Mütefekkir
Not a member yet
    230 research outputs found

    Kur'ân'ın Açıklamaları Doğrultusunda Süleyman (a.s) Kıssasında Kalkınmanın Esasları

    No full text

    Kendimizi Tanımak ve Öteki: Cemil Meriç'de Avrupa Medeniyetinin Tekelleşmesinin Eleştirisi

    No full text
    In order people to know themselves, they have to understand the others and be aware of the differences. While knowing itself, the West always detected "others", considered them as enemies and acknowledged a position with regard to "others". Allowing the West to stay dynamic, this position brought about a constant development. Cemil Meriç puts forward that we should know ourselves, as well. However, this doesn't mean considering "others" as enemies. According to Meriç, all the civilisations are paramount to each other and they should benefit from each other. Nevertheless, he rejects the West Civilisation's constructing a perception of a single civilisation with its technical, financial, military and political superiority. Being ackowledged especially by undeveloped civilisations, this perception has caused western values to be adopted as well. In this study, we try to handle the wrongness of this perception and the solutions introduced by Meriç for us to be ourselves again.Kendini tanımak, ötekini anlamaktan ve aradaki farkları bilmekten geçer. Batı, kendini tanırken hep bir öteki belirlemiş, onu bir düşman olarak görmüştür ve ötekine göre de konum almıştır. Bu konum, onun kendini sürekli dinamik tutmasını sağlayarak sürekli bir gelişimi de beraberinde getirmiştir. Cemil Meriç, bizim de kendimizi tanımamız gerektiğini ortaya koyar; fakat bu Batı'dan farklı olarak ötekini düşman olarak görmek değildir. Meriç için her medeniyet denktir ve her biri diğerinden faydalanmalıdır; ancak o, Batı medeniyetinin 18. asırdan itibaren elde ettiği teknik, iktisadi, askeri ve siyasi üstünlükle artık tek bir medeniyet algısı oluşturmasına karşı çıkmaktadır. Bu algı, özellikle geri kalmış medeniyetler tarafından da kabul edilen bir algı halini almasıyla sadece Batı değerlerinin kabul edilmesini de beraberinde getirmiştir. Biz bu çalışmada Meriç'in, bu algının yanlışlığını ve yeniden kendimiz olmamız için ortaya koyduğu çözümleri ele almaya çalışacağız

    Dâr-ı Sulehâ'da Nesl-i Sulehâ Özlemi

    No full text
    In recent years, many universities and faculties emerged in our country as an achievement of academic world. As one of those faculties "Islamic Studies' Faculty of Aksaray University and the happenings during the process of its foundation have been the subject of this article asa notation for history. The emergence of academic institutions cause several impacts both in social and scientific spheres. But after a certain time these influences are forgotten and disappear in the darkness of the past. Aksaray University, Faculty of ıslamic Studies would like to be distinct and distinguished, thats why this founding process has been the main topic of the faculty journal,at least to remember its memory all the time. Naturally untold things here are much more then told. But the intention is to remember those people who contributed to the process and to obtain prayers for them. With our best wishes, may it bring divine gift and fruitfulness.Ülkemizde son yıllarda akademik dünyaya kazandırılan çok sayıda üniversite ve fakülte bulunmaktadır. İşte bu fakültelerden biri olan Aksaray Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi'nin kuruluş sürecinde yaşananlar tarihe bir not olarak kaydedilmek üzere bu yazıda kaleme alınmıştır. Bilimsel ve akademik kuruluşların doğuşu gerek ilmi gerekse toplumsal alanda bir takım etkilere sebep olur. Ancak zamanla bunlar unutularak geçmişin karanlıklarında yok olur. Farklı ve farkedilir olmayı arzu eden Aksaray Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi'nin bu sürecini Dergimizin ilk sayısında kaleme alarak en azından hatırasını sürekli kılmak istedik. Burada anlatılmayanlar elbette anlatılanlardan çok daha fazladır. Ancak amaç sürece olumlu katkıları bulunanların hatırlanması ve duaya vesile olmasının sağlanmasıdır. Hayırlı ve bereketli olması dileklerimizle

