AXSIS - Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi (Univ. KTO Karatay)
Not a member yet
5260 research outputs found
Sort by
Kız Ergenlerin Duygu Düzenleme ve Psikolojik Sağlamlık Becerilerine Baba Katılımının Etkisinin İncelenmesi
Bu araştırma; kız ergenlerin duygu düzenleme ve psikolojik sağlamlık becerilerine, baba katılımının etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubu 10-14 yaş arasında ergenlik döneminde olan, herhangi bir özel gereksinimi bulunmayan, okul çağında ergenlerdir. Araştırmada amaçsal (monografik) ve teorik örneklem seçim tekniği kullanılmıştır. Verilerin toplanması amacıyla “Demografik Bilgi Formu”, “Çocukluk ve Ergenlikte Baba Katılım Formu”, “Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği” ve “Psikolojik Sağlamlık Ölçeği” uygulanmıştır. Değişkenlerin normal dağılıma uygun olup olmadığı Shapiro-Wilk testi ile test edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkiler Spearman korelasyon katsayısı ile incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre; 35 yaş altında olan annelerin çocuklarının dışsal işlevsel duygu düzenleme becerilerinin, 36-45 yaş aralığında olan annelerin çocuklarından, anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptanmıştır. Elde edilen sonuçlar hem içsel işlevsel duygu düzenleme becerilerinde hem de dışsal işlevsel duygu düzenleme becerilerinde, gruplar arasında anlamlı farklılaşmalar olduğunu göstermektedir. Lise mezunu olan babaların çocuklarının içsel işlevsel duygu düzenleme becerilerinin; ilköğretim mezunu olan babaların çocuklarından, anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca üniversite mezunu olan babaların çocuklarının içsel işlevsel duygu düzenleme becerilerinin, ilköğretim mezunu olan babaların çocuklarından anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptanmıştır. Anne yaşına, anne ve babanın çalışma durumuna bağlı anlamlı bir farklılaşma yoktur. Düşük gelir düzeyine sahip olan ailelerden gelen çocukların algıladıkları baba katılımının, yüksek gelir düzeyine sahip olan ailelerden gelen çocuklardan, anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, literatür bilgileri doğrultusunda yorumlanmıştır. Bu araştırma sonuçlarının kız ergenlerin psikolojik sağlamlık, duygu düzenleme ve baba katılımı ile ilişkili durumlara katkı sağlayacağı öngörülmektedir
Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkım Atıklarının Geri Dönüşümü ve Kontrolü: Konya Örneği
Doğal kaynaklar nüfus hızındaki artış ve tüketim alışkanlıklarındaki değişiklikler ile gün geçtikçe azalmaktadır. Kaynakların sınırlı olmasının yanı sıra tüketimin hızı ile orantılı olarak yok olduğu ve kirlendiği gözlemlenmektedir. Kaynakların korunması açısından, iklim ve enerji krizi gibi başlıklarla birlikte atıkların geri kazanılması ve tekrar kullanılması giderek önem kazanan konulardandır. Günümüzde artan şehirleşme ve endüstrileşme süreciyle birlikte çevre sorunlarının oluşumunda, inşaat sektörü bazında, yapısal atıklar ve doğal kaynakların yok olması başlıca etkenler olarak sayılabilir. İnşaat ve yıkım molozu, belediye katı atığına dahil olmayan yapısal atık sınıfındadır, bununla birlikte AB'de ve dünyada üretilen tüm atıkların üçte birinden fazlasını oluşturmaktadır. Bu atık malzemeler çelik, ahşap ürünlerden başlayarak, alçı esaslı malzemelere, tuğla, kiremit, beton ve asfalt gibi pek çok farklı malzeme türünü barındırmaktadır. Bazı malzemeler yüksek kaynak değerlerine sahipken diğerleri de düşük değerlere sahip olmasına rağmen kolayca geri dönüşüm ve yeniden kazanım için işlenebilir niteliktedir. Bu malzemelerin bir kısmı yapım