Mütefekkir
Not a member yet
230 research outputs found
Sort by
Chomsky’nin Üretici Dil Bilgisi Kuramı ile Klasik Nahiv İlminde Selika (Dil Yetisi)
Seliqa (linguistic innate) associated with the debate on the origin of languages in one respect, has occupied the agenda of Islamic linguists of the classical period as well as Western linguists of the modern period. Islamic linguists in the Arabic language in particular, Western linguists in general, have put forward different views in the sense of what this phenomenon, whether it is an innate or an intellectual ability. The aim of this study is that Jāhiz (d. 255/869), one of the representatives of classical Arabic linguistics who sees seliqa as a geographical and sociological phenomenon, and Ibn Jinnī (d. 392/1002), who sees it as a system with standard rules, and Jurjānī (d. 471/1078), who saw it as a structuralist and superficial phenomenon, and Noam Chomsky, who developed the modern Generative Grammar theory and put forward a different understanding of seliqa in accordance with this language theory, is a Western linguist in the modern era, to express their views on language seliqa in a comparative way. In the last part of the study, it is mentioned the views of Temmam Hassan who is the one of the representatives of modern Arabic linguistics and the author of this study, about the language seliqa.Bir yönüyle dillerin kökeni tartışmalarıyla ilişkili olan dil selikası (yetisi), hem klasik dönem Müslüman dilbilimcilerin hem de modern dönem Batılı dilbilimcilerin gündemini meşgul etmiştir. Müslüman dilbilimcileri Arap dili özelinde, Batılı dilbilimciler ise genel olarak dilde bu olgunun ne ifade ettiği, edimsel bir beceri mi yoksa fıtri bir yeti mi olduğu konusunda farklı görüşler öne sürmüşlerdir. Bu çalışmanın amacı, klasik dönem Arap dilbilim temsilcilerinden olan ve selikayı coğrafi ve sosyolojik bir olgu olarak gören Câhiz (ö. 255/869), standart kurallara sahip bir sistem olarak gören İbn Cinnî (ö. 392/1002) ile yapısalcı ve yüzeysel bir olgu olarak gören Cürcânî’nin (ö. 471/1078), modern dönem Batılı dilbilimci, Üretici Dönüşümsel Dilbilgisi kuramını geliştiren ve bu kurama uygun farklı bir selika anlayışı ortaya koyan Noam Chomsky’nin dil selikası hakkındaki görüşlerini mukayeseli bir şekilde ortaya koymaktır. Çalışmanın sonunda da modern dönem Arap dilbilim temsilcilerinden ve çalışmanın yazarı olan Temmâm Hassân’ın dil selikası hakkındaki görüşleri yer almaktadır
Kur’an’ın Anlaşılması ve Yorumlanmasında Çokanlamlılık Sorunu, Şahin Güven
Güven, Şahin. The Problem of Polysemy in Understanding and Interpreting the Qur'an, Şahin Güven. 2nd Edition. Istanbul: IFAV Publications, 2017.Güven, Şahin. Kur’an’ın Anlaşılması ve Yorumlanmasında Çokanlamlılık Sorunu. 2. Baskı. İs-tanbul: Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (İFAV) Yayınları, 2017
Tirmizî’nin es-Sünen’i Çerçevesinde Buhârî’nin Kullandığı Hadis Usûlü Terimleri
Knowing the principles and terms of this religious science is important for the people who deal with it. Books of this knowledge, which contains the basics and the terms of the prophet Muhammad's sayings/deeds called hadith, was written after the principal hadith books. Muhaddiths’ hadith method in their books can be determined from the introduction, which they wrote in their works. However, since some of the muhaddith did not write an introduction in their works, their methodological criteria are understood from the study of their own or his students' works. The very first version of Hadith books was written in the second and third centuries of the hijra. However, until the fourth century, there were muhaddiths who talk about the subjects of hadith methodology in their books. One of them is Tirmidhī, who lived in the third century. Tirmidhī mentions