Munzur University Institutional Repository
Not a member yet
1113 research outputs found
Sort by
Epileptik EEG Sinyallerinin Aşırı Öğrenme Makineleri ile Sınıflandırılması
Günümüzde Epilepsi hastalığı dünya nüfusunun yaklaşık %1’inde görülmektedir. Sara olarak da bilinen epilepsi hastalığı kişinin bilinç, davranış, duygu, hareket veya algılama fonksiyonlarına ilişkin bozukluğa yol açıp erken teşhis ve tespiti önem arz etmektedir. Epilepsi hastalığının tespitinde EEG sinyallerinden faydalanılmaktadır. EEG uzmanlar tarafından değerlendirilmektedir. Yorucu ve zaman almakla birlikte okuma kaynaklı hatalar olabilmektedir. EEG sinyallerinden epilepsi tespiti için uzmanlara yardımcı olmak amacıyla makine öğrenmesi temelli yaklaşımlar mevcuttur. Bu çalışmada EEG sinyalinin Yerel Maksimum nokta Sayısı (YMS), Hjorth Mobilitesi (HM) ve Hjorth Kompleksitesi (HK), doğrusal olmayan özniteliklerden Ortalama Eğri Genişliği (OEG), istatiksel tabanlı özniteliklerden standart sapması, ortalama değer parametreleri kullanılmıştır. Bu öznitelikler Aşırı Öğrenme Makinesi (AÖM) ile sınıflandırılmıştır. Deneylerde en yüksek başarım %100, en düşük başarım ise %98.50 olarak kaydedilmiştir. Elde edilen sonuçlar literatürdeki çalışmalar ile karşılaştırılıp önerilen yöntemin başarılı olduğunu göstermektedir
The relationships between length-weight, and meat yield of freshwater crayfish (Astacus leptodactylus Eschscholtz, 1823) of Aktaş Lake
Bu çalışmada ticari kerevit avcılığının yasak olduğu Aktaş Gölü'nden yakalanan erkek ve dişi kerevitlerin morfometrik analizlerinin ve et verimlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada 157 adet kerevitin (nerkek= 81 ve ndişi= 76) boy dağılımı incelendi. Hem erkek ve hem de dişi kerevitlerin karapaks uzunlukları ile ağırlıkları arasında güçlü bir doğrusal ilişkinin olduğu tespit edildi (r♂=0.962, r♀=0.976, r♂+♀=0.9712). Regresyon analizleri sonucunda elde edilen “b değerleri” erkek kerevitlerde pozitif, dişi kerevitlerde negatif ve tüm bireylerde ise pozitif allometrik ağırlık artışının olduğunu gösterdi (b♂= 3.041, b♀= 2.954 ve b♂+♀=3.0167). Erkek ve dişi kerevitlerde abdomen et miktarları ile karapaks uzunlukları arasında doğrusal bir ilişkinin olduğu görüldü. Erkek kerevitlerde abdomen et verimlerinin, kıskaç et verimleri ve toplam et verimlerinin sırasıyla %10.03, % 4.60 ve %14.63 olduğu, dişi kerevitlerde abdomen et verimlerinin, kıskaç et verimleri ve toplam et verimlerinin sırasıyla %11.59, % 2.73 ve % 14.32 olduğu belirlendi.n this study, determination of morphometric analysis and meat yields were aimed in male and female crayfish caught from Aktaş Lake, where commercial crayfish hunting is prohibited. The length distribution of 157 crayfish (nmale= 81 and nfemale= 76) was examined in the study. It was determined that there was a strong linear relationship between carapace length and weight of both male and female crayfish (r ♂ = 0.962, r ♀ = 0.976, r ♂ + ♀ = 0.9712). The "b values" obtained as a result of regression analysis showed that male crayfish had positive weight gain, and female crayfish had negative weight gain, and all individuals had positive allometric weight gain (b♂= 3.041, b♀= 2.954 ve b♂+♀=3.0167). It was shown that there was a linear relationship between abdominal meat quantities and carapace lengths of male and female crayfish. Abdominal meat yield, chelae meat yield and total meat yield in male crayfish was 10.03%, 4.60% and 14.63%, respectively, abdominal meat yield, chelae meat yield and total meat yield in female crayfish was 11.59%, 2.73% and 14.32%, respectively
