OpenAccess@KU (Kastamonu University)
Not a member yet
    29229 research outputs found

    Türkiye’de Para İkamesi ve Belirleyicileri (2006-2024)

    No full text
    Para ikamesi, genellikle parasal ve mali ekonomik göstergelerdeki bozulmalar nedeniyle yabancı para biriminin yerli para birimi rolünü üstlenmesi durumunda görülmektedir. Yaygın olarak ABD doları ekonomilerde rezerv para olarak tercih edildiğinden dolayı dolarizasyon olarak da adlandırılabilmektedir. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde yüksek oranlarda seyrettiği ve kronik bir sorun haline geldiği için araştırılması, halka ve ekonomiye etkileri nedeniyle büyük bir önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de 2006-2024 dönemi arasında para ikamesi olgusu ve para ikamesinin belirleyicilerini ARDL yöntemi ile analiz etmektir. Bu bağlamda para arzı, döviz kuru, enflasyon, faiz oranları gibi parasal göstergelerin dolarizasyon üzerindeki rolü ortaya konmuştur. Ekonometrik analiz sonuçlarından elde edilen verilerden yola çıkıldığında dört temel bulgu saptanmıştır: i) uzun dönemde sırasıyla enflasyon, para arzı ve döviz kuru dolarizasyonu en çok etkileyen değişkenlerdir. ii) kısa dönemde enflasyonun etkisi yüksektir. iii) kur önlemlerinin uzun vadede dolarizasyonu azaltmaya yönelik sınırlı bir etkisi bulunmaktadır. iv) uzun dönemde dolarizasyon oranı kendi içinde dengeleyici bir mekanizma kuracaktır. Türkiye’de para ikamesinin kontrol altına alınabilmesi için kurumsal ve yapısal dönüşümlerin sağlanmasıyla birlikte parasal ve mali reformların düzenlenmesi önem arz etmektedir. Özellikle sıkılaştırıcı parasal tedbirler dolarizasyonun ortadan kaldırılmasında kısa vadede etkili olacağı değerlendirilmektedir.https://doi.org/10.62425/dssh.167465

    Hemşirelik Öğrencilerinde Premenstrüel Sendroma Özgü Yaşam Kalitesinin Belirlenmesi

    No full text
    Amaç: Bu çalışmanın amacı, hemşirelik bölümünde öğrenim gören kadın öğrencilerin premenstrüel sendroma özgü yaşam kalitesini belirlemek ve yaşam kalitesini etkileyen faktörleri incelemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırma, iki devlet üniversitesinin Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü'nde öğrenim gören kadın öğrencilerle yürütülen tanımlayıcı bir kesitsel araştırmadır. Araştırmada, "Tanımlayıcı Özellikler Formu" ve "Premenstrüel Sendroma Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği" kullanılarak veriler toplanmıştır. Verilerin analizi SPSS programında yapılmış ve korelasyon analizi, varyans analizi ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan 556 öğrencinin premenstrüel sendroma özgü yaşam kalitesi puan ortalaması 54,57±15,46 olarak bulunmuştur. Gelir düzeyi, düzenli beslenme alışkanlığı, menarş yaşı ve premenstrüel dönemde yaşanan ruhsal rahatsızlıkların, öğrencilerin premenstrüel yaşam kalitesi üzerinde anlamlı etkisi olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Ancak, öğrencilerin yaşı, beden kitle indeksi, sınıf düzeyi, medeni durumu ve diğer faktörlerin yaşam kalitesi üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Sonuç: Hemşirelik öğrencilerinin premenstrüel sendroma özgü yaşam kaliteleri çeşitli faktörlerden etkilenmektedir. Araştırma bulgularına göre, gelir düzeyi, menarş yaşı ve premenstrüel dönemde yaşanan ruhsal rahatsızlıkların yaşam kalitesini anlamlı bir şekilde etkilediği bulunmuştur. Düzenli beslenme alışkanlığının ise premenstrüel yaşam kalitesi üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı saptanmıştır. Bu bulgular, premenstrüel sendromun etkilerinin kişisel ve sosyo-ekonomik faktörlere bağlı olarak değişebileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik öğrencileri, kadın, premenstrüel sendrom, yaşam kalitesi.https://doi.org/10.61399/ikcusbfd.167728

