Bilgi Merkezi
Not a member yet
    1196 research outputs found

    DÖNÜŞÜMCÜ LİDERLİK VE DEĞİŞİMDE DÖNÜŞÜMCÜ LİDERLİK PARADİGMASI

    No full text
    İçinde bulunduğumuz sürekli değişim çağında; çevresel değişimleri fırsatlara çevirebilen liderlik biçimi olarak ifade edilen dönüşümcü liderlik tarzına sahip yönetim anlayışının tüm kurumlarda önemi gittikçe artmaktadır. Dönüşümcü liderlik, çevresel faktörlerin değerlendirilip fırsata dönüştürülmesini, işletmelere rekabet üstünlüğü ve geleceğe dönük vizyoner bir bakış açısının kazandırılmasını amaçlamaktadır. Dönüşümcü liderlik tarzına sahip kurumlar, işletme süreçlerini iyileştirerek, olayları yeni bir gözle değerlendirebilen, değişime ve geleceğin ortaya çıkarabileceği fırsat ve tehditlere hazır, adaptasyon yeteneği yüksek kurumlar haline gelmektedir. Bu bağlamda değişim çağında dönüşümcü liderlik nitelikleri ağır basan liderlere ihtiyaç duyulmaktadır. Çalışmada; dönüşümcü liderlik kavramının ve boyutlarının açıklanması, dönüşümcü liderliğin kurumsal öğrenme ilişkisinin belirlenmesi ve değişimde dönüşümcü liderlik paradigmasının ortaya konması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Dönüşümcü Liderlik, Dönüşümcü Liderlik Boyutları, Değişim, Kurumsal Öğrenme

    Bazı paulownia tür ve orijinlerinin Ceyhan yöresindeki yaşamı ve gelişimi (Onikinci yıl değerlendirmesi)

    Get PDF
    Bu çalışmada, 2006 yılında sonuçlandırılan “Bazı Paulownia Türlerinin Türkiye’ye Adaptasyonu ve Tanıtılması” adlı araştırma projesi kapsamında Adana Ceyhan Orman Fidanlığında 1999 yılında kurulan denemedeki tür ve orijinlerin 2011 yılındaki gelişimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Denemede Paulownia tomentosa (Thunb.) Sieb.& Zucc. ex Steud, P. elongata S.Y.H ve P. fortunei (Seem.) Hemsl türleri ile P. fortunei x tomentosa melezine ait toplam 19 adet orijin kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; orijinler arasında yaşama oranları bakımından istatistiksel anlamda bir fark bulunmamış olup P. fortunei Guangxi-Guilin orijini en fazla yaşama oranı (%90) ile ilk sırada yer almıştır. Ancak, boy, çap ve hektardaki göğüs yüzeyi açısından orijinler arasında istatistiksel anlamda önemli farklılıklar bulunmuştur. P. fortunei Guangxi-Guilin orijini en yüksek boya (13.29 m) sahip olurken, P. fortunei Hubei-Hunan ve P. fortunei Guangxi-Guilin orijinleri en yüksek çapa (sırasıyla 25.95 ve 25.04 cm) ve hektardaki göğüs yüzeyine (sırasıyla 34.01 ve 31.12 m2/ha) sahip olmuştur. Gövde formu konusunda ise, “çok düzgün gövde” formu bakımından orijinler arasında istatistiksel anlamda bir fark çıkarken; “bükülmüş gövde ve çok bükülmüş gövde” formu açısından bir fark çıkmamıştır. P. fortunei Guangxi-Guilin orijini en yüksek “çok düzgün gövde” formu oranına (%85.00) sahiptir. Ancak, “bükülmüş” ve “çok bükülmüş” gövde formları açısından istatistiksel olarak orijinler arasında bir fark olmamasına rağmen, bu orijin her iki gövde formunda da en düşük orana (sırasıyla %15.00 ve 0.00) sahip olmuştur. Bu bağlamda; P.fortunei Guangxi-Guilin orijininin, gövde düzgünlüğü bakımından yüksek bir oranla ilk sırada yer aldığı görülmektedir. Taç formu bakımından ise, her üç taç formunda da (dik taç, kavisli ve çok kavisli) orijinler arasında istatistiksel olarak bir farklılık bulunmamıştır. P. fortunei Guangxi-Guilin orijini hem dik hem de kavisli taç formunda en yüksek orana (%25.00 ve %71.67) sahip olmuştur. Bu çerçevede, P. fortunei Guangxi-Guilin orijini, genellikle dik ve kavisli taç formu özelliklerine sahip olduğu söylenebilir. Araştırma sonucunda, P.fortunei Guangxi-Guilin ve P.fortunei Hubei-Hunan, yaşama oranı, boy, çap, hektardaki göğüs yüzeyi ile gövde ve taç formu kalitesi bakımından, Ceyhan koşullarına daha uygun olduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: Paulownia, Yaşama oranı, Gelişim, Gövde formu, Taç form

