong to the thought traditions that Fanari is nourished. As a conclusion, this thesis simulatenously aims to convey what Fanari’s understanding of interpratation is on the base of his being, thought and language approach, and what Fanari’s answer is for the question on the character/ nature of the ilm at-tafsîr
An Ayan Family: Tavaslizades
From the XVII(th) century when the state authority began to impair some provincial families appeared to have come into prominence. Having been called ayan (notables), this group increased its influence particularly after the change in the iltizam (tax-farming) system. Members of this group increased their wealth by abusing their duties as voivoda and mutesellim (agents of governors)
The effect of acquisition resolution and magnetic field strength on multivariate decoding of fMRI
Otto-von-Guericke-Universität Magdeburg, Fakultät für Naturwissenschaften, Dissertation, 2016von: Ayan SenguptaLiteraturverzeichnis: Seite 89-9
Bir Ayan Ailesi: Tavaslızadeler
Devlet otoritesinin zayıflamaya başladığı XVII. yüzyıldan itibaren taşrada bazı şahıs ve ailelerin sivrilmeye başladığı görülür. Ayan adı verilen bu zümre, özellikle iltizam usulünde yapılan değişiklikten sonra daha da güçlenmeye başlar. Bunlar, voyvodalık ve mütesellimlik gibi vazifeleri yürütürken görevlerini kötüye kullanarak servet sahibi oluyorlardı. Bu ayanların, Anadolu'nun birçok yerinde olduğu gibi Rumeli'de de devleti uğraştırdığı görülmektedir. Menteşe Sancağında da ayanlar vardı. Bunlardan Tavas Kazasında bir aile Tavaslızadeler olarak anılmaktaydı. Tavaslızadeler, bugün artık Tavas'da yaşamamakla beraber, günümüze kadar ulaşan ailelerdendir. Bu makalede ailenin tarihi, devletle ilişkileri ve siyasi, içtimai ve iktisadi faaliyetleri ele alınmaktadır
Uşak’ta bir Ayan ailesi: Paşaoğulları hanedanı
Cataloged from PDF version of article.Includes bibliographical references (leaves 77-84).The purpose of this research is to investigate the history of the Paşaoğulları family; a
medium-scale local family that lived and flourished in Uşak in Western Anatolia. It
can be said that investigating the history of the Paşaoğulları family could expand the
state of our current knowledge on local powers known as notables (ayan) in the
Ottoman Empire. The Paşaoğulları family was one of the ayan families that emerged
in different regions and cities of the Ottoman Empire. The main argument of the
present research is that Paşaoğlu Ahmed Ağa, the first member of this family, moved
into the governmental positions and brought his family to an outstanding point in
Uşak, which resembled the general trends of the process of ayanship. However, the
position he found for himself was not in close connections with political decisionmaking
mechanisms.by Tuğçe Kancı
Activities of Ayan of Gümülcine Tokatçıklı Süleyman Ağa and Ayan of Ferecik Ali Molla and Their Relationship With the Central Government
Osmanlı Devleti iç ve dış etkenlerden kaynaklanan değişimlerin sonucunda merkeziyetçi niteliğini 17. yüzyılın sonlarından itibaren kaybetmeye başlamıştır. Kültürel ve coğrafi açıdan birbirinden çok farklı bölgelerde yerel güçler merkezî idareye karşı durabilecek güce erişmişlerdir. Bu adem-i merkezîleşme sürecinin sonucunda devlet topraklarında ayan ve hanedan olarak tabir edilen güçlü aileler denetimi ellerine geçirmişlerdir. Tirseniklioğlu, Karaosmanzadeler, Caniklioğulları bu ailelerin en önemlileri arasında yer almaktadır. Adem-i merkezileşme sürecinin yoğun olarak yaşandığı bölgelerin arasında Rumeli Bölgesi de yer almaktadır.
Gümülcine Ayanı Tokatçıklı Süleyman Ağa ve Ferecik Ayanı Ali Molla adem-i merkezileşme sürecinin sonucunda yerel bir güç odağı olarak ortaya çıkmışlardır. Tokatçıklı Süleyman Ağa Gümülcine Ayanı olan Mestan Ağa’ya bağlı bir bölükbaşı ve eşkıya reisi iken Ali Molla Edirne Bostancıbaşısı olan Ahmet Haseki’ye bağlı faaliyet göstermiştir. Mestan Ağa Tokatçıklı Süleyman Ağa’nın Sultanyeri’ne ayan olarak atanmasını sağlarken Ahmet Haseki de Ali Molla’nın Ferecik’e ayan olmasını sağlamıştır.
