Munzur University Institutional Repository
Not a member yet
1113 research outputs found
Sort by
“Determination of Station Locations for Continuous Monitoring of Ovacık Basin Hydrology and Water Quality”
In this study streams in Ovacık basin who flows continuously during all seasons were examinated
according to regional stratigraphy, settlement area, flow diversity, water quality and location suitability. In
addition, as a result of the remote sensing and field works carried out within the scope of the study, eight station
locations were determined for purpose of continuous monitoring of water ecosystem, debits of Munzur river and
of drainage area. In terms of regional stratigraphy, it was determined that the rocks in the north and south
drainage areas of Munzur river are lithologically differents. For that, it is expected that there will be significant
differences between the sediment and water quality of the rivers carrying the waters of these areas. In order to
understand the dynamics of the Munzur Stream ecosystem, it is important to monitor the sediment and water
quality of the sidewalks coming from the areas where different rock groups are located. For purpose of
monitorring water biologic quality of Munzur River, in particular some macroinvertebrates (especially
Gammarus sp.) has been accepted as priority biological quality element for some streams that breed this river.
From remote sensing and field works data in the scope of this research, the eight station locations determined in
Munzur river and drainage area are important for determining the water ecosystem characteristics of Munzur
basin and they will form a working base for future works. Flow measurements to be carried out in the Munzur
Basin, analysis and recording of biological, physical and chemical parameters of the waters should be carried out
at these determined monitoring stations; It is thought that the results obtained will better represent the
hydrological and water ecosystem of the Munzur basin
Dose Dependent Treatment with Boric Acid Induces More Changes in the Sperm Cells of Endangered Anatolian Trout Salmo rizeensis
The aim of this study was to test the usefulness of boric acid for endangered Anatolian trout Salmo rizeensis sperm. Activation media was supplemented with boric acid (0.5, 1, 2, 3, 4 and 5 mM). Sperm motility and duration were determined in sperm samples. In addition, fertility and hatching rate were examined. Our data indicated that addition of boric acid (3 mM) to activation media was increased the percentage and duration of motile sperm, fertility and hatching rate in endangered Anatolian trout (S. rizeensis). On the other hand, the motility rate decreased with increasing the concentration of boric acid (p<0.05). In particular, a remarkable increase was observed after concentration 3 mM. Consequently, sperm quality was affected by quantitative changes different concentrations of boric acid and the best results were obtained at concentration 3 mM
Yetenek Yönetimi Sürecinde Doktora Öğrencilerine Yönelik Akademik Potansiyel Değerlendirme Kriterleri Ölçeği: Geçerlik Ve Güvenirlik Çalışması
21. yüzyılın rekabet ortamı tüm sektörlerde yer alan kurumları, günün koşullarına ayak uydurabilmelerinin
çalışanlarının yeteneklerine bağlı olduğunu ve yeteneklerin etkin bir biçimde yönetilmesi gerektiğini
anlamaya itecektir. Bu bağlamda üniversitelerde de kurumsal başarıyı arttırma, rekabet ortamında yer
bulabilme adına yeteneklerin etkin bir biçimde değerlendirilip, yönetilmesi kaçınılmaz bir hal alması
öngörülmektedir. Bu öngörüden yola çıkılarak başlanmış bu çalışmanın amacı, alanda var olan yetenek
yönetimi ile ilgili boşluğu doldurmak ve üniversitelerde yeteneklerin tespit edilmesi sürecinde, yetenekleri
ortaya koyan kriterleri belirleyecek olan geçerli ve güvenilir “Doktora Öğrencilerine Yönelik Akademik
Potansiyel Değerlendirme Kriterleri” ölçeği geliştirmektir. Bu amaçla hazırlanan taslak ölçek Fırat
Üniversitesi’nde öğrenim gören yeterlik aşamasını geçmiş doktora öğrencileri ve bu öğrencilerin danışmanı
konumundaki öğretim üyelerinden oluşan gruba uygulanmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS
ve Lisrell paket programlarından yararlanılarak, KGO testi, Seriler Ortalaması analizi, Kaiser-Meyer-Olkin
