Amasya University Institutional Repository
Not a member yet
    2000 research outputs found

    Semigroups with Soft AC-Ideals

    No full text
    In this paper, we define the concepts of soft anti-covered semigroup, soft anti-covered left (right) ideal, soft anti-covered interior ideal, soft anti-covered (generalized) bi-ideal, soft anti-covered quasi-ideal of a semigroup. We investigate their properties by various examples. Moreover, we focus on the interrelations of them. We construct a new approach to anti-covered ideals of a semigroup via soft set theory

    KERBELA’NIN BED SURETLERİ

    No full text
    Dünyadaki en büyük gerçekliklerden birisi hiç kuşku yok ki ölümdür. Ölüm, ölen kişi için farklı bir dünyaya yolculuk olsa da onu sevenler için üzüntünün ve kederin vücut bulmuş halidir. Ölen kişinin ardından yakılan ağıtlar, söylenilen sözler yazılı ve sözlü edebiyatımızda yerini almıştır. Bu edebiyat ürünleri içerisinde mersiyeler de önemli bir yer tutar. Ölen kişiye duyulan sevgi, ona gösterilen saygı mersiyeler aracılığı ile dile getirilse de mersiyelerde sevilen kişinin ölümüne neden olan kişiler için de alçaltıcı ve hakaret edici ifadelere yer verilmektedir. Ölen kişi toplum tarafından ne kadar sevilip sayılıyorsa şairler de ölen kişiye mersiye yazmaya o kadar önem vermiştir. Bu tür mersiyelerden birisi de Kerbela Mersiyeleridir. Hz. Hüseyin’in ve tebasının şehit edilmesi sonucunun gerçekleştiği Kerbela olayı neticesinde klasik Türk edebiyatında bir taraftan bu olayın vermiş olduğu derin üzüntü anlatılırken bir taraftan da bu elem verici olayda eylemlerde bulunan kişilerin isimleri ve yapmış olduğu faaliyetler hakkında şairler bilgi vermiştir. Çalışmamızdaki asıl amaç Kerbela mersiyelerinde ismi bir şekilde siyasi veya askeri olarak Hz. Hüseyin’in şehit edilmesi olayına karışmış olan kişilerin hangi faaliyetlerde bulunduğunu ve şiirlerde hangi ifadelerle anıldıklarını ortaya koymak olacaktır

    SPOR YAPAN VE YAPMAYAN ÖĞRENCİLERİN ŞİDDET EĞİLİMİ VE SALDIRGANLIK DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ

    No full text
    Bu araştırmada spor yapan ve yapmayan öğrencilerin şiddet eğilimi ve saldırganlık düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2022-2023 eğitim öğretim yılında devlete bağlı olan üç ortaokulda spor yapan (n=253) ve yapmayan (n=253) toplam 506 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Veriler “Kişisel Bilgi Formu”, “Şiddet Eğilimi Ölçeği” ve “Saldırganlık Ölçeği” kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde bağımsız örneklem t testi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre spor yapan ve yapmayan öğrencilerin şiddet eğilimi düzeyleri arasında spor yapan öğrenciler lehine istatistiki olarak anlamlı bir farklılığa rastlanmıştır ancak bu farkın düşük düzeyde anlamlı olduğu görülmüştür. Spor yapan ve yapmayan öğrencilerin saldırganlık düzeyleri arasında ise istatistiki olarak anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Spor yapan ve yapmayan öğrencilerin şiddet eğilimi düzeyi ile saldırganlık düzeyi arasındaki ilişkiye bakıldığında da pozitif yönde anlamlı ilişkiye rastlanmıştır. Bu sonuçlara göre spor yapmayan öğrencilerin spor yapan öğrencilere göre daha az şiddet ve saldırganlık düzeyine sahip olduğu ve şiddetin saldırganlığı ya da tam tersi olarak saldırganlığın da şiddeti arttırdığı görülmüştür. Literatürde yapılan araştırmaların farklı ve benzer sonuçlar taşıdığı düşünüldüğünde sporun şiddet eğilimi ve saldırganlık düzeyini azalttığını kesin olarak söylemek mümkün değildir. Buna rağmen çocukların kötü alışkanlık, bağımlılık, şiddet ve saldırganlık eğiliminden ayrı tutulabilmesi için spor etkinliklerine yönlendirilmesi önerilmektedir

