AXSIS - Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi (Univ. KTO Karatay)
Not a member yet
5260 research outputs found
Sort by
Tarsus Gazetesine Göre Cumhuriyet İnkılapları: Sosyal ve Kültürel Dönüşüm
Sosyal ve kültürel alanların düzenini sağlayan ve bu alanlardaki gelişmelere kendi isteği doğrultusunda yön veren birtakım toplumsal dinamiklerin, kamuya basın yoluyla bildirilmesi tarih boyunca önemli görülmüştür. Kamu üzerinde bilgilendirici, eğitici ve öğretici görevler üstlenen basın; Cumhuriyet döneminde de rolünü ortaya koymaktadır. İnsanların bu dönemde içinde bulunduğu dünyayı anlamasına ve bu yönde düşüncelerini geliştirmesine yardımcı olan basına karşı ilgisi artmıştır. Kamu ile etkileşim içinde olup halka karşı sorumlulukları olan basının, çağdaş ve yenilikçi bir toplum inşasında özel bir yeri olduğunu göstermektedir. Bu düzenin kurulmasına katkı sağlayan çeşitli birtakım inkılapların halka erişiminde en etkili aracın basın olduğu düşünülerek, Türkiye’de hem millî hem de yerel olarak basılan gazeteler mevcuttur. Döneme ait Cumhuriyet inkılaplarının sosyal ve kültürel yansımalarının halka anlatılmasında önemli görevler üstlenen; Tarsus gazetesi de toplumsal dönüşümlerin taşradaki önemli bir sözcüsü konumundadır. Gazete, Cumhuriyet İnkılaplarının sosyal ve kültürel dönüşüm süreçlerinin yerel halk üzerindeki etkilerini haber yapması sebebiyle dönemin önemli bir basın kaynağıdır. Bu nedenle bu inkılapların yerel halka ne şekilde aktarıldığı, hangi çerçevede sunulduğu ve inkılaplara olan tepkilerin yansıma biçimleri araştırma soruları kapsamında ele alınacak olup, çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmada, Tarsus gazetesi’nin 1923-1928 yılları arasındaki yayınları incelenerek, Cumhuriyet inkılaplarının sosyal ve kültürel boyutlarına odaklanılması, yapılan haberlerin yerel halk üzerindeki etkilerinin bu süreçte oynadığı rolün analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada, Tarsus gazetesi’nin geçmişe ait yayınlanan gazete arşivleri doküman ve içerik analizi ile alan yazın taraması yöntemleri kullanılmaktadır. Çalışma, mahalli bir gazetenin perspektifinden inkılapların taşradaki algısını yayın aracılığıyla ortaya çıkarmış, millî politikaların yerel düzeyde nasıl yankı bulduğuna ve halkın sosyal ve kültürel dönüşüm süreçlerine ulaşmıştır
Koroner Arter Hastalığı Olan Bireylerde Uykusuzluğun Yorgunluk, Depresyon, Anksiyete ve Stres Üzerine Etkisi
Bu araştırma, koroner arter hastalığı olan bireylerde uykusuzluğun yorgunluk, depresyon, anksiyete ve stres düzeyleri üzerindeki etkisini belirlemek ve bu değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Koroner arter hastalığı, yalnızca fizyolojik süreçleri değil, aynı zamanda bireylerin psikolojik ve sosyal iyilik hâlini de etkileyen çok boyutlu bir sağlık sorunudur. Özellikle uykusuzluk ve yorgunluk gibi semptomların, psikolojik sorunlarla birlikte görülmesi hastalığın seyrini ve tedaviye uyumu olumsuz yönde etkileyebilmektedir.
Araştırma, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde planlanmış olup Haziran–Eylül 2025 tarihleri arasında Meram Tıp Fakültesi üniversite hastanesinin kardiyoloji kliniğinde koroner arter hastalığı tanısı ile izlenen 252 birey ile yürütülmüştür. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Kısa Yorgunluk Ölçeği, Uykusuzluk Şiddet İndeksi ve Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. İstatistiksel analizlerde tanımlayıcı istatistikler, korelasyon analizleri ve aracılık analizleri uygulanmıştır.
Araştırma bulguları, koroner arter hastalığı olan bireylerde uykusuzluk düzeyinin arttıkça yorgunluk, depresyon, anksiyete ve stres düzeylerinin anlamlı biçimde yükseldiğini göstermiştir. Ayrıca yorgunluğun, uykusuzluk ile depresyon, anksiyete ve stres arasındaki ilişkide aracı bir rol üstlendiği belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, koroner arter hastalığı yönetiminde uyku sorunlarının ve ilişkili psikolojik belirtilerin birlikte ele alınmasının önemini ortaya koymaktadır. Bu bulgular, hemşirelik bakımının bütüncül ve multidisipliner bir yaklaşımla planlanmasına katkı sağlamaktadır
The Effect of a Mobile Application Robot Developed for Pediatric Diabetes Management on Children's Quality of Life, Diabetes Self-Management, and Physiological Parameters
Purpose: This study aimed to evaluate the effectiveness of a mobile application robot developed to support Type 1 Diabetes Mellitus (T1DM) management in children, by examining its impact on children's quality of life, diabetes self-management, and physiological parameters such as HbA1c and blood glucose levels. Design and methods: A pretest-posttest experimental design with control and intervention groups was used. The sample consisted of 60 children with T1DM, randomly assigned to intervention (n = 30) and control (n = 30) groups. Data were collected using the Socio-Demographic Data Form, Diabetes Self-Management Scale for Children and Parents, and the Quality of Life Scale in Children with Diabetes Mellitus. The intervention group received educational modules and personalized exercise videos via a mobile application robot. Data were analyzed using repeated measures MANOVA, one-way repeated measures ANOVA, and Bonferroni-corrected paired t-tests. Results: There was no significant difference in socio-demographic characteristics between groups (p > .05). Significant improvements were found in diabetes self-management scores in children over time and for the group*time interaction (p .05). Parental selfmanagement scores showed significant differences over time, between groups, and in group*time interaction (p < .05). The intervention group also demonstrated significantly lower mean HbA1c and blood glucose levels over time (p < .05). Conclusion: The mobile application robot positively influenced diabetes self-management and physiological parameters in children with T1DM. The intervention also enhanced parental involvement in diabetes management. These findings highlight the potential of mobile health technologies in pediatric diabetes care. Practice implications: The integration of mobile application robots into routine diabetes education may enhance both self-management behaviors and metabolic control in children with T1DM. Healthcare professionals, particularly pediatric nurses, should consider incorporating such technologies to support comprehensive diabetes care and family-centered interventions. *: refers to group time interaction. (c) 2025 Elsevier Inc. All rights are reserved, including those for text and data mining, AI training, and similar technologies
Özel Hastanelerde İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliğindeki Hukuki Sorumluluğu
Bu çalışma, Türkiye'deki özel hastanelerde iş sağlığı ve güvenliği (İSG) uygulamalarını
inceleyerek, mevzuatın etkinliğini, işverenin sorumluluklarını ve iş sağlığı ve güvenliği
kültürünün sağlık kurumlarındaki önemini tartışmıştır. Bulgular, 6331 sayılı İSG
Kanunu'na rağmen, Türkiye'deki özel hastanelerin iş sağlığı ve güvenliği
uygulamalarında ciddi zorluklarla karşılaştığını göstermektedir. Özellikle küçük ve orta
ölçekli hastaneler, kaynak eksiklikleri ve yetersiz denetimler nedeniyle iş sağlığı ve
güvenliği mevzuatına tam uyum sağlayamamaktadır. Ayrıca, eğitimlerin yetersiz olması
