AXSIS - Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi (Univ. KTO Karatay)
Not a member yet
5260 research outputs found
Sort by
Measurements of Azimuthal Anisotropies at Forward and Backward Rapidity With Muons in High-Multiplicity p-Pb Collisions at √sNN=8.16 TeV
The objective of the study was to evaluate the efficacy of peer-education-based psychosocial skills training in individuals with chronic mental disorders. The sample consisted of 38 individuals who were followed up in a Community Mental Health Centre in T & uuml;rkiye using a sequential mixed-method design in which a randomised controlled experimental and phenomenological study design was utilised. The process of the study started with the pretest, followed by interim assessments and posttests. The training process began by providing Peer Education-Supported Psychosocial Skill Training-Educator Training to the patients in the experimental group. Then, Peer Education-Supported Psychosocial Skill Training was provided to the experimental group by the peers who were trained as educators. During this process, the Descriptive Information Form, Self-Stigma Inventory, Social Functioning Assessment Scale, and Beck Cognitive Insight Scale were used as data collection tools. According to the quantitative findings, the training significantly elevated the level of functioning in the experimental group. However, no significant effect was found on self-stigma or cognitive insight levels. Qualitative findings showed that there were positive effects on the self-confidence, communication skills, social adaptation, and self-care skills of the participants. As a result of thematic analysis, the participants' statements were gathered under the main themes of Peer Support, Effective Areas, Areas with Limited Effectiveness, Factors Affecting Effectiveness of the Training, and Suggestions.. These findings show that peer education-supported psychosocial skills training may elevate the functioning levels of individuals with chronic mental disorders, but may have no significant effect in other areas. In conclusion, psychiatric nurses and other mental health professionals should focus on developing similar interventions and integrating them into the community mental health system. It is considered that such studies can effectively reach wider audiences and can be an important strategy for fighting chronic mental disorders. Clinical Trial No: NCT05980832
BIST Şirketlerinin Finansal Sağlığının Değerlendirilmesinde Piotroski F-Skor ve CRITIC Tabanlı COPRAS Kullanımı
Amaç – Piotroski F-Skor ve COPRAS yöntemlerinin kullanıldığı bu çalışmada, finansal oran analizlerinin karar verme teknikleriyle entegre edilerek şirketlerin finansal performanslarının değerlendirilmesi ele alınmaktadır. Bu yaklaşım, finansal karar verme sürecinin isabet oranını artırarak, rakamların ötesindeki hikayelerin karar mekanizmasına etki etmesine imkan sunmaktadır. Çalışmanın temel amacı, Borsa İstanbul’da (BIST) hisseleri işlem gören ve Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık sektöründe faaliyet gösteren dört şirketin (AGROT, IZINV, OZSUB, YAPRK) finansal sağlık durumlarını Piotroski F-Skoru ile belirlemektir. Bu doğrultuda, ilgili şirketlerin CRITIC tabanlı COPRAS yöntemi ile finansal performans puan ve sıralamaları tespit edilmiş ve F Skor ile finansal performans sıralamaları arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Çalışmada, çeşitli kriterleri ortak bir ölçekte doğrusal olarak normalleştirerek karşılaştırma yapma imkanı sunması ve karar vericilerin tercihlerini sürece dahil etmesi bakımından COPRAS yöntemi