1,725,036 research outputs found
Ahmed-i Hânî'nin İlmi Faaliyetleri
Ahmed-i Hânî’nin mensubu olduğu Hânî aşreti, Hakkâri’nin
Çukurca ilçesinde kurulan ve yerleştikleri Hân
Köyü’ne mesup bu adı almıştır. Ancak daha sonra Ahmed-
i Hânî’nin dedesi Abdurrahman Hânî, buradan ayrılıp
Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesine yerleşmiş ve Ahmed-i
Hânî de burada doğmuş ise de Hanî’ye olan aidiyetlerini
kaybetmemişlerdir. Ahmed-i Hânî, Doğubayazıt’ta bulunan
Muradiye Medresesi’nde ilk eğitimini görmüştür.
Daha sonra Ahlat, Urfa, Bitlis, Cizre, Bağdat ve Mısır’da
bulunan değişik medreselerde eğitimini tamamladıktan
sonra Doğubayazıt’a dönerek burada kurduğu mescit ve
medresede vefatına dek imamlık ve müderrislik yapmıştır.
Arapça, Farsça, Türkçe ve Kürtçe bilen ve ciddi bir ilmi
seviyeye ulaşan Ahmed-i Hânî, fıkhi mezhep olarak Şafî,
itikadi mezhep olarak Eş’arî ve tarikat olarak Nakşebendî
anlayışına sahiptir. Bu anlayışla yörenin ve bölgenin dini
terbiyesi için gerekli gördüğü eğitim ile uğraşmıştır. Bu
anlamda çevresinin diliyle de eserler yazdığı gibi, Kur’ân
dili olan Arapça’yı da öğretmek üzere Kürtçe ve Arapça
karşılaştırmalı “Nubahara Bıçukan” adında vezinli sözlük
yazmıştır. Halkın arasına girerek halktan biri olarak
seviyelerine uygun halkı aydınlatmaya ve eğitmeye
çalışmıştır. Dolayısıyla büyük bir dini eğitim hizmetini
sunan söz konusu İslam âliminin bu anlamda bilinmesi
önem arz etmektedir.
Biz bu çalışmamızda Ahmed-i Hânî’nin kısaca
hayatından bahsettikten sonra onun ilmi kişiliğinden,
eğitimde takip ettiği üslup ve metotlarından, tasavvufi
eğitim anlayışından ve bu anlamda halka dönük eğitim
faaliyetlerinden söz edeceği
COPIES OF MOLLA AHMED-İ CEZERİ DIVAN
Molla Ahmed-i Cezerî Kürt edebiyatının temelini atan ve bu alanda tanınmıĢ en büyük Ģairdir. Miladî 1570-1640
yılları arasında yaĢamıĢtır. Mürettep divanıyla adını Kürt edebiyatı tarihine yazdırmıĢtır. Cezerî‟nin Divanı,
önemli bir edebî eser olup Kürt dili açısından değerli bir kaynaktır. Molla Ahmed-i Cezerî Divanı‟nın birçok el
yazma ve matbu nüshası vardır. Bunun yanında söz konusu eser hakkında yapılmıĢ Ģerhler, çeviriler ve muhtelif
çalıĢmalar mevcuttur. Molla Ahmed-i Cezerî Divanı yerli ve yabancı birçok araĢtırmacı, edebiyatçı, Ģair, yazar,
mütefekkir ve akademisyenin dikkatinden kaçmamıĢtır. Bu makalede, Molla Ahmed-i Cezerî Divanı‟nın bütün
nüshaları bir araya getirilmiĢ ve ilgili nüshaların özellikleri hakkında ayrıntılı bir inceleme yapılmıĢtır. Böylece
Molla Ahmed-i Cezerî Divanı‟na dair bibliyografya oluĢturulmuĢtur. Tespit edilen otuz dört nüshanın nerede
bulunduğundan, müstensihinin kim olduğundan, istinsah tarihinden, hat çeĢidinden, satır ve varak sayısından ve
nüshanın hangi manzumeyle baĢladığından bahsedilmiĢtir. Tespit edilen nüshalar kronolojik sıraya göre
incelenmiĢtir. Molla Ahmed-i Cezerî Divanı Ģu ana kadar bilinen en eski nüshası h.1231/m.1815 yılında
Muhammed Tayyar PaĢa el-Amidî‟ye aittir. Divan nüshalarına bakıldığında müstensihler tarafından ciddi bir
Ģekilde kaleme alındığı görülmektedir. Sonuç olarak Molla Ahmed-i Cezerî Divanı‟nın bütün nüshaları ve