    İlkokul Öğrencilerinin Yazma Becerilerinin İncelenmesi

    No full text
    İlkokul dönemi, öğrenme temellerinin atıldığı kritik bir süreçtir. Bu dönemde yazma becerisi, yalnızca bir iletişim aracı olmakla kalmayıp aynı zamanda zihinsel gelişimi destekleyen önemli bir eğitim bileşeni olarak öne çıkar. Bu bağlamda araştırmanın amacı, ilkokul öğrencilerinin farklı yazma etkinlikleri ile yazma becerilerini incelemektir. Araştırma, nicel yöntemlerden betimsel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Kastamonu ilindeki devlet okullarına devam eden 364 üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak kişisel bilgi formu, serbest hikâye yazma, hikâye tamamlama, görselden hikâye yazma ve hikâye haritası ile hikâye yazma etkinlikleri kullanılmıştır. Toplanan veriler, hikâye yazma değerlendirme rubriği ile değerlendirilmiş ve SPSS 22 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, öğrencilerin yazma becerilerinin genel olarak orta seviyede olduğunu göstermektedir. En yüksek puan serbest hikâye yazma etkinliklerinden alınırken, en düşük puan görselden hikâye yazma etkinliklerinde elde edilmiştir. Ayrıca, kız öğrencilerin erkek öğrencilere kıyasla yazma becerisinde daha yüksek puan aldığı belirlenmiştir. Bunun yanında, sınıf seviyesi arttıkça öğrencilerin yazma beceri puanlarının da yükseldiği bir diğer önemli bulgu olarak görülmektedir. Elde edilen bulgular ile öğrencilerle yapılacak olan yazma etkinlikeri seçiminde öğretmenlere katkı sağlayacağı düşünülmektedir.https://doi.org/10.71084/ijlet.1612335https://dergipark.org.tr/tr/pub/ijlet/issue/93023/161233

    An analysis of forced vibration by an inclined dynamic load of a bilayered plate with a two-axially preloaded case

    No full text
    Presented herein is a novel approach to apply the finite element method (FEM) to the forced vibration analysis of a two-axially preloaded plate with two constituent materials standing on a rigid foundation under a time-variable angled force based on a piecewise homogeneous body model. The article is pioneering the application of the FEM to analyze the mentioned problem, marking a significant advancement in the understanding of multilayered composite structures in engineering dynamics. First, the geometry of the problem and the physical considerations are explained in detail. Next, a mathematical solution process is developed in the context of the theory of linearized waves in elastic solids under a preloaded state according to the variational calculus. The solution algorithm is validated by presenting an error analysis thanks to norm functions and the convergence analysis compared to the available studies. Next, a thorough numerical discussion is performed to highlight how various factors involving the initial deformation state, the angles of inclined force, and the resonance frequency, together with the thickness ratio and the frequency response of the system, affect its forced vibration behaviors. Numerical results demonstrate that while increasing the vertical length of the body exceeds the resonance frequency of the system, increasing the horizontal lengths promotes that mode. Also, it is shown that when the Young modulus of the lower layer is bigger than that of the upper layer, the stability of the system increases.https://doi.org/10.1177/1464419325136245

    Monitoring the operational changes in surface reflectances after logging, based on popular indices over Sentinel-2, Landsat-8, and ASTER imageries

