Amasya University Institutional Repository
Not a member yet
    2000 research outputs found

    Examination of the relationship between physical educationteachers' attitudes to the teaching profession and job satisfaction

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan beden eğitimi öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğine ilişkin tutumları ile iş doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmanın evrenini 2021 yılında Samsun ilinde görev yapan beden eğitimi öğretmenleri oluştururken, örneklemini ise 130'u kadın, 173'ü erkek olmak üzere toplamda 303 beden eğitimi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak 3 bölümden oluşan araştırma formu kullanılırken formun ilk bölümünde katılımcıların demografik bilgilerini belirmeye yönelik sorular bulunmaktadır. İkinci bölümünde Ünlü (2011) tarafından geliştirilen Beden Eğitimi Öğretmenliği Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği (BEÖYTÖ) kullanılmıştır. 23 madde ve 5'li likert tipinde oluşan BEÖYTÖ'ye ilişkin elde edilen Cronbach Alfa güvenirliği 0,92 olarak tespit edilmiştir. Formun üçüncü bölümü ise Weiss, Dawis, England ve Lofquist (1967) tarafından geliştirilen ve 1985 yılında Baycan tarafından Türkçeye uyarlanarak geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış 20 maddeden oluşmakta ve bu bölümde ters madde bulunmayan Minnesota İş Doyum Ölçeği (MİDÖ) kullanılmıştır. Ölçek 5'li likert tipinde olup, ölçeğin güvenirlik katsayısı ise 0,85 ile 0,93 arasında değişmektedir. Verilerin istatistiksel analizi için SPSS-25 veri analiz programı kullanılmıştır. Elde edilen verilerin normal dağılım göstermemesinden dolayı verilerin analizinde, bağımsız gruplar için non-parametrik testlerden Mann Whitney U Testi ile Kruskall Wallis H Testleri uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyinin p<0,05 olarak kabul edildiği çalışmadan elde edilen bulgulara göre beden eğitimi öğretmenlerinin Beden Eğitimi Öğretmenliği Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği (BEÖYTÖ) ve Minessota İş Doyum Ölçeği (MİDÖ) tüm alt boyutlarında yaş, öğretmenlikteki görev süresi, çalışılan okul kademesi, okul türü, okuldaki altyapı ve tesis yeterliliği ve mezun olunan bölüm değişkenlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Cinsiyet değişkeni tutum ölçeği alt boyutlarında ve iş doyum ölçeği içsel tatmin alt boyutunda anlamlı fark bulunmazken dışsal tatmin ve ölçek toplam puanlarında anlamlı fark bulunmuştur. Kurumdaki görev süresi ve mesleğe başladıktan sonra meslek ile ilgili beklentileri değişkenleri tutum ölçeği tüm alt boyutlarında anlamlı fark bulunamazken iş doyum ölçeği tüm alt boyutlarında anlamlılık tespit edilmiştir. Haftalık ders saati değişkeni iş doyum ölçeği tüm alt boyut puanlarında anlamlı fark görülmezken tutum ölçeği tüm alt boyutlarında anlamlı farklılık görülmüştür. Erkeklerin kadınlara kıyasla öğretmenlik mesleğinden daha fazla doyum sağladığı sonucu gözlenirken, aktif olarak çalıştıkları okullarda daha fazla süre görev alan öğretmenlerin beklentileri okul imkânları çerçevesinde olduğundan öğretmenlik mesleğinden daha fazla doyum sağladıkları görülmektedir. Öte yandan ders saati fazla olan öğretmenlerin, az olan öğretmenlere nispeten daha fazla olumlu tutum sergiledikleri ve mesleğe karşı beklentileri fazla olan öğretmenlerin mesleğe başladıktan sonra karşılaştıkları çeşitli güçlüklerle birlikte iş tatmin düzeylerinin olumsuz etkilendiği görülmektedir.The aim of this research is to examine the relationship between the attitudes of physical education teachers working in the Ministry of National Education towards the teaching profession and their job satisfaction. While the universe of the study consists of physical education teachers working in Samsun in 2021, the sample consists of a total of 303 physical education teachers, 130 women and 173 men. While using the research form consisting of 3 parts as a data collection tool in the research, there are questions in the first part of the form to determine the demographic information of the participants. In the second part, the Attitude Scale towards Physical Education Teaching Profession (BEÖYTÖ) developed by Ünlü (2011) was used. 23 madde ve 5'li likert tipinde oluşan BEÖYTÖ'ne ilişkin elde edilen Cronbach Alfa güvenirliği 0,92 olarak tespit edilmiştir. The third part of the form consists of 20 items, developed by Weiss, Dawis, England, and Lofquist (1967) and adapted to Turkish by Baycan in 1985, whose validity and reliability studies were carried out, and the Minnesota Job Satisfaction Scale (MİDÖ) was used. The scale has a 5-point Likert feature and the reliability coefficient of the scale varies between 0.85 and 0.93. SPSS-XXV data analysis program was used for statistical analysis of the data. Since the data obtained did not show a normal distribution, Mann Whitney U Test and Kruskall Wallis H Tests, which are non-parametric tests, were applied for the analysis of the data. According to the findings obtained from the study, in which the significance level was accepted as p<0.05, in all sub-dimensions of the Physical Education Teachers' Attitude Scale towards the Physical Education Teaching Profession (BEÖYTÖ) and the Minnesota Job Satisfaction Scale (MIDS), age, tenure in teaching, school level, school There was no statistically significant difference in the variables of type, infrastructure and facility adequacy at the school, and the department graduated. While there was no significant difference in gender variable attitude scale sub-dimensions and job satisfaction scale internal satisfaction sub-dimensions, there was a significant difference in external satisfaction and scale total scores. While there was no significant difference in all sub-dimensions of the attitude scale of the variables of tenure in the institution and the expectations about the profession after starting the profession, significance was determined in all sub-dimensions of the job satisfaction scale. While there was no significant difference in all sub-dimension scores of the weekly course hour variable job satisfaction scale, there was a significant difference in all sub-dimensions of the attitude scale. While it is observed that men are more satisfied with the teaching profession compared to women, it is seen that the teachers who work more in the schools they actively work in, provide more satisfaction from the teaching profession because their expectations are within the framework of school opportunities. On the other hand, it is seen that teachers with more course hours have a more positive attitude than teachers with fewer hours, and teachers with high expectations for the profession have a negative impact on their job satisfaction levels with the various difficulties they encounter after starting the profession

