9909 research outputs found
Sort by
Multi disipliner çalışmaları
Romanda yer alan kişi/karakter/şahıs terimi Almanca “figur”; Latince “figura”, İngilizcede “character” terimi kullanılır. Ayrıca Yunanca “kharakter” işaret anlamındadır ve “kharaksein” kökenlidir. Genel olarak roman incelemelerinde “figür” kavramı için “kişi” terimi yaygın olarak ifade edilir. Modern insanın zamansal süreçte yaşadığı değişim ve dönüşümler, kurmaca evrenin temel yapı unsuru olan kişi/karakter kadrosuna da etki eder. Romanlarda kimlik bulan “özne ben”liklerin kendi kurma süreci farklı yaklaşımlarla ele alınmasını da gerektirir. Nitekim her roman şeyler dünyasının ve insanlığın varolma -başlangıcı şimdisi ve gelecekteki- süreçlerini barındırır. Bu yüzden her roman insanlığın kendi varolma mücadelesinin soylu manzumeler birlikteliğidir. Nitekim anlatı dünyasında yer bulan canlı ve cansız varlıkların; oluş ve kılışları ve yapıp ettikleri, anlatı kişileri ve kimlikleri üzerinden entrik kurguya eklemlenir.
Kurmaca evren içinde kimlikleşen kişi-şahıs-karakter işlevsel açıdan -yüklendiği sorumluluk açısından- olay örgüsüne verdiği katkı nedeniyle farklı şekillerde tasnif edilir. İşlevlerine göre roman/anlatı kişileri; “yalınkat/düz”, “çok yönlü/yuvarlak”; başkişi norm karakter, kart karakter ve fon, figüratif; başkahraman, hasım kahraman, istenilen veya istenilmeyen obje, verici kahraman, alıcı kahraman veya hasım güç, karşı güç arzu edilen ve korku duyulan nesne, yönlendirici; alıcı; yardımcı” olarak farklı isimlerde sınıflandırılır.
Bu çalışmada romanlarında yer alan anlatı kişilerini faklı karakter yapılarına göre ele alarak anlatı içinde üstlendikleri fonksiyonlarını belirlemektir. Bu hususta roman incelemesine konu olan kişilik ve karakter çözümleme biçimleri, romanlarda kurmaca evrende yaratılan ya da kimlik kazandırılan karakter/kişi/şahısların varolma süreçlerini ortaya koymaktır
X kuşağında siber zorbalık: Nitel bir araştırma
İletişim teknolojilerindeki ilerlemeler hayatımızı birçok noktada kolaylaştırsa da olumsuz yönleriyle de etkilemeye devam etmektedir. Bilgi iletişim teknolojilerinin kullanılması ile başkalarına zarar vermek amacıyla yapılan saldırgan davranışlar olarak adlandırılan siber zorbalık, bu olumsuz davranışlara örnek olarak verilmektedir. Çocuk, genç, yaşlı her kesimden kullanıcının siber zorbalığa maruz kaldığı bilinmektedir. Araştırmada, Tekirdağ ili Çorlu ilçesinde X
Kuşağında bulunan 20 katılımcı ile derinlemesine görüşme uygulanarak, internet kullanım amaçları ve sıklıkları, internet kullanırken kullandıkları araçlar, siber zorbalık durumları ve bu zorbalığa maruz kalmamak amacıyla neler yapılabileceği belirlenmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların tümünün interneti aktif kullandıkları ve siber zorbalığa maruz kaldıkları görülmüştür.Although advances in communication technologies facilitate our lives at many points, they continue to affect their negative aspects. Cyber bullying, which is called aggressive behaviors aimed at harming others by using information communication technologies, is an example of these negative behaviors. It is known that children, young and old users are exposed to cyberbullying. In this study, 20 participants in the X Generation in Çorlu District of Tekirdag were interviewed and it was determined that what can be done with the aim of using the internet and their frequency, the tools they use while using the internet, cyber bullying situations and not being exposed to this bullying. At the end of the research, it has been seen all participants were actively using the Internet and were exposed to cyberbullying
Farklı analitik denetleyici tasarım yöntemlerinin incelenmesi ve uygulamaları / Investigation and applications of various analytical controller design methods
