79054 research outputs found
Sort by
Geographıcal Characterıstıcs Of Çankırı Çorakyerler Fossıl Localıty: Opportunıtıes And Rısks
Bu araştırmada coğra analiz ya da başka bir ifadeyle monogra yöntemi kullanılarak
Çankırı ili merkez ilçe sınırları içinde kalan Çorakyerler fosil lokalitesi incelenmiştir.
Çalışmada Harita Genel Müdürlüğünü'nün (HGM) 2023 ve 1990 yılına ait hava
fotoğraarı, uydu görüntüleri ve Google Earth verileri kullanılmıştır. MTA Jeoloji Haritası,
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri, Çankırı Valiliği Kadastro Müdürlüğü Verileri,
Çankırı Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü Verileri, MTA Saha Raporları, Ulaştırma
Bakanlığı Raporları ve ilgili literatür ana veri kaynaklarıdır. Araştırma bulguları coğra
sistematiğe dikkat edilerek sunulmuştur. Çorakyerler fosil lokalitesi, jeolojik yapı, konum,
ulaşım ve erişim imkânları gibi konularda kendine has özellikler göstermektedir.
1997'den beri aktif kazı alanı olan Çorakyerler'de şimdiye kadar 4320 buluntu gün
yüzüne çıkarılmıştır. Bu buluntular arasında evrim sürecini aydınlatacak
omurgalı/memeli fosilleri yer almaktadır. Şimdiye kadar, ulusal-uluslararası birçok
uzman kazılara destek vermiş, uluslararası dergilerde akademik yayınlar yapılmıştır.
İncelemede belirlenen fırsatlar, jeolojik ve jeomorfolojik yapı, güncel iklim şartları,
bulunduğu konum, şehre yakınlık ve devlet tarafından desteklenen bütçe şeklinde
sıralanabilir. Temel tehditler, bütçe kesintisi veya destek verilmemesi, yerleşme
alanlarının ve yolların kuşatıcı ya da ortadan kaldırmaya dönük durumları olarak
sıralanabilir. Kazı alanının tanıtımının yapılması, yerel idarenin bu alan ile ilgili politika
geliştirerek yatırım yapması gereklidir. Yine bu kapsamda Karatekin Üniversitesi'nde bir
enstitü kurulabilir, okullarda etkinlikler planlanabili
A social media analysis of comments on the teaching profession law
Bu araştırmada bir sosyal medya platformu olan Twitter üzerinde Öğretmenlik Meslek Kanununa dair atılan twitlerden yola çıkılarak Öğretmenlik Meslek Kanunu'na dair öğretmen görüşleri, öğretmenlerin bahsi geçen kanun konusundaki memnuniyet dereceleri ve eleştirilerinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ayrıca öğretmenlerin bahsi geçen kanuna dair yapılmasını arzu ettikleri değişiklikler ve gelecekteki uygulamalara dair beklentileri anlaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmada öncelikle teknik programlar kullanılarak Öğretmenlik Meslek Kanunu'na dair atılmış twitler toplanmıştır. Çekilen ham verilerin işlenmesi ve analizi için farklı yazılım kodları kullanılmıştır. Veriler okunmuş ve düzenlenmiş, ardından işlenen veriler zaman ve metin bilgisi olacak şekilde ayrıştırılarak temizlenmiştir. Sonuçların Excel'e aktarılmasından sonra veriler manuel olarak hashtag, tekrarlayan veriler ve anlamsız kelime öbeklerinden ayrıştırıldıktan sonra analize uygun 6408 twitten veri setiyle analize başlanmış, bu veriler temalara ayrılarak başlıklar altında analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, öğretmenlerin 14 Şubat 2022'de Resmî Gazete' de yayınlanan Öğretmenlik Meslek Kanunu hakkında memnuniyet dereceleri oldukça düşüktür. Kanun, içerik, uzman ve başöğretmenlik görev tanımları, özel okullarda görev yapan öğretmenlerin hakları, ücretli öğretmenlik sorunu, maaş ve özlük haklarının düzenlenmemesi gibi yetersizlikler nedeniyle yetersiz görülmektedir. Bunun yansıra, öğretmenlerin farklı kariyer basamakları ile statülere ayrılması, öğretmenler arası adalet ve eşitlik ilkesinin ihlal edilmesi, öğretmenlerin