Mütefekkir
Not a member yet
    230 research outputs found

    Göstergebilimin Serüveni

    Get PDF
    Linguistic philosophy has become one of the most popular study fields that has overstepped the borders of philosophy in the twentieth century. 1960s are the years of vehement discussions between existentialism, structuralism and Marxism. In these years, the studies of natural languages primarily expanded to cover artificial language studies as well. As a consequence of the influence of these studies, semiotics, trying to resolve and define all of the meaningful systems, has emerged. While Ferdinand de Saussure was forming semiology with his Linguistic studies in Europe on these dates, Charles Sanders Peirce was dealing with determining the principles of semiotics that was going to be used as a framework in order to define the relationships between signs in America. On the other hand, Roland Barthes was accepted as the founder of semiotics with his sign theory in the second half of the 1960s. This paper aims at describing how semiotics has emerged as a result of debates in the language philosophy by examining the first philosophical texts and current discussions.Dil felsefesi, yirminci yüzyılda felsefenin de sınırlarını aşan en gözde çalışma alanlarından biri haline gelmiştir. Özellikle 1960’lı yıllar varoluşçuluk, yapısalcılık ve marksizm arasındaki hararetli tartışmaların yaşandığı yıllardır. Bu yıllarda öncelikle doğal dillere ilişkin yapılan çalışmalar yapay dil çalışmalarını da içine alacak şekilde genişlemiştir. Bu çalışmaların etkisiyle bütün anlamlı dizgeleri çözümlemeye ve betimlemeye çalışan göstergebilim ortaya çıkmıştır. Bu tarihlerde Avrupa da Ferdinand de Saussure Dilbilim çalışmalarıyla göstergebilimi (Semiology) hazırlarken ondan habersiz bir şekilde Amerika da Charles Sanders Peirce göstergeler arasındaki ilişkileri tanımlamak için bir çerçeve olarak kullanılacak göstergebilim (semiotic)’in ilkelerini belirlemekle meşguldür. 1960’ların ikinci yarısında ise Roland Barthes geliştirdiği gösterge kuramıyla müstakil bir göstergebilimin kurucusu olarak kabul görmüştür. Bu çalışmadaki amacımız göstergebilimin ilk felsefi metinlerden günümüze gelen dil felsefesi içerisindeki tartışmaların sonucunda nasıl ortaya çıktığını betimlemektir

    Osmanlı Anadolu’sunda Tefsir Derslerinde Öğrenci Soruları Amme Cüzü Tefsîri Örneği

    Get PDF
    In this study, with respect to the text, namely “Tefsîr-u cuz-i ʻamme min halakâti’t-tefsîr fî Anadol el-kurûni’l-vustâ (The Interpretation of Part of Amme in the Lectures Given in Medieval Anatolia)”, questions reflecting students’ interests and tendencies in interpretation lectures given in Medieval Anatolia are analyzed to create data for contemporary religious education and Quran studies.Bu araştırmada, “Tefsîr-u cüz-i ʻamme min halakâti’t-tefsîr fî Anadol el-kurûni’l-vüstâ (Ortaçağ Anadolu’su Tefsir Derslerinde Amme Cüzü Tefsiri)” adıyla tahkik edilen yazma eserden hareketle ortaçağ Anadolu’su tefsir derslerinde öğrencilerin ilgi ve eğilimlerini yansıtan sorular, günümüz din eğitimi ve Kur’ân’a bakış çalışmalarına veri oluşturmak amacıyla incelenmiştir