Bu tez çalışmasında, birinci ve ikinci dereceden zaman gecikmeli modellerin kararlılık, dayanıklılık ve performansı için oransal integral, oransal türev ve kesir dereceli oransal integral denetleyicilerin analitik tasarım şemaları sunulmuştur. Sunulan yöntem söz konusu sistemler için genelleştirilmiş denklemleri vermektedir. Denetleyici parametrelerinin ayarlanması, ideal bir sistemin karakteristiklerinden esinlenilerek gerçekleştirilmiştir. Tez çalışması boyunca verilen teoremlerle önce birinci ve ikinci dereceden zaman gecikmeli modeller için istenen kazanç kesim frekansı ve faz payını sağlamada kullanılacak denetleyici parametreleri elde edilmiştir. Daha sonra ise önerilen "frekans çerçevesi" yöntemi ile söz konusu sistemlerin aynı anda kazanç kesim frekansı, faz kesim frekansı ve faz payı özelliklerini sağlaması için gereken kesir dereceli oransal integral denetleyici parametreleri elde edilmiştir. Önerilen bu yöntem Bode grafiğindeki faz eğrisini şekillendirmede kullanılabileceği için sistemin hem kararlılığını sağladığı hem de dayanıklılığını artırdığı gözlemlenmiştir. Sunulan tüm teoremler literatürden alınmış modeller üzerinde test edilmiş ve tez çalışmasından elde edilen sonuçların etkinliği gösterilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Analitik, Denetleyici, Tasarım Yöntemleri, Kararlılık, UygulamalarAnalytical design schemes of proportional integral, proportional derivative and fractional order proportional integral controllers for the stability, robustness and performance of first and second order plus time delay models are presented in this thesis. Presented method gives the generalized equations for mentioned systems. Tuning of the controller parameters are inspired from the characteristics of an ideal system. Throughout the theorems given in the thesis, first, controller parameters are obtained to satisfy desired gain crossover frequency and phase margin for first and second order models. Then, with the proposed method "frequency frame", parameters of the fractional order proportional integral controller are obtained to satisfy gain crossover frequency, phase crossover frequency and phase margin properties simultaneously. Since the proposed method can be used to shape the phase curve of the Bode plot, it is observed that the method improved both the stability and the robustness of the system. All proposed theorems are tested on existing models from the literature and effectiveness of the results obtained from the thesis are shown. KEYWORDS: Analytical, Controller, Design Methods, Stability, Application
Meslek Yüksekokullarında İSG algısının artaması için uygulama önerisi
Amaç: 6331 sayılı kanun ile etkisini daha da çok hissettiren İş Sağlığı ve Güvenliğinin ara eleman
yetiştiren Meslek Yüksekokullarında nasıl işlenmesi gerektiği, teori ve uygulama eğitimlerinin nasıl
olması gerektiği hakkında öneride bulunmaktır. Yöntem: Elazığ Organize Sanayi Bölgesinde
bulunan Elazığ Organize Sanayi Bölgesi Maden Meslek Yüksekokulu Kaynak Teknolojisi Programı
aktif müfredatı üniversitenin Bologna Bilgi Sisteminden incelenerek ilgili dersin var olup olmadığı,
varsa ders içeriklerinin 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa göre düzenlenip
düzenlenmediği incelenecektir. Ayrıca dersin uygulama ve teorisi göz önünde bulundurularak
olması gereken durum ile var olan durum arasında inceleme yapılacaktır. Bulgular: Fırat
Üniversitesi Elazığ Organize Sanayi Bölgesi Maden Meslek Yüksekokulu Kaynak Teknolojisi
Programının aktif müfredatında var olan MKA117 kodlu İş Sağlığı ve Güvenliği adlı 2 AKTS, 2
Kredi Yükü ve haftada 2 Saat teorik olarak işlenen dersin var olduğu belirlenmiştir. Yapılan
incelemede ilgili dersin eğitimini Meslek Yüksekokulunun bölüm bünyesinde görevli olan öğretim
elemanı tarafından verilmektedir. İlgili derse giren öğretim elemanının İş Sağlığı ve Güvenliğine
yönelik yeterlikleri incelendiğinde daha önce herhangi bir eğitim almadığının bölümde bu dersin
işlenmesine yönelik gerekli donanıma sahip öğretim elemanının olmadığı tespit edilmiştir. Ders
sınıf ortamında teorik olarak işlenmektedir. Ders değerlendirmesi vize ve final sınavı olmak üzere
iki çoktan seçmeli sınav ile değerlendirilmektedir. Dersin müfredat tanımında Teori 2(iki)