katsayısı ve Barlett Sphericity testi, Açımlayıcı Faktör Analizi, Doğrulayıcı Faktör analizi ve Cronbach α
testi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda geçerli ve güvenilir bir ölçek elde edilmiştir
Investigation of Polymorphism of Glutathione Peroxidase, Catalase, Superoxide Dismutase Gene and Genotype Distribution in Sheep with Fluorosis
Reactive oxygen species have been considered to play a significant part in the development of fluorosis, a critical public health issue in many parts of the world. OBJECTIVES: The aims of this study, conducted on two groups of sheep, with and without fluorosis, was (i) to determine the effect of fluorosis on antioxidant enzymes, such as superoxide dismutase (SOD), glutathione peroxidase (GSH-Px), catalase (CAT), and on malondialdehyde (MDA); and (ii) to investigate the relationship between the SOD, CAT, and GSH-Px genotypes and the antioxidant enzyme levels. METHODS: The two groups of sheep were: (i) 24 Akkaraman sheep with fluorosis living in Dogubeyazit province of Agri and (ii) 20 Akkaraman sheep with no signs of fluorosis living in Van. The MDA level and the antioxidant enzyme activities were identified spectrophometrically. The genotype characteristics were determined by the PCR-RFLP method using DNA extracted from blood. RESULTS: Compared to the control sheep without fluorosis, we found in the fluorotic sheep: (i) an increase in plasma MDA levels and GSH-Px-1 activity (p<0.05), and (ii) a decrease in SOD and CAT activities (p<0.01). There were significant differences found in the genotype and allele frequencies in both groups (p<0.01). CONCLUSIONS: Fluoride-induced oxidative stress affected the membrane structure resulting in elevated erythrocyte MDA levels and reduced enzyme activity of the enzymes SOD and CAT. According to our data, the gene polymorphisms show a tendency towards fluorosis for our local sheep population
Applicability of balanced scorecard system in primary schools according to opinions of education inspectors managers and teachers
Seda Gündüzalp1ii, İmam Bakır Arabacı2
1Assist Prof. Dr., Munzur University, Pertek Sakine Genç Vocational School, Tunceli, Turkey 2Associate Prof. Dr., Fırat University, Faculty of Education, Elazığ, Turkey
This study was carried out in order to specifying the opinions of the staffs working as manager, teacher and educational inspectors at primary schools about the implementation of balanced scorecard in education institutions. To perform that aim the staffs serving as manager, teacher and inspector at the primary Schools nearby center of Elazığ Province was determined as the population. In the research, the descriptive survey model was used. The sampling subjects consisted of 110 managers, 340 teachers, 20 inspectors, which was specified by the Random Sampling Method. For the purpose of reflecting the viewpoint of participants, a balanced score card was prepared. In order to determine the reliability and validity of the scale analysis was been done and ıt was found to be reliability coefficient was Cronbach Alfa=0.963,standartize reference value was =,965. The data shows that scale was very reliable and valid that feature was. The researcher personally kept track of this scale and collected by going to the schools. At the end of this research, it was realized that the participants generally approve the implementation of the balanced score card. That the participants attend the matters in the balanced scorecard scale and that the matters are implemented will be effective in terms of specifying the school performance and development
Uluslararası Politika ve Uluslararası Politik Ekonomi
Eski çağlardan beri milletler, ekonomik ve politik amaçlarına erişmek için birbirleriyle çeşitli yöntemlerle iletişim kurma yoluna gitmişlerdir. İletişim yolları her döneme ve zamanın şartlarına özgü nitelikler taşımıştır. Sağlanan diyaloglar, kimi zaman kişiler, kimi zaman belirli bir zümre, kimi zaman ise belirli kurumlar tarafından yürütülmüştür. Stratejik bir iletişim aracı olan diplomasi, yeni dünyanın ilişki ve iletişim aracı haline gelmektedir. Günümüz Uluslararası ilişkilerinde ulusal menfaatlerin sürdürülmesinde eski diplomatik yöntemler yeterli olmamaktadır. Devletler, diplomatik ilişkilerini sadece uluslararası kuruluşlar veya hükümetler arası müzakerelerden ziyade ilgili