    Trafik Kazaları ve Kader İlişkisi -Dua, Sadaka ve Tevekkül Bağlamında-

    Get PDF
    There are established rules to avoid traffic Chaos. Failure to do so may result in traffic accidents which are sad events. God tied everything in this world to some reasons. Even though the humans fulfill these reasons, God creates them in accordance with the free will of the person. This is a divine law, that is, fate. Are traffic accidents fate? How much do our will and precautions affect this? With prayer and charity, can we prevent accidents that could happen to us? Do people die in traffic accidents because their life-spans expired? Such questions in people's minds may be a problem. This article will offer solutions to the discussions concerning traffic accidents and fate, within the framework of Islamic theology and creed.Trafikte kargaşa olmaması için konulan kurallar vardır. Bunlara uyulmaması durumunda trafik kazaları denilen üzücü olaylar olabilmektedir. Allah her şeyi bir çeşit sebeplere bağlamış, insan bu sebepleri yerine getirirse Yaratıcı da, kulun özgür iradesine bağlı olarak yaratmaktadır. Bu bir ilâhî kanundur yani kaderdir. Trafik kazaları kaderde var mıdır? Bizim irademizin ve tedbir almamızın etkisi ne kadar? İnsan, başına gelen kazaları dua ve sadaka ile önleyebilir mi? Ecel geldiği için mi kazalarda insanlar ölmektedir? gibi bir çok soru zihinlere gelmektedir. Bu makâlede trafik kazaları ve kaderle ilgili tartışmalar ile çözüm önerileri akaid ve kelâm ilmi çerçevesinde değerlendirilecektir

    Kitâbu’t-Tevhîd’in Tahkikli Neşri ve Açıklamalı Tercümesi’ne Dair Bazı Mülâhazalar

    Get PDF
    Despite Kitāb al-Tawḥīd’s great importance for Islamic thought in general and for the Māturīdī tradition of theology in particular, only one single manuscript of it has been discovered so far and Fatḥullāh Khulaif relied on it to edit and publish the text in 1970. With a view to eliminating various shortcomings of the edition, Bekir Topaloğlu and Muhammed Aruçi produced a new critical edition of the text by relying on Khulaif’s edition and the manuscript in 2003; Topaloğlu also produced a Turkish translation of the text by relying on his own critical edition in 2002. During my study of the critique of philosophers by Imām al-Māturīdī concerning the debates over the pre-eternity or createdness of the world, I have used the critical edition and Turkish translation produced by Topaloğlu. During my readings, I have written down some points that I have considered to be problematic in the metaphysic chapter of the Arabic edition and Turkish translation. This study is intended to present these points to the scholars of the field with a hope of producing a more complete edition and translation of the text.Kitâbu’t-Tevhîd genel İslam düşüncesi ve özelde Mâturîdî kelam geleneği içindeki büyük önemine rağmen şimdiye kadar tek bir yazma nüshası tespit edilebilmiş ve Fethullâh Huleyf bu nüshaya dayanarak eseri 1970 yılında neşretmiştir. Baskının içerdiği çeşitli eksiklikleri gidermek amacıyla Bekir Topaloğlu ve Muhammed Aruçi eseri yeniden tahkik etmiş ve 2003 yılında yayınlamış; Topaloğlu bu baskıyı esas alarak eseri Türkçeye çevirmiş ve 2002 yılında yayınlamıştır. İmâm Mâturîdî’nin âlemin hudûsu-kıdemi tartışmaları bağlamında filozoflara yönelttiği eleştiriler hakkındaki çalışmamız sırasında biz de bu Kitâbu’t-Tevhîd nüshası ve çevirisini kullandık. Okumalarımız sırasında eserin hem Arapça metninde hem de Türkçe çevirisinde, ilahiyyât bölümüyle sınırlı olmak üzere, okuma ve anlamayla ilgili problemli olduğunu düşündüğümüz bazı noktaları tespit ettik. Bu hususları, daha kâmil bir Kitâbu’t-Tevhîd metni ve çevirisi oluşması adına araştırmacıların dikkatlerine sunuyoruz

    İbnü’z-Zübeyr es-Sekafî’nin (v. 708/1308) Hayatı ve Surelerin Tertibi Meselesine Yaklaşımı

