Bilgi Merkezi
Not a member yet
1196 research outputs found
Sort by
SOSYAL HİZMET İŞLETMELERİNDE PERSONEL GÜÇLENDİRME
Birey, aile, grup ve toplum ihtiyaçlarının karşılanması ve toplumsal refah seviyesinin en üst düzeye çıkarılması amacını taşıyan sosyal hizmet işletmeleri, ihtiyaç sahibi bireylere psikolojik, sosyal ve ekonomik anlamda çeşitli yardımlar sağlamaktadırlar. Bu işletmeler, birey gereksinmelerini profesyonel olarak karşılayan kurumlar oldukları için sosyal hizmet çalışanlarının da mesleki bilgi ve beceriye sahip profesyonel kimseler olmaları gerekmektedir. İhtiyaç sahiplerinin hizmet kalitesi algılarının oluşumunda, büyük ölçüde verilen hizmet kadar hizmeti sağlayanların da etkili olduğu sosyal hizmet işletmelerinde, aslında bu işletmelerin varlık nedeni olan insan faktörüne daha geniş açıdan bakılması gerekliliği söz konusudur. İşletme yönetimi tarafından insan unsurunun değeri ile ilgili uygulamalar sadece sosyal hizmetten faydalananları değil, aynı zamanda hizmeti sağlayanları da kapsamalıdır. Bu nedenle sosyal hizmet işletmelerinin temel amacı olan güçlendirme uygulamaları, hem toplumun güçlendirilmesi hem de sosyal hizmet çalışanlarının güçlendirilmesi şeklinde söz konusu işletmelerin yönetim politikalarında yer almalıdır.
Sosyal hizmet işletmelerinde personel güçlendirme uygulamaları başlıklı bu makalede; sosyal hizmet işletmeleri, personel güçlendirme kavramı, sosyal hizmet işletmelerinde personel güçlendirme uygulamaları ile ilgili literatürde yer alan bilimsel araştırmalar ve bu araştırmaların sonuçları, sosyal hizmet çalışanlarının güçlendirilmesinde liderlik, örgüt kültürü ve çalışma yaşamı kalitesi kavramları ile sosyal hizmet işletmelerinde çalışanların güçlendirilmesinin sonucu olan örgütsel bağlılık, duygusal bağlılık, iş tatmini ve performans, örgütsel özdeşleşme ve örgütsel vatandaşlık davranışı kavramları yer almaktadır
SOSYAL HİZMET ETİĞİNE İLİŞKİN BİR DEĞERLENDİRME
“İnsanları sıkıntıdan kurtarma sanatı” olarak ifade edilen sosyal hizmet faaliyetleri etik ilkelerden bağımsız düşünülemez. Bu noktada gündeme gelen sosyal hizmet etiği, sosyal hizmetin adalet, dürüstlük, eşitlik, sorumluluk gibi etik ilkeler çerçevesinde yürütülmesini sağlamaktadır. Oluşturulan bu çerçeve aynı zamanda yaşanabilecek etik ihlâllerin engellenmesinde de etkili olmaktadır. Diğer bir ifadeyle sosyal hizmetin başlı başına etik dışı bir uygulamaya dönüşme ihtimalinin de önüne geçilebilmektedir. Verilen bu bilgiler ışığında çalışma, sosyal hizmet etiğinin önemini vurgulamayı amaçlamaktadır
HESAP VERİLEBİLİRLİK İLKESİ İLE KURUMSAL PERFORMANS İLİŞKİSİNDE PAYDAŞ KATILIMININ ROLÜ; HASTANE İŞLETMELERİNDE BİR UYGULAMA
ÖZET
Bu çalışmada, hesap verilebilirlik ilkesinin özel ve kamu hastanelerinde uygulanabilirliğinin kurumsal performans üzerine etkisi ve bu etkide paydaş katılımının ara değişken rolü araştırılmıştır. Bu konuda sağlık sektöründe kapsamlı yapılan ilk araştırmalardandır. Hipotezleri test etmek üzere yapılan çoklu regresyon analizleri sonucunda, hesap verilebilirlik ilkesinin paydaş katılımını pozitif yönde etkilediği, ancak kurumsal performans üzerinde kısmen etkisi olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Ayrıca hesap verilebilirlik ilkesinin kurumsal performans ilişkisinde paydaş katılımının ara değişken rolünde olduğu sonucu elde edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Hesap Verilebilirlik, Paydaş Katılımı, Kurumsal Performan
YÖNETİM DÜŞÜNCESİNİN EVRİMİ VE SOSYAL HİZMET YAKLAŞIMI
Her paradigma belirli bir zaman dilimi içinde yığınlar halinde birikmiş sorunlar yumağına yeni çözümler üretmek üzere ortaya çıkar ve çözüm ürettiği müddetçe de varlığını devam ettirir. Kendisini yenileyemeyen ve çözüm üretme yeteneğini kaybeden paradigmalar ise, yerini başka bir paradigmaya bırakır. Bu açıdan paradigmalar ekolojisinde tarihsel bir devri daim yaşandığı söylenebilir.
