Tasarım+Kuram (E-Journal)
Not a member yet
424 research outputs found
Sort by
Yaşlıların Kentsel Mekanda Kendilerini Daha İyi İfade Edebilmeleri İçin Alınması Gereken Önlemler: Yaşlıların Kentsel Mekanda Kendilerini Daha İyi İfade Edebilmeleri İçin Alınması Gereken Önlemler
In 2050’s, the population of people above the age of 85 years will be seven times more than today. The city should be arranged with great care and sensitivity. The elderly confront various problems like escaping from the society, physical comparisons. The urban areas in cities become important place to visit for the elderly. The criteria of access, distance, come to the fore in determining their activity. Also micro environment designs in the public environment became an important criteria. Designs area required to be made in a way open to improvement, by looking at the changing dynamics of physical and intellectual powers, in consideration of variables dependant on aging and harmony of these people with their environment. Many studies from different disciplines have been produced to keep the elderly population in the city centres. However due to the lack of entegration among these studies and researches, the problems elderly people faced in the cities have remained unsolved. These problems can be solved only with the formation of necessary policies which should be produced in every scale from national governments to local goverments. It also requires an interdiscplines’ approach to tackle these problems.2050’li yıllarda 85 yaşın üzerindeki insanların nüfusunun bugünden yedi kat fazla olacağı beklenilmektedir. Bu nedenle, kentler büyük bir titizlikle düzenlenmelidir. Yaşlılar, toplumdan kaçma, fiziksel karşılaştırmalar gibi birçok değişik sorunları yaşamaktadır. Kentsel alanlar yaşlıların gidebileceği önemli yerler haline gelmekt;, erişim, mesafe kriterleri yaşlı insanların hareketliliğini belirlemede ön plana çıkmaktadır. Kamusal alandaki mikro ortam tasarımı önemli bir kriter haline gelirken, tasarımların gelişmeye açık bir şekilde, fiziksel, entelektüel güçlerin değişimi dikkate alınarak, yaşlanmaya bağlı olarak değişkenler ve bu insanların çevresine uyumu göz önünde tutularak yapılması gerekmektedir. Yaşlıları kentsel koşullar içinde tutmak için farklı disiplinler ve ölçeklerde çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar bütünleştirilemediği için henüz kentsel alanda yaşlılarla ilgili sorunlar çözülememiştir. Yaşlıların kentsel alandaki sorunları, yapılacak düzenlemelerin, üst ölçekli politikalardan başlayarak lokal ölçeklere indirilmesi, özerk çözümler yerine disiplinlerarası uygun çözümlerin bulunmasıyla sağlanacaktır
Comparisons of VET Systems and Collective Agreements for the Labour Rights in the Construction Industry, The Netherlands and Turkey: Comparisons of VET Systems and Collective Agreements for the Labour Rights in the Construction Industry, The Netherlands and Turkey
Working’ is regarded as a humanitarian effort; requiring respect due to ‘labour is not a commodity’ principle. Organisations such as ILO have been established to set standards for labour. Despite there are different applications, the system consists of employee unions and employer associations and social partners in Europe. The EU monitors member states where applications differ due to economic, politic and industrial backgrounds. In the industrial relations, VET Systems are crucial. Learning is still either craft or training-based linked to employment policies, cultures and economic profiles. The construction industry urges for collective agreements due to its labour nature; since the industry demands for variety of professions within organisational chains. The mobility requiring security, temporary building process coping with deadlines, climate, dangerous labour in addition to specific demands for particular skills and unique production chains require special regulations. Therefore, bargaining leads to labour rights and workers’ training to achieve more qualified products or safety reasons; as well as a tool to increase economical activity and revise industry’s image. The Netherlands and Turkey are compared to analyse industry’s prosperity in EU.