Bilgi Merkezi
Not a member yet
1196 research outputs found
Sort by
ACİL SERVİS ÇALIŞANLARININ İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ KAPSAMINDA YAŞADIKLARI SORUNLARIN BELİRLENMESİ: KONYA ÖRNEĞİ
Acil servisler farklı şikâyetlerle gelen hastaların aynı anda bakıldığı, hastaların yaşamları ile ilgili kritik kararların kısa sürede verildiği, ölüm oranlarının yüksek olduğu üniteler olduğundan, çalışanlar açısından oldukça stresli ve tehlikeli ortamlardır. Burada çalışanlar zorlu çalışma şartlarının yanında, sağlıklarını tehlikeye sokacak birçok problemle karşılaşmaktadır. Sağlık çalışanlarının bu bağlamda yaşadıkları problemlerin ortaya konulması ve gerekli önlemlerin alınması işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından büyük bir önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı Konya’da farklı hastanelerin acil servislerinde görev yapan sağlık çalışanlarının işçi sağlığı ve güvenliği kapsamında yaşadıkları problemlerin belirlenmesidir. Araştırma 2014 yılında gerçekleştirilmiş olup tanımlayıcı nitelikte bir çalışmadır. Araştırmada katılımcılara yöneltilen sorular, literatür bilgileri ve acil servis çalışanların tecrübelerine dayalı olarak geliştirilmiştir. Araştırma kapsamında 9 farklı hastanede görev yapan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 241 sağlık çalışanına, yüz yüze anket tekniği kullanılarak sorular yöneltilmiştir. Elde edilen bulgular SPSS 20,0 paket programında değerlendirilmiş ve veriler üzerinde tanımlayıcı istatistikler yapılmıştır. Araştırmaya katılanların 124 (%51,5) erkek, 117’si (%48,5) kadınlardan oluşmaktadır. Katılıcımlar içinde hemşireler (%37,8), temizlik elemanları (%24,9), ATT (%17,8) ve hekimler (%8,7) en büyük grupları oluşturmaktadır. Katılımcıların 68’i (%28,2) çalışma ortamında kendisini güvende hissetmediğini, 149’ u (%61,8) ise kısmen güvende hissettiğini belirtmiştir. Katılımcıların % 85,9’u çalışma ortamında sözlü hakaret, saldırı ve fiziki şiddet riski ile %77,2 bulaşıcı hastalık riski ile karşı karşıya olduğunu, %44’ü ise en az bir defa kesici delici alet yaralanması yaşadığını belirtmiştir
BANKALARIN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK PERFORMANSLARININ ARAS, MOOSRA VE COPRAS YÖNTEMLERİ İLE DEĞERLENDİRİLMESİ
Günümüzde sürdürülebilir kalkınma aşamasında bankacılık sektörü ön plana çıkmaktadır. Özellikle Avrupa Birliği ülkelerindeki bankalar, göstermiş oldukları finansal hizmetlerinin ekonomik sonuçlarının yanı sıra çevresel ve sosyal sonuçları da ele alarak bir bütün içerisinde incelemeye başlamışlardır. Bununla beraber bu yaklaşım, sürdürülebilir bankacılık anlayışının doğmasına neden olarak gösterilmektedir. Bu çalışmanın amacı ise, aktif büyüklüklerine göre büyük ölçekli bankaların sürdürülebilirlik performanslarını, ENTROPI, ARAS, MOOSRA ve COPRAS gibi Çok Kriterli Karar Verme yöntemleri ile karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir. Bankaların sürdürülebilirlik raporları ve faaliyet raporlarındaki veriler kullanılarak değerlendirme yapılmıştır. Bankaların değerlendirilmesinde toplam aktif değişim oranı, nakdi krediler değişim oranı, toplam özkaynak değişim oranı, mevduat değişim oranı, sermaye yeterlilik oranı, toplam şube sayısı, toplam müşteri sayısı, toplam ATM sayısı, toplam çalışan sayısı, çalışan başına ortalama eğitim süresi, kapsam 1 emisyonu ile kapsam 2 emisyonu kriterleri kullanılmıştır
GÜÇ MOTİVASYONUNUN İŞ SEVGİSİNE ETKİSİNDE GERİBİLDİRİM ARAMA DAVRANIŞININ DÜZENLEYİCİ ROLÜ
Bu çalışmanın amacı, güç motivasonuyla iş sevgisi ilişkisinde geribildirim arama motivasyonlarının düzenleyici rolünün araştırılmasıdır. Alanda yapılan çalışmalarda, çalışanların iş sevgisinin birçok etmenin yanında temel motivasyon kaynakları ve geribildirim arama motivasyonlarıyla ilişkili olduğu görülmüştür. İşyerinde var olan performansla ilgili bilgilere erişimi sağlayan geribildirim arama, belirsizliklerin azalmasında etkili olduğundan iş sevgisiyle oldukça ilişkilidir. Bunun yanında, bireyin etkin olma isteğini niteleyen güç ihtiyacının karşılanması sonucunda iş sevgisinin pozitif yönde etkilendiği bilinmektedir. Buradan hareketle bu çalışmada, bireylerin güç motivasyonlarının iş sevgisine etkisi ve geribildirim arama motivasyonlarının