ve psikolojik sağlık gibi önemli alanların göz ardı edilmesi, sağlık çalışanlarının
güvenliğini tehdit etmektedir. iş sağlığı ve güvenliği kültürünün sağlık kurumlarında
güçlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu kültürün yerleşmesi için işverenlerin
yalnızca yasal yükümlülükleri yerine getirmekle kalmayıp, aynı zamanda çalışanların
sağlığını korumak adına etik sorumluluklarını da yerine getirmeleri gerekmektedir. Bu
bağlamda, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin sürekli hale getirilmesi, denetimlerin
artırılması, küçük hastanelere finansal destek sağlanması ve psikolojik sağlık
önlemlerinin alınması önerilmiştir. Sonuç olarak, sağlık sektöründe daha sağlıklı ve
güvenli çalışma ortamları oluşturmak için iş sağlığı ve güvenliği kültürünün güçlü bir
şekilde yerleşmesi gerekmektedir
Deprem Sonrası Betonarme Yapılarda Kolon Ve Kirişlerde Oluşan Çatlakların Mafsal Kapasitesine Etkisi
Türkiye’de yapıların deprem güvenliğinin sağlanması amacıyla yürürlüğe konulan
Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY 2018), yeni inşa edilecek binalar için tasarım
esaslarını tanımlamanın yanı sıra, mevcut yapıların deprem performanslarının
değerlendirilmesine ilişkin temel ilkeleri de ortaya koymaktadır. Ancak literatürde yer
alan birçok bilimsel çalışmada, performans analizleri gerçekleştirilirken, yapısal
elemanlarda mevcut olan hasar durumunun performans hedeflerinin belirlenmesinde
yeterince dikkate alınmadığı görülmektedir. Bu tez çalışması kapsamında, mevcut yapı
stoğunu temsil edecek şekilde Türkiye Deprem Yönetmeliği 1998 ve Türkiye Bina
Deprem Yönetmeliği 2018 esaslarına göre tasarlanan hasarlı betonarme kolon–kiriş
birleşimlerine ait deney numuneleri üzerinde monotonik ve tersinir–tekrarlanır yükleme
deneyleri gerçekleştirilmiştir. Deneyler sonucunda elde edilen veriler kullanılarak
numunelere ait çatlak gelişimi, taşıma kapasitesi oranları, yük–deplasman ilişkileri,
süneklik oranları, enerji sönümleme kapasiteleri, moment–dönme eğrileri, plastik
mafsallaşma davranışları ve performans hedeflerine ilişkin tahminler detaylı bir şekilde
değerlendirilmiştir. Sonuç olarak bu tez çalışması; deprem sonrası hasar almış betonarme
kolon–kiriş birleşimlerinin performans değerlendirmesinde, mevcut hasar düzeyinin nicel
olarak dikkate alınmasının zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır. Elde edilen deneysel
veriler, performans analizlerinde kullanılan idealize kabullerin gözden geçirilmesi
gerektiğine işaret etmekte ve mevcut yapıların değerlendirilmesine yönelik daha gerçekçi,
hasar temelli analiz yaklaşımlarının geliştirilmesi için güçlü bir veri altyapısı
sunmaktadır. Bu yönüyle çalışma, hem literatüre deneysel katkı sağlaması hem de
mühendislik uygulamalarında daha güvenli ve tutarlı kararların alınmasına ışık tutması
bakımından önemli bir referans niteliği taşımaktadır
Beton Dolgulu Çelik Kutu Kesitli Çerçevelerin Yatay Yük Altında Deneysel İncelenmesi
Çelik yapı sistemlerinde, özellikle deprem etkilerine karşı yatay rijitliğin ve enerji sönümleme kapasitesinin artırılması büyük önem taşımaktadır. Beton dolgulu çelik kutu kesitli kolonlar, çeliğin sünekliği ile betonun basınç dayanımını birleştirerek yüksek performans sağlarken, çapraz elemanların kullanılması yanal ötelenmelerin sınırlandırılmasında kritik bir rol oynamaktadır. Bu tez çalışmasında, içi boş ve beton dolgulu kutu kesitli kolon ve kirişten oluşan moment aktaran ve merkezi çaprazlı çelik çerçevelerin monotonik yükleme altındaki davranışı deneysel olarak incelenmiştir. Çalışma kapsamında, kolon-kiriş birleşimlerinde literatürde yer alan nervür plakaları ile rijitleştirilmiş alın levhalı ve L tipi plakalı olmak üzere iki farklı birleşim tipi tercih