itibarsızlaştırması /değersizleştirmesine sebep olması, hazırlık sürecinde paydaşların sürece katılmaması, eşit işe eşit ücret ilkesinin ihlal edilmesi, çalışma barışının bozulmasına sebep olması ve lisansüstü ve doktora eğitimi almış öğretmenlerin durumu gibi hususlar kanun hakkında en çok eleştiri alan başlıklar olmuştur. Bütün bu yetersizlik algıları ve eleştiriler sonucunda da öğretmenler kanunun iptal veya revize edilmesi ve özellikle sınav uygulamasına son verilmesi yönünde taleplerini dile getirmişlerdir. Öğretmenlerin kanunun iptali veya yeniden gözden geçirilerek daha kapsayıcı ve içerik bakımından tüm paydaşları memnun edecek, eşitlikçi, ayrıştırmaya sebep olmayacak uygulamalar içerek biçimde ve öğretmenlik mesleği ile ilgili bütün hususları tek bir kanun altında toplayıp mesleğe dair tüm sorunları tek elden çözecek niteliğe büründürülmesi gereği konusunda yoğun bir beklentisi olduğu tespit edilmiştir. Bu beklenti doğrultusunda, kanunun revize edilmesi söz konusu olduğunda eğitim paydaşlarının sürece dâhil edilmesi önemli bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, kanunun içerik olarak geliştirilmesi, öğretmen beklentileri ışığında öğretmenlik mesleğine dair özlük hakları, özel eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin haklarının korunması, lisansüstü ve doktora eğitimini tamamlamış öğretmenlerin hakları, ödül ve ceza, atama, terfi ve öğretmenlerin şiddet eylemlerine karşı korunmasını da içerek biçimde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir
The law of the deep-sea mining within the framework of the common heritage of humankind and the protection of marine biodiversity Yazar:EYLÜL PINAR ERDEN KILIÇ
Bu tezin başlığı "İnsanlığın Ortak Mirası Kapsamında Derin Deniz Madenciliği Hukuku ve Denizlerin Biyolojik Çeşitliliğinin Korunması"dır. Ulusal yetki sınırları dışında kalan deniz alanlarında yapılacak derin deniz madenciliği faaliyetlerinin hukuki rejimi yönünden temel kavram insanlığın ortak mirası ilkesidir. Bu hususta derin deniz madenciliğinin hukuki rejimi yalnızca bu faaliyetlerin yürütülmesine dair hukuki rejimi değil, aynı zamanda çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunmasını da içermektedir. 1982 tarihli "Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi" ve 1994 tarihli "10 Aralık 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin XI. Bölümünün Uygulaması Hakkındaki Anlaşma", derin deniz madenciliğine ilişkin uluslararası deniz hukukunda bu tarihe kadar yapılmış başlıca düzenlemelerdir. İlk olarak derin deniz yatağı kavramının coğrafi ve hukuki boyutu, insanlığın ortak mirası kavramının ortaya çıkış süreci ve kavramın içeriği, uluslararası deniz hukuku sistematiğinde derin deniz madenciliğinin hukuki rejimi ve bu kapsamda insanlığın ortak mirası ilkesinin bir teamül kuralı olarak değerlendirilmesine yer verilmiştir. Daha sonra Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ve 1994 Uygulama Anlaşması'ndaki düzenlemeler incelenmiştir. Bunu takiben konu sözleşmeye taraf olmayan devletler yönünden de değerlendirilmiştir. Çalışmanın son bölümünde derin deniz madenciliğinin deniz çevresine ve biyolojik çeşitliliğe etkilerine, deniz çevresinin korunmasına ilişkin uluslararası düzenlemelere ve derin deniz madenciliği faaliyetleri açısından çeşitli devletler tarafından yapılan moratoryum ilanlarının hukuki altyapısına ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır.The title of this thesis is "The Law of the Deep-Sea Mining within the Framework of the Common Heritage of Humankind and the Protection