this subject in the chapter entitled “Kitāb al- ʿilal” at the end of his book. In this study, the terms of the hadith method used by Tirmidhī’s advisor Bukhārī, will be determined. The subject will be processed by making examples. As the main purpose of the article is to determine the terms of the hadith method used by Bukhārī, no evaluation will be made about the other narratives of Bukhārī’s subject. In the article, it will also be stated whether the student Tirmidhī joined the conclusion of Bukhārī about the narration or rāvi. It will also be said at the end of the narration whether Bukhārī has narrated the narratives of his vehicles or ceremonies.Bir ilmin usûlünü ve terimlerini bilmek başta o ilimle uğraşan kişiler açısından önemlidir. Hadis usûlü denilen, hadis ilminin usûl ve terimlerini içeren bu ilmin müstakil eserleri, temel hadis kitaplarından sonra yazılmıştır. Muhaddislerin hadis kitaplarındaki usûlleri, eserlerine yazdığı mukaddimeden tespit edilebilmektedir. Fakat bazı muhaddislerin eserlerine mukaddime yazmadıkları için, usûl kriterleri, kendilerinin veya talebelerinin eserlerinin incelenmesinden anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi temel hadis kitapları ikinci üçüncü asırda yazılırken elimize ulaşan ilk usûl kitabı dördüncü asırda yazılmıştır. Fakat, dördüncü asra kadar, eserlerinde hadis usûlü konularından bahseden muhaddisler vardır. Bunlardan biri üçüncü asırda yaşamış Tirmizî’dir. Tirmizî, es-Sünen isimli kitabının sonundaki “Kitâbu’l-ılel” bölümünde bu konuya değinmekte olup hakikatte o, eserinin tamamında yeri geldikçe hadis usûlü konularından bahsetmektedir. Bu çalışmada Tirmizî’nin es-Sünen isimli eseri özelinde hocası Buhârî’nin kullandığı hadis usûlü terimleri tespit edilecektir. Konu örneklendirmeler yapılarak işlenecektir. Makalede temel amaç Buhârî’nin kullandığı hadis usulü terimlerini tespit olduğundan rivayetler incelenirken Buhârî’nin söz konusu etmediği isnadın diğer ravileri hakkında bir değerlendirme yapılmayacaktır. Makalede ayrıca Buhârî’nin rivayet veya ravi hakkında vardığı sonuca öğrencisi Tirmizî’nin katılıp katılmadığı da belirtilecektir. Ayrıca Buhârî’nin ta‘dîl veya cerh ettiği ravilerden rivayette bulunup bulunmadığı da rivayetin sonunda söz konusu edilecektir
Sure Mukaddimelerinde Verilen Bilgiler Çerçevesinde Müfessirlerin 'Sure Bütünlüğü'ne Yaklaşımları (Klasik-Çağdaş Karşılaştırılması)
The Holy Quran differs in many ways from the books which are human work and classified according to their topics. The Quran has a unique wording style and an internal order. The verse is the smallest part of Quran and the surah is a combination of the verses. From the very early ages, both separated works about surah and the explanations which could be qualified as introduction to surah muqaddimah are composed (names, verse numbers, the reason of stroke, topic, Mekkan-Madinah qualification, merits, etc.). This kind of information help Surah to be understood correctly as well as readers’ concentrating on the surah’s message and content. This study aims to focus on the approaches of mufassirs to surah integrity in the context of information that is placed in surah muqaddimah and compare both classical and contemporary commentary books.Kur’an-ı Kerim, insan eseri olan ve konularına göre tasnif edilen kitaplardan birçok yönüyle ayrılır. Onun kendine özgü bir üslubu ve iç düzeni vardır. Kur’an’ın en küçük bölümlerine ayet, ayetlerin oluşturduğu bölümlerine de sure denir. İlk dönemlerden itibaren Kur’an sureleri (isimleri, ayet sayıları, sebeb-i nüzulü, konusu, Mekkî-Medenî özelliği, fazileti vb.) hakkında hem müstakil eserler yazılmıştır hem de tefsirlerin sure mukaddimelerinde giriş niteliğinde açıklamalar yapılmıştır. Sureyi birçok açıdan tanıtan bu tür bilgiler, surenin doğru anlaşılmasına yardım ettiği gibi okuyucunun da surenin mesaj ve muhtevasına yoğunlaşmasına katkı sağlamaktadır. Bu çalışma, klasik ve çağdaş tefsirlerin sure mukaddimelerinde yer alan sure kimlikleriyle ilgili bilgiler bağlamında, müfessirlerin sure bütünlüğüne yaklaşımlarını ele almayı, akabinde bu meselede klasik-çağdaş tefsir mukayesesi yapmayı hedeflemektedir