‘Çalışma’ eylemi bireyin insani bir çabasıdır ve bir meta olmak yerine; saygıyı hak eden bir eylemdir. Üretim küresel bir faaliyettir ve normları bulunmalıdır. ILO gibi uluslararası kurumlar çalışma için normlar oluşturmuş; işçi ve işverenler arasında denge kurmayı amaçlamıştır. Toplu sözleşmeler, çalışmayı düzenleyen platformlardır. Çeşitli ülkelerde farklı uygulamalar bulunsa da, AB ülkelerinde sistem; işçi-işveren sendikaları ve sosyal gruplardan oluşan üçlü bir oluşum üzerinden tanımlanabilir. AB’nin rolü, ILO ve AB tarafından oluşturulmuş düzenlemeleri her ülkenin sosyal, politik ve sanayi ilişkileri bağlamında şekillendirmektir. İnşaat sektöründe Meslek Eğitim ve Yetiştirme Sistemleri toplu sözleşmelerin öne çıkan konularındandır. Mavi yakalıların meslek eğitimi, üretim ve istihdam politikaları, sosyoloji ve ekonomi doğrultusunda değişmektedir. Sektörde meslek eğitimi, üretim yapısı ve çeşitli aktörlerin ilişkileri toplu sözleşmelerle düzenlenebilmektedir. Yapım işinin taşınmayı gerektirmesi barınma gibi ihtiyaçları beraberinde getirmekte; teslim tarihine odaklı geçici çalışma, hava koşulları ve her yapının karakterine bağlı üretim şartları hukuki düzenlemeler gerektirmektedir. Toplu sözleşmeler iş hakları ve mesleki eğitim açısından; üretim koşullarında sağlık ve güvenliğin sağlanabilmesi için önemlidir. Ayrıca kaliteli üretimin sağlanması bakımından da dikkat çeker. Bu çalışma, AB çerçevesinde ekonomik önemi olan inşaat sektörünü toplu sözleşmeler ve meslek eğitimi bakımından Türkiye-Hollanda örneklerini karşılaştıracaktır
Mimari Yapılarda Saydamlık ve Mekan Tasarımında Işık Kontrolu: Mimari Yapılarda Saydamlık ve Mekan Tasarımında Işık Kontrolu
It is the primary objective of architects and interior architects to design suitable living environments for human beings. This study examines the reflections on interior surfaces, in terms of benefits from appropriate utilization of natural light on interiors. In part one, the topic of light permeability is introduced with respect to definition of transparency, related supporting definitions and its physical, psychological effects. In part two, the concept of transparency in architectural constructions is examined based on historical development. Finally, it is evident that the psychological factors must be also taken into consideration and necessary to control the transparency proportions in buildings, in parallel, the level of illumination.İnsanların yaşam alışkanlıklarına uygun yaşam çevreleri düzenleme, mimar ve içmimarların görevidir. Bu çalışmada, mimari yapılarda saydamlık ve mekanlarda hacim yüzeylerinde meydana gelen ışık yansımalarından yararlanılması incelenmektedir. Bölüm 1’de, saydamlık kavramının tanımı ve tanımlamanın içinde var olan yan kavramların fiziksel ve psikolojik etkileri incelenerek, ışık iletkenliğine giriş yapılmaktadır. Bölüm 2’de mimari yapılarda saydamlık kavramı ele alınıp, tarihsel süreç içindeki örnekler incelenerek, saydamlığın mimarideki gelişiminin teknolojiyle olan bağlantısı anlatılmaktadır. Cephelerdeki saydamlığın, iç mekan fonksiyonlarına göre etkisi ve doğal ışığın yüzeylere yansıması ele alınmaktadır. Sonuç olarak; duygusal faktörler dikkate alınarak, yapılardaki saydamlık oranlarının ve buna bağlı oluşan aydınlık düzeylerinin uygun biçimde denetim altına alınması gerekliliği ortaya çıkmaktadır
Kent Strüktürü ile Tapınma Yapıları Arasındaki İlişki Bağlamında Ayvalık Hamidiye Camisi: Kent Strüktürü ile Tapınma Yapıları Arasındaki İlişki Bağlamında Ayvalık Hamidiye Camisi