bu ilişkideki rolüne odaklanılmıştır. Bu amaçla çalışma, özel hastanelerde çalışan 219 hemşireye ulaşılarak gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların temel motivasyon kaynakları, iş sevgileri ve geribildirim arama davranışlarını ölçmek amacıyla 3 farklı ölçekten oluşan anket kullanılmıştır. Anket sonucunda elde edilen veriler SPSS ve AMOS programlarıyla analiz edilerek değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Analiz sonucunda hemşirelerin geribildirime kayıtsızlık düzeyinin, güç motivasyonunun iş sevgisine etkisinde düzenleyici rolü olduğu saptanmıştır. Buna göre bireyin geribildirime kayıtsızlık düzeyi arttıkça güç ihtiyacının iş sevgisine etkisinin artış gösterdiği tespit edilmiştir. Buna karşın geribildirime defansif yaklaşma düzeylerinin, güç motivasyonunun iş sevgisine etkisinde herhangi bir etkisinin olmadığı görülmüştür
X KUŞAĞI AKADEMİSYENLER İLE Y KUŞAĞI ÖĞRENCİLERİN BİRBİRLERİNE KARŞI ALGILARI
X ve Y kuşağının birbirlerine karşı algılarının ve bakış açılarının ortaya çıkarılması, bu çalışmanın amacını oluşturmaktır. Bu amaç doğrultusunda; bir taraftan X Kuşağı akademisyenlerin, Y Kuşağı öğrenci özellikleri ile ilgili ne tür algılara sahip oldukları incelenirken diğer taraftan Y Kuşağı öğrencilerin, derslerine giren X Kuşağı akademisyenlerin etkileşim özellikleri hakkında nasıl bir algı ve görüşe sahip oldukları incelenerek bir karşılaştırma yapılmıştır. Bunun için veri toplama aracı olarak; X Kuşağına uygulanan araştırmada, Smith ve Smith (2005)’in “Öğretmenlerin Y Kuşağı Öğrenci Özellikleri Algıları Ölçeği” Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde görevli 68 akademisyene uygulanırken Y Kuşağı üzerine yapılan araştırmada ise Wubbels ve Levy (1993)’nin “Öğretmen Etkileşim Ölçeği” aynı fakültedeki 6.766 öğrenciye uygulanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; X Kuşağı, Y Kuşağını hem genel özellikler hem de öğrenme yetkinlikleri bakımından yetersiz görürken iş ve iletişim yetkinlikleri açısından olumlu ya da olumsuz bir eğilim belirtmemektedirler. Buna karşılık Y Kuşağı, X Kuşağını etkileşim özellikleri açısından yeterli görmekte, onları bir yandan lider, yardımsever (cana yakın), anlayışlı, kararlı, memnun ve uyarıcı olmayan bireyler olarak görürken diğer yandan sert ve özgürlükçü olmayan kişiler olarak değerlendirmektedir
İNOVASYON ETKİNLİĞİ VE FİNANSAL KISITLAR: BORSA İSTANBUL’DA AMPİRİK BİR ANALİZ
Bu çalışma firmaların inovasyon etkinliği ile finansal kısıtlılığı arasındaki ilişkiyi incelemekle birlikte sadece inovasyon etkisini ölçmek yerine inovasyonun etkinlik boyutunu dikkate almaktadır. Çalışma, firmanın sadece inovasyon yapma zorunluluğundan bahsetmekten ziyade, eğer inovasyon yapılamıyorsa bunun gerekçelerinin finansal kısıtlılıktan kaynaklı olup olmadığını ortaya çıkarmak üzerine kurgulanmıştır. Böylelikle inovasyon ölçümünde kullanılan girdi ve çıktılardan yararlanılarak inovasyon etkinliği ölçütü oluşturulmuştur. Finansal kısıtlılık, SA endeks, WW endeks ve firma büyüklüğü ölçümleri olmak üzere üç farklı teknik ile ölçülmüştür. İnovasyon girdilerinden ARGE harcamaları ile inovasyon çıktılarından patentler aracılığıyla da inovasyon etkinliği ölçütleri oluşturulmuştur. Bulgular üç teknikte de geçerli olmak üzere firmanın finansal kısıtlı olma durumunun inovasyon etkinliğini negatif yönde etkilediğini göstermektedir. Sonuç olarak, firmanın finansal kısıtlılığının artması inovasyon etkinliğini olumsuz etkilemektedir ve kısıtlılık arttıkça inovasyon etkinliği azalmaktadır
e-İMZA İLE DOSYA ŞİFRELEME UYGULAMASI
Günümüz teknolojisinin hızlı şekilde gelişmesiyle ortaya çıkan güvenlik açıklarının ne kadar önemli olduğu görülmektedir. Kriptoloji, kişilerin veya kurumların bilgilerinin korunmasını sağlamaktadır. Kriptografik algoritmalar bilgi güvenliğinin sağlanması için yaygın olarak kullanılır. Gelişmeler ışığında önemli olan, kriptografik işlemlerinin günlük hayata nasıl uygulandığıdır. Bu çalışmada, geliştirilen uygulama ile dosyaların şifreleme işlemleri elektronik imza ile güçlendirilmiştir. Şifrelerin çözülmesi sırasında e-imza doğrulaması gerekmektedir. Böylelikle dosyayı şifreleyen ile şifreyi çözmeye çalışan kişinin aynı kişi olduğundan emin olunacaktır.