Uygulama 0(sıfır) olduğundan uygulama ödevleri bulunmamaktadır. Sonuç: Çalışmada ilgili dersin
uygulanma şekli dersi alan öğrencilerde İş Sağlığı ve Güvenliği kültürü oluşturmada ve gerekli
yetkinlikleri kazanmalarında etkili olmayacağı görülmüştür. İlgili ders müfredatta 4 AKTS, 2 kredi,
haftada 3 Saat (2 Saat Teori ve 1 Saat Uygulama) olarak ve iki yarıyıl olmak üzere tekrar
tanımlanmalıdır. İlgili ders en az C sınıfı İş Sağlığı ve Güvenliği Sertifikasına sahip akademik
personel tarafından verilmesi dersin verimliliği adına önemli olacaktır. Dersin uygulama aşaması
için süreç politikası oluşturulmalıdır. Programın istihdam alanında olan işletmelerde öğrenciler,
uygulama olarak İSG kurul toplantılarına katılmalı ve ilgili işletmelerin tam zamanlı İş Güvenliği
uzmanın yanında saha uygulamalarına katılması önem arz etmektedir. Süreç politikasında
işletmenin öğrenciye not verebilecek alt yapı hazırlanmalı gerekli değerlendirme ölçütlerine göre
işletmenin öğrenciye not vermesi, öğrencinin uygulamalı performansının ortaya çıkarılması
açısından önemlidir
Murat Tepe'den Urartu kemer parçası
Murat Tepe, Bingöl İli Solhan İlçesi Murat köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. İsmini bulunduğu köyden alan ve Murat nehrinin menderes yaptığı kısmında yer alan yerleşimde yapılan kazılarda Orta Demir Çağı / Urartu Dönemi buluntularına rastlanmıştır. Yerleşimde mimari olarak bir konaklama istasyonu yapısının temel kalıntıları ve bu yapıyla bağlantılı çeşitli küçük buluntulara ait örnekler ele geçmiştir. Burada yapılan kurtarma kazılarında ele geçen buluntular arasında seramikler, Urartu Dönemi seramiklerinin yerel taşra üretimi iken, iğne, bileklik, küpe, fibula ve kemer parçasından oluşan bronz objeler dönemin önde gelen Urartu merkezlerinden bilinen örneklerin karakteristik özelliklerini yansıtır. Bingöl’ün ilk sistemli arkeolojik kazısı olma özelliği gösteren Murat Tepe’de 2018 yılında yapılan kurtarma kazıları sonucunda Mezar 2’de bulunan bronz Urartu kemer parçası, Doğu Anadolu Bölgesi’ni egemenliği altına alan Urartu Krallığı’na ait verilere yeni katkılar sunacaktır.This study aims to introduce the preliminary results of the rescue excavations
conducted at Murat Tepe, located on the edge of Murat River. The mound is situated
south of the modern village of Murat in the Solhan town of Bingöl city in Eastern
Anatolia. The excavations conducted in 2018 yielded diagnostic finds mainly
representing the Middle Iron Age. Identified at the Murat Tepe yielded the foundations of what appear to be a way-station. This cultural layer rich in small
finds clearly belongs to the architectural remains of a fortress. The pottery
assemblage recovered from the excavations represent the local versions of the
typical Urartian pottery, while bronze objects such as needles, bracelets, earrings,
fibula and belt fragments characteristic features of comparable finds known to us
from major excavated Urartian sites. The rescue excavations carried out Murat
Höyük, which has been the first systematic archaeological excavation conducted in
the area Bingöl, are hoped to contribute much to our general understanding of the
Urartian presence in this part of eastern Anatolia
Sosyal medyada paylaşılan reklamların kültür endüstrisi ve cinsiyetçilik kavramları bağlamında incelenmesi
Bu çalışmada sosyal medya ortamında görülen reklam paylaşımlarında var olan
cinsiyetçi dil ve bu dilin kültür endüstrisi ile ilişkisi irdelenmektedir. Adorno, kültür
endüstrisini "bireyi bir meta haline getiren ve iktidarın kullanımına sunan bir araç" olarak
tanımlamaktadır (Alpyürür). Tüketim ve tükettirmek üzerine inşa edilen kitle kültürünü
üreten bu endüstri; sanat, eğlence, dinlenme, boş zamanları değerlendirme gibi pek çok
yaşam pratiğini tüketim eylemine dönüştürmektedir (Kara, 2014: 52). Bu dönüştürme
eyleminin propagandasını kitle iletişim araçları üzerinden gerçekleştiren endüstri bunun
için reklamları sık sık kullanır ve reklamlarda genellikle cinsiyetçi söylemlere başvurur.