    AN EVALUATION OF THE REALIST GENERATION IN LITERATURE BY SOCIOLOGY OF GENDER

    No full text
    yokÇağdaş Türk Edebiyatında, roman türünde kendi içinde dönemlerden sıklıkla söz edilir. Tanzimat romancıları ya da Milli Mücadele Dönemi romanları gibi… Özellikle 1940’lara doğru gerçekçi olmakla birlikte toplumcu bir kuşağın edebiyat geleneğinde yer almaya başladığını görürüz. Hem aydın hem edebiyatçı kimlikleriyle ön plana çıkan yazarlar, ülke sorunlarına duyarlı bir bakış açısıyla romanlar kaleme almışlardır. Bu anlamda Fakir Baykurt, Orhan Kemal, Sabahattin Ali, Kemal Tahir, Vedat Türkali ve Yaşar Kemal bakış açılarındaki ufak farklılıklara rağmen, bu kuşağın önemli temsilcileri arasında kabul edilirler. Türkiye toplumsal yapısının gerçeklerinden yola çıkan bu yazarlar, birçok sosyokültürel olguyu romanlarında başarıyla kullanmışlardır. Olaylarla birlikte oluşturdukları roman kahramanları aracılığıyla, Türkiye’nin köklü sorunlarını tartışmaya açmışlardır. Türkiye’nin önemli sosyal sorunları karşısında roman karakterlerinin bile duruşları olmuştur. Örneğin yoksulluk, ağalık, çalışma yaşamı, feodalite, kan davası, göç bunlar arasında yer alır. Bu çalışmada, altı yazarımızın romanlarında kadınların cinsiyet sosyolojisi açısından nasıl ele alındığını incelemeyi amaçladık. Çalışmanın, gerçekçi ve toplumcu kuşağın romanlarında kadın roman kahramanlarını görmek yönünden de feminist edebiyat eleştirisi okumalarına bir katkı vereceği düşünülmektedir.In Modern Turkish Literature, various periods are frequently mentioned for the novel genre (e.g. Tanzimat period novelists or the National Struggle period novelists...) Especially in the 1940s, we see that a realist and socialist generation began to take part in the literary tradition. The writers who stand out with their intellectual and literary identities begin to write novels with a sensitive perspective to the problems of the country. In this sense, despite the slight differences in their perspectives, Fakir Baykurt, Orhan Kemal, Sabahattin Ali, Kemal Tahir, Vedat Türkali and Yasar Kemal are considered among the important representatives of this generation. Focusing on the realities of Turkish social structure, these writers successfully employed many social-cultural phenomena in their novels. Through events and protagonists, they opened up to discuss the deep-rooted problems of Turkey. The heroes of these novels adopted a stance against the important social problems of Turkey. Poverty, landlordship, working life, feudalism, blood feud and immigration are among these social problems. This study aims to examine how women are considered in terms of gender sociology in the novels of all six writers. The study is thought to contribute to the reading of feminist literary criticism in terms of female novel heroes in the novels of the realist and socialist generation

