Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi - Sivas Cumhuriyet University Open Access System
Not a member yet
    34175 research outputs found

    Jarque-Bera Testi Tabanlı Öğretme-Öğrenme Tabanlı Optimizasyon Algoritmasının (JBTLBO) Nakagami-m Sönümlemeli Kanal Üzerinde Spektrum Algılama Başarım Analizi

    No full text
    Proje kapsamında değildir.Cognitive radio is defined as a system that detects spectrum gaps that are not used by licensed users and adapts the radio operating parameters to broadcast in these bands. Since the frequency spectrum is a limited resource for wireless communication systems, effective use of frequency bands between licensed and unlicensed users is of great importance. Therefore, performing the spectrum sensing function smoothly is an important process for the success of cognitive radios. In this study, a new hybrid spectrum sensing algorithm using the teaching-learning based optimization (TLBO) algorithm based on the Jarque-Bera (JB) test is developed. The spectrum sensing model for the proposed algorithm is given and the sensing method is explained with theoretical analysis. Simulation studies are carried out on the Nakagami-m fading channel. The performance analysis of the proposed method is compared with the traditional energy-based sensing. The simulation results clearly show that the proposed method provides a noticeable improvement in spectrum sensing performance in the low SNR regime.Bilişsel radyo, lisans sahibi kullanıcılar tarafından kullanılmayan spektrum boşluklarını algılayan ve radyo çalışma parametrelerini bu bandlarda yayın yapabilecek şekilde uyarlayabilen sistem olarak tanımlanır. Kablosuz haberleşme sistemleri için frekans spektrumunun sınırlı bir kaynak olması nedeniyle, lisanslı ve lisanssız kullanıcılar arasında frekans bandlarının etkin bir şekilde kullanılması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, bilişsel radyoların başarımı için spektrum algılama işlevinin sorunsuz olarak yerine getirilmesi önemli bir süreçtir. Bu çalışmada, Jarque-Bera (JB) testine dayalı öğretme-öğrenme tabanlı optimizasyon (TLBO) algoritmasının kullanıldığı yeni bir hibrit spektrum algılama algoritması geliştirilmiştir. Önerilen algortima için spektrum algılama modeli verilmiş ve algılama yöntemi teorik analizlerle açıklanmıştır. Simülasyon çalışmaları Nakagami-m sönümleme kanalı üzerinde yapılmıştır. Önerilen yöntemin performans analizi, geleneksel enerji tabanlı algılama ile karşılaştırılmıştır. Simülasyon sonuçları, önerilen yöntemin düşük SNR rejiminde spectrum algılama performansında gözle görülür bir iyileşme sağladığını açık bir şekilde göstermektedir

    REFLECTION OF RITUALS IN ART AND SCARIFICATION WITHIN THE SCOPE OF ARTISTIC ANTHROPOLOGY

    No full text
    İnsan ve toplum arasındaki ilişkinin boyutunu göstermesi açısından önemli olan sanat kavramı sadece güzellik kavramıyla değil, bireyin kültürel dinamiklerini oluşturmasıyla da ön plana çıkmaktadır. Sanatın sürekli gelişim ve dönüşüm içinde olması kültürel pratiklerin sanattan bağımsız değerlendirilemeyeceğini göstermektedir. Kavramsal açıdan değerlendirildiğinde, sanat ve kültürel yapının arasında ki ilişki insanlık tarihinde derin ve karmaşık bir etkileşimi simgelemektedir. Kültürel değerler, sanatsal pratiklerin ortaya çıkışındaki nedensellik ve anlamlandırma sürecinin bağını kuran etkili kaynaklardandır. İnsan ve toplum ilişkisinin kaydını tutan antropoloji bilimi kültürel ve sanatsal boyutuyla irdelendiğinde, kültürel kavramların pratik açıdan nasıl ortaya çıktığını ve geliştiğini incelemektedir. Sanatsal pratiklerin ritüel boyutunda incelenmesi aşamasında sanatsal antropolojinin verilerinden yararlanılması kaçınılmazdır. Bu makale, toplumsal uzamda sembolik değerleriyle öne çıkan ve sanatsal pratik olarak da kabul gören skarifikasyon kavramının anlamlandırılması sürecinde sanatsal antropoloji ve ritüel değerlerin etkisine odaklanmaktadır.The concept of art, which is important in terms of showing the dimension of the relationship between people and society, comes to the fore not only with the concept of beauty but also with the formation of the cultural dynamics of the individual. The fact that art is in a constant development and transformation emphasizes that it cannot be evaluated independently of art in cultural practices. When evaluated conceptually, the relationship between art and cultural structure symbolizes a deep and complex interaction in human history. Cultural values are effective sources that establish the connection between causality and the meaning-making process in the emergence of artistic practices. When the concept of anthropology, which records the relationship between people and society, is examined in terms of its cultural and artistic dimensions, it examines how cultural concepts emerge and develop in terms of practice. It is inevitable to benefit from the data of artistic anthropology in the examination of artistic practices in terms of ritual. This article focuses on the influence of artistic anthropology and ritual values in the process of making sense of the concept of scarification, which stands out with its symbolic values in the social space and is also accepted as an artistic practice

