Avrasya Üniversitesi AXSIS - Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi
Not a member yet
    235 research outputs found

    İlköğretim okullarında stratejik planlama (Şavşat ilçesi Atatürk Ortaokulu örneği) / Strategic planning in elementary schools (Şavşat county Atatürk Elementary School example)

    No full text
    ÖZCAN, Erkan. İlköğretim Okullarında Stratejik Planlama (Şavşat İlçesi Atatürk Ortaokulu Örneği), Yüksek Lisans Tezi, Trabzon, 2018. Teknoloji yapısında değişimlerin hızlı bir şekilde meydana gelmesi, kurum yapılarında değişimlerin oluşmasına hız kazandırmıştır. Bu durum ise değişimleri sistemli bir şekilde yakalama ve kaliteli bir ürün ya da hizmet anlayışını geliştirme açısından gerekli olarak görülmektedir. Bu çerçevede eğitim kurumları da bu değişimden etkilenmekte ve eğitim kalitesi açısından planlama gerekli görülmektedir. Bu çerçevede çalışma bağlamında, Artvin'in Şavşat ilçesinde yer alan Atatürk Ortaokulu ve Ardanuç ilçesinde yer alan Cumhuriyet Ortaokulu'nda stratejik plan hazırlama süreçlerinin değerlendirilmesi ve hazırlanan stratejik planlamanın incelenerek idareci ve öğretmenlerin bu konuya ilişkin görüşlerinin tespit edilmesi sağlanmaya çalışılmıştır. Görüşme formları ile desteklenen araştırma 2015-2016 öğretim yılı içerisinde Şavşat ilçesi bazında Atatürk Ortaokulu ve Cumhuriyet Ortaokulu kapsamında gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacı, Artvin ilinin farklı ilçelerinde oluşturulan stratejik planlamaların etkinliğinin, idareci ve öğretmenlerin görüşme formlarına yansıttıkları görüşleri doğrultusunda geliştirilmesidir. Bu bağlamda sorulara yönelik görüşlerde, okullardaki stratejik planlamayla ilgili olarak öğretmenlerin bilgilerinin etkin bir nitelik taşımadığı ve okul ile öğretmenler arasındaki işbirliğinin fazla olmamasından kaynaklı olarak stratejik planlamanın yalnızca stratejik planlama ekibi tarafından belirlendiği tespit edilmiştir. Bu durumun bir göstergesi ise öğretmenlerin bazılarının, stratejik planlamanın geliştirilmesinin bir gereklilik olmadığı yönündeki görüşlerinden kaynaklı olduğu durumudur. Diğer yandan bazı öğretmenler ise planlamanın beş yıllık hazırlanmasından ziyade daha kısa bir süreyi ifade eden stratejik plan hazırlamanın daha etkin olacağını belirtmektedir. Okula bağlılık hissedememe durumu ise öğretmenlerde yaygın olarak belirlenmiş ve okullardaki öğretmen sirkülasyonunun fazlaca olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Planlama, İlköğretim, Stratejik planlama, Strateji yönetimiÖZCAN, Erkan. Strategic Planning in Elementary Schools (Şavşat County Atatürk Elementary School Example), Graduate Degree Thesis, Trabzon, 2018. Rapid changes in the structure of technology have accelerated the formation of changes in institutional structures. This seems to be necessary in order to capture change systematically and to develop a quality product or service understanding. Educational institutions in this framework are also affected by this change and planning is needed in terms of educational quality. In the frame of this framework, Atatürk Secondary School and Cumhuriyet Secondary School located in Şavşat and Ardanuç districts of Artvin province examined the strategic planning process and the strategic planning prepared to determine the opinions of the managers and teachers about this subject. The survey, which was supported by the questionnaire survey, was realized within the scope of Atatürk Secondary School and Republic Secondary School in Şavşat and Ardanuç districts in 2015-2016 academic year.The general aim of the syudy is to improve the effectiveness of the strategic plans created in different districts of Artvin province in line with the opinions that managers and teachers have directed towards their interview forms. In this context, it has been determined that strategic planning is only determined by the strategic planning team because the teachers information on the schools for strategic planning is not effective and the cooperation between the school and the teachers is not too much. A demonstration of this situation is that some of the teachers are based on the fact that the development of strategic planning is not a requirement. On the other hand, some teachers point out that preparations which express a much shorter period than the five-year preparation of planning are more effective. The lack of loyalty to the school was found to be widespread in teachers and the circulation in the schools was high. Key Words: Planning, Primary school, Strategic planning, Strategy managemen

    Temizlik ürünleri firmalarının satış tutundurma faaliyetleri kapsamında televizyon ve internet reklamlarıyla tüketiciyi etkileme çabaları

