AXSIS - Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi (Univ. KTO Karatay)
Not a member yet
5260 research outputs found
Sort by
Parental influence on Preschoolers’ acceptance of peers with special Needs: The mediating role of inclusion attitudes
This study examines the mediating role of attitudes towards inclusion in the relationship between parents’ attitudes towards individuals with special needs and their children’s social acceptance of peers with special needs. Specifically, it investigates whether attitudes towards inclusion mediate the relationship between parents’ attitudes towards individuals with special needs and their children’s social acceptance of peers with special needs. Data were collected from 250 parents and their preschool-aged children through validated scales measuring attitudes towards special needs, inclusion, and peer acceptance. Results from structural equation modeling (SEM) reveal a significant positive relationship between parents’ attitudes towards individuals with special needs and their children’s acceptance of peers with special needs. Furthermore, attitudes towards inclusion partially mediate this relationship. The findings highlight the critical influence of parental attitudes on children’s social acceptance, consistent with social learning theory. Positive parental attitudes towards inclusive education facilitate greater acceptance and empathy in children, while also contributing to a supportive school environment. This underscores the necessity of parent-focused education programs to promote inclusion and social integration. The study provides theoretical and practical insights for enhancing inclusive education policies and raising societal awareness about disability and inclusion
Konya Öğretmenleri (1920-1930)
Millî Mücadele’nin kazanılıp 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle Tür-kiye’de, siyasal, sosyal ve ekonomik alanlarla birlikte eğitim sahasında pek çok değişik-liklerin yaşandığı bir dönem olmuş ve Konya’da eğitim-öğretim faaliyeti aksamadan de-vam etmiştir. Cumhuriyetin ilanıyla eğitime destek amacıyla pek çok okul açılmıştır. Bu çalışmada Konya eğitim kurumlarında 1920’den 1930’a kadar görevli öğretmenlerin tes-piti ve eğitime katkıları incelenmiştir
Dijital Çağda Örgütsel Yapılardaki Dönüşüm: İletişim Teknolojilerinin Rolü
Bu çalışma, iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin örgütsel yapı üzerindeki etkisini yükseköğretimde çalışan akademisyenler üzerinde gerçekleştirilen bir araştırma aracılığıyla incelemektedir. Ayrıca akademisyenlerin demografik özellikleri ile örgütsel iletişim, dijital dönüşüm ve örgütsel yapı arasındaki ilişkileri analiz etmeyi amaçlamaktadır. Türkiye genelinde 506 akademik personelden toplanan veriler nicel analiz yöntemleriyle değerlendirilmiştir. Bulgular, akademisyenler tarafından algılanan örgütsel iletişim düzeyi ile dijital dönüşüm ve üniversitelerdeki örgütsel yapı özellikleri (karmaşıklık, merkezileşme, biçimselleşme, tabakalaşma) arasında anlamlı ve pozitif ilişkiler olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu değişkenlerin alt boyutlarının cinsiyet, yaş, unvan ve üniversite türü gibi faktörlere göre farklılaştığı tespit edilmiştir. İletişim teknolojilerinin özellikle Covid-19 pandemisinden sonra hızla gelişmesi, örgütsel yapılar üzerindeki etkisini daha belirgin hale getirmiştir. Bu çalışma, dijital dönüşümün örgütsel iletişim ve örgüt yapıları üzerindeki etkisini ortaya koyarak gelecek araştırmalara ve yönetsel stratejilere katkı sağlamayı amaçlamaktadır
The Effect Of Adolescents' Compatibility With Their Parents On Their Career Anxieties