    Risale-i Vershiyya from the perspective of recitation science

    No full text
    Kıraat ilmi Kur'ân-ı Kerîm'i anlamada bizlere okuma kolaylığı sağlayan, anlam zenginliği ve çeşitliliği sunan Kur'ân ilimlerindendir. Üzerinde çalıştığımız Risâle-i Verşiyye isimli eserin müellifi Abdülkerim b. Mustafa olup Güzel Baba diye meşhurdur. Kırâate dair iki eseri tespit edilmiştir. Râ ve Lâm harfiyle alakalı yapılmış çalışmalardan birisi, Risâle-i Verşiyye'dir. Bu çalışmamızda Osmanlının son zamanlarında yaşamış Güzel Baba, (Abdülkerim b. Mustafa) kurrâ hafızlardan birinin talebi doğrultusunda İmam-ı Verş'in Râ ve Lâm harfindeki okuyuşlarını dile getirdiği, aktardığı bir risaleyi Kıraat ilmi açısından inceledik. Râ ve Lâm özelinde kıraat ihtilaflarına kapsamlı bir şekilde yer veren bu eserdeki konuları gerek kendinden önce gerek kendinden sonra yapılan çalışmalarla destekleyip değerlendirdik. Çalışma, bir giriş ve üç bölümden meydan gelmektedir. Giriş bölümünde; çalışmanın konusu, amacı, yöntemi, literatür değerlendirmesi, kaynaklar, zikredilmiştir. Birinci bölümde; kıraat ilmine genel bakış ile ilgili olarak kıraat ilminin tanımı, kıraat ilminin tarihçesi yer almaktadır. İkinci bölümde; kıraat imamları ve görüşleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde Risâle-i Verşiyye'nin (Güzel Baba) transkripsiyonu ve günümüz Türkçe tercümesi verilmiştir.The science of recitation is one of the sciences of the Quran that provides ease of reading, richness of meaning and variety in understanding the Holy Quran. The author of the work called Risale-i Vershiyye that we are working on is Abdulkerim b. Mustafa and he is famous as Güzel Baba. Two of his works on recitation have been identified. One of the studies conducted on the letters Ra and Lam is Risale-i Vershiyye. In this study, upon the request of one of the Qurra hafiz, Güzel Baba (Abdulkerim b. Mustafa) who lived in the last years of the Ottoman Empire, we tried to analyze a treatise in which Imam-i Vershi expressed and conveyed the readings of the letters Ra and Lam in terms of the science of recitation. We supported and evaluated the subjects in this work, which comprehensively covers the recitation disputes in terms of Ra and Lam, with the studies conducted both before and after it. The study consists of an introduction and three sections. In the introduction section; The subject, purpose, method, literature review, sources of the study are mentioned. In the first section; the definition of the science of recitation, the history of the science of recitation are included in relation to the general view of the science of recitation. In the second section; the imams of recitation and their views are examined. In the third section, the transcription of Risale-i Vershiyye (The Beautiful Father) and its current Turkish translation are given

    Real-Life Individual Comparison of Sodium-Glucose Cotransporter-2 Inhibitors in Patients with Heart Failure and Diabetes Mellitus