    ÖĞRETMEN ADAYLARINDA ÇOKKÜLTÜRLÜ KİŞİLİK ÖZELLİKLERİNİN KÜLTÜRLERARASI DUYARLILIKLA İLİŞKİSİ

    No full text
    Günümüz dünyasında toplumlar giderek küreselleşmekte ve çeşitli kültürler arasındaki etkileşim artmaktadır. Bu durumda, öğretmenlerin çokkültürlü bir perspektife sahip olmaları ve kültürel çeşitlilikle uyumlu bir eğitim sunmaları önemli hâle gelmektedir. Bu noktada çokkültürlü kişilik özellikleri ve kültürlerarası duyarlılık arasındaki ilişki ön plana çıkmaktadır. Literatür incelendiğinde öğretmen adaylarının çokkültürlü kişilik özellikleriyle kültürlerarası duyarlılıkları arasındaki ilişkiyle ilgili çok sayıda araştırma olmadığı görülmektedir. Bu araştırmanın amacı öğretmen adaylarında çokkültürlü kişilik özelliklerin kültürlerarası duyarlılık ile ilişkisinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesinin farklı bölümlerinde öğrenim görmekte olan tüm öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise bu fakültenin dört farklı bölümüne devam etmekte olan ve uygun örnekleme yoluyla belirlenen 446 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Katılımcıların 112’si (%25.1) erkek ve 334’ü (%74.9) kadın öğretmen adayıdır. Araştırmaya katılan öğretmen adaylarının yaşları 18 ile 30 arasında yer almakta olup, ortalama yaşları 21.08 (SS=1.72)’dir. Kişisel Bilgi Formu, Kültürlerarası Duyarlılık Ölçeği ve Çokkültürlü Kişilik Ölçeği ile araştırmanın verileri toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi, çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Gerçekleştirilen korelasyon analizi sonucunda öğretmen adaylarında kültürlerarası duyarlılık puanları esneklik ile düşük düzeyde, duygusal denge ve sosyal girişkenlik ile orta düzeyde, açık görüşlülük ve kültürel empati ile yüksek düzeyde pozitif yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Regresyon analizi sonuçları ise açık görüşlülük, sosyal girişkenlik, duygusal denge ve kültürel empati çokkültürlü kişilik özelliklerini yüksek düzeyde gösteren öğretmen adaylarının kültürlerarası duyarlılık düzeylerinin yüksek olduğunu göstermiştir. Araştırma sonuçları kültürlerarası duyarlılık ile çokkültürlü kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi inceleyen Türkiye gibi çokkültürlü toplumlarda kültürlerarası duyarlılıkla ilgili faktörlerin belirlenmesine yardımcı olabilir. Ayrıca araştırma sonuçları öğretmen adaylarında kültürlerarası duyarlılığın geliştirilmesine yönelik programların geliştirilmesine katkı sağlayabilir

    A novel feature ranking algorithm for text classification: Brilliant probabilistic feature selector (BPFS)

    No full text
    Text classification (TC) is a very crucial task in this century of high-volume text datasets. Feature selection (FS) is one of the most important stages in TC studies. In the literature, numerous feature selection methods are recommended for TC. In the TC domain, filter-based FS methods are commonly utilized to select a more informative feature subsets. Each method uses a scoring system that is based on its algorithm to order the features. The classification process is then carried out by choosing the top-N features. However, each method's feature order is distinct from the others. Each method selects by giving the qualities that are critical to its algorithm a high score, but it does not select by giving the features that are unimportant a low value. In this paper, we proposed a novel filter-based FS method namely, brilliant probabilistic feature selector (BPFS), to assign a fair score and select informative features. While the BPFS method selects unique features, it also aims to select sparse features by assigning higher scores than common features. Extensive experimental studies using three effective classifiers decision tree (DT), support vector machines (SVM), and multinomial naive bayes (MNB) on four widely used datasets named Reuters-21,578, 20Newsgroup, Enron1, and Polarity with different characteristics demonstrate the success of the BPFS method. For feature dimensions, 20, 50, 100, 200, 500, and 1000 dimensions were used. The experimental results on different benchmark datasets show that the BPFS method is more successful than the well-known and recent FS methods according to Micro-F1 and Macro-F1 scores

    KONVANSİYONEL VE MİKRODALGA İLE KURUTULMUŞ VİŞNE POSASI YAĞININ FİZİKOKİMYASAL VE FONKSİYONEL ÖZELLİKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