    Get PDF
    Ibn al-Zubayr al-Sakafi, who grew up in Andalusia, an important place in the Islamic world, is a recitation, exegesis, hadith and nahw (grammar) scholar. He is also regarded as one of the leading scholars of the Maliki school of law. This article deals with the life and scholarly personality of Ibn al-Zubayr and his approach to the arrangement and composition of the Quran surahs. There are three different approaches to the process of the Quran becoming a book and the arrangement of the surahs. What makes Ibn al-Zubayr different in this regard is his view that these three approaches can be combined. He mentioned his views and the relations that constitute evidence on this issue in his “al-Burhan” that he wrote about the relations between verses and Surahs. The author’s this work, in addition to revealing the relationship between surahs, also shows that the arrangement of the surahs are not just a product of ijtihad.İbnü’z-Zübeyr es-Sekafî, İslam dünyasında önemli bir yere sahip olan Endülüs’te yetişmiş; kıraat, tefsir, hadis ve nahiv âlimidir. Aynı zamanda Mâlikî mezhebinin önde gelen fıkıh âlimleri arasında zikredilmektedir. Bu makalede, çok yönlü bir âlim olan İbnü’z-Zübeyr’in hayatı, ilmi kişiliği ve Kur’an surelerinin tertibine dair yaklaşımı ele alınmıştır. Kur’an’ın mushaflaşma süreci ve bu süreçte surelerin Kur’an’daki yerlerinin nasıl belirlendiği konusunda bugüne kadar yerleşmiş üç farklı yaklaşım söz konusudur. İbnü’z-Zübeyr’i bu konuda farklı kılan ise ilgili görüşlerin birleştirilebilir olduğunu savunmasıdır. O, bu konudaki görüşlerini ve görüşüne delil teşkil eden rivayetleri, ayet ve sureler arası münâsebete dair yazdığı el-Burhân adlı eserinde zikretmiştir. Müellifin bu eseri, sureler arası münasebeti ortaya koymanın yanında, surelerin tertibinin de salt bir ictihadın ürünü olmadığını göstermektedir

    Arap Dilinde Lâmu’l-Âkıbe ve Türkçe Kur’ân Meallerine Yansıması

    Get PDF
    The letter ‘lam’ in Arabic language is one of the letters which has a large meaning spectrum. The term ‘Lamu’l Akibe’, which reflects one of these meanings, is used as the cause of the primary verb, usually with the intention of putting forward the unwanted and dispensable results with a different manner. The preposition mentioned with different names in the sources has not completely been reflected in Quran translation apart from some limited basic examples. This preposition, which appears in ‘Lâmu’l-ille’, ‘lâmu’l-garaz’ and ‘key’ meanings, comes to a state of truly meaningless in the translation of some verses of Quran. In this study, eleven example verses in more than fifty different translations have been inspected in the frame of related preposition.Arap Dilinde lâm harfi, anlam spektrumu en geniş harflerdendir. Bu anlamlardan birini yansıtan ‘Lâmu’l-âkıbe’ terimi; “birinci eylemin sebebi olarak, genellikle istenmeyen ve zorunlu olmayan sonucun dikkat çeken farklı bir üslupla öne çıkarılması” sadedinde kullanılmaktadır. Kaynaklarda farklı isimlerle değinilen ilgili edat, oldukça sınırlı sayıda temel örnek dışında Kur’ân meallerine tam anlamıyla yansıtılamamıştır. ‘Lâmu’l-ille’, ‘lâmu’l-garaz’ veya ‘key’ anlamıyla meallerde yer bulan bu edat, özellikle bazı ayetlerin mealinde kelimenin tam anlamıyla ‘anlamsız’ bir hâl almaktadır. Bu çalışmada elliden fazla meal, on bir örnek ayet üzerinden ve söz konusu edat bağlamında incelenerek değerlendirilmiştir