    ARDUİNO TEKNOLOJİSİ KULLANILARAK TARLA İÇİN RADYASYON KAPI KONTROLÜ TASARIMI

    Get PDF
    Günümüzde, dünyanın bazı ülkelerinde sayıları binlerle ifade edilebilen, hızlandırıcı merkezleri farklı bilim dallarına (Fizik, Tıp, Genetik, Arkeoloji, Ulusal Güvenlik, Enerji Üretimi, Madencilik, vb.) hizmet etmektedir. Hızlandırıcı merkezleri operasyonları nedeniyle ani ve dolaylı radyolojik kirlenmeye neden olduklarından, radyasyon üreten bu tesislerde radyasyon güvenliği en önemli unsurlardan birisidir. Bu çalışmada, TARLA (Ankara Türk Hızlandırıcı ve Radyasyon Laboratuvarı) tesisinin radyasyon güvenliği sisteminde bulunan, radyasyon kapılarının Arduino teknolojisi ile kontrolü amaçlanmaktadır. Tesiste bulunan 3 radyasyon kapısının kontrolü, 10 arama ve 7 acil durum butonu ile gerçekleştirilmiştir. Kapıların açılması, kapanması için kullanılan motor sürücü devrelerinin kontrolü ile ışıklı ve sesli uyarı panolarının kontrolünü sağlayan program, Arduino IDE kod editöründe yazılarak, Arduino karta yüklenmiştir. Arduino Mega 2560 kart ve 4 elektronik kart ile oluşturulan sistemin, ayrıca C# programıyla yazılan arayüz ile de uzaktan erişimi ve kontrolü sağlanmaktadır

    Yağ Gülü (Rosa damascena Mill.)’nün Çiçek Morfolojisi ve Polen Canlılığı Üzerine Bir Araştırma

    No full text
    Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü’nde yürütülen bu araştırmada yağ gülü (Rosa damascena Mill.) polenlerinin çiçeklenme sezonu boyunca 3 farklı dönemde (çiçeklenme başı, çiçeklenme ortası ve çiçeklenme sonu), 2 farklı depolama sıcaklığında (4oC ve 25oC) ve 5 farklı depolama süresinde (3, 6, 9, 12 ve 15 gün) kimyasal (Safranin, IKI ve TTC) ve biyolojik (doymuş petri) testleri uygulanarak polen canlılığı ile hemasitometrik yöntemle anterde polen sayıları belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Yağ gülü çiçeklerinde çiçeklenme sezonu boyunca petal sayısı 29.3-33.0 adet, anter sayısı 86.4-89.6 adet, stigma sayısı 43.5-45.2 adet ve anterde polen sayısı 45.000-53.000 adet arasında değişmiştir. Uygulanan bütün kimyasal ve biyolojik canlılık testlerinde, çiçeklenme sezonu ilerledikçe anterde polen sayısı ve canlılık oranları azalmıştır. Her iki depolama sıcaklığında da depolama süresi uzadıkça polen canlılık oranları düşmüş, 4oC'de depolanan polenlerin canlılık oranları depolama süresi boyunca 25oC'de depolanan polenlere göre genelde daha yüksek olarak bulunmuştur. Çalışmada çiçeklenme zamanı ve depolama koşulları optimize edilerek polen canlılığının birkaç hafta sürdürülebileceği sonucuna varılmıştır