kullanılmıştır. Sonuçlar, F Skor ve CRITIC tabanlı COPRAS yöntemlerinin bir arada kullanılmasıyla elde edilen bulguların, sermaye piyasaları açısından gelecekteki araştırmalar ve pratik uygulamalar için değerli içgörüler sağlayabileceğini ortaya koymaktadır. Piotroski F Skor ile ÇKVV yöntemlerinin bir arada kullanıldığı çalışma, bu alanda önemli bir literatür boşluğunu doldurma iddiasındadır. Yöntem – Bu çalışmada, Borsa İstanbul'da (BIST) işlem gören tarım şirketlerinin finansal performansını değerlendirmek için Piotroski F Skoru, CRITIC ve COPRAS yöntemleri kullanılmıştır. Piotroski F Skoru, şirketlerin finansal sağlığını ve getiri potansiyelini değerlendiren bir modeldir. CRITIC yöntemi, kriter ağırlıklandırmada objektiflik sağlayarak karar verme sürecine katkıda bulunur. COPRAS yöntemi ise kriter ağırlıklarını ve alternatif performansını değerlendirerek seçenekleri sıralar. Bu yöntemlerin kombinasyonu, finansal performansın derinlemesine analizini ve daha isabetli yatırım kararları alınmasını sağlar. Bulgular – Piotroski F Skor, CRITIC ve COPRAS analizleri ile incelenen dört şirketin finansal sağlığı yapılan incelemeler sonucunda şu şekilde oluşmuştur. AGROT, 2021 ve 2022'de güçlü bir finansal performans sergilerken, 2023'te ciddi bir düşüş yaşamıştır. IZINV, 2021 ve 2022'de vasat performans göstermiş olup 2023'te kısmi bir iyileşme kaydetmiştir. OZSUB, 2021'de güçlü, ancak 2022'de vasat seviyeye gerilemiştir ve 2023'te zayıf bir duruma düşmüştür. YAPRK, 2021 ve 2022'de güçlü performans sergilemiş, 2023'te ise vasat pozisyonunu korumuştur. Genel performans sıralamasında YAPRK birinci, AGROT ikinci, OZSUB üçüncü, IZINV ise son sırada yer almıştır. Tartışma – Bu çalışma, BIST’te işlem gören dört şirketin 2020-2023 dönem verilerini kullanarak Piotroski F Skoru, CRITIC ve COPRAS yöntemleriyle performanslarını incelemiş, finansal sağlık ve operasyonel verimliliği karşılaştırmalı olarak değerlendirmiştir. Elde edilen sonuçlar, F Skor ve COPRAS yöntemlerinin uyumlu olduğunu göstermekte, şirketlerin finansal sağlığının zamanla değişkenlik gösterebileceğini ve düzenli takibin önemini vurgulamaktadır. Çalışma, finansal analizlerde çok kriterli karar verme yöntemlerinin kullanımını teşvik etmekte ve sektörde daha kapsamlı analizlere duyulan ihtiyaca dikkat çekmektedir. Bu yaklaşım, karar verme süreçlerine yenilikçi bir perspektif sunmaktadır
Rapidity Dependence Of Antideuteron Coalescence İn Pp Collisions At √S13 Tev With ALICE
The production yields of antideuterons and antiprotons are measured in pp collisions at a center-of-mass energy of root s 13 TeV, as a function of transverse momentum (p(T)) and rapidity (y), for the first time rapidity-differentially up to vertical bar y vertical bar 0.7. The measured spectra are used to study the p(T) and rapidity dependence of the coalescence parameter B-2, which quantifies the coalescence probability of antideuterons. The p(T) and rapidity dependence of the obtained B-2 is extrapolated for p(T) > 1.7 GeV/c and vertical bar y vertical bar > 0.7 using the phenomenological antideuteron production model implemented in PYTHIA 8.3 as well as a baryon coalescence afterburner model based on EPOS 3. Such measurements are of interest to the astrophysics community, since they can be used for the calculation of the flux of antinuclei from cosmic rays, in combination with coalescence models
Mekânsal Kalite Bağlamında Bir İnceleme; Afyonkarahisar Anıtpark ve Cumhuriyet Meydanı Örneği