Mekkî b. Ebî Tâlib’in el-Keşf ‘an Vücûhi’l-Kırâʾâti’s-Seb’ Adlı Eserine Tevcîhü’l-Kırâʾat Bağlamında Bir Bakış
The science of qirāʾat which is described as different reading styles of the Qur'anic words, has emerged during the time of the Prophet Muhammad (pbuh). This is a clear case in the sources that started with the Prophet’s permission to read Quranic verses in one’s own dialect and is also known as “the seven letters”. Because of this, the Prophet permitted people to read the words of revelation according to their dialects and he also practiced like this. As it is mentioned in the sources, it may not be possible to talk about the existence of tarjeeh or hujjah for this period. Although it cannot be said that there are a systematic and methodical tarjeeh and hujjah phenomenon in this period, in this period the nucleus of tarjeeh and hujjah emerged since different reading styles started and the companions of Prophet who did not like the reading of each other criticized these readings. In this study, firstly we deal with the seven letter case of Qur'anic reading differences, the historical background, and the development process of ihtijaj. Afterward, the place and importance of the subject within the Qur'anic sciences will be determined and Makkī b. Abū Tālib’s work al-Kashf will be analyzed.Kur’ân lafızlarının okunuş keyfiyetleri olarak tanımlanan kıraat olgusu, Hz. Peygamber döneminde hayatiyet kazanmıştır. Bu durum, farklı kıraatlerin ortaya çıkmasında önemli rolü olan “yedi harf” diye de bilinen, Hz. Peygamber’in insanlara vahiy lafızlarını kendi lehçelerine uygun olarak okuyabilme serbestisini tanımasıyla başlamıştır. Bu ruhsatın neticesi olarak Hz. Peygamber vahyin farklı lehçelerle okunmasına izin vermiş, kendisi de bu şekilde uygulamıştır. Her ne kadar tercih ve hüccet olgusunun sistematik anlamda bu dönemde varlığı söylenemese de, farklı okuma biçimlerinin başlaması, bunun akabinde birbirlerinin okuyuşlarını tenkit eden sahabenin kendi okudukları kıraati savunmak maksadıyla meseleyi Hz. Peygamber’e taşıması, söz konusu hüccetin nüvesinin bu dönemde olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada öncelikle, İbn Mücahid’e kadarki süreçte kıraat ilminin sistematik tekâmülünde önemli yere sahip ihticâc olgusunun tarihsel arka planı ve gelişim sürecine dair hususların tespiti yapılacaktır. Ardından hüccete dair çalışmaların bir numunesi ve bu alanın önemli çalışmalarından Mekkî b. Ebî Tâlib’in (ö. 437/1045) el-Keşf adlı eseri tahlil edilecektir
Tefsir İlmi, Müfessirler ve Tefsir Eserleri Hakkında Yazılmış Bazı Şiirlere Dair İnceleme
The poetry has got a great importance in expressing the people’s emotions and opinions. This fact was mentioned by The Prophet and the poetry was used as a struggle tool against the opposite side during the first two centuries of Islam. The companions whom followed The Prophet’s foot steps also used the poetry in the social and scientifc life. The poetry among the Islamic Sciences was used especially in the tafseer discipline. Usually, the poetry was used in order to explain the verses’ meanings or to strengthen the interpretation but sometimes it is also proven to be used to praise or criticise a mufasseer or a tafseer work or to give information about the content of the work. Being vast majority of them about the works which were taught in Ottoman Madrasahs and their authors, other poems were also written about different authors from different time periods and their tafseer studies. These poems are important because they give us information about the significance of Tafseer discipline and its relation with literature, alongside the general idea of the people about tafseer discipline, tafseer works and their authors.