    İleri Kademe Makarnalık Buğday Popülasyonlarının Verim ve Kalite Yönünden Seleksiyonda Kullanılabilirliği

    No full text
    Makarnalık buğday üretiminde önemli bir yere sahip olan Ülkemizin, makarnalık buğday üretim ve ekiliş alanında meydana gelen azalma nedeniyle yüksek verim ve kaliteli çeşitlerin geliştirilmesi önem kazanmaktadır. Bu çalışmada materyal olarak üç ticari (Zenit, Spagetti ve Lavente) ve üç yerel (Mısırı, Mersiniye ve Menceki) makarnalık buğday çeşitlerinden oluşan altı genotip ve bunların F6 kademesindeki 15 farklı popülasyonu kullanılmış ve tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak Diyarbakır koşullarında yürütülmüştür. Çalışmada, yetiştirilen F6 melez popülasyonları ve ebeveynlerinde tane verimi, SPAD ve kalite parametreleri (protein içeriği, yaş öz (gluten) miktarı ve Zeleny sedimantasyon) değişimleri ve bu özelliklerin ıslah çalışmalarında kullanılabilirliği belirlenmiştir. 1x4 ve 3x6 melez kombinasyonlarının tane verimi, SPAD değeri ve yaş öz özellikleri yönünden ön plana çıkan bu kombinasyonlarından yeni çeşit geliştirmeye uygun tek bitki seleksiyonları yapılabileceği öngörülmüştür

    Farklı Olgunlaşma Dönemlerinin Aspir (Carthamus tinctorius l.) Bitkisinin Yağ Orani ve Bileşimleri Üzerine Etkisi

    No full text
    Bu çalışma dört farklı gelişim döneminde (tohum oluşum başlangıcından tam olgunlaşmaya kadar 10’ar gün arayla) hasad edilen aspir tohumlarının kabuk oranı, 1000 tohum ağırlığı, yağ oranı ve yağ asiti bileşimlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tarla denemesi, Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü’nün Haymana-Ankara’daki deneme tarlasında 2010 yılında yürütülmüştür. Çalışmada parametre olarak kabuk oranı, 1000 tohum ağırlığı, yağ oranı ve yağ asiti bileşimleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre değerlendirilen parametreler çeşitlere ve farklı olgunlaşma dönemlerine bağlı olarak büyük oranda değişiklik göstermiştir. En yüksek yağ oranını (% 28.30) Dinçer 5-18-1 çeşiti 2. olgunlaşma döneminde vermiştir. En yüksek 1000 tohum ağırlığını (53.56 g) Shifa çeşiti 4. olgunlaşma döneminde vermiştir. En yüksek kabuk oranı (% 61.24) ise Remzibey-05 çeşitinden 1. olgunlaşma döneminde elde edilmiştir. Tüm çeşitler için ana yağ asitleri linoleik ve oleik asittir. Yağ asitleri bilişimi ise farklı olgunlaşma dönemleri ve çeşitlere bağlı olarak değişiklik göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Aspir, Carthamus tinctorius L., Kabuk oranı, Yağ oranı ve Yağ asiti bileşim

    SÜPER AKIŞKANLAŞTIRICI KATKILARIN AĞIR BETONLARIN RADYASYON GEÇİRGENLİĞİNE ETKİSİ

    Get PDF
    Teknolojinin gelişmesiyle birlikte radyasyon ışınları artmakta ve insanlar sürekli bu etkiye maruz kalmaktadır. Bu etkilerden korunmanın temel kurallarından bir tanesi de zırhlamadır. Bu amaçla insan ve canlıların radyasyon kalkanından korunabilmesi için üretiminde barit gibi 4000 kg/m3’ün üzerinde olan ağır agregalı baritli betonlar kullanılır. Ağır betonlar özgül ağırlığının yüksek olmasından dolayı kayma ve devrilmeye karşı emniyetli bir yapı oluşturur. Ayrıca cisimlerin içine girebilen öldürücü nötron ve γ ışınlarına karşı korunmak için gerçekleştirilen yapılarda kullanılır. Ağır betonların işlenebilirliği ve sıkıştırılması kullanılan agreganın yoğun olmasından dolayı zordur. Bu çalışma da ağır betonlarda işlenebilme, sıkışabilme ve pompalanabilme özelliğinin arttırılması amacıyla süper akışkanlaştırıcı katkı kullanılmıştır. Kullanılan süper akışkanlaştırıcı katkının ağır betonun radyasyon geçirgenlik özeliliğine etkisi incelenmiştir. Katkı kullanılarak üretilen betonların radyasyon soğurma özellikleri incelenmiştir

