1,721,515 research outputs found
Abdullah b. Mutî‘in Hayatı ve Faaliyetleri
Hz. Peygamber’in ilk takipçileri konumunda bulunan sahâbîlerin hayat hikayeleri Müslümanlar açısından içerisinde önemli ögeler barındıran bir konudur. İslâm tarihi olayları ele alınırken sahâbenin hayatından bahsetmek, onların başından geçen olayları ele almak doğrudan vahye muhatap olmaları sebebiyle İslâm tarihinin anlaşılması noktasında önemli katkılar sunacaktır. Hz. Peygamber döneminde doğan, Emevîler döneminde muhalefet hareketlerinin önde gelen isimlerinden olan Abdullah b. Mutî‘ de bu çerçevede hayatı anlatılacak önemli bir kişiliktir. Sahâbî olması dolayısıyla ayrı bir önem kazanan Abdullah b. Mutî‘, ilk dönemin çalkantılı siyasi yaşamında önde gelen kişilerden birsidir. Yezîd’e yapılan biat, Harre Savaşı ve Abdullah b. Zübeyr hareketi başta olmak üzere bu dönemler içerisinde önemli olaylarda ön plana çıkan Abdullah b. Mutî‘ gerek dinî gerekse diğer açılardan kendi düşüncesini sonuna kadar savunmuş ve bu uğurda canını vererek samimiyetini göstermiştir. Bu makalede Abdullah b. Mutî‘in babasının Müslüman olma hikayesi başta olmak üzere ailesi, doğumundan ölümüne kadar başından geçen olaylar, kişiliği ve İslâmî ilimlere olan katkısından bahsedilecektir
Abdullah b. Übey b. Selâl ve hz. Peygamber’le iliskileri
Arastırmamız giris, dört bölüm ve sonuç kısmından olusmustur. Giris bölümünde arastırmanın amacı, önemi ve Yesrib'in tarihi ele alınmıstır. Birinci bölümde Abdullah b. Übey b. Selûl'ün soyu üzerinde durulup, liderlige hazırlanısı incelenmistir. İkinci bölümde Abdullah b. Übey b. Selûl'ün Hz. Peygamber ve ashâbıyla münasebetleri degerlendirilmistir. Üçüncü bölümde Abdullah b. Übey b. Selûl'ün Mekkeli müsriklerle iliskileri, dördüncü bölümde ise adı geçen kisinin Medine'deki Yahudiler'le münasebetleri hakkında bilgi verilmistir. Abdullah b. Übey b.Selûl Hicret'ten önce Yesrib'in degil, sadece buradaki Araplar'ın lideri konumuna gelmistir. Evs ve Hazrec'in kabul ettigi bir kisi olması Yesrib'in lideri oldugu anlamına gelmemektedir. Yahudiler'in İbn Übey'i kendilerinin de lideri olarak gördüklerini gösteren hiçbir olaya rastlanılmamaktadır. İbn Übey'in Hicret'ten sonra Hz. Peygamber'e ve Müslümanlar'a karsı genellikle muhalefette bulundugu ifade edilmistir. Onun kendi siyasî hedeflerini İslâm'dan ayrı degerlendirdigi ve yaptıklarını liderliginin geregi olarak gördügü düsünülebilir. Bir diger tartısma konusu; Abdullah b. Übey b. Selûl'in münâfık mı yoksa muhalif mi oldugudur. Çıkarları geregi bir dinden gözüken ve yine çıkarları geregi aksi sekilde de hareket edebilen bir kisi için 'Münâfık' nitelemesinin kullanıldıgı dikkate alındıgında, Abdullah b. Übey b. Selûl'ün bu tür bir nitelemeye uygun bir davranısta bulundugunu gösteren açık bir delile rastlanılmamıstır. Abdullah b. Übey b. Selûl Hz. Peygamber'e karsı muhalefet etmistir. Buna ragmen Hz. Peygamber engin hosgörüsünden dolayı İbn Übey'in cenaze namazını kıldırmıstır. Mekke müsrikleri Müslüman olmadan önce Abdullah b. Übey b. Selûl'ü Hz. Peygamber'e karsı muhalefet etmeye tesvik ettiler. Mekkeliler, Müslüman olduktan sonra da İbn Übey'le iliskilerini sürdürdüler. Abdullah b. Übey b. Selûl'ün Hz. Peygamber'e karsı muhalefetinin sebeplerinden biri de Mekkeliler'in bu tutumudur. Hicret'ten önce Abdullah b. Übey b. Selûl Kaynukâogulları'yla antlasma yapmıstı. Abdullah b. Übey b. Selûl'ün Müslüman olduktan sonra onlarla dostlugunu devam ettirmesi liderligi baglamında yorumlanabilir. Abdullah b. Übey b. Selûl, Nadîrogulları ve Kureyzâogulları ile bir antlasma yapmamıstı. İbn Übey Hz. Peygamber'e karsı onları desteklemesiyle Müslümanlar'ı karsısına almıstır
