Bilgi Merkezi
Not a member yet
1196 research outputs found
Sort by
Ananasın Mikrodalga ile Kurutulması ve Uygun Kuruma Modelinin Belirlenmesi
Bu çalışmada, ilk nem içeriği % 88 (y.b) olan ananas meyvesi nem içeriği % 7 olana kadar kuruma süresine bağlı olarak farklı mikrodalga güçleri ve sıcaklıklarda kurutulmuştur. Ananas meyvesi, mikrodalga, mikrodalga-sıcak hava kombinasyonu ve sadece sıcak hava ile kurutulmuştur. Kurutma işlemleri kuruma süresine bağlı olarak mikrodalga güçleri (180, 360, 540, 720 ve 900W), mikrodalga güçleri(180, 360 ve 540 W) ve sıcak hava (100, 150, 200ºC) kombinasyonu ve sadece sıcak hava (100, 150, 200ºC) ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışma sonucu elde edilen veriler literatürde bulunan 9 farklı ayrılabilir nem içeriği modellerine (Newton, Page, Henderson ve Pabis, Logaritmik, Wang ve Singh, Verma, iki terimli, iki terimli üssel, Midilli-Kucuk) göre karşılaştırılmış, belirtme katsayısı (R2); tahminin standart hatası (SEE) ve kalanların kareleri toplamı (RSS) değerlerine göre en uygun kuruma modeli Midilli-Küçük model eşitliği olarak bulunmuştur
Isparta İlinde Ilıman İklim Meyve Türlerinde Sertifikalı Fidan Üretimi Yapan İşletmelerinin Teknik Yapısı
Bu çalışmada, Türkiye meyve üretiminde büyük bir öneme sahip olan ılıman iklim meyve türleri fidancılığı teknik açıdan incelenmiştir. Araştırmada kullanılan veriler 2012 üretim dönemine ait olup, Isparta ilinde sertifikalı ılıman iklim meyve türleri fidanı üreten 50 işletmeden anket yöntemi ile elde edilmiştir. Meyve fidanı yetiştiriciliğinde klasik yöntemleri kullanarak üretimde bulunmak, Türkiye fidancılığının gelişimi ve rekabetçiliğini olumsuz etkilemektedir. Araştırmadan elde edilen verilerden hareketle, bölgede faaliyet gösteren meyve fidanı işletmelerinin modern üretim tekniklerini kullanmaktadır. Fidan üretimi için gerekli olan damızlık materyal temini, fidancılıkta önemli bir sorundur. Bu materyali üreticiler bireysel olarak yetiştiremediklerinde ithalat yoluyla sağlamaktadır. Bu durum fidancılığı dışa bağlı bir sektör haline getirmektedir
Kınalı Kekliklerde (Alectoris chukor ) Canlı Vücut Ağırlığına Ait Genetik ve Fenotipik Parametrelerin Şansa Bağlı Regresyon Modeli Kullanarak Tahmini
Bu çalışmanın amacı kınalı kekliklerin (Alectoris chukar) çeşitli yaş dönemlerindeki canlı ağırlıklarının genetik ve fenotipik parametreleri, şansa bağlı regresyon modeli yardımı ile tahmin etmektir. Çalışmada, Mart 2010’ dan, Ocak 2011’a kadarki sürede toplam 401 keklikten elde edilen 4 (HAF4), 8 (HAF8), 12 (HAF12), 16 (HAF16), 20 (HAF20) ve 24 (HAF24) haftalık yaşlara ait canlı ağırlık kayıtları kullanılmıştır. Çalışmada haftalık canlı ağırlıklara (HAF4, HAF8, HAF12, HAF16, HAF20 ve HAF24) ait kalıtım derecesi tahminleri sırasıyla; 0.57, 0.58, 0.57, 0.54, 0.44 ve 0.40 olarak bulunmuştur. Farklı haftalardaki canlı ağırlıklar arasındaki genetik korelasyon tahminleri 0.76-0.99 aralığında, fenotipik korelasyon tahminleri ise 0.34-0.91 aralığında bulunmuştur. Bulunan tüm fenotipik korelasyon katsayıları istatistiksel olarak önemlidir (
1980-2010 DÖNEMİNDE SOSYAL REFAH DEVLETİ ÇERÇEVESİNDE TÜRKİYE’DE SOSYAL GÜVENLİK HARCAMALARININ GELİŞİMİ
ÖZET
Sosyal güvenlik, sanayi devrimini izleyen süreçte modern devletin önemli bir yükümlülüğüne dönüşmüş bir yapılanmadır. Sosyal devlet harcamaları çoğu ülkede 1970’li yılların ortalarına kadar hızlı bir yükseliş göstermiş, neden olduğu kamu borç yükündeki yüksek artışlardan dolayı bu harcama grubunun kısılması ve devletin sosyal hizmet alanlarını daraltması yönlü politikalar gündeme gelmiştir.
