DoÄuÅ Ãniversitesi Dergisi
Not a member yet
522 research outputs found
Sort by
Beş Yıldızlı Otel İşletmesinde Örgütsel Güvenin Değişime Direnç Üzerindeki Etkisi: Bir Alan Araştırması
Günümüz koşullarında kurumlar rekabet avantajı yaratmak için yapı ve stratejilerinde sürekli olarak değişim uygularlar. Pek çok kurum yılda en az orta düzeyde bir değişim gerçekleştirirken, dört-beş yıl içerisinde ise köklü bir değişim gerçekleştirebilir. Örgütsel güven de organizasyonların değişim süreçlerini etkileyen bir unsurdur. Bu çalışma İstanbul’daki beş yıldızlı bir otel işletmesinde çalışanların, örgütsel güvenlerinin değişime dirençlerini nasıl etkilediğini ortaya çıkarmak için yapılmıştır. Bu sebeple “Değişime Direnç” ve “Örgütsel Güven” anketleri gönüllü olarak katılan 120 otel çalışanına uygulanmıştır. Araştırmada geliştirilen hipotezleri test etmek için Anova, Korelasyon ve Çoklu Regresyon analizlerinden yararlanılmıştı
Rasyonalite ve Akışkanlık: Modernist Örgüt Kuramlarının Kompleksite Düşüncesi Ekseninde Tahlili
Modernist düşünce akımının örgütleri mekanik sistemler olarak tanımlamasının bir yansıması olan makina metaforunun etkisi altında geliştirilmiş örgütsel kuramların temel varsayımlarının günümüzün kompleks küresel ortamında işlerliği sorgulanır hale gelmiştir. Eşi benzeri görülmemiş düzeydeki karşılıklı bağlılık ve bağımlılık ortamında küresel ağda etkileşime geçen sayısız aktörün, kelebek etkisi olarak da adlandırılan durumda anlatılmak istendiği gibi, hangi şekilde ve yoğunlukta ilişki kurup etkileşime gireceği ve bu etkileşimlerin nitel olarak özgün hangi yeni görüngünün belirimine yol açabileceğini kestirebilmek mümkün görünmemektedir. Her an olma halindeki şartlar altında örgütlerin neden-sonuç ilişkileri arasındaki rasyonel bağları kurarak anı idrak edebileceklerine inanmaya devam etmeleri söz konusu değildir. Kavramsal tahlile dayalı bu makale, örgütlerin birer makina olarak tanımlandıkları ontolojik konumlanmanın, örgütlerin kompleks sosyal etkileşim ağları olarak yeniden şekillenmesi akışkanlar çağında var olmayı sürdürebilmek için elzem bir düşünsel gereklilik olduğunu, modernist örgüt kuramlarının varsayımlarının karşısına kompleksite kavramını konumlayarak ortaya koymayı amaçlamaktadır. Kompleks sistemler yaklaşımını benimsemekte somut bir metafor olarak ekoloji kavramı önerilmektedi
Orta Gelir Tuzağından Çıkış Stratejisi Bağlamında İnovasyonun Etkisinin Ampirik Analizler ile Test Edilmesi
Bu çalışmada, orta gelir tuzağından çıkış amacıyla inovasyonun etkisinin ölçülmesi amaçlanmaktadır. Bu çerçevede, seçilen ülkeler Robertson ve Ye (2013)’nin yaklaşımına göre, orta gelir tuzağında olan (MIT-Brezilya, Meksika, Malezya ve Türkiye) ve orta gelir tuzağından kaçan (NMIT-Güney Kore, Portekiz, Singapur ve Yunanistan) ülkeler olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Yapılan çalışmada, inovasyonun etkisinin tespit edilmesi amacıyla, PCA yöntemi ile hesaplanan ve 27 farklı inovasyon göstergesinden oluşan “Hesaplanan İnovasyon Endeksi-(HII)” ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki II. Nesil Panel Veri Analiz yöntemi ile test edilmektedir. Elde edilen sonuçlara göre, NMIT ülkelerinin ekonomik büyümeleri, HII’den, MIT grubundaki ülkelere göre çok daha yüksek oranda etkilenmektedir
Investigating Validation of Armey Curve Hypothesis for G7 Countries using ARDL Model
The effect of the government size on economic growth still keeps its unclear status despite the works in this field. According to the Armey Hypothesis (1995), which one of the studies developed for the volume of government size in economy, the increase in the public volume in economy will increase economic growth up to a certain level, and when the maximum level is reached, the increase in public volume will cause decreases in economic growth. In this study, the issues of whether the Armey Hypothesis is valid or not for G7 countries has been investigated, and the optimum public volume has been determined for G7 countries. In testing Armey Curve hypothesis, we use ARDL cointegration procedure. The results of empirical findings argue that the Armey Hypothesis is valid for US, and Canada, and France when it is invalid for other G7 countries
The Comparison of Robust Partial Least Squares Regression Methods (RSIMPLS, PRM) with Robust Principal Component Regression for Predicting Tourist Arrivals to Turkey
Tourism is one of the most important component in the economic development strategy of many developing countries such as Turkey. The annual data set of Turkey (1986 - 2013), including the six factors affecting the tourist arrivals, is examined. The aim of this study is modelling the tourist arrivals to Turkey in cases of both multicollinearity and outlier existence in the data set by using a robust Principal Component Regression method: RPCR, two robust Partial Least Squares Regression methods: RSIMPLS and Partial Robust M-Regression (PRM). Hence, the best model giving the best predictions of tourist arrivals is selected and the most important factors are determined
Highlighting the Concrete Language in IFRS Based Footnote. Would that Really Help to Increase Willingness to Invest?