    Aile Planlaması Danışmanlığına Gelen Kadınların Doğum Korkusunun Değerlendirilmesi

    No full text
    The aim of this study was to evaluate the fear of childbirth before pregnancy in women who present to family health centers (FHC) for family planning counseling, where family planning counseling and prenatal care are provided. The population of the research consisted of women who applied for family planning between 15 March-14 May 2019 to a FHC in Sivas city center, and 90 women participated in the study. The researchers informed the women about the purpose of the study in the family planning room in the FHC, and questionnaires were applied to those whose consents were obtained and who agreed to participate in the study. As data collection tool, Personal Information Form and Pre-pregnancy Fear of Childbirth Scale (PPFOCBS) was used. 51.1% of women who agreed to participate in the research stated that they did not want another child, while 46.7% of them stated that they used family planning because they did not plan any pregnancy again. Among the family planning methods that women knew and used the most, condom with 84.4%, birth control pill with 83.3% and withdrawal method with 76.7% were found to be the first three methods. The mean PPFOCBS score of the women was 35.31±10.086. A high item total score indicates a high level of pre-pregnancy fear of childbirth. According to the comparison of the total scores obtained from PPFOCBS with the variables, it was found that there was a significant difference between education status, presence of abortion and birth description (pBu çalışmada amaç: aile planlaması danışmanlıklarının verildiği, prekonsepsiyonel bakımın sağlandığı aile sağlığı merkezlerine (ASM) aile planlaması danışmanlığı için başvuran kadınların gebelik öncesi doğum korkusunu değerlendirmektir. Araştırmanın evrenini Sivas il merkezindeki bir ASM’de 15 Mart -14 Mayıs 2019 tarihleri arasında aile planlaması için başvuru yapan kadınlar oluşturmuştur. Kadınlara ASM’de yer alan aile planlaması odasında, araştırmacılar tarafından araştırmanın amacı açıklandıktan ve bilgilendirilmiş onamları alındıktan sonra çalışmaya katılmayı kabul edenlere soru formları uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak, Kişisel Bilgi Formu ve Gebelik Öncesi Doğum Korkusu Ölçeği (GÖDKÖ) kullanılmıştır. Araştırmaya katılmayı kabul eden kadınların %51,1’i başka çocuk istemediğini ifade ederken, aile planlaması kullanma nedeni olarak ise %46,7’si tekrar gebelik düşünmediğinden aile planlaması kullandığını ifade etmiştir. Kadınların en çok bildiği ve kullandıkları aile planlaması yöntemleri arasında ilk üç sırayı %84,4 ile kondom, %83,3 ile doğum kontrol hapı ve %76,7 ile geri çekme yöntemleri olduğu bulunmuştur. Kadınların ölçekten almış oldukları puan ortalaması 35,31±10,086’dır. Madde toplam puanın yüksek olması yüksek düzeyde korkuyu göstermektedir. KGÖ-DKÖ’den elde edilen toplam puanların değişkenler ile olan karşılaştırmasına göre; eğitim durumu lise mezunu olanların (39,59±9,109) ölçekten almış oldukları puan ortalamasının diğer eğitim düzeylerinden yüksek olduğu ve aralarında istatistiksel anlamda anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (

    Makroalg (Microcystis aeruginosa) ve Mikroalg (Spirulina platensis) Türlerinin Hidrojen Üretiminde Katalizör Olarak Değerlendirilmesi ve Performanslarının Kıyaslanması

    No full text
    Bu çalışmada, Spirulina platensis mikroalg ve Microcystis aeruginosa makroalg türleri kullanılarak NaBH4’den metanoliz yoluyla hidrojen üretimi gerçekleştirilmiştir. Mikroalg ve makroalg türleri, çeşitli asitlerle muamele edilmiş ve katalitik performansları karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. En verimli katalizör türünün belirlenmesinin ardından farklı reaksiyon parametrelerinin hidrojen üretimine etkisi araştırılmıştır. Bunun için, farklı NaBH4 konsantrasyonları, farklı katalizör miktarları ve çeşitli deney sıcaklıklarında metanoliz deneyleri yapılmıştır. Fosil enerji kaynaklarının yerini alabilecek, yenilenebilir ve temiz enerji kaynağı arayışının hız kazandığı günümüzde, ekonomik değeri olmayan atık malzemelerin bu alanda değerlendirilmesi iki katı yarar sağlamak yönünden oldukça ilgi çekicidir. Bu çalışmada, bu türden malzemelerin bu alanda başarıyla kullanılabileceği görülmektedir. Ayrıca alg türlerinin katalitik performanslarına karşılaştırmalı olarak yer verilmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır

    Turkish Ontological Security In The Early Republic Era: Identity, Regime, and State

    No full text
    Bu çalışmada erken Cumhuriyet döneminde Türkiye’nin ontolojik güvenliğinin hangi faktörler çerçevesinde ve nasıl oluştuğu incelenmiştir. Bu noktada Milli kimlik, ulus devlet ve Cumhuriyet rejiminin Türk ontolojik güvenliğinin ayrılmaz ve birbirini tamamlayıcı parçaları olduğu çalışmanın temel iddiasıdır. Tarihsel analiz metodunun kullanıldığı çalışmada yapısal ve köklü değişimlerin yaşandığı bir süreç olarak erken Cumhuriyet döneminde Türkiye’nin güvenlik konsepti sadece sınır güvenliğinden oluşmamaktadır. Başta milli egemenlik ve laiklik olmak üzere Cumhuriyet devrimlerinin korunması ve batılılaşma gayesinin devam etmesi noktasında siyasal rejim Türk ontolojik güvenliğinin birinci faktörünü oluşturmuştur. Bununla beraber yeni coğrafya vizyonunda İslam coğrafyalarına ve Orta Asyaya yönelik politikalar revizyonist kabul edilmiş hem ülke içinde hem de ülke dışında statükonun korunması hedeflenmiştir. Territorial devlet modeline uygun olarak Türk biyografik hikayesi milli toplum ve milli toplumun çatısı olarak ulus devlet modelleriyle yeniden inşa edilerek Türk ontolojik güvenliğinin tamamlayıcı parçaları olarak kabul edilmiştir.This study examines under which factors of Turkey’s ontological security has been formed and how it has been occurred in the early period of the Republic of Turkey. The main claim of the study is that the national identity, the nation-state, and the Republican regime are inseparable and complementary parts of the Turkish ontological security. This study applies the historical analysis method. In the early period of the Turkish Republic which can be deemed as a process of structural and fundamental changes, Turkey's security concept consists of not only border security. The political regime as a continuation of the aim of protecting the Republic's revolutions, including national sovereignty and secularism, and westernization, constituted the prominent factor of Turkish ontological security. Having said that, considering the new geography vision, policies towards Islamic geographies and Central Asia were considered as revisionist and it was aimed that the protection of the status quo both in and outside the country. In accordance with the territorial state model, the Turkish biographical story was reconstructed with the nation-state models as the framework of the national society and the national society itself, and therefore it was accepted as the integral parts of the Turkish ontological security

