Munzur University Institutional Repository
Not a member yet
    1113 research outputs found

    Diyarbakır İlinde Faklı Bölgelerden Toplanan Bitkilerdeki Antioksidan Parametreler Kullanılarak Hava Kirliliğinin İzlenmesi

    No full text
    Hava kirliliği hem gelişmiş hem de gelişmekte olan şehirlerdeki en önemli çevresel kaygılardan biridir. Bu çalışmada, Diyarbakır ilinde farklı bölgelerden toplanan Pinus nigra bitkilerindeki antioksidan parametreler kullanılarak hava kirliliğinin izlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Pinus sp. Ağustos ve Aralık aylarında Diyarbakır'ın merkezinde üç ayrı yerden (Eğil (kontrol), Koşuyolu (şehir merkezi) ve Organize Sanayi Bölgesi) yaprak örnekleri toplandı. Pinus nigra yaprağında enzimatik antioksidanlar süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), glutatyon peroksidaz (GPX), glutatyon S-transferaz (GST) ve malondialdehit (MDA) seviyeleri belirlendi. Biyokimyasal biyobelirteçler, ELISA metodu kullanılarak mikroplaka okuyucuda ölçüldü. Ağustos ayında SOD enzim aktivitesini Eğil (kontrol) ile kıyasladığımızda Koşuyolu ve Organize Sanayi Bölgesinde azalmıştır, ancak aralık ayında kontrol ile kıyaslandığında diğer istasyonlarda artmıştır. CAT enzim aktivitesi kontrol ile kıyaslandığında Koşuyolu ve Organize Sanayi Bölgesinde azalmıştır. Ağustos ayında GPX düzeyleri Eğil ile kıyaslandığında Organize Sanayi Bölgesinde artmıştır. GST enzim aktivitesinde her iki mevsimde istatistiksel olarak önemli bir değişiklik görülmemiştir. MDA düzeyleri Eğil ile kıyaslandığında genel anlamda diğer bölgelerde artış göstermiştir. Diyarbakır ilinde hava kirliliğinin izlenmesinde Pinus nigra yapraklarında SOD, CAT, GPX enzimleri ile MDA düzeylerindeki değişikliklerin yararlı birer biyobelirteç olarak kullanılabileceği ancak GST'nin biyobelirteç olarak kullanılmasının uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, Pinus sp. nin kirletilmiş alanlardaki çevresel hava kalitesini yansıtacak etkili bir biyoindikatör olduğu da kanıtlanmıştır. Biyokimyasal biyobelirteçlerin farklı sonuçları, bitkilerdeki hava kirliliğinin olumsuz etkilerinden sorumlu olası metabolik süreçlerin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir ve bitkinin biyokimyasal tepkisi, Diyarbakır'da yetersiz kontrol edilen kentsel hava kirliliğinin çevresel sonuçlarını bir dereceye kadar ortaya koyabilmektedi

    Yerel Kalkınmada Yerel Yönetimlerin Rolü

    No full text
    Bir toplumun kalkınabilmesi için bölgeler arasındaki var olan eşitsizliklerin en aza düşürülmesi gerekmektedir. Bölgeler arasındaki eşitsizliğin en aza düşürülmesi ise o toplumda bulunan bölgelerde bölgesel kalkınmanın sağlanması ile gerçekleşmektedir. Sanayileşme beraberinde bölgesel kalkınmanın önem kazanmasını sağlamıştır. Yine bölgesel kalkınmanın sağlanmasında yerel yönetimler önemli bir işlev üstlenmişlerdir. Yerel kaynakların artırılması ve rasyonel olarak kullanılmasında yerine getirmesi gereken rol ve görevlerle yerel yönetimler, bulundukları bölgenin sanayileşme ve kalkınma büyük katkı sağlayacaktır

    Jeopolitik açıdan OBOR girişimi

    No full text
    Jeopolitik, ülkelerin coğrafi özellikleri ile siyasetleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilimdir

    The investigation of the shelf life at 2 ± 1 °C of Luciobarbus esocinus fillets packaged with films prepared with the addition of different essential oils and chitosan