    Orman Genel Müdürlüğü idari yapısının ve bazı ormancılık mevzuatının Türkiye’de emisyon ticaret sistemine uyumu

    Get PDF
    Bu çalışma, Orman Genel Müdürlüğü idari yapısının ve Türkiye ormancılık mevzuatının emisyon ticaret sistemine yönelik güncellenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Türkiye’de, 2015 yılı sonrasında emisyon ticaret sisteminin kurulmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir. Bunun yanında, karbon piyasalarına yönelik hazırlanan ormancılık projelerinden sertifikalı karbon kredileri elde edilebilmektedir. Türkiye’nin ulusal sera gazı envanterine göre tek yutak alanlarını oluşturan orman ekosistemleri bu nedenle önemli bir yere sahiptir. Orman Genel Müdürlüğü’nün ileriki dönemde karbon piyasalarına girebilmesi için idari yapısında ve mevzuatında bazı değişiklikler yapması gerekmektedir. Çalışma sonucuna göre, idari olarak İklim Değişikliği Şube Müdürlüğü’nün kurulması ve mevzuat açısından da 1982 Anayasası’nın 169. maddesinde, 6831 Sayılı Orman Kanunu’nda ve 3234 Sayılı Orman Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’da değişikliklerin yapılması önerilmiştir. Anahtar kelimeler: İklim değişikliği, Ormancılık mevzuatı, Orman Genel Müdürlüğü, Türkiye emisyon ticaret sistem

    SOSYAL HİZMET İŞLETMELERİNDE KRİZ YÖNETİMİ

    Get PDF
    Günümüz rekabetçi iş ortamı gerek ulusal gerekse uluslararası işletmeler açısından çeşitli fırsatlar sunduğu gibi beraberinde birçok risk faktörünü de gündeme getirmektedir Daha yakın zamanda işletmelerin risk olarak algılamadıkları bu faktörler, birbirine daha bağımli olarak gelişebilmekte ve sonuç olarak yıkıcı krizlere yol açabilmektedir. Bu anlamda kriz yönetimi bir yandan daha çok önem kazanmakta, öte yandan daha karmaşık hale gelerek işletmeleri daha farklı düşünmeye ve limitlerini aşmaya sevk etmektir. Diğer işletmeler gibi sosyal hizmet işletmeleri de krize sürükleyen problemlerle daha çok karşılaşmaktadırlar. Bu çalışma öncelikle sosyal hizmet işletmeleri diğer işletmelerden ayıran özelliklerini, ayrıca kriz ve kriz yönetimi kavramlarını kısaca tanıtarak bu işletmelerin varlıklarını direk veya dolaylı olarak tehdit eden sorunları ele almaktadır. Yine bu çalışma sosyal hizmet işletmelerinde krizlerin etkilerinden bahsederek olası kriz kaynaklarının yönetimi adına başvurulabilen yol ve stratejileri ortaya koymaktadır

    An Application for Refrigerant Selecting In the Cascade Refrigeration Systems

    No full text
    In this study, energy and exergy analysis of a cascade refrigeration system was carried out. It is assumed that the refrigeration load is 1 kW. The temperature in condenser has been used between 50 ˚C to 60 ˚C, and the temperature in evaporator was changed between -30 ˚C to -40 ˚C. Refrigerant couples used in the cascade refrigeration system are R134a-R404A, R134a-R407C, R404A-R410A, R404A-R507, and R407C-R410A. These refrigerant couples are new generation refrigerant couples that are non-destructive to environment and to the ozone layer. The COP values and irreversibility values of the cascade refrigeration system were determined. In all cases, the refrigerant couple R134a-R407C has the highest COP and lowest irreversibility

    613

    full texts

    1,196

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Bilgi Merkezi
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