    No full text
    BackgroundSodium-glucose cotransporter-2 inhibitors (SGLT2is) are breakthrough agents for the treatment of type 2 diabetes mellitus (T2DM) and heart failure (HF). However, among patients with HF and T2DM, some uncertainty remains about individual comparisons, including dosing.ObjectivesWe aimed to make a real-life individual comparison of SGLT2is among patients with HF and T2DM.MethodsThis was a subgroup analysis of the Turkish Ministry of Health's National Electronic Database for adult patients with HF (TRends-HF). All-cause mortality (ACM) data up to 7 years were evaluated. Patients with HF and T2DM who were prescribed an SGLT2i were identified, and individual doses of empagliflozin 25 mg, empagliflozin 10 mg, and dapagliflozin 10 mg were compared. For individual comparisons, propensity score-matching analysis was generated as 1:1:1, and disease-modifying therapies (DMTs) for HF were considered.ResultsIn the triple-matched cohort, 1-, 5-, and 7-year survival rates were 95%, 81%, and 76% versus 94%, 78%, and 72% versus 94%, 80%, and 75% for empagliflozin 25 mg, empagliflozin 10 mg, and dapagliflozin 10 mg, respectively. Among patients who were on triple DMT for HF, 1-, 5-, and 7-year survival rates were 95%, 78%, and 70% for empagliflozin 25 mg, 95%, 74%, and 66% for empagliflozin 10 mg, and 94%, 77%, and 69% for dapagliflozin, respectively. Annual emergency department visits were slightly lower with empagliflozin 10 mg and dapagliflozin 10 mg than with empagliflozin 25 mg. A greater proportion of patients on dapagliflozin 10 mg did not experience hospitalization during the 7-year follow-up compared with both doses of empagliflozin, albeit with a small effect size.ConclusionAmong patients with HF and T2DM, SGLT2is are instrumental, and empagliflozin 10 mg remains significantly inferior to dapagliflozin 10 mg and empagliflozin 25 mg in terms of 5- and 7-year ACM

    Applications of Nanocellulose in Drug Release

    No full text
    In this study, it is examined how nanocellulose has been used in drug release so far. In the thinning, information is given briefly on controlled drug release and its importance, nanomaterials in controlled release, structure, and production of nanocellulose. Then, examples of the use of nanocellulose in drug release are given. The disadvantage of still having a slightly high production cost has been identified. However, it is understood that it is a very suitable material for drug release due to its abundance in nature, easy availability, and biocompatibility. Therefore, at the end of the study, it is recommended that nanocellulose of different sizes would be very useful for producing nanocellulose in different sizes and its applications in drug release and nanocellulose with other functional groups for drug release. In this respect, it is predicted that studies on nanocellulose as a natural product in terms of drug release will accelerate

    Al2O3-SU NANOAKIŞKANLI KARIŞIK TAŞINIM AKIMLARIYLA ÜST ÜSTE SIRALANMIŞ TAÇ DESENLİ ELEMAN DİZİSİNİN SOĞUTULMASI

    No full text
    Karışık taşınımla ısı transferi, doğal ve zorlanmış taşınımın birlikte oluşturduğu bir birleşim olup, kanal içi ısınmış elemanların soğutulmasının artırılması amacıyla son yıllarda yoğun olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada, dikey bir kanalda bulunan üst üste konumlandırılmış iki adet taç desenli ısınmış elemandan karışık taşınımla olan ısı transferi su ve Al2O3-su nanoakışkanı kullanılarak sayısal olarak değerlendirilmiştir. Kanal içerisinde karışık taşınımın iyileştirilmesi amacıyla kanalın sağ üst giriş kısmına 30o ve 60o açılı akış yönlendirici kanatçık yerleştirilmiştir. Sayısal hesaplamalar, sürekli, laminer ve iki boyutlu olarak süreklilik, momentum ve enerji denklemlerinin Ansys-Fluent programı kullanılarak çözülmesiyle yapılmıştır. Dikey kanaldaki taç desenli elemanlara sabit ısı akısı uygulanırken, kanalın taç elemanlar harici yüzeyleri ve kanatçık ise adyabatiktir. Kanalda kullanılan akışkanlar sıkıştırılamaz özellikte olup, kanala giriş sıcaklıkları 293 K’ dir. Çalışma, Reynolds sayısı değerinin (Re) 500, değiştirilmiş Richardson sayısı aralığının (Ri*) 100-200 ve AGM (Akış Geçiş Oranı)’nin 2 ve 4 değerleri için yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar, literatürdeki deneysel ve sayısal sonuçlarla karşılaştırıldığında sonuçların birbirleriyle uyumlu oldukları belirlenmiştir. Sonuçlar, Ri* sayısına bağlı olarak farklı AGM ve kanatçık açısı değerlerinde üst ve alt desenin her biri için su ve Al2O3-su nanoakışkanı kullanılması durumlarında ortalama Nu sayıları (Num) ve desen yüzey sıcaklıkları (Ts) göz önüne alınarak araştırılmıştır. Ayrıca, incelenen iki farklı AGM ve Ri* sayısı için kanatçıksız ve kanatçıklı durumlarda dikey kanallardaki hız ve sıcaklık konturu dağılımları Al2O3-su nanoakışkanı kullanılarak değerlendirilmiştir. Üst taraftaki nesne için AGM=2 ve Ri*=150’de 60o kanatçık açılı nanoakışkan kullanılması durumunda kanatçıksız su kullanılması durumuna göre Num sayısının Ri=100 değerindekinden %15,39 daha fazla olduğu belirlenmiştir