İnsanların duygu ve düşüncelerini aktarmada şiir büyük bir öneme sahiptir. Bu gerçek Hz. Peygamber tarafından da dile getirilmiş ve asr-ı saâdette şiir karşıt düşüncelerle mücadele aracı olarak kullanılmıştır. Hz. Peygamber’in izinden giden sahabe de şiiri sosyal ve ilmî yaşamında kullanmıştır. Şiire İslami ilimler içerisinde özellikle tefsir ilminde başvurulmuştur. Ağırlıklı olarak ayetlerin anlamlarına açıklık kazandırmak ya da yorumu zenginleştirmek için başvurulan şiirin yer yer tefsir ilmini, bir müfessiri, tefsir eserini övmek ya da eleştirmek yahut da eserin içeriği hakkında bilgi vermek için kullanıldığı da görülmektedir. Çoğunluğu Osmanlı medreselerinde okutulan eserler ve müellifleri hakkında olmakla birlikte çeşitli dönemlerde yaşamış şahıslarla onların tefsir eserleri hakkında şiirler yazılmıştır. Bu şiirler bize tefsir ilminin öneminin yanı sıra bu ilmin edebiyatla olan bağını ve de yazıldığı dönemde insanların tefsir ilmi ve tefsir eserleri ile bu eserlerin müelliflerine ilişkin bakış açısı ve tutumlarına ışık tutması açısından da önemlidir
Eleştirel Rasyonalizmin Diyalektik Maksimi Üzerine
The paper discusses one of the major principles of critical rationalism with a critical approach. This principle is about giving all participants the opportunity to argue in a friendly spirit. I analyze the main theoretical and practical implications of this maxim and argue for the importance of this Popperian principle beyond scientific rationality, enabling a general rationality for co-operation among all interested parties in the argumentation of scientific or everyday life issues, no matter if they are our friends or opponents. The conclusion is that this maxim has an inner logic with an effective result of successful dialectic argumentation and critical thinking. A parallel has been drawn between Christian love for others, the Socratic insight that it is better to suffer injustice than to do it and the strategy of Popper’s principle. And hereby I suggest its compati-bility with Popper’s so-called via negativa.Bu makale, eleştirel rasyonalizmin temel ilkelerinden birini eleştirel olarak tartışmaktadır. Bu ilke, bütün taraflara barışsal bir ruhla tartışma fırsatını vermekle ilgilidir. Yaptığımız çalışmada, bu maksimin temel kuramsal ve pratik etkilerini analiz edip, Karl Popper’in prensibinin bilimsel rasyonalitenin ötesinde olan öneminden bahsedilmektedir. Böylece, ister bilimsel isterse de gündelik yaşam konularının tartışılmasında, tüm ilgili taraflar -ister arkadaşlarımız ister rakiplerimiz olsun- arasındaki iş birliğine genel bir rasyonellik kazandırılacaktır. Sonuç olarak, burada sunulan maksima, bir iç mantığa sahip olan başarılı bir diyalektik tartışmaya ve eleştirel düşünceye doğru götürmektedir. Hıristiyanlığın diğerlerine karşı sevgisi, Sokrates düşüncesinde yer alan ‘adaletsiz olmaktansa adaletsizlikten muzdarip olmanın daha iyi olduğu’ inancı ve Popper’ın ilkesinin stratejisinin birbirine paralel olduğunu görürüz. Bu şekilde, ben Popper’ın sözde via negativa ile uyumunu öneriyorum
Haram Mal ve Haram Mal Sahibi ile Muamelenin İslam Hukukundaki Hükmü
يتناول هذا البحث قضية من القضايا المهمة والمعاصرة في حياة كل مسلم، ألا وهي قضية المال الحرام، كيفية التصرف فيه، وكيفية التعامل مع أصحابه، فقد يكتسب المسلم المال الحرام لسبب من الأسباب سواءٌ أكان بقصد أو بغير قصد، ثم يرغب في تطهير ماله، والتخلص منه وفق الأحكام والقواعد الشرعية، أو قد يتعامل المسلم مع أصحاب المال الحرام، فيحتار في كيفية التعامل معهم دون الوقوع في الحرام.