Televizyon ve sinema gibi ortamlarda görünür olan cinsiyetçi söylemle inşa edilmiş bu
reklamlarla internette de karşılaşılmakta ve bunlar bireyin cinsiyetçi söylemlere maruz
kalmasına sebep olmaktadır. Araştırmanın amacı, internet ortamında var olan ve kültür
endüstrisinin çıkarlarıyla örtüşen, tüketim propagandasını cinsiyetçi söylemlere
başvurarak üretilen bu reklamlara dikkat çekmek ve bu konuda farkındalığı artırmaktır.
Araştırma literatür taramasına dayalı betimsel bir çalışmadır. Ayrıca seçilen reklam
görselleri, kültür endüstrisi ve cinsiyetçilik kavramları çerçevesinde içeriksel olarak
incelenmiştir.In this study, the sexist language existing in the advertisement sharings in social
media and its relation with culture industry are examined. Adorno describes the culture
industry as "a tool that makes the individual a commodity and presents it to the use of
power" (Alpyürür). This industry, which produces mass culture built on consumption and
dissipating, turns many lifestyle practices such as art, entertainment, leisure, leisure time
into consumption activities. The industry that makes propaganda of this transformation
through mass media often uses advertising for it and often resort to sexist discourse in
advertisements. These advertisements, which are constructed with a sexist discourse
emerging in the media such as television and cinema, are also visible on the internet and
cause the individual to be exposed to sexist discourses. The aim of the research is to draw
attention to and raise awareness of these advertisements, which exist in the internet and
which overlap with the interests of the culture industry and which are produced by
resorting to sexist discourses of consumption propaganda. Research is descriptive study
based on literature search. Also, selected advertisement images examined contextually by relationships between cultural industry and sexism subject
Ocimum basilicum L. (Fesleğen) kallus kültürlerinin antioksidan kapasitesinin belirlenmesi
Fesleğen (Ocimum basilicum L.) baharat ve ilaç olarak kullanılan tek yıllık aromatik ve hoş kokulu bir bitkidir. Ürettiği sekonder metabolitler bakımından değerli bir bitki olan bu bitkinin farklı bitki büyüme düzenleyicileriyle yetiştirilen kalluslarının antioksidan kapasitesinin belirlenmesinin amaçlandığı bu araştırmada kallus geliştirme ortamı olarak Murashige Skoog besiyeri kullanılmıştır. Kalluslarının üretiminde beş farklı bitki büyüme düzenleyicisinin farklı kombinasyon ve konsantrasyonları kullanılmıştır (NAA, 2,4-D, BAP, IBA ve KIN). İklim odasında kontrollü şartlar altında geliştirilen kallusların etanol ekstrelerinin antioksidan madde miktarının 2.826±0.141 – 5.736±0.201 mmol/g TEAC arasında olduğu, metanol ekstrelerinin antioksidan madde miktarının ise 1.050±0.211 – 4.180±0.394 mmol/g TEAC arasında olduğu saptanmıştır
Cam tavanın gölgesinden ışığa doğru kendi kendine liderlikle yolculuk
Kadınlarımlzın önemli bir çoğunluğu, haksız bir şekilde toplumsal
önyargıların kurbanı olmakta ve bu nedenle erkek egemen çalışma
alanlarında olmayı hiç denemeden geri planda kalmaktadır. Bu durum,
zamanla, öğrenilmiş çaresizlik ve öğrenilmiş güçsüzlük hislerinin
kadınların üzer}erine yapışıp kalmasına da yol açmaktadır. Ataerkil
toPlumsal düzenin kü|türel kodları, toplumun tüm bireyterine sirayet
etmekte ve toPlumun yarısını oluşturan kadınlar, çalışma yaşamında ve
yöneticilik pozisyonlarında eksik temsil edilmektedirler. Eksik temsil
olgusunun temelİnde yatan etmen|erin" arasında, cam tavan engetleri de
Yer almaktadır. Cam tavan engel|eri, kadıntarın iş yaşında yer almalarını
ve Yönetim kademelerine yükselmelerini zorlaştıran ya da durduran
yapay ve görünmez engellerdir.