Tokatçıklı Süleyman Ağa, Mestan Ağa’nın öldürülmesinden sonra Gümülcine, Ahi Çelebi, Dimetoka ve Hasköy’ü de denetimi altına almayı başararak bölgenin en güçlü isimlerinden birisi haline gelmiştir. Tokatçıklı Süleyman Ağa’nın bu bölgelere ilaveten Ferecik’i de kontrolü altına almak istemesi Tokatçıklı Süleyman Ağa ile Ali Molla’yı karşı karşıya getirmiştir. Tokatçıklı Süleyman Ağa’ya direnemeyen Ali Molla, İsaoğlu ve Vakıflı Salih gibi dağlı isyancıları ile işbirliği içine girerek önemli dağlı reislerinden birisi haline gelmiştir.
Devlet, Tokatçıklı Süleyman Ağa’dan bu grupları ya ortadan kaldırmasını ya da bu grupların iskân taleplerine engel olmamasını istemiştir. Tokatçıklı Süleyman Ağa iskân olayında menfi bir tavır takınmış fakat eşkıya gruplarını da ortadan kaldırmayı başaramamıştır. Bunun üzerine Tokatçıklı Süleyman Ağa’ya karşı Rumeli valisi olan İbrahim Paşa’nın kontrolünde bir hareket gerçekleştirilmiş ve Tokatçıklı Süleyman Ağa ile aile bireyleri ortadan kaldırılmıştır.
Tokatçıklı Süleyman Ağa’nın ortadan kaldırılmasıyla birlikte Ali Molla Ferecik’te ayanlık yapmaya devam etmiştir. Ferecik halkının şikâyeti üzerine Ali Molla, Sirozi İsmail Bey tarafından ortadan kaldırılmıştır.Ottoman State has begun to lost its centralistic characteristic at the end of 17th century because of external and internal causes. Local powers reached the power to resist to the central government in the different cultural and geographical places. At the end of this decentralization period, powerful families known as ayan or hanedan took the control of state lands. Most important families of this period were Tirseniklioğlu, Karaosmanzade’s and Caniklioğulları. Rumelia region of the state has lived this decentralization process intensively.
Ayan of Gümülcine Tokatçıklı Süleyman Ağa and Ayan Of Ferecik Ali Molla has been appeared as a local power at the end of this decentralization period. Tokatçıklı Süleyman Ağa has activated as a bandit for the Ayan of Gümülcine, Mestan Ağa, Ali Molla worked for Bostancıbaşı Of Edirne. Mestan Ağa appointed Tokatçıklı Süleyman Ağa to Sultanyeri as a ayan. Bostancıbaşı Of Edirne, Ahmet Haseki appointed Ali Molla to Ferecik as a ayan.
After the death of Mestan Ağa, Tokatçıklı Süleyman Ağa, by taking the control of Gümülcine, Ahi Çelebi, Dimetoka and Hasköy became an important person in the region. After taking the control of this cities, Tokatçıklı Süleyman Ağa wanted to control Ferecik and this brought a conflict between Tokatçıklı and Ali Molla. Ali Molla couldn’t resist against Tokatçıklı and went into cooperation with the rebellers of the region. He became an important mountain rebeller like İsağolu and Vakıflı Salih.
State, wanted from Tokatçıklı to destroy these bandits or to accept their wish to settle. Tokatçıklı Süleyman Ağa took a negative looking to their wish to settle. He couldn’t destroy them either. Upon this a military action under the command of Governor Of Rumelia, İbrahimPasha came into being. Tokatçıklı Süleyman Ağa and his family members were killed.
After the death of Tokatçıklı Süğleyman Ağa, Ali Molla returned to the ayanship of Ferecik. Upon the complaints of the people of Ferecik, Sirozi İsmail Bey killed Ali Molla.
MSGSÜ İstanbul Resim ve Heykel Müzesi Kolleksiyonu'ndan: Bir Seçki İki Sergi: 70+70 = A collection from MSGSÜ İstanbul Paintings and Sculpture Museum: A Selection and Two Exhibitions: 70+70
Bu katalog, İstanbul’da Art Cominication Şirketi”nin katkılarıyla 7 Mart-15 Ekim 2007 / 5 Mart-5 Nisan 2008 tarihleri arasında MSGSÜ İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde açılan sergi için hazırlanmıştır = This catalog was produced in conjunction with two exhibitions held at MSGSÜ İstanbul Paintings and Sculpture Museum from Mar. 7-Oct 15, 2007 and Mar. 5-Apr. 5, 2008.125. ve 70. kuruluş yıldönümleri / Prof. Rahmi Aksungur, Bir seçki iki sergi : 70+70 ve müzenin sorunları / Prof. Ferit Özşen, 1839-1923 Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türk plastik sanatları ve iki müze önerisi / Aydın Ayan, A-1839-1923 Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türk plastik sanatları, B-Müze kavramı, Türkiye’de müzecilik ve iki müze önerisi1.bası
- …