    Türkiye’de Yapılan Barış Konulu Dini Araştırmalar: Bir İçerik Analizi Çalışması

    Get PDF
    The aim of this study is to make a content analysis the religious studies on peace in Turkey, and to determine the trends in this field by the way of this analysis.Content analysis approach is adopted as a research method in the study. Religious studies on peace (article, paper and translation) indexed in the databases of ISAM (Islamic Studies Center) and ULAKBIM (Turkish Academic Network and Information Center) and Master and PhD theses indexed at the Databases of National Thesis Center of the Council of Higher Education were scanned for the content analysis. While determining the studies, the concepts of "peace" and "coexistence" were separately searched in the titles and the ones related to a religious content were included to this study. NVIVO qualitative data analysis program and SPSS statistical analysis software package were applied in data analysis.By means of research findings, it will be clearly seen which themes on peace were mostly studied in Turkey, which methods were used in the studies and distribution of studies by years and so on. Thus, the research will lead the researchers about the theme and the method to eliminate the deficiencies in the field for after studies. Also the tendency of the religious studies on peace will be determined.Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de yapılan barış konulu dini araştırmaların içerik analizini yapmak, bu yolla çalışmaların eğilimini belirlemektir.Araştırmada yöntem olarak içerik analizi yaklaşımı benimsenmiştir. İçerik analizine tabi tutulmak üzere Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) Ulusal Tez Merkezi’nde indekslenen yüksek lisans ve doktora tezleri ile İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) İlahiyat Makaleleri Veri Tabanı ve ULAKBİM Sosyal Bilimler Veri Tabanında indekslenen barış konulu dini araştırmalar (özgün makale, bildiri, çeviri) taranmıştır. Bu yayınların tespit edilmesinde "barış" kavramı ve "birlikte yaşama" kavramı başlıkta ayrı ayrı taratılmış, sonuç olarak görüntülenen çalışmalar dini bir bağlama sahip olmasına göre çalışmaya dahil edilmiştir. Verilerin analizinde NVIVO nitel veri analiz programı ile SPSS paket veri analiz programları kullanılmıştır.Araştırma bulguları sayesinde, Türkiye’de geçmişten günümüze barış bağlamında hangi konuların daha sıklıkla çalışıldığı, araştırmalarda kullanılan yöntemler, çalışmaların yıllara göre dağılımı gibi çeşitli sonuçlar açıkça görülecektir. Bu bakımdan yapılan çalışmanın, araştırmacılara bundan sonra yapılacak çalışmalarda gerek konu, gerekse yöntem bakımından alanda gözlenen boşluğu doldurmak üzere yol gös-tereceği düşünülmektedir. Diğer taraftan barış konusu üzerine yapılan dini araştırmaların eğilimi tespit edilmiş olacaktır

    Edebiyatımızın Klasik Döneminde Aksaray Şairleri ve Aksaray’da Şiir Ortamı

    Get PDF
    Most prominent feature of poets who lived and composed in Aksaray is their relation with mystic circles. Many important poets in this era were prominent figures in these circles. These poets were also interested in religious sciences and they wrote books in these areas. It is known that some of these poets were writing poetry in Persian and Arabic languages as well as Turkish. Poems written in classical period in Aksaray didn’t mostly pursue artistic concerns but were instrumentals to transfer religious realities and wisdom. Besides, there are poems that express social problems of the era. In this paper, we will examine poets who lived in classical period in Aksaray and their poems and we will evaluate this information to present a general view of poetical environment in the city.Klasik dönemde Aksaray’da eser vermiş şairlerin en belirgin özelliği birçoğunun tasavvuf muhitlerinden çıkmış olmalarıdır. Bu dönemde şiirleri ile öne çıkan isimler çoğunlukla tasavvufî çevrelerin önemli şahsiyetleri olarak temâyüz ederler. Bu şairlerin çoğu şiir vadisinin dışında dinî ilimlerle de uğraşmış, bu alanlarda da eserler vermişlerdir. İlim sahasının önde gelen isimleri de olan bu şairlerin bir kısmının Türkçe gibi Arapça ve Farsça’ya da hâkim oldukları görülmektedir. Klasik dönemde Aksaray’da yaşamış şairler tarafından tasavvufî düşünce temelinde, çoğunlukla sanat kaygısı güdülmeksizin telif edilen şiirler, dinî ve hikemî hakikatlerin aktarıldığı araçsal metinlerdir. Bununla birlikte yaşanılan dönemin sosyal problemlerinin dile getirildiği şiirler de mevcuttur. Bu çalışmada klasik dönemde Aksaray’da yaşamış şairler ve eserleri ele alınmış, elde edilen bilgiler doğrultusunda Aksaray’daki şiir ortamına ilişkin genel bir değerlendirme yapılmıştır