The investigation on reproduction
Bu çalışma, Keban Baraj Gölü kerevit (Astacus leptodactylus Eschscholtz, 1823) populasyonunun üreme özelliklerinin belirlenmesi amacıyla Ocak 2013 ile Aralık 2013 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışmada 382 adet yumurtalı dişi kerevit kullanılmıştır. Pleopodlarında yumurta taşıyan en küçük boya sahip dişi kerevitin toplam uzunluğu 77,05 mm, ağırlığı ise 10,46 g olarak belirlenmiştir. Dişiler üzerinde sperm kalıntısına en erken ocak ayının II. haftasında, pleopodal yumurtalara ise en erken ocak ayının III. haftasında rastlanmıştır. Mayıs ayının IV. haftasından itibaren yavruların yumurtadan çıkmaya başladıkları ve haziran ayının IV. haftasına kadar yavruların tamamının anaçları terk ettiği gözlenmiştir. İncelenen dişi bireylerin 1 ile 386 adet arasında pleopodal yumurta taşıdığı, ortalama yumurta sayısının 129,73±3,156 adet, birim canlı ağırlığa düşen yumurta sayısının 5,55±1,86 adet/g, ortalama yumurta çapının 2,94±0,007 mm ve ortalama yumurta ağırlığının ise 0,0133±0,0001 g olduğu tespit edilmiştir. Yumurta sayısının toplam boy, karapaks boyu ve canlı ağırlık ile olan ilişkisi incelenmiştir. Buna göre, toplam boy-yumurta sayısı, karapaks boyu-yumurta sayısı ve canlı ağılık-yumurta sayısı arasındaki ilişki sırasıyla; LogYS=-2,31+3,515xLogTL (r2=0,350), LogYS=-2,288+7,193xLogCL (r2=0,366), LogYS=1,154+4,89xLogW (r2=0,465) olarak belirlenmiştir. Yumurta sayısı ile canlı ağırlık arasındaki ilişkinin daha kuvvetli olduğu görülmüştür
Türkiye’de Yaşanan Eğitim Sorunlarına Güncel Bir Bakış
Amacı insan yetiştirme olan Türk Eğitim Sistemi, bireylerin ilgi ve yeteneklerini geliştirmenin yanında toplumsal kalkınmayı da sağlayan önemli bir araçtır. Eğitimden beklenen fayda, kısa vadede sağlanamamakla birlikte ülkenin sosyal ve ekonomik kalkınmasını sağlayan insan gücünü yetiştirmesi bakımından önem taşımaktadır. Eğitimin herhangi bir basamağında yaşanan sorunlar hem önceki basamaklarda hem de sonraki basamaklarda istenilen çıktıların oluşmasını engellemektedir. Son yıllarda eğitim çıktılarının istenilen düzeyde olmaması eğitim sisteminde yaşanan sorunların belirlenmesinin önemini ortaya koymaktadır. Araştırmada Milli Eğitim yapısı içinde; sistem, okul ve sınıf yönetimi bağlamında yaşadıkları sorunların neler olduğunun
belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, hazırlanan üç adet açık uçlu soru görüşleri alınmak üzere Tunceli il merkezinde ve ilçelerinde görev yapan öğretmenlere sorulmuştur. Nitel araştırma paradigması içerisinde tasarlanan çalışmada verilerin çözümlenmesinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın analizleri
devam etmektedir
Effect of Dietary Fish Oil Replacement with Plant Oils on Growth Performance and Gene Expression in Juvenile Rainbow Trout (Oncorhynchus mykiss).
An eight-week feeding trial was conducted to evaluate the effects of total (100%) replacement of dietary fish oil with alternative lipid sources in juvenile rainbow trout. Seven iso-nitrogenous and iso-lipidic experimental diets were formulated namely: CO (14%)-Cod liver oil, SSO (14%)-Safflower seed oil, SO (14%)-soybean oil, LO (14%)-Linseed oil, SO (7%)+LO (7%)-a blend of soybean oil, linseed oil and SSO (7%)+LO (7%)-a blend of safflower seed oil, linseed oil. Growth performance [specific growth rate (SGR), weight gain (WG), food conversion ratio (FCR) and survival rate (SR)], growth hormones [growth hormone (GH-I), insulin-like growth factor-I (IGF-I) and insulin-like growth factor-II (IGF-II)], immune [transforming growth factor-β (TGF-β)] and antioxidant [superoxide dismutase (SOD), glutathione peroxidase (GPx), glutathione reductase (GR), catalase (CAT) and glutathione S-transferase (GST)] response, and heat shock protein 70 (HSP70) mRNA levels were determined in muscle and liver. Our data indicated that final weight, weight gain, FCR and SGR showed significant difference among the six dietary treatments (p<0.05) while there were no significant differences survival rate between the rainbow trout fed supplement groups and control group. HSP70 mRNA level expression in muscle was higher in fish fed SSO (P <0.05) while highest level in liver was obtained from fish fed SBO compared to the other treatments (P <0.05). There were no significant differences among treatments for TGF-ß mRNA expression level in muscle and liver. In conclusion, growth performance and expression levels of growth hormones, antioxidants, HSP70, except TGF-β were affected by five separate lipid sources. In addition, LO positively increased growth performance of rainbow trout juvenile by means of preventing oxidative stress and HSP70 and, enhancement expression of growth hormone related gene
Regulation of signal transduction cascades by Pterostilbenes in different cancers: Is it a death knell for oncogenic pathways
Interdisciplinary research has revolutionized the field of medicine and we have witnessed exponential increase in the high-impact research in past few decades. However, the road to this burgeoning research field is obstacle-ridden because of intratumor heterogeneity, loss of apoptosis and dysregulation of spatio-temporally controlled signaling pathways. Ground-breaking findings obtained through genetic, genomic and proteomic studies have considerably improved our concepts related to the complexity of protein network and excitingly, discovery of miRNAs has added another layer of intricacy to quantitatively regulated gene networks. In this review, we chronicle the milestone achievements and discuss how Pterostilbenes effectively regulated different cellular pathways. We have provided detailed mechanistic insights related to regulation of JAK-STAT signaling, Notch pathway, Wnt mediated intracellular signaling by pterostilbene. Underlying mechanisms about regulation of PI3K/AKT and MAPK pathways by pterostilbene in different cancers. Regulation of Metastasis-associated protein 1 (MTA1) proteins and Human telomerase reverse transcriptase (hTERT) in cancer cells by pterostilbene. Pterostilbene has also been reported to modulate the expression of various oncogenic and tumor suppressor microRNAs in cancer cells. Better and sharper comprehension of the concepts associated with the modes of action of pterostilbene in different cancers will be useful in identification of cancers which can be efficiently targeted by pterostilbene
EXPLORING THE PRE-SERVICE SCIENCE TEACHERS’ PEDAGOGICAL CONTENT KNOWLEDGE AND CLASSROOM TEACHING PRACTICES
Bu çalışma, Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının (FBÖA) Pedagojik Alan Bilgisi
(PAB) ve sınıf içi öğretimlerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Fen bilgisi öğretmen adaylarının PAB’larının araştırıldığı bu çalışmada özel bir konu olarak ‚yenilenebilir enerji
kaynakları‛ konusu seçilmiştir. Bu çalışmada pedagojik alan bilgisi, dört kategoride ele
alınmıştır. Bunlar, yenilebilir enerji konusuna özgü; 1-Program-Materyal Bilgisi, 2-
Öğrenme Güçlüğü Bilgisi, 3-Strateji-Yöntem Bilgisi ve 4-Değerlendirme Bilgisinden
oluşmaktadır. FBÖA’nın yenilenebilir enerji konusuna ilişkin PAB ve sınıf içi öğretimlerinin belirlenmesi amacıyla örnek olay tarama metodu kullanılmıştır. Çalışmaya, 2014-
2015 eğitim-öğretim yılında 4. sınıfta öğrenim gören 10 (7 Kız ve 3 Erkek) FBÖA katılmıştır. Öğretmen adaylarının yenilenebilir enerji konusuna ilişkin PAB’larını belirlemek
amacıyla İçerik Sunumlar Tekniği (İST) ve bireysel yarı-yapılandırılmış mülakatlar kullanılmıştır. Ayrıca, öğretmen adaylarının sınıf içi öğretimlerinin belirlenmesinde ise Geliştirilmiş Öğretim Gözlem Ölçeği (GÖGP), gözlem notları ve video kayıtları kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen verilerin analizi için içerik analiz tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçları incelendiğinde, FBÖA’nın yenilenebilir enerji konusuna ilişkin sahip
oldukları pedagojik alan bilgileri ve sınıf içi öğretimlerinin yeterli düzeyde olmadığı görülmüştür. Özellikle, öğretmen adaylarının değerlendirme bilgisinde oldukça yetersiz
olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, fen bilgisi öğretmen adayla rının sınıf içi öğretimde ise;
ders tasarımı ve uygulamasında %39, kavramsal bilgi %47, işlemsel bilgi %39,5, etkileşimsel iletişim %44,5, öğretmen-öğrenci ilişkisi % 67 oranında başarılı olduklarını göstermişti
The Native Symbols Engaging Turkish Players to Digital Games in a Playability Perspective
Background. The satisfaction of a player’s gaming experience has a great impact on their game preferences. The goal of this study was to investigate the opinions and experiences of Turkish players of computer games in order to examine the effects of native symbols on their game preferences.