halkları da hedefleyen politikalar geliştirmek zorunda kalmıştır. Uluslararası İlişkileri yönlendirmede kamuoyunun önem kazanmasından dolayı diplomasisi, uluslararası politikanın vazgeçilmez unsurları olmaya başlamıştır. Birçok devlet uluslararası arenada ve yabancı kamuoylarının nezdinde saygınlık kazanmak için aktif olarak diplomasisi çalışmaları yürütmektedir. Sosyal Bilimler içerisinde özerk bir disiplin olmaya başlayan Uluslararası Politik Ekonomi ise, ekonomi ve politikanın birbirinden ayrı değerlendirilmesine tepki olarak doğan bir yaklaşım olarak tanımlanmaktadır. Uluslararası ilişkiler çerçevesinde politika ile ekonominin kesişmesi sonucunda oluşan ve gelişen bir bilim dalıdır. Uluslararası Politik Ekonomi bilim dalı hem ulusal hem de uluslararası düzeyde ekonomi ile politikayı bir arada incelemektedir. Kuramsal temelini realizm, liberalizm ve Marksist yaklaşımlardan almış olması, ayrı bir disiplin olarak değil de, uluslararası ilişkiler içinde alt disiplin olarak algılanmasına neden olmuştur. Uluslararası olayların analizinin ekonomi ve politika açısından sadece tek yönlü yapılamayacağının anlaşılması ile Uluslararası Politik Ekonomi, ayrı bir bilim dalı olarak kendisini göstererek kabul görmüştür
“Effects of Different Zeolite Rates on the Some Water Quality Parameters and Mortality in Crayfish (Astacus leptodactylus Eschscholtz, 1823) Culture”,
In the present study, it was aimed to determine the effects of klinoptilolite, that is one of the natural zeolites, and
known to no has any negative side effects in feeding of animals, on some water quality parameters (water temperature
(WT), dissolved oxygen (DO), pH, total hardness (TH), ammonium (NH4), nitrite (NO2), nitrate (NO3), sulphate (SO4),
phosphate (PO4), chlorine (Cl), fluorine (F), calcium (Ca), lithium (Li), magnesium (Mg), potassium (K), sodium (Na),
and bromine (Br)) and mortality rates in crayfish (Astacus leptodactylus Eschscholtz, 1823) culture. Different rates of
klinoptilolite (0-Control-, 1.0 -Group A-, 2.0 -Group B-, 4.0 -Group C- and 8.0 g l-1 -Group D-) was applied on floor of
the dark colored cylindrical tanks (1.0x1.0x0.8 m) and the trial was carried out as sampling intervals in 15 days during
2 in all tanks to be able to control to
provide stable organic inputs in the trial area. In the sampling periods, the WT, DO, and pH were directly measured on
the trial area by multiparameter (YSI Pro. Plus) and TH, NH4, NO2, NO3, SO4, PO4, Cl, F, Ca, Li, Mg, K, Na, and Br
were analysed in laboratory by ion chromatography (Dionex ICS-1000). Mortality was calculated as %. The WT, DO
and pH decreased generally in all trial terms. Statistical differences were shown among the terms for all measured
parameters (P<0.05). The TH, NH4, NO2, Ca, Li, Mg, K, and Na increased in first experimental term and decreased in
the second. None the less, SO4 and F decreased and increased according to beginning of the trial in the first and second
terms, respectively. However, NO3, PO4, Cl, and Br increased in the all experimental terms. It was determined
statistical differences among all terms and groups for analysed parameters and mortality rates (P<0.05). For mortality
rates at the end of trial, it was indicated that all crayfish in Control and A Groups died (100 %) and Groups B (48.15 %)
and C (47.83%) occurred statistically least mortality rates. In the Group D, the mortality rate was 73.91 %. According to
obtained results, it was determined that 2.0 or 4.0 g l-1 of klinoptilolite may use as a floor material in the crayfish
culture
Akademik Personelin Kurumsal İtibar Tanımları
Kurumsal itibar, kurumun farklı paydaşlarının gözünde iyi bir yere sahip olup olmadığının
yanında kurumun tüm bileşenleriyle elde ettiği toplam değer olarak tanımlanmaktadır. Genel
olarak bakıldığında ise kurumsal itibar, paydaşların kurumun ne olduğu, kurumun
sorumluluklarını nasıl yerine getirdiği, paydaşların beklentilerini nasıl karşıladığı ve kurumun
sosyal-politik çevreye uyum sağlamadaki bütün performansına ilişkin değerlendirmelerinin
uzun dönemli kombinasyonudur. Kurumsal itibarın iyi yönetilmesi sonucu kurum başarısının
sürdürülebilirliğinden söz edilebilir. Ayrıca önemli olan kurumsal başarıda önemli etkenlerden
birinin paydaşların beklentilerine kurumun yanıt verebilmesi olduğu kabul edilmektedir.
