TED Ankara College Foundation Schools
Not a member yet
1415 research outputs found
Sort by
THE EFFECT OF TEMPERATURE ON REPRODUCTION OF Bacillus Cereus IN BABY FOODS
The reason that I was choosing this topic is that my little cousin had a posining because of a baby food. I thought the baby food’s expiration date passed but it wasn’t so I researched what was in the baby food and what can make puke my cousin and I found a microorganism called Bacillus cereus. It can reproduce while heating the meal or baby food so while my cousins’s mom was preparing his meal she heated the baby food so maybe Bacillus cereus poisoned so I wonder when the baby food heated, the amount of microorganism may increase and I wanted to explore this topic in my extended essay
Investigation of, Calcium (Ca2+) and Magnesium (Mg2+) effects on water hardness and taste by using EDTA (Ethylenediaminetetraacetic Acid) Method and clarification between pH and total hardness.
A question ''what causes the taste difference between the water I drink?'' came to my mind during the planning stage of this test? I had four different water to figure out this. I thought about reasons for the difference between this water, what kind of metal-based softening was made when softening water hardness, factors they were dependent on and how they changed or did not change. I wanted to investigate what was the water hardness of the samples used and to which hardness standard these samples conform by using the EDTA (Ethylene Diamine Tetra Acetic Acid) method and by determining the calcium and magnesium amounts and total hardness ratios. In addition, I decided to investigate reflection of these metal ions on pH.
Water is the most important compound which is necessary for the existence and survival of mankind. About 4/3, in other words, 80%, of our world consists of water and only 1% of this water is drinkable. Water is the most abundant compound in living being. 80% of children's weight and up to 55-60% of adults' weight consists of water.1 However, the ratio of potable water is becoming increasingly inadequate depending on the increasing rate of population growth and seasonal changes. Therefore, it is necessary that water should become potable. This condition of becoming potable is generally achieved by dilution or softening using various methods and by reducing and even eliminating of various elements (calcium, magnesium, iron) in water. Thus, water becomes potable both in terms of taste and appearance. Recycling of water, our most basic need, is achieved in this way.
Water hardness is defined as the feature of water to consume soap (without foaming). Water from natural resources absorbs CO2 from the air and thus, becomes acidic. Such water releases salt inside of rocks consisting of Mg+2 and Ca+2 when it comes into contact with them. Water containing such Mg+2 and Ca+2 salts at certain rates is referred to as hard water. If soaps with sodium and potassium content are added into such water, Na+ and K+1 ions are replaced by Mg2+ and Ca2+ ions and cause the formation of precipitates. This situation continues until precipitation of all the ions causing hardness. Soap will begin foaming after all of Mg2+ and Ca2+ ions in the setting precipitated. 2
The process of transforming and precipitating Ca2+ and Mg2+ metals into water soluble and non-water soluble compounds when performing processes for water hardness or the process of replacement of Ca2+ and Mg2+ elements with sodium element as with zeolite is referred to as softening of hard water.
Thus, the efforts performed have revealed whether the differences between the two water are caused by Mg2+ or Ca+2 and it has been endeavoured to facilitate understanding of the process with the methods applied
ŞEHİR UZAMINDA YALNIZLIK
Uluslararası Bakalorya Programı Türkçe A dersi kapsamında hazırlanan bu tez çalışmasının amacı, Yaşar Kemal’in “Deniz Küstü” adlı yapıtında, odak figürün içinde yaşadığı toplumla uzlaşamamasının nedenlerini ve bu durumun kişinin karakterinin oluşmasındaki rolünü, birey-toplum ilişkisi bağlamında irdelemektir. Bu çalışmada, yapıtın odak figürü Selim Balıkçı’nın İstanbul şehrinde yüzleştiği yalnızlık sonucu yaşadığı çatışmalar ve içinde bulunduğu ikilemler sonucu yaşadığı türlü haller değerlendirilmiş; Selim Balıkçı aracılığıyla toplumun bir parçası olamayan bireyin bu yapılanma içindeki konumu irdelenmiştir.