aşamasında atık olarak, bir kısmı ise yıkımla birlikte ortaya çıkmaktadır. Ayrıca yapı malzemelerini üretebilmek için birçok hammaddeye ihtiyaç vardır. Bu hammaddelerin temel kaynağı olan toprak; nüfus ve tüketim hızındaki artış , yapılaşmaya bağlı kaynakların yok olması ve plansız yapılaşma aşamalarıyla oluşan atıklar nedeniyle hızla kaybedilmektedir. Kaynakların korunması inşaat ve yıkım atıklarının oluşumunun azaltılması, hafriyat toprağının kirlenmesinin önlenmesi, farklı atık sahalarında biriktirilmesi, düzenli toplanması, yeniden kullanıma katılması, lojistiği, geri dönüşüme uygun ayrıştırılması ve sınıflandırılarak depolanmasıyla bertaraf edilmesine dayanmaktadır. İnşaat ve yıkım atıklarının ayrıştırılması ve geri kazanılması, teknoloji altyapısı ile, genellikle kolayca erişilebilir ve diğer sistemlerle karşılaştırıldığında ucuz maliyetlidir. Yapısal atık malzemelerinin geri kazanılarak yeniden hammaddeye dönüştürülmesi hem ekonomik açıdan önemlidir hem de çevresel etkileri azaltmaktadır. Yapısal atıkların geri düşümü ve hammadde olarak kullanılması doğal kaynakların korunmasını, enerji tasarrufunu, ekonomik katkıları ve çevrenin korunmasını sağlayacaktır. Bu çalışma kapsamında Konya Büyükşehir Belediyesi özelinde bu atıkların nasıl işletildiği değerlendirilmiştir. Dünyadaki örnek sistemlerle karşılaştırılarak bu alandaki gelişmeler ortaya konulmuştur. Literatür çalışması ile atık işletim sistemleri karşılaştırılmalı olarak incelenerek ürün bazlı öneriler geliştirilmiştir. Özellikle hacim ve kütlesel oranla bu atıklar arasında önemli yer tutan beton ürünleri ve hafriyat malzemelerine yönelik kullanım alanları ve dönüşüm süreçleri değerlendirilmiştir. Bununla birlikte depolanma ve yeniden kazanımla ilgili şantiyeden başlayarak atıkla ilgili inşaat sektöründeki sürdürülebilir gelişmeler irdelenmiştir. Yapılan tespitler sonucunda bu sorunların azaltılabilmesi için öneriler oluşturulmuştur
Beslenme Alışkanlıklarının Evlilik Uyumu ve Aile Bütünlüğü Üzerindeki Etkisi
Bu araştırmada beslenme alışkanlıklarının evlilik uyumu ve aile bütünlüğü üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştrma tek merkezli, prospektif, kesitsel ve tanımlayıcı tipte bir çalışmadır. Araştırmaya 18 yaş üzerinde evli olan, araştırmaya katılıma ilişkin zihinsel bir engeli bulunmayan, çalışmaya katılmaya onam veren, anket sorularını eksiksik tamamlayan bireyler dahil edilmiştir. Araştırmada verilerin toplanması amacıyla “Tanıtıcı Bilgi Formu”, “Beslenme Tutum Ölçeği”, “Evlilik Uyum Ölçeği” ile “Aile Bütünlük Duygusu Ölçeği Kısa Formu” uygulanmıştır. Tüm istatistiksel analizler SPSS kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların beslenme alışkanlıkları, evlilik uyumları ile aile uyum ve bütünlüğüne ilişkin ortalamaların cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek için üç ayrı bağımsız gruplar için t testi yürütülmüştür. Katılımcıların beslenme alışkanlıkları, evlilik uyumları ile aile uyum ve bütünlüğüne ilişkin ortalamaların yaş gruplarına göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek için üç ayrı Kruskal-Wallis H testi yürütülmüştür. Güven aralığı 0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Elde edilen bulgular beslenme alışkanlıkları, evlilik uyumu ve aile bütünlüğü gibi önemli psikososyal değişkenlerin çeşitli demografik özellikler açısından farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Kadınların beslenme alışkanlıkları ve evlilik uyumu ortalamaları erkeklere göre anlamlı olarak yüksektr. Genç yaş grubu; beslenme alışkanlıkları konusunda diğer yaş gruplarına kıyasla daha olumlu tutum i