Method. The data collection tools were games developed in Turkey, websites for these games, user comments made on the video records of the games, online forums, and an open-ended questionnaire.
Results. The results indicate that although native symbols from the players’ home society play a role in shaping the users’ playability perception, it cannot be argued that they change the game preferences. These results may be applied to computer games’ designs, development strategies, and advertising methods to attract all players
Some evaluations concerning urban to urban migration in Turkey
Kentleşme süreci olarak da adlandırılan kır-kent göç süreci, ülkemizde artık tamamlanmak üzeredir. 2015 yılı verilerine göre Türkiye’de kent nüfusu %92’ye ulaşmıştır. Kentlere yapılan göçlerin %73’ünü “kent-kent” göçü, bir diğer adlandırmayla “kentlerarası göç” oluşturmaktadır. Bu bağlamda kent-kent göçü tarihsel süreci içerisinde değerlendirilmiş, başta TÜİK verileri ve diğer veri kaynakları ile sürecin dinamikleri irdelenmiştir. Bu çalışma, Türkiye’nin güncel göç türü olan kent-kent göçünü kapsamlı bir biçimde değerlendirmek, nitelik ve niceliklerini belirleyerek bütünsel bir sonuca ulaşmayı amaçlamaktadır. Yapılan literatür incelemesi sonucunda, kent-kent göçü üzerine mevcut çalışmaların ve veri kaynaklarının son derece sınırlı olduğu ve olguyu çoğunlukla kır - büyükkent arasında “aşamalı göç” çerçevesinde incelediği görülmüştür. Kentlerarası göçün, 1950’li yıllardan önceye dayandığı ve çoğunlukla küçük/orta ölçekli kentlerden büyükkentlere yapıldığı tespit edilmiştir. Bu göçlerin birincil nedeninin eğitim amaçlı olduğu, kadınların ve eğitimli nüfusun göçlere yoğun katılım gösterdiği bulgular arasındadır. Türkiye 21. yüzyılda yoğun bir biçimde gerçekleşecek kentlerarası göçe tanık olacaktır.Rural to urban migration called the urbanization process in Turkey is about to finish. Based
upon the data from 2015, the urban population has reached to 92%. As a matter of fact, 73% of
migrations are ‘urban-urban’ migrations, in other words ‘intercity migrations’. Within this context, urbanurban migration is evaluated in the historical process, the dynamics of the process, notably through the
TÜİK (Turkish Statistical Institute) data and other data sources are scrutinized. The aim of this research
was to comprehensively evaluate urban-urban migration which is the current migration in Turkey, to
obtain a holistic result by specifying its quality and quantities. From the literature study the available
studies concerning urban-urban migration are extreme limited and mostly evaluate the fact within the
frame of ‘gradual migration’ between rural-large city. It was determined that the intercity migrations were
based upon pre-1950’s data and were mostly realized from small/middle-scaled cities to large cities. The
first reason for these migrations is educational, women and the educated population are keen participants
in migrations which are the results of this research. Turkey is going to witness increased intercity
migration in the 21st century
An Analysis On Ahmed-i Dâî’s Ghazel Of “Buyur” Rhyme
According to Tezkire of Latîfî, the birth place of Ahmad-i Dâî is Germiyan. Sources have not given a full date about his birth
year. There is no information about science and education in the sources. We can see that Ahmed-i Dai frequently uses
mystical terms in his poems. Dâî explained that the real intention in his works was to reach Allah and follow his path. He has
expressed his mystic discourses in the form of a sehl-i mümteni