Bu devri daimin bir parçası olarak, hakim paradigma olan rasyonel ve pozitivist akımların etki alanında yönetim paradigması gelişmiş ve dönemsel ihtiyaçlara cevap üretme yeteneği kazanmıştır. Bu paradigma, farklı disiplinler ile etkileşime girerek bilimin yönetim sorunlarının çözümüne uygulanması konusunda önemli özellikler kazanmıştır. Yönetim paradigması, özellikle 2 Dünya savaşından sonraki dönemlerde kazandığı yeni özellikler ile hakim paradigma haline gelerek daha geniş alanlarda yeni yaklaşımlara zemin hazırlamış ve önemli katkılar sağlamıştır.
Çalışmada, bilimsel gelişim sürecinde yönetim düşüncesinin evrimleşme boyutları dönemsel özellikleri itibariyle analiz edilmekte ve sosyal hizmet yaklaşımına katkıları ile hangi alanlarda örtüşmelerin olduğu kavramsal düzeyde tartışılmaktadır.
Analiz, örgüt ve yönetim kuramlarının, sosyal hizmet yaklaşımının gelişimine etkisi varmı? temel sorusunu tartışmak üzere tasarlanmıştır.
Yapılan literatür analizleri ve tartışmalar neticesinde, yönetim düşüncesindeki gelişmelerin sosyal hizmet yaklaşımının oluşumu, uygulama ve felsefik içerik kazanması açısından önemli katkılarının olduğu görülmüştür
Çiftlik Gübresi ve Yeşil Gübre Kullanımının Taze ve Kuru Börülce Yetiştiriciliğinde Verim ve Kalite Üzerine Etkilerinin Belirlenmesi
Bu araştırma, 2011 yılında çiftlik gübresi, yeşil gübre, konvansiyonel ve kontrol uygulamalarının börülce yetiştiriciliğinde verim ve kalite üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne ait deneme alanında gerçekleştirilmiştir. Bitkisel materyal olarak Karnıkara börülce çeşidinin kullanıldığı çalışmada; taze börülcede toplam verim, bakla uzunluğu, bakla eni ve bakladaki protein oranı tespit edilmiştir. Kuru börülcede ise toplam verim, bitkide tane verimi, baklada tane sayısı ve tanede protein oranı belirlenmiştir. Çalışma sonucunda taze börülcede toplam verimin 606.8 kg/da (kontrol uygulaması) ile 709.3 kg/da (konvansiyonel uygulaması), bakla uzunluğunun 12.0 cm (kontrol uygulaması) ile 15.6 cm (konvansiyonel uygulaması), bakla eninin 6.8 mm (kontrol uygulaması) ile 8.3 mm (konvansiyonel uygulaması) ve baklada protein oranının % 17.4 (kontrol, yeşil gübre ve konvansiyonel uygulamaları) ile 17.6 (çiftlik gübresi uygulaması) arasında değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışmada uygulamaların (kontrol, yeşil gübre, çiftlik gübresi ve konvansiyonel) kuru börülcede toplam tane verimi, bitkide tane verimi ve baklada tane sayısı üzerine etkilerinin istatistiki anlamda önemli olduğu saptanmıştır. Elde edilen sonuçların ışığı altında organik börülce yetiştiriciliğinde çiftlik gübresine alternatif olarak yeşil gübrenin kullanılabileceği ortaya konulmuştur
Leonardit ve Mikorizanın Biber Bitkisinin Gelişimi ve Besin Elementi Konsantrasyonu Üzerine Etkisi
Özet: Bu çalışmanın amacı leonardit ve mikorizanın biberin gelişimi ve mineral beslenmesi üzerine olan etkilerini incelemektir. Bu nedenle 2 kg toprak alan saksılara 0, 1 ve 2 g mikoriza ile 0, 5, 10, 20 g leonardit uygulanmıştır. Sera koşullarında yürütülen denemede test bitkisi olarak biber yetiştirilmiş ve deneme sonunda bitki kuru ağırlıklarıyla bitki besin elementi konsantrasyonları (N, P, K, Ca, Mg,
Fe, Zn, Cu ve Mn) belirlenmiştir. Genel olarak kontrol uygulamasına göre leonardit uygulanmış bitkilerin daha iyi geliştiği ve bunun yanında mikoriza uygulamasının bitki gelişimine olumlu bir etkisinin olmamasına rağmen bitkideki bazı besin elementi konsantrasyonları üzerine olumlu etki yaptığı belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre leonardit ve mikoriza dozları arasında karşılaştırma yapılırsa en yüksek dozda uygulanan mikoriza (2 g saksı-1 ) ve leonardit (20 g saksı-1 ) dozlarından biber bitkisinde daha fazla N, P, Ca ve Zn konsantrasyonları elde edilmiştir