of Marine Biodiversity". The principle of the common heritage of humankind is the core concept in the legal regime governing deep-sea mining activities conducted in areas beyond national jurisdiction. In this context, the legal regime of deep-sea mining includes not only the regulations concerning the conduct of such activities but also the protection of the environment and biodiversity. The 1982 "United Nations Convention on the Law of the Sea" (UNCLOS) and the 1994 "Agreement Relating to the Implementation of Part XI of the United Nations Convention on the Law of the Sea of 10 December 1982" constitute the primary international legal instruments regulate deep-sea mining activities for the parties of these convention and agreement. The thesis first explores the geographical and legal dimensions of the concept of the deep seabed, the emergence and content of the common heritage of humankind principle, and the legal framework for deep-sea mining within the framework of international maritime law. It also analyzes the principle of the common heritage of humankind as a part of the customary international law. Subsequently, the thesis examines the related provisions of UNCLOS and the 1994 Implementation Agreement. Moreover, the possible legal framework is evaluated for the states that are not parties to these instruments. The final section of the thesis assesses the environmental impacts of deep-sea mining with particular focus on marine biodiversity and the international regulations. This section also evaluates the legal basis of calls for moratorium by various states regarding deep-sea mining activities
Compensation for loss of support
Doktora tezi olarak hazırlanan bu çalışmada TBK m. 53'te düzenlenen destekten yoksun kalma tazminatı incelenmiştir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi sebebiyle yoksun kalınan zarardır. Destekten yoksun kalma zararının temel özelliği, maddi ve yansıma zarar olmasıdır. Destekten yoksun kalma tazminatının talep edilebilmesi için destek ile destekten yoksun kalan kişi arasında fiili bakım ilişkisinin varlığı yeterlidir. Ayrıca, destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilmek için desteğin ölmesi gerekir. Hukuk sistemlerinde destekten yoksun kalma tazminatının hangi koşullarda ve kimler tarafından talep edilebileceği değişiklik arz etmektedir. Çalışma konusu içerisinde, Türk Hukukunun yanı sıra destekten yoksun kalma tazminatıyla ilgili olduğu ölçüde Almanya, Avusturya ve İsviçre Hukukuna da değinilmiştir. Ayrıca bu çalışma doktrin ve yargı kararlarıyla desteklenmiştir. Tazminatın belirlenmesi için öncelikle zarar hesabı yapılmalıdır. Destekten yoksun kalma tazminatında da öncelikle zarar hesaplanmalı sonrasında ise tazminat hesabı yapılmalıdır. Destekten yoksun kalma tazminatı belirlenirken, genel olarak tazminatın belirlenmesine ilişkin genel ilkeler dikkate alınır
The contribution of geographi̇cal indications to the promotion of local products and economic development: Research ofAnkara province Kalecik district