    Sivas Ağzındaki Farsça Alıntı Kelimelerde Görülen Ses Olayları

    No full text
    Türkler tarihleri boyunca ekonomik, dini, siyasi, kültürel sebepler olmak üzere çeşitli sebeplerle birçok milletle ilişki kurmuşlardır. Türklerin yoğun ilişki kurduğu milletlerin başında Farslar gelmektedir. Farslarla Türkler arasında ilişkiler Türklerin İslamiyeti kabul etmesinden önceki dönemlere kadar gider. Özellikle coğrafi yakınlık sebebiyle Türkler ve Farslar arasında çeşitli münasebetler başlamıştır. Bu münasebetler sonucunda Farsçadan pekçok kelime Türkçeye geçmiştir. Geçen bu kelimeler çoğu zaman çeşitli fonetik değişimlere uğrayarak Türkiye Türkçesi ağızlarında da yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada Sivas ili ağızlarında kullanılan Farsça alıntı kelimelerdeki ses olayları ele alınmıştır. Çalışmada ilk olarak Sivas ili ağızları ile ilgili yapılmış bilimsel çalışmalar taranmış ve bu eserlerdeki Farsça alıntı kelimeler tespit edilmiştir. Ardından taranan bu eserlere ilave olarak tarafımızca yapılan derlemeler ve soruşturmalar sonucunda elde edilen veriler de çalışmaya dâhil edilmiştir. Toplanan dil verileri “Ünlüler İle İlgili Ses Olayları” ve “Ünsüzlerle İle İlgili Ses Olayları” başlıkları altında ele alınmıştır. Bu kısa çalışmadaki temel amacımız; Sivas ili ağızlarındaki Farsça alıntı kelimelerin kullanımlarını göstermek ve bu alıntı kelimelerdeki başlıca ses olaylarını belirlemektir

    Kadın Okul Yöneticilerinin Liderlik Becerilerine ve Yönetim Süreçlerinde Karşılaştıkları Cinsiyetçi Yaklaşımlara İlişkin Tutumları

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, kadın okul yöneticilerinin liderlik becerilerini sergilemede hemcinslerini nasıl değerlendirdiği ve yöneticilik süreçlerinde karşılaştıkları cinsiyetçi yaklaşımlara ilişkin tutumlarının incelenmesidir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden fenomenolojik araştırmadan faydalanılmıştır. Araştırmanın fenomenini kadın okul yöneticilerinin liderlik becerilerindeki durumu ve yönetim süreçlerinde karşılaştıkları cinsiyetçi yaklaşımlar oluşturur. Araştırmada amaçlı örneklem yöntemi kullanılmıştır. Araştırmayı ilgilendiren kadın okul yöneticileri araştırmanın çalışma grubunu oluşturur. Çalışma grubunu oluşturan kadın yöneticiler seçilirken ölçüt örneklem yönteminden faydalanılmış; ölçüt, en az bir yıldır idarecilik görevi sürdüren bayan yöneticiler olarak belirlenmiştir. Görüşmeler, bu kapsamda 7 kadın okul yöneticisi ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama sürecinde yarı yapılandırılmış görüşme sorularından yaralanılmıştır. Araştırma soruları, ilgili alan yazın araştırması sonucu oluşturulmuştur. Veri analiz sürecinde içerik analizi kullanılmış; araştırmaya ilişkin temalar tespit edilmiş ve kodlar oluşturulmuştur. Araştırma sonuçlandığında, kadın yöneticilerin hemcinslerini ve kendilerini liderlik becerilerini sergilemede olumlu değerlendirdiği; yöneticilik sürecinde kendilerine ve hemcinslerine yöneltilen cinsiyetçi yaklaşımların aslında üstlerindeki cinsiyet rollerinin fazla oluşundan, yönetici kadın sayısının erkek yöneticilere göre az oluşu ve kadınlara fırsatın yeterince tanınmayışından, kadınların yöneticilik pozisyonlarında yer alması sürecinin yeni oluşu ve kadınların kendilerini yöneticilikte kanıtlama konusunda tecrübelerinin az oluşundan kaynaklandığı sonuçlarına ulaşılmıştır