bunların özellikleri bir arada gösterilmeye çalıĢılmıĢtır. Bu çalıĢma; okuma farklılıklarına dikkat çekmek, ilk
nüshalar hakkında genel bir perspektif oluĢturmak ve yeni araĢtırmalara ilham olmak amacıyla hazırlandı.Molla Ahmed-i Cezerî is the greatest poet who laid the foundation of Kurdish literature and is known in this
field. He lived between the years 1570-1640 according to the Gregorian calendar. He made his name written in
the history of Kurdish literature with his murettep divan. Cezerî's Divan is an important literary work and a
valuable resource for the Kurdish language. There are many manuscripts and printed copies of Molla Ahmed-i
Cezerî's Divan. In addition, there are commentaries, translations and various studies about the work in question.
The Divan of Molla Ahmed-i Cezerî has not escaped the attention of many local and foreign researchers, literary
figures, poets, writers, thinkers and academics. In this article, all the copies of Molla Ahmed-i Cezerî's Divan
were brought together and a detailed examination was made about the features of the relevant copies. Thus, a
bibliography of Molla Ahmed-i Cezerî's Divan was created. Where the identified thirty-four copies are located,
who the copyist is, the date of copying, the type of calligraphy, the number of lines and leaves, and with which
verse the copy begins have all been mentioned. The identified copies were examined in chronological order. The
earliest known copy of the Divan of Molla Ahmed-i Cezerî belongs to Muhammed Tayyar Pasha al-Amidi in
h.1231/m.1815. When the copies of the Divan are examined, it is seen that they were seriously written by the
copyists. As a result, all the copies of Molla Ahmed-i Cezerî's Divan and their features were tried to be shown
together. This work was prepared in order to draw attention to the differences in reading, to create a general
perspective about the first copies and to inspire new researches
Ahmed-i Rıdvan and his Rıdvaniye
ABSTRACTYILMAZ, Nebi, Ahmed-i Rıdvan and His Rıdvaniyye, Master?s Thesis, Advisor:Doç. Dr. . Hakkı AKSOYAK, 452 p.This study aimed at researching and evaluating the ?Ridvaniyye? of Ahmed-iRıdvan and preparing the transliteration and the index of the work whose onlyedition is in Süleymaniye Library. The photographs of this work; (Thephotographs of Ahmed-i Ridvan?s Ridvaniyye ) are attached to the study.?Ridvaniyye? of Ahmed-ı Ridvan contains religious, ethical and sufic stories thataims to consolidate the points which the writer thinks important. The researcheraimed at summarizing the stories and the themes of these stories in ?Ridvaniyye?.Mostly, Mesnevis are works of art with two main characters and with a theme oflove, but Rıdvaniye has a different formation. The researcher aimed at reflectingthis specialty of the work which is special to Rıdvaniyye.Key Words : Ahmed-i Ridvan and His Ridvaniyye, Ahmed-ı Ridvan,Transliteration of Ahmed-ı Ridvan?s Ridvaniyye, Ridvaniyye, Translation ofRidvaniyye, A Study on Ridvaniyye.ÖZETâ âYILMAZ, Nebi, Ahmed-i Rıdvân ve Rıdvâniyyesi, Yüksek Lisans Tezi, Danışman:Doç. Dr. . Hakkı AKSOYAK, 452 s.