Coğrafi işaretler, ürünün kaynağını, karakteristik özelliklerini ve ürünün söz konusu karakteristik özellikleri ile coğrafi alan arasındaki bağlantıyı gösteren ve garanti eden kalite işaretleridir. Cİ tescili ile kaynaklandığı yöreden elde ettiği yerel niteliklere bağlı olarak belli bir üne kavuşmuş ürünlerin korunması sağlanır. Türkiye'de Aralık 2023 itibarı ile 1505 tescilli coğrafi işaret bulunmakla birlikte, Kalecik Karası Üzümü, Kalecik Ekmeği ve Kalecik Çöreği, Kalecik ilçesine ait tescilli Cİ'lerdir. Kalecik Ayvasının ise tescil çalışmaları devam etmektedir. Kalecik ilçesine ait Cİ'lerin ve tescil çalışması yürütülen ürünlerin yerel ekonomik kalkınmaya etkilerinin ve Cİ kavramının yerel ürünlerin değerlendirmesine sunduğu mevcut ve potansiyel katkının incelendiği bu çalışmada; çiftçiler, üreticiler, firmalar ve Cİ kavramı ile ilgili diğer paydaşlar ile görüşülmüştür. Çalışmanın birincil verilerini bahsi geçen bu paydaşlar ile 2022 yılında yapılan anket çalışması verileri ve derinlemesine mülakat çalışmalarıyla elde edilen bilgiler oluşturmaktadır. Toplamda 45 üretici ve 3 diğer paydaş ile yapılan görüşmeler ve değerlendirmeler neticesinde üreticilerin birincil gelir kaynağının çoğunlukla ilgili oldukları Cİ/yerel ürün olmadığı görülmüştür. Üreticilerin genel anlamda Cİ bilgi ve farkındalık düzeylerinin düşük olduğu ve Cİ amblemi kullanımının olmadığı görülmektedir. Cİ'ler üreticiler tarafından daha çok, ürünün ve bölgenin tanıtımına katkı sağlayabilecek bir araç olarak değerlendirilmekte, ürünlerin üretici gelirine direkt olarak bir fayda sağladığı düşünülmemektedir. İlçe, üretici örgütlenmesi açısından zayıftır. Kalecik Karası Üzümü örneğinde, kooperatif gibi bir örgütlü yapı eksikliğinin, yıllar içerisinde üzüm fiyatının düşmesine neden olduğu görülmüştür. Tescilli ve diğer yerel ürünlerin de üretici örgütlenme faaliyetlerini olumlu yönde etkilemediği ve üreticiler ile bölgedeki diğer aktörler arasındaki iletişime bir katkı sunmadığı değerlendirilmektedir.
Geographical indication is a quality mark that indicates and guarantees the origin of the product. With the registration of GIs, the products that have certain local characteristics originated from the region are protected. Turkey has 1505 registered GIs as of December 2023. Kalecik Karası Üzümü, Kalecik Ekmeği and Kalecik Çöreği are registered GIs of the district. The GI application has been made for Kalecik Ayvası. In this study, the effects of the GIs and local products of Kalecik district on local economic development and current and potential contribution of GI to the promotion of local products have been examined. For this purpose; farmers, producers, companies and other related stakeholders were interviewed. The primary data of the study consists of the data obtained through the surveys. As a result of the interviews, it is seen that the primary income source of the producers is not the local product they are related to. The knowledge and awareness level of GI of the producers is low. Emblem usage is not common. GIs are mostly considered as a tool which can contribute to the promotion of the product and the region. They are not considered to provide a direct benefit to the producer's income. The producer organization in the district is weak. In Kalecik Karası Üzümü example, the lack of an organized structure has caused wine producing companies to set prices and to decrease the grapes prices over the years. GIs do not have a positive effect on producer organization activities and do not contribute to the communication between producers and other actors in the region
Efficacy of polyzone formulation of Deltamethrin against the red flour beetle, tribolium castaneum (herbst) and the confused flour beetle, T. confusum jacquelin du val (Coleoptera: Tenebrionidae)