    Elektrikli Araçlarda Rezervuar Hesaplama ile Hata Tespiti

    No full text
    Elektrikli Araçlarda Rezervuar Hesaplama ile Hata Tespit

    MOLEKÜLER ŞAPERONLAR

    No full text
    Moleküler düzeyde yaşamın karmaşıklığını anlamaya yönelik çabalar, kimya biliminin temel kavramlarıyla şekillenmiş ve biyolojik sistemlerin işleyişine ışık tutan çok disiplinli bir yaklaşımı beraberinde getirmiştir. Bu çabanın merkezinde yer alan moleküler şaperonlar, protein katlanması, hücresel stres yanıtı, agregasyon kontrolü ve hastalık mekanizmalarının anlaşılması gibi konularda bilim dünyasının odağında yer almaktadır. Elinizdeki bu kitap, özellikle kimya, biyokimya, moleküler biyoloji ve tıp gibi alanlarda lisansüstü eğitimini sürdüren öğrenciler için hazırlanmış, kuramsal bilgi ile uygulamalı araştırma alanlarını bir araya getiren kapsamlı bir akademik kaynaktır. Moleküler Şaperon başlıklı bu eser, kimya biliminden ilhamla moleküler yapıların işlevsel özelliklerine ışık tutarken, aynı zamanda protein agregasyonu, şaperon ailelerinin yapısı ve fonksiyonları, kimyasal şaperonların terapötik potansiyeli gibi temel konuları disiplinlerarası bir yaklaşımla ele almaktadır. Nörodejeneratif hastalıklar, sinyal iletimi, immünoterapi, kanser biyolojisi ve tümör baskılayıcı genlerle ilişkili moleküler mekanizmalar üzerinden ilerleyen bölümler, moleküler şaperonların yalnızca hücresel seviyede değil, aynı zamanda translasyonel tıpta da ne denli stratejik bir rol üstlendiğini gözler önüne sermektedir. Bu kitap, yüksek lisans ve doktora düzeyindeki öğrenciler ile genç araştırmacılara yalnızca güncel literatür bilgisini sunmakla kalmayıp; aynı zamanda proje tasarımı, bilimsel makale yazımı ve TÜBİTAK, COST, Horizon Europe gibi ulusal ve uluslararası araştırma destek programlarına yönelik özgün kirlerin geliştirilmesine de katkı sağlamayı hedeflemektedir. Her bölüm, hem teorik derinliği hem de bilimsel düşünmeyi teşvik eden anlatım tarzıyla, okuyucusunu sadece bilgilenmeye değil, aynı zamanda araştırmaya, sorgulamaya ve üretmeye yönlendirecek biçimde kurgulanmıştır. Bilimin sınırlarını zorlayan her adımda kimyanın yol gösterici gücünü ve moleküler şaperonların çözümleyici potansiyelini hissedeceğiniz bu kitap, akademik yolculuğunuzda sizlere güçlü bir rehberlik sunacaktır. Bilimle kalın

    A new methodology for determining the long-term behavior of earth surface deformations from InSAR results

    No full text
    The InSAR method is an effective method of presenting the temporal change and behavior characteristics of surface deformations to users and monitoring deformations. In general, it is possible to determine the spatial distribution and magnitude of surface deformations using InSAR analysis results. However, more detailed analyses should be performed to reveal and interpret the long-term behavior of deformations from these results. It is especially important to classify deformation velocities and present the temporal change and behavior characteristics of deformations by analyzing the densities of these classes and their periodic changes. This study developed a new methodology and software to present the temporal change and behavior characteristics of deformations to users. With the new methodology and software developed, values such as time-dependent increasing/decreasing trend of deformations, continuity, velocity value and class, and areal ratio/density can be determined and long-term behavior characteristics of deformations can be revealed. It is possible to make more reliable predictions of future behavior by considering the current increasing or decreasing trend of deformation behavior. The methodology and software developed were used to monitor surface deformations at the dump site of Kangal/Kalburçayırı open-pit coal mine, and the results were discussed. Owing to the method developed, deformation behavior was determined, and the prospective support heel precaution was taken. The new situation and deformation behavior that occurred as a result of this precaution were examined with the same methodology and software, and the success of the support heel was discussed

    Optik Yarıiletkenlerle Güç Devrelerinde Kararlılık

    No full text
    Optik Yarıiletkenlerle Güç Devrelerinde Kararlılı

    1

    full texts

    34,175

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi - Sivas Cumhuriyet University Open Access System
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