9909 research outputs found
Sort by
Ortaöğretim öğrencilerine göre seçmeli din dersleri (Elazığ İli örneği)
2012 yılında Türkiye’nin eğitim sisteminde yapılan köklü değişikliklerle beraber ilköğretim ve ortaöğretimde seçmeli din dersleri okutulmaya başlanmıştır. Yapılan değişiklilerinin en önemlilerinden birisi de ortaokul ve liselerde din, ahlak ve değerler alanında Kur’an-ı Kerim, Peygamberimizin Hayatı ve Temel dini bilgiler dersleri seçmeli din dersleri olarak konul- muştur. Bu çerçevede seçmeli din derslerine öğrencilerin ilgi gösterip göstermedikleri, ders kitapları, ders içerikleri, ders öğ- retmenleri tartışılmaktadır. Araştırmamızın konusu ortaöğre- tim seçmeli din derslerini seçen öğrencilerinin görüşleri çerçe- vesinde seçim, beklenti, içerik ve uygulama boyutları ile tespiti ve değerlendirilmesidir
Keban magmatik kayaçları’nın petrografik ve jeokimyasal özellikleri (Keban- Elazığ)
Bu çalışmada, Keban-Elazığ bölgesindeki Geç Kretase-Orta Eosen yaşlı Keban Magmatik kayaçlarının petrografik ve jeokimyasal özellikleri incelenmiştir. Çalışılan bölgede Keban Magmatik Kayaçları dışında Geç Devoniyen-Geç Triyas yaşlı Keban Metamorfitleri, Paleosen-Neojen sedimanter birimleri ve Plio-Kuvaterner yaşlı alüvyonlar yüzeylemektedir. Çalışmanın konusunu oluşturan kayaçlar Keban metamorfik kayaçlarını kesen Keban Magmatik kayaçlarına ait siyenit ve kuvars-monzonitlerle temsil edilmektedir. İncelenen kayaçlar genel olarak porfirik, porfirik holokristalen, poiklitik doku özelliği gösteren K-feldispat (mega-fenokristal), plajiyoklas, amfibol, biyotit ve kuvars mineralleri ana mineral içeriğini oluşturur. İncelenen tüm örnekler şoşonitik karakterli olup A-tipi granitoid alanlarına düşmektedir. İncelenen kayaçların tektonik ortamı olarak çarpışma sonrası granitleri bölgesi önerilmektedir
Lesion detection on skin images using improved U-net
One of the most prevalent cancers in humans is skin cancer. The deadliest form of skin cancer is
malignant melanoma and the incidence rate has increased rapidly in recent years. In the treatment of
melanoma, early diagnosis is very critical. It is difficult and time consuming to automatically detect
melanoma from images taken from dermoscopy devices. Computer-aided systems are needed, therefore.
In this paper, a deep learning-based method for melanoma segmentation and classification with color
images taken from dermoscopy devices is proposed. This technique uses ISIC 2017 International Skin
Imaging Collaboration.
In this paper, for segmentation and classification measures, 1317 skin images taken from the ISIC
archive were used. The approach is based on the architecture of Preprocessing, U-Net and VGGNet.