    Evrim ve Hür İrade: Darvinci Doğadışılığın Savunması

    No full text
    Otonominin Doğal Seleksiyonu adlı son kitabında, Bruce Waller, "Doğal Otonomi" olarak adlandırdığı bir görüşü savunmaktadır. Bu görüş, insanoğlunun, insan olmayan hayvanlarla paylaştığı, alternatif davranışları keşfetme kabiliyeti olan, fakat ahlaki sorumluluğu desteklemeyen bir otonomiye sahip olduğu düşüncesini içerir. Yazar aynı zamanda bu doğal otonominin, sivil girişimin etik prensip tarafından desteklenebileceğini ortaya atmaktadır. Bence sivil girişimin etik prensip tarafından desteklenmesi için, Waller'ın otonominin ya özgürlükçü teoriye ya da uyumcu teoriye ihtiyaç duyduğu görüşü tartışılabilir. Buna göre, değerlendirmeyi daha da ileri götürerek, Waller'ın aksine, özgürlükçü görüşün hem Darvinizm'le uyumlu olduğunu hem de nasıl otonom davranışların bunları gerçekleştiren faile ait olmasının mantıklılığı tartıştım. Böylece, özgürlükçü konumun Darvinciler için canlı bir konum olduğu sonucuna vardım. Fakat eğer doğacılık, çoğunlukla karşılaştığımız şekliyle, evrenin deterministik bakış açısını içerisinde barındırdığı şeklinde ele alınırsa (en azından kuantumdışı seviyede), makalem "Darvinci doğadışılığın" savunmasında yer edinmekte zorlanacaktır

    Bazı Meâller Çerçevesinde İ'râb Farklılıklarının Âyetlerin Anlamına Etkisi

    No full text
    Quran desires its readers make an effort to understand it. As a result of these efforts two methods has emerged in understanding of Quran. The first one is tafsers which handle verses with their possible meanings,the second is interpretations which mostly takes only one meaning from possible meanings of verses. For all the meaning methods the first tool that reader needs is Arabic language. In Arabic language there are different meanings because of irab, and this diversifies the meaning of verses. The situation is different in Meals (interpretations). In Meals, one or a few possible meanings can be reflected depending upon the preference of writer. In this study, we handle the reflections of irab in Meals that caused interpretation differentness which was pointed out in tafseers about a word or sentence in verses and.Kur'an muhataplarından kendisinin anlaşılması hususunda çaba göstermelerini ister. Bu çabalar neticesinde Kur'ân'ı anlamada iki yöntem ortaya çıkmıştır. Birincisi âyetleri çeşitli yönlerden ele alan ve muhtemel manaların gözetildiği tefsirler. İkincisi ise âyetin muhtemel manalarından "“çoğunlukla- sadece birine yer veren meâllerdir. Hangi anlama yöntemi olursa olsun muhatabın ihtiyaç duyduğu ilk malzeme Arap dilidir. Arap dilinde bir kelimenin i'râbı itibariyle birkaç ihtimali düşündürmesi, âyetin anlamının da çeşitlenmesine sebep olmaktadır. Meâllerde ise durum farklılık göstermektedir. Yazarının tercihine bağlı olarak bu vecihlerinden biri ya da birkaçı tercümeye yansıtılabilmektedir. Biz bu çalışmada, âyetteki bir kelime ya da cümle hakkında tefsirlerde belirtilen ve anlam farklılıklarına sebep olan i'râb vecihlerinin meâllerdeki yansımasını ele alacağız

    Arefe Gününün Faziletiyle İlgili Rivâyetlerin Değerlendirilmesi

    No full text
    Allah Teâlâ has rendered some days superior to others in terms of their virtue, just like the supremacy of Ramadan to other months, The Qadr Night to other nights, Friday to other days, etc. The superiority of the Arafa Day and Friday to other days is a fine example of that. Arafa day is a blessed day because vaqfa, which is an important pillar in Hajj, is performed on that day. There are many Hadiths about the importance of that special day. In this study, we will not focus on the prayers and worship performed on that special day but the importance and virtues of that day in terms of hadith narrating. Our purpose in this article is to introduce a modest study determining the quality of the narratives about the virtue of Arafa Day.Allah Teâlâ bazı zamanları diğer zamanlara fazilet bakımından üstün kılmıştır. Ramazan ayının diğer aylara, Kadir gecesinin diğer gecelere ve Cuma gününün diğer günlere üstünlüğü gibi. Arefe günü de faziletli günlerden birisidir. Arefe günü mübârek bir gündür; çünkü Hac ibadetinin önemli bir rüknu olan vakfe bugünde yapılmaktadır. Bu günün faziletiyle ilgili fazlaca hadisler vardır. Biz de bu çalışmada Arefe gününde yapılması tavsiye edilen dua ve ibadetlerin faziletiyle ilgili hadisleri değil; bugünün faziletine işaret eden hadisleri hadisçilik açısından inceledik. Bundaki amacımız da, bu konuda çalışma yapacaklara ve bu hadisleri konuşmalarında kullanacaklara bir reçete sunmaktır

    İslam Tarihi Dersleri'nden: Osmanlı Devrinde Zamanla Siyasî Mahiyet Alan Dini Bir Cereyan