çindedir. Eğitim düzeyi beslenme alışkanlıklarını olumlu yönde etkilemektedir; ancak evlilik uyumu ve aile bütünlüğü üzerinde eğitim durumu belirleyici değildir. Evli bireylerin aile uyum ve bütünlüğü algıları daha yüksektir. Çocuk sayısı; beslenme alışkanlıkları, evlilik uyumu ve aile bütünlüğü üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmamaktadır. Bu çalışma bireylerin beslenme tutumları ile evlilik uyumu ve aile bütünlüğü arasında anlamlı ilişkiler olduğunu ve bu ilişkilerin bazı demografik özelliklerden etkilenebileceğini göstermiştir. Elde edilen veriler, sağlık ve aile danışmanlığı alanlarında bireysel farklılıkların dikkate alınarak, demografik özelliklere uygun müdahale ve destek programlarının geliştirilmesinin gerekliliğine işaret etmektedir
Yapay Zekâ Destekli GUI İle İstinat Duvarı Tasarımında Optimum Çözüm Arayışı
Bu çalışma, betonarme konsol istinat duvarlarının optimum tasarımını otomatize etmek amacıyla, Harmoni Arama (HS) meta-sezgisel algoritması ile GEO5 geoteknik mühendislik yazılımının grafik kullanıcı arayüzü (GUI) otomasyonunu entegre eden bütünleşik bir sistem sunmaktadır. Geliştirilen sistem, zemin sınıfları, duvar yükseklikleri ve sürşarj yüklerini içeren 27 özgün senaryo üzerinde devrilme, kayma, taşıma gücü ve toptan göçme gibi kapsamlı geoteknik stabilite tahkiklerini belirlemektedir. Ayrıca, sistem duvarın kritik kesitlerinde kesme kuvveti ve moment kapasitelerini kapsayan betonarme tasarımını stabilite kriteri olarak dikkate alarak duvar güvenliğini bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmektedir. Sistemin temel amacı, her bir stabilite kriteri için yapının kapasitesinin maruz kaldığı yüklere teorik olarak eşitlendiği kritik denge noktasını temsil eden tasarımları belirlemektir. Böylelikle her farklı senaryo için farklı duvar boyutları ve değişen su yüksekliği değerlerinden oluşan geniş tasarım kümesindeki binlerce kombinasyon arasından minimum stabiliteye sahip olan tasarım belirlenmiş ve duvarın çökme mekanizmasında etkili olan tasarım kriteri araştırılmıştır. Optimizasyon sürecinin iteratif zaman alan toptan göçme analizlerini hızlandırmak için bir makine öğrenmesi modeli geliştirilmiştir. GUI otomasyonu ile elde edilen geniş bir veri setiyle eğitilen CatBoost modeli, toptan göçme güvenlik katsayısını (Fss) yüksek doğrulukla tahmin edebilmektedir. Modelin performansı, görülmemiş veriler üzerinde dahi R² ≈ 0.98 ve OMH ≤ 0.03 gibi metriklerle doğrulanmıştır. Sonuç olarak bu çalışma; meta-sezgisel optimizasyon, API'sız mühendislik yazılımı otomasyonu ve yüksek doğruluklu makine öğrenmesi tahminini başarılı bir şekilde birleştiren yenilikçi ve pratik bir tasarım çerçevesi ortaya koymaktadır. Bu entegre yaklaşım, mühendislik uygulamalarında karmaşık tasarımların verimli bir şekilde yapılmasına olanak tanır
Türkiyede’ki İşletmelerde Enflasyon Muhasebesinin VUK’a Göre Değerlendirilmesi ve TMS 29 İle Karşılaştırmalı Bir Analiz
Enflasyon muhasebesi, yüksek enflasyonun finansal tablolar üzerindeki bozucu ve yanıltıcı etkilerini gidermek amacıyla kullanılan bir muhasebe tekniğidir. Bu yöntem, genel fiyat seviyelerindeki artış ve paranın satın alma gücündeki azalışı dikkate alarak finansal tablo kalemlerinin yeniden hesaplanmasını kapsar. Böylelikle enflasyondan arındırılmış finansal tablolar, işletmelerin mali durumunu, faaliyet sonuçlarını ve finansal performansını gerçeğe daha yakın bir biçimde ortaya koymaktadır. Türkiye’de enflasyon muhasebesi uygulaması, VUK mükerrer 298. maddesinde tanımlanmış ve belirli koşullara bağlanmıştır. Ancak, bu zorunluluk farklı dönemlerde ertelenebilmekte ya da