Operations such as mean subtraction, image normalization, image cropping, and scaling are
implemented in the preprocessing phase. It is intended to make pictures of the skin more convenient
before segmentation. The training precision rate and jaccard similarity coefficient reached 93% as a
result of segmentation with these results, and the dice coefficient reached 79%. The accuracy rate is
85.5% as a result of the classification in the two-class dataset in the pre-trained VGG16 network. The
accuracy rate of dataset classification obtained with cross-validation is 95.86%
Determination of suitable configuration parameters for linear feedback shift register using binary bat optimization algorithm
Abstract— It is a difficult problem in the field of computer
science to be able to answer the question of what configuration
parameters will be used to generate long bit strings with linear
feedback shift register structures, which is a component widely
used in many practical applications that require random
behavior. Since this difficult challenge is a problem with NP
computational complexity, the difficulty of developing solutions
in classical ways has been tried to be solved by using
optimization algorithms. In this study, all possible
configurations that can be used for all linear feedback shift
register structures up to eight degrees have been determined
using the binary bat optimization algorithm. Statistical
properties of random sequences generated using these
configurations have been tested using the chi-square test. All the
resulting configurations are shared as a public dataset. It is
thought that these successful results can be used effectively in
various practical applications by many researchers in the
futur
Hastanelerde bina yönetiminin sağlık çalışanlarının görüşleri açısından incelenmesi: Bir ölçek geliştirme çalışması
Hastaneler çok kompleks yapılar olup günün 24 saati faaliyet gösteren, birçok
farklı departmanın bir arada koordinasyonlu olarak çalıştığı mekanlardır. Bunun
yanı sıra hastaneler, devamlı olarak sosyal, ekonomik ve tıbbi değişikliklerle karşı
karşıya kalan yapılardır. Bu kadar karmaşık bir yapıya sahip olan ve yaşanan
değişimlere anında cevap veren bir organizasyonu yönetmek kolay değildir. Hastane
bina yönetimi, karmaşık olan bu yapıyı yönetme sanatıdır. Bina yönetimi, hastaneyi
bir bütün olarak ele alıp, her bir birimin girdisinden çıktısına kadar olan tüm
sürecin işleyişini yönetmektir. Bina yönetimi, sağlık yönetimi alanında fazla ilgi
görmemiş, günümüz de yeni popülerlik kazanmaya başlayan bir konudur. Bu ça lışma Türkçe literatürüne sağlık kuruluşlarında bina yönetiminin değerlendirilme sine yönelik bir ölçek kazandırma amacıyla yapılmıştır. Araştırma örneklemini,
Elazığ ilinde bulunan bir şehir hastanesinin çalışanları oluşturmaktadır. Öncelikle,
bina yönetiminin değerlendirmesine yönelik literatür araştırmasından sonra ölçekle
ilgili madde havuzu oluşturulmuştur. Madde havuzu, uzman görüşüne sunulmuş ve
sonrasında hedef kitleden bir grupla tartışılmıştır. İlerleyen adımda ise pilot
uygulama yapılmıştır. Pilot uygulamadan elde edilen ham veriler; betimleyici
testler, güvenilirlik testi, "madde-toplam korelasyonu testi", “alt-üst %27 fark testi",
“keşfedici faktör analizi” ve "doğrulayıcı faktör analizi" ile analiz edilmiştir. Analiz
sonuçlarına göre, ölçeğin iki faktörden oluştuğu tespit edilmiştir. Bu iki faktör, toplam varyansın %50,54’nü oluşturmaktadır. Ölçeğin güvenilirlik katsayısı ise
0,927 hesaplanmıştır. Ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğu belirlenmiştir
Evaluation of cardiac troponin I in serum and myocardium of rabbits with experimentally induced polymicrobial sepsis