Kariyer sürecinde ebeveynlerin yönlendirmeleri ve desteği çok önemlidir. Bu araştırmada; ergenlerin ebeveynleri ile uyumlarının kariyer kaygılarına etkisi incelenmiştir. Bu çalışmada, genç bireylerin kariyer seçiminde algıladıkları aile desteğinin ve ebeveyn uyumlarının kariyer kaygılarına etkisi incelenmiştir ve ergenlerin kariyer kaygılarını ailenin ne ölçüde etkilediği ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli uygulanmıştır. Çalışma grubu, lise öğrencilerden oluşan 185 ergendir. Verilerin elde edilmesinde Demografik Bilgi Formu, Ergen-Ebeveyn Kariyer Uyumu Ölçeği ve Kariyer Kaygısı Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler ikiden fazla bağımsız grubun karşılaştırılmasında One-way ANOVA testi uygulanmıştır. Bağımlı ve bağımsız değişkenlerin yordanmasına ilişkin değerlendirmede regresyon analizi ve kariyer kaygısı ile ergen-ebeveyn uyumunun ilişkisinin belirlenmesi amacıyla Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; 14 yaşındaki ergen bireylerin Kariyer Kaygısı Ölçeği aritmetik ortalamaları, 15 yaş ve daha büyük ergenlerin ortalamalarından daha düşüktür. Cinsiyet değişkenine göre ergen-ebeveyn kariyer uyum puan ortalamaları anlamlı bir fark göstermezken kız ergenlerin kariyer kaygısı mesleki tercihe yönelik kaygılar alt boyutu puan ortalamaları, erkek ergenlerin ortalamalarından daha yüksektir. Anne ve babaların öğrenim düzeyleri; kariyer kaygısı ile ergen-ebeveyn uyum puanlarını etkilememektedir. Ergenlerin ve ailelerinin meslek seçimlerinde en çok sağlık sektörünü tercih ettikleri belirlenmiştir. Sağlık sektörüne ilişkin meslek tercih edenlerin kaygı düzeyleri, sanat ile ilgili meslek tercihi yapanlara göre daha düşüktür. Sonuçlar; ergen-ebeveyn kariyer uyumunun ergenlerdeki kariyer kaygısını etkilediğini, aile ile ergen bireyin kariyer hedeflerinin uyumlu olması durumunda kariyer kaygısının azaldığını ortaya koymuştur
Meme Kanseri İlişkili Lenfödemi Olan Kadınlarda Sosyal Desteğin Lenfödeme Yönelik Öz Bakım Uyumu ve Yaşam Kalitesi Üzerine Etkisi
Bu araştırma, meme kanseri ile ilişkili lenfödemi olan hastalarda sosyal desteğin, lenfödem ilişkili öz bakım uyumu ve yaşam kalitesi üzerine etkisini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde yapıldı. Bu araştırma, 01.08.2024 – 15.03.2025 tarihleri arasında, Ankara Üniversitesi İbn-i Sina Hastanesi Lenfödem ünitesinde 101 kadın ile gerçekleştirildi. Verilerin toplanmasında “Hasta Tanılama Formu”, “Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ)”, “Meme Kanseri İlişkili Lenfödem Öz Bakım Ölçeği (MKİLÖÖ)”, “Lenfödem Kol Yaşam Kalitesi Ölçeği (LKYKÖ)” kullanıldı. Veriler online olarak toplandı. Etik kurul onayı alındı. Verilerin istatiksel analizinde birim sayısı, yüzde, ortalama, standart sapma, medyan ve minimum, maksimum değerler verildi. İki grubun karşılaştırılmasında Bağımsız Örneklem t Test, ikiden fazla kategorili değişkenlerin karşılaştırmaları Varyans Analizi (ANOVA) ile yapıldı. Değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon katsayısı ile incelendi. Ölçeklerin puan ortalamaları sırasıyla ÇBASDÖ 57,37 ± 17,90 ; MKİLÖÖ 91,66 ± 11,25; LYKKÖ 55,80 ± 15,27 puandı. Sosyal desteğin lenfödem kol yaşam kalitesi üzerine -0,08 ± 0,09 puan ve özbakım üzerine 0,30 ± 0,06 puan etkisi olduğu, öz bakımın sosyal desteğin lenfödem kol yaşam kalitesine etkisinde aracı rol oynadığı belirlendi (p<0,05). Bu çalışmada sosyal desteğin, lenfödem kol yaşam kalitesi üzerine etkili olduğu ve öz bakım uyumunun, sosyal desteğin yaşam kalitesine etkisinde aracı rol oynadığına ilişkin yönelik sonuçlar elde edildi. Lenfödem ilişkili öz bakımın ve yaşam kalitesi üzerine etkili olan sosyal desteğin arttırılmasına yönelik girişimsel çalışmalar yapılması önerildi
Dijital Hastalıklar: Bir Sosyal Sorumluluk Kampanyası Fomo Örneği