mevzuat değişiklikleriyle yeniden düzenlenebilmektedir. Enflasyon muhasebesi, yalnızca yasal bir yükümlülük değil aynı zamanda işletmelerin mali yapılarının doğru, şeffaf ve güvenilir şekilde sunulması için de kritik bir öneme sahiptir. Tarihi maliyet esasına dayalı finansal tablolar, enflasyonist ortamda işletmelerin gerçek performansını yansıtmakta yetersiz kalmakta ve yatırımcılar, kreditörler ile düzenleyici otoriteler açısından yanıltıcı olabilmektedir. Bu durum özellikle yüksek sermaye yatırımları olan veya uzun vadeli faaliyet gösteren şirketlerde daha da belirginleşmektedir. Bu çalışmada, enflasyon kavramı teorik açıdan ele alınmış; Türkiye’deki uygulamalar TMS 29 ve VUK kapsamında karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Ayrıca 2023 yılı finansal tabloları üzerinde yapılan enflasyon düzeltmesi uygulamalarıyla düzenlemenin işletmelerin mali tablolarına etkileri analiz edilmiştir. Çalışmada özellikle bir tarım işletmesi örneği üzerinden uygulamalı hesaplamalar yapılmış, enflasyon muhasebesinin reel sektör üzerindeki etkileri somut verilerle ortaya konmuştur. Bulgular, enflasyon muhasebesinin finansal raporlama kalitesini artırmada, işletmelerin reel mali gücünü daha doğru yansıtmada ve paydaşlara güvenilir bilgi sunmada önemli bir araç olduğunu göstermektedir
Kim Jung Gi İllüstrasyonlarının Gösterge Bilimi Açısından İncelenmesi
Bu çalışma, Güney Koreli İllüstratör Kim Jung Gi’nin illüstrasyonlarının Roland Barthes’ın gösterge bilimi yöntemi ile incelenmesini amaçlamaktadır. Barthes’ın düz anlam, yan anlam ve derin anlam katmanları üzerinden yapılan bu çalışmada, sanatçının illüstrasyonlarında yer verdiği Kore mitolojisine dair argümanlar, toplumsal eleştiriler, tarihsel referanslar ve modern yaşam göndermeleri çok katmanlı bir yaklaşımla ele alınmaktadır. Çalışma boyunca, Kim Jung Gi’nin eserlerinde kullandığı semboller, mitolojik figürler ve kültürel kodlar, Barthes’ın gösterge bilimi metodu ile değerlendirilmiş; güç ve iktidarın boyun eğdirilmesi, kutsal olanın hayatın sıradanlığında yozlaştırılması, yaratıcı sürecin manipüle edilmesi, modern dünyanın krizlerinin mizahi bir dille yeniden yorumlanması gibi konular ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Bu kapsamda, her bir eserin yüzeysel anlamı ile derin anlamları arasında kurulan bağlantılar, Barthes’ın derin anlam (mit) çözümlemesi perspektifi ile ele alınmış ve sanatçının eserlerindeki anlatının katmanları detaylıca ortaya konulmuştur. Sanatçının eserlerinde öne çıkan ejderha, kaplan, tavşan ve şeytan gibi mitolojik unsurlar, Barthes’ın kültürel kodlar ve mit çözümlemesi yöntemleriyle analiz edilmiş; bu unsurların, toplumsal eleştirilerle nasıl harmanlandığı gösterilmiştir. Ayrıca, sanatçının insan-hayvan ilişkileri üzerinden kurduğu mizahi anlatılarda, modern toplumun güç ilişkilerinin, otoritenin yeniden üretimi ve yaratıcı süreçlerin manipüle edilmesi gibi konuların nasıl ele alındığı vurgulanmıştır. Kim Jung Gi’nin illüstrasyonları, yalnızca estetik bir çalışmadan ibaret olmayıp, aynı zamanda tarihsel ve kültürel referansların sembolik bir şekilde yeniden üretimi olarak ele alınmış; Barthes’ın gösterge bilimi yöntemiyle, yüzeydeki görünür anlamların ötesine geçilerek, eserlere sinmiş olan derin yapısal anlamlar ortaya konulmuştur. Çalışmanın amacı, Kim Jung Gi’nin eserlerindeki sembolik anlatının, Barthes’ın gösterge bilimi yöntemine uygun olarak çözümlenmesi ile, sanatçının eserlerinde yer alan kültürel, mitolojik ve toplumsal göndermelerin daha kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını sağlamaktır
