TED Ankara College Foundation Schools
Not a member yet
1415 research outputs found
Sort by
AİLE BAĞLARI HER SORUNU ÇÖZER Mİ?
Uluslararası Bakalorya bitirme tezi olarak Türkçe A dersi kapsamında hazırlanan bu incelemede, Halit Ziya Uşaklıgil’in “Aşk-ı Memnu” adlı yapıtındaki ebeveyn, çocuk ve kardeşlik ilişkilerinin yapıttaki figürlere etkileri Bihter, Adnan Bey, Nihal, Peyker, Firdevs Hanım ve Bülent figürlerinin ikili ilişkileri bağlamında incelenecektir. Ayrıca, bu ilişkilerin olay örgüsünün gelişimine bağlı olarak aldığı biçim irdelenecektir. Bu tezde, yapıttaki başlıca dönüm noktalarının ilişkilerde yarattığı yeni “sorunların” nasıl aşıldığının ya da aşılamadığının, figürlerin kişilik özellikleri ve ikili ilişkileri aracılığıyla anlatılması hedeflenmiştir.
Ebeveyn-çocuk ilişkileri Adnan Bey-Nihal, Firdevs Hanım-Bihter, kardeşlik ilişkileri ise Bihter-Peyker, Nihal-Bülent ilişkileri ekseninde ele alınmıştır. Olay örgüsünün gelişiminde bireylerin iç çatışmalarının ve yüzleşmelerinin ikili ilişkileri niteleyen önemli unsurlar olduğu dikkate alınmıştır. Her ikili ilişki, bu ilişkinin barındırdığı iki özellik çerçevesinde irdelenmiştir. Adnan Bey ve Nihal için yakınlık ve iletişimsizlik; Firdevs Hanım-Bihter ilişkisinde kıskançlık, rekabet ve benzerlik; Bihter-Peyker ilişkisi için “farklı” bir kıskançlık ve dayanışma; Nihal-Bülent ilişkisinde ise sahiplenme ve yakınlık durumları, incelemenin alt başlıkları olarak oluşturulmuştur.
Bu özellikleri incelemedeki amaç, yapıtta yer alan aile ilişkilerinin ve bu ilişkilerin figürlere etkisinin anlaşılmasında aynı ailenin farklı bireylerinin, benzerlikler ve zıtlıklar barındırdığını ortaya koymak ve bunların olay örgüsünü şekillendirmedeki rollerini belirlemektir. Sonuç olarak; aile içi dinamiklerinin şekillenmesinde aile bireylerinin her birinin kişisel özellikleri ve karşılıklı etkileşimlerinin ne denli önemli sonuçlarının olabileceği görülmektedir
MİTLERİN OLUŞUMU
Uluslararası Bakalorya bitirme uzun tezi olarak yazılan bu tez Yaşar Kemal’in “Yer Demir Gök Bakır ” adlı yapıtındaki mit olgusunu işleyecektir. Bu konuyu seçmemin temel nedeni “Yer Demir Gök Bakır” romanındaki temel düşüncelerin mitler üzerinden verilmeye çalışılmasıdır. Ayrıca yazarın geçmişteki tecrübeleri sayesinde de tanışık olduğu “köylerde çıkarılan mitler” gerçeği eserde birçok örnekle pekiştirilerek imgesel bir anlatım yakalanmıştır. Bütün bu nedenlerden dolayı Yaşar Kemal’in “Yer Demir Gök Bakır” adlı yapıtında işlenecek en kritik konunun mitler olduğu kanısına varılmıştır. Bu bitirme tezinde mitlerin oluşum aşamaları, nedenleri ve sonuçlarıyla birlikte verilerek incelenecektir. Tezimizin sonunda mitlerin Yalak köylüsü üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri tam olarak tespit edilerek Yaşar Kemal’in köylerde çıkarılan mitler gerçeğine karşı tutumu su yüzüne çıkarılacaktır. Yaşar Kemal’in mitler hakkındaki genel tutumu da tezimiz içinde ayrıntılı bir şekilde açıklanacaktır
To what extent does Charlotte P. Gilman contradict the socialist and feminist ideologies in her novels Herland and With Her in Our Land?