    No full text
    In this study, the chemical, microbiological and sensory changes during storage at 2 ± 1 °C of Luciobarbus esocinus fillets coated with edible films prepared with chitosan incorporation of thyme, clove, rosemary essential oils were examined. To create the experimental samples, a total of six groups of L. esocinus fillets coated with different edible films (normal, vacuum-packed, chitosan, chitosan with added thyme oil, chitosan with added clove oil, and chitosan with added rosemary) were used. The food composition of the fillets and experimental samples were determined after they had been coated with edible films. The results of analysis showed that, the preservation period of fresh fillets ended on day 12th, that of vacuum-packed fillets on day 15th, that of fillets coated with chitosan incorporation of rosemary on day 27th, that of fillets coated with chitosan incorporation of thyme and chitosan incorporation of cloves on day 30th. In comparison with the control group, fish spoilage was significantly delayed in samples coated with chitosan incorporation of thyme and chitosan incorporation of cloves (p < 0.05). The lowest bacterial growth, values of PV, TBA and TVB-N were obtained in fish samples coated with thyme + chitosan and cloves + chitosan. In terms of the general acceptability of the fish, as determined by qualified panelists, it was determined that the highest score was given to the experimental group to which essential oil of clove had been applied

    KAMU ÇALIŞANLARININ FİNANSAL OKURYAZARLIK DÜZEYİNİN BELİRLENMESİ:TUNCELİ İLİNDEKİ KAMU ÇALIŞANLARI ÜZERİNE BİR UYGULAMA

    No full text
    Finansal okuryazarlık bireylerin finansal ürünler ve uygulamalar hakkında temel düzeyde bilgi sahibi olmaları aynı zamanda elde ettikleri gelir ve bütçelerini doğru yönetebilme becerisi olarak tanımlanmaktadır. Toplumun önemli kesimini ilgilendiren finansal okuryazarlık, toplum içerisinde önemli bir yere sahip olan kamu çalışanlarını da yakından ilgilendiren bir konudur. Tunceli ili merkezinde bulunan kamu çalışanlarına uygulanan anket sonucunda çalışanların finansal okuryazarlık hakkındaki görüşleri ve finansal okuryazarlık bilgi düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. İlk iki bölümünde finansal okuryazarlık ve finansal eğitim konularında literatür bilgisine yer verilmiş, üçüncü bölümde araştırmanın yöntemi ve kamu çalışanlarına yönelik gerçekleştirdiğimiz uygulama sonuçlarına yer verilmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise sonuç kısmına yer verilmiş, ortaya çıkan bulgulardan elde edilen sonuçlarla konuyla ilgili önerilerde bulunulmuştur

    Constipation prevalence among female students and its relationship with lifestyle habits

    No full text
    Amaç: Bir öğrenci yurdunda kalan kız öğrencilerde konstipasyon prevalansı ve yaşam tarzı alışkanlıkları ile ilişkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu tanımlayıcı çalışma üniversite öğrenimi gören 350 kız öğrenci ile gerçekleştirildi. Çalışma verileri, Konstipasyon Prevalansı ve Etkileyen Faktörler başlıklı soru formu ve Roma II tanılama kriterleri kullanılarak toplandı. Çalışmanın verileri 1-5 Nisan 2015 tarihleri arasında yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak toplandı ve yüzdelikler, ortalamalar ve ki-kare önemlilik testi kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Öğrencilerin sadece %18.9’unun düzenli egzersiz yaptığı, %17.4’ünün sigara kullandığı, %59.6’sının düzenli meyve/sebze tüketemediği, %27.2’sinin haftada bir kereden daha az kurubaklagil tükettiği ve %41.8’inin günde 5 bardaktan az su tükettiği görüldü. Öğrencilerin %52.2’si iki-üç günde bir defakasyona çıktığını, %36.6’sı ise okulda olduğu sürede gaitasını tuttuğunu ifade etti. Öğrencilerin öz değerlendirmelerine göre %49.0’ında konstipasyon mevcutken, Roma II tanılama kriterlerine göre %37.4’ünde konstipasyon olduğu görüldü. Sonuç: Öğrencilerin 1/3’ünden fazlasında konstipasyon sorunu olduğu ve bazı yaşam tarzı alışkanlıkları ile ilişkili olduğu görüldü.Aim: To evaluate prevalence of constipation among female students living in a dormitory and its relationship with their lifestyle habits. Material and Methods: This descriptive study was conducted with 350 female university students. The data were collected using a questionnaire titled Prevalence and Effecting Factors of Constipation and Rome II Diagnostic Criteria. Data of the study were collected with face to face interview technic between 1-5 April, 2015 and analyzed using percentages, means and chi-square significant test. Results: It was determined that only 18.9% of the students exercise regularly, 17.4% of them smoke cigarette, 59.6% of them do not consume fruit/vegetable regularly, 27.2% of them consume legumes less than once a week and 41.8% of them drink water less than 5 glasses a day. 52.2% of the students reported that they defecated every two or three days while 36.6% of them hold their stool when they are in school. According to the self-assessment of the students, 49.0% of them had constipation, however, as to the Rome II Diagnostic Criteria, 37.4% of them had constipation. Conclusion: It was found that more than 1/3 of the students have constipation problem and were associated with some lifestyle habits of the students