Anahtar Kelimeler: Elektronik İmza, Kriptografi, Bilgi Güvenliği, Bilgi gizleme, Elektronik Sertifika, SHA25
RENKLENDİRİCİ KATKILARIN POLİMER BETONUN MEKANİK ÖZELLİKLERİNE ETKİSİ
Kendilerine özgü yapıları ile pek çok alanda kullanılan polimerler günümüzde gerek inşaat gerekse diğer sektörlerde yaygın olarak yer almaktadır. Son yıllarda önem kazanan polimer betonu dünyada da geniş bir kullanım sahası bulmuştur. Özellikle hasara uğrayan yapıların onarım ve güçlendirilmesinde tamir malzemesi olarak sıkça kullanılmaktadır. Polimer beton güçlendirme ve onarım yanı sıra renklendirici katkı olan pigment kullanılarak mimari yapı elemanı olarak da kullanılabilir. Renkli betonların yapıda taşıyıcı elemanlarda kullanılması halinde işlenebilme, dayanım ve dayanıklılık özellikleri daha fazla önem kazanmaktadır.
Bu çalışmada polimer betonlarda faz malzemesi olarak kullanılan pigment pasta polimer ve kumun beton özelliklerinde etkisinin daha iyi anlaşılmasını sağlamak ve araştırmak amaçlanmıştır. Temel olarak faz malzeme tipi ve miktarının fiziksel ve mekanik özellikler üzerinde etkisinin deneysel olarak belirlenmesi amaçlanmıştır. Polimer beton örnekleri üç farklı faz oranında ve iki farklı reçine tipi kullanılarak üretilmiştir. Pigment pasta kullanılarak üretilen örnekler, CEN kumu ve faz malzemesiz olarak üretilen polimer betonlardan daha düşük birim ağırlık ve mekanik özellikler göstermiştir. Standart CEN kumlu polimer betonda ise, faz malzeme miktarı ile birim hacim kütle ve basınç mukavemetinde artış, eğilme mukavemeti değerinde azalma elde edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Polimer beton, pigment pasta, mekanik özellikle
İNTERNET ÇAĞINDA SANAL ORTAM YALNIZLIĞI: ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
Bu çalışmanın konusunu “yalnız olma durumu, kimsesizlik” şeklinde ifade edilen yalnızlık ve “insanların gerçek sosyal yaşamdan ayrılarak sanal sosyal aktivitelere yönelmeye başladığını gösteren” şeklinde ifade edilen sanal yalnızlık oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Süleyman Demirel Üniversitesi’nde eğitim gören İşletme Bölümü öğrencilerinin sanal ortam yalnızlığı düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde öğrenim gören birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerinden (328 kişi) oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak Korkmaz ve arkadaşları (2014) tarafından geliştirilen “Sanal Ortam Yalnızlık Ölçeği (SOYÖ)” kullanılmıştır. Araştırma sonucunda erkek öğrencilerin, kız öğrencilere göre daha fazla sanal paylaşımda bulundukları; erkek öğrencilerin, kız öğrencilere göre sanal ortamda daha sosyal oldukları sonucuna varılmıştır. Yine araştırma sonucunda öğrencilerin şiddetli olmasa da sanal ortam yalnızlığı yaşadıkları söylenebilir