Fantastik Sinemada Karakter-Mekân Analizi: Yüzüklerin Efendisi Güç Yüzükleri Örneği
Mimarlık, mekânı merkezine alan bir sanat dalı olarak, mekâna ihtiyaç duyan tüm disiplinlerle doğal bir etkileşim içindedir. Kuşkusuz sinema, bu etkileşimin en belirgin biçimde gözlemlendiği alanlardan bir tanesidir. Eserin türü ve anlatısına göre mimarlık, kimi zaman mevcut mekân olarak kullanılan yapılar aracılığıyla, kimi zaman ise kurgusal mekânların tasarım sürecine sağladığı katkılarla sinema sanatında önemli bir rol üstlenmektedir. Bu doğrultuda, mimarlık disiplininde yürütülen çalışmada, kurgusal mekânların en yoğun biçimde kullanıldığı türlerden biri olan fantastik sinema üzerinden karakter-mekân analizleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi olarak, J.R.R. Tolkien’in eserlerinden uyarlanan Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri dizisi seçilmiş; yayımlanmış birinci ve ikinci sezonu incelenmiştir. Karakter analizi kapsamında elf, cüce, hobbit, insan ve ork ırkları tercih edilmiştir. Bu ırkların karakter analizi, J.R.R. Tolkien’in eserleri ile bu eserlere dayalı ikincil kaynaklardan elde edilen bilgiler doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Mekân analizleri ise, seçilen karakterlere ait mekânların ekran görüntüleri alınarak, literatürde tanımlanan mekânsal algı parametreleri doğrultusunda görüntüsel göstergebilim yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda, Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri dizisinde karakter–mekân bütünlüğü incelenmiş ve mekân tasarımına etki eden karakter özellikleri belirlenmiştir. Elde edilen bulguların, kurgusal mekân tasarımı yapan tasarımcılara altlık oluşturması hedeflenmiştir
Üst Sınıfın Kültürel Sermayesinin Sosyolojik Açıdan İncelenmesi
Kültürel sermaye, bireylerin bilgi, eğitim, dil kullanımı, estetik beğeni ve kültürel pratikler aracılığıyla elde ettikleri ve toplumsal konumlarını güçlendiren bir birikim biçimidir. Üst sınıf ise yalnızca ekonomik kaynaklara sahip olan değil, aynı zamanda bu kültürel sermayeyi etkin biçimde kullanarak toplumsal ayrıcalıklarını sürdüren kesimi ifade eder. Bu çalışma, Konya’da yaşayan üst sınıfın kültürel sermayesini anlamayı amaçlamaktadır. Nitel araştırma yöntemine göre tasarlanan bu araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme soru formu aracılığıyla veriler toplanmıştır. Amaçlı ve kartopu örneklem tercih edilerek 10 kadın 8 erkek toplamda 18 katılımcıyla görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler sonunda elde edilen veriler araştırmacı tarafından tematik analize tabii tutulmuştur. Çalışmanın analizi sonucunda üç ana tema ortaya çıkmıştır. Birinci tema üst sınıfın anlamı, ikinci tema üst sınıfın kültürel sermaye pratikleri ve üçüncü tema zenginin kim olduğudur. Elde edilen veriler, katılımcıların kültürel sermayelerinin yaşam tarzlarına doğrudan yansıdığını, sosyal ve kültürel pratikler aracılığıyla sınıfsal ayrışmayı görünür kıldığını göstermektedir. Araştırma bulguları, Konya’da üst sınıfın eğitim, tüketim, sosyal ilişkiler ve mekân tercihlerinde kültürel sermayesini nasıl yeniden ürettiğini ve sınıfsal farklılaşmayı sürdürdüğünü ortaya koymuştur
Y ve Z Kuşağının Tüketim Davranışlarının Jean Baudrillard Perspektifinden İncelenmesi: Konya Örneği