    BİRİNCİ UMÛMÎ MÜFETTİŞLİK BÖLGESİ’NDE ASAYİŞSİZLİK VE ASAYİŞİ SAĞLAMA FAALİYETLERİ (1927-1952)

    No full text
    Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) ve Kurtuluş Savaşı’nın (1919- 1923) yarattığı şartlar Türkiye’de eşkıyalık faaliyetlerini artırmıştı. Cumhuriyet ilan edildiği zaman Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde üç-beş kişiden oluşan 80 kadar çete, asayişi bozmaktaydı. Savaş yıllarının yarattığı bu duruma ilaveten Doğu’da çıkan Şeyh Said isyanı (1925), Hoybun Cemiyetinin sürdürdüğü ayrılıkçı hareket ve 1930 Ağrı İsyanı Birinci Umûmî Müfettişlik Bölgesinde bulunan Diyarbekir, Elaziz, Urfa, Bitlis, Van, Hakkâri, Siirt ve Mardin gibi şehirlerde devlet otoritesine zarar verdi. 1920 ve 1930’lu yıllarda ülkede gerçekleşen siyasi ve adi şekavet vakalarının tamamına yakını Birinci Umûmî Müfettişlik bölgesinde gerçekleşmekteydi. Bölgede asayişi sağlamak için Birinci Umûmî Müfettişlik oluşturularak toplumsal düzen sağlanmaya çalışıldı. Fransa’nın (Suriye’nin) Türkiye’nin aleyhine gelişen cereyanları desteklemesi, İran ve İngiltere’nin (Irak’ın) sınır ihlallerini önlemede etkili önlemler almaması bu ülkelerle sınırı olan Birinci Umumi Müfettişlik bölgesindeki asayişsizliğin temel sebebi oldu. Ayrılıkçı Kürt hareketinin bölge halkını silahlandırması, kanun otoritesini tanımayıp hükûmete karşı gelen grupların oluşmasına sebep oldu. 1925-1935 yılları arasında müfettişlik bölgesinde yol kesmek, köy basmak, kaçakçılık, soygun ve gasp gibi asayişi bozucu vakalar oldukça fazladır. Bu vakalardan seçilen örneklerden yola çıkarak Birinci Umumi Müfettişlik Bölgesinde cereyan eden asayiş vakaları ve hükûmetlerin asayişi sağlama noktasında izlediği yol hakkında fikir sahibi olmak mümkündür

    A Study On The Reflective Journals Of Science Teacher Candidates: What Makes A Quality Science Teacher?