This essay examines the question "To what extent does Charlotte P. Gilman contradict the socialist and feminist ideologies in her novels Herland and With Her in Our Land?” In the beginning of the essay a short introduction of the novels are made.The essay continues with an examination of feminism and socialism in the novel Herland and then moves on to explore the same topics in the prequel novel, With Her In Ourland and discusses the points in the novels that failed or succeeded the ideologies. By the end of the essay, the conclusion is reached that while these novels both have traces of both ideologies engraved in them, they lack the grounded and equalist approach that is needed
KADININ DÜŞMANI: KADIN
Uluslararası Diploma Programı Türkçe A dersi kapsamında hazırlanan bu uzun tezde, Reşat Nuri Güntekin’in “Bir Kadın Düşmanı” adlı yapıtında, kadının toplumdaki yeri ve değeri, yapıttaki yan figürler yardımıyla, yapıtın ana izleği olan “karşı cins üzerinde güç elde etme” üzerinden, nasıl yansıtıldığı incelenmiştir. Bu çalışmada öncelikle, odak figürün işlevi, odak figürler arasındaki ilişkilerin işlevi, yan figürler ile odak figürler arasında yaşananlar incelenmiş ve bu ilişkilerin yapıtın ana izleği ile bağlantısı açıklanmıştır. Yapıtta var olan figürler arasındaki ilişkiler incelenirken, figürlerin içinde bulundukları dönem ve olaylara bakışları irdelenmiştir. Giriş bölümüne toplumda kadına bakış açıklanırken erkek egemen toplumlarda kadının yeri tartışılmıştır. Tezin gelişme bölümünde ise figürlerin ilişkilerinin ayrıntılı incelenmesiyle, yapıtta yer alan her kadın ve her erkek bireyin temsil ettiği kavramlar incelenmiştir. Tezin sonuç bölümünde ise bu ilişkiler ana izlekle bağdaşlaştırılarak açıklanmıştır. Reşat Nur Güntekin’in “Bir Kadın Düşmanı” adlı yapıtında kadının toplumdaki yapısı figürlerin ilişkileri üzerinden ele alınmış ve ana izlek pekiştirilmiştir
FAUST’UN İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN’LA AŞK DANSI: PSİKANALİTİK KİŞİLİK KURAMI ve TOPLUMSAL YAPI UNSURLARI
Çalışma, Ulusal Bakalorya Programı A1 Türk Dili ve Yazını dersi çerçevesinde bitirme tezi olarak hazırlanmıştır. Tezde, Johann Von Goethe’nin üzerinde altmış beş yıl çalıştığı başyapıt tiyatrosu Faust ile Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan adlı realist aşk romanı incelenmiş ve odak figürler Faust ve Ömer’in yaşadığı olaylar ve kişilik özellikleri, insanın doğası ve psikanalitik kişilik kuramı bağlamlarında incelenmiştir.
Tezin giriş bölümünde Sigmund Freud’un keşfettiği psikanaliz, psikolojinin bir alt dalı olarak açıklanmış ve insanların doğasına ait bazı kavramlar tanımlanmıştır. Psikanaliz, yani üçlü kişilik kuramı, insanların bilinçaltları tarafından kontrol edildiğini ve bilinçaltının ilkel benlik (id), ego ve üst benlik (süperego) olmak üzere üçe ayrıldığını savunmaktadır. Psikanalizin odak figürler üzerinde uygulanması için insanın doğasına ait iki kavram araştırılmıştır: “Toplumun birey üzerindeki etkisi” ve insanların hayatın anlamına, yaratılış amacına yönelik olarak başlattığı “arayış”
.
Giriş bölümünde psikanalizin, arayışın ve birey-toplum ilişkisinin tanımları yapıldıktan ve yapıtların kısa özetleri verilmiştir. Yapıtların özetlerinin verilmesindeki amaç; yapıt figürlerinin, yaşadıkları uzamların ve bu figürlerin nasıl bir toplum yapısı içerisinde karar mekanizması ve yaşam algısı geliştirdiklerinin ortaya konması açısından, genel bir bilgi vermek olmuştur.
Çalışmanın gelişme bölümünde yapıtla, araştırma konusu olarak seçilen kavramlar ve terimler bağlamında incelenmiş, odak figürlerin ruhsal ve düşünsel analizine gidilmiştir. İki odak figürün içinde bulundukları durum, neden ve nasıl o duruma düştükleri ve ulaştıkları sonuçlar irdelenmiş, değerlendirilmiş ve düşünce yapıları, baskın yönleri, davranış şekilleri psikanalitik kişilik kuramındaki tanımlara dayandırılarak yorumlanmıştır. Toplumun kişinin benliği üzerindeki etkileri, figürleri durmadan bir arayışa iten nedenler, mutluluk arayışının bir sonucu olarak tutundukları aşklar, benlik-aşk-arayış üçgeni çerçevesinde ortaya konmuştur.
Sonuç bölümünde ise, her iki odak figürün psikanalitik kişilik değerlendirmeleri, bilinçaltı sistemleri karşılaştırılmış, o karakterlerin neden öyle bir düşünce yapısı geliştirdiğine dair neden-sonuç ilişkileri kurulmuştur. Araştırma sırasında bilimsel çalışma metodu uygulanmaya çalışılmış, yararlanılan tüm kaynaklar “Kaynakça” bölümünde belirtilmiştir. Araştırmanın, her iki ülke edebiyatında önemli bir konumda bulunan iki yapıt için de ayrıntılı bir çalışma olduğu düşünülmektedir
BİR NEFESLE DEĞİŞEN HAYATLAR
Uluslararası Bakalorya bitirme tezi olarak Türkçe A dersi kapsamında yapılan bu inceleme Ece Temelkuran’ın ‘Düğümlere Üfleyen Kadınlar’ adlı yapıtındaki kadın figürlerin -başta Madam Lilla olmak üzere- yaşam algılarının ve kişiliklerinin yapıttan yansıyan toplum yapısından nasıl etkilendiklerini anlatmaktadır. Yapıtın odak figürü Madam Lilla ve onun büyüsüne kapılmış üç tane yoldaş; Maryam, Amira ve anlatıcı gazeteci figür, memnun olmadıkları hayatlarından kaçmak için yuvalarını terk etmişken bu kaçış Madam Lilla ve “üç yoldaşı” için bir iç hesaplaşma ve kendini bulma serüveni hâlini almıştır. İnceleme süresince kadın figürlerin kişilikleri ve hayatlarını etkileyen faktörler “Aile Yapısı”, “Toplumun Siyasi & Sosyal Yapısı’’ ve “Toplumda Kadının Yeri & Erkek Egemenliği” başlıkları altında detaylı olarak incelenmiş; her birinin konu edinilen kadın figürlerin kimlik arayışı ve kendilerine toplumda bir yer bulma sürecini nasıl etkilediği araştırılmıştır. Bu detaylı inceleme ve araştırma sonucunda kadın figürlerin karşılarına çıkan engellerle aynı oranda güçlendikleri ve bilendikleri görülmüş; ait olunan toplumda insana ve özellikle kadına karşı var olan tabular ne kadar çoksa kadın figürlerin de kendilerine bu tabulara aynı derecede zıt bakış açıları ve hayaller benimsedikleri gözlemlenmiştir. Her ne kadar karşılarına çıkan engeller kadın figürleri duygusal çıkmazlara sokmuş ve yıpratmış olsa da bu engeller kadınların içindeki en temel ve en güçlü insan içgüdülerini uyandırmış; pes etmeden her seferinde umutlarına daha çok tutunmalarına ve hayallerini daha çok arzulamalarına sebep olmuştur
Cemal Süreya’nın şiirlerinde “korku”nun aşk, arayış ve ölümle ilişkisi nasıl işlenmiştir?
Uluslararası Bakalorya bitirme tezi olarak A dersi kapsamında hazırlanan bu çalışmada, Cemal Süreya şiirlerinde kaybetme ve ölüm korkusunun nasıl ele alındığı ve bu duyguların onu arayışlara yöneltmesi ve aşka tutkuyla bağlanması doğrultusunda nasıl işlendiği incelenmiştir. Şiirlerinde Cemal Süreya’nın hayatında yaşadıklarının da etkilerinin sıkça görülmesi, bu sebeple de korkuların ve arayışların ön planda olması araştırma konusunun belirlenmesinde yardımcı olmuştur. Yapılan inceleme sonucunda şairin şiirlerinde gerilim yaratan itici gücün korku olduğu, korkuyu yenme isteğinin kimi kez aşka kimi kez ölüme sığınılarak yansıtıldığı görülmüştür. Bununla birlikte korkunun şiir kişilerini sürekli bir arayış içerisinde tuttuğu da görülmüştür. Bu arayışı zaman zaman durduran, aşkla ve ölümün kaçınılmazlığına sığınılan anlardır. Şiirlerde aşkın cinsellikle ve annenin çağrıştırdığı boşluğun yarattığı duygularla iç içe yansıtıldığı görülmüştür. Cemal Süreya’nın şiirleri aracılığıyla insanın en büyük tutkusunun yaşam, en büyük korkusunun da ölüm olduğu ve aşkın yaşamak için itici bir güç, ölüme direnmek için güçlü bir silah olduğu sonucuna varılmıştır
BAŞKALAŞAN ZAMANDA, SOYLU DURUŞLAR: GÜÇ, BAĞLILIK VE ÇÖKÜŞ
Çalışma, Ulusal Bakalorya Programı A1 Türk Dili ve Yazını dersi çerçevesinde bitirme tezi olarak hazırlanmıştır. Tezde, Yaşar Kemal’in Demirciler Çarşısı Cinayeti ve Giuseppe Tomasi Di Lampedusa’nın Leopar adlı yapıtları siyasal ve kültürel değişimler açısından, soyluluk, geleneklere bağlılık ve çöküş bağlamında karşılaştırma yoluyla ele alınmıştır.
Tezin giriş bölümünde “soyluluk” kavramının anlamından yola çıkılarak “soylu sınıflar”ın doğuşu ve bu kavramın kimlere verildiği ve “soylu” kişilerin belirleyici özellikleri değerlendirilmiştir. Burada; soyluluk ve soylu sınıflar hakkında bilgi vermek adına hem aristokrasi hem de feodal sisteme ilişkin tanımlamalar yapılmış ve bu sitemlerin işleyişlerine değinilmiştir. Ayrıca, farklı toplumlarda soyluluğun (örneğin Türk toplumunda ağalık düzeni) doğrudan eğitimle ilgili olmadan, yalnızca toprak ve maddî güce ilişkin olarak belirlendiği gösterilmiştir. Sonrasında araştırmaya konu olan eserler kurgusal anlamda kısaca tanıtılmıştır. Bu bağlamda; araştırma konusunda yer alan iki soylu figür olan Derviş Ağa ve Sicilya Prensi Salina güç, geleneklere bağlılıkları ve çöküşleri bağlamında kısaca değerlendirilmiştir.
Gelişme bölümünde; giriş bölümünde değinilen kavramlar, araştırmaya konu eserler çerçevesinde ele alınmıştır. Bu noktada, üç ana hat belirlenmiştir. Bunlar, -alt dalları hariç- yapıtlarda öne çıkan (ölüm, çaresizlik, hüzün, korku, değişim, çöküş gibi) temaların “siyasal ve kültürel yapıdaki değişimler” bakımından incelenmesi ve odak figürlerin değişen değerler, gelenekler karşısındaki duygu durumları olarak bölümlenmiştir. Bu bölümde eserler; toplumdaki güç sahipleri, kabullenme boyutu ve ölüm olgusuna bakış gibi alt başlıklarda değerlendirilmiştir.
Sonuç bölümünde ise; her iki eserde söz konusu ögelerle verilmek istenen iletiler birer tezde toplanarak değerlendirilmiş ve karşılaştırılarak yapıtların birbirleri ile olan benzerlikleri ve farklıklarına değinilmiş ve nedenleri ile sonuçları yansıtılmıştır. Araştırma süresince bilimsel çalışma yöntemleri uygulanmaya çalışılmış, sentezlenen bilgilerin tarafsız gözle değerlendirilmesinin ardından, çalışmada yararlanılan birincil ve ikincil kayaklar “kaynakça” bölümünde belirtilmiştir
In the Sea of Sentiments
In the book of Mrs. Dalloway written by Virginia Woolf, the inner selves and social relationships of Londoners after the First World War are explained. As the most important effect of the war is the panic of death and questioning self-existence, the relationship between life and death is discussed through the most obsessed characters who are Clarissa Dalloway and Septimus Warren Smith with respect to the research question:
“How does Virginia Woolf question the relationship between life and death in Mrs Dalloway through the characters of Septimus and Clarissa Dalloway?”
This question has needed addressing two major characters, the background of the novel and the style that is used. This extended essay is developed in two sections: The first part explores the effect of style on reflection of death throughout the novel. The mainly visible techniques that are used in the novel are allegory, oxymoron, hyperbole, and stream of consciousness. The second part explains the characters with their personalities and notions of life and death. These notions are explained in a detailed way concerning on joy of living, fear of death and accepting death with the effect of a common habit of these two characters. In the end the analysis concludes that worrying about the facts we cannot change is meaningless while emphasizing the importance of the end of the novel.
During investigation process this literary analysis is supported by secondary sources about the life of the Englishman, their cultural and religion structure and psychological problems of the characters. The sources that are mentioned in the essay except the primary source (novel) are shown in bibliography page
DÖNÜŞÜM FOTOĞRAFLARI
UBDP Programı Türkçe A dersi kapsamında, uzun tez olarak hazırlanan bu çalışmada, Ayşe Kulin’in Foto Sabah Resimleri adlı yapıtı incelenmiştir. Bu yapıtta kitaba adını veren Foto Sabah Resimleri adlı öykünün yanı sıra “Taş duvardır benim sevdam” , “Duruşma”, “İnce bir hünerdir hüzünle yaşamak”, “Unutmak”, “Umut”, “Çaya gelen konuk”, “Gülizar”, “Sadece 1457 kupona” ve “Adil düzen” adlı öyküler yer almaktadır. Tezde, öykülerde işlenen aidiyetsizlik ve yabancılaşma duygularının bireyi yalnızlaştırdığı değişen toplum yapısının kadın figürler üzerinden verilmesi değerlendirilmektedir. Başrollerinde genelde kadınların yer aldığı ve her öykünün ayrı bir fotoğraf niteliği taşıdığı yapıtta yaşanan dönem içinde meydana gelen gerek bireyin yaşadığı değişimler gerekse toplumda meydana gelen değişimler sonucunda bireylerin hissettiği aidiyetsizlik ve yabacılaşma duyguları üzerinde durulmaktadır