من خلال البحث أحاول الإجابة عن هذه الإشكالية عبر تقسيم الموضوع إلى ثلاثة أقسام، القسم الأول خصص لبيان مفهوم المال الحرام عند العلماء واختيار التعريف الراجح له، ومن ثم بيان أقسام وأنواع المال الحرام. أما القسم الثاني فنشير فيه إلى المصارف الشرعية الممكنة للتخلص من المال الحرام، ونذكر خلاف العلماء في جواز إنفاق الحائز للمال الحرام على نفسه، أو استخدامه له، والشروط الواجب توفرها لجواز ذلك. أما القسم الثالث والأخير فأشرنا فيه إلى أهم قواعد التعامل مع أصحاب المال الحرام، سواء أكان المال مالاً حراماً خالصاً أو مختلطاً بالمال الحلال، وسواء أكان متيقناً من وجوده، أو مشكوكاً فيه.This paper addresses a number of important and contemporary issues in the life of each muslim. Which is haraam money and how to deal with it and with its owners. A muslim may acquire haraam money for a reason or another, on purpose or not. Then he wants to purify his money or to get rid of it, in accordance to the provisions and rules of Sharia, or a muslim may deal with people who have haraam Money without taking place in haraam. Through this paper, I am trying to answer these questions by dividing it into three sections. The first section is devoted to explain the concept of haraam money among scholars, and choosing the most likely definition and then clarifying the parts and kinds of haraam money. Whereas the second section we point out to the legal channels of how to get rid of haraam money and we mention that scholars’ different opinions as to whether it is permissible to spend this money on oneself or benefiting from it and the conditions that must be applied for accepting that. The third and the final section, we talked about the most important rules of dealing with people who has haraam money. Whether it was a pure haraam money or mixed with halal money. Whether he is aware of its existence or doubt about it.Bu araştırma, her Müslümanın hayatında büyük bir öneme haiz, haram mal, haram mallardaki tasarrufun niteliği, haram mal sahipleri ile nasıl muamelede bulunulması gerektiği meselelerinden ibaret olan çağdaş bir problemi konu edinmektedir. Bir Müs-lüman kasıtlı veya kasıtsız olarak herhangi bir sebeple haram bir mal elde edip sonra da Şeriatın hükümleri ve kurallarına uygun şekilde onu temizlemek veya elden çıkart-mak ya da haram mal sahibi bir kimse ile harama düşmeden muamelede bulunmak isteyebilir. Elimizdeki araştırmada bu konu üç başlık altında ele alınıp söz konusu prob-lemlere çözüm üretilmeye çalışılmıştır. Birinci bölümde âlimlere göre haram malın ta-nımını sıralanıp tercihe şayan olan tanıma değinilmiş ve haram malın çeşitleri açıklan-mıştır. İkinci bölümde haram maldan kurtulmak için meşru olan harcamalara atıfta bulunup, haram malı kazanan kimsenin kendi adına harcamasının caiz olup olmadığı konusundaki âlimlerin ihtilafına ve cevazı için bulunması gereken şartlara değinilmiştir. Son bölümde ise ister tümü haram olsun ister helal ile karışık olsun, ister haramlığı kesin olsun, ister olmasın haram mal sahipleri ile muamelede bulunurken dikkat edil-mesi gereken kurallara değinilmiştir
Debûsî’nin Mâlik b. Enes’in Kıyası Habere Tercih Ettiği İddiasının Tahlili
In the history of Islamic science, the scholars were sometimes applauded or criticised by both their contemporaries and later scholars for their different views with a scientific perspective. One of them is Dabûsî, from ahl al-ray, who criticized Imam Mâlik for choosing analogical reasoning over khabar in thirteen subjects. In this study, it was examined how Mâlik b. Anas and the Mâlikites discussed these claims and related issues. In the khabars accepted as evidence, Mâlik b. Anas stipulated authenticity besides conformity with the nass and the practices of the scholars of Medina. Therefore, Imam Mâlik attached greater importance to the authenticity of khabar than analogical reasoning in the issue of preferring khabar and analogical reasoning. As a result, we can say that while Dabûsî was right in terms of two of the thirteen subjects for which he criticized Imam Malik as he had preferred analogical reasoning to khabar al-wahid because they contradicted his cardinal principles, he was generally unjust in his criticisms. In two of the remaining eleven examples, he made the khabar accepted in terms of adjudication with verses and established tradition; and in four, he did not adduce it as evidence on the grounds of the thought that it was canard, infirm, mudraj, and contradicted the practices of the scholars of Madina. In five