Ayvalık is an unusual Ottoman town because of its history. In the early-tweentieth century, the town was turkized after being under the influence of Greek population and culture along for approximately two century time. In Greek period in Ayvalık, churches, which are serving as cores, provide the dwellings to grow in their surroundings like in many Christian towns. Analysing the settlements around these churches, it can be seen that the street fabric and building blocks are formed around the churches. The Hamidiye Mosque dated to the late-nineteenth century, and which was built by Sultan Abdülhamid the Second, is a small but symbolically important addition to Ayvalık’s urban structure. This mosque which was built with the impact of the Greek revolution in 1821 seems to have a symbolic attitude embodying the power of the central government rather than serving as a congregational place for the muslim community; the power of imperial capital, taking the rule over, following the mutiny, which came after a period of economical and cultural prosperity provided by the autonomy of a city-state.Ayvalık, 1923 Mübadelesi’nde bütünüyle Türkleştirilinceye kadarki 18. ve 19. yüzyıllar boyunca Rum nüfusun çoğunlukta olduğu ve Rum kültürünün yeşerdiği bir Osmanlı kentidir. Bahsi geçen zaman diliminde Ayvalık’ın kentsel morfolojisinin oluşmasında ve gelişmesinde coğrafi özellikler kadar Rum dönemi tapınma yapıları, yani kiliseler etkili olmuştur. Kent morfolojisinin oluşumundan çok sonra, strüktüre eklenen İslam dinine ait bir tapınma yapısı vardır. 19. yüzyılın ikinci yarısında Sultan Abdülhamid tarafından inşa ettirilen Hamidiye Camisi ilk bakışta olağandışı görünen yerleşim seçimiyle kentin mevcut dokusuna küçük gibi görülebilecek ancak simgesel değeri yüksek ve önemli bir katkı yapar. Hamidiye Camisi, kentte o dönemde ikamet eden çok az sayıdaki müslüman cemaate hizmet etmekten öte, özellikle kentin strüktüründe edindiği kritik konumuyla; özerk bir yönetime sahip kent devleti olmanın sağladığı ekonomik ve kültürel refah döneminin ardından gelen 1821 isyanı sonrasında, Ayvalık’ta idareyi ele alan merkezi yönetimin, yani Osmanlı Payitahtlığının iktidarının simgesel bir göstergesi gibidir
Kentsel ve Kolektif Belleğin Sürekliliği Bağlamında Kamusal Mekanlar: ULAP Platz Örneği, Almanya: Kentsel ve Kolektif Belleğin Sürekliliği Bağlamında Kamusal Mekanlar: ULAP Platz Örneği, Almanya
Since the beginning of 20th century there has been a rapid change in the built environment as well as the lifestyles. This change evokes people to question more about the past and there has been growing interest in research about the issues of cultural origins and heritage such as memory, identity and belonging. Among these research, some has looked into various relations between memory and space but additionaly, this paper focuses on one further relationship between them; the continuity. This paper aims to underline this relationship through the analyses of ULAP Platz Project established in Berlin City. After its establishment in 2008, the ULAP Platz Project in Berlin, has been awarded “The European Prize for Urban Public Space” in 2010 because of its remarkable sensitivity on urban and collective memory. The history which the project carries from the past to the future and its manner towards the continuity of urban and social memory are the reasons of why it is a appropriate and fertile example for this paper.20 .yy.’da hız kazanarak değişen yaşam biçimlerimiz, yaşamlarımızın geçtiği mekanları da hızlı biçimde değiştirmektedir. Bu hızlı dönüşüm, insanların geçmiş ile bugün arasındaki dinamikleri daha fazla sorgulamasına sebep olmuş, bu da bellek, kimlik, aidiyet gibi kökenlere ve kültürlere ilişkin araştırmalarda fark edilir bir artışa yol açmıştır. Bu çalışmalardan bellekle ilgili olanların bir kısmı “bellek ve mekan” ilişkisine odaklanmış ve bizlere kent ve mimarlığa ilişkin birçok yeni perspektif kazandırmıştır. Bu makale, belleğin mekanla kurduğu pek çok ilişkinin yanısıra, birbiri üzerinden türettiği bir süreklilik ilişkisi içerisinde olduğunu, Berlin’den verilen bir örnek üzerinden göstermeyi amaçlamaktadır. Berlin’ in bugünkü Mitte bölgesinde yeralan “ULAP Platz” projesi, kentsel ve kolektif bellekte varolan kırılmaları onararak, yeniden sürekliliğini sağlamadaki başarısı sebebiyle bu metin kapsamında örneklendirilmiştir. 2008 yılında uygulanmış olan proje, 2010 yılında “Avrupa Kentsel Kamusal Alan Ödülü”nü (The European Prize for Urban Public Space) almıştır