Tezin giriş kısmında araştırma sorusu verilmiş ve yapıtın genel hatları üzerinde durulmuştur. Gelişme kısmında Selim Balıkçı’nın yalnızlığı neden ve sonuçlarıyla ele alınmıştır. Selim’i toplumdan uzaklaştıran ve yalnızlığa sürükleyen nedenlerin incelenmesinde yazarın toplum ve Selim arasında yarattığı zıtlıktan yararlanılmıştır. Çalışma esnasında Selim’i öteki konumuna düşüren etmenin toplumla yaşadığı ideolojik karşıtlıklar olduğu gözlemlenmiştir. Bu bölümde, Selim’i Selim yapan karakteristik özellikleriyle toplumun algısı arasındaki fark vurgulanmıştır. Gelişme bölümünün ikinci kısmında, yalnızlığın Selim Balıkçı’nın kişiliği üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Topluma ait olamamanın verdiği huzursuzluğun Selim Balıkçı üzerinde olumsuz bir etki yaptığı, içinde bulunduğu ikilemlerin çözülmesinin Selim için bir dönüm noktası olduğunun farkına varılmıştır. Odak figürün içinde bulunduğu uzamın yalnızlığının hem neden hem de sonuç çerçevesinde oldukça önemli bir yere sahip olduğunun altı çizilmiştir. Çalışmada yazarın iletisini aktarmak için başvurduğu tekniklerin en çarpıcı olanlarına yer verilmiştir. Çalışmanın sonuç kısmında, incelemenin sonucunda ulaşılan yargılar değerlendirilmiştir
BİR CİNAYET ROMANI
Uluslararası Bakalorya Diploma Programı, A1 Türk Edebiyatı dersi kapsamında hazırlanan bu tezde, Pınar Kür’ün “Bir Cinayet Romanı” adlı romanında figürlerin değişim sürecine yazar figürünün etkileri konu edilmiştir. Tezin giriş bölümünde değişim kavramı ele alınmış, değişimin hayatın bir gerçeği olduğu açıklanmıştır. Değişim olgusu roman ve romandaki figür ile ilişkilendirilmiştir. Çalışmanın gelişme bölümünde araştırma sorusunda belirtilen figürlerin yaşamları, kişilik özelliklerine değinilmiş yaşadıkları değişim incelenmiştir. Tek bir figürün diğer üç figürün değişimleri üzerine etkisi incelenmiştir. Bu değişimlerin figürlerin geri kalan hayatlarında onlara olan etkileri değerlendirilmiştir. Bu etkiler alt başlıklara ayrılarak ele alınmıştır. Varılan sonuçlar metinden alıntılarla desteklenmiştir. Sonuç bölümünde insan hayatında bir kişinin bile ne kadar etkili olabileceği değerlendirilmiştir. Bu bölümde geçmişin etkisinin ve duyguların insana yaptırabileceklerinin etkisi ve etkilenen insanların hayatlarının nasıl şekil alacağına değinilmiştir. Değişim olgusunun hayatın bir gerçeği olduğu, bir kişinin bile insanın hayatı üzerinde ciddi bir etki yaratabileceği ve bu etkinin insan hayatını oldukça olumsuz etkileyebileceği sonucuna varılmıştır ve tez çalışması sonlanmıştır
How bacteria reproduction differs on the surface of different types of fishes; Sparus aurata, Dicentrarchus labrax, Merlangius merlangus, Engraulis encrasicolus kept in refrigerator for four days at 4°C, indicated by counting the number of colonies reproduced on eosin methylene-blue lactose sucrose agar plate in 24 hours at 37°C under controlled conditions (temperature, light intensity, moisture etc.) in a culture incubator?