Çalışmamızın amacı, tek nüshası Süleymaniye Kütüphanesinde bulunanâ âAhmed-i Rıdvân'a ait ?Rıdvâniyye? adındaki eserin çevriyazı metninin, dizinininhazırlanması ve eserin fotoğrafının (Ahmed-i Rıdvan'ın Rıdvaniyye adlı eserininfotoğraflerı) eklenmesi ile incelenip değerlendirilmesidir.û û âûBaştan sona dinû, tasavvufû ve ahlâkû konuların yer aldığı bu mesnevide,âkonuları pekiştirmek amaçlı çeşitli hikâyeler anlatılmıştır. Bu çalışmada konularıâve hikâyeleri özetleyerek vermeye çalıştık. Mesneviler genellikle ana kahramanı ikiâkişi ve konusu aşk olan eserlerdir. Ancak Rıdvâniyye bu bakımdan diğerâmesnevilerle farklılık arz eder. Çalışmamızda Rıdvâniyye'nin diğer mesnevilerleolan farkını ortaya koymaya çalıştık. Aynı zamanda metnin tıpkıbasımını verdik.â â âAnahtar Sözcükler : Ahmed-i Rıdvân ve Rıdvâniyyesi, Ahmed-i Rıdvân,â â âAhmed-i Rıdvân'ın Rıdvâniyye'sinin Latin Alfabesine çevirimi, Rıdvâniyye'ninâÇevirisi, Rıdvâniyye Üzerine Bir Çalışma
Ahmed-i rıdvân ve rıdvâniyyesi
Çalısmamızın amacı, tek nüshası Süleymaniye Kütüphanesinde bulunan Ahmed-i Rıdv ân'a ait 'Rıdv âniyye' adındaki eserin çevriyazı metninin, dizininin hazırlanması ve eserin fotografının (Ahmed-i Rıdvan'ın Rıdvaniyye adlı eserinin fotograflerı) eklenmesi ile incelenip degerlendirilmesidir. Bastan sona din î, tasavvuf î ve ahl âk î konuların yer aldıgı bu mesnevide, konuları pekistirmek amaçlı çesitli hik âyeler anlatılmıstır. Bu çalısmada konuları ve hik âyeleri özetleyerek vermeye çalıstık. Mesneviler genellikle ana kahramanı iki kisi ve konusu ask olan eserlerdir. Ancak Rıdv âniyye bu bakımdan diger mesnevilerle farklılık arz eder. Çalısmamızda Rıdv âniyye'nin diger mesnevilerle olan farkını ortaya koymaya çalıstık. Aynı zamanda metnin tıpkıbasımını verdik
Bostânü’l-hakâyik (ahmed-i bîcȃn)
Ahmed-i Bîcân'ın 11 Zilhicce 870/25 Temmuz 1466 tarihinde Gelibolu’da tamamladığı eseri. Ahmed-i Bîcân’ın, babası Yazıcı Sâlih’in Şemsiyye adlı mesnevisini yeniden kaleme almasıyla meydana gelen bu metin bir diliçi çeviri örneğidir. Risalenin biri Millet Kütüphanesi (Ali Emiri, Şeriyye 561)'nde diğeri Topkapı Saray Kütüphanesi (Revan, 1751)'in olmak üzere iki nüshası bulunmaktadır. Bilal Yamak (2020: 74-75)’ın tespitlerine göre her iki nüshada da risalenin adı “ha harfi” ile değil “güzel he” harfi ile yazılmıştır. Araştırmacı, buradan hareketle Ahmed-i Bîcân’ın metni nesre çekerken melhameyi “ilhâm olunan bilgi” olarak tanımladığını ve onu "Mülheme" kelimesiyle isimlendirerek tasavvufî bir boyuta taşıdığını söylemektedir.
Büyük kısmı mensur olan kitap manzum parçalar da içerir. Ahmed-i Bîcân, eserin kısa mukaddimesinde gaziler şehri olan Gelibolu’da bulunduğunu ve kitabı da bir yadigâr olması için kaleme aldığını belirtmektedir. Bu sözlerin Danyâl Peygamber'den, Eflâtun’dan ve Lokmân’dan aktarıldığını, onlara da bu bilginin vahiy yahut ilham edildiğini söyledikten sonra İbn Sînâ’nın da bu ilme ve sözlere değer verdiğini ekler. Bostânü’l-Hakâyık, Eski Anadolu Türkçesinin özellikleri göstermektedir. Eser, içinde barındırdığı Türkçe kelimeler bakımından önemlidir. Bostânü’l-Hakâyık, melhame ilmine dair Türk diliyle kaleme alınan ikinci kitaptır. Bu yönüyle eserin Türkçenin bir bilim dili olarak gelişmesinde de katkısı vardır.
On iki bâba ayrılan kitabın her bâbında ilgili ayın “nişânları” hakkında bilgiler verilmektedir. Bâblar sırasıyla; Teşrîn-i Evvel, Teşrîn-i Âhir, Kânûn-ı Evvel, Kânûn-ı Âhir, Şubat (Son kış), Evvel Bahâr (Mart), Evsât Bahar (Nisân), Âhir Bahâr (Mayıs), Evvel Yaz (Haziran), Evsât Yaz (Temmuz), Çok Yaz (Ağustos) ve Eylûl şeklindedir. Her bâbın altında yirmi beş nişân bulunmaktadır. İçinde ayın ilk gününün denk geldiği güne göre havanın soğuk ya da sıcak olacağının bilinmesine, ay tutulması yahut güneş tutulması olursa bunun ne gibi sonuçlar doğuracağına dair bilgiler yer alır. Aynı zamanda ayın uğurlu ve uğursuz günleri de bildirilir. Vuku bulan hava ve gök olaylarının neye işaret ettiğinin açıklanması yanında belirli aylarda kaçınılması gereken fiiller ve davranışlardan da bahsedilir.
Eser üzerine Bülent Yorulmaz tarafından bir mezuniyet tezi hazırlanmıştır (1970)
Ahmed-i Mesnevi of Vasiyyet-Nuşirevan
Ahmed-i Dâ’î’nin “Vasiyyet-i Nûsirevân-ı Âdil Be-Püseres Hürmüz-i Tâcdâr” adlı mesnevisi; Türk edebiyatındaki ahlâkî mesneviler arasında ilk örneklerden olması dolayısıyla önemlidir. Cinaslı kafiyelerle kaleme alınan mesnevi, Ahmed-i Dâ’î’nin dili kullanmaktaki hâkimiyetini ve sairlik gücünü gösterir. Bu makalede eserin metni, muhtevası hakkında bilgi, mesnevideki ayet, hadis ve atasözleri, kafiyelerdeki cinaslar ve eski Anadolu Türkçesine ait kelimelerin sözlügü verilmektedir.The mesnevi of Ahmed-i Dâ’î named “Vasiyyet-i Nûsirevân-ı Âdil Be-Püseres Hürmüz-i Tâcdâr” is important because of being one of the first samples of moral mesnevis in classical Turkish literature. The mesnevi which is written by rhymes of homonymy indicates Ahmed-i Dâ’î’s power of using language and poetry. The text, information about the content, verses of the Koran, the hadiths and the proverbs in the text, homonymy of the rhymes and dictionary for words of ancient AnatolienTurkish is given in this article
Envârü’l-âşikîn (ahmed-i bîcȃn)
Yazıcıoğlu Ahmed-i Bîcân'ın dinî içerikli didaktik eseri. Ahmed-i Bîcân ağabeyi Yazıcıoğlu Mehmed (ö.855/1451)'in Arapça kaleme aldığı Megâribü’z-Zamân adlı kitabını telif-tercüme yöntemiyle Türkçeye çevirmiştir. Eserin bugüne ulaşan 152 nüshası tespit edilmiştir. Bunlardan Hacı Selim Ağa, 467 ile Süleymaniye Kütüphanesi, Pertev Paşa, 229-M nüshaları en eski olanlarıdır. Metnin siyer kısmı 1626 yılında Janos Hazi tarafından Macarcaya da çevrilmiş ve basılmıştır (Uzun 1995: 258-260; Uğur 2019: 79, 29). Envârü’l-Âşıkîn yazıldığı andan itibaren Osmanlı toplumunun her kesimi tarafından büyük bir ilgi görmüş ve kıraat meclislerinde de okunmuştur. Bunda özellikle peygamberler tarihi ve siyer konularının işlendiği kısımlarda kullanılan külfetsiz Türkçe anlatım etkili olmuş olmalıdır. Eski Anadolu Türkçesinin özelliklerini taşıyan eser hem bir dil yadigârı hem de Türkçe kelimelerle kurulan secilerle Türk nesir yazımının mihenk taşlarındandır.
Ahmed-i Bîcân kitabını II. Murâd’ın Engürüs beyinin başını kesip Mısır sultanına gönderdiği yıl olan 850/1446-47’de yazmaya başladığını ve 855/1451-52’te bitirdiğini belirtmektedir. Müellifin bahsettiği bu hadise, Varna (848/1444) veya Kosova (852/1448) savaşlarından birinde gerçekleşmiş olmalıdır. Ancak onun verdiği 850 tarihi, bu savaşların tarihleriyle uyuşmamaktadır (Heinzelmann 2015: 65).
Ahmed-i Bîcân, mukaddimede Envârü’l-Âşıkîn'i yazma sebebini üç gerekçeyle açıklar. İlki bu eserle Hz. Muhammed’in şefaatine nail olma arzusudur. İkincisi, ağabeyinin “bu bizüm ilün kavmi dahi ma’ârifden ve envâr-ı ilmden fâ'ide görsünler” (Uğur 2019: 27) diyerek Megâribü’z-Zamân’ı Türkçeye çevirmesini rica etmesidir. Üçüncüsü ise, ehlullahdan bir cemaatin gelip zamaneden şikayet etmesi ve bir kitap yazılmasının gerektiğini kendisine söylemesidir. Müellif önce özür beyan eder. Ardından “zâhirî ve bâtınî ilimlerde zâhir ve bâtın ulemâsının çok kitaplar yazdığını, fakat bunların ya Arapça yahut Farsça olduğunu, her isteyen kişinin bu kitapları okuyup manasını latîf olarak çıkaramadıklarını belirtir ve kendisinin zâhirî ve bâtınî ilimlerde Türkçe bir kitap düzmek istediğini" ifade eder (Uğur 2019: 27).
Envârü’l-Âşıkîn, secî sanatının ustalıkla kullanıldığı hamdele ve salvale ile başlar. Sebeb-i teliften sonra Ahmed-i Bîcân kabaca bir ilim tasnifi yaparak kelâm, fıkıh, hadis, tefsir ve tasavvuf ilimlerini kıyas eder. Tasavvufun diğer ilimlere üstün olduğunu vurguladıktan sonra da teberrük için bu ilimlerin her birisinden kitabında bahsettiğini ifade ederek Hâcı Bayrâm-ı Velî’nin kendisini sahib-i sır kıldığını söyler. Eserin beş ana bölüme ayrıldığını belirtir ve bu bölümlerin isimlerini verir. İlk bölümün başlığı "tertîbi'n-mevcûdâti ve'n-nizâm“ (varlıkların tertibi ve düzen hakkında) olup Ahmed-i Bîcân bu bölümde İbn Arabî düşüncesi çerçevesinde varlık düşüncesini açıklar. İkinci bölüm "hitabâtillâhi't-te'âlâ ma'al enbiyâi'l-izâm" (Allah’ın büyük peygamberlere hitapları) başlığını taşımaktadır. Eserin bu bölümü kısas-ı enbiya türüne örnektir. Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e kadar gelen peygamberlerin kıssaları anlatıldıktan sonra "tertîbi'l-enbiyâ" (enbiyânın tertibi) alt başlığında İbnü’l-Arabî’nin Fusûsü’l-Hikem adlı kitabından kısaca özetlenerek alıntılanan bir bölüm gelmektedir. Bu bölümde hangi peygamberin esmâ-i hüsnâdan hangi isme mazhar olduğu, niçin peygamberlerin bu sıra ile geldiği gibi bilgiler aktarılmıştır. Takip eden bölüm ise siyer olup Hz. Muhammed’in hayatı anlatılmaktadır. Üçüncü bölüm "fî melâiketi'l-kirâm" (Allah’ın meleklere vahyettiği kelimeler), dördüncü bölüm "fî hitabâtillâhi teâlâ yevme'l-kıyâme" (Allah’ın kıyamet gününde insanlara nasıl hitap edeceği) başlığını taşımaktadır. Beşinci bölüm "kelimâtillâhi te'âlâ fî a'lâi'l-makâm" (Allah’ın en yüce makamdaki kelimeleri) hakkındadır. Burada sekiz cennete ve özelliklerine, müminlerin cennete girdikten sonra sırasıyla nerelere uğrayacaklarına dair bilgiler verilmektedir. Bu beş ana bölümün içerisinde birçok alt başlık da bulunmaktadır. Bu alt başlıklar kimi zaman doğrudan ana başlık ile alakalı değildir (Kara 2009: 6-7; Uğur 2019: 44). Ahmed-i Bîcân'ın ilk eseri olan Envârü’l-Âşıkîn daha sonra kaleme aldıklarına da kaynaklık etmiştir. Mesela yazar, Acâyibü’l-Mahlûkât, Müntehâ gibi metinlerine Envârü’l-Âşıkîn’den kimi pasajları iktibas etmiştir (Uğur 2019: 17).
Osmanlı döneminde 17 kez yayımlanan (Özege 1971: 352) eserin, Cumhuriyet döneminde de sadeleştirilmiş birçok baskısı yapılmıştır (Fırat 1969; Figani 1970; Kahraman 1973; Rahmi 1970; Serdaroğlu vd. 1974). Envârü’l-Âşıkîn üzerine Abdullah Uğur’un hazırladığı doktora çalışması yayımlanmıştır (2019).
Yazarın biyografisi için bk. “Ahmed-i Bîcân”. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü. http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/ahmed-bicn-ahmedi-bican-yaziciogl
The Translation Of Kitabu't-Ta'bir By Ahmed-I Dai
Kitabü’t-ta’bîr Tercümesi Eski Anadolu Türkçesi dönemi müelliflerindenAhmed-i Dâî’ye aittir. Eser yayımlanmamıştır. Tabir-name-iTürkî adıyla da bilinen bu eser düş (rüya) tabirleri hakkındadır. Eserinaslı Arapçadır. Arapça aslın yazarı olarak Ebu Bekr bin Abdullah El-Vasıtî’ninismi geçer. Eser Arapçadan Farsçaya çevrilmiştir. Kitâbü’tta’bîrTercümesi Ahmed-i Dâî tarafından Germiyan Beyi II. Yakub adınabu Farsça tercümeden Türkçeye çevrilmiştir. Germiyan Beyi SultanII. Yakub için yazılmış bir medhiyeyi de içinde bulunduran bu eser EskiAnadolu Türkçesi döneminin ses ve şekil özelliklerini göstermesi bakımındanönemli bir kaynaktır. Düşte görülen objeleri açıklaması yönüylede muhteva bakımından birçok farklı alana ait kelimeleri bulundurmasıkitabın önemini ayrıca artırmaktadır. Bu çalışma ile eseri ayrıntılıbir şekilde tanıtmayı amaçladık.The translation of Kitabu’t-ta’bir belongs to Ahmed-i Dai, who was one of the authors of Old Anatolian Turkish Period. The work has not been published. This work, also known as Tabir-name-i Turki, is about dream interpretations, and it is originally Arabic. Ebu Bekr bin Abdullah El-Vasiti is mentioned as the author of the original Arabic work. The work was translated from Arabic to Persian. The translation of Kitabu’tta’bir was translated from Persian to Turkish by Ahmed-i Dai on behalf of II. Yakub Germiyan Bey. This work which includes a eulogy written for II. Yakub the Sultan Germiyan Bey is an important source in that it displays morphological and phonological features of Old Anatolian Turkish Period and it includes words from various areas in terms of content due to its quality of explaining objects seen in dreams increases its importance. With this study, we aim to introduce the work in detail
- …