Türkiye söz konusu konjonktürel değişimlerden etkilenmiş ve kamu harcamaları içerisinde sosyal harcamaların payı sermaye lehine daralma göstermiştir. Çalışmada son 30 yıllık süreç içerisinde sosyal harcamaların ve bunun en büyük parçası olan sosyal güvenlik harcamalarının gelişimi incelenmektedir.
Anahtar Kelimeler: Globalleşme, Sosyal Güvenlik Sistemi, Sosyal Harcamalar, Sosyal Devlet.
IN THE PERIOD OF 1980-2000, DEVELOPMENT OF SOCIAL SECURITY EXPENDITURES IN TURKEY WITH IN THE FRAMEWORK OF SOCIAL WELFARE STATE
ABSTRACT
The social security within the fallowing period of industrial revolution has turned out to be an important structural obligation of the state. Social security expenditures in many countries have shown a fast uprise increase till the mids of 1970’s. Consequently due to high increases of public debt burdens the policies in the direction of reducing of this group of expenditures and limiting the fields of such social services of the state have become in to discussion.
Turkey was effected from the mentioned periodical changes and so the share of the social expenditures in the contex of the public expenditures have been decreased in the favor of the capital. In the study, the development stages of the social security expenditures which forms the greatest portion of the social expenditures have analyzed during the past 30 years.
Keywords: Globalization, Social Security System, Social Expenditure, Social Government
İŞLETİM KARAKTERİSTİĞİ EĞRİSİ VE BİR ÇALIŞMA
İstatistiksel kalite kontrol grafikleri uygulandıkları sürecin kontrol altında olup olmadığını belirlerler. Süreç karakteristiğinin şans ya da özel nedenlerin etkisi ile değişkenlik göstermesi doğaldır. Kontrol grafiği, değişkenliğin hangi olasılıkla saptanabileceğini göstermez. Kontrol grafiğinin bu yönünü tamamlamak için ve onun değişkenliğe karşı duyarlılığını göstermek amacıyla işletim karakteristiği (İK- operating characteristic curve) eğrisi oluşturulur. Değişen süreç koşullarında kontrol grafiğinin nasıl işlediğini göstermesi nedeniyle İşlem karakteristiği eğrisinin oluşturulması önem kazanmıştır. Bu çalışmada amaca uygun olarak Isparta’da bir orman endüstri sektöründe bir uygulama yapılmıştır
Doğrusal Fresnel Güneş Güç Sistemi
Günümüzde yaygın olarak kullanılmakta olan fosil esaslı yakıtların dışa bağımlı ve maliyetli olması, yenilenebilir kaynak olmaması ve dolayısıyla belirli bir süre sonra tükenecek olması bir tarafa, bunların yakılması sonucu oluşan karbondioksitin oluşturduğu sera etkisiyle meydana gelmekte olan çevresel tehlikeler, alternatif enerji kaynaklarının önemini çok artırmıştır. Bu kaynaklar içinde ülkemiz için en kolay ve en yaygın olarak kullanılabilecek olanı güneş enerjisidir.
Bu çalışmada ülkemiz için bir o kadar önemli olan güneş enerjisi ve kullanım potansiyelinden ve güneş güç sistemleri arasında avantajları bakımından ön plana çıkan doğrusal fresnel güneş güç sistemleri ele alınarak incelenmiştir
ENTELLEKTÜEL SERMAYE ÜZERİNDE KALİTE YÖNETİM SİSTEMİ UYGULAMASININ FİNANSAL ETKİSİ (BORSA İSTANBUL (BİST)’A KOTE OLAN ŞİRKETLER ÜZERİNDE BİR UYGULAMA)
Bu çalışmada, Entelektüel Sermayenin 3 unsurundan biri olan yapısal sermayenin içerisinde yer alan Kalite Yönetim Sisteminin, şirketlerin entelektüel sermayesini etkileme seviyesi Borsa İstanbul (BİST) şirketleri üzerinde şirket bazında yapılan araştırmayla analiz edilmektedir.