Fishes are considered as one of the healthiest foods because of omega-3, protein and vitamins that they contain. However, food poisoning from fish is seen commonly. Inadequate storage conditions are the main reason and bacteria growth that cause illness differs from species to species. The aim of this research is to observe, compare and contrast the bacterial growth on the surface of four different fish species after four days of storage duration in refrigerator.
The research question of this investigation is: “How bacteria reproduction differs on the surface of different types of fishes; Sparus aurata, Dicentrarchus labrax, Merlangius merlangus, Engraulis encrasicolus kept in refrigerator for four days at 4°C, indicated by counting the number of colonies reproduced on eosin methylene-blue lactose sucrose agar plate in 24 hours at 37°C under controlled conditions (temperature, light intensity, moisture etc.) in a culture incubator?”
The method used in this experiment is viable cell counting method. The fishes are bought freshly from the fish market and kept in the refrigerator for four days in stretch wrapped plates at 4°C. A sample is taken from each fish surface, incubation of the sample is done on EMB agar plates for 24 hours at 37°C. Bacterial colonies are counted after 24 hours.
The mean results of living bacteria colony number are as follows: 50 on Merlangius merlangus, 98,4 on Dicentrarchus labrax, 153,6 on Engraulis encrasicolus , and 198,6 on Sparus aurata. These results showed that on Sparus aurata the bacteria reproduction was the highest. The least bacteria reproduction was observed on Merlangius merlangus. According to this result, Merlangius merlangus is the best one for storage at 4°C. The conclusion is that bacteria reproduces on each four species of fishes and not edible after such duration. Anova calculation showed that p value is 3,59197x〖10〗^(-21), which indicates there is a meaningful statistical difference in bacterial colony reproduction on the surface of different fish types
Sömürü Düzeninde İnsan ve Emek
Uluslararası Bakalorya Programı, Türkçe A dersi kapsamında hazırlanan bu tez çalışmasında Yaşar Kemal'in "Hüyükteki Nar Ağacı" adlı yapıtında yer alan mücadele olgusu, figürler ve toplumsal yapı üzerinden neden-sonuç bağlamında incelenmiştir. Tezin amacı, kişinin hem maddi hem de manevi sıkıntılar ile mücadelesinin ne seviyelere ulaşabileceğine somut bir örneklendirme yapmaktadır. Bu bağlamda tez, var oluş mücadelesi ve değişime karşı verilen mücadele olarak iki farklı ana başlık altında incelenmiştir. Yapıtın bu çerçevede incelenmesi de maddi ve manevi mücadele ayrımını yapmayı kolaylaştırmıştır. Aynı şekilde, odak figürlerin mücadele olgusu çerçevesinde incelenmesinde uzamın da etkilerine yer verilmiştir. Dönemin özellikleri, makineleşme süreci, sıtma hastalığı ve bu bölgede kutsal kabul edilen "nar ağacı" gibi kültürel yapının bir parçası olan unsurlar, yapıtın ve tezin ilerleyişinde büyük bir role sahiptir. Odak figürlerin genel olarak yaşama karşı verdiği mücadele irdelendikten sonra figürlerin hayata ayak uydurma çabaları ve beraberinde gelen başarısızlık, umutsuzluk gibi kavramların onların yaşam algılarına ve verdikleri mücadeleye etkileri değerlendirilmiştir. Tezin sonuç bölümünde ise figürleri mücadeleye iten nedenler bir kez daha sonuçları ile birlikte irdelenmiştir. Çalışma yapıttan alıntılarla desteklenmiştir