Çünkü iç ve dış paydaşların desteğini alamayan kurumların varlığını uzun süre devam
ettirmesi mümkün olmamaktadır. Her bir paydaşın kurumdan beklentilerinin farklı olduğu
düşünüldüğünde, bu beklentilerin karşılanması ve söz konusu paydaşların kurumu iyi yönde
değerlendirmesi itibar yönetiminin temel amacını oluşturmaktadır. Kurumsal itibar yönetimi
alanında yapılan araştırma ve tanımlamalar çerçevesinde yükseköğretimdeki kurumsal itibar
yönetiminin temel boyutu, bir üniversitenin üzerine düşen görevler konusunda ne ölçüde
başarılı olduğunun paydaşlar tarafından değerlendirilmesini içeren bir süreç olarak ele
alınabilir. Bu doğrultuda itibar yönetimi, üniversiteye yönelik olumlu izlenimlerin oluşması
bu izlenimleri oluşturacak gelişmelerin izlenmesini içermektedir. İtibar, üniversitelerin
uluslararası profil kazandıracak niteliklerin toplamı, itibarın yönetimi ise, bu nitelikleri
tanımlama, geliştirme ve farklılaşma yaratarak sürdürülebilir bir rekabet üstünlüğü elde
edebilmesinin koşullarını yönetsel anlamda sağlama çabalarını kapsamaktadır. Üniversiteler
için bu denli öneme sahip itibar kavramına ilişkin akademisyenlerin tanımları ile görev
yaptıkları kurumların itibarı ve itibarını etkileyen faktörlere ilişkin görüşlerinin belirlenmesi
bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Nitel araştırma yöntemleri doğrultusunda tasarlanan
çalışmada, hazırlanan görüşme formu görüşleri alınmak üzere farklı görev unvanlarına sahip
50 akademisyene verilmiştir. Veriler toplandıktan sonra içerik analizi yöntemi kullanılarak,
akademisyenlerin görüşlerinden elde edilen verilerden benzer görüşlerin kategorilere ve daha
sonrasında temalara yerleştirilmesi yoluyla analizler yapılıp sonuçlara ulaşılması
planlanmaktadır
Okul Yöneticilerinin İletişim Becerilerinin Örgütsel Değişkenler Üzerindeki Etkisi
Girdisi ve çıktısının insan olması, aynı zamanda eğitimin temelde bir iletişim etkinliği olması nedeniyle eğitim örgütlerinde iletişim yönetiminin etkin bir şekilde uygulanması, diğer örgüt türleri ile karşılaştırıldığında daha fazla önem taşımaktadır. Okullarda gerçekleştirilen eğitim- öğretim faaliyetlerinin temelinde iletişim yer almaktadır. Bir dersin işlenişinde öğretmen ile öğrenci arasında iletişim kurulması gerekmektedir. Yapılan veli toplantıları, öğretmen-veli ve yönetici-veli iletişimini gerektirir. Bu nedenle okullarda iletişim göz ardı edilemez bir olgudur. Okullarda iletişime yön veren, iletişim sürecini başlatan ve kurulacak iletişimin niteliğini belirleyen en önemli öğe, yöneticidir. Yönetici, kendisine verilen yetkiye dayalı olarak diğer paydaşlara göre daha etkin bir konuma sahiptir
Göç ve kamu diplomasisi
Uluslar, politik amaçlarına erişmek için çeşitli yöntemlerle iletişim kurma yoluna gitmişlerdir. Sağlanan diyaloglar, kimi zaman kişiler, kimi zaman belirli bir zümre, kimi zaman ise belirli kurumlar tarafından yürütülmüştür.
Kamu Diplomasisi, yeni dünyanın diplomatik aracı haline gelmektedir. Günümüz Uluslararası ilişkilerinde ulusal menfaatlerin sürdürülmesinde eski diplomatik yöntemler yeterli olmamaktadır. Devletler, diplomatik ilişkilerini sadece uluslararası kuruluşlar veya hükümetler arası müzakerelerden ziyade ilgili halkları da hedefleyen politikalar geliştirmek zorunda kalmıştır. Uluslararası İlişkileri yönlendirmede kamuoyunun önem kazanmasından dolayı Kamu Diplomasisi, uluslararası politikanın vazgeçilmez unsurları olmaya başlamıştır. Birçok devlet uluslararası arenada ve yabancı kamuoylarının nezdinde prestij kazanmak için aktif olarak kamu diplomasisi çalışmaları yürütmektedir.
Göç konusu gün geçtikçe daha fazla küresel bir yaklaşım ile eşgüdümlü müdahale gerektiren bir mesele olarak kabul edilmektedir. Göç konusunu Devletler artık sadece ikili düzeyde değil, bölgesel ve son dönemlerde olduğu gibi de küresel ortamlarda tartışmaktadırlar. Bu tür uluslararası eşgüdüm ve işbirliğinin başarılı olabilmesi için herkesin ortak bir şekilde anladığı bir dil oluşturulması gerekliliği yadsınamaz.
Türkiye, doğusunda ve güneyinde çatışma ve istikrarsızlıkların yaşandığı bazı Orta Doğu ve Asya ülkeleriyle, batısında refah düzeyi ve insan hakları standartları yüksek Avrupa ülkeleri arasında köprü konumundadır. Orta Doğu’daki ve özellikle komşu ülkelerdeki çatışma, siyasi ve ekonomik istikrarsızlıkların varlığı, doğu sınırlarının dağlık ve kontrolünün zor olması, Ege ve Akdeniz sahillerinin coğrafî yapısının yasadışı geçişlere uygunluğu gibi nedenlerle, Türkiye, Avrupa Birliği (AB) ülkelerine geçmeyi hedefleyen göçmenler için geçiş güzergâhı durumundadır. Özellikle son yıllarda artan ekonomik ve bölgesel gücüyle Türkiye, düzenli ve düzensiz göç hareketleri için çekim merkezi haline gelmiştir. Tüm bu etkenler dikkate alındığında, göç, Türkiye’nin ekonomik, sosyo-kültürel ve demografik yapısını, kamu düzeni ve güvenliğini derinden etkilemektedir.
Ülkemiz coğrafi ve stratejik konumu sebebiyle tarih boyunca kitlesel sığınma hareketleri de dahil olmak üzere geniş anlamda göç hareketlerinin nihai durağı olmuş ve milyonlarca göçmene ev sahipliği yapmıştır.
Devletlerin yumuşak gücü olan kamu diplomasisi ile uluslararası ilişkiler, diplomasi kurumlarının hakimiyetinden çıkıp farklı aktörlerin de etkinliğinin söz konusu olduğu bir alan olmaya başlamıştır. Uluslararası arenada devlet tarafından, diğer devletlerin politik aktörlerini etkilemek için, yine resmi kurumların da katkısı bulunmak üzere sivil inisiyatifin karar verme sürecinde ve bu kararların uygulama aşamasında uluslararası ilişkilerde diğer ülke ve milletlerin algısında bir yargı oluşturma çabası olarak tanımlanan kamu diplomasisinin önemi herkesçe kabul gören bir gerçektir.
Bu çalışmada, günümüz dünyasında yeni bir dış politika biçimi olan kamu diplomasisi kavramını, göç ve göçmenler üzerinde etkinliği ele alınmaya çalışılacaktır