Sepsis is a potentially life-threatening condition, and it is frequently complicated by myocardial damage. Data on myocardial damage in rabbit caecal ligation and puncture (CLP) models are limited, although numerous animal models have been used to study sepsis-associated myocardial damage. This study aimed to investigate the effect of CLP on cardiac muscle by measuring serum cardiac troponin I (cTnI) concentrations and by detecting both histopathological changes and cTnI immunoreactivity in cardiomyocytes in rabbits. After CLP was performed in rabbits, blood samples were taken from the jugular vein at 0, 4, 8, and 12 h for haematological and biochemical analyses. At the end of the experiment, all of the rabbits were euthanised to examine the histopathological changes and the cTnI immunoreactivity in cardiac muscle tissue. No changes in serum cTnI concentration were observed in the experimental group (EG) or control group (CG) at 0 and 4 h. In EG, the mean serum cTnI concentrations were 0.230 ± 0.209 and 1.177 ± 0.971 ng/ml at 8 and 12 h, respectively. In CG, the mean serum cTnI concentrations were 0.032 ± 0.014 and 0.031 ± 0.021 ng/ml at 8 and 12 h, respectively. Moreover, cytoplasmic cTnI immunoreactivity decreased in EG compared with that in CG (P<0.01). The results demonstrated that CLP induced a systemic inflammatory response and caused myocardial damage in rabbits
Açık öğretim İmam Hatip liselerinde din eğitimi
21. yüzyılın öğrencileri geçmişteki krallardan daha hızlı ulaşım ve iletişim imkanlarına sahiptir. 20. yüzyılın ikinci yarısında başlayan ve 21. yüzyılın ilk çeyreğinde hızını artıran bilişim ve iletişim alanındaki gelişmeler, toplumun diğer kurumlarında olduğu gibi eğitim kurumlarında da değişikliğe neden olmaktadır. Tarım toplumunda sanayi toplumuna geçişle birlikte okulların sanayinin ihtiyaç duyduğu insan gücünü yetiştirme
işlevi, bilgi toplumuyla birlikte farklı bir yöne everilmiştir. Sanayi toplumunda kazanılan bilgi ve beceriler, ilgili meslekleri yapmak için bir ömür boyu işlevsel iken, bilgi toplumunda
yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle belirli bir alanda, bireyin hayatının belirli bir bölümünde alınan eğitim yetersizliği ve bilginin sürekli kendini yenilemesi, sürekli, hayat boyu eğitimin
tartışılmasına neden olmaktadır. Sürekli, hayat boyu eğitim
politikaları ise sanayi toplumunda kalma dört duvar arasında
yapılan eğitimle sürdürmek ekonomik açıdan ne kadar gerekli
olduğu tartışmaya değerdir. Bu nedenle başta basılı materyaller olmak üzere bilgisayar iletişim ağının (internet) kullanıldığ e-öğrenme ortamları yoluyla yürütülen uzaktan eğitim günümüzdeki eğitim anlayışını değiştirmektedir. Bu değişimi Türk
eğitim sisteminde de görmek mümkündür.
Örgün ve Yaygın olmak üzere iki ana bölümden oluşan
Türk eğitim sisteminde, açık öğretim okullarının sayısı sürekli
artmaktadır. En son açılan okullardan birisi ise Açık Öğretim
İmam Hatip Lisesidir. Açık Öğretim İmam Hatip Lisesi program içeriği bakımında örgün eğitim ile aynı iken, yapısı ve işleyişi bakımında kendine özgü bir modeldir. Bu çalışmada Açık Öğretim İmam Hatip Lisesinin mevcut durumu ve işleyişi ortaya konulmaya çalışılmıştır
İletişim çatışmaları ile örgütsel güven arasındaki ilişkide empatik eğilimin aracılık rolü: Elazığ sağlık çalışanları örneği
İletişim çatışmaları, güven ve empati kavramları arasındaki ilişkilerin kavramsal çerçevesinin değerlendirilmesi araştırmanın amacını oluşturmaktadır. İnsanoğlu var olduğundan beri sürekli çevresi
ile iletişim halindedir. İnsan, yaşamı boyunca sürekli kurduğu iletişim sayesinde ilişkilerini iyi ya da
kötü yönde sürdürmektedir. Bu süreçte, kaçınılmaz olan iletişim çatışmaları insan ilişkilerinin olduğu
her yerde karşımıza çıkmaktadır. İnsan ilişkilerinin olduğu her yerde güven ve empati de iletişimin
olmazsa olmazlarındandır. İletişim çatışmalarının doğru bir şekilde yönetilmediği örgütlerde kaçınılmaz olan çatışmanın olumsuz etkileri, karşılıklı empati ve güven ortamı oluşturularak ortadan
kaldırılabilir. Beşeri ilişkileri gelişmiş yöneticilerin olduğu örgütlerde oluşan iletişim çatışmaları, yöneticilerin iletişim becerileri, oluşturduğu güven ortamı ve empati becerisi sayesinde en az zararla
atlatılabilir. Güven ortamının hâkim olduğu örgütlerde iletişim çatışmaları en az seviyede görülmektedir. İletişim çatışmalarının yoğun olduğu örgütlerde güven duygusu, güven iklimi ve güven kültürü
en alt seviyededir. Çalışanların birbirlerini anladığı, saygılı ve mutlu bir çalışma ortamı güven ikliminin yerleşmesiyle oluşmaktadır. Aynı zamanda empati yeteneğinin zayıf olduğu örgütlerde iletişim
çatışmaları oldukça fazla görülmektedir. Kısacası iletişim çatışmalarının boyutu kişiler arası, örgütsel
ve toplumsal iletişim, güven ve empatinin senteziyle belirlenir.