    No full text
    Günlük yazma, öğretmen eğitiminde yansıtıcı uygulama yöntemleri arasında yaygın olarak kullanılan etkinliklerden biridir. Yansıtıcı günlük yazma etkinliği, hem düşünme hem de yazma sürecini eş zamanlı olarak gerektirmekte ve üst düzey düşünme becerisi kazandırmaktadır. Öğretmen adaylarının mesleğe başlamadan önce yeterli düzeyde öğretmenlik meslek bilgisine sahip olarak mezun olmaları geleceğin nitelikli bireylerinin yetişmesinde önemli bir yer tutmaktadır. Bunun için öğretmen adaylarının bu bilgi alanlarının farkında olması ve donanımlı olması gerekmektedir. Dolayısıyla bu çalışma, öğretmen adaylarının nitelikli bir fen bilgisi öğretmeninin hangi bilgi alanlarına sahip olması gerektiğini anlamaları/farketmeleri açısından katkı sağlayacaktır. Amaç: Bu çalışma, fen bilgisi öğretmen adayları tarafından hazırlanan yansıtıcı günlüklerin nitelikli fen bilgisi öğretmeninin sahip olması gereken bilgi alanları açısından incelenmesini amaçlamaktadır. Bu çalışmaya fen bilgisi öğretmenliğinde öğrenim gören üç (1 erkek ve 2 kız) Öğretmen Adayı (ÖA1, ÖA2 ve ÖA3) katılmıştır. Yöntem: Çalışma “Özel Öğretim Yöntemi II ve Okul Deneyimi” dersleri kapsamında yürütülmüştür. Özel öğretim yöntemi II dersi, öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine ilişkin bilgi alanlarını tanımaları ve yapılandırmalarını sağlamak için haftalık olarak çeşitli etkinliklerle sınıf içi yüz yüze tartışmaya dayalı olarak yürütülmüştür. Okul deneyimi dersi kapsamında ise bu bilgi alanlarının ortaokul fen sınıflarında nasıl/hangi düzeyde yer aldığı ve öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik farkındalıklarının oluşturulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, öğretmen adaylarına “Okul deneyimi” dersinde (1 saatlik teorik derste) sınıf içi yüz yüze tartışmaya dayalı olarak yansıtıcı günlük yazma etkinliğiyle ilgili eğitimler verilmiştir. Dersin ilk iki haftasında; 1- yansıtıcı günlük tutma, 2- yansıtıcı günlük tutmanın amacı, 3- yansıtıcı günlük yazma etkinliğinin oluşturulma süreci ve bu süreçte dikkat edilmesi gereken hususlar ve 4- örnek yansıtıcı günlükler incelenmiştir. Ayrıca öğretmen adaylarıyla birlikte sınıf içi yüz yüze tartışarak yansıtıcı günlük yazma protokolü geliştirilmiştir. Öğretmen adaylarının hazırladıkları yansıtıcı günlükler hakkında haftalık olarak kritik yapılmış ve gerekli dönütler verilmiştir. Öğretmen adaylarından “Özel Öğretim Yöntemleri II” dersinde yürütülen uygulamaların ortaokullardaki (Okul deneyimi dersinin 4 saatlik uygulama dersi kapsamında) uygulanmasına yönelik gözlemlerini ve o günün sonunda yaşadığı süreçleri de dikkate alarak yansıtıcı günlükleri oluşturmaları istenmiştir. Örneğin, fen bilgisi dersi öğretimi programının yapısı ve konu alanları, öğrenme alanları, kazanımlar vb. şeklindedir. Çalışmada veri toplama aracı olarak, öğretmen adaylarının hazırlamış oldukları toplam 33 yansıtıcı günlük kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde içerik analiz tekniği kullanılmıştır. İçerik analizindeki amaç, elde edilen verileri açıklayacak kavram ve ilişkileri açığa çıkartmaktır. Günlükler, araştırmacı tarafından birkaç defa okunarak anlamlı kısımlar belirlenmiş ve kodlar oluşturulmuştur. Elde edilen kodlar arasındaki ilişkiler incelenerek bu ilişkileri kapsayan tema ve alt temalar belirlenmiştir. Verilerin analizinde güvenirlik için araştırmacı ile birlikte bağımsız bir araştırmacı tarafından incelenen veriler arasındaki uyum %87 oranında bulunmuştur. Bulgular: Elde edilen verilerin analizinde, altı ana temaya ve alt temalara ulaşılmıştır. Bunlar; 1- bağlam bilgisi, 2-alan bilgisi, 3- teknolojik bilgi, 4-pedagojik bilgi, 5- teknolojik pedagojik bilgi ve 6- teknolojik pedagojik bağlam bilgisinden oluşmaktadır. Bulgular, fen bilgisi öğretmen adaylarının özel öğretim yöntemleri II dersi kapsamında haftalık olarak gördükleri bilgi alanlarını ortaokul fen sınıflarında gözlemledikleriyle kıyaslayarak yansıttıkları ve alternatifler geliştirdiklerini göstermiştir. Öğretmen adayları yansıtıcı günlüklerde çoğunlukla ilk haftalardan itibaren bağlam bilgisinden ve bu bilgi alanının öğrenme ve öğretme sürecinde önemli rol oynadığından bahsettikleri belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının yansıtıcı günlüklerde ilerleyen haftalara doğru öğrencilerin derse başlamadan önce ön bilgilerin belirlenmesi/giderilmesinde kullanılacak yöntemlerden, tartışma yönteminin öneminden ve öğretmenöğrenci arasındaki diyaloglardan bahsettikleri tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmen adaylarının ilk haftalarda yer vermedikleri fakat son haftalara doğru öğrenme sürecinde kavram yanılgılarının önemi, kavram yanılgılarının nasıl belirleneceği/giderileceği ve değerlendirme yaklaşımları/araç-gereçlerinden bahsettikleri ortaya çıkmıştır. Sonuçlar: Elde edilen bulgulara dayalı olarak yansıtıcı günlük yazma etkinliğinin öğretmen adaylarının, nitelikli fen bilgisi öğretmeninin sahip olması gereken bilgi alanlarını fark etmelerine ve bu bilgi alanlarının neden gerekli olduğunu anlamalarına katkı sağladığı söylenebilir

    ÇAY ÖRNEKLERİNDE DİSPERSİF SIVI-SIVI MİKROEKSTRAKSİYON YÖNTEMİ İLE BAKIR TAYİNİ

    No full text
    Bu çalışmada ligand olarak 1-(2-piridilazo)-2-naftol (PAN) kullanılarak dispersif sıvı-sıvı mikroekstraksiyon (DSSME) yöntemi ile kuru çay örneklerinde bakır zenginleştirilerek, alevli atomik absorpsiyon spektrofotometresi (FAAS) ile tayin edildi. Cevap yüzey metodu (CYM) ile kombine kullanılan merkezi kompozit tasarım (MKT) ile yeni bir metot geliştirildi. Cevap yüzey metodu kullanılarak optimum deneysel koşullar (pH, ekstraksiyon çözücü miktarı, dispersif çözücü miktarı, vorteks süresi ve santrifüj süresi) belirlendi ve geliştirilen DSSME yönteminin Cu2+ iyonlarının gerçek örneklerde tayini için uygulanabilirliği araştırıldı. Bu amaçla, öncelikle sentetik Cu2+ iyonu içeren farklı derişimdeki çözeltiler kullanılarak kompleks oluşumu ve ekstraksiyon verimi için çalışma koşulları (pH, ekstraksiyon çözücü miktarı, dispersif çözücü miktarı, vorteks süresi ve santrifüj süresi) optimize edildi. Elde edilen veriler, optimize edilen deneysel koşulların ve geliştirilen yöntemin farklı kuru çay örneklerinde Cu2+ iyonlarının tayini için analitik amaçlı uygulanabileceğini gösterdi. Geliştirilen ve optimize edilen yöntemin doğruluğu ve geçerliliği sertifikalı standart referans madde (NIST SRM 1547 Peach leaves) kullanılarak kontrol edildi ve elde edilen verilerin sertifikalı değerler ile uyumlu olduğu tespit edildi. Optimize edilen koşullar altında geliştirilen DSSME yönteminin SRM’ye uygulanmasıyla elde edilen geri kazanım değerleri %98 olarak elde edildi.Munzur Üniversites

    The Myth; 3 Seconds!”,

    No full text
    In the conventional myth, the memory of a fish is very short or just 3 seconds. This myth has been mentioned for a lot of anecdotes, idioms like drop as a carp or mullet, comics, humiliations of people, etc. That’s right, is it true or false? There are some researches about this subject. Although there are great differences between the organisms at the top and the bottom of the bio-pyramid, some developments of learning and further remember observed in different fish species (goldfish, Carrasius auratus; European barracuda, Sphyraena sphyraena; Tilapia, Tilapia sp.; Australia rainbow trout, Melanotaenia eachamensis; crimson-spotted rainbowfish, Melanotaenia duboulayi; paradise fish, Macropodus opercularis; archerfish, Toxotes chatareus, and moray eel, Muraena helena) show that there should be a significant learning and storage in their minds. The goldfish (C. auratus) and European barracuda (S. sphyraena) has able to find their feed or baits in a specially prepared labyrinth after the months. The Australia rainbow trout (M. eachamensis) has been remembered the place of pathway on a dragnet, and the crimson-spotted rainbowfish (M. duboulayi) has showed learned escape behaviour from a net mechanism after a year. The paradise fish (M. opercularis) has able to remember which species have harmless after three months. The archerfish (T. chatareus) has able to remember the experimental human faces. In these two experiments, the fishes have made correct choice in 71% of 44 human faces being in an experimental pool. However, the moray eel (M. helena) have recognized a human after 3 years. On the other hands, in the fish migrations to spawn, the fish species [the salmons, Salmo salar as anadromous; the European eel, Anguilla anguilla as catadromous; the mullets, Mugil sp. as oceanadromous; and the pearl mullet, Alburnus (Chalcalburnus) tarichi and Danube bleak, Alburnus (Chalcalburnus) calcoides as limnodromous] can make a trip to places their hatching. Obviously, it is not possible that these trips will take place without a creative or learned memory for lives. In conclusion, various skills can be taught to fish by different methods even if it takes a long time. These facts clearly prove the existence of non-volatile memory. In the clearness of these evaluations, the myth of “fish memory” is only a prejudgment

    0

    full texts

    1,113

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Munzur University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