Teknolojide yaşanan gelişmeler, telefon ve internet kullanım alışkanlıklarını önemli ölçüde etkilemiştir. Bu değişimler, bireylerin yaşam biçimlerini ve gündelik davranışlarını şekillendirmede de belirleyici bir rol oynamıştır. Farklı yaş gruplarının günlük ihtiyaçları doğrultusunda teknolojiyi kullanmaları, dijitale bağımlılık durumunun ortaya çıkmasına yol açmıştır. Dijitalleşme süreci, toplumsal olguların tümünde yaşam standartlarını dönüştürmüş ve akıllı cihazların yaygın kullanımı, çeşitli olumsuz sonuçlara neden olmuştur. Akıllı telefon kullanımının artması, internetin aşırı ve kontrolsüz şekilde kullanılmasıyla birlikte çeşitli sağlık sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Başlangıçta akıllı telefonda geçirilen süre sınırlandırılabilirken, zamanla bireyler cihazlarından ayrı kalamaz hâle gelmiş, sosyal yaşamlarını sürdürmede güçlük yaşamış ve çeşitli rahatsızlıklar ortaya çıkmıştır. FOMO (Fear of Missing Out – Anı Kaçırma Korkusu) da bu bağlamda karşımıza çıkmaktadır; bireyler sosyal medyaya bağımlı bir şekilde yaşamlarını sürdürmekte ve platformları sık sık kontrol etmeden gündelik işlevlerini sürdürememektedir. Bu çalışmanın amacı, hedef kitleyi FOMO konusunda bilinçlendirmek ve sosyal sorumluluk kampanyasının hangi aşamalardan geçerek hazırlanması gerektiğini göstermek; ayrıca “örnek bir sosyal sorumluluk kampanyası” çerçevesinde öğretim elemanları, uzmanlar ve öğrencilerin görüşlerini değerlendirmektir. Araştırmada kullanılan yöntem ise nicel araştırma yöntemlerinden betimsel analizdir
Yapay Zekâ Kullanımına Yönelik Algının İhracat Performansı Üzerindeki Etkisi: Konya İli Üzerinde Bir Araştırma
Bu tez çalışmasının temel amacı, günümüzde hızla yaygınlık kazanan yapay zekâ teknolojilerine yönelik algının, işletmelerin ihracat performansları üzerindeki etkisini incelemektir. Bu kapsamda, Konya ilinde faaliyet gösteren ve ihracat yapan firmalara yönelik online anket yöntemi kullanılarak veri toplanmıştır. Anket çalışması sonucunda elde edilen veriler, öncelikle betimsel istatistiklerle değerlendirilmiş; ardından güvenilirlik ve geçerlilik analizlerine tabi tutulmuştur. Son aşamada ise hipotez testleri yapısal eşitlik modeli (YEM) ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, çalışmada öne sürülen temel hipotezin doğrulandığı görülmüştür. Elde edilen bulgular, işletmelerde yapay zekâ uygulamalarının; planlama, denetim, örgütleme, yönetim, koordinasyon ve benimseme gibi temel yönetim işlevleri çerçevesinde ihracat performansı üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisinin bulunduğunu ortaya koymuştur. Özellikle pazar genişliği, müşteri memnuniyeti ve finansal verimlilik gibi ihracat performansı alt boyutları ile yapay zekâ uygulamaları arasında güçlü ilişkilerin varlığı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda, yapay zekâya yönelik algının, teknolojinin ihracat performansına katkısını maksimize etmede belirleyici bir unsur olduğu sonucuna ulaşılmıştır
Otizmli Çocuklarda Problemli Medya Kullanımı, Uyku Bozuklukları ve Öğün Davranışları Arasındaki İlişkilerin İncelenmesi
Bu araştırmanın amacı, 7-11 yaş aralığındaki otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocukların problemli medya kullanımı ile uyku bozuklukları ve öğün davranışları arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırmada, betimsel araştırma yöntemlerinden biri olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 7-11 yaş aralığındaki otizm spektrum bozukluğu tanısı almış 280 çocuk oluşturmuştur. Veriler, Problemli Medya Kullanım Ölçeği, Çocuklar İçin Uyku Bozuklukları Ölçeği, Otizm Öğün Davranış Kısa Ölçeği ve Kişisel Bilgi formu araçlarıyla toplanmıştır. Araştırmanın bulguları, otizmli çocuklarda problemli medya kullanımı, otizme özgü öğün davranışları ile uyku