AHAD’DAN DAHA’YA
UBDP Türkçe A dersi kapsamında uzun tez olarak hazırlanan bu çalışmada, Hakan Günday’ın “Daha” adlı romanında insan kaçakçılığı izleği ile bireyin ve toplumun sömürülmesi çerçevesinde işlenmiştir. Romandaki güç ve sömürü kavramları ile bu kavramların toplum ve birey üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmanın giriş bölümünde, güç ve sömürü kavramlarının insanların yaradılışı gereği nasıl ortaya çıktığı sunulmuştur. Gelişme bölümünde ise öncelikle toplumdaki sömürü düzeni içinde kendini var etmeye çalışan bireyin sömürülmesi konusu küçük yaşta babasının etkileriyle insan kaçakçılığına başlayan odak figürün yaşamının evreleri üzerinden işlenmiştir. Bu çerçevede baskılanma süreci, geçiş dönemi ve sömürme dönemi olmak üzere üç alt başlık oluşturulmuştur. Gelişme bölümünün devamımda ise toplumun sömürülmesi kavramı işlenmiştir. Yapıtta bu durum insan kaçakçılığı izleğiyle aktarılmıştır. Yapıtta insan kaçakçılığı konusu işlenmektedir ancak yazarın amacı bu gerçekliğe dikkat çekmek değil, bu gerçekliği kullanarak daha büyük evrensel bir sömürü düzenini anlatmaktır. Bu çerçevede toplum ve yapıtta toplum olmak üzere iki alt başlık oluşturulmuştur. Yapıtta toplum yansıtılırken a odak figürün yapıtta karşılaştığı insan kaçakçılığı sonuçlarıyla aktarılmıştır. Sonuç bölümünde ise bireyin ve toplumun sömürü düzeni içinde kendine nasıl yer edindiği belirtilerek çalışma tamamlanmıştır
KOŞULLARLA ŞEKİLLENMEK
Uluslararası Bakalorya Diploma Programı A1 dersi kapsamında uzun tez olarak yazılan bu ödevde, Haldun Taner’in Onikiye Bir Var ve Kızıl Saçlı Amazon adlı yapıtlarında birey toplum ilişkilerinin değerlendirilmesi karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Yapıtlardaki birey toplum ilişkileri, odak figürlerin farklı toplumlarda benzer olaylara karşı olan tepkileri üzerinden, bireyin dış ve iç dünyasının etkileri göz önünde bulundurularak benzerlik ve farklılıklarıyla ele alınmıştır.
Onikiye Bir Var yapıtındaki odak figür refah düzeyi yüksek, eğitimli bir hayat sürmenin etkisi ile kişisel olarak gelişmiştir. Sürekli içinde çalışmakta olduğunu düşündüğü saatin ani kaybı sonucunda değişken bir duygu durumu içinde bulunmuştur. Birinci tekil şahıs ağzından, geriye dönüşler ve iç monologlar ile işlenen bireyin dış ve iç dünyası, bireyin kendine ve içinde bulunduğu topluma bağını arttırmıştır. Kızıl Saçlı Amazon yapıtındaki odak figür alt ekonomik seviyede bir hayat yaşamakta ve bu nedenle hayatından yakınmaktadır. Umudu kendinde değil çevrede arayan odak figür zengin görünümlü bir kadına ilk görüşte vurulup hayaller kurmaya başlar ve kadının zengin olmadığını öğrenmesi ile hayalleri yıkılır. Üçüncü tekil kişi ağzından anlatılan yapıtta, bireyin duygu durumu iç monologlar ve diyaloglar kullanımı ile gerçekleşmiştir. Bireyin içinde bulunduğu toplum, onun aşık olmasına neden olmuştur.