    No full text
    Revealing the status of forests is important for sustainable forest management. The basis of the concept lies in meeting the needs of future generations and today's generations in the management of forests. The use of remote-sensing (RS) technologies and geographic information systems (GIS) techniques in revealing the current forest structure and in long-term planning of forest areas with multipurpose planning techniques is increasing day by day. Significant technological advances are in allowing programmers to modernize how they manage data. Sentinel-2, which is a relatively new addition to Earth observing satellites, is a new-generation satellite that has enabled classification and monitoring of land cover change with high precision at ease. Visible R, G, B, and near-infrared (NIR) bands have offered exceptional 10-m spatial reasolution, making them suitable for vegetation monitoring along with the additional 20-m bands to spare especially in chlorophyll content analyses. On the contrary, Landsat-8 and ASTER which have been longer lasting in Earth observation were rougher results especially in forestry studies. In this study, Landsat-8 and ASTER satellite images were compared against the Sentinel-2 images as a reference in conjunction with GIS techniques to monitor and assess the impact of various logging procedures, including selective logging and regeneration silviculture. The investigation employed a range of plant vegetation indices, including NDVI, GNDVI, and SAVI, to evaluate the efficacy of image resolution in detecting forest cover changes in the Kastamonu region, where the timber production is the hightest in Turkey. For selective and regeneration activities, satellite images were taken pre-harvesting and immediately post-harvesting, and index maps were produced. NDVI, GNDVI, and SAVI indices were the most accurate indicators of green vegetation change in the Sentinel-2A imagery. Similarly, for the Landsat-8 imagery, the SAVI, NDVI, and GNDVI indices were found to be satisfactory indicators. As for ASTER imagery, the success sequance was like SAVI, GNDVI, and NDVI. Based on the findings of this study, it has been noted that the ASTER imagery closeness to Sentinel-2A was more remarkable in detecting changes in green vegetation in forested areas. The data derived from ASTER imageries demonstrated superior efficacy compared to Landsat-8 in generating forest cover maps, owing to their proximity to those produced by Sentinel-2. The findings also indicated that ASTER imagery, with suitable spatial and spectral resolution, could still be utilized as efficienly as Landsats to generate forest cover density maps and monitor long-term forest conservation practices, particularly in professionally managed forests. Thus, this methodology demonstrated the capacity for efficient worldwide forest management.https://doi.org/10.1007/s10661-024-13526-whttps://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/3974552

    Antibiofilm effects of Fomes fomentarius (L.) Fr. extracts on some microorganisms

    No full text
    Biofilms, structured microbial communities, are a significant focus of research due to their nature as they provide protection against environmental stressors but also cause substantial medical and industrial problems. These communities, embedded in an extracellular matrix, are implicated in persistent infections, corrosion in infrastructure, and food spoilage, while also holding potential in beneficial applications like biofuel production and wastewater treatment. Consequently, there is growing interest in modulating biofilm formation, with natural products emerging as promising candidates. This study assessed the impact of Fomes fomentarius (L.) Fr. extracts on some microorganisms. The impact of ethanol (EtOH) and chloroform extracts on biofilm formation was evaluated using crystal violet staining, with SEM and AFM imaging used for confirmation. A comprehensive chemical analysis of the extracts was performed via gas chromatographymass spectrometry (GC/MS). The EtOH extract was found to contain compounds such as stearic acid and oleic acid, while the chloroform extract contained compounds like methyl stearate and octadecadienoic acid. The key finding was that the F. fomentariusEtOH extract significantly inhibited biofilm formation in S. aureus MRSA between 30.90-47.06%. The chloroform extract, however, showed no discernible effect on biofilm development. The effectiveness of the EtOH extract was compared using Halamid® as a positive control. Inhibition was observed for the S. aureus MRSA strain, as 54.21% with 125 μg/mL of the Halamid® concentration. This suggests that F. fomentarius extracts may offer a natural source of compounds with the potential to control and manage biofilm formation.https://doi.org/10.53447/communc.1667669https://dergipark.org.tr/tr/pub/communc/issue/92537/166766

    Orta Çağ’da Akdeniz Havzası’nda Müslüman Devletlerin Kullandığı Çok Amaçlı Bir Gemi: Müsettah