Cumhuriyet dönemi, yalnızca ülke yönetiminin değil, aynı zamanda şehirleşme ve kentsel yapının dönüşümünü de beraberinde getirmiştir. Cumhuriyet öncesi dönemde kentlerin ve yerleşimlerin odak noktası olan cami ve cami avlularındaki yapılar halkın sosyal, kültürel, ticari ve siyasi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla önemli kamusal alanlar olarak kullanılıyordu. Cumhuriyet ile birlikte ise kent merkezlerinde, Atatürk ve onun kazandığı zaferlerin sembolü olarak heykel ve anıtlar inşa edilmeye başlanmış, bu anıtların konumlandırıldığı meydanlar ise özenle seçilmiş ve genellikle ‘’Cumhuriyet Meydanı’’ olarak adlandırılmıştır. Bu meydanlar, halkın sosyal etkileşimde bulunduğu, toplumsal hafızanın ve Cumhuriyet ideolojisinin simgelerinin buluştuğu kamusal alanlar olarak, kentsel odak noktaları haline gelmiştir. Cumhuriyet Meydanları, kentsel odaklar olarak yalnızca estetik ve sembolik değil, aynı zamanda sosyal yaşamın dinamiklerini belirleyen, kolektif belleği yaşatan alanlar olarak şekillenmiştir. Ancak 1950’lerden itibaren başlayan kent içi göç ve sanayileşme il birlikte, hızla büyüyen ve dönüşen kentlerde bu meydanların yetersiz kalması ve artan nüfusa cevap verememesi, mekânsal kalitelerinin azalmasına yol açmıştır. Bu süreç, özellikle kentsel odak olarak belirlenen bu alanların hem işlevsel hem de sembolik değerinin zamanla kaybolmasına neden olmuştur. Afyonkarahisar İli sınırları içinde yer alan Anıtpark ve Cumhuriyet Meydanı, kentsel odak noktaları olarak seçilmiş ve mekânsal kaliteleri bağlamında incelenmiştir. Bu çalışma, kentlerin tarihsel gelişimi, toplumsal yapısı ve Cumhuriyet ile birlikte şekillenen kentsel odakların, büyüyen ve dönüşen şehirlerdeki rolünü anlamayı hedeflemektedir. Çalışma kapsamında anıt kavramı ve kültürümüzdeki yeri, meydan ve anıt meydanlar ile mekânsal kalite ve parametreleri incelenmiştir. PPS ( Project For Public Spaces) tarafından belirlenen ‘’başarılı bir yer oluşturma’’ çalışmasının üst başlıkları olan sosyallik, kullanım ve aktiviteler, konfor ve imaj, ulaşım ve bağlantılar parametreleri kullanılarak anket soruları hazırlanmıştır. Kent meydanını yapılan anket çalışması ile 100 kullanıcıdan alınan cevaplar SPSS programında değerlendirilmiştir. "Aktivite ve Kullanımlar" ile "Erişim ve Bağlantılar" arasındaki güçlü ilişki, bu iki değişkenin birlikte değerlendirildiğinde daha yüksek bir anlam ifade ettiğini, benzer şekilde, "Sosyallik" ile diğer değişkenler arasındaki pozitif ilişkiler, sosyal bağların meydan kullanımı ve memnuniyeti üzerinde önemli bir etkisi olduğunu göstermiştir
Üçüncü Sektörde İnsan Kaynakları Yönetimi: Kurumsallaşma ve Gönüllü Yönetimi Perspektifinden Bir İnceleme
Bu çalışma, üçüncü sektör kuruluşlarında insan kaynakları yönetiminin kamu ve özel sektörlerden farklı dinamiklerini ve bu alandaki eksiklikleri ele almaktadır. Üçüncü sektör, gönüllülük ve kar amacı gütmeyen faaliyetler üzerine kurulu bir yapıya sahip olduğundan, hem profesyonel çalışanların hem de gönüllülerin etkili bir şekilde yönetilmesi sektörel başarının kritik unsurlarını oluşturmaktadır. Araştırmada, üçüncü sektör kuruluşlarının karşı karşıya olduğu finansal yetersizlikler ve kurumsallaşma eksikliklerinin, çalışan bağlılığını ve gönüllü motivasyonunu olumsuz etkilediği vurgulanmıştır. Gönüllülük olgusu, bu kuruluşların temel yapı taşı olmasına rağmen, gönüllülerin kayıt altına alınmaması, finansal planlama belirsizlikleri ve sistemsiz bir gönüllü yönetimi, sektörde verimliliği düşürmektedir. Öte yandan, insan kaynakları yönetiminin profesyonelleştirilmesi, bu kuruluşların sürdürülebilirliğini artıracak önemli bir adım olarak öne çıkmaktadır. Araştırmada, Türkiye'deki üçüncü sektör kuruluşlarında insan kaynakları yönetiminin henüz yeterince benimsenmediği, bu alandaki departmanların