Bu kapsamda, “üretim işletmeleri” ve “hizmet işletmeleri” özelinde Borsa İstanbul (BİST)’de 05.12.2013 tarihi itibariyle işlem gören 479 şirketin %43,42’sini oluşturan 208 Şirketi kapsayan bir çalışma yapılmıştır
Afyonkarahisar–Ömer–Gecek–Gazlıgöl jeotermal suları ile emprenyeli karaçam (P. nigra Arnold.) ve kızılçam (P. brutia Ten.) diri odunlarında bazı özelliklerin incelenmesi
Çalışmada, bazı jeotermal suların emprenye maddesi potansiyeli ve bu sularla emprenyeli ahşapta çözelti absorpsiyonu, net kuru madde, teğet yönde şişme ve çekme miktarları araştırılmıştır. Araştırmada, Afyonkarahisar-Ömer (AF-23)-Gecek (R-260)-Gazlıgöl (GZL-1) jeotermal suları, karaçam (Pinus nigra Arnold.) ve kızılçam diri odunları (Pinus brutia Ten.), basit daldırma yöntemi ve saf su kullanılmıştır. Emprenye ve test işlemleri, laboratuvarda normal oda şartlarında gerçekleştirilmiştir. Sonuçta, Ömer, Gecek ve Gazlıgöl jeotermal suları için, emprenye maddesi derişimi, sırasıyla, %0,45, %0,47 ve %0,13 olarak saptanmıştır. İstatistiki olarak, jeotermal suların, absorpsiyon ve net kuru madde üzerindeki etkileri anlamlı çıkarken, teğet yönde şişme ve çekme üzerindeki etkileri anlamsız çıkmıştır. En yüksek absorpsiyon ve net kuru madde, Gecek jeotermali ile emprenyeli örneklerde bulunmuştur. Jeotermal sular ile emprenyeli örneklerin teğet yönde şişme ve çekme miktarları, saf su ile muamele edilmiş örneklerdeki ile hemen hemen aynı oranda gerçekleşmiştir.
Anahtar kelimeler: Ahşap, Ağaç malzeme, Emprenye, Jeotermal, Afyonkarahisa
Telli Terbiye Sisteminin Lobesia botrana Den.&Schiff. (Lepidoptera: Tortricidae) Üzerine Etkisi
Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü’ne bağlı Alaşehir ilçesindeki (Manisa) alt istasyonda (38º 34' 15" N, 28º 66' 54" E) 2009-2010 yıllarında gerçekleştirilen bu çalışmada, farklı telli terbiye sistemlerinin Lobesia botrana Den. & Schiff. (Lepidoptera: Tortricidae)’nın yumurta bırakma ve beslenme gibi bazı yaşamsal faaliyetlerine etkisi araştırılmıştır. Deneme 4 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. U sistemi, V sistemi, duvar (Kaliforniya) sistemi ve çardak sistemi şeklindeki telli terbiye sistemlerinin bulunduğu deneme alanı tesadüf blokları deneme desenine göre düzenlenmiştir. Her birinde 4 farklı yetiştirme sisteminin de bulunduğu 4 bloktan oluşan deneme alanı, her blokta 4’er sıra olmak üzere toplam 16 sıradan oluşmuştur. Haftalık arazi çıkışları yapılarak, her sıradan 12 omca ve her omcadan da 5’er adet salkımda zararlının yumurta, larva ve pupa sayımları gerçekleştirilmiştir.
Yapılan çalışmada telli terbiye sistemlerinin farklılığının L. botrana’nın yumurta bırakma tercihine ve buna paralel olarak ta larvalarının beslenme tercihi üzerine belirgin bir etkisi olduğu saptanmıştır. Yumurta bırakma ve larva beslenmesi açısından U sistemi (2,8 yumurta; 1,2 larva) zararlı tarafından en az tercih edilen telli terbiye sistemi olurken çardak sistemi de (5,0 yumurta; 3,1 larva) en çok tercih edilen sistem olmuştur. Bağ alanının konumu ve yetiştirilecek üzüm çeşidinin de durumu dikkate alınarak zararlının daha az tercih ettiği yetiştirme sistemlerinin seçilmesi, zararlının larva ve pupa popülasyonunun daha düşük seviyelerde olmasını sağlayacaktır. Böylece ergin dişi bireylerin sayısı azaldığı için yumurta popülasyonu azalacaktır. Dolayısıyla da zararlı ile mücadeleye entegre zararlı yönetimi gereği henüz tesis kurulum aşamasındayken başlanmış olacaktır. Bu da zararlı ile mücadelede önemli bir rol oynayacaktır