    No full text
    Üç tarafı denizlerle çevrili olan Arap Yarımadası, sakinleri olan Araplara denizcilik noktasında büyük imkânlar sunmuştur. Bu sebeple Arap Yarımadası’nda denizciliğin milattan çok öncelere dayandığı bilinmektedir. Kaynaklar bu konuda Maîn Devleti, Sebe Devleti ve Himyer Devleti’nin askerî ve ticarî faaliyetleri hakkında bilgi sunmaktadır. Ancak Arap Yarımadası’nın batısında bulunan Kızıldeniz’in doğu sahillerindeki kayalıklar ve denizin sığ oluşu özellikle Hicaz bölgesindeki Arapların denizlerden uzak durmalarına neden olmuştur. Bu sebeple İran fetihleri esnasında Bahreyn valisi Ala b. Hadramî (öl. 21/642), Halife Ömer’in (13-23/634-644) kendisine izin vermeyeceğini düşünerek kendi inisiyatifiyle Sâsânî Devleti üzerine ikinci bir cephe açmıştır. Onun bu davranışı Müslümanlara zor anlar yaşatmıştır. Alkame b. Mücezziz’in (öl. 20/641) yirmi gemiden oluşan filosunun bir fırtına sonucu tamamen batması, Müslümanların denizden uzak kalmaları konusundaki tavırlarını haklı çıkarmıştır. Halife Ömer bu sebeple Muâviye b. Ebû Süfyân’a (41-60/661-680) Kıbrıs seferi için izin vermemiştir. Hz. Peygamber’in vefatından sonra başlayan ve Hz. Ömer zamanında hız kazanan İslâm fetih hareketleri neticesinde Suriye ve Mısır gibi denizcilikleriyle ön plana çıkmış milletler İslâm coğrafyası içerisinde kalmıştır. Bu tarihten sonra buralarda yaşayan denizciler zanaatlarını Müslümanlar adına gerçekleştirmişlerdir. Denizcilikte bilgi ve deneyime sahip olan özellikle Mısır ve Suriye halkı, Müslümanların bu alanda bilgi ve deneyimlerinin gelişmesine katkı sunmuştur. Araplar zaman geçtikçe denizcilik bilgisine, kültürüne ve gemi yapımına alışmış, inşa ettikleri bu gemilerin şekil ve büyüklüklerine göre isimler vermiştir. Orta Çağ’da Akdeniz’de kullanılan savaş gemilerinden biri olan “Müsettah” isimli gemi hakkında bilgi vermeyi amaçlayan bu araştırmanın kapsamı sadece Akdeniz ile sınırlı tutulmuştur. Zaman ve alan ile ilgili sınırlandırma araştırmayı bir yandan kısıtlarken diğer bir yandan önemini artırmıştır. Araştırmalar, denizciliği zamanın ihtiyaçlarına göre sonradan öğrenen Müslümanların bu konuda muasırlarının tecrübesinden yararlanmakla beraber teknolojik anlamda onları çok geride bıraktığını göstermektedir. Bu araştırma, İslâm’ın ilk döneminde İstanbul fetihlerinde de kullanıldığı bildirilen ve Akdeniz Havzası’nda büyük öneme sahip olan, fakat hakkında düzenli, yeterli bilgi bulunmayan müsettah isimli gemi hakkındaki bilgileri içermesi ve denizcilik faaliyetlerinin bölgedeki devletlerin güç dengelerine nasıl etki ettiğini ortaya koyması bakımından önem arz etmektedir. Araştırmanın problemi, birinci derecede İslâm tarihi kaynaklarının genel olarak siyasî ve askerî ilişkilerde karasal boyutta cereyan eden olaylara odaklanmasıdır. Bu durum, denizlerde gerçekleşen savaşlara ve askerî harekâtlara olan ilginin azalmasına neden olmuş, dolayısıyla bu konulara dair bilgiler oldukça sınırlı kalmıştır. Nitekim kaynakların büyük çoğunluğunda, denizcilik faaliyeti kabul edilen askerî operasyonlar, bu operasyonlarda kullanılan gemi çeşitleri ve deniz savaşlarında kullanılan silahlar hakkında yok denecek kadar az bilgi bulunmaktadır. Bunun sonucunda, Orta Çağ’da Akdeniz Havzası’nda İslâm devletleri tarafından kullanılan gemilerin boyutları, gemilerin inşa teknikleri ve savaşlardaki fonksiyonları hakkında yeterli ve detaylı bilgilere rastlamak mümkün olmamaktadır. Bu sebeple İslâm denizcilik tarihi üzerine araştırmalar yapan akademisyenlerin, ilk dönem kaynaklarına yeterince başvurmadıkları düşünülerek bu kaynakları ihmal ettikleri yönünde bir algı oluşmaktadır. Hicaz kültüründe denizcilik faaliyetlerinin zayıf olması, bu durumun bir yansımasıdır. Bu nedenle, Orta Çağ denizcilik tarihini araştırırken genellikle sonraki dönemlerde yazılmış kaynaklara başvurulmuştur. Araştırma ile Orta Çağ’da Akdeniz Havzası’ndaki askerî faaliyetler incelenerek bölge üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Bu araştırma, Orta Çağ’da Akdeniz Havzası’na ve sadece müsettah isimli gemiye odaklanmış olup, yöntem olarak döneme ait elde edilen tüm veriler derlenmiş ve incelenmiştir. Çalışmada birincil kaynaklarda yeterli bilgi olmaması nedeniyle ikincil kaynaklar temel alınmış, bu sebeple karşılaştırmalı bir analiz yapılmaksızın mevcut veriler yorumlanarak değerlendirilmiştir.https://doi.org/10.51702/esoguifd.167961