yaygınlığının oldukça sınırlı olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca, literatür taramaları ve katılımlı gözlem verileri, insan kaynakları yönetiminin bir "maliyet unsuru" değil, uzun vadede kurumsal sürdürülebilirlik için stratejik bir yatırım olduğunu ortaya koymaktadır. Üçüncü sektör kuruluşlarının kurumsallaşma, gönüllü yönetimi ve insan kaynakları yönetimi unsurlarını entegre bir şekilde ele alması gerekmektedir. Doğru planlama ve uzun vadeli stratejilerle, bu kuruluşların toplum nezdindeki görünürlüğü artırılabilir, toplumsal faydaları daha etkili bir şekilde sunulabilir. İnsan kaynakları yönetimine yapılacak yatırımlar, kuruluşların iç yapısını güçlendirmekle kalmayıp, çalışan ve gönüllülerin motivasyonunu da artıracaktır. Bu nedenle, kısa vadeli tasarruflar yerine uzun vadeli insan kaynağı yatırımları, üçüncü sektörün tüm paydaşları için daha sürdürülebilir bir çalışma ortamı yaratabileceği sonucuna varılmıştır
Çocuğu Sosyal Ve Ekonomik Destek Hizmetinden Faydalandırılan Parçalanmış Ailelerin Bazı Sosyodemografik Özellikler Açısından Yaşam Doyumları Ve Olumlu Gelecek Beklentileri Üzerine Bir Çalışma
Evrensel bir kurum olan ailenin parçalanması beraberinde birçok sosyal problemi gündeme getirmektedir. Bu sosyal problemlerden biri de ailelerin karşılaştığı yoksulluktur. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının çocuk odağında uyguladığı hizmetlerden olan Sosyal ve Ekonomik Destek Hizmeti; maddi yoksulluk içerisinde bulunarak çocuklarının temel ihtiyaçlarını yerine getirmekte güçlük çeken ailelere verilen ekonomik ve sosyal destek hizmetidir. Bu araştırmanın amacı, çocuğu sosyal ve ekonomik destek hizmetinden faydalandırılan parçalanmış ailelerin bazı sosyodemografik özellikler açısından yaşam doyumları ve olumlu gelecek beklentilerini incelemektir. Çalışma, nicel araştırma modellerinden olan ilişkisel tarama üzerine yapılandırılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Elazığ Sosyal Hizmet Merkezi kanalıyla çocuğu sosyal ve ekonomik destek hizmetinden faydalandırılan ve dahil olma kriterlerine uyan 211 katılımcı oluşturmuştur. Araştırmada katılımcılara ‘’Sosyo-demografik Bilgi Formu’’, ‘’Yaşam Doyumu Ölçeği’’ ve ‘’Olumlu Gelecek Beklentisi Ölçeği’’ uygulanmıştır. Araştırma verilerin analizi ise Statistical Package for Social Sciences (SPSS) 25.0 programı ile elde edilmiştir. Çalışmada katılımcıların çoğunluğunun aile bütünlüğünü yitirdikten sonra ekonomik sorunlarla karşılaşarak ekonomik desteğe ihtiyaç duyduğu (%86,3) ve yarısının ise çaresizlik duyguları yaşayıp, içe kapandıkları (%51,3) tespit edilmiştir. Katılımcıların yaşam doyumu ölçeği üzerinden aldıkları puanlar ortalamanın altında kalarak düşük düzeyde bulunmuştur. Olumlu gelecek beklentisi ölçeğinden aldıkları puanlar ise orta düzeydedir. Bunlarla birlikte katılımcıların yaşam doyumları ile olumlu gelecek beklentisi arasında pozitif yönlü orta düzeyli anlamlı bir ilişki belirlenmiştir ( p<0.01). Maddi yardım ve destek alma ile olumlu gelecek beklentisi arasında; yakın çevreden alınan sosyal destek kapsamında arkadaştan alınan sosyal destek ile katılımcıların yaşam doyumları arasında ve aile danışmanlık hizmetinden faydalanma isteği ile ve olumlu gelecek beklentisi arasında istatiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). Elde edilen bulgular sonucunda; çocuğu sosyal ve ekonomik destek hizmetinden faydalandırılan parçalanmış ailelere yönelik yapılacak araştırmaların genişletilerek konunun farklı değişkenler ve farklı araştırma türleriyle ele alınması faydalı görülmektedir. Ayrıca bu ailelerin aile danışmanlığı uygulamalarına yararlandıkları hizmet kanalı vasıtasıyla dahil edilmesinin ailelerin güçlendirilmesi ve işlevselliklerini yeniden kazanabilmeleri adına yararlı görülmektedir
Surface Analysis of Erosion Resistance of Recycled PA 3200 GF Powders Produced by Selective Laser Sintering
This paper evaluates solid particle erosion (SPE) performance of samples produced via selective laser sintering (SLS) using fully recycled PA 3200 GF material, following ASTM G76-95 standards. For this purpose, six samples (30303 mm3) were printed at 0 degrees, 45 degrees, and 90 degrees in x-y and x-z planes with a 100-mu m layer thickness. SPE tests examined erosion at distinct impact angles (30 degrees, 45 degrees, 60 degrees, 90 degrees) and pressures (1, 2, 3 bars). Results showed higher particle velocities reduced erosion resistance, where 45 degrees x-y plane samples demonstrated superior resistance (erosion rates: 0.050, 0.100, 0.220 mg/g under 1, 2, 3 bars, respectively). The 30 degrees impact angle caused maximum erosion, while 90 degrees had the least. Samples positioned horizontally in the x-y plane were most sensitive to impact angles, with 10 higher erosion sensitivity than others. The study highlights how printing direction significantly affects SPE performance in SLS
Assessing And Measuring The Vulnerability Of Highway Construction Projects With BIM Using Artificial İntelligence Optimization Algorithms
Assessing the seismic susceptibility of urban highway and road networks is crucial for strengthening the most vulnerable parts of the road network in advance and effectively responding to and recovering from infrastructure system damage after a disaster. The paper suggests utilizing building information modeling (BIM) and artificial neural network (ANN) techniques to evaluate the seismic vulnerability of an urban road network. This assessment considers the spatial seismic hazard, the components' vulnerability, and the impact of structural damage on the network's functionality. The current article's primary objective was to assess road networks' susceptibility to earthquake hazards using neural networks and building information modeling (BIM) through a comprehensive and systematic approach. To determine the most precise and effective model, a comprehensive evaluation was conducted comparing BIM and ANN with the inclusion of advanced algorithms such as black hole algorithm (BHA), future search algorithm (FSA), particle swarm optimization (PSO), and wind-driven optimization (WDO). The current study's findings regarding implementing machine learning algorithms suggest that the WDO-MLP method achieved an accuracy of 0.9863. Furthermore, while evaluating the model's efficiency using the Area under the curve (AUC), the WDO-MLP algorithm demonstrated an efficiency of 0.98. The BHA-MLP, VS-MLP, and PSO-MLP algorithms demonstrated prediction accuracies of 0.9752, 0.986, and 0.9646, respectively, in assessing the vulnerability of highway construction. Thus, due to its superior accuracy, the WDO-MLP algorithm is the most precise and efficient method for predicting the vulnerability of highway construction during hazardous events. This algorithm can be precious and effective in aiding planners and policymakers in pre-crisis management decision-making. © The Author(s), under exclusive licence to Springer Nature B.V. 2025
Krizler Çağında Orta Sınıfların Farklı Yüzleri: Konya İlinde Bir Durum Araştırması
21.yüzyıl, ekonomik, siyasal ve toplumsal krizlerin hızlı yaşandığı ve bu krizlerin kendini güçlü hissettirdiği bir dönem olarak devam etmektedir. Türkiye, küresel ölçekte yaşanan krizlerden etkilenmekle birlikte, son yıllarda kendi içinde de ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Özellikle, paranın değer kaybetmesi, yüksek enflasyon, gelirin erimesi ve yoksulluğun artması, Türkiye’nin en büyük sorunları arasında yer almaktadır. Bu süreçten orta sınıflar önemli ölçüde etkilenmiş, orta sınıfların eridiği, aşındığı tartışmaları öne çıkmıştır. Bu bağlamda, araştırmanın temel amacı, orta sınıfın ekonomik kriz nedeniyle aşınmaya başlaması ve refah seviyesinin gerilemesi bağlamında, beyaz yakalı meslek gruplarının üç yıl önceki ve bugünkü sosyo-ekonomik durumları arasındaki değişimi analiz etmektir. Araştırma, Konya’nın merkez ilçeleri olan Selçuklu, Meram ve Karatay’da yaşayan, maddi olmayan emeğin ölçülebilir kısmında yer alan mühendislik, mimarlık, sağlık sektörü ve avukatlık gibi meslek grupları ile; finans, reklamcılık, pazarlama, organizasyon ve insan kaynakları gibi işin iktisadi ve kültürel değerini üreten ancak doğrudan üretim araçlarına etkisi olmayan maddi olmayan emeğin ölçülemeyen kısmında yer alan meslek gruplarını kapsayacak şekilde yürütülmüştür. Bu doğrultuda, “Amaçlı Örneklem Seçme” yöntemiyle belirlenen meslek gruplarına yönelik hazırlanan anket formları, SPSS yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, orta sınıfın ekonomik krizden etkilendiğini, ancak farklı emek türlerine sahip meslek gruplarının krizden etkilenme derecelerinin farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır
Geçmişten Günümüze Anadolu’da Şarap Kültürü ve Mekândaki Yeri: Kapadokya Örneği
Kültür, toplumu yansıtan maddi ve manevi değerlerin bütünüdür. Kültür, insan- çevre ilişkisini etkileyerek nesiller arası sürekliliği sağlamaktadır. İnsanın oluşturduğu mekânlarda içinde yaşadığı topluma ait kültürün izlerine sıklıkla rastlanmaktadır. Mekân, insanların fiziksel çevreyle sınırlarını oluşturan boşluktur. Bu boşluk insanın içinde gerçekleştirdiği eylemlerle işlev kazanmakta ve çeşitlenmektedir. Mekânlar toplumların kültürüne göre değişmekte ve gelişmektedir. Bu sebeple araştırmacılar, kültürün mekân tasarımında belirleyici bir unsur olduğunu düşünmektedir. Bu düşünce, mekânların kültürel aktarımlarla incelenebilmesine olanak sağlamaktadır. Şarap, insanla var olan bir içecektir. Antik Çağ’dan 21. Yüzyıla kadar toplumların sahip olduğu inanç, davranış ve düşünce biçimiyle şarap, halen kültürel aktarım sağlamaya devam etmektedir. Bu sebeple şarabın üretiminden depolanmasına kadar kültürel izleri taşıyan mekânları bulunmaktadır. Literatür taramasıyla incelenen çalışmalar, şarap mekânlarının iklimlendirme, malzeme, aydınlatma açısından mekânsal ölçütlere sahip olması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu tez çalışması şarap kültürünün mekânsal etkileşimini açıklamayı, şarap mekânları tasarımında ölçüt kabul edilen teknik gereksinimler, malzeme ve aydınlatma unsurlarının analiz edilmesini amaçlamaktadır. Bu amaç kapsamında Kapadokya bölgesinde yer alan 27 farklı mekân incelenmiş, literatür taraması sonucu belirlenen ölçütlerle 19’u analiz edilmiştir. Tez çalışmasında kullanılan yöntem aşamaları şu şekildedir: İlk aşamada kültür ve mekân etkileşimi bağlamında Anadolu’da şarap kültürünün tarihçesi ve mekânsal izleri literatürdeki kaynaklarla incelenmiştir. İkinci aşamada şarabın mekânsal gereksinimleri incelenmiş ve kaynak taramasıyla elde edilen verilerle şarap mekânları için ölçütler belirlenmiştir. Bu ölçütler son aşamada çalışma alanı olan Kapadokya bölgesinde belirlenen 19 mekânda incelenmiş ve karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen veriler tablo haline getirilmiş ve bu bölgedeki mekânların şarap kültürüyle ilişkisi değerlendirilmiştir