examples, he interpreted khabar according to Quran and Sunnah and adduced it as evidence. In this respect, Imam Malik's procedural differences in the accepting the news, refutes Debûsî’s claim that Imam Malik preferred analogical reasoning to khabar.Ulema, İslâm ilim tarihi boyunca ilmi bir bakış açısıyla hem çağdaşları hem de sonraki ilim adamlarınca bazen takdirle karşılanmış bazen de muhtelif görüşlerinden dolayı tenkit edilmişlerdir. Bunlar arasında Ehli Rey’den Debûsî, İmâm Mâlik b. Enes’i kıyas-hadis tercihi meselesinde on üç konuda kıyası habere tercih ettiği gerekçesiyle eleştirmiştir. Bu araştırmada Mâlik b. Enes ve Mâlikîler’in bu iddiaları ve ilgili konuları nasıl ele aldığı incelenmiştir. Mâlik b. Enes, delil aldığı haberde; nassa ve Medinelilerin ameline uygunluk yanında sıhhati de aramaktadır. Dolayısıyla İmam Mâlik, kıyası tercih etme meselesinde önceliği kıyasa değil, haberin sübutuna vermektedir. Sonuç olarak Debûsî’nin, İmâm Mâlik’in onüç mesele özelinde nassa dayanan külli kaidelerine muhalif olduğu için kıyası iki haber-i vâhide tercih etmesiyle iki örnek bağlamında haklılık payı varsa da genel olarak İmâm Mâlik’e eleştirilerinde isabetsizdir diyebiliriz. Geriye kalan on bir haberden ikisinde âyet ve sabit sünnetle, hükmü açısından haber’i tahsis etmekte, dört örnekte haberi; uydurma, zayıf, müdrec ve Medinelilerin ameline muhalefeti sebebi ile tenkit ederek delil almamaktadır. Beş örnekte de haber’i farklı tariklerle ve sahâbe kavilleriyle Kur’an ve sünnete uygun yorumlayarak delil almaktadır. Bu açıdan İmâm Malik’in haberi kabulde usul farklılıkları, Debûsî’nin, İmam’ın kıyası habere/asara tercih ettiği iddiasını boşa çıkarmaktadır
Muhaddislerde Analitik Yöntem
المنهج التحليلي واحد من أهم المناهج العلمية التي يستخدمها المُحَدِّثون للحكم على الرواة جرحاً أو تعديلاً. ويهدف هذا البحث لبيان كيفية استخدام المُحَدِّثين الناقدين لهذا المنهج العلمي. ومن خلال استقراء مناهج التحليل لدى نقاد الحديث وجد أن التحليل ينصب على مجالين مُهِمَّيْن هما: النظر في أحوال الرواة وسلوكياتهم ومعتقداتهم، وكذلك في طرق التلقي والأداء وأثر ذلك كله في الحكم على الرواة، وهنا يستعملون منهج التحليل التجريبي، والنظر في تفرد أحد الرواة برواية دون غيره، أو مخالفة الثقة لغيره من الثقات، وكذلك تحليل المرويات متنا للوصول إلى صدق الرواة من عدمه.وقد حاولت في هذه الورقات تَتَبُّع مناهج التحليل لدى نُقَاد الرجال، وصولا إلى تصور عام للمسألة، قد يفيد في وضع نظرية شاملة في المستقبل في هذا المجال.Analytical method is one of the most important scientific methods which is used by muhaddithun in al-jarh or ta’dil of rawys. This paper aims to explain how did critic muhaddithun use this method. When we examine muhaddithun’s methods of analysis, it is understood that the analysis focuses on two important points: Firstly, studying of conditions, behaviours and beliefs of reporters as well as their methods of conceding and performance and influence of all these on the judgement on reporters. Here critics of hadith used the method of empirical analysis. Secondly, examining the situations where a narrator is alone in narrating a hadith or opposition of a trustworthy reporter to other trustworthy reporters as well as analysis of hadith texts in regard to content with the object of determination of rawy’s trustworthiness. In this paper we tried to examine muhaddithun’s methods of analysis so as to reach a comprehensive concept about the issue, and to help developing a comprehensive theory in the field in the future.Analitik metot, Muhaddislerin râvîleri cerh ve tadil ederken kullandıkları en önemli yöntemlerdendir. Bu çalışma, münekkit muhaddislerin bu ilmi yöntemi nasıl kullandık-larını tartışmayı hedeflemektedir. Hadis münekkitlerinin kullandıkları analiz yöntemleri incelendiğinde iki alanın öne çıktığı görülmektedir. Bunlardan ilki, râvîlerin hallerinin, davranışlarının, inançlarının, edâ ve tahammül yollarının ve bütün bunların râvîler hakkında verilen hükümlere etkisinin incelenmesidir ki hadis münekkitleri bu hususta tecrübî analiz yöntemini kullanmışlardır. İkincisi ise, râvîlerden birisinin rivayetinde tek kalmasının ya da sika râvîlerden birisinin diğer sika râvilere muhalefet etmesinin ve ayrıca râvîlerin doğruluğunu tespit edebilmek için rivâyetlerinin metin bakımından incelenmesidir. Biz, gelecekte alanında kapsamlı bir nazariye geliştirilmesine katkıda bulunacağını umarak, bu çalışmada konuya ilişkin genel bir tasavvura ulaşabilmek için münekkitlerin analiz yöntemlerini incelemeye çalışacağız