Abdullah b. Cahş
İslâm’ı doğru anlamak ve Hz. Muhammed’i (sas) daha yakından tanımak için sahâbîlerin hayatlarını incelemek büyük önem arz etmektedir. Zira sahâbîler, vahyin nüzulüne şahit olmuşlar, Hz. Peygamber’i bizzat görmüş, tanımış ve İslâm’ı doğrudan ondan öğrenmişlerdir. Sahâbeden Abdullah b. Cahş da İslâm’ı ilk kabul edenlerden biridir. O, İslâm’ın gizli tebliğ edildiği dönemde Allah’a ve onun Peygamberi’ne iman ederek Kureyş müşriklerinin tehditlerini göze almış ve İslâm’a büyük hizmetlerde bulunmuştur. Batn-ı Nahle Seriyyesi ile Bedir ve Uhud gazvelerine iştirak etmiştir. En büyük arzusu olan şehadete ise Uhud’da erişmiştir. Hz. Peygamber’in akrabası olmasının yanı sıra aynı zamanda onun güvenip itimat ettiği ve istişarede bulunduğu insanlardan biri olmuştur. Bu çalışmada ulaşabildiğimiz kaynaklar çerçevesinde Hz. Peygamber’in davete başladığı süreçte Allah’ı ve onun Peygamber’ini tasdik edenlerin öncülerinden Abdullah b. Cahş’ın biyografisi ele alınacaktır. Araştırmalarımıza göre Abdullah b. Cahş hakkında Batn-ı Nahle Seriyyesi bağlamında birtakım çalışmalar var olmakla birlikte, akademik alanda onun hayatı ve şahsiyeti hakkında spesifik bir çalışma bulunmamaktadır. Bu sebeple onun derli toplu bir biyografisini ortaya çıkararak hakkında yapılacak çalışmalara katkı sunmayı amaçladık
aBdullaH B. yasİn Ve muraBıtlar Hareketİ
Murabıtlar Hareketi, V/XI. yüzyılda, Afrika kıtasında Moritanya’nın doğusunda ortaya çıkmıştır. Burası Büyük Sahra’nın batısında yer almaktadır. Gana ile Sûsulaksa arasında yer alan ve Sahra’nın iç kısımlarına doğru uzanan bu bölgede göçebe Berberî Sanhâce’ye mensup kabileler yaşamaktaydı. Bu hareketin kurucusu, Mağribu’l-Aksa’da Nefis kentinde bir ribatta öğrenci iken, bölgedeki kabile başkanlarından Yahya b. İbrahim’in daveti üzerine Sahra’ya geçen Abdullah b. Yasin’dir. Onun eğitim vermek amacıyla davet edildiği Sahra’da yaptığı çalışmalar bir süre sonra büyük bir tepki çekmiştir. Bunun üzerine o küçük bir grupla oradan ayrılarak Senegal Nehri üzerindeki bir adaya yerleşmiştir. Abdullah b. Yasin, burada kurduğu bir ribatta eğitim çalışmalarını sürdürmüştür. Kısa zamanda kendisine katılanların sayısının hızla artmasıyla, dinî eğitim yanında askeri ve siyasi eğitim çalışmaları da yürütmeye başlamıştır. Böylece Murabıtlar hareketinin ortaya çıkmasını sağlamış ve kısa sürede Sahra’yı ve Mağribu’l-Aksa’yı kontrol altına alacak şekilde güçlenmiştir. Biz bu çalışmamızda Abdullah b. Yasin ile başlayan Murabıtlar Hareketi’nin doğuşunu ele alacağız
The life of Abdullah b. Abbâs and his personality
İslâm Tarihindeki önemli sahsiyetlerden birisi olan Abdullah b. Abbâs'ın siyâsî iliskileri bu çalısmada ele alınmıstır. Abdullah b. Abbâs'ın daha çok ilmî kisiligi ön plana çıkmasına ragmen saglam siyâsî kimligi sayesinde islâm Tarihinde önemli olayların içinde yer almıstır. Özellikle Ali b. Ebî Tâlib döneminde meydana gelen Cemel ve Sıffîn Savaslarında ve Tahkîm olayında önemli roller üstlenmis, haklı olduguna inandıgı kisilerin yanında yer almıstır. Emevîler döneminde kendisini daha çok ilme veren Abdullah b. Abbâs hayatını ilim ögrenmekle ve ögretmekle geçirmistir. Bu baglamda arastırmamızda Abdullah b. Abbâs'ın, döneminde katıldıgı siyasi faaliyetler yanında yapmıs oldugu ilmî çalısmalara da kısaca yer verilmistir.In this study the political relations of Abdullah b. Abbas, who is one of the most important personality in the history of Islam, is taken into cansideration. Despite his scientific individuality has been in the foreground, he participated in a lot of important events due to his trustworthy political personality. He undertook important parts, particularly in the wars of Cemel and Siffin and the event of Tahkim which occured in the period of Ali b. Ebi Talip. He was in comparison with the rightful person. In Emevi?s period, Abdullah b. Abbas, who devoted himself to science, lived with learning and teaching. In this context, his scientific studies, beside his political activities in which he participated, are mentioned shortly
Abdullah b. Muğaffel’in hayatı ve rivayetleri
06.03.2018 tarihli ve 30352 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Yükseköğretim Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile 18.06.2018 tarihli “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” gereğince tam metin erişime açılmıştır.İslam'ın teşekkülündeki en önemli dönem hiç şüphesiz sahâbe dönemidir. Hadislerin muhafazası ve gelecek nesillere aktarılmasında sahâbenin yüzlercesi rol almıştır. Abdullah b. Muğaffel (ö. 59/679) de o nâdide şahsiyetlerden biridir. Çalışmamızda Abdullah b. Muğaffel'in hayatı, şahsiyeti ve rivâyetlerini inceledik. Doğumu ve müslüman olmadan önceki hayatı hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığımız İbn Muğaffel (r.a.), Medine civarında yaşayan Müzeyne Kabîlesi'ndendir. Hudeybiye Antlaşması, Hayber'in fethi, Tebük Gazvesi ve Mekke'nin fethi ve son olarak da Hz Ömer'in hilafeti yıllarında gerçekleşen Tuster şehrinin fethi gibi önemli olaylarda yer aldığı bilgisine ulaştığımız bu sahâbî, aynı zamanda Tevbe Sûresi 92. âyetinin kendileri hakkında nâzil olduğu yedi sahâbîden biridir. "Abdullah b. Muğaffel'in Hayatı ve Rivâyetleri" adlı araştırmamız bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın amacı, önemi, konusu ve metodu hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Abdullah b. Muğaffel'in hayatı, kişiliği, ilmî şahsiyeti ve meşhur râvileri; ikinci bölümde de İbn Muğaffel'in rivâyetlerinin tercümesi, tahric ve tahkikleri yapılmak suretiyle râviler hakkında kısa bilgiler verilerek değişik varyantlarla gelen metinler arası farklılıklar incelenmeye çalışılmıştır. Sonuç kısmında ise çalışmamızda ulaştığımız neticeler maddeler halinde ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu çalışmanın geçmişte de ele alınan benzer konulara katkı sağlayacağını ümit ediyoruz. Anahtar Kelimeler: Abdullah b. Muğaffel, Müzeyne, Hadis, Rivâyet.With no doubt the most important period of İslamic formation is the Companions period. Hundreds of companions take very important part at protecting and transfering the hadiths. Abdullah b. Mugaffel (death. 59/679) is one of the very important companions. In our work we study his life, personality and the hadiths that he transfer to us over centuries. We don't have enough information about his birth and his early life before being a muslim, but we know through some sources that he is related to Muzeyne Tribe which is located near Medina. He took very important part at; Hudeybiye pact, conquest of Hayber, Tebuk battle, conquest of Mecca and for last conquest of Tuster city which was conquered by Hz Ömer (r.a). He was one of the companions who were mentioned in the verse at Tevbe Sure 92. The work we study that is called ; "Abdullah b. Mugaffel's life and narratives" is diveded two parts. At the entry part we try to give some information about our research and its purpose, its motivation and its importance. At the first part we give information about Abdullah b. Mugaffel's life, his personality, his wisdom, and his most famous narrators, at the second part we try to translate some of his narratives and verifications of them, while doing verifications we try to give informations about his narrators. Some narratives came in different variations we did made searches about them and the narrators. At the conclusion part, the result which was reached by our research and work is written by clauses. We are hoping that this work will make some contribution to similar works that have been done in the past. Keywords: Abdullah b. Mugaffel, Müzeyne, Hadith, Narrative
Life and personality of Abdullah b. Revaha
Hazrec kabilesine mensub olan Abdullah b. Revâha Medine'de doğdu. Doğumu, çocukluğu ve gençlik yılları hakkında detaylı bilgiler kaynaklarda yer almamaktadır. Cahiliye döneminde okuma yazma bilen az sayıdaki kişilerden biri idi. Çok iyi bir şair olan Abdullah b. Revâha Evs ve Hazrec kabileleri arasındaki savaşlarda kabilesini sanatı ile müdafaa etti. II. Akabe Biatı'nda(sözleşmesi) Müslüman olan Abdullah b. Revâha on iki nakibten(temsilci) birisi olmuş, Medine'de kurulacak olan devletin oluşumunda yer almıştır. Hz. Peygamber Abdullah'ı özel katibleri arasına alarak ona verdiği değeri göstermiştir. Abdullah b. Revâha Bedir, Uhud, Hendek, Hayber Savaşları, Hudeybiye ve Umretü'l-Kaza Seferlerine katılmıştır. Müslümanların ilk zaferi olan Bedir Zaferini müjdelemek üzere görevlendirilmiştir. II. Bedir Seferi'nde Medine'de Hz. Peygamber yerine vekil olarak Abdullah b. Revâha'yı bırakmıştır. Hz. Peygamber Yahudiler ile olan diplomatik ilişkilerde Abdullah b. Revâha'yı görevlendirmiştir. Hayber mahsullerini anlaşma gereği taksimini yine o yaptı. Bu durumlar Abullah'ın İbranice bildiğini akla getirmektedir. Hz. Peygamber'in, Hicretin 8. yılında (Miladi/629) Mûte Seferine ordunun başına tayin ettiği üç komutandan sonuncusudur. Şairliğinin yanı sıra çok etkileyici bir hitabet gücüne sahiptir. Mûte Seferi'ne çıkan 3000 kişiden oluşan Müslüman kuvvetler, kendilerine devasa bir Bizans Ordusunun geldiğini haber alınca geri çekilip takviye isteme fikri benimsenmişken, Abdullah b. Revâha yaptığı konuşmayla bundan vazgeçirerek savaşmaya karar verilmiştir. Abdullah b. Revâha Mûte'de şehit olmuştur. O Allah'a ve Hz. Peygamber'e bağlı bir insandı.Abdullah bin Rawaha (6??-6??) was a member of the Khazraj tribe and born in Medina. His birth, childhood and youth are mentioned in detail in primary source texts. He was one of the literate people during the Age of Ignorance (Jahiliyya). A great poet Abdullah bin Rawaha defended his tribe through his eloquence in the battles between the tribes of Aws and Khazraj. He turned to Islam during the second Akaba contract, and became one of the 12 representatives of Medina taking part in the establishment of the state therein. The Holy Prophet (peace be upon him) honored him by selecting him as his close scribe. He participated in the battles of Uhud, Khandaq and Khayber, and the expeditions of Hudaibiya and Umrat al-Qaza. He was chosen to announce the victory of Badr, the first victory of Muslims. The Holy Prophet (peace be upon him) left him in Medina in the second Badr expedition as his deputy. The Prophet (peace be upon him) appointed him for diplomatic affairs with the Jews. In light of the agreement he made on behalf of the Muslims, he shared with the Jews the harvest. This indicates that he knew Hebrew. He was one of the last three commanders to whom the Prophet (peace be upon him) designated for the expedition of Muta in the eighth year of migration in 629 A.D. As well as being an eloquent poet, he was a brilliant orator. When Muslim forces consisting of some 3000 people in the Muta expedition were informed that a huge and impressive Byzantine army was approaching, they thought that they should withdraw and ask for support, but Abdullah b. Rawaha remained steadfast in the face of such odds convincing them to fight. He was martyred in the Muta expedition. He was loyal to God and the Prophet (peace be upon him)