    Exploring in vitro efficacy of rCHAPk with antibiotic combinations, and promising findings of its therapeutic potential for clinical-originated MRSA wound infection

    No full text
    The increasing threat of antimicrobial-resistant bacteria, particularly Staphylococcus aureus, which rapidly develops multidrug resistance and commonly colonizes wound surfaces, demands innovative strategies. Phage-encoded endolysins offer a dual-purpose approach as topical therapies for infectious skin wounds and synergistic agents to reduce high-dose antibiotic dependence. This study explores recombinant CHAPk (rCHAPk), efficiently synthesized within 3 h, displaying broad-spectrum antibacterial activity against 10 Gram-positive strains, including resistant variants, with rapid bactericidal kinetics. Application of 10 μg of rCHAPk reduced OD600 by 0.4 within 5 min against a clinical methicillin-resistant S. aureus (MRSA) strain. Combining rCHAPk (1.875 μg/mL) with oxacillin/vancomycin lowered their minimum bactericidal concentrations to 1 μg/mL from initial values over 64 μg/mL and 32 μg/mL, respectively, with a fractional inhibitory concentration index below 0.1. rCHAPk retained efficacy after one year of refrigerated storage. In in vivo experiments, rCHAPk outperformed commercial fucidin therapy in MRSA-induced murine wound models over two weeks, enhancing wound healing by modulating pro-inflammatory cytokine responses and the proliferative phase. This study, for the first time, investigates rCHAPk's in vitro combination with antibiotics and wound healing parameters, highlighting its potential as a potent antibacterial agent synergizing with antibiotics to address antibiotic-resistant bacterial wound infections.https://doi.org/10.1016/j.ijbiomac.2025.139630https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/39788229https://avesis.yildiz.edu.tr/publication/details/68205c8a-0dea-438d-92b8-593df2abb67e/oaihttps://avesis.atauni.edu.tr/publication/details/68205c8a-0dea-438d-92b8-593df2abb67e/oaihttps://hdl.handle.net/1822/9465

    Hemşirelik Öğrencilerinin Etik Duyarlılık ile Bakım Davranışları Arasındaki İlişki

    No full text
    Giriş: Hemşireler bakım davranışlarını yerine getirirken sahip oldukları etik duyarlılıkları oldukça önemli- dir. Amaç: Bu araştırma, hemşirelik öğrencilerinin etik duyarlılık ile bakım davranışları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipteki bu araştırmanın evrenini 2020-2021 eğitim öğretim yılın- da hemşirelik bölümünde okuyan öğrenciler, örneklemini ise Kartopu tekniği ile ulaşılan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 372 öğrenci oluşturmuştur. Veriler, “Tanıtıcı Özellikler Formu”, “Hemşirelik Öğren- cileri İçin Uyarlanmış Etik Duyarlılık Ölçeği” ve “Bakım Davranışları Ölçeği” kullanılarak Google Form ile toplanmıştır. Veri toplama formlarından elde edilen veriler ortalama, standart sapma, t testi ve spearman korelasyon analizleri ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Öğrencilerin %64.2’sinin klinik uygulamalarda etik sorunlarla karşılaştığını ve %93.5’inin de bakım vermenin hemşirenin birincil görevi olduğunu belirtmişlerdir. Etik duyarlılık ölçeği toplam puan ortalamasının 148.51±16.92 ve bakım ölçeği toplam puan ortalamasının 155.86±21.18 olduğu görülmüştür. Etik duyarlılık ölçeği toplam puan ortalamaları ile Bakım Davranışları Ölçeği toplam puan ortalamaları arasında pozitif yönlü zayıf bir ilişki olduğu saptanmıştır (r=.35, p=.001). Sonuç: Araştırmanın sonucunda hemşirelik öğrencilerinin etik duyarlılık düzeyleri ve bakım davranışları algılarının ortalama puanın üzerinde olduğu saptanmıştır. Etik duyarlılık arttıkça bakım davranışları algıla- rının arttığı belirlenmiştir.https://doi.org/10.46483/jnef.174328

    1,465

    full texts

    29,229

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    OpenAccess@KU (Kastamonu University)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