Yukarıda ifade edilen bakış açısından hareketle, araştırmanın temel hipotezi şöyle belirlenmiştir:
İletişim çatışmaları ile örgütsel güven ilişkisinde empatik eğilim aracı değişken rolü oynamaktadır.
Araştırmanın evrenini, Elazığ’da yer alan hastanelerin çalışanları oluşturmaktadır (N=3712). Minimum örneklem hacmi (n) 349 hesaplanmıştır. Değerlendirilen anket formu sayısı 352’dir. Araştırma
sonunda, temel hipotezin desteklendiği bulgulara erişilmiştir. Aracılık etkisi kısmi olarak tespit edilmiştir ve etki büyüklüğü orta düzeydedir
İran, Aniran ve İranşehr kavramları üzerine
Öz: İran sözcüğünün Orta Persçe şekli olan Ērān’ın Proto-İrani bir terim olan Aryānām’dan türediği ve ēr köküne ān çoğul ekinin getirilmesiyle oluştuğu kabul edilir. Kökeni Avesta’ya kadar uzanan İran (Ērān) sözcüğüne, ilk kez Sasani hanedanının kurucusu I. Ardeşir (224-240)’in yazıtlarında ve sikkelerinde rastlanır. İran (Ērān) teriminin karşıtı olan Aniran (Anērān) terimi ise I. Şapur (240-272) ile birlikte görünmeye başlamıştır. Yedi iklimden oluşan bir dünyanın merkezinde durduğu kabul edilen Airyanem Vaejah (Aryan’ların yayıldığı bölge)’ın bir bakıma halefi olarak İranşehr (Ērānšahr), tıpkı İran gibi Sasanilerin bir tasarımıydı. İran fikrinin Ahameniş, Helen, Part hatta Yakın Doğu mirası ile oluşan imparatorluk ideolojisi ile beraber sentezlendiğini söylemek mümkündür.
Anahtar Kelimeler: İran, İranşehr, Aniran, Ērān, Ērānšahr, Anērān
It is accepted Ērān, the Middle Persian version of the word Iran is derived from the Proto-Iranian term Aryānām and is formed by adding the plural suffix ān to the root ēr. The word Iran (Ērān), whose root goes back to Avesta, was first seen on the inscriptions and coins of Ardashir I (224-240), the founder of the Sassanian dynasty. The term Anērān being the opposite of the term Iran (Ērān) was started to be seen with Saphur I (240-272). Iranshahr (Ērānšahr) was the design of Sassanians as the successor of Airyanem Vaejah (the region where Aryan’s spread) which was accepted to be in the center of a world having seven climates like Iran. it could be possible to state that the idea of Iran was synthesized with the imperial ideology formed with the heritage of Achaemenid, Hellen, Parth and even the Near East.
Keywords: Iran, Ērān, Ērānšahr, Iranshahr, Anērān, Persi