Abdullah B. Revâha’nın şiirlerinde eşdizimler
ix, 133 sayfa29 cm. 1 CDÖZETDilbilimin bir dalı olarak metinbilim, metinleri bütünsel bir bakış açısıyla ele almayı hedefler ve bir metnin metin olmasını sağlayan çeşitli ölçütler ileri sürer. Bu ölçütlerden bağlaşıklık ölçütü, gönderim, değiştirim, eksiltili yapı, bağlama edatları ve sözcüksel bağlaşıklık gibi öğelerle sağlanmaktadır. Sözcüksel bağlaşıklık ise tekrar ve eşdizim ile temin edilmektedir. Eşdizimler bir metnin anlaşılması ve yorumlanması hususunda metnin okuruna önemli kolaylıklar sunmaktadır. İşte bu çalışma Abdullah b. Revâha’nın şiirlerinde yer alan eşdizimleri ele almayı amaçlamaktadır.ABSTRACTAs a branch of linguistics, textual science aims to treat texts from a holistic perspective and proposes various criteria that enable a text to be text. Among these criteria, the cohesion criterion is provided with items such as reference, substitution, elliptical structure, context prepositions and lexical cohesiveness. Lexical cohesion is ensured by repetition and collocation. Collocations provide significant convenience to the reader in understanding and interpreting a text. Here is this study Abdullah b. Revâha's It aims to deal with the collocations in poems
Kuyucaklı Abdullah b. Muhammed el-Aydi’nin Mu’rib-i Avamil-i Cedide adlı eserinin tahkiki
u çalışma, Kuyucaklı Abdullah b. Muhammed el-Aydînî’nin Mu‘rib-i ‘Avâmil-i Cedîde adlı eserinin tahkîki, edisyon kritiğidir. Kuyucaklı Abdullah Efendi ismiyle bilinen müellif, XVII. yüzyılın sonları, XVIII. yüzyılın başlarında Aydın Vilâyetine bağlı Kuyucak kasabasında yaşamış bir âlimdir. Arap dili gramerine dair yedi Arapça eser kaleme almıştır. Tahkikini yaptığımız bu eserde müellif, büyük Osmanlı bilgini İmam Birgivî’nin Arap dili gramerinin temel kurallarını anlattığı el-‘Avâmil adlı meşhur eserin gramer tahlilini yapmakta, bir anlamda teorik kuralları pratiğe dökmektedir. Yapılan bu çalışmayla eser tanıtılmış, müellif nüshasına en yakın nüsha ortaya konularak istifadeye hazır hale getirilmiş ve müellifin bir dilci olarak özellikleri tespit edilmiştir. THE TEXTUAL CRITICISM OF THE BOOK NAMED MURİB-İ AVAMİL-İ CEDİDE BY KUYUCAKLI ABDULLAH b. MUHAMMED el-AYDİNİ This Project is the textual criticism of Kuyucaklı Abdullah b. Muhammed el-Aydıni’s named Murib-i Avamil-i Cedide. As known author who is called Kuyucaklı Abdullah Efendi is a scholar lived in Kuyucak region bounded to Aydın. He wrote seven Arabic Works on the grammar of arabic language.In this book which we have investigated, the author analyses the grammar side of famous book named el-‘Avâmil that is written in it, the basic rules of Arabic language by Great Otoman Scholar Imam Birgivî. On the other side he converts the therotical rules into pratical ones. It has been known by this work creating the replica of The author’s issue(the original text) made it being used and the specifications of the author are detected as a linquistic
ABDULLAH B. AMR'IN isRAiLi RiVAYETLERİYLE MEŞHÜR RAViLERLE İLİŞKİSİNİN BOYUTLARI
Abdullah b. Amr'ın İsraili rivayet nakili kimselerle çok fazla iletişim kurduğu,
sürekli onlardan Yahudi kültürüne ait bilgiler öğrendiği yönünde bir takım iddialar
ileri sürülmektedir. Biz bu makalemizde Abdullah b. Amr'ın, İsraili rivayetleri nakil
noktasında meşhur, önceleri Yahudi iken daha soma ihtida etmek sfuetiyle İslam ile
şerefbulmuş olan kişilerle ilişkisinin hangi boyutlarda olduğunu inceleyeceğiz
- …