    No full text
    Bu çalışmanın amacı, vişne nektarı üretimi atıklarının büyük kısmını oluşturan ve konvansiyonel ya da mikrodalga destekli kurutulan vişne posasının fizikokimyasal ve fonksiyonel özelliklerini belirleyerek yağ kalitesini karşılaştırmaktır. Vişne posasından ekstrakte edilen yağın yağ asidi kompozisyonu, iyot sayısı, peroksit, sabunlaşma, asitlik, renk değeri ve toplam fenolik içeriği ile antioksidan kapasitesi belirlenmiştir. Buna göre vişne posası yağının tekli doymamış yağ asitleri yağın %52,88’ini oluşturmaktadır. Bu oranın neredeyse tamamını (%98) oleik asit oluşturmaktadır. Vişne posası yağının çoklu doymamış yağ asidi içeriği ise toplam yağ asidi kompozisyonunun %31,02’sini oluşturmaktadır. Bu oran içinde en yüksek yüzde linoleik aside aittir (%20,85). Esansiyel yağ asitlerinden ve omega-3 yağ asitlerinden olan alfa-linolenik asit (ALA) %7,14 oranında bulunmuş. Bu yağ asidinin bir türevi olan kalp dostu eikosapentenoik asit (EPA) ise %3,03 oranında tespit edilmiştir. Ayrıca peroksit değeri 6,68 mEq peroksit kg-1, asitlik değeri 9,73 mg KOH g-1, sabunlaşma değeri 175,19 mg KOH g-1 ve iyot sayısı 44,17 g iyot 100 g-1 bulunmuştur. Mikrodalga destekli kurutma ise yağ asidi kompozisyonunda anlamlı farklılık meydana getirmezken iyot, peroksit, sabunlaşma ile a*, b* ve ?E* değerlerinin daha düşük, fonksiyonel özellik olarak da toplam fenolik madde ve antioksidan kapasitenin daha yüksek olmasını desteklemiştir

    Meanings of The Value Concept of Formation Teacher Candidates

    No full text
    The purpose of this study is to investigate the meanings assigned to the concept of value by students in higher education who are receiving pedagogical formation from various faculties. The qualitative research method was employed, an open-ended questionnaire was referred to and metaphors were utilized to collect data. The study group consists of 126 students who graduated from various faculties during the academic year of 2020-2021. Codings were resorted to with a view to conducting data analysis in the MAXQDA program. It has been determined that the majority of pre-service teachers view "value" as consisting of material and spiritual elements, behavior and rules, rare and sacred objects, and unifying and organizing societal standards. 75% of teacher candidates consider family, religious, and cultural values as their primary guiding principles. Respect, love, justice, tolerance, and professional dedication were described by the majority of pre-service teachers as the core values of the teaching profession. The students created value-related metaphors, revolving primarily around concrete items from nature. Most students identify respect, love, justice, tolerance, and professional commitment as the fundamental values of the teaching profession. The conclusion of the study was that family, religious, and cultural values influence students' value perceptions. The research findings were discussed considering the pertinent literature, and a number of recommendations were made. © 2023, Ozgen Korkmaz. All rights reserved

    Sporun Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Belirtileri ve Çeldiricilerle Oluşan Performans Kaybı Üzerine Etkisi: MOXO d-CPT ile Değerlendirme

    No full text
    Objectives: Attention deficit hyperactivity disorder (ADHD) is the most common childhood psychiatric disorder characterized by inattention, hyperactivity, and impulsivity. Treatment modalities should include medication, psychotherapy, and psychosocial treatments. Various studies concluded that sport has a positive effect on attention. The present study evaluates if football significantly improve the possible psychopathology of ADHD and reduce the negative impact of distractors. Materials and Methods: One hundred forty-seven children from a sport school in a small city in Turkey were included in the current descriptive study. The MOXO distracted-CPT (d-CPT) (distracted-computerized continuous performance test) was applied to all children. Socio-demographic data form, behavior evaluation inventory for executive functions, and Conner’s parent rating scale were applied to the parents. Results: According to the MOXO d-CPT results, there was no significant difference between the group with possible psychopathology and the group with no possible psychopathology in terms of sport duration. But, there was a negative correlation between sport duration and attention Z score, timing Z score, and impulsivity Z score in the group that included children who showed poor performance or had possible psychopathology at the MOXO d-CPT. Further, the median value of sport duration was 6.03 months in the group with possible psychopathology severity 4, and the median value was 8.06 months in the group with possible psychopathology severity 1-2-3 at MOXO d-CPT. That is, the possible psychopathology severity decreased as sport duration increased. Also, there was a moderately negative correlation between sport duration and the score lost with visual distractor and/or auditory distractor in the MOXO d-CPT. Conclusion: In conclusion, these findings revealed that exercise in football, a group game, improves or decreases the possible psychopathology severity and reduces the negative impact of visual and/or auditory distractors on MOXO d-CPT parameters. © 2023 by the Turkish Association for child and Adolescent Psychiatry/Turkish Journal of Child and Adolescent Mental Health. published by Galenos Publishing House