edilmiştir. Bu birleşim detayları kullanılarak, 4 adet içi boş ve 4 adet beton dolgulu olmak üzere toplam 8 adet tek katlı, tek açıklıklı çerçeve numunesi üretilmiştir. Numuneler laboratuvar ortamında yatay monotonik yük altında test edilerek; yük taşıma kapasiteleri, süneklik oranları, enerji sönümleme kapasiteleri ve göçme modları belirlenmiştir. Deneysel sonuçlar, beton dolgu uygulamasının moment aktaran çerçevelerin yük taşıma kapasitesini birleşim tipine bağlı olarak ciddi oranda artırdığını, çaprazlı sistemlerde ise bu artışın daha sınırlı düzeyde kaldığını göstermiştir. Sisteme merkezi çapraz eklenmesi hem boş hem de beton dolgulu çerçevelerde yük taşıma kapasitesini çok yüksek oranda artırarak yanal rijitliği önemli ölçüde iyileştirmiştir. Birleşim tipleri kıyaslandığında, nervürlü alın levhalı detayının tüm çerçevelerde L tipi plakalı detaya göre daha yüksek dayanım ve rijitlik sağladığı, en yüksek dayanım kapasitesinin beton dolgulu ve alın levhalı birleşimli çaprazlı çerçevede elde edildiği tespit edilmiştir
Osmanlı Döneminde Uşak’a Bağlı Çamyuva (Mıngırap) Köyü’nün Sosyal ve Ekonomik Yapısı
Çalışmada Çamyuva Köyü, tarihi, sosyal ve ekonomik yönleriyle ele alınmıştır. Osmanlı döneminde köyle ilgili ortaya konulan kayıtlar, ayrıntılı bilgiler sunmaktadır. Çamyuva Köyü, bu belgeler ışığında daha önce müstakil bir incelemenin konusu olmamıştır. Bu çalışmada ise ilgili kayıtlar temel bilgi kaynakları olarak ele alınmıştır. Bu çerçevede öncelikle Çamyuva Köyü hakkında 16. yüzyıla dayanan tahrir defterlerindeki nitel ve nicel veriler değerlendirilmiştir. İlgili çalışmalardan faydalanılarak köyün durumu, Uşak’ın diğer köyleriyle birlikte ele alınmıştır. Daha sonra 17. ve 19. yüzyılda kaydedilen vergi, nüfus ve temettüat defterleri incelenmiş, köyün günümüzdeki durumuyla 19. yüzyıldaki durumu karşılaştırılmıştır. Özellikle köyün 19. yüzyıldaki toplum ve aile yapısından günümüze ulaşan izler tespit edilmeye çalışılmıştır. Nitekim nüfus ve temettüat defterleri, köyün aile yapısı, nüfus durumu ile taşınır ve taşınmaz mal varlıkları hakkında bilgiler içermektedir. Köydeki ailelerin mesleki durumu, fiziksel özellikleri, gelir kaynakları, birbirleri ile olan akrabalık bağları ve ortaklık ilişkileri açıklanmıştır. Ayrıca günümüzde Çamyuva Köyü’ne bağlı olan Şıhhasan Mahallesi’nin tarihi benzer bakış açısıyla ele alınmıştır. Hem Çamyuva Köyü hem Şıhhasan Mahallesi, yakın yerleşim yerleriyle kıyaslandığında çok erken dönemlerde kurulmuş olup incelemeye değer kaynaklara sahiptir. Bu kaynaklar, iki yerleşim yerinin yanı sıra Uşak şehrinin tarihi ve sosyal yapısı için de önemli bilgiler içermektedir
Çukur-Hendek Operasyonları (2013-2016)
Bu tez çalıĢması, 2013-2016 yılları arasında PKK terör örgütünün Türkiye‟deki faaliyetlerini, “Çözüm Süreci”nden baĢlayarak “çukur-hendek” kalkıĢmalarına kadar uzanan dönemdeki geliĢmeler çerçevesinde ele almaktadır. AraĢtırmada, öncelikle Çözüm Süreci‟nin doğuĢu, hedefleri ve toplumsal etkileri incelenmiĢ; ardından sürecin baĢarısızlığa uğramasına yol açan nedenler değerlendirilmiĢtir. Özellikle Suriye iç savaĢının meydana getirdiği bölgesel güvenlik boĢluğu, PKK‟nın örgütsel kapasitesini artırmasına imkân tanımıĢ, bu da örgütün Türkiye‟deki stratejik yönelimlerini doğrudan etkilemiĢtir.
2015 yılı itibarıyla örgütün Ģehir merkezlerinde “çukur ve hendek” stratejisini benimsemesi, devletin güvenlik politikalarının köklü bir Ģekilde değiĢmesine neden olmuĢtur. ÇatıĢmalar, kırsal alanlardan Ģehir merkezlerine taĢınmıĢ; kamu düzeni, Ģehir güvenliği ve toplumsal barıĢ ciddi biçimde sarsılmıĢtır. Devletin yürüttüğü kapsamlı güvenlik operasyonları neticesinde kalkıĢmalar (isyanlar) baĢarısızlığa uğratılmıĢ, örgütün Ģehir yapılanmaları büyük ölçüde tasfiye edilmiĢtir.
Sonuç olarak bu dönem, PKK terör örgütüyle mücadelenin yalnızca askeri yöntemlerle değil, aynı zamanda siyasi, toplumsal ve bölgesel boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Tezin temel amacı, 2013-2016 arasındaki geliĢmeleri güvenlik merkezli bir perspektiften analiz ederek, Türkiye‟nin terörle mücadelesinde karĢı karĢıya kaldığı dinamikleri Ģumüllü/kapsayıcı biçimde ortaya koymaktır
Optimizing location selection for foreign trade intelligence centres using spherical fuzzy methods
This investigation focuses on a vital research topic that has significant research gaps in the literature, such as the selection of locations for foreign trade intelligence centres, which have a critical role in a country’s development, a country’s development and export capabilities. Previous studies have primarily addressed site selection in the
context of manufacturing industries and retail outlets, focusing on strategies, and often ignored the unique requirements of foreign trade intelligence operations. This study solves the problem by considering the requirements of an innovative and integrated decision-making approach developed in the context of foreign trade intelligence centres, while at the same time filling the relevant research gap. The proposed model provides a mathematical form by extending Delphi management with spherical fuzzy sets to highlight influential evaluation criteria, as well as providing an integrated decision-making model extended with spherical fuzzy numbers to assess alternatives and determine rankings. Ten primary evaluation criteria are established to present a set of criteria for the authorities. The importance level of the criteria and assessments of alternatives for these criteria are aggregated spherical fuzzy numbers. A mixed integer non-linear multi-objective mathematical model is developed for the previous stages’ outputs and different parameters. The results of the empirical application in
Turkey show that Mersin is the most suitable alternative due to its attractive government incentives and strong commercial vitality compared to other options. The robustness checks verified the model’s validity and reliability, proving a consistent decision-making tool for decision-makers and policymakers in the context of systematic decision-making
Karaman’da Komşuluk ve Komşuluk Kültürü
Bu araştırma, Karaman ilinde komşuluk ilişkilerinin mevcut durumunu ve bu ilişkileri etkileyen faktörleri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış ve tarama modeli benimsenmiştir. Veriler, 2025 yılının Eylül-Kasım aylarında 403 katılımcıdan anket yoluyla toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler ve Ki-Kare testi kullanılmıştır.
Bulgular, Karaman'da komşuluk ilişkilerinin hâlâ güçlü olduğunu göstermektedir. Katılımcıların %80,9'u komşularıyla görüşmekte ve %62,8'i komşularından memnundur. Ancak %19,1'inin komşularıyla hiç ilişkisi olmaması, modern kent yaşamının bireyselleştirici etkisinin başladığına işaret etmektedir.
İkamet süresi, komşuluk ilişkilerinin kurulmasında belirleyici bir faktördür. Yeni taşınanların %54,5'i komşularıyla görüşmezken, 5 yıl ve üzeri ikamet edenlerde bu oran %88'in üzerine çıkmaktadır. Kadınlar (%84,5) erkeklere (%76,8) göre daha fazla komşularla görüşmektedir. Eğitim düzeyi ile komşuluk ilişkileri arasında ters orantı bulunmaktadır; üniversite mezunlarının %26,9'unun komşularıyla hiç ilişkisi yoktur.
Ev eşyası alış-verişi en yaygın yardımlaşma biçimi (%72,0), para alış-verişi ise en az yaygın biçimdir (%32,8). Komşu seçiminde mahremiyete saygı (%77,4), dürüstlük (%77,2) ve mahalle sorunlarına duyarlılık (%74,0) en önemli özelliklerdir. Katılımcıların %56,1'i komşularla anlaşmazlık yaşamış olup, dedikodu (%20,1) ve iletişim eksikliği (%28,8) en yaygın sorunlardır.
Konut tipi komşuluk etkileşimini doğrudan etkilemektedir. Bahçeli evlerde yaşayanların %90,0'ı komşularla görüşürken, yatay tek katlı evlerde bu oran %27,3'tür. Araştırma, modernleşme ve sosyo-ekonomik farklılaşmanın geleneksel komşuluk ilişkilerini dönüştürdüğünü ortaya koymaktadır