    Ebü’l-Fazl el-Huzâî ve “İhtiyârâtü Min Kıraâti Ebî Hanîfe” Risalesi

    Get PDF
    هذه الدراسة تحتوي رسالة "إختيارات من قراءات أبي حنيفة رحمة الله عليه" لأبي الفضل الخذاعي وهو إمام المقرئ عاش في العصر الرابع للهجري وتقدم بعض التعليقات في هذا الموضوع. وهذه الرسالة التي أشیرت إلیها فی معظم کتب التراجم و کتب علم القراءات، تم تحقيقها على أساس نسختيها المخطوطتين: أحدهما موجودة ومسجلة في مكتبة ألمالي والأخري في مكتبة ديار بكر، وفي بداية هذا البحث توجد بعض المعلومات حول حياة المؤلف أبي الفضل الخذاعي ومؤلفاته. وهذه الرسالة التي تبدو أنها أدت إلی بعض المناقشات في فترة تألیفها وبعدها، تقدم لنا بعض المعلومات حول ترجیحات أبي حنیفة في القراءات.Bu çalışma, hicrî 4. asırda yaşamış kıraat âlimi Ebü’l-Fazl el-Huzâî’ye (ö.408/1017) ait İhtiyârâtü min kıraâti Ebî Hanîfe başlıklı risalesini ve bu esere dair bir takım değerlendirmeler sunmaktadır. Biyografi türü ve kıraat ilmine dair eserlerin büyük bir çoğunluğunda değinilen risale, Elmalı ve Diyarbakır kütüphanelerindeki yazma nüshaları esas alınarak ortaya konulmakta ve bunun öncesinde müellif el-Huzâî’nin hayatı ve eserlerine dair bilgiler aktarılmaktadır. Yazıldığı dönem ve sonrasında bir takım spekülasyonlara sebep olduğu anlaşılan Ebû Hanîfe’nin kıraat antolojisi, İmam-ı Azam’ın kıraat tercihlerine dair belli bir veriyi önümüze koymaktadır

    Süleyman b. Abdülmelik Dönemine İlişkin Bazı Tespitler

    Get PDF
    The State of Umayyad had fourteen khalifahs in its short period of eighty-nine years. It is seen that there is some common information about some khalifah. But there is not common information about some of them. One of these khalifahs is Suleyman b. Abdulmelik. Some historians say that his period is an unsuccessful period although some other historians speak highly of his period. In this study, the period of Suleyman b. Abdulmelik is tried to be evaluated objectively by handling different evaluations about the period.Emevî Devleti, seksen dokuz yıllık kısa hayatında on dört tane halife görmüştür. Tarih kaynaklarına bakıldığı zaman, bazı halifeler hakkında neredeyse ittifak halinde bilgiler sunulurken bazıları hakkında ise görüş birliğinin bulunmadığı görülmektedir. Bu halifelerden biri de Süleyman b. Abdülmelik’tir. Bazı tarihçiler, onun dönemini başarısız ve sönük bir dönem olarak değerlendirirken bazı tarihçiler ise ondan ve döneminden övgüyle bahsetmiştir. Bu makalede, Süleyman b. Abdülmelik dönemi hakkındaki farklı değerlendirmeler ele alınarak objektif bir şekilde değerlendirilmeye çalışılmıştır

    190

    full texts

    230

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Mütefekkir
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