    Semi-Invariant Riemannian Submersions with Semi-Symmetric Non-Metric Connection

    No full text
    In this paper, we investigate semi-invariant Riemannian submersion from a Kaehler manifold with semi-symmetric non-metric connection to a Riemannian manifold. We study the geometry of foliations with semi-symmetric non-metric connection. Later, we introduce base manifold to be a local product manifold with semi-symmetric non-metric connection

    ÖĞRENCİLERİN COVİD 19 SÜRECİNDE UZAKTAN EĞİTİM İLE İLGİLİ YAŞADIĞI SORUNLAR VE OLASI ÇÖZÜM YOLLARI

    No full text
    Dünya genelini etkisi altına alan korona virüsün hayatın her alanında olumsuz etkileri olmuştur. Çünkü bu virüs, insan hayatını ciddi oranda etkilemiş, hatta ölümlere neden olmuştur. Ülkeler tarafından virüsün yayılımını engellemek için, başta sosyal etkileşim olmak üzere birçok etkinlik yasaklanmıştır. Bu yasaklardan biri de okulların yüz yüze eğitimine ara verilmesidir. Bu çalışmada amaç; öğrencilerin Covid 19 sürecinde uzaktan eğitim ile ilgili yaşadığı sorunları ve olası çözüm yollarını belirlemektir. Çalışmada öğrenci görüşlerini belirlemek için fenomenoloji yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmada maksimum çeşitlilik örneklem seçme yöntemi kullanılarak 2020-2021 eğitim-öğretim yılında 10 öğrenci ile görüşme yapılmıştır. Elde edilen veriler içerik analiz yöntemi ile yorumlanmıştır. Öğrenciler tarafından uzaktan eğitimde karşılaşılan sorunlar olarak; uzaktan eğitim platformlarının kullanımının zor olması, öğretmen ve öğrencilerin etkili bir şekilde bu platformu kullanamaması, bu platformu kullanırken öğretmen ve öğrenciden kaynaklı bazı sorunların olması gibi birtakım olumsuzluklar ileri sürülmüştür. Öğrenciler bu sorunlara; ara yüzün sade olması ve önceden ara yüzün öğrencilere tanıtılması, bu platformların kullanıcılarına yönelik memnuniyet anketinin olması gibi çözümler ortaya atmıştır. Araştırmanın sonucuna göre de çeşitli önerilerde bulunulmuştur

    An Investigation Of The Toxic Effects Of Water Samples Collected From 3 Different Regions Of Antarctica On Drosophila melanogaster

    No full text
    In this research, it was aimed to investigate the ecotoxicological effects of seawater from Galindez Island, lake sediment samples collected from Ardley Island, and green algae ice samples collected from Horseshoe Island on Drosophila melanogaster, which is an important model organism. Newly hatched Drosophila melanogaster larvae of the same age and adult individuals were used. While the individuals in the control group were tested in standard media, the individuals in the experimental group were tested under 3 different conditions at the rates of 25%, 50%, and 100% of each water sample. The effects of polar water added to the media on mortality rates on Drosophila melanogaster eggs, larvae, and adults were investigated. The effect of water samples collected from Ardley and Horseshoe Islands on the survival percentage in Drosophila melanogaster larvae was found to be similar to the control group. Furthermore, while the viability rate in Ardley and Horseshoe Island was 92% and 96%, respectively, in the control group individuals, similar results were obtained in all rates in the experimental group. The water samples obtained from 3 different points from the Antarctic region have not reached a level that will adversely affect the lives of the larvae and adults of the creature as of the present day. Nevertheless, although pollution was detected in some areas in the Antarctic region in the literature, we consider that this pollution can be prevented before it reaches dangerous levels with some measures to be taken

    14

    full texts

    2,000

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Amasya University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