IFRS (International Financial Reporting Standards) suggests that financial footnotes should present the necessary and relevant information for decision makers by using plain and concrete language. Thus, this study presents the empirical evidence that highlighting concrete language in an IFRS based financial footnote increases the investors’ willingness to invest in a firm. This study contributes the previous literature on how linguistic preferences in financial instruments affect the judgment of investors by showing empirical evidence that highlighting the concrete language may increase the investors’ willingness to invest
Türk Bankacılık Sektöründe Takibe Dönüşen Alacakların Bağımlılık Yapısı: Kurumsal ve Bireysel Krediler Üzerine Bir Araştırma
Bu araştırma ile kişisel krediler (araba, ev vb.) ile firma ve şirketlere verilen (işletme, yatırım vb.) kurumsal kredilerin takibe dönüşüm verilerinin bağımlılık yapılarının 2005-2018 dönemi için açıklanması hedeflenmiştir. Doğrusallık ve normal dağılım gibi güçlü kabulleri içermemesi nedeni ile kopula fonksiyonları ile bağımlılık yapılarının modellenmesinin daha etkili olduğu düşüncesi ile söz konusu market segmentleri arasındaki bağımlılık yapısı kopulalar ile modellenmiştir. Kopula fonksiyonları ile yapılan bağımlılık yapısı modellemesi sonuçlarına göre en düşük Akaike Katsayısı Değerine (AIC) sahip kopula modeli en başarılı model olarak seçilmiştir. Söz konusu kopula modeli, olasılık dağılımlarının kuyruk bölgelerinde ortaya çıkan ekstrem değerlerde bağımlılığa işaret etmektedir. Söz konusu doğrusal bir doğaya sahip olmayan kuyruk bağımlılığının ortaya çıkması ile hem bankacılık içsel kredilendirme ve değerlendirme süreçleri hem de bankacılık sektörünün tümüne ait düzenleme uygulamaları ekstrem durumlar için birleştirilebilir
Tedarik Zinciri Yönetiminde Üç Boyutlu Baskı Teknolojisi: Potansiyel Etkiler, Fırsatlar ve Zorluklar
Üç boyutlu baskı, yakın dönemde karşılaşılan ve henüz çok farklı uygulama alanları açısından olgunlaşma sürecinde olan en önemli teknolojik gelişmelerden biridir. Maliyet-etkin bir hale gelmesi ve özümsenmesi halen devam etmekte olan bu teknolojinin, Tedarik Zinciri Yönetimi üzerinde devrim niteliğinde değişiklikler yapması beklenmektedir. Bu teknolojinin tüm tedarik zinciri süreçlerini ve stratejik yapılandırılmasını etkileyeceği, çeşitli maliyet unsurlarının tamamen değişmesine sebep olacağı ve yeni iş modellerinin ortaya çıkmasına neden olacağı öngörülmektedir. Bu çalışmada, üç boyutlu baskı teknolojisinin tedarik zinciri yönetiminin çeşitli boyutları üzerindeki potansiyel etkileri incelenmiş ve uygulamanın sunduğu fırsat ve zorluklar araştırılmıştır. Çalışma, konunun halen gerek uygulama, gerekse araştırmacılar açısından önemli bir araştırma alanı olduğunu ortaya koymaktadır
Kaldor Büyüme Modelinin Gelişmekte Olan Ülkeler İçin Sınanması: Panel Veri Analizlerinden Bulgular
Kaldor (1966) tarafından büyümenin lokomotifi olarak sanayi üretimi gösterilmektedir. Kaldor’un temel varsayımlarına göre ekonomik büyümenin ana göstergesi sanayileşmedir. Dolayısıyla sanayi üretimi, ekonomik büyümenin motoru olarak adlandırılmaktadır (KEG-Kaldorian Engine of Growth). Kaldor’a göre ekonomik büyüme için tarımsal üretimden sanayileşmeye doğru bir kayma olması gerekmektedir. Çalışmada Kaldor’un büyüme modeli Panel VAR analizi vasıtasıyla 118 ülke için 1990-2016 yılları arasında etki tepki analizi, nedensellik analizi ve varyans (hata tahmin) ayrıştırması çerçevesinde incelenmiştir. Etki tepki analizinde elde edilen sonuçlara göre gelişmekte olan ülkeler için sanayileşme, ekonomik büyümenin üzerinde önemli düzeyde etkiye sahipken, bu etkinin uzun vadede kalıcı olmadığı görülmektedir. Panel Granger nedensellik testi sonuçlarına göre sanayileşmeden ekonomik büyümeye bir nedensellik ilişkisi ve büyüme ve tarım sektörü arasında iki taraflı bir nedensellik ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Panel varyans hata ayrıştırma analizi sonuçları da KEG’i destekler niteliktedir
Asset Price Channel: Evidence from Turkey
The power and interaction process of the effects of decisions on monetary policy on economic indicators remains uncertain. The asset price channel explains dynamic interactions of monetary policy. In this study, the effectiveness of asset price channel in Turkey's economy for a sample period of 2003Q1-2017Q4 was examined. The ARDL modeling and bounds testing is used to show long-run relationships between variables. According to the findings; there is a long-run equilibrium relationship between the stock prices and the investment expenditures, while there is no long-run relationship between the stock prices and consumption expenditures. To conclude, stock prices have a predictable effect on the investment expenditures, and stock prices may be a good indicator of economic activities