Günümüz modern toplumlarında sistemin sürekliliğini sağlayan başlıca unsurlardan biri tüketimdir. Türkiye’de 1980’li yıllardan itibaren uygulamaya konulan neoliberal politikalar, teknolojik gelişmeler ve küreselleşmenin etkisiyle toplum giderek daha fazla tüketim odaklı bir yapıya evrilmiştir. Bu dönüşüm, özellikle Y ve Z kuşaklarının alışveriş deneyimlerini ve satın alma davranışlarını önemli ölçüde şekillendirmiştir. Bu çalışmanın amacı, Konya ili örneği üzerinden Y ve Z kuşaklarının tüketim davranışlarını Jean Baudrillard’ın kavramları çerçevesinde incelemek; bu iki kuşağın tüketim pratikleri açısından benzerliklerini ve farklılıklarını ortaya koymaktır. Baudrillard’ın düşünsel zemini üzerinden değerlendirildiğinde, tüketim artık yalnızca ihtiyaçların karşılandığı bir faaliyet değil; anlam üretiminin, kimlik inşasının ve sosyal aidiyetin yeniden kurulduğu bir simgeler evrenidir. Araştırmada ulaşılan bulgular, bireylerin ihtiyaç fazlası tüketim davranışlarının giderek arttığını ve birçok durumda ürünlerin işlevinden çok temsil ettikleri anlamlar doğrultusunda tercih edildiğini göstermektedir. Özellikle Z kuşağı bireyleri, tüketimi bir ifade biçimi ve gösteri aracı olarak kullanmakta; bu da Baudrillard’ın simülasyon kuramı ile doğrudan örtüşmektedir. Araştırma, nicel yöntem yaklaşımıyla yürütülmüş olup, betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Örneklem grubunu, Konya ilinde yaşayan ve Y (1980–1999) ile Z (2000 sonrası) kuşağına mensup 500 kişi oluşturmaktadır. Veriler, anket yöntemiyle toplanmış; analizler ise SPSS 29.0 programında gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, t-testi, ANOVA, Tamhane ve Scheffé testleri ile Pearson korelasyon analizi ve Ki-Kare testlerinden yararlanılmıştır. Çalışmanın sonuçları, tüketim toplumunda bireylerin yalnızca ihtiyaç temelli değil; aynı zamanda haz, kimlik, statü ve sosyal görünürlük gibi faktörlerle yönlendirilen kompleks tüketim davranışları sergilediklerini ortaya koymuştur. Bu bağlamda araştırma, tüketimin anlam ve gösterge temelli boyutunu vurgulayarak hem kuramsal hem de toplumsal düzeyde önemli bir katkı sunmaktadır
Ergenlerde Sosyal Medya Bağımlılığının Akran İlişkilerine Etkisinde Duygu Düzenleme Becerilerinin Aracı Rolü
Bu araştırmada, ergenlerin sosyal medya bağımlılığı düzeyleri ile akran ilişkileri düzeyleri arasındaki ilişkide duygu düzenleme stratejileri (yeniden değerlendirme ve bastırma stratejileri) düzeylerinin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma örneklemini Konya merkez ilçelerinin Millî Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı okullarda öğrenim gören 14-18 yaş grubu 495 kadın (%60.1) ve 328 erkek (%39.9) olmak üzere toplam 823 ergen oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde Kişisel Bilgi Formu, Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği, Çocuk ve Ergenlerde Duygu Düzenleme Ölçeği, Akran İlişkileri Ölçeği kullanılmıştır. Ergenlerin akran ilişkileri düzeylerinin cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla t-testi uygulanmıştır. Sürekli değişkenler arasındaki ilişkileri ortaya koymak amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi yapılmıştır. Sosyal medya bağımlılığı ile akran ilişkileri arasındaki ilişkide yeniden değerlendirme stratejisi ve bastırma stratejisi değişkenlerinin aracı rolü test edilmiştir. Aracılık analizi Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, sosyal medya bağımlılığı ile yeniden değerlendirme stratejisi ve akran ilişkileri arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Yeniden değerlendirme stratejisinin, sosyal medya bağımlılığı ile akran ilişkileri arasında tam aracı role sahip olduğu görülmüştür. Bastırma stratejisinin ise sosyal medya bağımlılığı ile akran ilişkileri arasında herhangi bir aracı role sahip olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca kadın ergenlerin akran ilişkileri düzeyi erkek ergenlere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur