AXSIS - Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi (Univ. KTO Karatay)
Not a member yet
    5260 research outputs found

    II. Meşrutiyet Döneminde Kadın Yazarların Kaleminden Kadın Eğitimi ve Okul Sorunu

    No full text
    II. Meşrutiyet dönemi kadın yazarlarının okulların nitelik ve nicelik açısından yetersizlikleri, eğitim programlarının yeni öğretim yöntemleri içermemesi ve kadın eğitiminin ihmal edilmesi ile ilgili konuları gazete ve dergilerde toplumsal gündemin tartışma konuları hâline getirdiği görülmektedir. Bu çalışma II. Meşrutiyet döneminde kadın yazarların gazete ve dergilerde kadın eğitimi ve mevcut okullar ile ilgili düşüncelerini, tavsiyelerini ve eleştirilerini ele almaktadır. Ayrıca çalışmada kadın yazarların kadın eğitimi ve okulların yeterliliği hususunda basında aktif rol oynadığı ve toplumu bilinçlendirmeye çalıştığı da görülmektedir. Bu yönüyle çalışmanın amacı II. Meşrutiyet dönemi kadın yazarlarının eğitimle ilgili meselelere getirdiği eleştirel bakışı ve toplumsal bilinçlenme çabasını ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Emine Semiye, Refia Şükran, Halide Edip, Evliyazade Makbule, Emine Seher Ali, Udviye Sıtkı, Nevvare Şükran, Fatma Fuad ve Pakize Seni gibi yazarların yazılarıyla kadın eğitiminin gerekliliği, eğitimsizliğin aile yapısı ve toplum üzerindeki olumsuz etkileri ve eğitimli kadınların aile müessesine, topluma ve vatana faydalarını dile getirdiği görülmektedir. Sibiryalı Aişe, Emine Semiye, Atıfet Celal, Mevhibe Mustafa, Refia Şükran, Evliyazade Makbule, Atiye Şükran, Hafize Ayşe, Seniha Hikmet ve Zekiye gibi yazarların metinleri doğrultusunda da mevcut okulların yetersizliği, yeni okulların açılması gerekliliği ve devletin ve toplumun bu konudaki sorumluluklarını tartıştıkları görülmektedir. Bu açıdan kadın yazarlar devletin, kadınların, ebeveynlerin ve toplumun sorumluluklarını ifade etmekte ve yeni okulların açılmasını, eski okulların düzenlenmesini, kadınların eğitimine önem verilmesini, kadınlar için özel okullar açılmasını ve eğitim programlarının içeriklerinin yenilenmesini talep etmektedirler.It is observed that women writers of the Second Constitutional Period brought to public attention the inadequacies of schools in terms of both quality and quantity, the absence of new teaching methods in educational programs, and the general neglect of women’s education, making these issues subjects of debate in newspapers and journals. This study examines the views, recommendations, and critiques voiced by women writers in the press regarding women’s education and the existing schools during the Second Constitutional Period. It also reveals that these writers played an active role in raising public awareness and in shaping discussions concerning the adequacy of women’s education and educational institutions. Accordingly, the aim of this study is to highlight the critical perspectives and the consciousness-raising efforts of women writers with respect to educational matters in this period. In line with this aim, the writings of authors such as Emine Semiye, Refia Şükran, Halide Edip, Evliyazade Makbule, Emine Seher Ali, Udviye Sıtkı, Nevvare Şükran, Fatma Fuad, and Pakize Seni demonstrate their emphasis on the necessity of women’s education, the negative effects of lack of education on family structures and society, and the benefits of educated women for the family institution, the community, and the nation. Likewise, the texts of Sibiryalı Aişe, Emine Semiye, Atıfet Celal, Mevhibe Mustafa, Refia Şükran, Evliyazade Makbule, Atiye Şükran, Hafize Ayşe, Seniha Hikmet, and Zekiye discuss the inadequacy of existing schools, the need for establishing new ones, and the responsibilities of both the state and society in addressing these issues. From this perspective, women writers articulated the responsibilities of the state, women, parents, and society, calling for the establishment of new schools, the reorganization of existing institutions, greater emphasis on women’s education, the opening of schools specifically for women, and the renewal of educational curricula

    Evli Kadınlarda Çocukluk Çağı Örselenme Yaşantıları ile Benlik Farklılaşması Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

    No full text
    Bu araştırmada çocukluk çağında yaşanan örselenme yaşantılarının benlik farklılaşması kavramıyla ilişkisinin incelenmesi amacıyla Konya’da yaşayan 400 evli kadına ulaşılmıştır. Kesitsel ve ilişkisel tarama modelinde yürütülen bir araştırma olup betimsel bir çalışmadır. Veri toplama araçları olarak; Sosyodemografik Bilgi Formu, Benliğin Farklılaşması Envanteri – Kısa Form (BFE-KF) Çocukluk Dönemi Örselenme Yaşantıları Ölçeği Kısa Formu (ÇÖYÖ-KF) kullanılmıştır. Katılımcıların çocukluk çağı örselenme yaşantıları bağımsız değişkeninin, benlik farklılaşması bağımlı değişkenine ilişkin toplam puanları psikososyal destek alma durumu açısından değerlendirilirken t- testi ile analiz edilmiş duygusal istismar ile anlamlı bir ilişki saptanmıştır.Değişkenlerin ortalama puanları katılımcıların öğrenim durumu, meslek grubu, alkol/sigara kullanma durumu, büyüdüğü ortam, aile türü, büyüdüğü yer, büyüdüğü ev açısından farklılık gösterip göstermediğini test etmek için tek yönlü varyans (ANOVA) analizi uygulanmış ve anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Değişkenler ve alt ölçeklerine yönelik uygulanan korelasyon analizinde tüm alt boyut ve toplam puanlar arasında negatif anlamlı ilişkiler, ben pozisyonu alma durumu ile örselenme yaşantıları arasında pozitif anlamlı ilişki saptanmıştır. Değişkenlere yönelik uygulanan basit doğrusal regresyon analizi sonucuna göre çocukluk dönemi örselenme yaşantıları benlik farklılaşmasını negatif anlamlı yönde yordamaktadır ve benlik farklılaşmasındaki değişkenliğin %30’u çocukluk dönemi örselenmeleri ile açıklanabilir

    Hastanelerde Staj Yapan Öğrencilerin İş Kazaları Hakkında Bilgi Düzeylerinin Değerlendirilmesi

    No full text
    Bu araştırma, sağlık sektöründe görev yapan stajyer öğrencilerin iş sağlığı ve güvenliği (İSG) konusundaki bilgi düzeylerini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın temel amacı, öğrencilerin İSG farkındalıklarını ölçmek, çeşitli demografik değişkenlere göre bilgi düzeylerinde anlamlı fark olup olmadığını belirlemek ve eğitimsel eksiklikleri tespit ederek öneriler sunmaktır. Araştırma, nicel yöntemle desenlenmiş olup veri toplama aracı olarak yapılandırılmış anket formu kullanılmıştır. Örneklem grubunu, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında devlet hastanelerinde staj yapan 300 öğrenci oluşturmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 27.0 programı kullanılarak analiz edilmiş; tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Bulgulara göre öğrencilerin genel İSG bilgi düzeyi orta düzeydedir (x̄=3,10); cinsiyet, yaş ve önceki staj deneyimi gibi değişkenlerle anlamlı fark görülmezken, staj süresi ile İSG bilinci arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır. Özellikle kısa süreli staj yapan öğrencilerin farkındalık düzeyi daha yüksektir. Sonuç olarak, öğrencilerin İSG açısından korunmasız ve hazırlıksız oldukları; mevcut eğitim uygulamalarının yetersiz olduğu ve kurumsal düzeyde yapısal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda, staj sürecine başlamadan önce uygulamalı ve zorunlu İSG eğitimi verilmesi, öğrencilerin risk algısını geliştirmek ve sağlık sisteminde güvenlik kültürünü güçlendirmek açısından büyük önem taşımaktadır

    Fatma Aliye ve Emine Semiye’nin Aile Anlayışı

    No full text
    Bu çalışmada Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş döneminde Ahmet Cevdet Paşa’nın kızları Fatma Aliye ve Emine Semiye’nin aile hayatlarına odaklanılmaktadır. Geçiş sürecinde kadın kimliği, aile yapısı, toplumsal cinsiyet rolleri de büyük değişime uğramıştır. Bu bağlamda Fatma Aliye ve Emine Semiye’nin eserleri, fikirleri ile aile kavramına dair farklı bakış açıları sunmuştur. Her iki yazarın da roman, makale, mektup ve diğer yazıları incelenerek onların aile yapısına, kadının aile içindeki rollerine, çocuk eğitimine yaklaşımlarına toplumsal statüsüne ve modernleşme sürecine dair görüşleri analiz edilecektir. Fatma Aliye, dönemin modernleşmesinde kadının eğitimi ve aile içindeki konumunu vurgularken, Emine Semiye, kadın hakları konusunda daha etkili bir duruş sergileyerek feminist söylemlere daha yakın bir yaklaşım getirmiştir. Türklerin modernleşme hareketlerine oldukça destek veren iki kardeşten Fatma Aliye, geleneklerimizden de taviz vermememiz gerektiğini savunurken, Emine Semiye bunun geleneklerimizden uzaklaşıp batıyı örnek alarak yapılabileceğini savunmuştur. Diğer yandan Emine Semiye’nin roman ve yazılarından aile yapısının kadın üzerindeki baskılarını eleştiren ve kadınların toplumsal hayatta daha aktif roller üstlenmesini savunan bir yaklaşım izlemektedir. Tezde aynı ailede yetişmiş bu iki kadın yazarın aile anlayışları karşılaştırmalı bir yöntemle ele alınarak, Cumhuriyete geçiş dönemindeki toplumsal dönüşümler bağlamında kadın gözünden aile içindeki yapı tartışıldı. Aynı zamanda, dönemin diğer kaynaklarından faydalanılarak, bu yazarların fikirlerinin toplumsal bağlamını daha iyi anlamaya yönelik değerlendirme yapıldı. Araştırmayla, Cumhuriyet’e geçiş döneminde yaşamış ve döneme birçok yazılı eser bırakmış olan Ahmet Cevdet Paşa’nın, kızları Fatma Aliye ve Emine Semiye’nin aile kavramlarına dair bakış açılarını ortaya koyarak, kadın çalışmalarına ve modernleşmenin aile üzerindeki etkileri üzerine yapılan akademik araştırmalara katkı sağlamak hedeflenmiştir

    The Multidimensional Effects of Sleep Quality in Young Adults: The Relationship Between Auditory Performance, Sound Tolerance, and Anxiety

    No full text
    Purpose: This study aimed to comprehensively evaluate the effects of sleep quality on auditory performance, sound tolerance, and anxiety levels in young adults and to examine the possible relationships between these variables. Materials and methods: The study included 607 young adults aged 18-30 years (mean 21.48 ± 2.88 years). Participants completed a participant information form created for this study, the Pittsburgh Sleep Quality Index (PSQI), the Decreased Sound Tolerance Scale-Screening (DSTS-S), the Speech, Spatial, and Hearing Qualities Scale (SSQ), and the Beck Anxiety Scale. Data analysis was performed using IBM SPSS Statistics (Version 23.0) software. Results: The participants' PSQI mean was 7.62±3.76, and 65.53% of the participants (>5) showed poor sleep quality. PSQI scores showed a negative correlation with SSQ total scores (rₛ=-0.242, p<0.001) and a moderate positive correlation with Beck Anxiety scores (rₛ=0.420, p<0.001). Furthermore, PSQI showed significant positive correlations with hyperacusis (rₛ=0.294, p<0.001), phonophobia (rₛ=0.159, p=0.001), and misophonia (rₛ=0.312, p<0.001). Conclusion: This study revealed statistically significant relationships between poor sleep quality in young adults and auditory performance in daily life, reduced sound tolerance, and anxiety levels. The findings of the present study indicate that poor sleep quality is significantly associated with lower auditory performance and sound tolerance. Furthermore, poor sleep quality was found to be associated with higher anxiety levels. These findings demonstrate the effects of sleep on various systems and emphasize its physiological necessity for healthy functioning