    No full text
    Tarihte ticaretin başlamasıyla insanlar kendi aralarında sahip oldukları mal ve hizmetleri pazarlamanın yollarını aramışlardır. Bu arayış zamanla insanların zihninde reklam fikrini oluşturmuştur. Araştırmacılar tarafından yapılan araştırmalar sonucunda reklam tarihinin çok eski dönemlere dayandığı ortaya çıkmıştır. İnsanların tarih boyunca yaptığı teknolojik araştırmalar sonucunda bulunan teknolojik aletlerle birlikte reklam kavramı da yeni bir boyut kazanmış ve reklamcılık bir meslek haline gelmiştir. Matbaanın icadıyla başlayan bu süreç sonrasında radyo ve televizyonun icadıyla sesli ve görsel bir hale gelmiş ve reklamın çok daha fazla kitleye ulaşmasına aracılık etmiştir. Bilgisayarın icadıyla birlikte internetin insan hayatına girmesiyle reklamlar artık sanal medya denilen internet ortamında yayınlanma başlanmıştır. Yapılan bu çalışmada yaygın olarak kullanılan televizyon ve internet reklamlarının, tüketicilerin satın alma davranışları üzerindeki etkilerinin demografik değişkenlere göre incelenmesi hedeflenmiştir. Bu bağlamda araştırma Trabzon ili Ortahisar ilçesi Karadeniz Teknik Üniversitesi (K.T.Ü.) Farabi Hastanesi bünyesinde çalışan 210 çalışanın katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri anket yardımıyla elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular katılımcıların ankete vermiş olduğu cevaplar ile sınırlıdır. Bu araştırmadan elde edilen bulgulara göre temizlik ürünleri firmalarının televizyon ve internet reklamlarıyla satış tutundurma faaliyetleri demografik değişkenlere göre kısmen anlamlılık ifade etmektedir. Televizyon reklamlarının satış tutundurmadaki etki düzeyi cinsiyete göre anlamlı olması sonucu dikkat çekicidir. Bu durum erkeklerin temizlik ürünleri seçiminde televizyon reklamlarından etkilendiğini göstermektedir. İnternet reklamlarının satış tutundurmadaki etki düzeyi hane kişi sayısına göre anlamlı farklılık göstermektedir sonucu ise hanede yaşayanların sayısının önemine vurgu yapmaktadır. İnternet reklamlarının satış tutundurmadaki etki düzeyi gelire göre göre anlamlı farklılık göstermektedir sonucu ise katılımcıların internet reklamlarından birebir etkilendiği sonucunu göstermektedir. Bu durum katılımcıların temizlik ürünleri seçiminde internet reklamların önemini vurgulamaktadır. Tüm bu bulgular ışığında gelecekteki çalışmalar farklı sektörlerde araştırma problemlerine cevap aramak için yapılandırılabilir.With the onset of trade among people in history, people have searched for multiple means to market their goods and services. This endeavour has created the idea of advertising in people's minds over time. In retrospective research, it has been revealed that the history of advertising dates back to very old periods. With the technological tools invented as a result of the technological studies of people throughout history, the concept of advertising has gained a new dimension and advertising has become a publicly accepted profession. After the invention of the printing press, it gained an audio and visual dimension with the invention of radio and television which mediated advertising to reach more consumers. With the invention of the computer and in the following phase the introduction of the Internet into people's lives, advertisements have started to be broadcast on the Internet, which is now called virtual media. In this study, it is aimed to examine the effects of the most widely used television and internet advertisements on the purchasing behaviors of consumers according to demographic variables. In this context, the research was carried out with the participation of 210 administrative staff working at Karadeniz Technical University (KTU) Farabi Hospital in Ortahisar district of Trabzon province. The research data was obtained with the help of the survey. In the study, hypotheses were designed based on the Nicosia model of consumers' buying behaviour. The findings provided from the study are limited to the answers the participants gave to the survey. According to the findings collected from this research, for companies sales promotion activities of cleaning products through television and internet advertisements become partially meaningful according to demographic variables. It is notable that the impact level of television advertisements on sales promotion is considerable according to gender. This condition depicts that men are influenced by television advertisements in their choice of cleaning products. The impact level of internet advertisements on sales promotion alters meaningfully according to the number of households, and the result highlights the significance of the number of households. The impact level of internet advertisements on sales promotion differs significantly in accordance with income, and the result indicates that the participants are affected straightly by internet advertisements. This condition underlines the importance of internet advertisements in the preference of cleaning products by the participants. With the knowledge of all these findings, future studies can be formed to seek answers to survey problems in various sectors

    Elektronik ortamda alışveriş yapanların kontrolsüz satın alma eğilimleri üzerine bir araştırma (Rize ili örneği) / An investigation of compulsive buying tendencies of shoppers in electronic environment (Example of Rize province)

    No full text
    Bu çalışmanın birinci bölümünde mağazasız perakendecilik ve elektronik perakendecilik, ikinci bölümde ise satın alma çeşitleri ve kontrolsüz satın alma konuları teorik olarak incelenmiştir. Bu amaçla da elektronik ortamda alışveriş yapan insanların kontrolsüz satın alma eğilim durumlarının incelenmesi amacıyla çalışma yürütülmüştür. Araştırma için gerekli olan veriler, anket yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. 384 geçerli anket SPSS 16.0 paket yazılım programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonunda kontrolsüz satın alma eğilimi ile medeni durum ve cinsiyet arasında anlamlı bir ilişki olduğu keşfedilmiştir. Bunun yanı sıra kontrolsüz satın alma eğilimi ile meslek, aylık gelir ve eğitim durumu arasında anlamlı bir ilişki olmadığı ortaya konmuştur.The study investigates theoretical framework of non-store retail management and online retail management in the first chapter and types of buying and compulsive buying in the second. For this purpose, the study investigated the compulsive buying tendencies of shoppers in electronic environment. For the study, data was collected by survey method. 384 questionnaires were analyzed by SPSS 16.0 package software. Results revealed that compulsive buying tendencies has a significant relationship with marital status and gender. Besides, compulsive buying tendencies does not have a significant relationship with profession, monthly income and educational status

    Karbon ayak izinin hesaplanması ve raporlanması: Türk somonu yetiştiriciliği yapan bir üretim işletmesi üzerine araştırma / Calculation and reporting of carbon footprint: A research on a production business that culturs Turkish salmon

    No full text
    Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı'nın en önemli uygulama alanlarından birisi, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM)'dır. SKDM, karbon sızıntısı olarak da tanımlanan karbon vergisi olmayan ülkelerde üretilip AB'deki işletmeler tarafından ithal edilen ürünler için belirli kriterlere göre karbon vergisi alınmasını amaçlamaktadır. Bu uygulama, AB'deki işletmelerin üretim üslerini karbon vergisi uygulaması olmayan üçüncü ülkelere taşıyarak vergiden kaçınmasını engellemeyi hedefleyen önemli bir düzenlemedir. Bu düzenleme ile AB dışında üretilerek AB pazarına ihracat yapan işletmelere karbon emisyonlarını hesaplayıp raporlaması istenmektedir. Karbon emisyonlarının hesaplanması ve raporlanması sadece AB pazarına ihracat yapan işletmeleri ilgilendiren bir konu değildir. Yapılan pek çok akademik çalışma ya da sektörel faaliyet raporu göstermektedir ki, dünyadaki yeşil yeni düzen işletmelere karbon ayak izinin hesaplanması ve raporlanmasında sorumluluk yüklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu yeni düzene uyum sağlayamayan işletmelerin yeşil finansmana erişim ve devlet teşviklerinden mahrum kalabileceği ifade edilmektedir. Bu açıklamalar ışığında çalışmanın temel amacı, Doğu Karadeniz Bölgesi'nde Türk Somonu yetiştiriciliği yapan bir üretim işletmesinin, üretim faaliyeti esnasında karbon emisyon salınımı gerçekleşen alanlarının tespit edilmesi, karbon ayak izinin hesaplanması ve raporlanmasıdır. Bu ana amaç doğrultusunda yapılan araştırmada, söz konusu işletmenin 2022 yılında üretim faaliyetleri sonucunda Kapsam-1 karbon emisyon miktarı 23.794,88 tCO2e, Kapsam-2 emisyon miktarı 16,41 tCO2e, Kapsam-3 karbon emisyon miktarı 970,77 tCO2e olarak tespit edilmiştir. Toplam karbon emisyon salınım miktarı ise 24.782,06 tCO2e olarak hesaplanmıştır. Araştırma yapılan üretim işletmesinde 2022 yılında toplam 1.365,82 ton Türk Somonu üretimi yapılmıştır. Üretim miktarı (ton) başına düşen karbon ayak izi miktarı 18,14 tCO2e olarak belirlenmiştir. Araştırmada ayrıca, üretim işletmesinin AB'ye yaptığı ihracatta katlanacağı olası karbon maliyeti iki farklı senaryoya göre hesaplanmıştır. Anahtar Sözcükler: Karbon Ayak İzi, AB Yeşil Mutabakatı, Türk Somonu, AB Sınırda Karbon Vergisi Düzenlemesi Mekanizması, Karbon Maliyeti.One of the most important application areas of the European Union Green Deal is the Border Carbon Adaptation Mechanism. Border Carbon Adaptation Mechanism aims to collect carbon tax according to certain criteria for products produced in countries that do not have carbon tax, also defined as carbon leakage, and imported by businesses in the EU. This practice is an important regulation that aims to prevent businesses in the EU from avoiding taxes by moving their production bases to third countries that do not apply carbon taxes. With this regulation, carbon emissions are required to be calculated for both businesses producing within the EU and businesses producing outside the EU and exporting to the EU market. Calculating and reporting carbon emissions is not an issue that only concerns businesses exporting to the EU market. Many academic studies or sectoral activity reports show that green new order businesses in the world need to take responsibility in calculating and reporting their carbon footprint. It is stated that businesses that cannot adapt to this new order may be deprived of access to green financing and government incentives. In the light of these explanations, the main purpose of the study is to determine the carbon emission areas of a production enterprise that farms Turkish Salmon in the Black Sea during the fish farming activity, and to calculate and report its carbon footprint. In the research conducted for this main purpose, as a result of production activities in 2022, the Scope-1 carbon emission amount was calculated as 23,794.88 tCO2e, the Scope-2 emission amount was 16.41 tCO2e, and the Scope-3 carbon emission amount was calculated as 970.77 tCO2e. The total carbon emission release amount was calculated as 24,782.06 tCO2e. A total of 1,365.82 tons of Turkish salmon were produced in the researched production enterprise in 2022. The amount of carbon footprint per production amount (ton) was determined as 18,14 tCO2e. In addition, in the research, the possible carbon cost that the production company will incur in exporting to the EU was calculated according to two different scenarios. Keywords: Carbon Footprint, EU Green Deal, Turkish Salmon, EU Border Carbon Tax Regulation Mechanism, Carbon Cost

    İç kaynak kullanımının örgütsel bağlılık üzerine etkisi: Bankacılık sektöründe bir araşırma / The effect of insourcing on the organizational commitment: A study in banking sector

    No full text
    Örgütsel bağlılık son yıllarda işletmeler açısından önem kazanmış bir kavramdır. İç kaynak kullanımı ise örgütte hali hazırda çalışmakta olanların, oluşabilecek pozisyonlara yerleştirilmesi olarak tanımlanmakta ve örgütsel bağlılıkla ilişkilendirilerek örgütsel bağlılığın alt boyutları üzerine etkisine bakılmaktadır. Tez kapsamında, iç kaynak kullanımının örgütsel bağlılık (duygusal bağlılık, devamlılık bağlılığı ve normatif bağlılık) üzerine etkisi incelenmiştir. Ayrıca çalışmada, işgörenlerin yaş, cinsiyet, unvan, eğitim durumu ve hizmet süresi gibi sosyo-demografik özelliklerinin örgütsel bağlılığa etkileri de araştırılmıştır. Araştırmanın ilk bölümü iç kaynak kullanımı, ikinci bölümü örgütsel bağlılık kavramı, üçüncü bölümü ise bulgular ve tartışmadan oluşmaktadır. Son olarak sonuçlar ve ileride yapılacak araştırmalara yardımcı olabilecek/yön verebilecek bazı önerilerde bulunulmuştur. Araştırmada Allen-Meyer Örgütsel Bağlılık Ölçeğinin yer aldığı anket yöntemi kullanılarak Türkiye'de faaliyet göstermekte olan özel bir bankanın 184 çalışanına ulaşılmıştır. Oluşturulan hipotezlerin ve anket yöntemi kullanılarak temin edilmiş olan veriler SPSS 23.0 kullanılarak Cronbach Alpha Güvenilirlik Analizi, Frekans Analizi, t test ve ANOVA ile değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Bağlılık, İç Kaynak Kullanımı, Bankacılık, İnsan KaynaklarıOrganizational commitment is a concept that has gained importance for businesses in recent years. Insourcing is defined as the placement of those who are already working within the organization to the open positions; it is associated with organizational commitment and its effect on the sub-dimensions of organizational commitment are examined. In this thesis, the effect of insourcing on organizational commitment (emotional commitment, continuity commitment and normative commitment) has been studied. In addition, the effects of socio-demographic characteristics of employees such as age, gender, title, educational background and duration of service on organizational commitment have also been investigated. The first part of the research focuses on insourcing, the second part on the concept of organizational commitment, the third part is comprised of the findings and the discussion. Finally, conclusions and recommendations that can assist / guide future research have been put forward. In this research, 184 employees of a private bank, which operates in Turkey, have been reached using the method of survey that included the Allen-Meyer Organizational Commitment Scale. The data obtained from the survey and the formed hypotheses have been evaluated with Cronbach Alpha Reliability Analysis, Frequency Analysis, t test and ANOVA using SPSS 23.0. Keywords: Organizational Commitment, Insourcing, Banking, Human Resource

    COVİD 19 pandemi sürecinde hemşirelerin tanatofobi durumlarının belirlenmesi / Determining the tanatophobia status of nurses duringthe COVİD 19 pandemic process

    No full text
    COVID 19 pandemi sürecinde hemşirelerin tanatofobi durumlarının belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılan araştırma, Atatürk Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde görev alan hemşireler ile Ekim-Aralık 2020 tarihleri arasında yürütüldü. Araştırma örneklemini araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden ve araştırmanın yapıldığı tarihlerde izinli olmayan 260 hemşire oluşturdu. Veriler "Tanıtıcı Bilgi Formu", "Tanatofobi Ölçeği" kullanılarak toplandı. Hemşirelerin %20'sinin COVID 19 tanısı aldığı, %30.8'inin ailesinde COVID 19 tanısı alan bireyin olduğu, %96.2'sinin COVID 19 sürecinde koruyucu önlemler aldığı, %98.8'inin COVID 19'un yakınlarına bulaşmasından korktuğu, %84.2'sinin COVID 19'un kendisine bulaşmasından korktuğu, %60.8'inin COVID 19 sürecinde ölmekten korktuğu, %59.6'sının COVID 19 sürecinde uyku problemi yaşadığı, %76.9'unun COVID 19 döneminde baş etme stratejileri ile ilgili eğitim almadığı, %66.9'unun COVID 19 sürecinde çaresizlik, ümitsizlik, anksiyete yaşadığı belirlenmiştir. Hemşirelerin Tanatofobi ölçek puan ortalamalarının orta düzeyde olduğu, sürekli ve kalıcı olarak ölüm kaygısı ve korkusu yaşama durumlarının önemsenecek ölçüde olduğu sonucuna varıldı.The descriptive research, which was conducted to determine the tanatophobia status of nurses during the COVID 19 pandemic, was carried out with nurses working at Atatürk University Research and Application Hospital between October and December 2020. The research population consisted of 260 nurses who voluntarily accepted to participate in the research and were not on leave at the time of the research. Data were collected using the "Descriptive Information Form" and "The Thanatophobia Scale". 20% of the nurses were diagnosed with COVID 19, 30.8% had a family history of COVID 19, 96.2% took protective measures during the COVID 19 pandemic, 98.8% feared the transmission of COVID 19 to their relatives, 84.2% 19 were afraid of getting infected with COVID 19, 60.8% were afraid of dying during the COVID 19 pandemic, 59.6% had sleep problems during the COVID 19 process, 76.9% did not receive training on coping strategies during the COVID 19 period, 66.9% were experienced helplessness, hopelessness, anxiety during the COVID 19 period. It was concluded that the mean score of the Thanatophobia scale of the nurses was at a moderate level, and that the state of constantly and permanently experiencing death anxiety and fear was significant

    Özel hastane yardımcı sağlık personelinde duygusal zekânın duygusal emek davranışına etkisi: Giresun ili örneği / The effect of emotional intelligence on emotional labor in helping health personnel working in private hospital: The case of Giresun province

    No full text
    Duyguları anlama ve yönetme yeteneği olarak da tanımlanabilen duygusal zeka konusunun bir işletmenin gösterim kurallarını sergilemek anlamına da gelebilen duygusal emek konusu ile ilişkili olduğuna dair son yıllarda yapılan çalışmalarda önemli bir artış görülmektedir. Fakat literatürde farklı sektörlerde çalışmalar yapılmasına karşın özel hastane yardımcı sağlık personelinde duygusal zekanın duygusal emek davranışlarına etkisi ile ilgili çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu araştırmanın amacı duygusal zekanın duygusal emek davranışları üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Giresun ilinde hizmet vermekte olan özel bir hastanede yardımcı sağlık personeli çalışanlarında duygusal zeka ve duygusal emek ölçekleri uygulanarak veriler elde edilmiştir. Duygusal zeka seviyesinin ölçülmesi amacıyla onaltı ifade ve dört alt boyuttan oluşan Wong ve Law duygusal zeka ölçeği, duygusal emek seviyesinin ölçülmesi amacıyla on üç ifade ve üç alt boyuttan oluşan Diefendorff vd. (2005) tarafından geliştirilen duygusal emek ölçeği kullanılmıştır. Yapılan regresyon analizi sonrasında ilk aşamada duygusal zeka alt boyutlarının yüzeysel davranışa etkisi incelenmiş F sig. (p=0.546) değeri 0.05 üzerinde bir değer aldığından dolayı duygusal zekanın alt boyutlarından hiçbirinin duygusal emek alt boyutlarından yüzeysel davranış ile ilişkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İkinci aşamada duygusal zekâ ölçeğinin alt boyutları ve duygusal emek ölçeğinin derin davranış boyutuna ilişkin regresyon analizi yapılmış F sig. değeri (p=0.001) olduğundan dolayı duygusal zekanın alt boyutlarından en az bir tanesinin derin davranışa etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Duygusal zekanın alt boyutlarından "başkalarının duygularını değerlendirme" boyutunun derin davranışa istatistiksel olarak anlamlı (p=0.017) bir etki ettiği, diğer boyutların etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Üçüncü aşamada duygusal zekâ ölçeğinin alt boyutları ve duygusal emek ölçeğinin doğal (samimi) davranış boyutuna ilişkin regresyon analizi yapılmış F sig. değeri (p=0.000) olduğundan dolayı duygusal zekanın alt boyutlarından en az bir tanesinin doğal (samimi) davranışa etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Duygusal zekanın alt boyutlarından "duyguların kullanılması" boyutunun doğal (samimi) davranışa istatistiksel olarak anlamlı (p=0.015) bir etki ettiği, diğer boyutların etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Duygusal Zeka, Duygusal Emek, Giresun, Yardımcı Sağlık PersoneliIn recent years, there has been a significant increase in studies showing that the subject of emotional intelligence, which can also be defined as the ability to understand and manage emotions, is related to the subject of emotional labor, which can mean displaying the display rules of a business. However, although there are studies in different sectors in the literature, no studies have been found on the effect of emotional intelligence on emotional labor behaviors in private hospital assistant health personnel. This research aims to determine the effect of emotional intelligence on emotional labor behavior. For this purpose, emotional intelligence and emotional labor scales were applied to the assistant health personnel in a private hospital serving in Giresun province, and data were obtained. The Wong and Law emotional intelligence scale, which consists of sixteen statements and four sub-dimensions to measure the level of emotional intelligence, and Diefendorff et al. Emotional labor scale developed by (2005) was used. After the regression analysis, the effect of emotional intelligence sub-dimensions on surface acting behavior was examined in the first stage. F sig. since the value of (p = 0.546) was above 0.05, it was concluded that none of the sub-dimensions of emotional intelligence were associated with surface acting, one of the emotional labor sub-dimensions. In the second stage, regression analysis was performed regarding the sub-dimensions of the emotional intelligence scale and the deep acting dimension of the emotional labor scale. F sig. since it has a value (p = 0.001), it was concluded that at least one of the sub-dimensions of emotional intelligence affects deep acting. It was concluded that the dimension of "evaluating the emotions of others", which is one of the sub-dimensions of emotional intelligence, had a statistically significant effect (p = 0.017) on deep acting, and the other dimensions had no effect. In the third stage, the regression analysis of the sub-dimensions of the emotional intelligence scale and the natural emotions dimension of the emotional labor scale was performed. Since its value (p = 0.000), it was concluded that at least one of the sub-dimensions of emotional intelligence affected natural emotions. It was concluded that the "use of emotions" dimension, one of the sub-dimensions of emotional intelligence, had a statistically significant effect (p = 0.015) on natural emotions, whereas the other dimensions had no effect. Key Words: Emotional Intelligence, Emotional Labor, Helping Health Personne

    Beş faktör kişilik özelliklerinin sübjektif kariyer başarısı algısı üzerindeki etkisi: Lojistik şirketleri üzerine bir araştırma / The effect of five factor personality traits on the subjective perception of career success: A research on logistics companies

    No full text
    Araştırmanın ana amacı çalışanların kişilik özelliklerinin sübjektif kariyer başarısını nasıl etkilediğini ölçmeye çalışmaktır. Bu ana amaç altında çalışanların kişilik özellikleri ile cinsiyet, yaş, mezun olunan okul ile sübjektif kariyer başarısı arasında bir ilişki olup olmadığı, işin niteliği ile işin anlamlı olmasının çalışanların kişisel özelliklerinden etkilenip etkilenmediği incelenmiştir. Bu çalışmada bir lojistik şirketinde çalışmakta olan personellerin kişilik özelliklerinin (Beş Faktör Kişilik Modeli) belirlenmesi amaçlanmıştır. Beş Faktör Kişilik Modeli belirlendikten sonra kişilerin sübjektif kariyer başarısı arasında ilişki olup olmadığı analiz edilmiştir. Araştırmanın evrenini lojistik şirketinde çalışan personeller oluşturmaktadır. Çalışmanın sonucunda kişilik özellikleri ile sübjektif kariyer başarısı arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Kişilik özellikleri ile kişilerin sübjektif kariyer başarısı arasındaki ilişkiyi incelemektedir. İş dünyasındaki rekabetin yaygınlaşması günümüzde, kişilerin kariyer başarılarına ulaşmaları ve tatmin düzeylerini artırmaları önemlidir. Bu nedenle, kişilik, kariyer başarısı üzerindeki etkisi, çalışma alanında büyük bir ilgi odağı haline gelmiştir. Bu araştırmaya göre belirli kişilik özelliklerine göre kişilerin sübjektif kariyer başarısı ve kişilik özellikleri arasında anlamlı bir ilişki vardır. Özgüven, sorumluluk sahibi olma, işe bağlılık ve iletişim becerileri gibi kişilik özellikleri kariyer başarısı ile olumlu bir ilişki sergilediğini ortaya koymaktadır. Buna ek olarak, çalışanların kariyer başarısı cinsiyet, yaş ve kültürel faktörler gibi demografik değişkenler tarafından etkilenebileceğini göstermektedir. Örneğin, liderlik özellikleri gibi belirli kişilik özellikleri erkeklerde daha yüksek sübjektif kariyer başarısıyla sürdürürken, uyumluluk gibi diğer özelliklere göre daha yüksek başarıyla bağlantılı olabilir. Sonuç olarak kişilik özellikleri ile sübjektif kariyer başarısı arasındaki ilişkiyi derinlemesine incelemektedir. Elde edilen sonuçlara göre kariyerinde başarıya ulaşan kişinin kişilik özellikleri ile kişilik özelliklerinin önemli bir rol oynayabileceği vurgulanabilir. Bu çalışma işletme ve insan kaynakları alanı için kişileri işe alırken kişilik özelliklerini göz önünde bulundurmaları gerektiğini vurgulamaktadır.The primary objective of this research is to investigate the potential impact of employment characteristics, such as gender, age, and educational background, on subjective career success. The study aims to identify whether these employment characteristics influence personal aspirations and objectives of employees. The research focuses on the personality profiles of individuals employed in a logistics company, utilizing the Five-Factor Personality Model. The research sample comprises personnel working within the logistics company. Significant associations were discovered between the realistic personality traits under investigation and subjective career success. The study examines the relationship between personality traits and subjective career success. In the current competitive business landscape, achieving career success and increasing satisfaction levels have become paramount for individuals. Consequently, personality has garnered substantial attention within the field of study, given its influence on career success. Based on this research, certain personality traits exhibit correlations with subjective career success, depending on specific characteristics. Noteworthy traits, such as self-confidence, accountability, self-sacrifice, and adaptability, demonstrate positive relationships with career success. Additionally, demographic variables including gender, age, and cultural factors can affect employment career success. For instance, leadership-oriented traits may be associated with higher subjective career success among males, while other characteristics, such as agreeableness, may lead to greater accomplishments. Consequently, the research provides a comprehensive examination of the intricate relationship between personality traits and subjective career success. The findings emphasize the crucial role played by an individual's personality traits and structure in their career achievements. The study underscores the importance of considering personality traits when recruiting individuals for positions in the fields of business and human resources

    Arama kurtarma biriminde çalışan personellerin iş güvenliği algısının incelenmesi / Examination of the occupational safety perception of the personnel working in the search and rescue unit

    No full text
    Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) gereği tüm yerel yönetimler Arama kurtarma ve İtfaiye birimi kurmakla yükümlüdür. İstanbul ve Ankara illeri başta olmak üzere tüm yerel yönetimler TAMP planına destek vererek acil durumlarda yapılması gerektiğini planlamışlardır. Arama kurtarma faaliyetlerinin yürütüldüğü ekiplerdeki çalışanların birinci önceliği kendilerinin güvende olmasıdır. Bu sebeple arama kurtarma faaliyetlerinde iş güvenliği en önemli konu olduğu düşünülmektedir. Arama kurtarma birimi çalışanlarının iş güvenliği algısının incelenmesine yönelik çalışmaların yetersiz olduğu görülmektedir. Bu çalışmada, arama kurtarma birimlerinde çalışanların iş güvenliği algısı belirlenmektedir. Araştırmaya Erzincan ve Erzurum illerinde Arama Kurtarma Birimlerinde çalışan personeller (n=152) dahil edilmiştir. Arama kurtarma biriminde çalışan personelin sosyodemografik profili incelendikten sonra İş Güvenliği Ölçeğine yönelik betimsel analiz sonuçları incelenmiştir. Kişisel bilgilerine göre değişkenlerin grup puanlarının farklılaşma durumu incelenirken normal dağılım varsayımını sağlayan değişkenlerin iki grup karşılaştırmalarında "bağımsız örneklem t testi" üç ve üzeri grup karşılaştırmalarında "ANOVA" kullanılmıştır.Arama kurtarma biriminde çalışan personelin cinsiyetine, iş kazası deneyimine, gelir durumlarına, eğitim durumuna, meslek ünvanına, meslek kıdemine göre iş güvenliği istatistiki olarak anlamlı düzeyde farklılaşmamaktadır (p>.05). Arama kurtarma biriminde çalışan personelin yaşına ve iş kazası eğitimi alma durumuna göre iş güvenliği, istatistiki olarak anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır (p<,05). Çalışmanın önerileri şu şekildedir. Arama kurtarma birimine özel eğitimler sunulmalıdır. Bu, istihdam öncesi İSG eğitimini ve işverenlerin eğitimini içerecektir. Bu endüstrilerde devam eden işveren seminerleri vermek üzere görevlendirilmiş bir İSG uzmanı olmalıdır. Eğitimli işverenler, çalışanlarının periyodik eğitimlerini yürütmek için uzman kişiler görevlendirmelidir. Her kurum yerinde risk analizi yapmalı ve İSG kural ve yönetmeliklerini uygulayarak çalışma koşullarını iyileştirmeye çalışmalıdır. Eğitimin her kademesinde iş güvenliği eğitimleri verilmeli ve müfredatta belirli bir standart sağlanmalıdır. İş sağlığı ve güvenliği eğitim programları sadece meslek liseleri ile sınırlı kalmamalı, tüm liselerde yer almalıdır. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, İş Güvenliği Algısı, Arama Kurtarma Birimi, Arama Kurtarma Birimi Personeli.In accordance with the Turkey Disaster Response Plan (TDRP), all local governments are obliged to establish Search and Rescue and Fire Brigade units. All local governments, especially in the provinces of Istanbul and Ankara, supported the TDRP plan and planned that it should be done in case of emergency. The first priority of the employees in the teams where search and rescue activities are carried out is to be safe. For this reason, occupational safety has been determined as the most important issue in search and rescue activities. It is seen that there are insufficient studies to examine the occupational safety perception of search and rescue unit employees. In this study, the perception of occupational safety of employees in search and rescue units is determined.Personnel working in Search and Rescue Units in Erzincan and Erzurum provinces (n=152) were included in the study. After examining the socio-demographic profile of the personnel working in the search and rescue unit, the descriptive analysis results for the Occupational Safety Scale were examined. While examining the differentiation status of the group scores of the variables according to their personal information, the "independent sample t test" was used in the comparisons of the variables that provided the normal distribution assumption, and "ANOVA" was used in the comparisons of three or more groups. Occupational safety does not differ statistically significantly according to the gender, work accident experience, income status, education level, professional title, and professional seniority of the personnel working in the search and rescue unit (p>.05). Occupational safety differs statistically significantly according to the age of the personnel working in the search and rescue unit and the status of receiving occupational accident training (p<.05). The recommendations of the study are as follows. Special training should be offered to the search and rescue unit. This will include pre-employment OSH training and employers' training. There should be an OSH specialist assigned to deliver ongoing employer seminars in these industries. Trained employers should appoint specialists to conduct periodic training of their employees. Every institution should conduct an on-site risk analysis and try to improve working conditions by applying OHS rules and regulations. Occupational safety training should be given at all levels of education and a certain standard should be provided in the curriculum. Occupational health and safety training programs should not be limited to vocational high schools, but should be included in all high schools. Keywords: Occupational Health and Safety, Occupational Safety Perception, Exploratory Factor Analysis, Confirmatory Factor Analysis

    İş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinde sanal gerçeklik uygulamaları kullanılarak çalışanlarda farkındalık oluşumunun incelenmesi: Liman sektörü çalışması / Investigation of employee awareness by using virtual reality applications in occupational health and safety training: Port sector

    No full text
    Bu çalışma, iş sağlığı ve güvenliği eğitiminde sanal gerçeklik (VR) teknolojisinin etkinliğini araştırmaktadır. Araştırmanın temel amacı, VR eğitiminin iş sağlığı ve güvenliği bilgi düzeyini artırma ve motivasyonu yükseltme potansiyelini değerlendirmektir. Araştırma, yangın güvenliği konusunda yapılan bir deney üzerine odaklanmıştır. Bu araştırmada, deneysel bir yöntem kullanarak veri toplanmıştır. Katılımcılar rastgele iki gruba ayrılmış ve bir grup VR tabanlı eğitim alırken diğer grup geleneksel sunum tabanlı eğitim almıştır. Her iki grup da iş sağlığı ve güvenliği bilgi düzeyini ölçmek için öncesi-sonrası testlerden geçirilmiştir. Ayrıca katılımcıların motivasyon seviyeleri de ölçülmüştür. Araştırmanın bulguları, VR eğitimi alan katılımcıların yangın güvenliği konusundaki bilgi düzeylerinin ve motivasyon seviyelerinin, geleneksel sunum tabanlı eğitim alan katılımcılara göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. VR eğitimi, katılımcılara gerçekçi bir simülasyon deneyimi sunarak, işyeri tehlikeleriyle etkileşimde bulunma ve riskleri anlama fırsatı sağlamaktadır. Bu da bilginin daha etkili bir şekilde öğrenilmesine ve katılımcıların motivasyonunun artmasına yardımcı olmaktadır. Sonuç olarak, bu çalışma VR eğitiminin iş sağlığı ve güvenliği eğitiminde etkili bir araç olduğunu göstermektedir. VR eğitimi, bilgi düzeyini artırma ve motivasyonu yükseltme potansiyeliyle katılımcılara gerçekçi bir deneyim sunmaktadır. Ancak, daha fazla araştırma yapılması ve diğer iş sağlığı ve güvenliği konularında da VR'ın etkinliğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın bulguları, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi alanında uygulama ve politika geliştirme açısından önemli bir katkı sağlamaktadır.The present study investigates the effectiveness of virtual reality (VR) technology in occupational health and safety training. The main objective is to evaluate the potential of VR training in enhancing knowledge levels and increasing motivation in the field of occupational health and safety. The research focuses on a fire safety experiment. An experimental approach is employed in this research to collect data. Participants are randomly assigned to two groups, with one group receiving VR-based training and the other group receiving traditional presentation-based training. Both groups undergo pre-test and post-test assessments to measure their levels of occupational health and safety knowledge. Additionally, their motivation levels are also measured. The findings of the study indicate that participants who received VR training exhibit higher levels of knowledge and motivation in fire safety compared to those who received traditional presentation-based training. VR training provides participants with a realistic simulation experience, allowing them to interact with workplace hazards and understand risks. This facilitates more effective learning and increased motivation among participants. conclusion, this study demonstrates that VR training is an effective tool in occupational health and safety education. By providing a realistic experience, VR enhances knowledge levels and motivation among participants. However, further research is necessary to explore the effectiveness of VR in different occupational health and safety domains. The findings of this study contribute to the implementation and policy development in the field of occupational health and safety training

    0

    full texts

    235

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Avrasya Üniversitesi AXSIS - Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