    No full text
    Osmanlılar devrinde zamanla siyasî bir hüviyet kazanan ilk dinî düşünce akımı, bilindiği üzere, XV. yüzyıl başlarında Simavna Kadısı oğlu Bedreddin’in temsil ettiği cereyandır. Bedreddin, önce Edirne’de, sonra sırasıyla Bursa, Konya ve Kahire’de kelâm, mantık, astronomi ve hadîs tahsili yapmış, fıkıh konusunda kendisini yetiştirerek eserler yazmış bir bilgindi. Zamanla bâtını tesirler altında kalarak Ahlatlı Şeyh Seyyid Hüseyin’e bağlandı. Bedreddin, bu şeyhi Mısır’da tanımıştı. Mısır’da iken hastalanması üzerine şeyhinin tavsiyesi ile seyahate çıkmış ve Tebriz’e gelmişti. O sırada Timur da, Tebriz’de bulunmakta idi. Osmanlılardan Timur tarafına geçmiş olan bazı kimseler, Bedreddin’i tanımışlar ve onu Timur’un otağına götürmüşlerdi. Bedreddin, bu sırada diğer bilginlerin halletmekte güçlük çektikleri bazı meseleleri çözmek suretiyle ve Tevhid sırrı üzerine yaptığı konuşmalarla herkesin hayranlığını kazandı. Timur, onu beraberinde götürmek istiyordu. Halbuki Bedreddin, şeyhinin hizmetinde bulunmak arzusunda idi. Bu sebeple Tebriz’den kaçarak Mısır’a geldi. Bundan sonra onu Ahlatlı Seyyid Hüseyin’in ilkin halifesi, o öldükten sonra da onun makamını almış olarak görüyoruz

    Ahlak Felsefesi Ekseninde Günah Kavramı

    Get PDF
    Humankind has two major conceptions in his world: good and evil, right and wrong, righteousness and sinfulness. This dichotomy is the result of man's freedom; for, if he lacked freedom, he would not have one of these dichotomies and become content only with the other. Sin, being the common name for violating religious commands and prohibitions, and disobeying the will of the Creator, is one of these opposite binaries. Man is sent to this world for being tested. Sin is required in this test in order the expected result to emerge. The absence of sins is the absence of the possibility/right that man might/could lose the test.İnsanoğlunun dünyasında iki temel kavram vardır: Güzel ve çirkin, doğru ve yanlış, sevap ve günâh. Bu ikilemin varlığı insanoğlunun hürriyetinin bir neticesidir. Zira özgürlüğü olmasaydı söz konusu ikilemlerden biri olmayacak diğeri ile zorunlu olarak yetinecekti. Dini emir ve yasaklara karşı gelme ve yaratıcıya başkaldırmanın da ortak adı olan günah da, bu zıt ikilemlerden birisidir. İnsanoğlu bu dünyaya imtihan için gönderilmiştir. Günah, bu imtihandan beklenen neticenin ortaya çıkması için imtihanın bir gereğidir. Günahların olmayışı, insanın imtihanı kaybetme ihtimalinin/hakkının olmaması demektir

    "Diyet" Bir Cezâ mıdır? (Cezâî ve Medenî Müeyyide Açısından "Diyet")

    No full text
    The provisions included into law, in order to force the implemantation of and the obedience to the rules and regulations are called sanctions. These sanctions are named as penal or civil sanctions in terms of their compositions. Examined in the criminal law chapters of fiqh, Diyah (blood Money) is a civil sanction that aims to compensate the loss of the victim or his/her relatives to an extent. Diyah can be levied either alone or together with a penal sanction depending on the severity of action. Although there are differences, diyah is similar to the material and moral indemnities determined by the court in case of homicide and physical violence in today's law system. As, the determination of the quantitiy of diyah is a decisional one, it would be convenient to ascertain a value by considering local customs and the country's circumstances, protecting the rights of both parties.Hukuk kurallarının kabul ve tatbik edilmesini zorlamak amacıyla kanunlara konulan hükümlere hukukun müeyyideleri denir. Bu müeyyideler, mahiyetleri bakımından, cezaî ve medenî müeyyide kısımlarına ayrılır. Fıkıh kitaplarının ceza bölümünde ele alınan diyet, mağdur veya yakınlarının kaybını bir ölçüde tazmin etmeyi amaçlayan medenî müeyyidedir. Eylemin durumuna göre tek başına uygulanabileceği gibi, bir cezaî müeyyide ile birlikte de tatbik olunabilir. Diyet, aralarındaki bazı farklılıklara rağmen, günümüz hukuk sistemlerinde kabul edilen öldürme ve müessir fiillerde mahkemece takdir edilen maddî ve manevî tazminata benzemektedir. Diyetin miktarını belirlemek içtihadî bir konu olduğu için, günümüzde diyet miktarının, mahallî örf ve ülke şartları da göz önünde bulundurularak iki tarafın hakkını gözeten ölçüde bir değer olarak tespit edilmesi uygun olur

    Aksaray'ın Tarihi Önemi ve Vakıfları

    Get PDF

    190

    full texts

    230

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Mütefekkir
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