Bu çalışma, Tribolium confusum Jacquelin du Val, 1868 ve T. castaneum (Herbst, 1797) (Coleoptera: Tenebrionidae)'un mücadelesinde beton yüzeye uygulanmış deltamethrin'in PolyZone® formülasyonunun etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Böceklerin farklı biyolojik dönemleri, deltamethrinin farklı dozları ve farklı uygulama süreleri incelenmiştir. Çalışmada ani ölüm, kalıcı etkinlik ve 7-gün gecikmeli ölümler üzerindeki etkiler değerlendirilmiştir. Tribolium confusum'un genç larvalarında 12 ve 24 mg/m2'lik dozda mutlak ölüm (%100) 72. saatte meydana gelmiştir. Olgun larvalarda 24 mg/m2'lik dozda en yüksek ölüm 168. saatte %77.50 olmuştur. Erginlerde düşük dozda ölüm 168. saatte %61.67 olmuştur. Tribolium castaneum'un genç larvalarında her iki dozda da mutlak ölüm 48. saatte, olgun larvalarda 168. saatte elde edilmiştir. Erginde mutlak ölümler düşük dozda 144. saatte, yüksek dozda ise 96. saatte meydana gelmiştir. Uygulama sonrası gecikmeli ölümlerin tamamı artmıştır. Arazi ve laboratuvarda kalıcı etkinlik ve gecikmeli ölüm oranlarının belirlenmesinde erginler kullanılmıştır. Tribolium confusum'da en yüksek kalıcı etkinlik laboratuvar şartlarında düşük dozda, 1. günde %18.33, gecikmeli ölümde 60. günde %61.17 olmuştur. Yüksek dozda kalıcı etkinlik ve gecikmeli ölüm 30. günde laboratuvar şartlarında sırasıyla %16.67 ve %79.17 olmuştur. Tribolium castaneum'da düşük dozda en yüksek kalıcı etkinlik ve gecikmeli ölüm laboratuvarda şartlarında 1. günde sırasıyla %52.50 ve %89.17 olarak belirlenmiştir. Yüksek dozda en yüksek kalıcı etkinlik ve gecikmeli etki laboratuvar şartlarında 1. günde %100 olmuştur. Haymana, Çubuk ve Gölbaşı şartlarında kalıcı etkinlikteki ölüm oranları her iki türde de daha düşük olmuştur. Kalıcı etkinlikteki süre artışı, böcek ölümlerini azaltmış, yüksek doz uygulaması düşük doz uygulamasından daha etkili olmuştur. Çalışma sonucunda her iki böcek türü ile mücadelesinde deltamethrin aktif maddesinin kullanılabilir olduğu değerlendirilmiştir
Comparative analysis of Ukraine's European Union candidacy process from Ukrainian and European Union perspectives
AB ile Ukrayna arasında etkileşim otuz yılı aşkın bir süreyi kapsayan uzun bir geçmişe sahiptir. Bu süre zarfında her iki taraf da yakınlaşma ve işbirliği girişimlerinde bulunmuştur. Ancak son on yılda sadece, Euromaidan olayları ve Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmesinin ardından bu işbirliği yapıcı bir ikili ilişki niteliği kazanmaya başlamıştır. Rusya'nın Ukrayna'ya karşı başlattığı ve Avrupa kıtasında yeni bir jeopolitik çalkantıya dönüşen savaşla birlikte AB-Ukrayna ilişkilerinin niteliği daha da değişmiştir. Sektörel işbirliğinin geliştirilmesi ve önemli ölçüde askeri, mali, insani ve siyasi destek sağlanmasının yanı sıra AB, Ukrayna'nın üyelik başvurusunu kabul ederek ve adaylık statüsü vererek ikili ilişkilerin geliştirilmesi için önemli bir adım atmıştır. Bu karar daha önce görülmemiş bir rezonans yaratmış ve hem siyasi hem de akademik camiada aktif bir tartışmanın önünü açmıştır. Sadece ikili ilişkilerde yeni bir sayfa açılmasına işaret etmekle kalmayıp aynı zamanda AB'nin Ukrayna'ya ve bir bütün olarak gelecekteki genişleme sürecine bakışında niteliksel bir değişimin de göstergesi olan bu karar, her iki tarafta da iç değişikliklere neden olmuştur. Bu tez, Ukrayna'nın adaylığına ilişkin önemli karara kadar AB ve Ukrayna arasındaki ikili ilişkilerin seyrini analiz etmekte, tarafların temel motivasyonlarını belirlemekte ve gelecekte karşılaşabilecekleri sorun ve zorlukları ana hatlarıyla ortaya koymaktadır. Çalışma aynı zamanda AB'nin hem genişleme politikasının gelişimi hem de Ukrayna'nın gelecekteki üyeliğinin gerçekçiliği konusundaki tutumuna ilişkin bir perspektif sunmaktadır. Ukrayna'ya adaylık statüsü verilmesi kararının sadece Ukrayna için değil, aynı zamanda AB'deki iç siyasi durum, diğer aday ülkeler ve bir bütün olarak genişleme sürecinin geleceği için de geniş kapsamlı etkileri olacağından, AB'nin bu kararının arka planının incelenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, Ukrayna'nın AB genişleme politikasındaki yerini belirlemeyi ve Ukrayna'nın üyelik perspektifinin gerçekliğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır
Avrupa Birliği ve Türkiye'de Tüketici İhtilaflarında Alternatif Uyuşmazlık Çözümü
Consumer conflicts arise every day, and how to handle this issue is a major part
of ensuring consumer redress mechanisms. In the 1970s, alternative dispute
resolution (ADR) methods were adopted in response to an increase in consumer
conflicts, with the aim of reducing the workload on courts. ADR has been supported
by the European Union (EU), which enacted the 2013/11/EU ADR Directive to
standardize consumer redress mechanisms between Member States. However,
because of the general nature of the provisions, there have been many different
approaches and methods in the member states. It has also become imprecise to
understand if it is a good role model or effective because of the ambiguous provisions
and various approaches.
Turkish Law on Consumer Protection entered into force in 2014 to ensure the
harmonisation duty of the EU acquis, and it regulated the sui generis procedure of
Consumer Arbitration Committees (CAC) and then compulsory mediation on
consumer conflicts with an added article in 2020. This article argues that CAC is
harmonised with the EU acquis and ADR systems in Turkey, bringing more effective
consumer redress mechanisms for now due to cultural and economic reasons, even if
it is not perfect and has to be improved
Neoliberal Transformation and Counter-Movements in Latin American Agriculture: The Case of the Brazilian Mst (Landless Rural Workers) Movement
Latin Amerika’da toplumsal hareketler neredeyse kıtanın tamamını kaplayan ve tarım,
üretim, mülkiyet talepleri ile şekillenen bir yapıya sahiptir. Brezilya’da da farklı çiftçi ve tarım
hareketleri etkinlik göstermiş ancak ülke çapında örgütlü bir hale gelememiştir. MST hareketi ülke
çapında örgütlenen, üretim, planlama, yaşam, tüketim ve bölüşüm ilişkilerinin tamamına ilişkin
hedef ve planları içeren toplumsal hareket olmuştur. Bu çalışmada Brezilya’da faaliyet gösteren
MST hareketinin tarihçesi, mücadele süreçleri ve uygulama alanlarının tarım sermayesi ve
neoliberal politikalar karşısındaki konumlanışını incelemek temel amaçtır. Hareketin geçirdiği
süreçlerde halklar, gruplar, politik yapılar ile etkileşimleri farklı dönemlerde uygulamaya
koydukları politikaları ve bunun tarımsal üretim, işgücü ve toplumsal yaşama etkileri de incelenen
konular olmuştur
Right to work in Turkish costitutional law
Çalışma hakkı, hem ulusal düzeyde korunan bir temel hak, hem de uluslararası sözleşmelerde tanınmış bir insan hakkıdır. Tezde çalışma hakkıyla ilgili klasik sorunlarla birlikte Türkiye'de karşılaşılan yeni sorunların saptanması, bu sorunlara önerilen çözümlerin araştırılıp ortaya konması ve yeni çözüm önerileriyle birlikte değerlendirilip tartışılması konu edilmektedir. Bu kapsamda sorunların ve önerilen çözümlerin ortaya konabilmesi için çalışma hakkının Türk Anayasalarında düzenlenen biçimiyle anlam, kapsam, işlevi ve mahkemelerin çalışma hakkın konusundaki yaklaşımları üzerinde durulmuştur. Bunlar tarihsel ve düşünsel bağlam gözetilerek yapılmış ve böylece çalışma hakkına ilişkin sorunların çözümüne yönelik uygun öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır