Ho Chi Minh City Open University Journal of Science
Not a member yet
    16613 research outputs found

    Prevalence and Molecular and Biological Characterization of Cherry Virus Turkey (CVTR) in Türkiye

    No full text
    Cherry virus Turkey (CVTR; Robigovirus) was detected by high-throughput sequencing (HTS) technology for the first time in Türkiye and was later reported from Greece. Cherries infected with robigoviruses may display various symptoms, resulting in decreased growth, low yield, and death of trees. However, there are limited data available on CVTR. This study focused on the prevalence of CVTR in cherry orchards in different geographical regions of Türkiye and investigated its biological features via mechanical inoculations on herbaceous plants and grafting on woody indicator plants. During several surveys, 219 samples were collected from cherry trees exhibiting virus-like symptoms in cherry-growing areas, including the Aegean region (Izmir), central Anatolia (Konya and Niğde), the Marmara region (Bursa), and the Mediterranean region (Antalya and Osmaniye). When the samples were tested by RT-PCR using specific primers amplifying the complete coat protein gene of the virus, and the overall infection rate was 20.09% (44 samples). The nucleotide sequence identity among Turkish isolates ranged from 87.7% to 100%, and the amino acid sequence identity ranged from 98.7% to 100%. In phylogenetic analysis, all Turkish CVTR isolates clustered together, except for two isolates from Bursa. Although mechanical transmission of CVTR to herbaceous hosts was unsuccessful, the virus was effectively transmitted through grafting to woody hosts with a success rate of 60%

    Geriatrik Hastalarda Multidisipliner Yaklaşım

    No full text

    Çocukluk çağında yeni tanı almış 140 diyabet olgusunun tanı tipleri ve klinik özellikleri: tek merkez deneyimi

    No full text
    Amaç: Çocukluk çağındaki diyabetes mellitusun (DM) çoğunluğunu tip 1 diyabet (T1DM) oluşturur. Ancak son yıllarda tip 2 diyabetes mellitus (T2DM) sıklığında ve monogenik diyabet (MD) tanısı koymada artış gözlenmektedir. Bu çalışmada 0-18 yaş arasında tanı konulan diyabetli hastalarda klinik ve laboratuvar bulgularının, DM tiplerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve yöntem: Çalışmada kliniğimizde DM tanısı alan 140 hasta retrospektif olarak değerlendirildi. Bulgular: Üç yıllık süreçte 140 hastaya (76 erkek, %54,3) diyabet tanısı konuldu. Hastaların ortalama tanı yaşı 10±4,19 yıldı. Hastaların %93,6'sına T1DM, %2,8'ine T2DM, %3,6'sına MD tanısı konuldu. Tip 1 diyabetes mellitus vakalarının 5-9 (%36,6) ve 10-14 (%37,4) yaş gruplarında zirve yaptığı görüldü. Diyabetik ketoasidoz (DKA) prevalansı %61,8 idi. Yine bu olguların %64,9'u sonbahar/kış aylarında tanı aldı. Tip2 diyabetli hastaların %75'i kadındı ve ortalama tanı yaşı 15,05±1,11 idi. Monogenik diyabetli olgularının ikisi neonatal DM, ikisi GCK-MODY ve biri CEL-MODY idi. Sonuç: Çocukluk çağı diyabet vakalarının çoğunluğu T1DM olmasına rağmen, özellikle obez ergenlerde T2DM sıklığı artma eğilimindedir. Otoantikor pozitif T1DM’li hastalarda da obezitenin olabileceği akılda tutulmalıdır. Tip1 diyabet olgularının daha çok kış mevsiminde, 10-14 yaş grubunda başvurduğu ve DKA sıklığının yüksek olduğu saptandı. Monogenik diyabet şüphesi olan olgulara genetik inceleme yapılmalıdır.Purpose: Type 1 diabetes (T1DM) accounts for the majority of childhood diabetes mellitus (DM). However, in recent years, there has been an increase in the prevalence of type 2 diabetes mellitus (T2DM) and the diagnosis of monogenic diabetes (MD). The aim of this study was to evaluate the clinical and laboratory findings, as well as the types of DM, in patients diagnosed between the ages of 0 and 18. Materials and methods: In the study, 140 patients diagnosed with DM in our clinic were evaluated retrospectively. Results: During the 3-year period, 140 patients (n=76, 54.3% male) were diagnosed with diabetes. The mean age at diagnosis of the patients was 10±4.19 years. 93.6% of patients were diagnosed with T1DM, 2.8% of patients with T2DM and 3.6% of patients were diagnosed with MD. It was observed that the cases of T1DM peaked in the 5-9 (36.6%) and 10-14 (37.4%) age groups. the prevalence of diabetic ketoacidosis (DKA) was 61.8%. The majority of patients 64.9% with T1DM were diagnosed in the autumn/winter months. 75% of the patients with T2DM were female, and the mean age at diagnosis was 15.05±1.11years. Two of the cases of MD were neonatal DM, two were GCK-MODY and one was CEL-MODY. Conclusion: Although the majority of childhood diabetes cases are T1DM, the frequency of T2DM tends to increase, especially in obese adolescents. It should be kept in mind that obesity may also occur in autoantibody-positive T1DM patients. It was determined that T1DM cases were more common in the winter season, in the 10-14 age group, and that DKA was higher. Genetic examination should be performed in cases with suspected MD

    1831 TARİHLİ NÜFUS SAYIMINA GÖRE TARSUS (İDARİ DURUM-YERLEŞME-NÜFUS)(BASIM AŞAMASINDA)

    No full text
    Osmanlı Devleti klasik dönemde toprakları üzerinde yaşayan nüfusu malî açıdan denetlemek amacıyla belirli aralıklarlatahrirler yapmıştır. Bu tahrirler, günümüz araştırmacılarına, iktisadi durumun yanında dönemin demografik ve sosyal yapısıile ilgili de önemli veriler sunmaktadır. XIX. yüzyıla gelindiğinde, çağın gerekleri doğrultusunda devletin ihtiyaç duyduğuistatistikî verileri elde etmek amacıyla nüfus sayımları gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda 1831’de yapılan ve ülkenin asker potansiyelinibelirleme amacı taşıyan nüfus sayımı, Osmanlı Devleti’nin modern manada gerçekleştirdiği ilk nüfus sayımı olarakkabul edilmektedir.Bu çalışmanın ana kaynağını teşkil eden 1832 tarihli Tarsus nüfus defterleri, bahsi geçen sayım neticesinde tutulmuştur. Eldekidemografik verilerden yola çıkılarak spesifik olarak Mısırlı Mehmed Ali Paşa işgalinin hemen öncesine denk gelen 1831yılında, genel anlamda da XIX. yüzyılın ilk yarısında, Tarsus sancağının idarî durumu, sosyal ve kültürel özellikleri ile ilgilideğerlendirmelerde bulunulmuştur. Çalışmada sadece Tarsus şehrinin değil, günümüzde ülkemizin en büyük şehirlerindenbiri olan Mersin’in, yine büyük bir ilçe konumunda olan Erdemli’nin bir bölümünün (Şehrin ortasından geçen Alata Deresi’ninbatısında kalan yerleşimler) ve Çamlıyayla ilçesinin de köy köy nüfus verileri yer almaktadır. Bu eser, bahsi geçen bütünbu bölgede yaşayan köklü ailelerin soylarının tespiti, hane büyüklükleri, hane reisleri, çocukları, askerlik durumu, kullanılanisimler ve lakaplar, meslekler, ailelerin nereden geldikleri, kişilerin eşkalleri, yaş aralıkları, ortalama yaşam, kişilerin statülerigibi önemli bilgilerin ortaya çıkarılması, dolayısıyla en az 200 yıllık bir tarihe ışık tutması açısından önem arz etmektedir.Osmanlı Arşivi’nde BOA.NFS.d. 3694, 3695, 3696 ve 3697 numara ile kayıtlı olan bu dört defter sadece Müslüman nüfusuihtiva etmektedir. Gayrimüslimlerin kaydedildiği defterler ise bulunamamıştır. Defterlerden üçü fiziki olarak iyi durumdaiken 3696 numaralı defterin kenarlarında tahribat oluşmuştur. Bu tahribat bazı kısımların okunmasına engel olmaktadır.Okunamayan yerler metinde [Tahribat nedeniyle okunamadı] şeklinde belirtilmiştir. Defter okunurken metnin aslına sadıkkalınmıştır. Bazı kalıplaşmış kelimeler hariç metin yazıldığı şekliyle transkript edilmiştir. Muhtelif yerlerde kâtip hataları gözeçarpmaktadır. Kâtip, bunların bir kısmında hatasını fark etmiş ve düzeltme yoluna kendisi gitmiştir. Örneğin bazı köylermükerrer olarak yazılmış ve daha sonra fark edildiğinde üzerlerine kırmızı kalemle “mükerrerden” ibaresi düşülmüştür. Bazıköylerin ise nüfus toplamı yanlış yazılmıştır. Bu da defter yekûnunun hatalı çıkmasına neden olmuştur. Bu gibi hatalar dadüzeltilerek köşeli parantez içerisinde doğru rakamlar verilmiştir.Tarsus Nüfus Defterlerini temel alan, transkripsiyonu yapılarak günümüz Türkçesine aktarılan ve kapsamlı bir değerlendirmeile okuyucuya sunulan bu çalışmanın, bölge tarihi açısından önemli bir eksikliği gidereceğine inanmaktayız. Eserinhazırlanması sırasında, özellikle okumakta zorlandığımız kelimeler ile ilgili istişarelerde bulunduğumuz Arşiv Uzmanı Dr.Kasım HIZLI’ya teşekkürlerimi sunuyorum. Yine bu çalışmanın yayınlanmasını sağlayan Tarsus Ticaret ve Sanayi Odası BaşkanıSayın Ruhi KOÇAK ve Başkan Yardımcısı Sayın Fuat TOGO şahsında tüm yönetim kurulu üyelerine ve oda çalışanlarınateşekkür ediyorum.</p

    The Distribution of Sport Performance Gene Variations Through COVID-19 Disease Severity

    No full text
    Background/Objectives: Since its emergence in 2020, researchers worldwide have been collaborating to better understand the SARS-CoV-2 disease's pathophysiology. Disease severity can vary based on several factors, including comorbidities and genetic variations. Notably, recent studies have highlighted the role of genes associated with athletic performance, such as ACE, ACTN3, and PPARGC1A, in influencing muscle function, cardiovascular health, and the body's metabolic response. Given that these genes also impact oxidative metabolism, inflammation, and respiratory efficiency, we hypothesized that they might play a critical role in the host's response to SARS-CoV-2 infection. This study aimed to investigate the association between disease severity and genetic polymorphisms in these sport performance-related genes, specifically ACE rs4646994, ACTN3 rs1815739, and PPARGC1A rs8192678. Methods: A total of 422 COVID-19-positive patients were included in this study. The participants were divided into three groups: a severe group (77 patients) requiring intensive care unit (ICU) admission, a mild group (300 patients) exhibiting at least one symptom, and an asymptomatic control group. Genotyping was performed using restriction fragment length polymorphism PCR. Results: The D allele and DD genotype of ACE and the T allele and TT genotype of ACTN3 were found to confer protective effects against severe SARS-CoV-2 infection. Conversely, the PPARGC1A TC genotype and the ACE-PPARGC1A ins/ins + TC combined genotype were associated with increased disease severity (p < 0.05). Conclusions: Although vaccination has reduced the severity of SARS-CoV-2, the virus continues to impact human health. Inter-individual differences due to these genetic variations will broaden the horizon of knowledge on the pathophysiology of the disease

    1,988

    full texts

    16,613

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Ho Chi Minh City Open University Journal of Science
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