bozuklukları arasında anlamlı ilişkiler olduğunu göstermektedir. Problemli medya kullanımının, otizme özgü öğün davranışlarını etkilediği özellikle besin reddi davranışının, uyku bozukluklarının alt boyutları (uyku solunum bozuklukları, uyanma sorunları, uyku-uyanma geçiş problemleri, aşırı uyku eğilimi, uykuda aşırı terleme) üzerinde güçlü bir yordayıcı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca problemli medya kullanımı ve besin reddi değişkenlerinin birlikte, çocukların uyku bozukluklarını ve alt boyutlarını anlamlı düzeyde etkilediği belirlenmiştir. Bu bulgular doğrultusunda araştırmacılara ve uygulayıcılara nitel ile nicel çalışmaların birlikte ele alındığı karma araştırmalar planlanması ve ebeveynlere medya kullanımlarını doğru yönetebilmeleri ile alakalı destek eğitimler verilmesi önerilmektedir
The Usability of the Motor Learning Exercise System (ZEHand) in Individuals with Chronic Lateral Epicondylitis: A Feasibility Study
Objective: ZEHand is a technology-assisted rehabilitation tool that measures grip strength, wrist movement speed, and joint deviations using a glove-based sensor system and transmits the data in real time to the user and clinician. The aim of this study is to determine the feasibility and usability of the ZEHand system developed for motor learning exercises in individuals with chronic lateral epicondylitis. Material and Methods: The study included a total of 20 participants, 13 women and 7 men aged 19–41, who had been diagnosed with chronic lateral epicondylitis by a specialist physician. Participants' demographic data, pain levels during rest and activity (VAS), grip strength (hydraulic hand dynamometer), and functional status (PRTEE) were evaluated. After a 10-minute pilot motor learning training session with the ZEHand system, the system's usability was measured using the System Usability Scale (SUS). Results: The average age of participants was 30.35±6.79 years, and the average BMI was 21.42±2.49 kg/m². Resting pain was 5.16±1.01, activity pain was 5.93±1.78, and grip strength was 15.92±10.65 kg. The total PRTEE score was 45.25 ± 31.04. The average SKÖ score was 88.25 ± 3.64, with scores above 85 falling into the "highest usability" category. Conclusion: The ZEHand system has been found to be highly usable in individuals with chronic lateral epicondylitis. Its simple interface, focus on wrist movements only, and provision of instant feedback support this result. The findings suggest that ZEHand may be an effective tool in motor learning-based technological interventions in addition to traditional rehabilitation
Bir Avangardın İzinde: Semiha Berksoy’u Anlamak
Bir sanatçıyı anlamak, sadece arkasında bıraktığı eserlere değil, o eserlerin üretildiği zihinsel, kültürel ve tarihsel zemine de dikkatle bakmayı gerektirir. Semiha Berksoy, Türkiye sanat tarihinin bu anlamda en özgün ve çok katmanlı figürlerinden biri olarak değerlendirilebilir. O, opera divası, dışavurumcu bir ressam ve bedenini sanatının aracı olarak kullanan bir performans sanatçısı olarak; klasikle avangardı, Doğu’yla Batı’yı, normallikle “deliliği” aynı potada eriten sıra dışı bir yaratıcılığa sahiptir. Sesinin güzelliğiyle olduğu kadar görsel sanatlarda çığır açan yaklaşımlarıyla da hatırlanan Berksoy, avangart” [öncü, yenilikçi] kimliği ile Türkiye sanat tarihinde önemli izler bırakmıştır.
1910 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Berksoy, Cumhuriyet’in ilk yıllarında pek çok sanat disiplininde aktif olarak yer alarak, modern Türk sanatının öncülerinden biri olmuştur. Opera sanatçısı, ressam ve performans sanatçısı olarak tanınan sanatçı, yaşamı boyunca sanat ve bireysel özgürlük arasında sıkı bir bağ kurmuş ve bu bağı eserlerine yansıtmıştır