AXSIS - Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi (Univ. KTO Karatay)
Not a member yet
    5260 research outputs found

    Cardiomyopathy and Elevated Troponin in Sickle Cell Disease

    No full text
    To highlight troponin elevation associated with non-coronary causes during hemolytic crises in patients with sickle cell disease (SCD), examine the impact of these crises on cardiac function, and determine the prevalence of cardiomyopathy and valvular abnormalities during stable periods. This retrospective study included 41 patients with SCD who presented to the emergency department with hemolytic crises between May 18, 2023, and July 30, 2024. Transthoracic echocardiography (TTE) was performed during the emergency visit and repeated at the 1-month outpatient follow-up. TTE assessments included left ventricular ejection fraction (EF), the presence of dilated cardiomyopathy (DCM), valvular pathologies, and cardiac chamber dimensions. DCM was defined as an EF <40% with left ventricular dilatation. Blood tests during hemolytic crises measured troponin T, creatine kinase-MB, and other laboratory markers. The median age of the patients was 32 years (range: 18–68), and 92.7% had positive troponin T levels. Tricuspid regurgitation was detected in 45% of patients, mitral regurgitation in 30%, aortic regurgitation in 2.5%, and left ventricular dilatation in 47.5%. DCM was identified in 6 patients (15%). Coronary computed tomography angiography performed in patients with DCM revealed no coronary obstruction. Among 5 patients with chest pain, invasive coronary angiography showed no evidence of coronary artery disease. Pulmonary hypertension was diagnosed in 61.1% of patients with tricuspid regurgitation. Cardiac changes observed during hemolytic crises in SCD patients are likely due to chronic processes. The development of left ventricular dilatation and DCM in this population necessitates investigation of non-SCD-related causes. Troponin positivity and valvular pathologies underscore the need for close monitoring and comprehensive management in these patients

    Konya Tarihi Kent Merkezindeki Anadolu Selçuklu Medreselerinin Biyofilik Tasarım Kriterleri Açısından İncelenmesi

    No full text
    Konya tarihi kent merkezi, prehistorik devirden kalma kalıntılar içermektedir. Konya çevresindeki arkeolojik çalışmalarda, Alaaddin tepesi civarının eski bir geçmişe sahip olduğu anlaşılmaktadır. Anadolu Selçuklu Devleti’ne başkentlik yapmış Konya’da, eğitim, sağlık, dini ve ticari faaliyetlerin sürdürüldüğü yapılaşma oluşmuştur. Eğitim alanında, tarihi kent merkezinde medreseler açılmıştır. Dini eğitim veren bu medreselerde, İslam dininin temelinde olan doğadan öykünmenin varlığı sorgulanmıştır. Bu çalışmada; tarihi yapılardaki doğadan öykünmenin araştırılması için, biyofilik tasarım kriterlerinden faydalanılmıştır. Konya tarihi kent merkezinde bulunan, Karatay Medresesi, İnce Minareli Medrese, Sırçalı Medrese ve Ali Gav Medresesi araştırılmıştır. Yapılar, çevresiyle birlikte fotoğraflandırılmış ve yerinde incelenmiştir. Biyofilik tasarım kriterlerinin; mekândaki doğa ve doğal analojiler başlıkları altında yer alan 10 kriterin mekânsal arayışlarından hareketle mekânsal karşılıkları belirlenmiştir. Dört medrese, mekânsal karşılıklarına göre analiz edilmiştir. Mekânsal karşılıklar, yapıların görselleri üzerinden açıklanmıştır. Yapılan analiz ve bulgulara göre, incelenen yapılarda doğaya özgü nitelikler tespit edilmiştir. Bu çalışma sonucunda, doğanın tarihi yapılardaki belirleyici rolü anlaşılmakta ve yeni tasarımlar için de doğadan yararlanabileceği öngörülmektedir.The historical centre of Konya contains remains from the prehistoric period. In the archaeological studies around Konya, it is understood that the vicinity of Alaaddin Hill has an ancient history. Konya, which was the capital of the Anatolian Seljuk state, was the centre of educational, health, religious and commercial activities. In the field of education, madrasahs were opened in the historical centre of the city. In these madrasas, which provided religious education, the existence of imitation of nature, which is the basis of the Islamic religion, was questioned. In this study, biophilic design criteria were used to investigate the emulation of nature in historical buildings. Karatay Madrasa, Ince Minareli Madrasa, Sırçalı Madrasa and Ali Gav Madrasa in the historical centre of Konya were studied. The buildings and their surroundings were photographed and analysed on site. The spatial equivalents of the 10 criteria under the headings of nature in space and natural analogies of biophilic design criteria were determined based on spatial searches. Four madrasahs were analysed for their spatial correspondences. Spatial correspondences were explained through the visuals of the buildings. According to the analyses and findings, nature-specific qualities were identified in the structures studied. As a result of this study, the determining role of nature in historical buildings is understood and it is predicted that nature can be used for new designs

    Gelir Çeşitliliği ve Kredi Kullanımının Performansa Etkisi: Türk Aracı Kurumları Üzerine Kantitatif Bir Yaklaşım

    No full text
    Bu çalışma, 2005–2024 döneminde Türkiye sermaye piyasasında faaliyet gösteren aracı kurumların finansal performansını, çok kriterli karar verme (ÇKKV) tekniklerinden IDOCRIW (kriter ağırlıklandırma) ve COBRA (alternatif sıralama) yöntemleri aracılığıyla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Aracı kurumların gelirlerinin büyük bir kısmını (%60–75) alım satım komisyonlarından elde etmeleri ve komisyon dışı gelirlerin (%25–40) sınırlı kalması, sektörün sürdürülebilirliği açısından ciddi bir kırılganlık göstermektedir. Bu çerçevede, çalışma aracı kurumların performansını yatırımcı davranışları, kaldıraç kullanımı ve gelir yapısı ekseninde kapsamlı şekilde analiz etmektedir. Çalışmada kullanılan veri seti, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) tarafından yayımlanan istatistikler temel alınarak oluşturulmuştur. Karar matrisi altı temel kriter üzerinden şekillendirilmiştir: kredi sözleşmeli yatırımcı oranı, kredi kullanan yatırımcı oranı, kredi kullanım oranı, kredili işlem oranı, komisyon gelir oranı ve faiz gelir oranı. Bu kriterler hem yatırımcı risk iştahı hem de aracı kurumların gelir çeşitliliği açısından kritik öneme sahiptir. IDOCRIW yöntemiyle belirlenen kriter ağırlıkları, COBRA yöntemiyle yıl bazlı performans sıralamalarında kullanılmıştır. IDOCRIW sonuçlarına göre, \"müşterilerden alınan faiz geliri/satış gelirleri\" kriteri %65,22 ile en yüksek ağırlığa sahip olurken, \"kredi kullanan yatırımcı sayısı/pay senedi yatırımcı sayısı\" yalnızca %2,76 ağırlıkla en düşük değere sahip olmuştur. Bu durum, faiz gelirlerinin aracı kurum performansı üzerinde baskın rol oynadığını göstermektedir. COBRA yöntemiyle yapılan sıralamada 2009 yılı en yüksek performansı gösterirken, 2024 yılı en düşük performansa sahip yıl olarak belirlenmiştir. 2009 yılındaki yükseliş, komisyon gelirlerindeki artış ve faiz gelirlerindeki azalma ile açıklanabilirken, 2024 yılındaki düşüş yüksek işlem hacmine rağmen gelir yapısının sürdürülemezliğini ortaya koymaktadır. Sıralamaların güvenilirliği, VIKOR, TOPSIS, ARAS, EDAS ve MABAC gibi diğer mesafe tabanlı ÇKKV yöntemleriyle karşılaştırılarak Spearman sıra korelasyon analizi ile test edilmiştir. Analizler, COBRA yöntemi ile diğer yöntemler arasında yüksek düzeyde korelasyon (ρ > 0,80) olduğunu ortaya koymuştur. TODIM yöntemi ise diğerlerinden belirgin şekilde farklı sıralama üretmiş ve korelasyon göstermemiştir. Ayrıca duyarlılık analizleri kapsamında, en yüksek ağırlığa sahip kriterin ağırlığı %90 oranında azaltıldığında sıralamalarda küçük sapmalar gözlemlenmiş, ancak genel sıralama yapısının korunduğu görülmüştür. Alternatif ağırlıklandırma yöntemleri (MEREC, CRITIC, NMD) ile yapılan analizler de IDOCRIW yönteminin tutarlılığını desteklemiştir. Çalışmanın sonuçları, aracı kurumların sadece komisyon gelirine dayalı yapılarından uzaklaşarak danışmanlık, portföy yönetimi ve halka arz gibi katma değerli hizmetlere yönelmesi gerektiğini göstermektedir. Ayrıca, yatırımcı davranışlarının izlenmesi ve kaldıraçlı işlemlerin daha dikkatli yönetilmesi operasyonel risklerin azaltılmasına katkı sağlayacaktır. Düzenleyici kurumların, gelir çeşitliliğini teşvik eden politikalar geliştirmesi sektörel sürdürülebilirlik açısından kritik öneme sahiptir. Bu çalışma, mikro düzeyde bireysel firma analizlerinin ötesine geçerek, makro düzeyde sektörel bir değerlendirme sunmakta ve karar alıcılar ile politika yapıcılar için ampirik temelli stratejik bilgiler sağlamaktadır. Modelin esnekliği ve yöntemlerin tutarlılığı dikkate alındığında, IDOCRIW tabanlı COBRA yaklaşımının sermaye piyasalarında performans değerlendirmeleri için etkin ve güvenilir bir araç sunduğu sonucuna ulaşılmıştır.This study evaluates the financial performance of brokerage houses operating in Türkiye’s capital markets during the period 2005-2024 using multi-criteria decision-making (MCDM) techniques, namely IDOCRIW for criteria weighting and COBRA for alternative ranking. The motivation stems from the structural fragility in the sector, where brokerage houses remain highly dependent on trading commissions—comprising 60–75% of their service revenues—while generating only 25-40% from non-commission income streams. This concentration indicates a lack of revenue diversification and undermines long-term financial sustainability. Accordingly, the study provides a comprehensive framework for analyzing performance through the lenses of investor behavior, leverage usage, and income structure. The dataset was compiled from the Turkish Capital Markets Association (TSPB) and consists of six key financial indicators: the ratio of investors with margin agreements, ratio of margin users, margin utilization rate, ratio of margin trading volume to equity volume, commission income to sales ratio, and interest income to sales ratio. These indicators offer insights into both institutional performance and investor risk appetite. IDOCRIW, which integrates Entropy and CILOS methods to determine objective weights, was used to compute the relative importance of the criteria. The COBRA method was then applied to rank the performance of each year within the dataset. According to the IDOCRIW results, the most significant factor was “interest income from clients as a share of sales revenue” which received the highest weight of 65.22%. In contrast, the “ratio of margin users to equity investors” had the lowest weight at 2.76%. These findings underscore the decisive role of credit-based income in brokerage performance. COBRA rankings indicated that 2009 was the best-performing year, primarily due to a 37% increase in commission income and a 34% decrease in interest income compared to the previous year. Meanwhile, 2024 showed the lowest performance despite record trading volumes and rising investor numbers, revealing deeper structural vulnerabilities. To test the robustness of the results, alternative rankings using other distance-based MCDM methods-VIKOR, TOPSIS, ARAS, EDAS, and MABAC-were compared. Spearman rank correlation analysis revealed strong correlations (ρ > 0.80) between COBRA and these methods, supporting the validity of the results. The TODIM method, which incorporates gain/loss sensitivity, produced significantly different rankings and did not correlate meaningfully with the others. Sensitivity analysis was also conducted to test the model’s stability: reducing the weight of the dominant K6 criterion by up to 90% caused only minor shifts in rankings, indicating that the overall evaluation framework remains consistent under changing assumptions. Further comparisons with other weighting methods such as MEREC, CRITIC, and NMD confirmed the consistency and reliability of the IDOCRIW-based model. The findings suggest that brokerage houses must reduce their dependency on commission income by expanding into high value-added services such as investment advisory, portfolio management, and IPO consultancy. Additionally, close monitoring of investor behavior and prudent leverage management are essential for mitigating operational risks. Regulatory bodies should promote income diversification through incentives and develop stricter oversight mechanisms to ensure sustainability. The study also recommends caution regarding zero-commission marketing strategies, which may distort competition and conceal hidden costs. Unlike previous research focused on firm-level analysis, this study adopts a macro-level approach by providing a year-based sectoral evaluation. The proposed IDOCRIW-COBRA framework offers practical implications for decision-makers, investors, and policymakers by presenting an empirically grounded model for sector-wide performance measurement

    Coherent J/ψ Photoproduction at Midrapidity in Pb−Pb Collisions at sNN=5.02 TeV

    No full text
    The coherent J/ ψ photoproduction cross section is measured for the first time at midrapidity in peripheral to semicentral Pb−Pb collisions at sNN=5.02 TeV. The centrality differential cross section d σ /d y is reported for the centrality range 40–90%, together with the doubly-differential cross section d2 σ /d y d p T, extracted in two peripheral centrality classes. The J/ ψ mesons are reconstructed in the dielectron channel, in the rapidity interval | y | < 0.9 using the ALICE central barrel detectors. The J/ ψ cross section at midrapidity is statistically compatible to the earlier ALICE measurement at forward rapidity and at the same centre-of-mass energy, and shows only a mild centrality dependence over the covered range. Several sets of theoretical calculations taking into account the hadronic overlap in the collisions but ignoring possible final-state effects from a hot expanding medium are found to give a fairly good description of the current measurements within uncertainties. © 2025 The Authors

    Multiplicity dependence of Υ production at forward rapidity in pp collisions at √ = 13 TeV

    No full text
    The measurement of Υ(1S), Υ(2S), and Υ(3S) yields as a function of the charged-particle multiplicity density, dch∕d, using the ALICE experiment at the LHC, is reported in pp collisions at √ = 13 TeV. The Υ meson yields are measured at forward rapidity (2.5 << 4) in the dimuon decay channel, whereas the charged-particle multiplicity is defined at central rapidity (|| < 1). Both quantities are divided by their average value in minimum bias events to compute the self-normalized quantities. The increase of the self-normalized Υ(1S), Υ(2S), and Υ(3S) yields is found to be compatible with a linear scaling with the self-normalized dch∕d, within the uncertainties. The self-normalized yield ratios of excited-to-ground Υ states are compatible with unity within uncertainties. Similarly, the measured double ratio of the self-normalized Υ(1S) to the self-normalized J/ yields, both measured at forward rapidity, is compatible with unity for self-normalized charged-particle multiplicities beyond one. The measurements are compared with theoretical predictions incorporating initial or final state effects

    Adölesanlarda Duygusal Zeka Düzeyleri İle Problem Çözme Becerileri Ve Duygu Düzenleme Durumları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

    No full text
    Giriş: Adölesan dönemi, yaşam evrelerinin önemli bir bölümü oluşur ve bu süreçte bireysel, sistematik, hormonal, davranışsal ve fiziksel açıdan belirgin değişiklikler meydana gelir. Bu dönem, gençlerin gelişimlerinin hızlandığı ve çeşitli dönüşümlerin gerçekleştiği bir zaman dilimidir. Amaç: Bu araştırma adölesanların duygusal zeka düzeyleri ile problem çözme becerileri ve duygu düzenleme durumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Kesitsel ve ilişki arayıcı türde yapılan araştırma örneklemini Konya ilinde bir ortaokulda öğrenim gören, 11-14 yaş aralığında olan, 370 öğrenci oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında ’Kişisel Bilgi Formu, Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği- Adölesan Kısa Formu (DZÖÖ-KF), Problem Çözme Becerilerine Yönelik Algı Ölçeği (PÇBYAÖ), Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği (EİDDÖ) kullanılmıştır. Veriler, IBM SPSS Statistics Standard Concurrent User V 26 yazılımı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalamalarının 12,38 ± 0,94 yıl olduğu, %55,7’sinin 10-12 yaş aralığında, %38,4’ünün 6. sınıf öğrencisi, %31,4’ünün 7. Sınıf öğrencisi, %30.2’sinin 8.sınıf öğrencisi olduğu belirlenmiştir. DZÖÖ 71,38 ± 14,36 puan ortalaması, PÇBYAÖ 78,63 ± 13,24 puan ortalaması ve EİDDÖ ise 52,64 ± 9,46 puan ortalaması olarak bulunmuştur. PÇBYAÖ ile DZÖÖ toplam skoru ve alt boyutları arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunduğu (p<0,05) ve PÇBYAÖ puanları ile EİDDÖ toplam skoru ve alt boyutları arasında da pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç: Araştırma sonuçları katılımcıların duygusal zekâ seviyesinin yüksek olduğunu, güçlü problem çözme becerilerine sahip olduklarını ve duygu düzenleme becerilerinin ortalama seviyede olduğunu göstermektedir

    Effects Of Ketamine And Esketamine On Cognitive Functions İn Treatment-Resistant Depression

    No full text
    Majör depresif bozukluk, yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ve bilişsel bozulmalara yol açarak iş, eğitim ve sosyal yaşamda ciddi aksaklıklara neden olan bir halk sağlığı sorunudur. Tedaviye dirençli depresyon, en az iki farklı antidepresan ilacın yeterli süre ve dozda kullanımına rağmen depresyon belirtilerinde iyileşme sağlanamaması durumudur. Mevcut farmakolojik yaklaşımlar, tedaviye dirençli depresyon hastalarının yarısında yetersiz kalmakta ve bu ilaçların bilişsel bozulmalar üzerindeki etkileri sınırlı kalmaktadır. Dolayısıyla, yeni ve etkili tedavi yöntemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu derlemenin amacı, tedaviye dirençli depresyon hastalarının tedavisinde kullanılan ketamin ve esketaminin bilişsel fonksiyonlar üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Bu bağlamda gerekli alan yazın incelenmiş ve güncel çalışmalar değerlendirilmiştir. Randomize kontrollü çalışmaların sonuçları, ketaminin tedaviye dirençli depresyon tedavisinde etkili olduğunu ve belirli bilişsel alanlarda iyileşme sağlayabileceğini göstermektedir. Özellikle 0.5 mg/kg ketamin infüzyonuna yanıt veren hastalarda görsel bellek, işleme hızı, çalışma belleği ve dikkat gibi bilişsel işlevlerde anlamlı iyileşmeler kaydedilmiştir. Ancak, uzun süreli ketamin kullanımının mekânsal işlem belleği üzerinde olumsuz etkileri olabileceği belirtilmiştir. Esketamin ise NMDA reseptör antagonisti olarak hızlı ve etkili antidepresan sonuçlar elde etmiş, bilişsel işlevlerde stabilite veya iyileşme sağlamıştır. Ayrıca, intranazal uygulanabilirliği de pratik bir avantaj sunmaktadır. Ancak, yüksek dozda esketamin kullanımının nörotoksik etkiler ve bilişsel işlevler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğine dair bulgular vardır. Her iki ilacın da depresyon semptomları ve bilişsel işlevler üzerindeki etkileri doz, kullanım süresi ve uygulama sıklığına bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Sonuç olarak, ketamin ve esketaminin tedaviye dirençli depresyon tedavisinde ve bilişsel semptomların düzelmesinde önemli bir potansiyele sahip olduğu görülmekle birlikte, uzun vadeli etkiler ve güvenilirlik konusunda daha fazla araştırma gerekmektedir

    Dirsek Problemleri ve Fizyoterapisi

    No full text
    Fizyoterapi ve rehabilitasyon eğitimi, modern tıbbın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş, çok disiplinli yaklaşımları kapsayan bir eğitim sürecidir. İnsan vücudunun anatomisi, fizyolojisi, hareket sistemleri, ve hastalık süreçleri hakkında detaylı bilgi gerektiren bu meslek, sağlığın korunması, hastaların yaşam kalitesinin sağlanması ve sürdürülmesi için araştırma ve uygulamaya yönelik uzmanlık sağlamaktadır. Mesleki eğitimin içeriği çok kapsamlı olup lisansüstü programları ile her geçen gün daha da gelişmektedir. İyi eğitim almış fizyoterapistler sadece hastalığın tedavi sürecinde değil, sağlığın korunması ve sürdürülmesinde de yer alarak toplum sağlığına da katkıda bulunmaktadırlar

    Probing Strangeness Hadronization with Event-by-Event Production of Multistrange Hadrons

    No full text
    This Letter presents the first measurement of event-by-event fluctuations of the net number (difference between the particle and antiparticle multiplicities) of multistrange hadrons Ξ- and Ξ¯ and its correlation with the net-kaon number using the data collected by the ALICE Collaboration in pp, p-Pb, and Pb-Pb collisions at a center-of-mass energy per nucleon pair sNN5.02 TeV. The statistical hadronization model with a correlation over three units of rapidity between hadrons having the same and opposite strangeness content successfully describes the results. On the other hand, string-fragmentation models that mainly correlate strange hadrons with opposite strange quark content over a small rapidity range fail to describe the data. © 2025 CERN

    6413 Sayılı Tsk Disiplin Kanunu Uyarınca Disiplin Suç Ve Cezaları Yüksek

    No full text
    Ülke dışından gelecek tehdit ve tehlikelere karşı Türk vatanını savunmakla görevli askerî kuvvet olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nde uygulanan disiplinin kurumun temel yapı taşı olduğu ve kurumda katı ve otoriter bir hiyerarşik yapının oluşturulduğu görülmektedir. Disiplinin TSK için önemi “disiplinin olmadığı yerde kan ve gözyaşı vardır” şeklindeki sözle ifade edilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri açısından etkin bir disiplin anlayışının varlığı, 6413 sayılı Kanunu’nda 69 adet disiplinsizliğin detaylı bir şekilde düzenlenmesiyle kendisini göstermektedir. 6413 sayılı Kanun m. 8/2’de disiplin amir ya da disiplin kurullarına kanunda yer alan 69 disiplinsizliğin yanı sıra ağırlıkları bakımından benzer eylemler teşkil ettiği düşünülen disiplin bozucu eylemlerin de cezalandırılabileceği hususuna yer verilmiştir. Emirleri derhal yerine getirme zorunluluğunu ifade eden “mutlak itaat” kavramı, orduları sivil kuruluşlardan ayıran en belirgin özelliktir. Bu anlayış çerçevesinde, ordu yapısının temeli disiplin, disiplinin ise mutlak itaate dayandırılmaktadır. Mutlak itaat ilkesi, ordu mensuplarının arasındaki sıkı hiyerarşinin varlığını sürdürebilmesi için gereklidir. Ordunun bulunduğu özel konum ve stratejik önemi, askerî disiplini yalnızca askerî hukuk kuralları çerçevesinde tesis edebilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu sebeple, ordulara özgü bir mevzuatın varlığı, disiplinin sağlanması açısından elzem bir gereklilik arz etmektedir

    786

    full texts

    5,260

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    AXSIS - Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi (Univ. KTO Karatay)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