Çalışma sonunda, Onikiye Bir Var ve Kızıl Saçlı Amazon adlı yapıtların incelenmesi sonucu farklı iki ekonomik durumda ve uzamda yaşayan, farklı iç dünyalara sahip iki bireyin, bu etmenler nedeniyle toplum ilişkileri aynı şekilde şekillenmiştir. Ekonomik durum, uzam ve bireyin iç dünyası bir yapıtta odak figürü kendisi hakkında bilinçlendirirken, diğer yapıtta bireyi hayal kurmaya ve maddiyat odaklı yaşamaya yönlendirmiştir. Bireyler üzerindeki etkiler farklı olsa dahi iki bireyin de toplumdaki temel sorunları ile olan bağının arttığı gözlemlenmiştir. Bu çalışmadan hareketle, Haldun Taner öykülerinde, farklı iki bireyin farklı etmenler ile etkileşimi sonucu benzer toplumsal ilişkilere sahip olduğu savunulabilir
PEMBE İÇİN CEMİLE
Uluslararası Bakalorya bitirme tezi olarak Türkçe A dersi kapsamında hazırlanan bu incelemede, Elif Şafak’ın İskender adlı eserinde, ikizlik olgusunun odak figür Pembe Kader ve ikiz kardeşi Cemile Yeter’in yaşamına ve kurguya olan etkisinin nasıl işlendiği konu alınmıştır. Yapıtta bir yandan fiziksel olarak bu kadar çok benzeyen iki insanın birbirinden tamamen farklı olan hayat görüşleri, diğer yandan da aralarındaki tüm zıtlıklara rağmen birbirlerine karşı duydukları sorumluluğun ve bağlılığın çok güçlü olabileceği araştırma konusunun merkezi olmuştur. İkizlik olgusunun yarattığı psikolojik ve biyolojik bağlılığa ağırlıklı olarak yer verilen bu çalışmada aynı zamanda sosyo-kültürel çevrenin insan üzerinde yarattığı etki, doğu kültüründe yer edinmiş olan “kadın” anlayışı ve haksızlıkları “Olması gereken buymuş.” şeklinde nitelendiren kaderci bakış açısının da üzerinde durulmuştur. Yapılan çalışma “Zıtlık” ve “Bağlılık” adında iki alt başlığa ayrılmıştır. Bu ayrımın temel nedeni kardeşlik bağının insana önüne geçilemeyecek kadar büyük bir sorumluluk duygusu yüklediğini göstermektir. Bu sorumluluk duygusunun kurgu boyunca kimi zaman yerini fedakarlığa bırakması, kurgunun işleyişi boyunca önemli noktalarda kendini göstermiştir. Çalışmanın sonunda ise fedakarlık yapmak ile haksızlığa uğramak arasındaki fikrin, kimin uğruna olduğuna göre büyük ölçüde şekillenmekte olduğu görülmüştür. Bu incelemede, yapıtta kullanılan anlatım teknikleri de incelenmiş, yazarın yapıtını hangi dil, söylem ve teknik özellikleri ile kurguladığı tespit edilmiştir
DEĞİŞİM
Uluslararası Bakalorya programı Türkçe A dersi kapsamında hazırlanan bu tez çalışmasında, Memduh Şevket Esendal’ın “Ayaşlı ve Kiracıları” yapıtındaki değişim olgusu kadının değişimi ve devlet düzenindeki değişim olarak incelenmiştir. Tezin amacı, değişim sürecinde olan toplumdaki kadın figürlerin bu değişimden nasıl etkilendiğinin değerlendirilmesidir. Bu çalışmada değişim; kadının değişimi, toplumdaki yeri, ailedeki önemi ve devlet düzenindeki değişim olarak ele alınmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde yapıtta yer alan farklı kadınların özelliklerine ve bu değişimin bu figürleri nasıl etkilediğine yer verilmiştir. Gelişme bölümünde ise, kadın figürlerin aile, toplum, evlilik ve çalışma hayatında yaşadığı değişimler; yeni kurulan toplum düzeninden devlet dairesinde yaşanan yozlaşmalar, anlatıcı ile yaşanılan olaylar ve diyaloglar üzerinden incelenmiştir. Sonuç kısmında da, değişen toplumun bireye, özellikle de ilk defa toplumda söz sahibi olma imkânı bulmuş kadına etkisine ve kişiyi etkileyen toplumun devlet düzeninde yol açtığı sorunlara değinilmiştir