    Investigation of the rs7041 variable of VDBP gene relation withpancreatic involvement in patients with Covid-19

    No full text
    Amaç: Yeni tip koronavirüs hastalığı akciğerleri tutan ve tüm solunum yolu boyunca enfeksiyona neden olan bir hastalıktır. Ayrıca sadece solunum yolunu enfekte etmemekle birlikte vücuttaki diğer doku, organ ve sistemlerde de hasara neden olabilmektedir. Virüsün hedef aldığı organlardan birisi ise pankreastır. Klinikte yatan bazı koronavirüs hastalarının pankreas enzim seviyelerinin yüksek olduğu görülmüştür. Buradan yola çıkarak bu araştırmada Covid-19 tanısı konulan hastalarda pankreatit tablosu görülenlerin Vitamin D bağlayıcı protein (VDBP) geni rs7041 varyantında mutasyon varlığının olup olmadığı incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Covid-19 teşhisi alan pankreas enzim seviyeleri normal 113 hasta ile hem COVİD-19 teşhisi almış hem de pankreas enzim seviyeleri yüksek 120 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. VDBP geninde yer alan tek nükleotid varyasyonunun rs7041 genotiplendirilmesi polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) ve restriksiyon fragment uzunluk polimorfizmi (RFLP) yöntemiyle belirlenmiştir. Bulgular: Covid-19 tanısı alan ve pankreas enzim seviyeleri yüksek olan hasta grubunda VDBP geni rs7041 varyantı GG genotipi oranının pankreas enzim seviyeleri normal Covid-19 hastalarına göre daha fazla olduğu belirlenmiştir. Her iki grup arasında yapılan karşılaştırmalar neticesinde aradaki genotip oranları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (p=0.004). Sonuç: Covid-19 'lu hastaların VDBP geninde yer alan rs7041 varyantının pankreatit oluşumuna yatkınlık oluşturabileceği saptanmıştır. Çalışma sonuçlarının doğrulanması için farklı popülasyonlarda ve daha fazla hasta grubu ile yapılacak çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır.Objective: The new type of chorus virus disease is a disease that holds lungs and causes infection along the entire respiratory tract. It may not only infect the airway, but also cause damage to other tissue, organs, and systems in the body. One of the organs the virus targets is pancreas. Some corona virus patients lying in the clinic were found to have high levels of pancreatic enzyme. This study aims to examine whether the presence of mutation exists in the Vitamin D-connector protein (VDBP) gene rs7041 variant of the pancreatitis table for patients diagnosed with Covid-19. Method: 113 patients with normal pancreatic enzyme levels diagnosed with Covid-19 and 120 patients with both Covid-19 diagnosis and high pancreatic enzyme levels were included in the study. The rs7041 genotyping of the 11th single nucleotide variation in the VDBP gene was determined by polymerase chain reaction (PCR) and restriction fragment length polymorphism (RFLP) methods. Results: In the patient group with Covid-19 diagnosis and high pancreatic enzyme levels, the VDBP gene rs7041 variance GG genotype ratio was determined higher than the normal Covid-19 patients. As a result of comparisons between the two groups, the difference between the genotype ratios in the relationship was determined to be statistically significant (p=0,004). Conclusion: Covid-19 patients were determined that the rs7041 halves in the VDBP gene could be prone to pancreatitis formation. Different populations and work with more patient groups are needed to verify the results of the study

    ULAM TYPE STABILITY FOR A CLASS OF SECOND ORDER NONLINEAR DIFFERENTIAL EQUATIONS

    No full text
    In this paper, we are concerned with the stability problem of a general class of second order nonlinear differential equations in the sense of Hyers-Ulam-Rassias and Hyers-Ulam. In our proofs, we show that some of the common restrictions widely used in well-known papers that deal with similar problems on bounded intervals are unnecessary. Therefore, we obtain stability results for second order differential equations with few assumptions on bounded intervals

    14

    full texts

    2,000

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Amasya University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