    Ziyad Ebuzziya-Pars Tuğlacı Davası

    No full text
    Dil, sözlük ve ansiklopedi uzmanı, tarih araştırmacısı ve yazar olarak bilinen Pars Tuğlacı, 1989 yılının ilk aylarında ismini, kariyerini ve birikimini bildiği, önceden tanıdığı Ziyad Ebuzziya'yı ziyaret eder. Ziyaret sebebi olarak "Türkiye Tarih ve Kültür Ansiklopedisi" adlı yirmi dört ciltlik bir ansiklopedi hazırladığını, bu eserde kullanmak üzere kütüphanesinden faydalanmak istediğini belirtir. Ziyad Ebuzziya sevinerek bu isteğini kabul eder. Pars Tuğlacı, ansiklopedisini hazırlamada kullanmak üzere Ziyad Bey'in kütüphanesinden 1860’lı yıllarda basılmış Fransızca “Le Tour Du Monde” adlı dergi külliyatı ile Hollandaca Dr. O. Dapper'in 1688 baskılı kitaplarını emaneten ister. Bunların fotoğraf ve filmlerini çekmek üzere götürür. Ebuzziya'dan Türkolog Dr. O. Dapper'in Hollanda dilinde yazdığı 1688 yılında Amsterdam'da basılmış "Doğu Akdeniz ve On iki Adalar..." kitabı ile Fransızca "Le Tour Du Monde" mecmualarının dört cildini alan (tamamı on sekiz cilt) Pars Tuğlacı, diğer ciltleri de İRCİCA'dan (İstanbul Yıldız Sarayı'nda bulunan İslam Tarih, Kültür ve Sanat Araştırmaları Merkezi) dönüşümlü olarak alıyordu. Çünkü diğer ciltler adı geçen merkeze mikrofilmlerinin çekilip arşivlenmesi amacıyla gönderilmişti. Pars Tuğlacı, dörder cilt olarak götürdüğü ciltleri iade ettikçe yeni bir dört cilt daha götürüyordu. İRCİCA'da uzman olarak çalışan Emekli Albay Edip Özkale, iade edilen ciltleri incelediğinde bazı sayfaların koparılmış olduğunu görüp durumu telefonla Ebuzziya'ya bildirir. Ebuzziya, bütün ciltlerin tetkik edilmesini rica eder. Yapılan incelemelerde istisnasız bütün ciltlerden ellişer altmışar sayfanın koparılmış olduğu tespit edilir. Adı geçen merkez koparılmamış bölümlerin fotokopilerini alır. Kalan miktar 6488 sayfadır. Le Tour Du Monde'un içinden toplam 840 sayfa koparılmıştır. Türkiye'de hiçbir kütüphanede ikinci nüshası bulunmayan Türkolog Dapper'in "Doğu Akdeniz ve On iki Adalar..." kitabından da 22 gravürün jiletle kesilerek alındığı sonradan tespit edilmiştir. Bunun üzerine konu adliyeye intikal etti. Türkiye’de ilk defa emanet kitaplar üzerindeki tahribat ve hırsızlıktan dolayı Tuğlacı mahkûm oldu

    Yaşlı Bireylerde Başarılı Yaşlanma İle Yalnızlık Düzeyi Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

    No full text
    Yaşlılık, bireyin fiziksel, biyolojik, sosyal ve mental yönlerde zaman içerisinde oluşan eksikliklerin ortaya çıktığı ve hayatının yavaşlayarak devam ettiği doğal bir süreci beraberinde getirmektedir. Yaşlılık süreci bireyin cinsiyetine, ekonomik gelir düzeyine, eğitim seviyesine ve yaşam içerisinde aktif rol alma durumuna göre farklılıklar göstermektedir. Yaşlı bireyde oluşan yaşam içi fonksiyon azalması, organizmasının verimsizleşmesi ve çevresiyle uyum sağlayamama durumlarının yaşanması yaşlılığı etkileyen temel unsurlardır. Bu etkileşim devamında bireyin yalnızlaşmasını tetikleyici unsur olmaktadır. Yalnızlaşan yaşlı bireyin sosyal hayattan ve toplumsal bağlamdan uzaklaşması başarılı yaşlanma düzeyini de azaltabilmektedir. Buna karşılık bireylerin sosyal hayata katılımları, sağlıklı yaşamaya yönelik alışkanlıklar edinmeleri ve değişen hayat standartlarına psikolojik uyum sağlayabilmeleri başarılı yaşlanmayı desteklemektedir. Bu bağlam çerçevesinde yaşlılık döneminde yaşanan yalnızlık ile başarılı yaşlanma arasındaki ilişki karşılıklı etkileşim içerisinde değerlendirilmelidir; yalnızlığın azaltılması beraberinde başarılı yaşlanmayı desteklemektedir. Yaşlılık dönemine ilişkin alınan önlemler yaşlılıkta başarılı yaşlanma düzeyinde de artış sağlamak amacıyla gereklidir. Çalışmanın amacı; yaşlı bireylerde başarılı yaşlanma ile yalnızlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Katılımcıların belirlenmesinde kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmaya 208 kadın ve 188 erkek toplam 396 yaşlı birey katılmıştır. Sosyodemografik bilgi formu, Yaşlılar İçin Yalnızlık Ölçeği ve Başarılı Yaşlanma Ölçeği kullanılmıştır. Veri analizinde ise IBM SPSS Statistics 29.0 paket programı kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda yaş, eğitim, gelir düzeyi, medeni durum ve yaşanılan yer gibi sosyodemografik değişkenler yalnızlık ve başarılı yaşlanma puanları üzerinde anlamlı farklılaşmalar oluşturmaktadır. Yapılan çalışma sonucunda yaşlı bireylerin başarılı yaşlanma düzeyleriyle yalnızlık düzeyleri arasında negatif yönde, orta düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Sosyal ve duygusal yalnızlığın birlikte başarılı yaşlanma üzerinde anlamlı düzeyde yordayıcı etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Başarılı yaşlanma, bireyin yalnızlaşmadan ve hayattan kopmadan yaşam içerisinde aktif rol almasını sağlamaktadır. Bu da sosyal destek ağlarının güçlendirilmesiyle ve çevresel faktörlerin yaşlı bireyler için aktif tutulması ile mümkün olmaktadır

    İlköğretim Dengi Okullarda İş Sağlığı ve Güvenliği Fiziksel Risk Etkenlerinin Belirlenmesi

    No full text
    Bu çalışma, Türkiye’deki ilköğretim düzeyindeki okullarda iş sağlığı ve güvenliği kapsamında fiziksel risk etmenlerinin belirlenmesini ve değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Eğitim kurumları, çocukların gelişimsel, sosyal ve fiziksel olarak en savunmasız olduğu dönemlerde uzun süreler geçirdiği mekânlardır. Bu nedenle bu alanlarda karşılaşılabilecek fiziksel risklerin önceden tespit edilmesi ve önlenmesine yönelik stratejilerin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Araştırmada belge ve literatür analizi yöntemi kullanılarak hem yasal düzenlemeler hem de akademik çalışmalar kapsamlı biçimde incelenmiştir. Elde edilen bulgular, ilköğretim okullarında fiziksel risklerin çoğunlukla yapısal eksikliklerden, çevresel dengesizliklerden, ekipman kaynaklı sorunlardan, davranışsal faktörlerden ve yönetsel yetersizliklerden kaynaklandığını ortaya koymuştur. Mevzuatta yer alan hükümler, iş sağlığı ve güvenliğini okul ortamında güvence altına almayı hedeflese de uygulamada önemli boşluklar olduğu görülmektedir. Özellikle risk analizlerinin yapılmaması, öğretmen ve yöneticilerin İSG farkındalığının düşük olması ve öğrenci katılımının ihmal edilmesi bu süreci olumsuz etkilemektedir. Sonuç olarak, fiziksel risklerin önlenmesi yalnızca teknik bir mesele değil; aynı zamanda yönetsel, eğitsel ve kültürel bir dönüşümü gerektirmektedir. Çalışma, bu alandaki eksikliklerin giderilmesine katkı sunacak özgün öneriler ve politika geliştirme alanında kullanılabilecek uygulama rehberliği sağlamaktadır

    Ebeveynlerin Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutumları İle Çocuk İhmal ve İstismarı Farkındalıklarının İncelenmesi