Bombus Arısı (Bombus terrestris L.)’ nın Ticari Yetiştiriciliği İçin Temel Gereklilikler
Dünyada yılda bir milyon adetten fazla Bombus terrestris kolonisi özellikle örtü altı domates bitkisinde tozlaşmayı sağlamak amacıyla kullanılmaktadır. Türkiye’de ise örtü altı yetiştiriciliğin yoğun olarak yapıldığı Akdeniz sahil bölgesinde bombus arılarına olan ilgi yıldan yıla önemli artış göstermiş ve 2013-2014 sera üretim döneminde yaklaşık 150 bin adet ticari bombus kolonisi kullanılmıştır. Son yıllarda ortaya çıkan bu yoğun talep bombus arılarının ticari üretimine yönelik ilginin artmasına neden olmuştur. Ancak, bombus arılarının kitlesel yetiştiriciliği ile ticari üretim sürecinde takip edilecek yöntemler hakkında bilgi ve tecrübe eksikliği sektöre yeni girecek yatırımcılar açısından önemli risk oluşturmaktadır. Ticari üretim için en önemli gereklilik yetiştiricilik ile ilgili teknik bilgiye sahip olmaktır. Buna ilave olarak uygun özelliklere sahip yetiştirme tesisi, gerekli alet ve ekipmanlar, başlangıç için gerekli damızlık materyal (ana arı), ilgili bakanlıktan üretim izninin alınması, talebe göre üretim planlamasının yapılması, üretimin sürekliliği için sağlıklı ve kaliteli ana arıların yetiştirilmesi ve pazarlama konusunda tecrübe sahibi personel bombus arılarının ticari yetiştiriciliğindeki başarı için diğer mutlak gerekliliklerdir. Bu bildiride bombus arılarının ticari olarak yetiştiriciliği sürecinde sağlanması gereken şartlar ve başlıca aşamaların açıklanması amaçlanmıştır
SPOR İŞLETMELERİNDE ÇALIŞANLAR İŞKOLİK Mİ ?: İSTANBUL ÖRNEĞİ
Spor işletmelerinde çalışanlar; genellikle sabah erken saatlerde, akşam mesaiden sonra ve hafta sonları çalışmaktadırlar. Yoğun ve düzensiz çalışma saatleri de işkoliklikle sonuçlanabilmektedir. Bu çalışmada İstanbul’ daki spor işletmelerinde çalışan 235 kişinin işkoliklik durumları ve çalışma koşulları nicel yöntemlerle incelenmiştir. Araştırma sonucunda; spor işletmelerinde çalışanların işten zevk alma boyutunun yüksek seviyede olduğu ve işe güdülenme boyutunun orta seviyenin üstünde olduğu görülmüştür
Kızılçam odununda (Pinus brutia Ten. ) yorulma özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışmada kızılçam (Pinus brutia Ten.) odunundan elde edilen kusursuz küçük örneklerde eğilme direncinin % 30, 40, 50, 60 ve 70 seviyelerinde 5 farklı gerilme, dakikada 15 ve 20 çevrim olmak üzere yorulma yükleri uygulanarak yorulma ömürleri bulunmuştur. Çalışma sonuçlarına göre kusursuz örneklerde %30 ve %40, yükleme seviyelerinde ortalama 1.000.000 üzeri tekrara ulaşmıştır. Genel olarak yükleme seviyesi (S) ile yorulma ömrü (N) arasında ters bir ilişki görülmektedir. Bu ilişki doğrusal olmayan regresyon yöntemiyle modellenmiştir. Log (N) = A * log (S) + B eşitlikleri ile kızılçamda yorulma ömrü tahmin edilebilir. Yorulma testleri uzun sürelerde yapılabildiği için bu çalışmada sadece dakikada 15 ve 20 yükleme kullanılmıştır. Frekansın daha sık ve geniş açıklıklarla uygulanmasıyla kızılçam odununda yorulma davranışı daha iyi anlaşılabilir.
Anahtar kelimeler: Kızılçam, Yorulma ömrü, Modellem
SOSYAL HİZMET KURUMLARINDA TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ
Rekabetin baş döndürücü bir şekilde arttığı ve değişim ve globalleşme rüzgarlarının çok sert estiği günümüz dünyasında, kurumların harcama ve israfları minimumda tutarak ve mevcut kaynaklarını optimum kullanarak kaliteli ve güvenilir hizmetler sunması ve vatandaş, devlet ve toplum arasında etkili bir iletişimin kurulması oldukça önemli hale gelmiştir. Bunu gerçekleştirme adına, müşteri memnuniyeti, az hata, yüksek kalite, rekabet gücü ve verimlilik ekseninde tüm çalışanların katılımı, eğitimi, motivasyonu ve sürekli gelişmeyi temel alan toplam kalite yönetimi (TKY) felsefesi sosyal hizmet kurumları için değişime ayak uydurma aracıdır