Hangİ sebebe dayanırsa dayansın, kadınların |ş yaşamında ve yönetim
kademelerinde eksik temsil edilmeleri durumu, kökleşmış toplumsal
sorunlarımızdandır. Hem demokratik gelişme hem de ekonomik gelişme
iÇİn kadınların iş yaşamında adil ve tam şekilde temsil editmelerinin
sağlanması büyük önem taşımaktadır.
Yukarıda ifade edilen bakış açısıyla kaleme alınan bu çalışma, cam
tavan sorununa ve cam tavan engellerinin aşılmasına, öğretim üyelerinin
görüşleri üzerinden, küçük bir ışıktutmaktadır. Çalışmada, kendi kendine
liderlİğin, cam tavan engellerinin aşılmasını kolaytaştırıcı etkilerinin
olduğuna ilişkin, -araştırma örneklemiyle sınırlı- kanıt sunulmaktadır
Arkeolojide hane, mekân ve mekân analizi: Teorik ve pratik yaklaşımlar
Bu çalışma Arkeolojide, hane arkeolojisi ve mekân analiz yöntemlerinin teorik ve pratik yönlerini ortaya koymaktadır. Bu bakımdan öncelikle hane arkeolojisi kavramı tanımlanarak bu konuya yapılan teorik yaklaşımlar irdelenmektedir. Bunun ardından, mekân ve mekânsal kullanım başlığı altında “mekân”, “ev”, “hane”, “konut” gibi kavramların anlam yönünden ortak ve farklı noktaları konusunda mevcut teorik yaklaşımlar değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmeyi bu çalışmanın da özünü oluşturan mekân analizi konusunda yapılan teorik ve uygulamalı çalışmalar üzerine genel bir irdeleme takip etmektedir. Ayrıca arkeoloji dünyasında mekân analizi çalışmalarında benimsenen yöntemler tanıtılmaktadır. Arkeolojide mekân analizi yöntemleri arasında; etnoarkeolojik araştırmalar, mekân dizim analizi, taban dizim analizi (taban buluntularının mekânsal dağılımı), mikroarkeoloji ve mikromorfoloji, toprak kimyası analizi, fitolit analizi gibi yöntemlerin uygulandığı bilinmektedir. Prehistorik döneme atfedilen kazılarda mekân analizinde kullanılan yöntemlerin son zamanlarda oldukça yoğun uygulanmaya başlanması, insan-mekân ilişkisi bağlamında, mimari kalıntıların mekânsal kullanımlarının anlaşılmasına katkı sağlamaktadır.The aim of this study is to present the recent theoretical and practical aspects of household archeology, and spatial analysis methods in archaeology. In this respect, firstly, the concept of household archeology is defined, and its theoretical approaches are examined. After that, the current theoretical approaches to the common and different points of the concepts such as, “space”, “house”, “household”, “housing” in terms of space and spatial use were evaluated. This evaluation is followed by a general discussion of the theoretical and practical studies on the spatial analysis, which constitute the essence of this study. In addition, the methods used in the spatial analysis in archeology are widely introduced. Among the spatial analysis methods in archeology; ethnoarchaeological researches, space syntax analysis, the analysis of house floor assemblages (spatial distribution of house floor assemblages findings), microarchaeology and micromorphology, soil chemistry analysis, phytolite analysis are known to be applied. In the excavations attributed to the prehistoric period, the introduction of the methods used in the spatial analysis in the recent times has contributed to the understanding of the spatial uses of architectural remains in the context of the human-space relationship