    No full text
    Çocuk ihmal ve istismarı evrensel bir problem teşkil etmekte olup yaygınlık oranları kritik düzeylere ulaşmıştır. Artış gösteren ihmal ve istismar vakalarının önemli bir bölümünün müsebbibi ebeveynlerdir. Ebeveynlerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitsiz ve olumsuz tutumları, çocuklara yönelik ihmal ve istismar davranışlarını meşrulaştırarak sonraki nesillere aktarımına hizmet etme potansiyeli taşımaktadır. Dolayısıyla, bu ilişkinin analiz edilmesi koruyucu-önleyici sosyal hizmet uygulamaları ve sosyal politikaların hayata geçirilmesi hususunda elzemdir. Bu motivasyonlar doğrultusunda araştırmanın amacı, Konya’da yaşayan ve 0-18 yaş aralığında çocuğu olan ebeveynlerin çocuk ihmal ve istismarı farkındalıkları ile toplumsal cinsiyet rolleri tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada 628 gönüllü katılımcıya sosyodemografik bilgi formu, Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği ve Ebeveyn Çocuk İhmal ve İstismarı Farkındalık Ölçeği uygulanmıştır. Edinilen verilere göre, Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği ortalama puanı 3,07 ± 0,75 ve Ebeveyn Çocuk İhmal ve İstismarı Farkındalık Ölçeği ortalama puanı 3,44 ± 0,67 olarak saptanmıştır. Ebeveynlerin çocuk ihmal ve istismarı genel farkındalık puanı, genel bilgiler, fiziksel, duygusal, cinsel istismar ve ihmal farkındalığı ile toplumsal cinsiyet rolleri tutumları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Bununla birlikte, ebeveynlerin çocuk ihmal istismar farkındalık düzeyleri ve toplumsal cinsiyet rolleri tutumları ile cinsiyet, yaş aralıkları, eğitim düzeyi, sosyoekonomik düzey, sahip olunan çocuk sayısı ve çocukların cinsiyetleri arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Sonuç olarak, çocuk ihmal ve istismar farkındalık düzeyi arttıkça eşitlikçi toplumsal cinsiyet rolleri tutum düzeyi artmakta olup daha önce ihmal/istismar eğitimi alan bireylerin farkındalık düzeyi tüm istismar alt boyutlarında daha yüksek bulunmuştur. Bu doğrultuda, sorun alanının çözümüne ilişkin çok paydaşlı eğitim faaliyetleri geliştirilmelidir

    “İşitme Cihazı Kullanıcılarının Memnuniyet Düzeyinin (APHAB-TR) Duygusal İletişim Algısı Üzerine Etkisi (EMO-CHEQ-TR)

    No full text
    İşitme kaybı, bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen ve giderek yaygınlaşan bir sağlık sorunudur. Bu çalışma, işitme cihazı kullanıcılarının cihaz memnuniyet düzeyleri ile duygusal iletişim algıları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, işitme kaybının sosyal boyutunu ortaya koymayı ve odyolojik rehabilitasyonun psiko-sosyal etkilerini değerlendirmeyi hedeflemektedir. Çalışma kesitsel tipte tasarlanmış olup, 18-85 yaş aralığında, işitme cihazı kullanan 160 gönüllü katılımcı üzerinde yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak katılımcıların demografik bilgilerini içiren bir formun yanı sıra, işitme cihazı memnuniyetini değerlendirmek için İşitsel Algı Anketi'nin Türkçe Uyarlaması (APHAB-TR) ve duygusal iletişim algısını ölçmek için Duygusal İletişim Anketi'nin Türkçe Uyarlaması (EMO-CHeQ-TR) kullanılmıştır. Veriler çevrimiçi anket platformları ve gerekli durumlarda fiziksel formlar aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma bulguları, işitme cihazı memnuniyeti ile duygusal iletişim algısı arasında pozitif yönlü ancak zayıf düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olabileceğine işaret etmiştir. APHAB-TR’den elde edilen daha olumlu sonuçların, EMO-CHeQ-TR puanlarında da artış eğilimi ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, işitme cihazı uygulamalarında odyolojik faydanın yanı sıra bireyin psiko-sosyal iyilik halinin de dikkate alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, işitme cihazı seçimi ve rehabilitasyon süreçlerinde danışmanlık ve düzenli takibin önemi vurgulanmaktadır

    786

    full texts

    5,260

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    AXSIS - Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi (Univ. KTO Karatay)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